ANASAYFA Forum AKTUEL OLAYLAR VE YANSIMALAR HRANT DINK OLAYI VE YANSIMALARI Kanın sesi ancak adaletle susar

  • Bu konu 3 izleyen ve 88 yanıt içeriyor.
15 yazı görüntüleniyor - 46 ile 60 arası (toplam 89)
  • Yazar
    Yazılar
  • #28563
    Anonim
    Pasif

    Hepimiz Hrant Dink’iz

    1078169SmallPicture.jpg

    Bundan tam bir yıl önce, 19 Ocak 2007`de Agos gazetesinin önünde uğradığı silahlı saldırı sonucu hayatını kaybeden gazeteci Hrant Dink`in hatırasına bir saygı duruşu: Hepimiz Hrant Dink`iz.

    Uluslararası Hrant Dink Vakfı tarafından hazırlanan ve Agos Yayıncılık tarafından yayımlanan albüm, gazete önündeki ilk saatlerden, kabristana kadar geçen sürede, yüzlerce foto muhabirinin çektiği binlerce kare fotoğraftan derlenmiş.

    Ali Öz, Ahmet Şık, Müjgan Arpad, Tolga Sezgin, Tuba Özden`in de aralarında bulunduğu on dokuz fotoğrafçı tarafından çekilmiş 135 kare yer alıyor albümde.

    Yazar : Kolektif

    Yayınevi : Agos Yayıncılık

    http://www.ilknokta.com/V2/Pg/MetaDetail/Number/42641.htm

    #28564
    Anonim
    Pasif

    Hrant Dink Cinayeti Kronolojisi

    Hrant Dink’in öldürüldüğü 19 Ocak 2007’den bugüne neler oldu? Dava süreci nasıl işliyor? Bir yılın kronolojisi…

    Express – İstanbul

    19 Ocak Hrant Dink, Şişli Halaskârgazi Caddesi’ndeki Agos Gazetesi’nin önünde, saat 15.00 sularında uğradığı silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetti. Başına ve boynuna üç kurşun isabet eden Dink’in cesedinin yakınında üç adet boş kovan bulundu. Görgü tanıkları, cinayeti işleyen kişinin 1819 yaşlarında ve beyaz bereli olduğunu bildirdi.

    20 Ocak Zanlının kimliğinin aynı gün akşam saatlerinde polisçe belirlendiği ve zanlı O.S.’nin yapılan takip sonucu Samsun Otogarı’nda yakalandığı açıklandı. İstanbul Valisi Muammer Güler, katil zanlısının üzerinde cinayet silahı ve cinayetin simgesi haline gelen beyaz berenin bulunduğunu da açıkladı. O.S.’nin üstünden bir de Türk Bayrağı çıkmıştı. Sabaha karşı ise özel bir uçakla cinayeti işlediği İstanbul’a gönderildi.

    21 Ocak Katil zanlısı O.S.’nin, Samsun’da yakalandıktan sonra jandarma karakolunda verdiği ilk ifadede “Cinayeti tek başıma işledim. Dink’in internetteki yazılarını okudum, kanıma dokunuyordu, öldürmeye karar verdim, İstanbul’a gidip yaptım” dediği öğrenildi. İstanbul’da verdiği ifadede ise “suikast öncesi Trabzon’da yaylada atış talimi yaptıklarını, 10 genç arasında silahı iyi tutup hızlı koştuğu için kendisinin seçildiğini” anlattı. İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah, cinayetin herhangi bir siyasî boyutu ve örgüt bağlantısının bulunmadığını, suikastın milliyetçi duygularla düzenlendiğini açıkladı.

    22 Ocak İstanbul Valisi Muammer Güler, Cerrah’ın “örgüt bağlantısı yok” açıklamasını düzeltti. İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu, “tesellimiz zanlının arkasındaki güçlerin önemli bir bölümünün yakalanmış olmasıdır” dedi. Veli Küçük ile Danıştay cinayetinin tetikçisi Alparslan Aslan’ın İsveç’te birlikte çekilmiş fotoğrafı basına sızdı.

    23 Ocak Hrant Dink’in son yolculuğuna 100 binden fazla insan eşlik etti. Katil zanlısı O.S. sekiz sayfalık ifadesini “öldürdüğüm için çok pişmanım” sözüyle bitirdi. Azmettirici ağabey Yasin Hayal’den sonra, ona talimat veren Erhan Tuncel de gözaltına alındı. KTÜ öğrencisi olan Tuncel’in, BBP lideri Muhsin Yazıcıoğlu’nun Trabzon gezilerinde görev aldığı ileri sürüldü. Trabzon’da düzenlenen bir basın toplantısında çekilen fotoğrafta Tuncel, Yazıcıoğlu’nun arkasında görünüyordu. Yazıcıoğlu, “BBP üyesi olduğunu sanmıyorum, ama ocağa, gençlerin arasına gelmiş gitmiş olabilir. Her fotoğraftan bir suçlu mu ihdas edeceğiz” dedi.

    Yasin Hayal’in, cinayetten önce Trabzon’da yaşayan emekli bir albayla sık sık bir araya geldiği iddia edildi. Yasin Hayal’in, “ulusalcı” görüşleriyle tanınan ve Trabzon’da etkili bir cemaatle de ilişkisi olan emekli albay H.M.B.’nin görüşlerinden etkilenerek Dink cinayetini planlamış olabileceği ileri sürüldü.

    24 Ocak Emniyetteki sorgusunun ardından Beşiktaş Adliyesi’ne çıkarılan Yasin Hayal, gazetecilere “Orhan Pamuk akıllı olsun akıllı” diye seslendi. Adliyede azmettirici Hayal ile katil zanlısı O.S. ilk kez yüzyüze geldi. O.S.’nin Hayal’e, “Onu niye bana öldürttün” dediği öğrenildi. Ayrıca O.S., “Yasin Hayal öldür dedi öldürdüm” diye ifade verdi.

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Aykut Cengiz Engin, adliyeye sevk edilen O.S. ile Yasin Hayal’in de aralarında bulunduğu 5 kişinin tutuklandığını belirterek, “Şüphelilere isnat edilen suçların vasıf ve mahiyetinden de anlaşılacağı üzere, sanıkların cürüm işlemek için silahlı bir teşekkül oluşturdukları sonucu çıkmaktadır” dedi.

    Ankara Barosu Başkanlığı, İçişleri Bakanlığı’na başvurarak, Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’in son yazısında söz ettiği ve “kendisini yazıları nedeniyle uyardığını” öne sürdüğü İstanbul Vali Yardımcısı ile yanındaki 2 kişi hakkında disiplin ve ceza soruşturması başlatılmasını istedi.

    Trabzon Valisi Hüseyin Yavuz, “Amatörce işlenmiş bir cinayet. İdeolojik örgüt yok. İsmini bildiğimiz kişi tarafından kullanılmış ve örgütlendirilmiştir. Teşvik edilmiştir” dedi.

    25 Ocak Sinop’ta yayınlanan Haber 57 gazetesinde köşe yazarı Mete Çağdaş, Dink’in cenaze törenindeki “Hepimiz Ermeniyiz” sloganının TCK’nın 301. maddesine aykırı olduğunu belirterek, cenaze tertip komitesi ve katılımcılardan davacı oldu. TBMM duvarında bomba süsü verilmiş bir pakette bulunan TİT (Türkçü İntikam Tugayı) imzalı notta, “Hepimiz Ermeniyiz” sloganı lânetlendi, “Ogün ve Yasin kardeşlerimiz serbest bırakılsın” denildi.

    26 Ocak İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talebi üzerine İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nce tutuklanan Hrant Dink’in katil zanlısı beş kişi, ilk aşamada terör örgütü kurmakla suçlanmadılar. Davanın da bu yönde açılması zanlılara önemli avantajlar sağladı. O.S. cezaevine giderken montunun astarına sakladığı iki SIM kartı ortaya çıktı.

    28 Ocak Trabzonspor taraftarları Kayserispor maçında, “Hepimiz Türküz, Hepimiz Trabzonluyuz, Hepimiz M. Kemal’iz” pankartları açarken aynı gün oynanan MalatyasporElazığspor maçında da benzer görüntüler vardı. Elazığsporluların, Hrant Dink’in Malatyalı olmasına atıfta bulunarak “Ermeni Malatya” yazılı pankart açması iki takımın taraftarları arasında çatışma çıkmasına neden oldu. Gelibolu’da feribot kaçıran bir grup, “Hepimiz yurtseveriz” diyerek, “Hepimiz Ermeniyiz” sloganını protesto etti. Samsun’da Protestan kilisesi lokaline taşlarla saldırıldı.

    30 Ocak Erhan Tuncel’in “polis muhbiri” olduğu ve saldırıyı planlama aşamasındayken emniyete bildirdiği iddiaları büyük yankı buldu. Trabzon Emniyet Müdürlüğü’nün, Dink’in öldürüleceği ihbarında bulunan “kilit isim” Tuncel’den aldığı bilgiyi cinayetten tam 11 ay önce İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne ilettiği öne sürüldü.

    Başbakan Erdoğan, “Derin devlet var, ta Osmanlı’dan, gelenekten gelir. Ama bunu minimize etmek gerekir. Derine inemiyoruz” dedi.

    31 Ocak Hrant Dink cinayetinin Erhan Tuncel tarafından 17 defa ihbar edildiği, ihbarın değerlendirilmeme sebebinin araştırılacağı açıklandı. TGRT, O.S.’nin yakalandıktan sonra Atatürk’ün sözünün yazılı olduğu Türk bayraklı poster önünde jandarma ve polislerle birlikte poz verdiği fotoğrafları yayınladı. Ona kahraman muamelesi yapıldığını belgeleyen fotoğrafların kimler tarafından çekildiğinin araştırılması için müfettiş görevlendirildi.

    2 Şubat O.S’nin “kahramanlık posteri”nin Samsun Emniyet Müdürlüğü’nde çekildiği anlaşıldı. 2006’da, Hrant Dink’e “Yılın Faşistleri” sıralamasında altıncılığı veren Türk Solu dergisi, suikastten rahatsız olmadığını ifade eden yazılarla piyasaya çıktı.

    Gökçe Fırat imzalı ve “Türkiye bir düşmanını kaybetti” başlıklı başyazıda, “Dink’in öldürülmüş olması onu bir basın şehidi ya da demokrasi şehidi yapmaz. Sonuçta o, yaşarken bu vatana karşı Ermeni tezlerini savunan bir Türk ve Türkiye düşmanıydı” denildi.

    4 Şubat “Polis muhbiri” Erhan Tuncel’in, Trabzon’daki McDonald’s saldırısının ardından mahkemeye polis zoruyla getirilmesinin istendiği duruşma tensip tutanağını Milliyet ele geçirdi. Tuncel, karara rağmen hiçbir celsede hâkim karşısına çıkarılmadı. Tuncel’i dinlemek isteyen mahkeme de sonraki duruşmalarda bir girişimde bulunmadı.

    6 Şubat Erhan Tuncel’in, Dink’in Yasin Hayal tarafından öldürüleceğini fiubat 2006’da polise bildirdiği, Trabzon Emniyet Müdürlüğü’nün de durumu Ankara’daki Emniyet Genel Müdürlüğü ile İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne rapor ettiği belirlendi. Suikast planının, Emniyet’ten yaklaşık 5 ay sonra, jandarma yetkililerine de ihbar edildiği ifade tutanaklarına geçti. Milliyet’in haberine göre, Hayal’in halasının eşi Coşkun İğci, terörle mücadele tarafından sorgulandı, 2004’ten itibaren jandarmaya muhbirlik yaptığını ve Hayal’in Dink’i öldürme planını Temmuz 2006’da jandarma istihbaratına bildirdiğini söyledi.

    7 Şubat Hayal yeni ifadesinde azmettiricinin Erhan Tuncel olduğunu ve planı MİT mensubu İlhan Güler ile beraber yaptığını söyledi. Mc Donald’s eylemini de Tuncel’in yaptığını ifadesine ekledi. Dink cinayetini soruşturma komisyonu, İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah’ın soruşturulması için içişleri bakanlığından izin aldı.

    8 Şubat O.S. ve Yasin Hayal’in oynadığı Pelitlispor futbol takımının sahası kapatıldı. Cerrah, yapılan ihbarlardan haberi olmadığını açıkladı. O.S.’ye “aslan kardeşim” diyen polis memurlarının yeni görüntüleri yayınlandı.

