• Bu konu 2 izleyen ve 1 yanıt içeriyor.
2 yazı görüntüleniyor - 1 ile 2 arası (toplam 2)
  • Yazar
    Yazılar
  • #25844
    Anonim
    Pasif

    ‘BİRİNCİ SINAVINI YİTİRDİN AMA İKİNCİSİNİ BAŞARIYLA KAZANDIN!’

    İlk Kutsal Doğuşun bir ‘ahırda’ gerçekleştiğini biliyoruz. Çünkü sayıma giden Yusuf ve Nişanlısı Meryem, fakir kişilerdi. Bu yüzden de yazıldığı gibi o zamanın otelleri olan ‘handa’ onlara yer yoktu. (Bak Luka 2:7.) Bu trajik olaydan sonra yıllar geçmişti. İsa doğmuş, büyümüş, şanlı hizmetini tamamlamış, ölmüş, tekrar dirilmiş, göğe yükselmiş; kilisesi kurulmuş ardından da yaklaşık 4, 5 kez ‘Pentekoste’ yani (Kutsal Ruhun dökülüşü) bayramı kutlanmıştı.

    Rivayete göre, bu dönemde yine nüfus sayımı yapılması emredilmişti. Aradan geçen bunca yıllar içinde Meryem Ana bir hayli yaşlanmış, gençliğinin güzelliği gitmiş, yüzü ihtiyarlığın verdiği derin izlerle kolayca tanınmaz bir şekil almıştı. İsa haçta ölürken Meryem Anaya hitaben, en genç izleyicisi olan Yuhanna’yı göstererek “İşte Oğlun!” demişti. Yuhanna’ya hitaben de, Meryem anayı göstererek “İşte anan” demişti. (Bak. Yuhanna 19:26-27.) Bu yüzden anası gibi bakmak üzere Yuhanna Meryem anayı evine, yanına almıştı.

    Meryem bu dönemde tekrar nüfus sayımı için Beytlehem’e gitmeliydi. Ama çok yaşlanmış olduğundan, Yuhanna’dan yardım istedi. ‘Birlikte gidelim ve birlikte dönelim’ dedi. Yuhanna bu teklifi sevinçle kabul etti ve birlikte yola çıktılar. O dönemde ‘Beytlehem’ küçük bir köy olduğundan sadece bir ‘han’ yani otel bulunuyordu. Meryem ana ve Yuhanna mecburen geceyi geçirmek için otele gittiler ve iki kişilik yer istediler. Otelci onları baştan aşağı bir süzdü ve: ‘Maalesef otelimiz dolu, hiç yerimiz kalmadı’ dedi.

    Meryem ana bu sözleri işitince yıllar öncesini hatırladı ve üzüntüyle şunları mırıldandı: ‘Aynı tas aynı hamam! Yıllar önce geç kızdım, hamileydim, nişanlımla ben yer istedik, maalesef aynı sözler söylendi ve gidip çocuğumu bir ahırda doğurmaya mecbur oldum. Yıllar geçti, ben yaşlandım ama bu otelde maalesef hiçbir şey değişmemiş…’

    Otelci bu sözleri işitince sanki şok oldu! Heyecan ve merakla titreyerek şu soruyu sordu: ‘Hanım efendi, yoksa o genç bayan siz misiniz? Ahırda doğurduğunuz çocuğunuzun adını ama lütfen söyler misiniz?’ Meryem Ana büyük bir sevinçle, ‘Onun adını İSA koyduk. O İSA’DIR’ deyince, adam derin bir pişmanlık ifadesiyle hüngür hünr ağlamaya başladı. Gözlerinden yaş selleri akıyordu… Sonra kekeleyerek şunları söylüyordu:

