• Bu konu 10 izleyen ve 17 yanıt içeriyor.
15 yazı görüntüleniyor - 1 ile 15 arası (toplam 18)
  • Yazar
    Yazılar
  • #24819
    Anonim
    Pasif
    Din değiştirmek kişisel bir tercih

    11 Nisan 2008
    Okan KONURALP/ANKARA

    5354850.jpg

    Şeriatla yönetilen bazı ülkelerde idam gerekçesi sayılan ’din değiştirmeyle’ ilgili, Diyanet İşleri önemli bir çıkış yaptı, “Bir dini kabul etme özgürlüğü olan kimsenin, o dinden ayrılma özgürlüğü de vardır.”

    DİYANET İşleri Başkanlığı, ’Din değiştirme’ tercihiyle ilgili tavrını, önemli bir yazı ile kamuoyuyla paylaştı. Din İşleri Yüksek Kurulu Üyesi Prof. Dr. Hakkı Ünal’ın kaleme aldığı fetva niteliği taşıyan ’İnanç Hürriyeti’ başlıklı yazıda, “İlgili ayetler, İslam dininden dönene uhrevi cezanın dışında, dünyevi bir yaptırım öngörmemiştir” dedenildi. Ünal, Diyanet Aylık Dergi’deki yazısında, şu görüşlere yer verdi: “Hz. Peygamber kimseye inanç dayatmaya çalışmamış, farklı inanç mensuplarına şiddet uygulamamıştır. İslam’dan vazgeçenler dahil, bu konuda herhangi bir istisna söz konusu değildir.

    ÖLÜM HÜKMÜ YOK Nisa Suresi’nin 137. ayetinde, ’İman edip sonra inkár edenleri, sonra yine iman edip tekrar inkár edenleri, sonra da inkárlarını arttıranları Allah ne bağışlayacak, ne de onları doğru yola iletecektir’ buyrulmaktadır. Din değiştirene ölüm cezası öngörülmüş olsaydı, ayet, tekrar eden iman ve küfür ihtimalinden hiç bahsetmez, ilk irtidat (din değiştirme) olayından sonra ölüm hükmü verirdi.

    İBADET ÖZGÜRLÜĞÜ Dini dayanak noktası yapıp, başkalarının haklarına tecavüz etmek ya da din karşıtı tutumuyla başkalarını rahatsız ederek onların kutsal değerlerine saldırmak, kamu otoritesinin müdahale etmesi gereken bir hukuk ihlalidir. Toplumun diğer bireylerini doğrudan rahatsız etmeyen ve kamu düzenine zarar etmeyen ve kamu düzenine zarar vermeyen dini uygulamaları yerine getirip getirmeme konusu, kişinin hesabı sadece Allah’a vereceği inanç ve ibadet özgürlüğü alanına girer.”

    http://www.hurriyet.com.tr/gundem/8673389.asp?gid=233&sz=12117

    #31527
    Anonim
    Pasif

    Ellerine sağlık Sonsuzdiren,
    böylesine önemli bir haberi buraya taşımışsınız ama pek okuyan olmuyor sanırım.

    Çünkü hem cevap veya mesaj yazan çıkmamış, hem de, ikidebir, bazı islam ülkelerindeki bu fetvaya zıt uygulamalar örnek gösterilerek, şeriat aleyhinde yazılar yazmanın ardı arkası kesilmemiş. ”Şeriat olsa sonradan hristiyan olanlar asılacak kesilecek” diye korkan arkadaşlar var hala. Buna birde, kendilerinin şeriatle ilgisi olmayanların işlediği cinayetler ekleniyor…

    Devletin yetkili ağzının bu konudaki fetvasını duyduktan sonra, bu tür suçlamalara girmemek en iyisi değil mi arakadaşlar?