    9 Şubat Yasin Hayal’in 2004’te Trabzon’da gerçekleştirdiği bombalama olayından sonra İstanbul’da yakalandığı evle, Dink cinayetini işlemek için kullanmayı tasarladığı evin aynı olduğu, müfettişlerin bu konuda İstanbul Emniyeti’nin ciddi ihmalinin bulunduğunu saptadığı öne sürüldü. Hayal, Mc Donald’s eyleminden dolayı BBP’li Yaşar Cihan’dan bin dolar aldığını, ayrıca ailesine de para verildiğini söyledi. BBP Genel Başkanı Yazıcıoğlu “olayı Yargıtay’da çözeceğiz” derken, Cihan parayı verdiğini doğruladı.

    Kuvayı Milliye Derneği adı altında kurulan ölüm mangalarının listesinde 3 bin 500 kişi bulunduğu açıklandı. Hedefler arasında çok sayıda siyasetçi ve işadamının yanı sıra Can Dündar, Elif Şafak ve Orhan Pamuk da vardı.

    21 Şubat İstanbul Valiliği, Kuvayı Milliye Derneği Başkanı Karadağ ve 7 dernek yöneticisi hakkında, suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, suç işlemeye tahrik ve halkı kin ve düşmanlığa teşvik etmek iddialarıyla suç duyurusunda bulundu.

    15 Mart Dink ailesi, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurarak soruşturmayla ilgili kaygı ve taleplerini içeren bir dilekçe sundu.

    22 Mart Erhan Tuncel’in, cinayetin ardından Trabzon istihbarat şubesinde M.Z. isminde bir polis memuruyla telefonla konuştuğu tespit edildi. Olaydan altı ay önce Trabzon’dan Bartın’a tayini çıkan M.Z.’nin Erhan Tuncel’e, “Cinayeti sizinkiler mi işledi? Cinayet bana anlattığın gibi mi işlendi? Yasin mi vurdu?” şeklinde sorular sorduğu öne sürüldü. Soruşturmayı yürüten İstanbul polisinin elde ettiği bulgular, Dink cinayetine kadar gelen ihmaller zincirinin 2004’te Trabzon’da McDonald’s bombalamasıyla başladığını, rahip Santoro cinayetiyle devam ettiğini ve Hrant Dink’in öldürülmesiyle son bulduğunu gösterdi. Öte yandan, Meclis Soruşturma Komisyonu, Dink suikastına ilişkin olarak İstanbul Emniyeti’ni kusurlu buldu ve Cerrah’ı yüksek disiplin kuruluna sevk etme kararı aldı. 24 Mart Çok sayıda siyasî suikast, provokasyon ve cinayet eyleminde adı geçen TİT, emniyete, “Hrant Dink’i biz öldürdük. Şimdi sıra Osman Baydemir, Metin Tekçe ve Ferhat Tunç’ta, sıkıysa koruyun” yazılı bir email gönderdi.

    27 Mart Gözaltına alınan BBP Trabzon İl Başkanı Yaşar Cihan’ın, polise verdiği ifadede Erhan Tuncel ve Yasin Hayal’in Dink’i öldürme planı yaptıklarını Trabzon’da herkesin bildiğini söylediği ileri sürdü. Gazete haberlerine göre, Cihan polis ifadesinde “Onları bu plandan vazgeçirmek istedim ama ulaşamadım” dedi.

    Bahadır Cihan ise Erhan Tuncel’i üniversiteden, Yasin Hayal’liyse mahalleden tanıdığını anlattı: “İkisiyle de Alperen Ocakları’nda samimi oldum. Bir yıldan beri görüşmüyorum. Bence Erhan Tuncel başkaları tarafından kullanıldı.”

    28 Mart Erhan Tuncel’in Trabzon’da gözaltına alındığı sırada, polisin kendisine diğer zanlıların ifadelerini okuduğu ve fikrini aldıktan sonra serbest bıraktığı ortaya çıktı.

    1 Nisan Dink suikastı zanlısı O.S’nin montunun gizli bölmesinden çıkan SIM kartı 66 gün geçmesine rağmen jandarmadan savcılığa ulaşmadı. SIM kartın cinayetin düğümü olabileceği söylendi.

    2 Nisan Trabzon BBP İl Başkanı’nın oğlu Bahadır Cihan, Dink cinayetiyle ilgili olarak gözaltına alınıp serbest bırakıldıktan sonra, Erhan Tuncel’in Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım ile Elazığ’da görüştüğünü ve bunu ifadesinde de dile getirdiğini açıkladı. 10 Nisan Avrupa’da Nobel ödüllü 53 kişi Türkiye’ye “301’i kaldırın” çağrısı yaptı.

    Dink cinayetiyle ilgili olarak Trabzon Emniyeti Terörle Mücadele fiube Müdürü Vekili Yahya Öztürk görevinden alındı.

    14 Nisan Ankara’nın Tandoğan Meydanı ile Anıtkabir’de “ulusalcı” çevreler tarafından düzenlenen “Cumhuriyet Mitingi”ne on binlerce kişi katıldı.

    18 Nisan Malatya’da Zirve Yayınevi’ne yapılan baskında, İncil sattıkları ve misyonerlik yaptıkları gerekçesiyle biri Alman uyruklu üç kişi boğazları kesilerek öldürüldü, üç kişi de yaralandı. Saldırının zanlıları olarak islamî bir öğrenci yurdundan beş kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanların ceplerinde “beş kardeşiz, dinimize el attılar, vatanımızı kurtarmaya gidiyoruz, ölmeye gidiyoruz, dönmeyebiliriz, hakkınızı helal edin” yazılı mektupların bulunduğu söylendi. Yayınevi çalışanları daha önce de İncil taşıdıkları için tehdit edildiklerini açıkladı.

    20 Nisan Malatya katliamında katillerin aylar öncesinden yayınevine gidip Hıristiyan olmak istediklerini söyleyerek, baskına hazırlık yaptıkları açıklandı.

    28 Nisan Genelkurmay Başkanlığı web sitesine geç saatlerde konan muhtırada Urfa ve Denizli’de okullarda düzenlenen Kuran okuma merasimleri örnek verilerek cumhuriyetin tehlikede olduğu vurgulandı. “Genelkurmay yapılan tartışmalarda taraftır, laikliğin kesin savunucusudur ve gerektiğinde bunu tavır ve davranışları ile açık bir biçimde ortaya koyacaktır” dendi. Bildiri “ne mutlu Türküm diyene demeyen herkesin Türkiye’nin düşmanı olduğu ve öyle kalacağı” ifadesiyle sonlandırıldı.

    29 Nisan İstanbul’da yapılan “Cumhuriyet Mitingi”ne yüzbinlerce kişi katıldı.

    30 Nisan Hrant Dink cinayeti ile ilgili davada, iddianamede yer alan sanıkların terör örgütü üyesi olarak yargılanması talebi “terör örgütü delili yetersiz” iddiasıyla geri çevrildi. 10 Mayıs Dink suikastine ilişkin soruşturma kapsamında, Emniyet İstihbarat Daire Başkanlığı’nın İstanbul’a gönderdiği Erhan Tuncel’le ilgili 48 sayfalık raporun imha edildiği ortaya çıktı.

    13 Mayıs İzmir’de altmış sivil kuruluşun katılımıyla yeni bir Cumhuriyet Mitingi yapıldı.

    19 Mayıs İstanbul’daki Ermeni okullarına “Son uyarı ve ikaz” başlığıyla imzasız tehdit mektupları gönderildiği öğrenildi. Gazete haberlerine göre, “Bazı Ermeniler Türkiye’nin bütünlüğüne zarar verecek ayrılıkçı hareketler içinde. Bunların ev ve iş adresleri tarafımızdan çok iyi bilinmektedir” ifadelerine yer verilen mektuplar Esayan, Getronagan, Tıbrevank liseleri ile Yeşilköy, Topkapı Levon Vartuhyan, Bakırköy Dadyan, Tarkmançats ve Karagözyan ilköğretim okullarına gönderildi.

    31 Mayıs Hrant Dink cinayetinde, haklarında takipsizlik kararı verilen kırk sekiz kişi için, Dink ailesi kamu davası açılmasını istedi.

    1 Haziran Trabzon İl Jandarma Komutanlığı’nın, Hrant Dink suikastinin önlenmesinde ihmalinin olup olmadığını araştıran dört müfettişin, ortak bir kanıya ulaşamadığı öğrenildi. İki mülkiye müfettişi jandarma istihbaratta görevli 4 er hakkında soruşturma izni verilmesi gerektiğini belirtirken, iki jandarma müfettişinin soruşturmayı gerektirecek kadar sağlam bir iddianın bulunmadığını söyledikleri öne sürüldü.

    2 Temmuz İstanbul Beşiktaş Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen Dink cinayeti davasının ilk duruşması, sanık O.S.’nin yaşının küçük olması gerekçesiyle basına kapalı olarak yapıldı. Diğer sanıklardan Erhan Tuncel, bildiği her şeyi anlattığını iddia ederek görevini yaptığını söylerken, Yasin Hayal de “bizi Erhan Tuncel yönlendirdi” ifadesini verdi. Hrant Dink’in eşi Rakel Dink ise “ben bunlardan değil, karanlıkta kalanlardan, karanlıktakilerden şikâyetçiyim” dedi. Birgün ve Agos gazetelerinin davaya müdahil olma talepleri kabul edildi.

    20 Ağustos Türk Tarih Kurumu Başkanı Yusuf Halacoğlu yaptıkları araştırmada Sunni Kürt aşiretlerinin çoğunun Türk asıllı, Alevi Kürtlerinin çoğunun ise Ermeni dönmesi olduğunu iddia etti.

    28 Ağustos DTP Yusuf Halacoğlu hakkında soru önergesi hazırlayarak meclise sundu.

    13 Eylül Dink’in ailesinin avukatı Bahri Belen, Trabzon Valiliği’nin bazı Emniyet görevlileri hakkında soruşturma izni vermemesi kararıyla ilgili dosyayı incelemek ve fotokopi almak için Valilik makamına dilekçeyle başvurdu. Belen, dosyanın, içindeki bilgiler gizli olduğu gerekçesiyle kendisine verilmediğini söyledi.

    17 Eylül İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, “Plan Yapmayın Plan” adlı şarkılarında Dink cinayeti zanlılarını öven ifadelerden dolayı İsmail Türüt ve Ozan Arif hakkında soruşturma başlattı. Mazlum Der ve İHD, Türüt ve Ozan Arif hakkında suç duyurusunda bulundu.

    28 Eylül Hrant Dink cinayetiyle ilgili yeni kanıtlar ortaya çıktı. Muhbir Tuncel ile polis M.Z. arasındaki telefon konuşmaları polisin suikastten haberdar olduğunu gösteriyordu. Tuncel’in “Öldü mü” sorusuna polisin yanıtı: “Tabii canım, tek fark (katil) kaçmayacaktı, bu kaçmış.”

    1 Ekim Hrant Dink cinayeti davasına devam edildi. Sanık O.S., cinayeti kendisine Yasin Hayal’in işlettirdiğini ve cinayetten önce uyuşturucu hap aldığını söyledi. O.S.’yi getiren cezaevi aracının önüne “ya sev ya terk et” rozeti yapıştırılmıştı.

    11 Ekim ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi, “1915 Ermeni soykırımı yasa tasarısını” kabul etti. Hrant Dink’in avukatı ve oğlu Arat Dink hakkında “Türklüğe hakaret ettikleri” gerekçesiyle, birer yıl hapis cezası istendi.

    14 Ekim Genel Kurmay Başkanı Büyükanıt: “Ermeni tasarısı Genel Kurul’dan da geçerse ABD ayağına kurşun sıkmış olur.”

    17 Ekim Kuzey Irak’a sınırötesi operasyon için TBMM’ye sunulan tezkere 507 oyla kabul edildi. 6 Kasım Hrant Dink suikastinde adları geçen Veli Küçük ile Kemal Kerinçsiz hakkında, delil olmadığı gerekçesiyle takipsizlik kararı verildi. 20 Aralık Ermenistan Parlamentosu, ErmeniTürk ilişkilerini tartıştı. Türkiye’den Dışişleri Bakanı Ali Babacan, Yusuf Halacoğlu, Orhan Pamuk ve Baskın Oran’ın da aralarında bulunduğu davetlilerden oturumlara katılan olmadı.

    15 Ocak Hrant Dink cinayetinin ardından Jandarmaya yapılan ve yeni ortaya çıkan bir ihbarda katil zanlısı O.S.’nin suikast için arkadaşlarıyla İstanbul’a gittiği anlatılıyor. Cinayetten hemen sonra yapılan ve zanlının adı, baba adı, adresi gibi detaylı bilgiler içeren ihbar değerlendirilmemiş ve ihbarı yapan şahıs bulunmamış. (TK)

    18.01.2008

    Bianet

    #28565
    Anonim
    Pasif

    Af Örgütü: “Bütün sorumlular yargılansın

    Dink, 19 Ocak 2007’de uğradığı silahlı saldırı sonucu yaşamını yitirmişti. Hrant Dink cinayetinin yıldönümü öncesinde Uluslararası Af Örgütü’nden Türkiye’ye uyarı geldi. Örgüt, cinayete ilişkin tüm ayrıntıların ortaya çıkarılması ve bütün sorumluların yargılanması çağrısı yaptı.

    Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink, ölümünün birinci yıldönümünde, 19 Ocak’ta, törenlerle anılacak.

    Yıldönümü öncesi Türkiye’yi uyaran Uluslararası Af Örgütü, cinayette sorumluluğu olan herkesin adalet önüne çıkarılması çağrısı yaptı.

    Af Örgütü’nün kaleme aldığı raporda, Dink’in katil zanlısının Türk bayrağı önünde çekilen fotoğrafı hatırlatıldı ve zanlının ‘kahraman’ gibi gösterilmesinin “yetkililerin soruşturmadaki gönülsüzlüğünü ortaya koyduğu” yorumu yapıldı.

    Raporda, bunun “yasaları uygulamakla yükümlü kurumlardaki taraflı tutumu gösterdiği” ileri sürüldü.

    Uluslararası Af Örgütü, Hrant Dink davasının bütün ayrıntıları ortaya çıkaracak şekilde genişletilmesini de istedi.

    Raporda, Dink’in ifade özgürlüğünü ve evrensel insan haklarını savunan görüşleri yüzünden öldürüldüğü iddia edildi.

    Af Örgütü’ne göre; ölümü öncesinde TCK 301’inci maddeden yargılanan Dink gibi pek çok kişi hala düşüncesini açıkladığı için yargılanmaya devam ediyor.

    Raporda, bunun sebebi olarak yargı sistemindeki bozukluklar ve yasaların hakim ve savcılar tarafından keyfi yorumlanması gösterildi.

    “Saldırının sorumluları ortaya çıkarılsın”

    Bu arada merkezi Paris’te bulunan Sınır Tanımayan Gazeteciler örgütü tarafından yapılan açıklamada da, gazeteci Hrant Dink’e yönelik saldırının sorumlularının ortaya çıkartılması çağrısında bulunuldu.

    Dink’e yönelik suikastın birinci yıl dönümü dolayısıyla yapılan açıklamada, “Türk yetkililerden saldırının sorumlularının bulunması için daha etkili bir soruşturma yapmaları” istendi.

    Dink’i ailesi ve meslektaşlarına dayanışma mesajı gönderilen açıklamada, TCK’nın 301’inci maddesinin de vakit geçirilmeden değiştirilmesi çağrısında bulunuldu.

    Dink’in ailesinden suç duyurusu

    Hrant Dink davasıyla ilgili kamuoyuna yansıyan yeni ”ihmal” haberleri Dink ailesinin avukatlarını harekete geçirmişti.

    Avukat Fethiye Çetin, cinayetin önlenmesinde kusuru bulunduğu gerekçesiyle, dün, aralarında İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah ve Trabzon İl Jandarma Alay Komutanı’nın da bulunduğu kamu görevlileri hakkında suç duyurusunda bulunmuştu.

    Dink suikastı

    Agos Gazetesi’nin Ermeni asıllı Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink, 19 Ocak 2007’de İstanbul Şişli’deki Halaskargazi caddesinde bulunan gazete binasının girişinde uğradığı silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetmişti.

    17 yaşındaki katil zanlısı O.S., 20 Ocak’ta Samsun Otogarı’nda yakalanmıştı.

    18.01.2008

    CNN TÜRK

    #28566
    Anonim
    Pasif

    215b.jpg
    Cengiz ÇANDAR
    cengizcandar@referansgazetesi.com

    Hrant’ı bugün anmak; her gün yaşatmak

    Bugün, o gün. 19 Ocak. Hrant, geçen yıl bugünün sabahına uyandı. Akşamını göremedi. Arkasından sıktılar kurşunları. Vurdular onu. Günün ortasında Hrant bir daha uyudu. Bir daha uyanmadı. Uyanmayacak.

    Bir yıl önce bugün. O gün. Hrant’ın vurulduğu gün. Hrant’ın öldürüldüğü gün. Hrant’la birlikte bu ülkenin vicdanının vurulduğu gün.

    Hafta başından bu yana her gün, bugüne yaklaşırken Hrant yazdım. Yazdığım her günün geçen yılında Hrant vardı. Hrant, yaşıyordu. Bugün öldü Hrant. Öldürüldü. Bugün bizim için yas günü. Hrant’ı anmak günü.

    Geçen yıl Hrant vurulduğunda günlerden Cuma idi. Bu yıl, Hrant’ın vurulduğu gün Cumartesi. Seneye Pazar olacak. Her yıl, 19 Ağustos, haftanın bir başka günü olacak. Her 19 Ağustos’ta Hrant öldürülecek.

    Hrant’ı bu nedenle her gün yaşatmak gerekiyor.

    Öneri güzel. Vurulduğu caddenin adını “Hrant Dink Caddesi” yapmak. O caddeden her geçen Hrant’ı her gün hatırlar, her gün Hrant’ı yaşatır.

    Kınalıada iskelesinin tam karşısına Hrant’ın heykelini dikmek gerek. Hrant, sayısız dostlarını kollarını iki yana olanca heybeti ve genişliğiyle açarak, orada karşılardı. Kınalıada’ya her giden Hrant’a böylece kavuşsun.

    Yapılacak çok iş var, çok. Yazdık, söyledik. Yazmaya, söylemeye devam edeceğiz.

    19 Ocak’ı unutturmayacağız. Hrant’ı yaşadığımız sürece yaşatacağız.

    Ama, bugün “sözün bittiği yer”; konuşacak, söyleyecek fazla bir şey yok. Geçen yıl bugün Hrant’ı arkasından kahpece vurdular.

    Geçen yıl saat 15’i birkaç dakika geçe duyduk Hrant’ı vurduklarını. Kalakaldık. Ardından, başımızı ellerimizin arasına aldık, olduğumuz yere yığıldık.

    Bugün “o an”ı bir kez daha hatırlıyoruz. Bugün “acılı”yız. Bugün “yas günü”müz, bugün Hrant’ı anma günü.

    Geçen yıl bugün, “sözün bittiği gün”dü. Bugün yine “sessizliğe” gömülüyoruz; bugünün ardından hep konuşmak, hep yaşatmak için Hrant’ı.

    Sevgili kardeşim, seni çok özlüyor, sevgiyle anıyorum…

    19.01.2008

    HÜRRİYET

    #28567
    Anonim
    Pasif

    ali_bayramoglu1_b.jpg
    Ali Bayramoğlu
    alibayramoglu@tnn.net

    Bir yıl sonra: Cinayeti gördüm…

    Bugün Hrant Dink’in öldürülme yıldönümü… Katilleri hapiste, siyasetçi buna dayanarak gönlünün rahat olduğunu söylüyor

    Peki şunları biliyor mu?

    Birlikte okuyalım, Dink İzleme Komitesi’nin raporunu…

    “Hrant Dink cinayetinde emniyet görevlilerinin görevlerini gereği gibi yerine getirdikleri, üzerlerine atılacak herhangi bir kusur bulunmadığı ve bu görevliler hakkında soruşturma izni verilmemesi karara bağlanmıştır…

    Müştekiler Trabzon Valiliği’nin bu kararına karşı Trabzon Bölge İdare Mahkemesi’ne itiraz etmişlerdir. Yapılan itiraz Trabzon Bölge İdare Mahkemesi tarafından yasaya aykırı olarak hiçbir gerekçe gösterilmeksizin reddedilmiştir…

    Trabzon Bölge İdare Mahkemesi’nin bu kararı ile -Hrant Dink’in işyerinin önünde başına kurşun sıkılmak suretiyle işleneceği bilgisi dahil-cinayet hazırlığından ve planından, bütün ayrıntıları ile bilgi sahibi olmasına rağmen Hrant Dink cinayetini önlemeyen Trabzon Emniyet Müdürlüğü görevlilerinin işledikleri bu suça ilişkin soruşturulmalarının önü kapatılmıştır.

    Cinayet davası sanıklarından Yasin Hayal’in halasının kocası olan Coşkun İğci, hazırlık soruşturması sırasında vermiş olduğu ifadesinde Yasin Hayal’in Hrant Dink’i öldüreceği bilgisini Trabzon jandarma istihbarat elemanlarına tüm ayrıntıları ile ilettiğini bildirmiştir. “Hrant Dink’in öldürülmesi eylemi ile ilgili duyduklarımın tamamını JİTEM mensupları ile paylaştım. Ve bana ‘gerekeni biz yaparız’ dediklerinden herhangi bir başka birime bildirme ihtiyacı hissetmedim…” demiştir.

    Bu iddia jandarma tarafından reddedilmiştir.

    Bunun üzerine inceleme başlatılmıştır. Sonuç olarak haklarında soruşturma izni istenen görevlilerden sadece ikisi soruşturma izni ve-rilmiş, diğer görevliler hakkında ise herhangi bir gerekçe göstermeksizin soruşturma izni verilmemiştir…

    Müşteki avukatları Trabzon Bölge İdare Mahkemesi’ne itiraz etmiş ancak yapılan itiraz, yine herhangi bir gerekçe gösterilmeksizin reddedilmiştir.

    Jandarma görevlilerinden sadece Veysel Şahin ile Okan Şimşek hakkında Trabzon 2. Sulh Ceza Mahkemesinde dava açılmıştır. Bu dava, jandarma istihbarat görevlileri Veysel Şahin ile Okan Şimşek’in Hrant Dink’in öldürüleceğini bildikleri halde “istihbarat görevlerinin gereği olarak cinayeti önlemedikleri” iddiasıyla açılmıştır.

    Soruşturma sürecinde gelinen bu noktada, jandarma istihbarat görevlilerinin Hrant Dink’in öldürüleceği ile ilgili önemli bilgilere sahip oldukları kabul edilmiştir.

    Jandarmanın sorumluluğu altında olan bu bölgede, istihbarat görevlileri bu bilgiye sahip ise yasa ve usul gereği, il jandarma komutanlığı istihbarat şube müdürlüğü görevlilerinin, il jandarma komutanının ve jandarma genel komutanlığının bilgisi olması gerekmektedir.

    Çünkü, kanun gereği, jandarma istihbarat görevlileri, topladıkları haberleri il jandarma komutanlığı istihbarat şube müdürlüğüne, istihbarat şube müdürü de il jandarma komutanına, il jandarma komutanı da jandarma genel komutanlığına bildirmek zorundadır.

    Yasa bunu emrettiğine ve askeri kurumlardaki katı disiplin gereğince, sorumluluk Trabzon İl Jandarma Komutanı Ali Öz’den Jandarma Genel Komutanlığı görevlilerine kadar uzanmıyor mu?”

    Evet, bunlara ne diyorsunuz?

    19.01.2008

    YENİ ŞAFAK

    #28568
    Anonim
    Pasif

    sahinalpay.jpg
    ŞAHİN ALPAY
    s.alpay@zaman.com.tr Yorumlar

    Hrant için, adalet için

    Bugün 19 Ocak 2008. Siyasî bir cinayete kurban giden Agos gazetesi genel yayın müdürü, değerli meslektaşım ve dostum Hrant Dink’i ölümünün birinci yıldönümünde acıyla ve saygıyla anıyorum.
    Ermenistan Dışişleri Bakanı Vartan Oskanyan, 17 Ocak’ta “Today’s Zaman”da ve bugün Zaman’da yayımlanan yazısında şunları söylüyor: “Erivan’a her geldiğinde konuşmak için birkaç dakika bulurduk. Türkiye’deki havayı öğrenmek için onunla konuşmak önemliydi. Çünkü o, sadece Türkiye’de yaşayan bir Ermeni değildi. O, Türk ve Ermeni, her iki kimliğinden de gurur duyan biriydi ve bu ikisini bağdaştırmaya çalışırken ‘Türklüğü aşağılamak’la suçlandığı için kendini hakarete uğramış hissediyordu ve bundan dolayı öfkeliydi.”

