• Bu konu 16 izleyen ve 27 yanıt içeriyor.
15 yazı görüntüleniyor - 1 ile 15 arası (toplam 28)
  • Yazar
    Yazılar
  • #25364
    Anonim
    Pasif

    Benim aklıma bi soru takıldı: Müslümanlıktaki ALLAH ile Hristiyanlıkta BABA, yani YHVH aynı Yaratıcılar mı? Birisi cevap verirse sevinirim.

    Bir de Baba-Oğul ve Kutsal Ruh’u tam olarak anlayamadım. Yeni Hristiyan oldum, ama önemli günleri bilmiyorum ve yaşadığım yerde kilise yok malesef. Sizce ne yapabilirim? Bunlar beni sıkıntıya sokuyor.

    Bir de bazen ağzımı bozduğum günler oluyor, yani küfür ediyorum, terbiyesizce konuşuyorum. O zaman da günaha giriyorum, degil mi?

    #29217
    Armagan
    Anahtar yönetici

    Sevgili Turtle, Foruma üye olup bize yazdığıniz için teşekkür ederiz. Dileğimiz tanrısal gerçekleri anlamaniz ve gerektiği gibi yaşayabilmenizdir.

    Yeni Hristiyan olduğunuzu söylüyorsunuz, ancak görüyorum ki hala kime iman ettiğinizin bilincinde değisiniz. Bu nedenle size Forumda konuyla ilgili linklere yönlendirmek istiyorum. Bu linklere giderek sorularınızın yanıtını bulacagınızı umuyorum.
    TANRI: http://www.hristiyanturk.com/showthread.php?t=3329

    ÜÇLÜBİRLİK: http://hristiyanturk.com/forumdisplay.php?f=24

    KİLİSE ADRESLERİ: http://hristiyanturk.com/forumdisplay.php?f=92

    Günahtan Aklanma Konusu: http://hristiyanturk.com/showthread.php?t=2549

    İncil’de İslamdaki gibi ‘günaha girmek’ kavramı yoktur. Zaten İsa Mesih dışında bütün insanlar günah tabiatıyla doğdukları için günahlıdırlar ve Kutsal Tanrı’dan kopukturlar ve uzaktadırlar. Ama İncil günahlı insanın bu sorununun kesin bir çözüme kavuşturulduğunu müjdeler. Kendisi günahsız olan Rab İsa Mesih, senin günahların da dahil olmak üzere tüm dünyanın günahını Kendi üzerine alarak kurban olmuş, Kendi kutsal hayatını bizim uğrumuza kefaret olarak ölüme teslim etmiştir. Bu saglayıştan sadece ve sadece İsa’ya Rab ve Kurtarıcısı olarak iman eden insanlar yararlanabilirler. Umarım sen de bu kişilerden biri olursun..

    Esenlikler dilerim..

    #30000
    Anonim
    Pasif

    Sevgili Turtle şöyle düşününüz

    Can-Ruh-Beden= Tek insan

    Baba-Oğul-Kutsal Ruh = Tek Tanrı

    #30143
    Anonim
    Pasif

    baba-ogul-kutsalruh

    Merhabalar,

    Sorunuza ilk öncelikle açık bir cevap vermek isterim. HAYIR!

    Şimdi ise açıklamaya geçmek istiyorum. Bildiğiniz gibi bizler YHVH’ye inanıyoruz. Rabbimiz kendisini tevrat,zebur ve incilde açıklamıştır. Baba, Oğul ve Kutsal Ruh”tan oluşan tek Tanrı’ya inanıyoruz. Kutsal Kitap İsa Mesih’in RAB ve Kurtarıcı olduğunu, biricik oğul olduğunu, çarmıha gerildiğini, dirildiğini, İLK VE SON olduğunu bizlere öğretir..Kutsal Kitap dışında hiçbir şeye inanmadığımız gibi öğretileri hakkında da konuşmamayı tercih ediyoruz. Bu nedenle İslamın inandığı Allah (cc) ve diğer inançlar hakkında bir yorum yapmıyoruz. Sadece Tanrımız’ın YHVH olduğunu ve onun dışında hiçbir Tanrı’ya inanmadığımızı belirtmekle yetinmek istiyoruz.

    Esenlikle kalın

    #30625
    Anonim
    Pasif

    şimdi yaradanın ismi hakında tartışmak bence akıl karı iş değil.bu çok değişik bir kavramdır.ülkeye kültüre ve dile göre değişir.ingiliz başka şey der. yahudi yahve der.türk tanrı der.kürt xade der arap allah der.sonuç olarak aynı tanrıyımı kast ediyoruz ona bakmak lazım isim değil.
    bu konuda çokda bağnaz olmamak lazım diye düşünüyorum

    #30666
    Anonim
    Pasif

    Sonuçta tek bir tanrıya inanıyoruz fakat tam olarak aynı değil.Yani nitelikleri farklı anladıgım kadarıyla.