    #28611
    Anonim
    Pasif


    Sevgili Sonsuzdiren,
    Muhammed’in hadis kitaplarında çokça geçen şu sözü yeterli olur sanırım. Kim dinini değiştirirse onu öldürün. Buhari de bunu kolayca
    bulabilirsiniz. Ayrıca Ebubekir’in ve Ömer’in bu konuyla ilgili öldürtme ve hapsettirme olayını da görebilirsiniz. Diyanet.gov.tr de mürtedin durumu ile ilgili konuyu da okuyabilirsiniz. Dört kabul görmüş hadis kitaplarını lütfen alınız ve okuyunuz. Ben eski bir müslümanım ve islam hakkındada epey bilgi sahibiyim. Hadislerde el ayak çapraz kesimler, kafa kesmeler, sevgi dinini size daha iyi öğretecek ve ayetleri de daha iyi anlamanızı sağlayacaktır. Hadisler olmadan Kur’an ayetleri anlaşılamaz. Ne nedir, neden gelmişl hepsi hadislerde. Ve İslam’ın kabul ettiği dört hadis kitabını da bızler yazmadık.

    Sevgilerimle…..

    #31529
    Anonim
    Pasif

    Ülkemiz şeriatla yönetilmediği için şükretmeliyiz gerçekten de.
    Abdulkadir‘in sevincine katılıyorum…

    #31531
    Anonim
    Pasif
    jessicem;10866 wrote:
    Sevgili Sonsuzdiren,
    Muhammed’in hadis kitaplarında çokça geçen şu sözü yeterli olur sanırım. Kim dinini değiştirirse onu öldürün. Buhari de bunu kolayca
    bulabilirsiniz. Ayrıca Ebubekir’in ve Ömer’in bu konuyla ilgili öldürtme ve hapsettirme olayını da görebilirsiniz. Diyanet.gov.tr de mürtedin durumu ile ilgili konuyu da okuyabilirsiniz. Dört kabul görmüş hadis kitaplarını lütfen alınız ve okuyunuz. Ben eski bir müslümanım ve islam hakkındada epey bilgi sahibiyim. Hadislerde el ayak çapraz kesimler, kafa kesmeler, sevgi dinini size daha iyi öğretecek ve ayetleri de daha iyi anlamanızı sağlayacaktır. Hadisler olmadan Kur’an ayetleri anlaşılamaz. Ne nedir, neden gelmişl hepsi hadislerde. Ve İslam’ın kabul ettiği dört hadis kitabını da bızler yazmadık.

    Sevgilerimle…..

    Birkaç küçük düzeltme

    – ”Dört kabul görmüş kitap” diye bir tanımlama yoktur. ”Altı sahih kitap- kütübü sitte” vardır. Bunların içinde bulunan 2 hadis kitabı kur’andan sonra gelen kaynak kitaplar olarak kabul edilir.

    – Hiçbir hadis, kur’ana aykırı bir hüküm koyamaz. Kur’anda din değiştirenin dünyevî bir cezası yoktur. (Aynen içki içenin cezası olmadığı gibi.) Tam aksine kısas ve savaş dışında bir insanın öldürülmeyeceği vurgulanıyor. Hadislerde geçen kafa-kol kesmeyle ilgili cezalar sadece din değiştirmeyle sınırlı değildir. Adam dinden çıkıyor, bir kadına tecavüz ediyor ve mallarını da yağmalayıp kaçıyor mesela. Bu haine verilecek dünyevi ceza elbette en ağır olmalıdır. Ya da dinden çıkıp devlete isyan edenler, hakaret, aşağılama ve küfür içeren açıklama yapanlar, din değiştirip yeni dininin gereklerini yapmaya çalışanlarla bir değildir heralde.