    Oskanyan, çok haklı olarak şunun da altını çiziyor: Ona yapılan saldırı, “sadece bir insana değil, aynı zamanda fikirlere ve değerlere yönelik bir saldırıydı”. Hangi fikir ve değerler? Çeşitli tarihlerde Neşe Düzel’e söylediklerinden hatırlayalım:

    “Osmanlı Ermenilerinin başına gelenlerin unutulmasını beklemesin hiç kimse. Bir millet yaşadığı acıyı, tarihini, atalarını niçin unutacak? Türkiye’de Ermenilerin öldürdükleri Türkler için anıtlar yapılıyor. Bu anıtlar geçmişi unutmak için mi yapılıyor? Unutma kavramı sempatik değil. Unutmadan onunla baş etmek ve unutmamış olmaktan düşmanlık üretmemek kavramı, insana çok daha yakışıyor…”

    “Ne Türkiye’den ne de dünyadaki herhangi bir devletten, parlamentodan, milletten ‘soykırımı kabul edin’ diye bir talepte bulunulmamalı. Bu, benim milletimin acısıdır ve ben bu acımı onurumla sırtlarım, ebediyete kadar taşırım. Birilerinin benim bu acımı paylaşması da, onların insan haklarına, demokratik duruşlarına ilişkin kendi bilecekleri şeydir… ‘Türkiye, soykırımı kabul etsin’ demiyorum. ‘Türkiye, bu tartışmadan korkmadığını dünyaya ve Ermenilere göstermeli’ diyorum…”

    “Ben Türkiye’de yaşayan bir Ermeni’yim. Herkes kendi ülkesinde hem o ülkenin iyi bir yurttaşı olabilir hem de kendi soydaşlarının yaşadığı bağımsız devletin varlığını, mutluluğunu düşünebilir…”

    “Türkiye’yi terk etmeyi, hiçbir zaman düşünmedim… Benim köküm burada… Benim toplumdan şikâyetim yok, ama devletin bugüne kadarki tek tipçi bakışından sonsuz şikâyetim var… Bu ülkedeki farklı kültürleri insanlara tanıtan bir ders bile yok okullarda. Bırakın dersi, bir cümle bile yok… Ama demokratikleşmeyle birlikte Türkiye, son yıllarda farklılıklarına özen gösterme sürecini yaşıyor…”

    “Türkiye’nin demokratikleşmesi, soykırımı tanımasından çok daha önemlidir. Ancak demokratikleşmiş bir ülke rahatlar ve tarihiyle hesaplaşmayı, sorunlarını konuşmayı göze alabilir, empati yapmayı becerebilir. Aynı türden olaylar bir daha yaşanmaz…”

    “İnsanlar ancak Ermeni meselesini öğrendikten, anladıktan sonra, ‘Bu benim için bir soykırımdır ya da değildir’ diye olayı kabul ederler ya da etmezler. Ayrıca devletin ya da hükümetin dışarıdan baskılarla mecbur kalıp olayı kabul etmesinin de hiçbir anlamı yok. Çünkü gerçeği görmesi gereken toplumlardır, insanlardır… Devletlerin vicdanı olmaz. Toplumların ve insanların vicdanı olur. Zaten idrak de, ‘vicdan’la ilgili bir süreçtir…” (Radikal, 22 Ocak 2007)

    Hrant Dink öldü, ama temsil ettiği fikir ve değerler elbette yaşıyor. Davayla ilgili gelişmeler, cinayetin azmettiricilerinin güvenlik kuvvetleri içinde olduğuna dair kuşkuları güçlendirdi. Cinayetin bütün sorumlularıyla aydınlığa kavuşturulması Türkiye’de hukuk devletinin muhakkak ki başta gelen sınavı.

    Hrant’ın arkadaşları, din, dil, ırk, cinsiyet, siyasî görüş farkı gözetmeden halkların kardeşliğine inanan tüm yurttaşları onu anmak için bugün saat 3’te öldürüldüğü yerde bulunmaya çağırıyorlar. Uluslararası Hrant Dink Vakfı 19-23 Ocak 2007 arasında çekilen binlerce kare arasından seçilen “Hepimiz Hrant Dink’iz” fotoğraf kitabını yayımladı. Bilgi için bkz: http://www.hrantdink.org

    19.01.2008

    ZANAN

    #28569
    Anonim
    Pasif

    Agos Dink’i ‘Özlem’ le anıyor

    gp_140795.jpg

    Ölümünün birinci yıl dönümünde Agos Gazetesi, eski genel Yayın Yönetmeni’ni ‘Özlem’ le anıyor.

    Agos Gazetesi, Dink’in ölüm yıldönümünde Özlem başlıklı bir yazı ile çıktı. İlk paragrafı, “Biz yıldönümünü her gün yaptık” diye başlayan yazıyı, yapılan mizanpajla Dink’in de okuması sağlandı.

    Özlem

    Biz bu yıldönümünü her gün yaptık…Kapımızı
    kapayıp odamıza çekildiğimizde yüz yüze baktık.
    Ne hissettiğini, düşündüğünü, istediğini anlamaya
    çalıştık. Kendimizle baş başa iken gerçekte seninle
    birlikte olduk.

    Gidişinin yıldönümünü deniyor ama seni gitmiş gibi
    düşünemedik ki hiç…

    Kendimizi canlı, seni cansız sayamadık. Seni
    canlı tutabilmek için kendimizi cansızlaştırmak
    bile istedik.

    Meğerse seni canlı tutmakmış canlı kalmanın
    sırrı…

    Duvar panosunda basit bir ses olmak bile yetti,
    nasıl olsa gözün bizi arar bulur diye. Bir taraftan
    da içimiz kıpırdadı,acaba gördü mü, duydu mu,
    beğendi mi diye…

    ²Beğenme bizde sevgisiz olmaz” demiştin
    buradaki halinle. Biz de zaten sevgiyi özlediğimiz
    için beğenmeni istedik.

    Sen üzerimizde kalıcı bir gölge olurken, aslında
    bir gölgeler panosunda sıramızı doldurmakta
    olduğumuzu, asıl gerçek olanın sen olduğunu da
    fark ettik.

    Ve bu bize iyi geldi…

    O nedenle belki gidişinin yıldönümünü de tam
    olarak kavrayamıyoruz.

    Galiba giden bizdik ve artık yanına dönmek
    istiyoruz.

    AGOS

    19.01.2008

    GAZETEPORT

    #28570
    Anonim
    Pasif

    IMG]http://www.haberbusiness.com/img/kose_yazar/hasan_cemal.gif[/IMG]
    Hasan CEMAL
    Milliyet

    Rakel’in çığlığı hâlâ kulağımızda çınlıyor!

    Başbakan Erdoğan’ın türban yasağı konusunda sergilemeye başladığı enerjik, kararlı tutumu izlerken, aklıma 301 takılıyor.
    İkisi de demokrasiyle ilgili.
    İkisi de özgürlüklerle ilgili.
    Ama iki farklı tavır söz konusu.
    Başbakan Erdoğan türban konusunda ne kadar istekliyse, 301’e o kadar uzak, mesafeli duruyor.
    Neredeyse iki yıldır böyle.
    AKP hükümeti bu maddenin köklü biçimde değiştirilmesi ya da toptan kaldırılması konusunda iki yıldır ipe un sermiş durumda. Bu açıdan herhangi bir kuşku taşımıyorum.
    Başbakan Erdoğan, ifade özgürlüğünü doğrudan ilgilendiren, varlığı ve uygulamalarıyla Türkiye’de ‘linç kültürü’nü de, ‘düşmanlık kültürü’nü de, ‘muhbirliği’ de besleyen 301 meselesini bunca zamandır parmağının ucuyla tutuyor.
    Şu da sorulabilir:
    Erdoğan, türban yasağını yüreğinde bu kadar hissederken, 301’den kaynaklanan sıkıntı ve acıları bugüne değin ne kadar hissetti, ne kadar anlamaya çalıştı?..
    Bilemiyorum.
    301’i belki de bir demokrasi klişesi olarak gördü, o kadar; meselenin özünü içselleştirmek için herhangi bir çaba sarfetmedi.
    Kim bilir, belki de kimilerinin belirttiği gibi böyle bir derdi yok Sayın Başbakan’ın… Yine kimilerinin son zamanlarda sorduğu gibi, “AKP de devletleşme sürecine mi girdi?” yoksa…
    Bunu da bilemiyorum.
    Bazı AKP kurmaylarının basına yansıyan, “301 kimsenin umurunda değil!” tarzındaki sözlerini anımsayınca, bir şiir okuduğu için hapishaneden geçmiş bir siyaset adamının, iktidara tırmandıktan sonra hak ve özgürlüklerle ilgili duyarlığına vuran gölgeler insanın kafasını kurcalıyor.
    İki yıldır 301’e bir türlü kıyamayan iktidar sahiplerinden bir ara çok sık duyardık:
    “Uygulamayı bekleyin. 301’den dolayı hapse düşen kimse yok!”
    Sonra Hrant Dink öldürüldü.
    Cengiz Çandar’ın AKP’nin önde gelen bakanlarından birine yönelik şu sözünü anımsıyorum:
    “Evet, 301’den dolayı hapiste yatan yok, ama toprağın altında yatan var!”
    Tam bir yıl geçti.
    Hâlâ karanlıktayız.
    Dink cinayeti aydınlanmış değil.
    Bu yüzden, Hrant’ın sevgili eşi Rakel’in çığlığı bir yıl sonra hâlâ kulağımızda çınlamaya devam ediyor:
    “Ah kardeşlerim! Yaşı kaç olursa olsun, bir zamanlar bebek olduğunu biliyorum. Bir bebekten bir katil yaratan karanlığı sorgulamadan hiçbir şey yapılamaz kardeşim.”
    Sorguladık mı bu karanlığı?
    Hayır.
    Soruşturma güven vermedi mi?
    Hayır.
    Dava süreci güven veriyor mu?
    Hayır.
    Dink ailesiyle avukatlarının Başbakanlığa gönderdikleri koca bir klasördeki ‘ihmaller listesi’ne göz atınca, soruşturma ve dava sürecinin neden güven vermediğine ilişkin o kadar çok örnek var ki, insanın adalete olan güven duygusu maalesef bir kez daha köreliyor.
    Belki daha kötüsü:
    “Yargı gerçekten demokrasi ve hukuktan mı yana?” sorusu gelip çengelini zihinlere asabiliyor.
    Ne yazık!
    “Kendimi bir güvercinin ruh tedirginliği içinde görebilirim, ama biliyorum ki bu ülkede insanlar güvercinlere dokunmaz” diye yazan Hrant Dink’e kıyabildiler.
    Tarihten gelen acını, yasını anlıyorum, paylaşıyorum sevgili kardeşim.
    Ve seni özlüyorum.
    Başka ne diyeyim ki?..

    19.01.2008

    MİLLİYET

    #28571
    Anonim
    Pasif

    Ankesörlü telefonla istihbarat toplanmış

    4801710.jpg

    Aslı SÖZBİLİR/İSTANBUL

    Hrant Dink’in öldürülmesinden bir yıl önce Trabzon Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şubesi’nden İstanbul Emniyeti’ne gönderilen yazıda, McDonald’s bombacılarından Yasin Hayal’in, Dink’e yönelik ses getirecek bir eylem düzenlemek için İstanbul’daki ağabeyi Osman Hayal’in Sarıgazi’de çalıştığı fırına gideceğine yönelik bir istihbarat yapıldı.

    İhbarı araştıran polislerin 24 Şubat 2006 tarihli tespit tutanağında Sarıgazi’deki adreste fırın değil inşaat malzemesi satılan bir işyeri olduğu anlatıldı. Trabzon Emniyeti’ne yazılı bilgi verilmedi.

    GİTMEDİK, TELEFON AÇTIK

    Cinayetten sonra İstanbul Emniyeti’nin bulamadığı Ümraniye’deki adrese giden İçişleri Bakanlığı Başmüfettişi, Yasin Hayal’in ağabeyinin çalıştığı fırının sahibiyle görüşüp tutanak tuttu. İfadelerine başvurulan görevli polisler, fırına gitmeyip ’ankesörlü telefonla’ bilgi edindiklerini anlattı. Müfettişlerin raporunda, polis memurlarının, adresle ilgili hiçbir çalışma yapmadan tutanak hazırladıkları, numaranın saptanamaması için “ankesörlü telefon kullandık” dedikleri ileri sürüldü.

    İŞTE O NOTLAR

    TBMM Hrant Dink Cinayetini Araştırma Alt Komisyonu 3 Ocak 2008’de, Hrant Dink’e suikast yapılacağına ilişkin istihbarat notunu üstlerine iletmediği için görevden alınan dönemin İstanbul İstihbarat Şube Müdürü Ahmet İlhan Güler’le görüştü. İşte komisyon tutanağından “Ahmet İlhan Güler” notları:

    Gelen yazıda, Hrant Dink’e karşı ses getirecek eylem için Yasin Hayal İstanbul’a giderse, ağabeyi Osman Hayal’in yanında kalacağı belirtiliyor. İstihbarat bilgileri her birimle paylaşılmaz, çünkü gizlilik esastır. Ayrıca yazışmaya konu olan şahıs da, esasen Yasin Hayal ve ağabeyi Osman Hayal’dir. Dink değildir. Yazının konusu irticai faaliyettir. Yasin Hayal, Trabzon Emniyeti tarafından takip edilen biridir. Bize Dink değil Osman Hayal sorulmuştur. Yazıda eylem denilmiştir. Öldürme ibaresi yoktur yazıda.

