• Bu konu 11 izleyen ve 18 yanıt içeriyor.
15 yazı görüntüleniyor - 1 ile 15 arası (toplam 19)
  • Yazar
    Yazılar
  • #26674
    Anonim
    Pasif

    hristiyanlıkta isa hem peygamber hem tanrı nın oğlu hem de tanrı nın kendisi … nasıl oluyo hepsi bir arada?

    #34063
    Anonim
    Pasif

    Paulikian..Hrıstiyanlıktaki üçlük inancı,bu konuyu bilmiyenlerin sandığı gibi üç ayrı Tanrı yada üç İlah,ın varlığı anlamını taşımamaktadır.yani kısacası bizim inancımızda bunun gerçek anlamı Tanrı birdir..nasılmı..?
    Özü (öz benlik) ile vardır ve kendisini Baba(Tanrı)dır
    Sözü ile vardır,kendisine (Söz-Oğul-İsa) Tanrı dır
    Ruh,u ile diridir ve Kutsal Ruh oldugunu duyurur.Tanrıdır

    Şöyle düşün..Güneş.. (BABA)
    Işıgı…….(OĞUL)
    Etki ve İşlevi…(KUTSAL RUH)..Şimdi burada 3 tane güneşten bahsedebilirmiyiz..? Tabiki Hayır.Tek bir güneşten söz edebiliriz.Aynı şekilde Baba,OğuL(söz),Kutsal Ruh derken Ruhsal anlamda olup tek bir tanrıyı işaret eder.

    Gidin Bütün ulusları öğrencim olarak yetiştirin.Onları Baba,Ogul ve Kutsal Ruh,un adıyla vaftiz edin. Matta 28:19

    Onları ,Baba, Oğul ve Kutsal Ruh,un adıyla, vaftiz edin, sözünde birlik açıkca görülür.
    Tüm varlığın, yaratıcısı olan, Tanrının kendi, varlığının bulunmaması olanaksızdır.Tanrının Söz ile konuşmaması olanaksızdır,Her canlı varlığa, yaşam veren, Tanrının ruhsuz ,olmasıda olanaksızdır

    Baba..Tanrı tüm varlıkların yaratıcısıdır.Üçlü birlikteki birinci anlamdır
    Tanrının Babalığı bedensel açıdan değildir Bu tamamen Ruhsaldır.
    Bakın baba bizi o kadar seviyorki bize Tanrının çoçukları deniliyor!
    gerçektende öyleyiz 1 Yuhanna 3:1
    Baba ..Kendisine tapınmamızı,yüceltmemizi,ve şükretmemizi ister.

    Oğul..Mesih evlenme yada bedensel bir ilişki yolu ile dünyaya gelmemiştir.İsa Mesin Tanrıdan ,Ruh olan Tanrının Ruhsal olan oğludur.Üçlü birlikteki,ikinci anlamdır.
    Rabbimiz, İsa Mesih,in kendi Kutsal Ruhu sayesinde ölümden dirilişiyle,Tanrının Oğlu olduğu,kudretle ilan edildi. Rom1:4

    Kutsal Ruh..Tanrıdır çünkü..Tanrının adlarını taşır,Tanrının niteliklerine sahiptır ve Tanrının işlerini,gerçekleştirir bu nedenle Tanrıdır.Üçlü birliğin üçüncü anlamıdır.
    Ama Baba,nın benim adimla göndereceği yardımcı Kutsal Ruh,size herşeyi ögretecek,bütün söylediklerimi size hatırlatacak Yuh.14:26
    Bunun gibi,Ruh,da güçsüzlügümüzde, bize yardım eder…Ruhun kendisi bizim için aracılık eder. Rom.8:26

    paulikian, bizim inandiğimiz, tek bir Tanrı vardir.Baba Oğul Kutsal Ruh derken üç Tanrıdan bahsetmeyiz.Özünde hepsi birdir…

    #34099
    Anonim
    Pasif

    @Paulikian 16528 wrote:

    hristiyanlıkta isa hem peygamber hem tanrı nın oğlu hem de tanrı nın kendisi … nasıl oluyo hepsi bir arada?