    #31539
    Anonim
    Pasif

    1- Muhammed derki ,Müşriklerin yaşlılarını öldüründe çocuklarını bırakın.(Ebü davüd,cihad/121,hadis 2670-tirmizi,siyer/29,hadis 1583)
    2-Nerede bulursanız orada öldürün.Bakara :191 Nisa 89,91 Tevbe:5
    3-Rabbinin ayetlerine kendisine hatırlatılıp da onlardan yüz çeviren kimseden
    daha zalim varmıdır?Şüphesiz,suçlulardan öç alacagız. Secde suresi 22.ayet
    Örnekler çogaltılılabilir.Bırakın dinden dönmeyi Muhammede ve kur ana inanmayanların başına geliceklerin birkaç ispatı yukardadır.Kaldıki birde dinden döneceksiniz.Abdülkadir siz rahatça onlar suçluydu diyor çapraz kesimdeki
    bilirsiniz hemen ölmez acılar cekersiniz ve buda işkencedir,bunu üstü kapalı
    onaylamış oluyorsunuz.Ayrıca benim dört kitap demem yada kütübü sitte dememem ,unutmuş olmam bu gercekleri örtmüyor malesef.Düzeltmenize teşekkür ederim.

    #31540
    Anonim
    Pasif

    Peki ya kişi inancını hepten bırakırsa?
    Bir dine inanıp, o dinin gereklerini bir süre yerine getirdikten sonra farklı yönlere gider ve allah’ın varlığına inanmama, ateizm veya bir yaratıcı vardır ama dinler insan üretmesidir, teizm gibi yollara saparsa?…

    Bu saptığı yolun fikirlerini de ulu orta beyan ederse?… Başkalarını da saptırma tehlikesi arz ederse ?…

    Nedir bu adamın cezası sevgili abdulkadir?

    #31547
    Anonim
    Pasif

    Sevgili abdulKadir “Kısas ve savaş dışında bir insanın öldürülmesinden bahsedilmiyor” demişsiniz. Peki sorarım size Hadis-i Şerifler in tümünde anlatılan bir olay var; bir adam peygambere geliyor ve diyor ki:

    – Evli bir kadınla zina ettim pişmanım,aklanmak istiyorum beni temizle –

    Peygamber ayrıntılı olarak soruyor:
    -………… mı yaptın?-

    Adam – Evet ya resulallah – diyor.

    Adamın cezası ne oluyor tahmin edin: ” Taşlanarak öldürülmek!”

    Sorarım size hani savaş dışında adam öldürmek yoktu?

    #31548
    Anonim
    Pasif

    Bu konu hassas konulardan birisidir aslında ve yoruma açıktır. Özellikle Ebu bekir döneminde dinden dönenlere karşı ağır şiddet uygulandığı bilinen tarihi bir gerçektir. İslam dininden dönenler üzerine ordu birlikleri gönderilip bunlar imha edilmiştir. Ancak bu durumun İslam dininin konuya bakışını nasıl açıklar bu yoruma açıktır.

    İslam dininin kuruluşu herşeyden önce siyasetten bağımsız değildir. Bu yanıyla ‘Benim krallığım bu dünyada değildir’ diyen mesihin takipçileri arasında yayılan Hristiyanlıktan farklıdır.

    İslam dininin yayılması ile birlikte bir de paralelinde bir İslam devleti kurulmuştur. Bu devletin vatandaşlık anlayışı ile Müslüman olmak neredeyse aynı manada anlaşılmıştır. Ümmet yani inananlar bu devletin bir anlamda ulusunu oluşturmuştur. Peygamberden sonra ise kabileler halinde dinden dönmeler başlayınca zamanın devlet başkanı Ebu Bekir bu isyancı birliklerin üzerine askeri güçler yollayarak bunları imha etmiştir. Yani dinden dönen merkezi otoriteye de paralelinde baş kaldırmıştır. Yine dinden dönmelerin yayılması islam devleti için büyük bir tehlike olarak algılanmıştır. Ve cebir uygulanmıştır. Kısacası siyasal olarak islami bir rejimle yönetilen ve oldukça da yeni sayılan bir devletin uygulamalarının günümüzde Laik bir devlette yorumu nasıl olur bu tartışılır! Yani Ancak bunu tartışacak olan da herhalde biz değiliz. Bunu bırakalım kendileri tartışsınlar. :) Zira bana soracak olursanız hem laik hem de müslüman zaten olunamaz. İslam inancının temelinde ‘Tanrının hakkını Tanrı’ya, Sezarın hakkını Sezara verin’ diyen bir anlayış yoktur. Kuran, içerisinde bir devletin nasıl yönetileceğinden tutun askeri ve ekonomik modellerie kadar detaylı emirler içeren bir anayasa kitabı gibidir. Bunları çıkardığınızda ise geriye Tevratın çok da iyi olmayan özet bir kopyasından başka bişey kalmaz geriye..