    #30671
    Anonim
    Pasif
    happychristmas;9399 wrote:
    Sonuçta tek bir tanrıya inanıyoruz fakat tam olarak aynı değil.Yani nitelikleri farklı anladıgım kadarıyla.

    ” fakat tam olarak aynı değil. ” bir yana, tamamen farklı bir Yaradan var. Zira Kutsal Kitap’ta kendini anlatan ve tanıtan Tanrı ile diğer inançlarda belirtilen Yaradan, aynı değildir, sayın happychristmas.

    İnsan, canına karşılık ne verebilir ?
    Biz inanlılar, Tanrı’nın merhametiyiz.
    Ayak izimiz , Mesih’tir ve yolumuzdur.
    hac5 Dünyayı kazansan neye yarar ?

    #30688
    Anonim
    Pasif

    sayın çölgeçen öncelikle bu benim düşüncem ve kanımdır.
    okuduğum anladığım kadarıyla kutsal kiatpta kendini tanıtan tanrıyla kuranda kendini tanıtan tanrı aynıdır.
    gerek tarihsel olaylarda tanrının yaklaşımı gerekse eski peygamberle vahiy konusunda hiç bir fark göremedim ben.
    baştanda belirtiğim gibi bunlar beim çıkardığım sonuçlardır.doğru olabilir yalnış olabilir çokda iddia etmiyorum
    saygılarımla

    #30691
    Anonim
    Pasif
    izmirligizem;9429 wrote:
    sayın çölgeçen öncelikle bu benim düşüncem ve kanımdır.
    okuduğum anladığım kadarıyla kutsal kiatpta kendini tanıtan tanrıyla kuranda kendini tanıtan tanrı aynıdır.]

    Sayın izmirligizem; böyle bir sonucu nasıl ortaya çıkardın ? Bunu anlamak zor. Ben, yazılımımda aynı Tanrı, olmadığını söylüyorum ve de iki taraftada anlatılan ya da tapınılan Yaradan aynı değildir. Bu, benim düşünce ve kanım ( sizin dediğiniz gibi ) değildir. Aynı Tanrı olmadığını Kutsal Kitap, ifade etmektedir. Eğer aynı Tanrı, olduğunu ifade ediyorsanız, bu konuda ezbere konuşuyorsunuz. Tıp fakültesinde, kan üzerine – yanılmıyorsam birinci sınıftaydı o ders ki,ben 78 yılında okudum o ders notlarını ( Ege Üniversitesi Tıp ) – yaklaşık 800 sayfaydı – kanın özellikleri ve yapısı bellidir. Ama burada, sözü edilen Kutsal Kitap’ta kendini anlatan ve tanıtan Tanrı ile sizin diğer tarafta bahsettiğiniz Tanrı, aynı Tanrı değildir. Eğer liberal bir kişilikteki inanlı olsaydım ki, sizin dediklerinizi kabul ederdim ve de gittiğim kilise ölü bir kilise olurdu.

    Biz inanlılar, Tanrı’nın merhametiyiz.
    Ayak izimiz, Mesih’tir ve yolumuzdur.
    Mesih, bizim ışık kaynağımızdır.
    İnsan, canına karşılık ne verebilir ? isasiyahbeyaz

    #30693
    Anonim
    Pasif

    sayın çölgeçen.
    kutsal kitabın bilhassa eski antlaşma bölümü ile kuranın bazı bölümleri sanki aynı kalmden çıkmışcasına benzemektedir.kuranın kasas suresi ile eski antlaşmadaki musanın doğumu ile ilgili anlatımlar arasında ben bir fark göremedim.
    sayın çölgeçen
    ve yine anlatımlar cümleler farklı olsada gerek eski gerksede yeni ahitte anlatlılan konuların çoğu kuranla örtüşmektedir.ben burda cümlelere bakmadan anlatılmak istenen konuya baktığımdan böyle bir sonuç ortaya çıkmaktadır.
    tabiki burda bunları size sormamın nedeni acaba sizin düşünceniz nedir benim yanılgı payım nedir onları öğrenme amacıdır.

    saygılarımla

    #30701
    Anonim
    Pasif

    Sayın izmirligizem; anlatımlara tümcelerle bakmak, yeterli değil.Birincisi; bir konuya bakarken ya da yazılımlara bakarken en başta tarihi bağlam açısından bakmak gerekir. İkincisi; edebi bağlam açısından bakmak gerekir. Üçüncüsü; insansal ( dünyevi ) ve Tanrısal açılımdan bakmak gerekir.