    Sevgili Paulikian…

    Yahudilerin önderleri önünde yapılan mahkeme duruşmasında, başkahin İsa’ya şöyle buyurdu: “Yaşayan Tanrı adına ant içmeni buyuruyorum, söyle bize, Tanrı’nın Oğlu Mesih sen misin?” (Matta 26:63).
    İsa da şöyle karşılık verdi: “Söylediğin gibidir. Üstelik size şunu söyleyeyim, bundan sonra İnsanoğlu’nun, Kudretli Olan’ın sağında oturduğunu ve göğün bulutları üzerinde geldiğini göreceksiniz” (Matta 26:64).
    Bunun üzerine Yahudilerin önderleri İsa’yı Tanrıya küfür etmekle suçladılar (Matta 26:65-66).
    Daha sonra, Romalı vali Pontuslu Pilatus’un önünde Yahudiler şu karşılığı verdiler: “Bizim bir yasamız var, bu yasaya göre O’nun ölmesi gerekir. Çünkü kendisinin Tanrı Oğlu olduğunu ileri sürüyor.” (Yuhanna 19:7).
    Tanrının oğlu olduğunu iddia etmek neden Tanrıya küfür ve ölüm cezasını hak eden bir suç sayılsın?
    Yahudilerin önderleri, ‘Tanrının Oğlu’ ifadesini kullanan İsa’nın bununla ne demek istediğini çok iyi anladılar.
    ‘Tanrının Oğlu’ olmak, Tanrının öz yapısına sahip olmak demektir.
    ‘Tanrının Oğlu’ olan ‘Tanrıdandır’.
    Bu iddia, yani Tanrının özyapısına sahip olmak, daha kısacası, Tanrının kendisi olma iddiası, Yahudilerin önderlerine göre Tanrıya küfür sayılırdı.
    O yüzden İsa’yı ölüm cezasına çarptırmak istediler.
    İbraniler 1:3 ayeti, bu gerçeği çok açık biçimde dile getiriyor: “Oğul, Tanrı yüceliğinin parıltısı, O’nun varlığının öz görünümüdür…”

    Sevgiyleee

    #34118
    Anonim
    Pasif

    Bakın açıklamanız sze göre gayet mantıklı ve ben 3 ün bir olarak açıklanmasını zor birşey kabul etmem bize mantıklı gelmeyen şey şu ALLAH neden sonsuz güç ve kudret sahibi olmak yerine tahtını oğul edinerek bölsün..aciz olan bizler isteriz Rab diye taptığımız şeyde eksilkik olmasın. Olmasın ki bizim acizliğimizi, zayıflığımızı bize yardım ederek gidersin siz ise 1 i üçe bölerek onun güc ve kudretini sınırlamış oluyorsunuz…bunun mantığı nedir?

    #34121
    Anonim
    Pasif

    Hayır Justmee,
    Siz asıl bu düşüncenizle Rab Tanrı’yı sınırlıyorsunuz. Ayrıca Rab Tanrı, Mesih olarak bir beden ile insanların arasına geldiğinde, bir insanın yaşayacağı tüm zorlukları, acıları yaşadı bildi.Asıl bu nedenle bizi daha iyi anladığından şüphe etmeyiz, yaşadıklarımızı o da yaşadı, bildi. Bu zorluklara O yabancı değildir. Sizin kafanızda ki Tanrı ise, yukarılarda, emirler veren, ama insanların neler yaşadığını anlayamayan, bilmeyen biridir. Bizim dediğimiz şu; Bizim Tanrımız ,insanlarını daha iyi bilmek, onları daha iyi anlamak, ve onları kurtarmak için kılık değiştirip, halkının arasında bir müddet zaman geçiren bir Kral’a. Mesih olarak geldi, yarattığı kulları gibi oldu, aramızda yaşadı ve bize kurtuluşu vermek için çarmıhta ölmeye, acı çekmeye razı oldu. Rab’bin mesih olarak bu dünyaya gelmesi, bir eksiliğin yerine, ne kadar güçlü, kudretli ve sonsuz olduğunu gösterir. Ayrıca ne kadar sevgi dolu ve merhametli olduğunu gösterir. Bize cennetin anahtarını verdi, kurtuluş verdi, Mesih’in ölümü ve akan kanıyla başlayan lütfu Rab İsa Mesih’in 2. gelişine dek geçerlidir. Hala zaman var. Bu zaman çok kıymetli. Bu denilenleri, size söylediğim müjdeyi, sırrı anlamaya çalışın. Çünkü bunlar Rab’bin sözleridir.
    Hiç şöyle düşünmez mi insan: “Ya bunlar doğruysa? Eğer doğruysa, ben de denildiği gibi hala günahlarımlayım ve yargı günü, cehennemden kurtulamayacaksam.Çünkü günahlarımın bedeli olan sonsuz ölümü (cehennemi) benim yerime Rab’bin kendisi Mesih İsa çekmemiş oldu. Çünkü bu müjedeye, bu lütfa inanmadım ve kabul etmedim. Hayır dedim. Tanrı bu dünyaya gelmedi, O zaten hem burda olup, hem göklerde olamaz dedim, ama aslında bilgisiz aklımla O’nun sonsuzluğunu sınırlandırmış oldum. Eğer gerçek buysa ben çok büyük bir yanılgı içindeyim ve bile bile kör olmaya devam etmemeliyim, yoksa çok yazık etmiş olacağım” demez mi insan? Bir kere bile, nihai sonu hakkında insan düşünmez mi? Düşünün justmee. Lütfen düşünün. Kendinize bir kere bile olsa sorun, ya ben yanılıyorsam, ya tüm bu denilenler doğruysa diye.. Çünkü böyle düşünmedikten sonra yapacağınız araştırmalar, incili okumalar sadece başkalarına, rab karşıtına hizmet etmek olacaktır. Çünkü kendi canınız için, doğrunın ne olduğunu bulmak için araştırmış olmayacaksınız. Ama herşey yok olacak. Sonunda Rab ile karşı karşıya geleceksiniz. Ve bizim Rab’bin sözleridir dediğimiz bu sözlere hep kulak mı tıkamış olarak karşısına çıkacaksınız, öyle olursa çok kötü, yoksa sözlerini araştırmış olup, Lütfunu ve merhametini kabul etmiş olarak mı çıkacaksınız, böyle olursa çok güzel, cennette Rab’bin huzur diyarında, O’nun esenliğinde sonsuza kadar olacaksınız. Lütfen düşünün. Rab’be sorun. Samimi olarak araştırın. Kutsal kitabı araştırın. Onlar yazıldığından beri aynıdır, değişmemiştir. Yalanlara inanmayın, herşeyi sorgulayın, peşin hükümlü olmayın. Adil olun.

