• Bu konu 2 izleyen ve 3 yanıt içeriyor.
4 yazı görüntüleniyor - 1 ile 4 arası (toplam 4)
  • Yazar
    Yazılar
  • #26624
    Anonim
    Pasif

    YARGI :-

    “Başkasını yargılamayın, siz de yargılanmazsınız. Suçlu çıkarmayın, siz de suçlu çıkarılmazsınız. Başkasını bağışlayın, siz de bağışlanırsınız” (Luka 6:37).

    İşte, kilise içerisinde ve bilhassa bireyler arasında, en fazla tartışma yaratan konulardan bir tanesi. “Yargılamayın” diyor. Ama nasıl yargılamayalım ki? Yani, günaha ‘Günah’ demiyelim mi? Günah olmadığını mı savunalım? Yoksa, görmemezlikten mi gelelim? Ne demek istiyor? Zina yapan bir kardeşe, “Tövbe et” dediğimizde, hemen Luka 6:37’yi karşımıza dikmeyecek mi? “Beni yargılıyorsunuz” demiyecek mi? Peki, doğrusu nedir? Bu öğretiyi nasıl anlamamız gerekiyor?

    Önce şu ayırımı yapmamız gerekiyor. Dört çeşit yargılama vardır. Daha doğrusu yargı tektir de, gruplardan dolayı 4 çeşit oluyor. İnsanları iki gruba ayırırsak, ‘İmanlılar’ (İsa Mesih’e inananlar) ve ‘İmansızlar’ (İsa Mesih’e inanmayanlar) diye, bu yargı çeşitlerini daha iyi anlarız.

    1)İmansızların, imanlıları yargılaması: Zaten herşeyleri ile günahta yaşayan bu insanlar, günahlarına bir günah daha katıp, Rab’bi yargılayıp suçlu buldukları gibi, seni beni de yargılayacaklar. Ne yaparsan yap, bu insanları memnun edemezsin. Her zaman suçlu bulunacaksın. Rab onlar için şöyle demiştir: “Bu kuşağın insanlarını neye benzetmeliyim? Çarşı meydanlarında oturup arkadaşlarına, ‘Size kaval çaldık, oynamadınız; Ağıt yaktık, dövünmediniz’ diye seslenen çocuklara benziyorlar. Yahya geldiği zaman, oruç tutup, içkiden kaçındı, ona ‘cinli’ diyorlar. İnsanoğlu (yani Mesih) geldiği zaman, yiyip içti. Bu kez de diyorlar ki, ‘Şu obur ve ayyaş adama bakın! Vergi görevlileri ve günahkârlarla dost oldu!” (Matta 11:16-19). Bunlara hiç önem vermemeliyiz. Yalnızca Rab’bin yargısı önemlidir bizler için.

    2) İmansızların, birbirlerini yargılaması: Onlar, kendilerini başkalarıyla mukayese ederken, kendi günahlarını mazur görerek, diğerlerinkini öne çıkarıyorlar. Halbuki Tanrı’nın Kelâm’ı, hepsini ‘Günahkâr’ olarak bir kılıyor. “Çünkü herkes günah işledi ve Tanrı’nın yüceliğinden yoksun kaldı” (Rom.3:23). Yani, ayyaş hırsıza gülerken; hırsız da zinacıya güler. Rab için ise, hepsi aynidir. Hepsi ebedî ölüme mahkûmdur. Zinada yakalanan kadının öyküsü, bunlar için anlatılmıştır (Yuhanna 8:1-11). Ah da herkes bunu duysa, herkes bunu okusa! Sadece burda yazılanlar bile, dünyayı değiştirecek güçtedir. Günah işlediği için bu kadını taşlayıp öldürmek isteyenlere, İsa şu cevabı verdi: “İçinizde kim günahsızsa, ilk taşı o atsın.” Evet, imansızlar birbirlerini yargılar ama, attıkları her taşla, kendilerini de mahkûm etmiş olurlar.

    3) İmanlıların, imansızları yargılaması: Tüm imanlılar da bir zamanlar imansızdılar. Bizler de bir zamanlar, karanlıkta ve Şeytan’da barınıyorduk. Kendi iyiliklerimizden dolayı değil, Mesih’in sunduğu kurtuluş planına iman edip, tövbe ettiğimiz için kurtulduk. Bir zamanlar, şimdi iman etmiş olanların, bu imansızlardan hiçbir farkları yoktu. Bu yüzden onları yargılayıp, dışlamak; ‘Kurtuluşa’ layık görmemek çok yanlış olur. Bilâkis, onların da kurtuluşa erişebilmeleri için, dua etmek gerekir. Yapılan işlerin, günah olup olmadığını bilmek, yargılamak değildir.