    Sizin dediğiniz konular, o zamanki ( Tarihsel bağlamdan baktığımızda ) konumda da biliniyordu. Öğretildiği biçimde, sadece putperestler yoktu, o çağda ! Hristiyanlar ve Yahudi toplulukları da vardı. Muhammed’in akıl hocası, karısının akrabası olan bir Hristiyan dönmesi ( Bunu da siz araştırın ) dir. Sonra. Muhammed, uzun yıllar ticaret yapmış ve birçok ülkeyi dolaşmıştır ki, peygamberliğini ilan edene kadar .Eğer bakarsanız, uzun yıllar bu bilgiler din dersi kitaplarında bile yer almıştır. Yani dediğiniz yerde ( Kur’an-ı Kerim’de ) yaratılılş ve yaratılış olgu ve olayların şöyle ya da böyle bir şekilde yer alma olgusu garipsenecek bir şey değildir. Ama ne derece doğru ? Ya da nereye kadar gerçeği yansıtığı söz konusudur ? Sözlü anlatımlar yazılı anlatımlarla karıştırılmamalıdır. Sözlü anlatımlar, ” Dede Korkut” öykülenmelerinde olduğu gibi, giderek gerçeğin dışındaki olguları da yansıtmaya başlar ve de ” Keloğlan ” masallarına döner. Örneğin ben, 32 harfli göktürk alfebesini kullanarak yeni bir dinsel olgu yaratsam ( Kitap yazarak ) ya da 11 harfli uygur alfabesini kullanarak yeni bir inanç olgusu yaratsam buna kim itiraz etse bile bu bir sonuç getirmeyecektir.Zira; en azından şamanist duygular veya ateist kavramları yanıma alarak yeni bir tanrı olgusu yarattığım gibi birçok kişiyide yanımda bulacağım. Neleri kullanmış olacağım: Bilinen öyküleri, masalları, dinsel olguları, göktürk yazıtlarını, uygur yazıtlarını ve de bilinen ya da kulaktan dolma öykülenmeleri… Bu konuyu, uzatmak kolaydır. Bundan dolayı, yazı yazarken ya da bazı şeyleri savunurken lütfen geniş kapsamlı araştırma yapalım. Her şeyden önce Rab’be inancımız yoksa ; olgular yapıları bir araya toplayalım, incesinin incesini yılmadan araştıralım ( Bu ara kimsenin etkisinde kalmayalım. ) , kendimizi ispatlamaya çalışmadan gerçeği bulmaya çalışalım, doğma sözlerle hareket etmeden ve de kimseyi küçümsemeden ( Hatta bilmediğimiz konularda tartışmalara girmeyelim ) giderek sonuca ulaşalım.Şimdi denecek ki; 50 yıllık bir inanlı bile düşüyor … Bu doğrudur. Yıllarca Rab’bi anlatmış kişilerin bile düştüğünü görüyoruz. Ama ! Şu amalar yok mu ? Eğer her imana gelen Rab’de hareket etmiş olsaydı; dünyada yaşam farklı olurdu. Şeytan da hiçnir zafer ( utku ) kazanamazdı. Lütfen, olaylara yaklaşımlarımıza dikkat edelim ve de olay ya da olguları Kutsal Kitap ışığında – Rab’den yardım isteyerek – değerlendirelim. Rab, memnun kaldığı gibi bizi bereketleyecektir.

    İnsan, canına karşılık ne verebilir ?
    Dünyayı kazansan neye yarar ?

    RAB, SİZİ BEREKETLESİN VE YÜREĞİNİZDE OLSUN !… hac5

    #30703
    Anonim
    Pasif

    Fırat Abi yazdıklarınız da çok çok haklısınız.

    Özellikle de Muhammed’in akıl hocasının Hristiyanlığı red eden birisi olduğu ve dolayısıyla Muhammed’in Eski ve yeni anlaşmaları iyi bildiği konusunda sizinle sonuna kadar hem fikirim.

    Zaten öyle ki, Muhammed’in ilk peygamber olacağı mesajını veren rivayetlere göre yine bir kilise görevlisi olmuştur. (Muhammed’i gökyüzündeki bulutları takip ettiğini görüp, onun peygamberliğinden şüpelenen ve bu şüpesi üzerine Muhammed’in sırtına bakıp peygamberlik mührünü gören kişi)

    Yani Muhammed, Hristiyanlıktan kopuk, Hristiyanlığı hiç bilmeyen bir insan değildi. Dolayısıyla Kuran’ın içinde eski anlaşma bilgilerinin bulunması da gayet normaldir.

    Ama ben size burada anlatılmak isteneni söyliyeyim.