    Osman Hayal, istihbarat teknikleri kullanılarak araştırılmıştır. Bilgi toplama, fiziki takip, telefonla dinleme gibi teknik takip yapılır ve bunlardan bir senteze ulaşılır.

    Arkadaşlar Trabzon’dan gelen yazıda belirtilen adreslerde araştırma yapmışlar. Bulunamamış. Cinayetten sonra müfettişler Osman Hayal’in İstanbul’da bir fırında çalıştığını tespit etmişler ama onların yöntemi istihbarat tekniklerine uygun değildir. Kimliklerini ibraz ederek açık bir araştırma yapmışlardır. Onun için kolaylıkla tespit edebilmişler. Adres yanlış tespit edilmiş olabilir Trabzon Emniyeti tarafından, telefon kayıtlarından yola çıkıldığı için Trabzon tarafında bu tip bir hata olabilir.

    19.01.2008

    HÜRRİYET

    #28572
    Anonim
    Pasif

    2.gif
    Haluk Şahin

    Ne kadar utansak azdır

    Hırant Dink’in katli bize kendimizle ilgili iyi kötü -daha çok kötü- pek çok şey öğretti. Bunların en başında bazen tek bir kişinin ne kadar önemli olabileceğinin bir kez daha kafamıza dank etmesi geliyor!
    “Mezarlıklar kendilerini vazgeçilmez sanan insanlarla” doludur deriz arada bir. “Tek başına kimse bir şey yapamaz” diye ekleriz. Güpegündüz İstanbul’un orta yerinde öldürülüşünden bir yıl sonra, bazı insanların gerçekten vazgeçilmez olduğunu, yerlerinin asla doldurulamadığını ve tek başına çok şey yapılabileceğini daha iyi anlıyoruz.
    Hedef iyi seçilmişti.
    Sanırım Hrant Dink’in en önemli yanı benzersiz olmasıydı. Özgündü ve özgün bir sentez peşindeydi. Bu yüzden bıraktığı yer boş kaldı.
    Hep boş kalacak.
    Öldürülmesinin memleketimize ve mesleğimize yüklediği utanç devam ediyor. Cenazesine koşturan yüz binlerin oraya her şeyden çok o utanç lekesini bir vücutluk da olsa örtmek için geldiğini düşünmüştüm. Ben onun için gitmiştim.
    Bugün o sınav yeniden veriliyor.
    Tetikçilerin bulunmuş olmasına rağmen, aradan geçen bir yılda, o utancın daha da ağırlaştığını söyleyebiliriz.
    O gün, bir polis muhbirinin bu cinayetin işleneceğine dair tam 17 ihbar mektubu yazdığını bilmiyorduk. O gün, Trabzon Emniyeti’nin, Emniyet Genel Müdürlüğü’nün ve İstanbul Emniyeti’nin bu konuda hem de kaç kez uyarıldığını bilmiyorduk. Tetikçiye, yakalandıktan sonra Samsun Emniyeti’nde kahraman muamelesi yapılacağını da bilmiyorduk.
    Daha nice nice şeyleri bilmiyorduk. Bize emanet edilmiş ürkek bir güvercindi Hrant Dink. Ne kadar utansak azdır.
    Azdır, çünkü Hrant’ı hedef haline getiren o mahut 301. madde hâlâ yerinde duruyor. Azdır çünkü Hrant’ın öldürüleceğini bildikleri halde bir şey yapmayanlar hâlâ yerlerinde durmakta…
    Azdır çünkü bebeklerden katiller yaratan karanlık yerli yerinde duruyor.
    Azdır, çünkü Vakıflar Yasası’nın geldiği nokta gösteriyor ki, hiçbir şey öğrenmemeye kararlıyız.
    Azdır, çünkü utananlar olarak yeterince çok değiliz!

    19.01.2008

    RADİKAL

    #28573
    Anonim
    Pasif

    Babadan itiraf: Oğlum piyondu

    piyon.jpg

    Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’in öldürülmesi olayı ile ilgili tutuklu yargılanan Yasin H.’nin babası Bahattin H., 5 Mart 2007 tarihinde Trabzon Cumhuriyet Savcılığı’na verdiği ifadenin cinayetin perde arkasının aralanmasına yeteceğini ileri sürdü.

    Bahattin H., “Birileri senaryoyu çizdi, bizim çocuklar piyon seçildi. Suçluları gizlemekle bir yere varamazsınız.” dedi.

    Bir yıl önce İstanbul’da uğradığı silahlı saldırı sonucu hayatını kaybeden Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’in öldürülmesi olayı ile ilgili tutuklu yargılanan Yasin H.’nin babası Bahattin H., önceki gün bir gazetede çıkan “Dink cinayetinde bir ‘büyük abi’ daha” haberiyle ilgili Trabzon İlkhaber ve Günebakış gazetelerine ilginç açıklamalarda bulundu. 5 Mart 2007 tarihinde Trabzon Cumhuriyet Savcılığı’na verdiği ifadenin cinayetin perde arkasını aralamaya yeteceğini ve Emniyet Müdürlüğü’nde görevli Terörle Mücadele Şube Müdürü Y.Ö ile ilgili söylediklerinin iyi araştırılması gerektiğini belirten baba Bahattin H., bu iki kişinin yargılanması halinde bazı gerçeklerin ortaya çıkabileceğini iddia etti.

    Mc. Donalds’ı bombalama olayından 3 gün sonra kendisini Trabzon Emniyet Müdürlüğü’ne çağırdıklarını kaydeden Bahattin H., “Y.Ö’nün makam odasına götürdüler. Odada sadece ikimiz vardık. Müdür bey bana cebindeki Kur’an-ı ve cep telefonundaki Muhsin Yazıcıoğlu resmini gösterdikten sonra ‘ilahi kelimetullah için nizami alem’ lafını bana söyledi. ‘Yasin gibiler bana bu bayrağı kaldıracak’ dedi. Sonra ‘ben polis müdürüydüm. Önceden İstanbul’da görev yapıyordum. Orada beni çekemediler ve Trabzon’a sürdüler. Bizim gibi insanlar koltuklarda otursalar bu ülkenin geleceğinden şüphe olmaz. Yere düşen bayrak kalkar’ dedi. Ben de kendisine eğer bu bombalama olayını Yasin yapmışsa benim böyle bir oğlum yok, ölsün dedim. Müdür bana, ‘hayır Yasin ölmesin, bundan sonra daha iyi yaşayacak. Kısa bir süre sonra cezaevinden çıkar sen merak etme. Biz raporlarımızı ona göre hazırlarız’ dedi.” ifadelerini kullandı.

    Olayın kendi oğlu üzerine yıkılmaya çalışıldığını ileri sürün baba Bahattin H., “Bir yıldır süren davada bir çok araştırma yapıldı ve bir çok insanın ifadeleri alındı. Ama ne hikmetse bu işin başı olan Erhan Tuncel’i hala konuşturamadılar. Bu işin başı Erhan Tuncel’dir. Soruşturmayı yürütenler bu çocuğu neden dışarıda tutmaya özen gösteriyorlar. Benim oğlumun saflığından, milliyetçi duygularından yararlanmış ve hem olum hem de bizi yakmışlardır.” diye konuştu.

    Yasin H.’nin abisi Osman H. de kendisiyle ilgili basında yer alan haberlerin gerçeğin yansıtmadığını söyledi. Cinayet günü İstanbul’da değil Trabzon’da olduğunu belirten Osman H., “Yeter artık bizimle uğraşmasınlar. Olayı saptırmaya çalışıyorlar. Asıl suçlular dışarıda. Bebekleri katil yapan gerçek suçluları bulsunlar.” dedi.

    19.01.2008

    ZAMAN

    #28574
    Anonim
    Pasif

    Hrant Dink Agos’un önünde anıldı

    ANKA

    Hrant Dink, katledilişinin birinci yıl dönümünde Agos Gazetesi önünde düzenlenen törenle anıldı.

    Dink’i anmak için toplanan büyük kalabalığa seslenen Eşi Rakel Dink,cinayetin üzerinden bir yıl geçmesine rağmen, adalet adına hiçbir gelişme olmadığını vurgulayarak, “Hrant’ı yaşatsalardı da keşke hapse girseydi. Çünkü yaşasaydı, bugün hapiste 3 aydır yatıyor olacaktı” dedi.

    Anma töreni için Agos gazetesinin önüne gelen kalabalık, “Katil devlet hesap verecek” “Hepimiz Hrantız, hepimiz Ermeniyiz” sloganları eşliğinde Halaskargazi Caddesi’ni doldurdu. “Hrant için, adalet için” yazılı siyah-beyaz dövizler taşıyarak Gazete önünde toplanan büyük kalabalık, Hrant Dink’in vurulduğu saat olan 15:.05’te bir dakikalık saygı duruşunda bulundu.

    Anma töreni için biraraya gelenlere seslenen Rakel Dink, “Önce gelin şu lirik yalnızlığımızı paylaşalım. Beni gömmeye değil, yaşatmaya gelişinizin ilk töreni olacak bu. Bırakın ağlaşmayı, yoklayın yüreklerinizi. Aranızdan ayrıldığını sandığınız yürek çırpıntılarını oradan duymuyor musunuz?” dedi.

    gp_141130.jpg

    “KAN SUYLA, SABUNLA TEMİZLENMEZ”

    Hrant’ın kanını suyla sabunla temizlemeye çalıştıkları kaldırımda buluşulduğunu söyleyen Rakel Dink, kaldırımın bu şekilde temizlenmeyeceğini ve unutturulamayacağını vurguladı. “O kan bir yıldır hiç susmadı kardeşlerim. Çünkü, kanın sesi adaletle susar” diyen Rakel Dink, toplanan kalabalığın adalet için biraraya geldiğini dile getirdi.

    “HRANT YAŞASAYDI DA 301’DEN HAPİS YATSAYDI”

    Geçen bir yıl içinde adalet ve hukuk adına bir gelişme sağlanmadığını söyleyen Rakel Dink, “Katilimizin eline ülkenin bayrağını verip, poster çektirenlere, ülkemin adaleti ne yaptı? Sadece, görüntüleri basına verene dava açtı. Daha katil yakalanmadan silahın markasına kadar bilen jandarmalara ne yaptı ülkemin adaleti? Stadyumlarda “Hepimiz Ogünüz” diye bağıranlara, katlinden sonra, onu ilan eden devlet görevlilerine ne yaptı ülkemin adaleti? Cinayet planları yapılan ocaklara, ne yaptı ülkemin adaleti? Eşime haddini bildirmeye çalışan Vali yardımcısı ve sözde yakınlarına, ne yaptı ülkemin adaleti?” dedi.

    Dink, “301’den kim hapsedildi” diye sorduklarını vurgulayarak, “Ben de diyorum ki, Hrant’ı yaşatsalardı da keşke hapse girseydi. Çünkü yaşasaydı, bugün hapiste 3 aydır yatıyor olacaktı” dedi.

    Hrant Dink’in “uğruna ölünesi davaların, uğruna yaşanası davalara dönüştürülmediği sürece bu tür vahşetlerin daha çok yaşanacağı” şeklindeki sözlerini hatırlatan Rakel Dink, “Bizi acılarla akraba ettiler. Maalesef kardeşlik de bugün cesaret istiyor” diyerek yaşamanın, umudun ve adaletin cesaret istediğini söyledi.

    gp_141131.jpg

    “HRANT, ORTAKLAŞA HAZIRLANAN BİR CİNAYETLE ÖLDÜRÜLDÜ”

    Anma töreninde bir konuşma yapan gazeteci Oral Çalışlar da, Hrant’ın Rumuyla, Yahudisiyle Alevisiyle, Keldanisiyle, Süryanisiyle, Lazıyla, Çerkeziyle bütün insanları temsil ettiğini dile getirerek “Onsuz bir yıldır çok yalnızız, onsuz hüzünlüyüz. Hrant, ortaklaşa hazırlanan bir cinayetle öldürüldü. Anladık ki, onu öldürmeye çok önceden karar vermişlerdi” şeklinde duygularını ifade etti. Çalışlar, Hrant’ın gazetelerde hedef gösterildiğini, mahkemelerde linç etmeye çalışıldığını, devlet içindeki katillerden, örgütlenmelerden hesap soracak bir cesarete gerek olduğunu vurgulayarak, “Hrant’ın cesaretine şimdi gerçek anlamda ihtiyaç duyuyoruz “dedi

    19.10.2008

    HÜRRİYET

    #28575
    Anonim
    Pasif

    Rakel Dink: “Adalet cesaret ister”

    Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink, ölümünün birinci yıl dönümünde saldırıya uğradığı gazete binası önünde anılıyor.