    4) İmanlıların, imanlıları yargılaması: Şimdiye kadar olan ilk üç bölümde, yargılamanın doğru olmadığını söyledik. Rab’bin söylediği de budur. Ama bu bölümde, olaylar değişir. Bu bölümde, YARGILAMAMAK SUÇTUR. Her ne pahasına olursa olsun, gerekirse bölünmeler bile göz önüne alınarak, KİLİSE TERTEMİZ OLMALI. Tüm günahlardan arınmalı. Noktasız, lekesiz ve Damad’a yakışır bir hale getirilmeli. Bu, pastörlere, çobanlara ve ihtiyarlara, ve hatta bütün kiliseye düşen bir görevdir. Yapmayanın vay haline.

    1.Korintliler’in 5. Bölümü hep bu konuya adanmıştır. Herkes bazen iyi durumda olmayan kiliselerini haklı göstermek için, “Evet ama, sen bir de Korint’teki kilisenin haline bak” diyorlar. Bakalım işte. Pavlus hiç taviz vermiyor. Adeta ateş püskürüyor. “Aranızda zina yapanlar varmış. Siz ise hâlâ böbürleniyorsunuz. Oysa YAS TUTUP, bu işi yapanı, ARANIZDAN ATMANIZ gerekmez miydi?” diyor. “Ben onu zaten Rabbimiz İsa’nın adıyla YARGILAMIŞ BULUNUYORUM”, “BU ADAMI ŞEYTANA TESLİM EDİN”, “ÖVÜNMENİZ YERSİZDİR.”

    Daha nasıl söylesin Pavlus? Kiliseyi başka nasıl uyarsın? Vahiy’de de Rab’bin uyarılarını görmüyor muyuz? Yedi kiliseye yazılan, yedi mektubu, bir kez daha okumada fayda var. Yoksa kiliselerimiz sönüp biter; geriye disko müzikli ilâhiler söylediği için, kendilerini Kutsal Ruh’la dolmuş sanan, ölü camaatlar kalır.

    Pavlus ise yazılarına, şöyle devam ediyor:-
    “Mektubumda size, fuhuş yapanlarla arkadaşlık etmemenizi yazdım. Kuşkusuz dünyadaki ahlâksızları, açgözlüleri, soyguncuları, ya da putperestleri demek istemedim. Öyle olsaydı, dünyadan ayrılmak zorunda kalırdınız! Ama şimdi size şunu yazıyorum: KARDEŞ DİYE BİLİNİRKEN, fuhuş yapan, aç gözlü, putperest, sövücü, ayyaş, ya da soyguncu olanla ARKADAŞLIK ETMEYİN, böyle biriyle YEMEK BİLE YEMEYİN. İnanlılar topluluğunun dışındakileri yargılamaya, benim ne hakkım var? Sizin de yargılamanız gereken kişiler, TOPLULUĞUN İÇİNDEKİLER değil mi? Topluluğun dışında kalanları, Tanrı yargılar. KÖTÜ ADAMI ARANIZDAN KOVUN!” (1.Kor.5:9-13).

    Vay be! “Kötü adamı aranızdan kovun”. Yargılayınız. Yargılamalısınız. Yargılamazsanız, siz yargılanacaksınız. Tüm kilisenin görevi budur. Taviz vermeyiniz. Sahte ‘Sevgi Meleklerini’ dinlemeyiniz. Azacık maya, tüm hamuru kabartır. Bedeni kurtarmak için, kanserli eli kesip atın. Üzüle üzüle de olsa, bunu yapın. Pavlus da üzülerek yapmıştı. Ama neticesi mükemmel olmuştu. Ne saflık, ne temizlik ve ne tövbe gelmişti kiliseye.

    Rab hepimizi bereketlesin ve aydınlatsın.

    #33962
    Anonim
    Pasif

    [PHP]Pavlus ise yazılarına, şöyle devam ediyor:-
    “Mektubumda size, fuhuş yapanlarla arkadaşlık etmemenizi yazdım. Kuşkusuz dünyadaki ahlâksızları, açgözlüleri, soyguncuları, ya da putperestleri demek istemedim. Öyle olsaydı, dünyadan ayrılmak zorunda kalırdınız! Ama şimdi size şunu yazıyorum: KARDEŞ DİYE BİLİNİRKEN, fuhuş yapan, aç gözlü, putperest, sövücü, ayyaş, ya da soyguncu olanla ARKADAŞLIK ETMEYİN, böyle biriyle YEMEK BİLE YEMEYİN. İnanlılar topluluğunun dışındakileri yargılamaya, benim ne hakkım var? Sizin de yargılamanız gereken kişiler, TOPLULUĞUN İÇİNDEKİLER değil mi? Topluluğun dışında kalanları, Tanrı yargılar. KÖTÜ ADAMI ARANIZDAN KOVUN!” (1.Kor.5:9-13).[/PHP]

    Buraya anliyamadim aciklarsaniz Kemal abi cok mutlu olurum.