    Huzurlu

    #31549
    Anonim
    Pasif

    Din değiştirmek… Bu söz o kadar farklı anlamları ifade ediyor ki… Ben bir örnekle anlatmak istiyorum…

    Sınıf arkadaşım, dostum… İncil verdim bir tane, daha doğrusu kendisi istedi. Aldı okudu. Çok hoşuna gittiğini söyledi. Hatta bir keresinde ”annemle kavga ettim ağlıyordum kapının arkasına oturdum , gözüme İncil ilişti.


    Sevgi sabırlıdır, sevgi şefkatlidir. Sevgi kıskanmaz, övünmez, böbürlenmez. Sevgi kaba davranmaz, kendi çıkarını aramaz, kolay kolay öfkelenmez, kötülüğün hesabını tutmaz. Sevgi haksızlığa sevinmez, gerçek olanla sevinir. Sevgi her şeye katlanır, her şeye inanır, her şeyi umut eder, her şeye dayanır. Sevgi asla son bulmaz… İşte kalıcı olan üç şey vardır: İman, umut, sevgi. Bunların en üstünü de sevgidir.”

    Bu kısmı okudum, ağlamamın son cümleleri okurken son bulduğunu farkettim dedi. Ben de çok sevindim! ama ardından duyduğum söz beni çok üzdü. ”Ama Ezgi ben senin gibi din falan değiştiremem”

    Bu bakış açısını anlamak çok zor…

    RAB, çok güçlü ve O arkadaşıma ışığını gösterdi. Dilerim arkadaşım o karanlıktan kurtulur Mesihte yeni bir can olarak ailemize katılır…

    #31555
    Anonim
    Pasif
    Eternal;10890 wrote:
    Sevgili abdulKadir “Kısas ve savaş dışında bir insanın öldürülmesinden bahsedilmiyor” demişsiniz. Peki sorarım size Hadis-i Şerifler in tümünde anlatılan bir olay var; bir adam peygambere geliyor ve diyor ki:

    – Evli bir kadınla zina ettim pişmanım,aklanmak istiyorum beni temizle –

    Peygamber ayrıntılı olarak soruyor:
    -………… mı yaptın?-

    Adam – Evet ya resulallah – diyor.

    Adamın cezası ne oluyor tahmin edin: ” Taşlanarak öldürülmek!”

    Sorarım size hani savaş dışında adam öldürmek yoktu?

    Sayın Eternal, ”bahsedilmiyor” dediğim yer kur’andır, hadisler değil. Ama bu hadisler sahih/gerçek hadis grubundandır. Dolayısıyla dediğiniz bu olay, ve buna benzer iki olay daha olmuştur. Yani taşlanarak öldürülmüşlerdir. Ama sizin kutsal kitap inanlıları olarak bu cezanın nerde yazılı olduğunu bilmeniz gerekiyor. Evet, zina yapanlara bu cezanın verilmesi gerektiğinin yazıldığı yer tevrattır. Ve hz. Muhammed, zina suçuyla gelen bu kişilere tevratın hükmünü uygulamıştır. Zira suçlulardan ikisi zaten yahudi idi ve diğer yahudiler Peygamberi denemek için bu zaniyi O’na getirdiler. O da tevratın hükmünü uyguladı. (Burdan Peygamber’in tevratın değiştirilmediğine inandığını da görebiliriz :) ) Diğeri ise müslümandı ama henüz zina hükmü inmediği için ona da tevratın hükmü uygulandı. Daha sonra zinanın cezası 100 sopa olarak bildirildi.