    İSTANBUL- Anma töreni nedeniyle Hrant Dink’in suikaste uğradığı Şişli Halaskargazi Caddesi ve civarında yoğun güvenlik önlemleri alındı. Saldırının gerçekleştiği noktada polis barikatı kurulurken, sevenleri Dink’in son nefesini verdiği yere karanfiller bıraktı. Agos Gazetesi önünde sürekli “Sarı Gelin” şarkısı çalarken, Dink’in posteri Genel yayın Yönetmenliği’ni yaptığı Agos Gazetesi’nde asılıydı. Vatandaşlar olay yerine mum da dikerken, anma töreni saldırının meydana geldiği 14.57’de başladı.

    gp_141056.jpg

    “HRANT İÇİN ADALET İÇİN”

    Hrant Dink’in cenazesinde taşınan “Hepimiz Hrant’ız, hepimiz ermeniyiz” dövizlerinin yerini birinci yıldönümünde “Hrant için adalet için” yazılı dövizler aldı.
    Kalabalık cenaze töreninden farklı değildi. İlk konuşmayı gazeteci Oral Çalışlar yaptı. Çalışların konuşması bazı protestocular tarafından sık sık kesildi. Çalışlar arkadaşı Hrant Dink’i çok özlediğini belirterek, “Onsuz bir yıldır çok yalnızız. Onu gazetelerde hedef gösterdiler, mahkemelerde linç etmeye kalkıştılar. Devlet içindeki katillere hesap soracak cesarete ihtiyaç var. Hrant cesaretine ihtiyaç var.” dedi.

    habi.gif

    RAKEL DİNK, “YAŞAMAK VE ADALET CESARET İSTER”

    Hrant Dink’in eşi Rakel Dink, Agos Gazetesi’nin balkonundan yaptığı duygulu konuşmada, yaşamanın, umudun ve adaletin cesaret istediğini söyledi. Rakel Dink konuşmasından şunları söyledi:

    “Sevgili kardeşlerim bırakın ağlamayı, aranızdan ayrıldığını sandığınız yürek çırpıntısını duymuyor musunuz? Onun kanını sabun ve suyla temizlemeye çalıştıkları kaldırımdayız. Bu kaldırım suyla sabunla silinmez. Dökülen hiç bir kan susmayacak. O kan bir yıldır susmadı. Çünkü kanın sesi sadece adaletle susar. Sessizliğinizde adalet çığlığı duyuluyor.

    Geçen bir yılda adalette ne oldu? Sadece görüntüleri basına verenlerle stadyumda “Hepimiz Ogün’üz” diye bağıranlara dava açıldı. Hrant’a hain diyenlere, öldürüleceğini bilenlere ne yaptı ülkenin adaleti?

    Eşime haddini bildirmeye çalışan vali yardımcısına ne yaptı ülkemin adaleti?

    Bugün adalet istemek için buradayız. Evrende acılı yüreklerin sayısı yok. Kimler gücün terörüne, terörün gücüne karşı gelecek?

    Bizi acılarla akraba ettiler. Yaşamak cesaret ister, umut cesaret ister, adalet cesaret ister kadeşlerim”

    hrant2cf98c042c6870c2by.jpg

    YÜRÜYÜŞ SESSİZ OLDU

    Rakel Dink’in konuşmasından sonra, geçen seneye oranla daha sessiz yapılması istenen yürüyüşe geçildi. Agos Gazetesi önünde toplanan binler Şişli’ye doğru yürüyüşe geçti. Yürüyüş istenildiği gisi sesiz sona erdi.

    ANMA TÖRENİNDEN BİR İZLENİM

    SONER ESKİDİR/GAZETEPORT -“Önce gelin şu lirik yalnızlığımızı paylaşalım başta! Beni gömmeye değil yaşatmaya gelişinizin ilk töreni olacak bu. Bırakın ağlaşmayı… Yoklayın yüreklerinizi… Aranızdan ayrıldığını sandığınız yürek çırpıntılarımı orada duymuyor musunuz?”

    Böyle sesleniyordu Rakel Dink, bir yıl sonra Hrant’ı yaşamak, yaşatmak için Agos’un önünde toplananlara. Ölüm haberinin duyulmasının hemen ardından olduğu gibi yine binlerce kişi Agos’un önüne akın etmişti. Bu aylarda görmeye alışık olmadığımız güneş bütün gücüyle, anmaya gelenlerin içini ısıtıyordu. Birbirinden habersiz binlerce kişi, sessiz bir şekilde yürüyordu, tanışmasalar da amaçları ortaktı. Adalet istemeye gidiyorlardı, Agos’un önüne.

    Hrant’ın kanının suyla sabunla temizlenmeye çalışıldığı kaldırımın üzerinde yine mumlar, tütsüler yanıyordu. İlk başlarda derin bir sessizlik hakimdi. Sessizlikte adaletin çığlığı duyuluyor gibiydi. Çünkü kanın sesi ancak adaletle susardı. Sessizliği fondan gelen Sarı Gelin türküsü bozdu önce, sonra birbiri ardına yükselen sloganlar eşlik etti, türküye.

    Hrant’ı unutmayanlar bu kez ellerinde “Hrant için, adalet için” yazılı dövizler taşıyorlardı. Dövizler, cenazesinde olduğu gibi Türkçe, Ermenice ve Kürtçe yazılmıştı. Her yaştan insanın akın ettiği anmada tek amaç onu unutulmadığını, untulmayacağını göstermek ve onun için adalet istemekti. Evet, adalet isitiyorlardı. Hrant’ı vuran kanlı ellerin cezalandırılmasını istiyorlardı. İçlerindeki öfkeyi haykırıyorlardı, yine göz yaşları sel olmuştu vurulduğu gün olduğu gibi.

    Anma programı sona erdiğinde herkes ellerindeki dövizleri Agos’un önüne bıraktı, seneye aynı yerden almak üzere…

    gp_141143.jpg

    GÜNAY, “DİNK GERÇEK TÜRK MİLLETİNİN GERÇEK EVLADIYDI”

    Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, “Hrant Dink gerçek Türk Milleti’nin gerçek evlatlarından birisiydi”dedi. Bakan Günay konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Türkiye’nin güzel evlatlarından, aydınlarından, ermeni asıllı gerçek bir Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı bir arkadaşımız olan Hrant Dink hain bir saldırı ile canını yitirmişti. Hrant Dink’in aziz hatırasını saygıyla anıyorum. Faillerinin gereken cezayı göreceklerin umuyorum adaletten bunu bekliyorum. Hrant Dink gerçekten farklı görüşlerini zaman zaman belki bizim görüşlerimizi biraz sarsan düşünceleri olmasına rağmen sevgisini Türkiye topraklarından alan Türkiye Cumhuriyeti yurttaşıydı.. Gerçek büyük Türk Milleti’nin gerçek evlatlarından birisiydi. Büyük bir kayıptır. Bugün burada bulunduğum için onunla ilgili yapılan törenlerde bulunamıyorum ama bu acıyı paylaşıyorum.”

    KESK GENEL BAŞKANI: “GÜLER VE CERRAH GÖREVDEN ALINMALI”

    KESK Genel Başkanı İsmail Tombul, Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink cinayetinin tüm boyutlarıyla açığa çıkarılamamasının adalet sistemi açısından “utanç verici bir ayıp” olduğunu kaydederek, “Gerek soruşturma sırasında gerekse yargılama aşamasında pek çok bilgi ve belgenin örtbas edilmeye çalışılması, olayın ‘derinliği’ konusundaki şüpheleri haklı çıkarmaktadır” dedi.

    KESK Başkanı Tombul yaptığı açıklamada, Hrant Dink’e yönelik saldırının, düşünce özgürlüğüne, fikirlerin basın yoluyla ifade edilmesine ve tüm aydınlık basın emekçilerine yönelik saldırıların devamı niteliğinde olduğunu ifade etti. Olayın gerçekleşmesi ve sonrasında açığa çıkan gelişmelerin suikastın arkasında “derin ve karanlık güçlerin” bulunduğunu gösterdiğini kaydeden Tombul, “Gerek soruşturma sırasında gerekse yargılama aşamasında pek çok bilgi ve belgenin örtbas edilmeye çalışılması, olayın derinliği konusundaki şüpheleri haklı çıkarmaktadır” dedi.

    Türkiye’nin geleceğine güvenle bakabilmesi için suikastın tüm sorumlularının açığa çıkartılması ve yargılanması gerektiğini vurgulayan Tombul, İstanbul Valisi Muammer Güler ve İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah’ın görevinden alınmasını istedi. Yargılama sürecini zaafa uğratmaya, delilleri karartmaya, bilgi ve belgeleri saklamaya yönelik tüm girişimlerin engellenmesi gerektiğini belirten Tombul şu ifadelere yer verdi:

    “Aradan geçen 1 yıla rağmen cinayetin tüm boyutlarıyla açığa çıkartılamamış olması adalet sistemimiz açısından utanç verici bir ayıptır. Olayın gerçek sorumluları derhal yargı önüne çıkartılmalıdır. Bizler Hrant Dink’in mücadelesine sahip çıkmakta ve gerçek failleri açığa çıkartılıncaya kadar davanın peşini bırakmamakta kararlıyız.”

    MEZARLIKTA YOĞUN GÜVENLİK ÖNLEMİ

    Dink’in ölüm yıldönümü olması nedeniyle Zeytinburnu’ndaki Balıklı Ermeni Mezarlığı’ndaki kabrinde yoğun güvenlik önlemleri alındı. Mezarlığa çıkan sokaklar trafiğe kapatılırken, 2 ambulans, itfaiye aracı, sivil ve resmi polis ekipleri bölgede konuşlandırıldı. Alınan yoğun önlemlere rağmen, Hrant Dink’in mezarını ziyarete gelen olmadı. Yakınlarının kabrini ziyaret için mezarlığa gelen bir çift, Dink’in mezarı başında bir süre dua okudu.

    ERMENİSTAN’DAN TEPKİLER

    Agos Gazetesi’nin Ermenistan Temsilcisi Tiran Lokmagyozyan, Hırant Dink’in çabalarının semeresini verdiğini ancak yaşasaydı daha yapacak çok şeyi olduğunu söyledi.

    Lokmagyozyan , “Bence, Hrant yaşarken oldukça çok şey yaptı. Hrant’ın ölümü, bilhassa bu şekilde ölümü çok şeyi değiştirdi. Fakat, Hrant yaşasaydı daha iyi olurdu. Belki yaşasaydı, biraz daha uzun müddet içinde olanlar olacaktı. Fakat Hrant daha çok iş yapabilecekti. Yinede, Hrant’ın bu çabalarının semeresini verdiğini zannediyorum,” diye konuştu. Hrant’ın ihtilalcı bir yaklaşım tarzı olduğunu ve bu tarzı her iki taraf da anlamakta zorluk çektiğini belirten Lokmagyozyan, “Daha sonra bazı insanlar Hrant’ın öne sürdüğü bazı yeni yolun, bu yaklaşımın aslında oldukça ciddi bir şey olduğunu anladılar,” şeklinde konuştu.

    Lokmagyozyan, Dink’in cenazesinde beklediklerinden daha fazla bir ilgiyle karşılaştıklarını söylerken, “Cenazeye gelen 200 bin kişi vardı. Biz aslında 30 yada 50 bin kişi bekliyorduk. Beklenilmeyen bir tepki oldu. Hatta bu cinayeti işleyenlerde veya bu cinayetin arkasında bulunan güçler de beklemiyorlardı bu tepkiyi,” diye konuştu.

    HRANT DİNK’İ ANMAK İÇİN YÜRÜYEN GRUP, MHP LOKALİNE SALDIRDI

    Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’i ölüm yıldönümünde anmak için İstiklal Caddesi boyunca yürüyen gurup, cadde üzerinde bulunan MHP lokaline saldırdı. Silahını çeken bir polis, saldırı sırasında yaralanan şahsı göstericilerin elinden kurtardı.
    Edinilen bilgiye göre, Agos Gazetesi önünde anma töreninden ayrılan göstericiler, Taksim Meydanı’na kadar yürüdü. Gurup, buradan da İstiklal Caddesi boyunca yürüyüşüne devam etti. Cadde üzerinde bulunan MHP lokali önüne gelindiğinde grup, slogan atmaya başladı. Daha sonra göstericiler, ellerindeki taş ve sopaları MHP lokalinin de bulunduğu binaya attı. Saldırıda lokalin camları kırıldı. Bu sırada polis ekipleri de göstericilere müdahale etti. Göstericiler ise polis araçlarına taş fırlattı. Polis ekipleri, polise taş atan bazı eylemcileri gözaltına aldı. Ara sokaklara dağılan eylemcilerle polisler arasında kovalamaca yaşandı.
    Öte yandan, gurubun Kıbrıs Türk Kültür Derneği’nin İstanbul Şubesi’ne de saldıran grup, binanın camlarını kırdı. Bu arada ellerinde Türk ve KKTC bayrağı bulunan şahıslara taşlı sopalı saldırıda bulundular. Saldırı sırasında bir kişi yaralandı. Bir polis memuru ise, silahını çekerek yaralı şahsı eylemcilerin elinden kurtardı.

