• Bu konu 1 izleyen ve 0 yanıt içeriyor.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #24218
    Anonim
    Pasif

    Nereye Bakıyoruz?

    ‘Her yükten ve bizi kolayca saran günahtan sıyrılarak, iman öncüsü ve tamamlayıcısı İsa’ya bakarak biz de önümüze konulan koşuyu sabırla koşalım’ (İbraniler 12:1).

    Rab İsa’yı bilmek ve O’na ait olmak ne güzel şey! Kendi geçmişteki yaşamımıza bakıp Tanrı’nın değer biçilmez kayrasına şaşmamak, hayran kalmamak elde değil! Günahlı iken günahtan arınmak, şeytanın tutsağı iken Tanrı çocuğu olmak ve en önemlisi, ölü iken dirilmek ve sonsuz yaşamı almak ancak Tanrı’ya özgü bir armağandır. Bizler İsa’ya iman, günahlardan dönme aracılığıyla bu armağana sahip olmuş kişileriz. Hiçbir güç Tanrı’nın karşılıksız sunmuş olduğu bu armağanı bizden almaya, bizi Tanrı’dan koparmaya yeterli değildir.

    Tanrı Sözü bu armağana sahip olan kişiyi ‘Yeniden Doğan Kişi’ diye adlandırır (2.Korintliler 5:17). Yeniden doğan kişinin önünde yepyeni bir yaşam vardır.Taptaze, Tanrı’ya uygun, Tanrı’nın yönetiminde. Tanrı’yı hoşnut etmek, Tanrı’yı tanımak ve adım adım Tanrı ile yürümek her Mesih inanlısının tek ve ortak amacıdır. Oysa içinde yaşadığımız zamanda, Tanrı ile yürümek sandığımız kadar kolay değildir.

    Çevremize baktığımızda ilgimizi çeken, bizleri etkileyen çeşitli şeylerle karşılaşırız. Sinema afişlerindeki aşırı derecede açık saçık resimler, hemen hemen her köşede bulunan oyun salonları, eğlence yerleri vs. şeyler, aslında iğrenç olan ama çekiciliği, ya da sahte güzellikleri bizleri kolaylıkla etkisi altına alabilir. Bu g ibi yerlere bir kez dahi uğramak Rab’den ayırmasa bile, bizleri çeşitli ruhsal bunalımlara düşürebilir. Örneğin Tanrı’ya karşı suçluluk duygusu, dua etmeme, Kutsal Kitap’tan okumama gibi. Bunlar bir inanlıyı ruhsal yönde sarsar, yıpratır ve imanda zayıflatır. Bir inanlının Şeytan’ın bu türden sinsi ve korkunç tuzağına düşmemesi için ne yapması gerekir?

    Kutsal Kitap’tan da tanıdığımız Pers kralı Koreş, güçlü yöneticilerinin yanında, yakışıklılığıyla da ünlü bir kraldı. Yapmış olduğu savaşların birinden daha yengi ile dönen kral, beraberinde bir prensi, eşi ve çocuklarıyla birlikte tutsak olarak getirmişti. Bir akşam prensi, eşini ve çocuklarını huzuruna çağıran kral, Prens ile uzun bir süre sohbet ettikten sonra aralarında şu konuşma geçer:

    Kral:
    -‘Seni salıverirsem bana ne verirsin?’

    Prens:
    -‘Bütün mal varlığımın yarısını veririm’.

    Kral: -‘Peki çocuklarını salıverirsem bana ne verirsin?’

    Prens: -‘Tüm varlığımı veririm’.

    Kral:
    -‘Ya karını salıverirsem bana ne verirsin?’

    Prens: – ‘Onun yerine kendi canımı veririm’.

    Bu yanıttan çok duygulanan Kral Koreş, prens ve ailesinin serbest bırakılmasını emreder. Artık tutsak olarak değil de, özgür bir konuk olarak odalarına dönen prens ve ailesi özgürlüklerini kutlarlar. Prens bir ara karısına:

    -‘Kral Koreş ne kadar yakışıklı bir adam değil mi?’ diye sorar.

    Karısı: – ‘Bilmem, hiç dikkat etmedim’ karşılığını verir. Çok şaşıran prens: ‘Hayatım onun yakışıklılığı gözden kaçacak gibi değil, senin gözlerin neredeydi?’ diye sorunca, karısı sakin bir şekide:

    -‘Gözlerim, benim için canını severek veren adama bakıyordu’ yanıtını verir.

    İsa Mesih bizim için canını seve seve veren kişidir. Çevremizde çeşitli güzellikler, çekici şeyler olabilir; şeytan çeşitli oyunlarla dikkatimizi çekmek isteyebilir. Eğer Tanrı ile birlikte yürümek, O’nu hoşnut etmek istiyorsak, tek kişiye, bizim için canını seve seve veren kişiye, İsa’ya bakmalıyız.

    Elçi Pavlus, Koleseliler 3:1-4’te şöyle der:

    ‘Eğer Mesih ile birlikte dirildinizse yukarıdaki şeyleri arayın; orada Mesih Tanrı’nın sağında oturmuştur. Yeryüzünde olan şeyleri değil, yukarıdaki şeyleri düşünün. Çünkü öldünüz ve yaşamınız İsa’yla birlikte Tanrı’da saklıdır. Yaşamınız olan Mesih açıklanınca, siz de O’nunla beraber görkemde açıklanacaksınız!’

    Sevgilerimle
    Ümit

1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.