    #31556
    Anonim
    Pasif
    Kayra;10880 wrote:
    Peki ya kişi inancını hepten bırakırsa?
    Bir dine inanıp, o dinin gereklerini bir süre yerine getirdikten sonra farklı yönlere gider ve allah’ın varlığına inanmama, ateizm veya bir yaratıcı vardır ama dinler insan üretmesidir, teizm gibi yollara saparsa?…

    Bu saptığı yolun fikirlerini de ulu orta beyan ederse?… Başkalarını da saptırma tehlikesi arz ederse ?…

    Nedir bu adamın cezası sevgili abdulkadir?

    Bu saptığı yolun fikirlerini de ulu orta beyan ederse?… Başkalarını da saptırma tehlikesi arz ederse ?…

    Bunun adı dünyayı ifsat etmektir, ve Allah yeryüzünde fesat çıkaranları sevmez. Diğer bir adı fitnedir, ve fitne cinayetten daha kötüdür. Cinayetle bir kişinin hayatı sona erer, ve eğer imanlıysa ölmesi bile kazançtır. Ama fitne sonucunda insanların hem dünyası hem diğer hayatı tehlikeye girer. Sizce böyle bir adama dur denilmez mi? Durmazsa durdurulmaz mı?
    Evet tahmin ettiğiniz gibi, islama göre böyle fitne odakları bir şekilde durdurulur. Ama verilecek ilk ceza ölüm değildir. Bütün bunlar devletin olması durumunda geçerlidir ve asıl cezayı devlet tayin eder. (Devlet yoksa kısas, el kesme gibi cezalar uygulanamaz)

    #31558
    Anonim
    Pasif

    :isa:

    Arkadaşlar,
    Burada İslam’ı tartışmıyoruz, tartışmak da istemiyoruz. Yeni gelen müslüman arkadaşlarımızın sorularına tabii ki yanıt vereceğiz belli bir ölçüde. Ama buradaki asıl amacımız, Rabbimiz ve Kurtarıcımız İsa Mesih’i tanıtmak, O’nun adını yüceltmek, İncil’i müjdelemektir. Gözlerimizi İsa’ya çevirelim, O’nun Kutsal Sözleri’nden paylaşarak ruhsal gıdamızı alalım.,O’nun sevgisiyle dolalım. Çünkü İsa Mesih huzurun ve sevginin kaynağıdır. O’nda kalmak, O’nda dinlenmek, O’ndan öğrenmek ve O’nunla yaşamak bize YETER! Bir tek buna ihtiyacımız var, başka şeyler bizi ilgilendirmiyor. Bizleri boşa meşgul etmekten başka hiçbir yararı olmayan bu tür şeylerin esenliğimizi çalmasına izin vermeyelim.

    Sevgiler
    Suna

    #31571
    Anonim
    Pasif

    Şunu bilmelisiniz ki; Musa’nın yasası aslında Tanrı’nın standartlarını ortaya koyar ve bu standartlar çok yüksektir, hemde hiç bir insanın ulaşamayacağı kadar. Bu sebepla Tanrı Eski Ahit’te şu mesajı verir: “Bakın benim standartlarım bunlar,görüyorsunuz ki hiç bir insan yasayı yerine getirerek kurtulma gücüne sahip değil,ama sizi ben kurtaracağım lütufla!”

    Mesih’in geliş amacı işte budur;
    insanı Aden Bahçesi’nde sahip olduğu yaşam ağacına tekrar ulaştırmaktır. İnsanların ihtiyaç duyduğu şey iyilik ve kötülüğü ya da günah ve sevabı bilmek değildir. Çünkü bunu vicdanlarında zaten bilirler hatta bütün yeryüzü dinlerinin yanı sıra felsefik ve ahlaki görüşler bile iyilik ve kötülüğü çok güzel anlatır.

    İşte Tanrı kimse kendini iyi ve doğru sanıp böbürlenmesin diye standartlarını ortaya koyuyor.