    19.01.2008

    GAZETEPORT

    #28576
    Anonim
    Pasif

    Öldürülen gazeteci Hrant Dink anıldı

    http://www.cnnturk.com/FotoGaleri/index.asp?PID=318&GID=420953

    19 Ocak, 2008 18:44:00 (TSİ)

    Hrant Dink, 19 Ocak 2007’de öldürülmüştü

    8207BD933BD023419BF42220r.jpg

    19 Ocak 2007’de uğradığı silahlı saldırı sonucu hayatını kaybeden Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink, bugün düzenlenen çeşitli etkinliklerle anıldı.

    Gazeteci Hrant Dink, geçen yıl silahlı saldırıda hayatını kaybettiği Halaskargazi caddesi üzerindeki Agos Gazetesi binası önünde düzenlenen törenle anıldı.

    Törene katılanlar, Halaskargazi caddesindeki Agos Gazetesi önünde öğle saatlerinden itibaren toplanmaya başladı.

    Gazete binası önünde silahlı saldırının gerçekleştiği yere Hrant Dink’in fotoğrafları ile “Hrant için, adalet için” yazısının bulunduğu dövizler konuldu.

    Törene katılanlar buraya karanfiller bıraktı ve mum yaktı. Törende, Türkçe ve Ermenice “Yiğidim aslanım burada yatıyor”, “Fırat türküsü”, “Sarı Gelin” türküleri dinletildi.

    Daha sonra Hrant Dink’in silahlı saldırıya uğradığı saat 14.58’e kadar Ermeni çalgısı “duduk” çalındı. Törene katılanların ellerinde Türkçe, İngilizce, Ermenice ve Kürtçe yazılı davizler taşıdığı görüldü.

    Bu arada, Harbiye-Osmanbey arasımdaki yol tören bitene kadar trafiğe kapatıldı.Törende, saat 14.58’de Hrant Dink anısına bir dakika saygı duruşunda bulunuldu. Daha sonra hazırlanan ortak basın açıklamasını gazeteci Oral Çalışlar okudu.

    “Alışmak mümkün değil”

    Açıklamada, Dink’in ölümünün üzerinden 1 yıl geçtiği hatırlatılarak, 19 Ocak’ın ülkede vicdanı olan insanların acı günlerinden birisi olduğu, aradan 100 yıl geçse de unutulmayacağı ifade edildi.

    Açıklamada şöyle denildi:

    “Onsuzluğa alışmak mümkün değil, Hrant hepimizindir. Akla, vicdana seslenen bir devrimciydi. Bu ülke onu sevdi, insanları içten kucaklar, güven verirdi. Dosttu, kardeşti, yürekten konuşan bir hakikat anlatıcısıydı. Hrant bir Ermeniydi. Ermenilerin, Süryanilerin sesi çıkmayanların varlığını yeniden fark etmemizi o sağladı. Geçmişimizle yüzleşmek için içimizden birisi olarak hepimize el uzattı. Onsuz bir yıldır çok yalnızız, onsuz hüzünlüyüz.”

    4811090.jpg

    Rakel Dink: “Adalet isteğimiz için burdayız”

    Hrant Dink’in eşi Rakel Dink de gazete binasının penceresinden yaptığı konuşmada, “Bugün adalet isteğimiz için buradayız. Bizi acılarda akraba ettiler. Maalesef yasta kardeşlik de bugün cesaret istiyor” dedi.

    TCK’nın 301’inci maddesine de değinen Dink, “Keşke çutağımı yaşatsalardı da, hapiste olsaydı, çünkü yaşatsalardı bugün gerçekten 301’den hapisteki üçüncü ayı olacaktı” diye konuştu.

    Bu arada, konuşmalar sırasında törene katılan bazı gruplar arasında gerginlik yaşandı. Bazı gruplar, polisin cadde üzerine kurduğu barikatı yıktı.

    Törene, Rakel Dink’in yanı sıra kızları Sera ve Delal, oğlu Arat, gelini Karoline ile Adalet Ağaoğlu, Ali Bayramoğlu, Akın Birdal, Hindistanlı yazar Arundhati Roy, milletvekili Sırrı Sakık, Joost Lagendijk ile çok sayıda vatandaş katıldı.

    Beyoğlu’nda arbede çıktı, polis müdahale etti

    Bu arada Beyoğlu’nda, gazeteci Hrant Dink’in öldürülmesini protesto için yürüyüş yapan bir grup ile başka bir etkinlik için bekleyen grup arasında yaşanan arbedede, bir polis memuru ile bazı göstericiler yaralandı.

    Polis ile göstericiler arasında ara sokaklarda yaşanan kovalamaca sırasında bazı göstericiler gözaltına alındı. Çıkan olaylarda bazı göstericiler yaralandı. Diğer göstericiler ise ara sokaklara girerek dağıldı.

    Dink anmasında gözaltına alınanlar serbest

    Beyoğlu’nda, dün Hrant Dink’i anma yürüyüşü sonrasında çıkan olaylara karıştıkları iddiasıyla gözaltına alınan 14 kişi, serbest bırakıldı.

    İstiklal Caddesi’nde Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’i anmak amacıyla yürüyüş düzenleyen grup ile başka bir etkinlik için bekleyen grup arasında yaşanan, bir polis memuru ile bazı göstericilerinde yaralandığı olaylarda gözaltına alınan 3’ü kadın 14 kişi, bugün işlemlerinin tamamlanmasının ardından Beyoğlu Adliyesi’ne sevk edildi.

    Cumhuriyet Savcısı tarafından ifadeleri alınan 14 kişi serbest bırakıldı.

    HRANT DİNK ABD’DE ANILDI

    Gazeteci Hrant Dink, öldürülmesinin birinci yıl dönümünde, Washington’da düzenlenen dini törenle anıldı. St. Mary Ermeni kilisesinde Dink için düzenlenen ayine, ağırlıkla Washington bölgesinde yaşayan Amerikan Ermeni toplumunun mensupları katıldı.

    Ülke genelindeki anma törenleri

    Ankara:

    agun03.jpg

    Gazeteci Hrant Dink, öldürülmesinin birinci yılında, Ankara’da bazı sivil toplum örgütlerince anıldı. Hrant Dink’in öldürülmesini protesto eden dövizler taşıyan gruptakiler sloganlar eşliğinde Yüksel caddesindeki İnsan Hakları Heykeli önüne geldi.

    Saygı duruşunun ardından yapılan açıklamada, “Dink’in öldürülmesinin üzerinden 1 yıl geçmesine rağmen olayın arka perdesinin gizlendiği” iddia edildi.

    Gazeteci-yazar Can Dündar, Hrant Dink’in, “Hepimiz Ermeni, hepimiz Kürdüz, hepimiz bu ülkenin özgür insanlarıyız” dediği için öldürüldüğünü öne sürdü.

    Dündar, “Bugün bu sloganları atabiliyorsak ülkenin geleceğinden umutluyuz demektir. Bundan sonra bize düşen bayrağı yere düşürmemektir. Önemli olan buradaki kardeşlik duygusunu yaşatabilmektir. Katillere inat kardeşimiz Hrant” diye konuştu.

    Çağdaş Gazeteciler Derneği Genel Başkanı Ahmet Abakay da Hrant Dink’in öldürülüşüyle ilgili “delillerin karartıldığını” öne sürerek, “çağdaş gazeteciler olarak bu olayın karartılmaması için ellerinden geleni yapacaklarını” söyledi.

    Konser ve slayt gösterisinin yapıldığı etkinliğe, DTP Iğdır Milletvekili Pervin Buldan da katıldı.

    Hrant Dink Memleketi Malatya`da anıldı

    İstanbul`da uğradığı silahlı saldırı sonucu öldürülen Hrant Dink, Malatya merkezde ki Soykan Parkında toplanan yaklaşık 150 kişilik grup üyesi, Hrant Dink`in öldürülmesini protesto etti

    19 Ocak 2007 tarihinde, genel yayın yönetmenliğini yaptığı Agos gazetesinin Şişli Halaskargazi Caddesi üzerindeki binası önünde kafasından vurularak öldürülen gazeteci Hrant Dink , ölümünün birinci yıldönümünde Doğum Yeri olan Malatya `da anıldı.

    Soykan Parkında bir araya gelen Hrant Dink sevenleri, terör lanetleyerek sloganlar attı, Kürtçe slogan ve dövizlerin ağırlıkta olduğu “Hrant Dink `i unutmadık, unutturmayacağız” yazılı pankart dikkat çekti.

    Malatya `da ki anma mitingine Sanatçı Suavi ve DTP Milletvekili Hamit Geylani katıldı.

    Ellerinde dövizler taşıyan eylemcilerden bazılarının zafer işareti yaptığı gözlenirken, protesto eylemi olaysız olarak sonuçlandı.

    İzmir:

    İzmir’de ÖDP, EMEP, DTP, SDP, DSİP, KESK, ESP, Ege 78’liler Derneği, İHD gibi bazı sivil toplum örgütleri ve partililer, Hrant Dink’in öldürülmesinin birinci yıldönümü nedeniyle, Konak Meydanı’nda toplandı.

    “Hepimiz Hrant Dink’iz”, “Hepimiz Ermeniyiz”, “Adalet İstiyoruz” pankartları taşıyan ve aynı sloganları atan grup adına Günseli Kaya ve Coşkun Üsterci basın açıklaması yaptı.

    Cinayetin bağıra bağıra geldiğini savunan Günseli Kaya, devam eden davada henüz ilerleme sağlanamadığını iddia etti. Coşkun Üsterci ise “Hrant Dink, insanların tanımadıkları birilerine kurşun sıkabildiği bir aşamaya gelmesini bir bakıma “güvercin tedirginliği” ifadesiyle anlatmıştı. Bu ifadeyi kullansa da Hrant, böyle yaşamayı reddetmişti. Bugün, derin bir acı içindeyiz. Anısını yaşatmak istiyorsak, Hrant’ı örnek almalıyız. Unutmamalı,unutturmamalıyız” dedi.

    Konuşmaların ardından Hrant Dink anısına saygı duruşunda bulunuldu, güvercin uçuruldu.

    Diyarbakır

    Hrant Dink, Diyarbakır’da önceki gece Kürtçe, Ermenice ve Türkçe uğurlandı bir kez daha
    Hrant Dink, Diyarbakır’da önceki gece Kürtçe, Ermenice ve Türkçe uğurlandı bir kez daha. Barış Meclisi Diyarbakır Girişimi’nin Büyükşehir Belediyesi Tiyatro Salonu’nda düzenlediği gecede, Ermeni genç kız anadiliyle anlattı Hrant’ın hayatını. Kürt çocukları üç dilden türküler yakarken, perdede Hrant’ın “Benim halkımın başına gelenler Kürt halkının başına gelmesin” sözleri duyuluyordu.

    DTP Diyarbakır Milletvekili Gülten Kışanak, Türkiye Barış Meclisi Diyarbakır Barış Girişimi Üyesi Edip Yaşar, Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir ve alt kademe belediye başkanları, Diyarbakır Ermeni Kilisesi Sorumlusu Cengiz Bayram ve Meryem Ana Kilisesi Metropoliti Yusuf Akbulut’un da katıldığı gecede, şair Arjen Ari, Agos isimli Kürtçe şiirini okudu.

    Öğretmenim söyledi baba biz gavurmuşuz…

    Diyarbakır Kilisesi Pastörü Cengiz Bayram’ın kürsüde anlattıkları ise “bebeklerden katil yaratan karanlıkların” hala zifiri olduğunu gösterdi. Bayram. 17 yaşındaki çocuğunun bir gün eve “Öğretmenimiz söyledi baba, biz gavurmuşuz!” diye geldiğini anlatarak, “Burada 50-60 kişilik bir cemaatimiz vardır. Biz azız ama azınlık değiliz. Bizler bu ülkenin çocuklarıyız. Başka yerden gelmedik. Gidecek başka bir ülkemiz, şehrimiz de yok” dedi. Gece, “Yektak Parov, Oxir be, Uğurlar olsun Hrant” sözleri ve halkların kardeşliği dilekleriyle sona erdi.