    ‘Ah ben ne yapmışım! Bin pişmanım! Sizi asla tanıyamamışım! Meğerse hakkında daha sonradan işittiğim, körlerin gözlerini açan, topalları yürüten, hastalıklara şifa veren, ölüleri dirilten, mucizelerin Efendisini, Sevgi ve barış Prensini, kralların Kralını…, içeri almamışım! Oysa en yukarıda en zenginler için sakladığım ‘kral dairesi’ gibi lüks bir odam vardı. Ne kadar aptalmışım ki, o odayı ona açmamışım… Bunu anladıktan sonra bin pişman oldum ve o en güzel odamı en zengin kişi bile olsa kimseye vermedim. Hep dua edip durdum: ‘Ya Rabb’im bu hatamı telafi edebilmem için O İsa’yı, o olmazsa onun izleyicilerinden birini buraya tekrar gönder. O en güzel odamı bedava ona açacağım’. Yıllar boyu bekledim ama kimse gelmedi. Yıllar boyu da o odayı kimseye vermedim. Şimdi görüyorum ki sizler gelmişsiniz. Çok sevindim. Lütfen eşyalarınızı verin o yukarıdaki “kral dairesine’ çıkarsınlar. Ne kadar isterseniz kalın. Size her şey bedava…!’

    Meryem Ana ve Yuhanna otelciye teşekkür ettiler. Odalarına çıkmadan Yuhanna otelciye şu kısa ama anlamlı sözleri söyledi:

    ‘Sayın Otelci dostumuz! Görüyorum ki, birinci sınavınızı yitirmişsiniz, ama ikincisini başarıyla kazandınız. Sizi tebrik eder, kutlarım!’

    Sevgili ve değerli Okuyucum. Bu olaydan çok dersler alınır ama şu iki dersi lütfen unutmayalım:

    1.- İlk ruhsal veya fiziksel sınavını başarısızca yitirenlere lütfen kapıyı tamamen kapatmayalım. Tanrı ikinci, üçüncü… fırsatlar ve şanslar daha veriyor. Kapıyı daima aralık veya açık bırakalım.

    2.- Kalbimizde çok odalar olabilir. Bunların içinde ‘kral dairesi’ gibi en lüks olanı, İncil’de ‘kralların Kralı, Sevgi ve Barış Prensi’ olarak tanımlanan İsa Mesih için daima açık, hazır ve boş olarak bulunduralım.

    Murat Arman

    #31823
    Anonim
    Pasif

    [QUOTE Abud adlı üyeden alıntı] Sevgili ve değerli Okuyucum. Bu olaydan çok dersler alınır ama şu iki dersi lütfen unutmayalım:

    1.- İlk ruhsal veya fiziksel sınavını başarısızca yitirenlere lütfen kapıyı tamamen kapatmayalım. Tanrı ikinci, üçüncü… fırsatlar ve şanslar daha veriyor. Kapıyı daima aralık veya açık bırakalım.[/quote]

    Çok haklısınız sevgili Abud,
    Yukarıdaki yazınızdaki mesaj çok önemli. ‘İlk ruhsal ve fiziksel sınavlarını başarısızca yitirenlere kapıyı kapatmayalım’.

    Bir zamanlar bizler de bu sınavlarda başarısız olduk, kaybettik. Rabbimiz kalbimizin kapısını çalarken, O’nu dışarıda beklettik ve kapıyı açmadık. Ama O, bıkmadan, usanmadan sabırla kapıyı çalmaya devam etti. O’nun sesine, çağrılarına defalarca kulak tıkadık ve O’nu dışarıda bıraktık, reddettik.

    Rab çok merhametli ve sevgi doludur. O bizi hep sevdi, kapıyı açmadık diye kızmadı, çekip gitmedi, yeni yeni fırsatlar verdi bizlere. Bir gün O’nun o yumuşak ve tatlı sesini duyduk, kalbimizin kapısını sonuna kadar açtık ve O’nu içeriye aldık hamdolsun!

    Rab’bin bize sabrettiği gibi bizler de başkalarına karşı sabırlı olmalıyız. Birilerine İncil’deki kurtuluş Müjde’sini verdiğimiz zaman hemen kabul etmeyebilirler, saçma bulabilirler ve reddedebilirler. Bu böyle olunca ümitsizliğe kapılmayalım ve o kişiler için dua etmeye devam edelim. Rabbimiz’in bize defalarca fırsatlar verdiği gibi, bizler de başkalarına yeni yeni fırsatlar verelim, yüzlerine kapıyı kapamayalım.

    Sevgiler
    Suna

2 yazı görüntüleniyor - 1 ile 2 arası (toplam 2)
  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.