    Ama sonra bize ihtiyacımız olan şeyi veriyor;SONSUZ HAYATIN KAYNAĞI BİRİCİK OĞUL İSA MESİH’i

    Unutmayın kardeşlerim her insanın içinde SONSUZ bir boşluk vardır ve sürekli çeşitli şeylerle bu boşluğu doldurmaya çalışır. Fakat SONSUZ bir boşluk asla SONLU bir şeyle doldurulamaz. Bu boşluğu ancak SONSUZ bir şey doldurabilir.O da Tanrı’nın kendisidir. Tanrı kendisi bizzat bizim içimize gelir ve bu boşluğu doldurur kimsenin aracılığıyla değil. Hamdolsun gelmiştir!

    #31578
    Anonim
    Pasif

    Eternal;10931 wrote:
    Şunu bilmelisiniz ki; Musa’nın yasası aslında Tanrı’nın standartlarını ortaya koyar ve bu standartlar çok yüksektir, hemde hiç bir insanın ulaşamayacağı kadar. Bu sebepla Tanrı Eski Ahit’te şu mesajı verir: “Bakın benim standartlarım bunlar,görüyorsunuz ki hiç bir insan yasayı yerine getirerek kurtulma gücüne sahip değil,ama sizi ben kurtaracağım lütufla!”


    Madem konuyu “din değiştirmek kişisel tercihtir” den alıp buraya kadar getirdik, şu soruları sormama ve bunlar etrafında sesli düşünmeme izin verin.

    Peki Tanrı’nın lütfu kimler için geçerlidir?
    İman edenler için diyeceksiniz.
    İmanlı insanlarla imansız insanlar arasındaki fark nedir o halde?
    Siz deyin İsa mesih/Tanrı gibi yaşamak, ben diyeyim peygamberler gibi yaşamaya, onların gösterdiği yolda yürümeye çalışmak.
    Peki onlar nasıl yaşadı?
    Yine kurallara, prensiplere ve kanunlara göre, yani yasaya göre, değil mi?
    Tavuk mu yumurtadan çıktı yumurta mı tavuktan? Tabi ki herikisi de: Hem yumurta tavuktan çıkar, hem tavuk (civciv olarak) yumurtadan çıkar.

    Yasasız lütuf işe yarar mı?
    Ya da lütuf olmadan yasayla kurtulabilir miyiz?

    İncil’in hiçbir yerinde ”Tanrı’nın standartlarına uymanıza gerek yok, sadece benim RABBliğimi kabul edin, kurtuldunuz” denmediğine göre, Lütfu ön plana çıkartıp bu şekilde vaazlar vermek, yasanın önemini arka plana itmiyor mu?

    Hiçbir hristiyan ”beni on emir bağlamaz” demediğine göre, bilakis onlara uygun bir hayat sürmeye çaba sarfettiğine göre, hatta yeni anlaşmayla beraber daha da hassas emirlere boyun eğdiğine göre neden, yasayı ikinci plana atarmış izlenimi verecek söylemlere yer veriyoruz ki?

    Yasasız lütuf ta, lütufsuz yasa da kurtuluş için eksiktir. Tek kanatla uçmaya çalışmaktır. Bunu siz de biliyorsunuz biz de. Ama hernedense bu bilgimiz yazıya dökülürken, biri diğerinin önüne geçiyor.

    İşte bu yanlış aktarımdan dolayı olsa gerektir ki; hristiyanlar yahudi ve müslümanları sadece yasanın/şeriatin emirlerine göre yaşayarak kurtulacaklarını sanmakla, müslüman ve yahudiler de hristiyanları sadece iman edivermekle kurtulacaklarını sanmakla itham ediyorlar.

    Ve ne yazık ki bu itham, birbirimizi dinlemezsek kıyamete kadar da sürecek.

    Halbuki, herkes yasa ile lütfun, iman ile amelin etle tırnak gibi birbirinin ayrılmaz parçaları olduğunu çok iyi biliyor.

15 yazı görüntüleniyor - 1 ile 15 arası (toplam 18)
  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.