    Adana:

    Adana’da 5 Ocak Meydanı’nda toplanan gruptakiler, pankartlarla slogan atarak, İnönü Parkı’na kadar yürüdü. Burada grup adına yapılan açıklamada, “Kardeşliğe sıkılan kurşunlara karşı hiçbir zaman sessiz kalmayacağımızı belirtiyoruz. Cinayetin gerçek sorumluları açığa çıkarılıp cezalandırılıncaya kadar, haklı tepkilerimizi sürdüreceğimizi bildiriyoruz” denildi.

    Mersin:

    Mersin’de, Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP) İl Binası önünde toplanan grup, İstiklal Caddesi, 111’inci Sokak ve Atatürk Caddesi güzergahından yürüyerek, Mersin Gazeteciler Cemiyeti (MGC) önüne geldi.

    ÖDP Merkez İlçe Başkanı Ali Sesaldı, grup adına yaptığı açıklamada, “Dink’in, Kürt, Ermeni, Rum, Alevi, Sünni, Arap, Süryani, Keldani, Lazve Çerkez’iyle bütün insanları temsil ettiğini” belirtti. Polisin, açıklamanın ardından dağılan grubu pankartla yürümemeleri konusunda uyarması üzerine kısa süreli gerginlik çıktı.

    Bursa:

    Bursa’da, “Bursa Barış Adalet Dostları Grubu” tarafından Kent Müzesi’nin arkasındaki alanda düzenlenen anma töreninde, 1 dakikalık saygı duruşunda bulunulmasının ardından Dink’in öldürülmesi protesto edildi.

    Çanakkale:

    Gazeteci Hrant Dink, Çanakkale’de Barış Anıtı’nda düzenlenen törenle anıldı.İnsan Hakları Derneği Çanakkale Şube Başkanı Kenan Döner, anma töreninde yaptığı konuşmada, “gerçek faillerin sistem tarafından adeta ödüllendirildiğini, dolayısıyla bu süreci ülkenin yüz karası, bir utanmazlığı olarak gördüklerini” ifade etti.

    Denizli:

    ÖDP öncülüğünde Delikliçınar Meydanı’nda düzenlenen anma töreninde, partililer Dink cinayetini canlandırdı. EMEP ve Eğitim-Sen üyelerinin de katıldığı törende platform adına konuşan Özenç Kabasakal, “Hrant davasının mağdurları ve takipçileri” olarak varolduklarını söyledi.

    Kabasakal, “Bizler bu ülkenin yurttaşları olarak güvercin tedirginliğinde gerçek failleri bulunmamış suikastlarla bir arada yaşamaya alışmak istemiyoruz” dedi. Grup, açıklamanın ardından dağıldı.

    Eskişehir:

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Eskişehir Şubesi üyeleri, Dink’i anmak için 2 Eylül caddesinden Hamamyolu caddesine yürüdü. Grup adına burada bir açıklama yapan İHD Eskişehir Şubesi Başkanı Nurettin Aldemir, bu topraklarda Türklerin, Kürtlerin, Ermenilerin coğrafyanın ortak yazgısını beraber yazdığını belirterek, etnik kimliğin bir ülke için ikinci planda gelmesi gerektiğini kaydetti.

    Aldemir, “Ancak herkes kardeşçe yaşamayı içine sindiremiyor. Halkların birbirine düşmesinden çıkar sağlamak isteyenlervar. Bu oyunlara alet olmayalım. Güvercin tedirginliğiyle yaşayıp güvercin tedirginliğiyle göz göre göre öldürülen Hrant Dink’i özlüyoruz” dedi. Grup daha sonra ellerindeki güvercinleri gökyüzüne bıraktı.

    Trabzon:

    Trabzon Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Başkanı Ahmet Şefik Mollamehmetoğlu, Türkiye’nin artık kanlı senaryoların yaşama geçirildiği, şiddetin kol gezdiği, aydınların katledildiği bir ülke olmaması gerektiğini belirtti.

    Ülkeyi yönetenlerin, cinayetleri aydınlatma noktasında verdikleri namus sözlerini yerine getirmesi gerektiğini belirten Mollamehmetoğlu, “Bu cinayetler, bu cinayetlerin arkasındaki gerçek sorumlular, cinayet şebekeleri, yerel ya da küresel güçler ortaya çıkarılmadan Türkiye’nin geleceği için umutlanmamız mümkün değildir. Türkiye artık kanlı senaryoların yaşama geçirildiği, şiddetin kol gezdiği, aydınların katledildiği bir ülke olmamalıdır. Türkiye de Türkiye insanı da bu görüntüyü, bu insanlık dışı olayları, bu korku ortamını hak etmiyor. Hepimiz kardeşiz ve kardeşliğimizi hiçbir gerekçe ile kurban yapmamalıyız” dedi.

    Tunceli:

    DTP Tunceli İl Başkanı Murat Polat, Hrant Dink cinayetinin birinci yılı nedeniyle partisinin merkez ilçe başkanlığında düzenlediği basın toplantısında, Türkiye’de Türküyle Kürdüyle, Lazıyla Çerkeziyle halkların kardeşlik ve barış içinde yaşayacağını söyledi.

    Polat, “Hrant Dink bu kardeşliğin simgesiydi. Bunu içine sindiremeyerek bu ülkenin asli unsurları oldukları halde kendilerini bu ülkenin yabancılarıymış gibi teşhir edenler Hrant Dink’in katilidir” diye konuştu. Polat, söz konusu cinayetin en kısa sürede aydınlatılması gerektiğini kaydetti.

    KENDİNİ GÜVERCİN OLARAK TANIMLAMIŞTI

    Hrant Dink, 12 Ocak 2007 tarihinde Agos’un 563’üncü sayısında “Neden hedef seçildim” diye sormuş ve cevabını yine 19 Ocak 2007 tarihinde yazdığı [URL=”http://”%5D“Ruh halimin güvercin tedirginliği”[/URL] başlıklı yazısıyla cevaplamıştı.

    Dink yazısında şöyle demişti:

    “Dilerim böylesi bir terk edişi hiç ama hiç yaşamak mecburiyetinde kalmayız. Yaşamamak için fazlasıyla umudumuz, fazlasıyla da nedenimiz var zaten. Şimdi artık Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvuruyorum… Ama tüm bunlar olurken şu gerçeği de tek güvencem sayacağım. Evet kendimi bir güvercinin ruh tedirginliği içinde görebilirim, ama biliyorum ki bu ülkede insanlar güvercinlere dokunmaz. Güvercinler kentin ta içlerinde, insan kalabalıklarında dahi yaşamlarını sürdürürler. Evet biraz ürkekçe ama bir o kadar da özgürce.”

    Dink suikastı

    Agos Gazetesi’nin Ermeni asıllı Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink, 19 Ocak 2007’de İstanbul Şişli’deki Halaskargazi caddesinde bulunan gazete binasının girişinde uğradığı silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetmişti.

    17 yaşındaki katil zanlısı O.S., 20 Ocak’ta Samsun Otogarı’nda yakalanmıştı.

    CNN TÜRK.com

    #28577
    Anonim
    Pasif

    ‘Kanın sesi ancak adaletle susar’


    habi.gif

    Rakel Dink, eşinin önünde öldürüldüğü AGOS gazetesinin penceresinden kalabalığa seslendi: Katilimizin eline ülkenin bayrağını verip poster çektirenlere ülkemin adaleti ne yaptı? ‘Tek farklılık kaçmayacaktı’ diyen ve kimin öldüreceğini bilen emniyetçilere ne yaptı ülkemin adaleti? Cinayet planları yapılan ocaklara ne yaptı ülkemin adaleti?

    Rakel Dink devlet içindeki sorumluların yargılanmamasını eleştirdi

    İSTANBUL – ‘Hrant için, adalet için, 19 Ocak’ ta, saat üçte, aynı yerde’ sloganıyla toplanan on binlerce kişiye seslenen Hrant Dink’in eşi Rakel Dink, adalet istedi. Rakel Dink’in konuşmasının tam metni şöyle:

    gp_141128.jpg
    [

    COLOR=”Navy”]Sevgili kardeşlerim,

    Ne demişti eşim hayattayken “Önce gelin şu lirik yalnızlığımızı paylaşalım başta! Beni gömmeye değil yaşatmaya gelişinizin ilk töreni olacak bu. Bırakın ağlaşmayı… Yoklayın yüreklerinizi… Aranızdan ayrıldığını sandığınız yürek çırpıntılarımı orada duymuyor musunuz?”

    Bir yıl sonra onu yaşamak için yine buradayız. Burada, yani onun kanını suyla sabunla temizlemeye çalıştıkları kaldırımdayız. Bu kaldırım bu şekilde temizlenebilir mi, unutturulabilir mi, üstü örtülebilir mi kardeşlerim? Bu ancak ve ancak vicdanların oynamasıyla, kanları dökenlerin pişmanlık ve ikrar ve af dilemeleriyle mümkün olabilir. Yoksa Kelam’daki Habil’in kanının susmadığı gibi, dökülen hiçbir kan ve bu kaldırıma dökülen kan susmayacaktır.

    O kan bir yıldır hiç susmadı kardeşlerim. Çünkü kanın sesi ancak adaletle susar. İşte bugün sizler de adalet için buradasınız. Sessizliğinizde adalet çığlığı duyuluyor.

    Peki adalet nasıl yerini bulacak? Geçen bir yıl içinde adalet adına ne gördük? Katilimizin eline ülkenin bayrağını verip poster çektirenlere ülkemin adaleti ne yaptı? Sadece görüntüleri basına verenlere dava açtı.

    Stadyumlarda ‘Hepimiz Ogün’üz’ diye bağıranlara, katlinden sonra onu hain ilan eden devlet görevlilerine ne yaptı ülkemin adaleti?

    Telefonda “Tek farklılık kaçmayacaktı ama bu kaçtı” diyen ve kimin öldüreceğini bilen Emniyetçilere ne yaptı ülkemin adaleti? Daha katil yakalanmadan silahın markasına kadar bilen jandarmalara ne yaptı ülkemin adaleti?

    Cinayet planları yapılan ocaklara ne yaptı ülkemin adaleti? Eşime haddini bildirmeye çalışan vali yardımcısı ve sözde yakınlarına ne yaptı ülkemin adaleti?

    Diyorlar ki ‘301’den kim hapse girmiş’. Ben de diyorum ki ‘Keşke çutağımı yaşatsalardı da hapiste olsaydı’. Çünkü yaşatsalardı bugün gerçekten 301’den hapisteki üçüncü ayı olacaktı.

    [IMG]http://www.bianet.org/resim/olcekle/1460/250/397[/IMG]

    Gücün terörü

    Evet kardeşlerim, bugün adalet istediğimiz için buradayız. Daha kimler bıçaklandı, kaçırıldı ve daha kaç ölüm… Sayısı yok. Elbette acılı yüreklerin de sayısı yok. Ama kimler cesaret bulacak da onun dediği gibi terörün gücü ve gücün terörüne karşı gelecek. Kimler karşı gelecekler.

    Çutagımın dediği gibi: ‘Uğruna ölünesi davaları, uğruna yaşanası davalara dönüştürmedikçe, belli ki bu tür vahşetler daha çok yaşanacak.’

    Bizi acılarda akraba ettiler.

    Maalesef yas da kardeşlik de bugün cesaret istiyor, ama asıl, yaşamak cesaret ister. Umut cesaret ister. Adalet cesaret ister.

    * * * * *

    Habil’in bağıran kanı

    Rakel Dink’in konuşmasında anlattığı ‘Habil’in kanı’ inanışı şöyle: Adem ve Havva’nın çocuklarından Kabil, Tanrı’ya buğday ve meyve adar. Çoban olan kardeşi Habil ise bir koyun kurban eder. Tanrı Kabil’in adağını reddederken, Habil’inkini kabul eder. Kabil ise buna çok kızar ve kıskançlık içinde Habil’i öldürür. Tanrı Kabil’e kardeşinin nerede olduğunu sorunca “Ben kardeşimin bekçisi miyim?” diye cevap verir. Tam bu sırada Habil’in kanı yerden bağırır. Bunu duyan Tanrı, Kabil’i lanetler ve durmadan yeryüzünü dolaşmaya mahkûm eder. Kabil’in Habil’i öldürmesi sadece yeryüzünün ilk cinayeti değil, aynı zamanda dökülen ilk kardeş kanıdır.

    20.01.2008

    RADİKAL

15 yazı görüntüleniyor - 46 ile 60 arası (toplam 89)
  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.