    #33964
    Anonim
    Pasif

    @zumrut 16279 wrote:

    [PHP]Pavlus ise yazılarına, şöyle devam ediyor:-
    “Mektubumda size, fuhuş yapanlarla arkadaşlık etmemenizi yazdım. Kuşkusuz dünyadaki ahlâksızları, açgözlüleri, soyguncuları, ya da putperestleri demek istemedim. Öyle olsaydı, dünyadan ayrılmak zorunda kalırdınız! Ama şimdi size şunu yazıyorum: KARDEŞ DİYE BİLİNİRKEN, fuhuş yapan, aç gözlü, putperest, sövücü, ayyaş, ya da soyguncu olanla ARKADAŞLIK ETMEYİN, böyle biriyle YEMEK BİLE YEMEYİN. İnanlılar topluluğunun dışındakileri yargılamaya, benim ne hakkım var? Sizin de yargılamanız gereken kişiler, TOPLULUĞUN İÇİNDEKİLER değil mi? Topluluğun dışında kalanları, Tanrı yargılar. KÖTÜ ADAMI ARANIZDAN KOVUN!” (1.Kor.5:9-13).[/PHP]

    Buraya anliyamadim aciklarsaniz Kemal abi cok mutlu olurum.

    Sevgili Zümrüt,

    Tam olarak neyi anlayamadığınızı, ben de anlayamadım. Bu yüzden, yanlış konuya cevap veriyorsam, beni affedin.

    Burada, İnanlılar Topluluğu ve bunun dışında kalanlardan bahsediliyor. Topluluk dışında kalanlar, imansızlardır. Biz de bir zamanlar, bu gruba aittik. Yani topluluğun dışındaydık. Ama Rab, elini uzattı ve bizleri çekip, ordan aldı. Bunu yaparken de, İmanlıları kullandı. Çünkü Rab’bimizin en son buyruğu, Müjde’nin tüm dünyaya duyurulması idi. “Günahların bağışlanması için, tövbe çağrısı da, Yerüşalim’den başlayarak bütün uluslara, O’nun adıyla duyurulmasını” emretti (Luka 24:47).

    Burada da görüldüğü gibi, bütün günahkârlar, günahları ne isterse olsun, iman edip tövbe ederlerse, günahlarının bağışlanacağı bildiriliyor. Rab, günahkârları kurtarmak için geldi ve bu görevi herbirimize de verdi. “Ben bunların hiçbirine konuşmuyorum, onlarla yemek bile yemiyorum” diye bir tavır alırsak, bu dünyadan çekip gitmekten başka çaremiz olmaz. Çünkü, çok az insan Rab’bin Topluluğuna aittir. Diğerleri dışarıdadır. Bunlardan kaçınmak için, dünyayı terk etmek gerek. Ama Rab bunu demiyor. Çünkü bize buyurduğunu, kendisi de yapmıştır ve bu yüzden, Yahudi din adamları, “Şuna bak, Mesih’miş! Bir de günahkârlarla yeyip içiyor” diye O’nu yargıladılar. Biz de, onları kurtarma amacıyla, gerekirse cehennemin dibine bile inmeliyiz.

    Ama iman edip, vaftiz olmuş (zaten tövbe etmemişse, vaftiz olmamalıydı), Kardeş diye bilinen, topluluğa ait, Mesih’in adını taşıyan herhangi biri, yukarıda yazılı bulunan günahlardan herhangi birini işler ve tövbe etmemekte ısrar ederse, o kişinin kesinlikle kesilip atılması lâzımdır. Son günlerin haberlerini iyi düşünmek gerek. İrlanda’lı Katolik Papazların, 320 den fazla yavruya tecavüzü ve bunun da, hiçbirşey yapmamış olan Başpiskoposun bilgisi dahilinde gerçekleşmiş olması inanılmazdır. Bu papazlar, İsa’yı bir kez daha çarmıha germişler ve O’nun Kutsal Kanını, ayaklar altına almışlardır.

    Ama imana gelmiş birinin mazisi, geçmişteki günahları ile kimse yargılanmamalı. Rab’bin “Temiz” dediğine, kimse “Kirli” dememeli. “Sen beni yargılayamazsın. Rab’be gelmeden önce, sen şöyleydin, böyleydin” demek, hiç te doğru değildir. Tamamen yanlıştır. Ne isterse olsun, Rab onu affetmiş. O artık bir kardeş veya kız kardeş ve artık günah işlemiyor. Topluluğumuza ait. Bizden biri. Ama, Rab’be aitim diyenlerin hiçbiri günah işlememeli. Düşerse, hemen kalkmalı ve tövbe etmeli. Yoksa tüm kilise yanar. Rab, tüm kiliseyi ve bilhassa önderleri sorumlu tutar.

    Umarım cevaplandırabilmişimdir. Yine de, anlaşılmayan bir nokta varsa, lütfen yazın.

    Rab sizi Bereketlesin.

    #29638
    Anonim
    Pasif

    Tesekkur ederim Rab sizi bereketlesin.

4 yazı görüntüleniyor - 1 ile 4 arası (toplam 4)
  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.