    Tevrat’ta olup, İncil’de olmayan şeyler vardır. Sünnet gibi, gerekli zamanlarda kin, nefret, cezalandırma, adam öldürme gibi… Şimdi bu Tevrat’ta olan ve İncil’de olmayan şeyler Kuran’ı Kerim’de vardır. Dolayısıyla Müslümanlar bu emirleri ve bilgileri içermiyor diye İncil’i kale almazlar ve Tevrat’ı hak kitap sayarlar.

    #30704
    Anonim
    Pasif

    Sevgili Rab’deki kardeşim burç , yazılımlarını okudukça sana ne kadar Rab’de güvendiğimi daha iyi anlıyorum. İlk önce şunu size söyleyim ki, siz benden daha zeki ve akıllısınız. Bu zekanızı, Rab’de kullanmanızı isterim. Ama !… Şu, amaları unutmamanı Rab’de isterim ve de kendine hiçbir şeyi pay biçme ve de alçakgönüllü olmanı isterim Rab’den.

    Seni Rab’de çok seviyoruz.Nereye gidersen git, yüreğim senimle. Yeni Antlaşma’da sünnet var. Ama ne anlamda ? Forumda, bu konuyla ilgili yazılımım var. Tabi ki, anlayana !… Daha önce dediğim gibi, ben Rab İsa ile birlikte olanlarla her daim beraberim. Ama eleştirilere, itirazlara karişı her daim anlayışlı, sevgi dolu olmalıyız. Gerçek inanlı olarak Rab’bin bizimle olduğunu unutmamalıyız. Bir gerçek daha var ki, inanlı olmayanların bir hatası şu: Müjde diye bir kitap inmemiştir. Müjde Rab’be ait olanlar ve de sonrası Kutsal Ruh’un esinlemsidir. Esas noktalardan biri budur… Ne diyeyim ki? Halk ağzıyla ( Kimse beni yanlış anlamasın. ) “Anlayana saz anlamayana davul zurna az ! “

    Biz inanlılar, Tanrı’nın merhametiyiz.
    İnsan, canına karşılık ne verebilir ?

    RAB, İNANMAYANLARIN YÜREĞİNE DOKUNSUN !

    #30720
    Anonim
    Pasif

    sayın çölgeçen sanırım rahip bahiradan söz ediyorsunuz. o zamanın suriyesinde çok önemli bir nüfuza sahip olan bilge bir din adamı olduğundan söz edilir.
    eğer szö ettiğiniz o kişi ise o daha hz muhamedd çocuk iken olacakları öngörmüş birisidir en azından böyle rivayet edilir.sizce bahira 30 sene sonrasını nasıl bildi? esas soru o zaten.
    ve yine sayın çölgeçen şöyle bir konu var.
    yahudlier zülkarneyn ile ilgili sualler hazırlar soraralar ve cevablarınıda alırlar. o zamanda bu kişi ile ilgili hiç bir bilgi yoktu. bu nasıl oldu

    saygılarımla

    #30751
    Anonim
    Pasif

    olacakları öngörmüş birisidir en azından böyle rivayet edilir.sizce bahira 30 sene sonrasını nasıl bildi? esas soru o zaten.
    ve yine sayın çölgeçen şöyle bir konu var.
    yahudlier zülkarneyn ile ilgili sualler hazırlar soraralar ve cevablarınıda alırlar. o zamanda bu kişi ile ilgili hiç bir bilgi yoktu. bu nasıl oldu

    saygılarımla[/quote]

    Sayın canan, rivayetlerle ilgilenmiyorum. Rivayetlerde, kesinlik yoktur. Son paragrafta ifade ettiğiniz konuyu, hangi kaynağı referans alarak sorduğunuzu söyler misiniz ? Bu konuyla ilgili, İbn-i Haldun’un ” Sosyoloji ve Tarih ” adlı kitabında açıklamalar var ( Yaklaşık 500 sayfalık bir kitap. ).Üniversitelerin Tarih bölümünde okuyan öğrenciler, bu kitabı iyi bilirler. Lakin bu kitaptan dolayı; Müslümanlar, İbn-i Haldun’u pek sevmezler. İbn-i Haldun ilk müslüman sosyologlarındandır. Müslümanlığın gelişimi, yaşanan olayları ve sonrasını yorumlamıştır.Bu konuya ilginiz olduğuna göre; orada, gereken yanıtınızı bulabilirsiniz.

    Biz inanlılar, Tanrı’nın merhametiyiz.
    Ayak izimiz, Mesih’tir ve yolumuzdur.
    isasiyahbeyaz İnsan, canına karşılık ne verebilir ?

15 yazı görüntüleniyor - 1 ile 15 arası (toplam 28)
  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.