    #34122
    Anonim
    Pasif

    Sevgili justmee,

    İsterdim ki, satırlarınıza küçük bir merhabayla başlayabilseydiniz keşke.
    İsterdim ki, formda paylaşılan konuları okuyup, anlayamadıklarınızı sorsaydınız keşke.
    İsterdim ki, önce kendinizi tanıtabilseydiniz keşke.
    İsterdim ki, Kutsal Kitab’ı okumuş olsaydınız keşke.
    İsterdim ki, duyduklarınıza hareket etmeseydiniz keşke.

    Sizden ricam, sormuş olduğunuz sorunun yanıtı aşağıda vermiş olduğum linkten kendiniz bulmanız ve bizlerle gerçeği paylaşmanız olacaktır.
    http://www.hristiyanturk.com/forumdisplay.php?f=81

    Sizi formumuza gönderen Rab’be hamdlar sunuyorum.
    Dilerim Rab’bimden ruhunuzun gözlerini açar ve okuduklarınızı kavrarsınız.
    Dualarımda olacaksınız.

    Sevgiyleeee

    #34145
    Anonim
    Pasif

    @Paulikian 16528 wrote:

    hristiyanlıkta isa hem peygamber hem tanrı nın oğlu hem de tanrı nın kendisi … nasıl oluyo hepsi bir arada?

    afedersiniz merhaba demeyerek kabalık etmişim şimdi geçmiş hatamın telafisini de yaparak benimle konuşu tartışarak umarım ki ortak bir sonuca bağlayacağımız arkadaşlara teşekkür ederim..şimdiyse sanırım bana cevap verme hakkı doğdu..kutsal kitabları okumadığımı nerden çıkardınız anlamadım okumak ve anlamak anladığını da kabul etmek farklı şeydir..iki grup da kabul etmeli ki birbirimizden öğreneceğimiz çok şey var lütfen bana okuyuna kadar sıkılmayacağım derecede kısa ve tekrar etmeme gerek kalmayacak şekilde neden 3lü birliğe inandığınızı değil neden tevhide inanmadığını açıklar mısınız? şimdiden teşekkürler:)

    #34146
    Anonim
    Pasif

    Hayır Justmee,
    Siz asıl bu düşüncenizle Rab Tanrı’yı sınırlıyorsunuz. Ayrıca Rab Tanrı, Mesih olarak bir beden ile insanların arasına geldiğinde, bir insanın yaşayacağı tüm zorlukları, acıları yaşadı bildi.Asıl bu nedenle bizi daha iyi anladığından şüphe etmeyiz, yaşadıklarımızı o da yaşadı, bildi. Bu zorluklara O yabancı değildir. Sizin kafanızda ki Tanrı ise, yukarılarda, emirler veren, ama insanların neler yaşadığını anlayamayan, bilmeyen biridir. Bizim dediğimiz şu; Bizim Tanrımız ,insanlarını daha iyi bilmek, onları daha iyi anlamak, ve onları kurtarmak için kılık değiştirip, halkının arasında bir müddet zaman geçiren bir Kral’a. Mesih olarak geldi, yarattığı kulları gibi oldu, aramızda yaşadı ve bize kurtuluşu vermek için çarmıhta ölmeye, acı çekmeye razı oldu. Rab’bin mesih olarak bu dünyaya gelmesi, bir eksiliğin yerine, ne kadar güçlü, kudretli ve sonsuz olduğunu gösterir. Ayrıca ne kadar sevgi dolu ve merhametli olduğunu gösterir. Bize cennetin anahtarını verdi, kurtuluş verdi, Mesih’in ölümü ve akan kanıyla başlayan lütfu Rab İsa Mesih’in 2. gelişine dek geçerlidir. Hala zaman var. Bu zaman çok kıymetli. Bu denilenleri, size söylediğim müjdeyi, sırrı anlamaya çalışın. Çünkü bunlar Rab’bin sözleridir.
    Hiç şöyle düşünmez mi insan: “Ya bunlar doğruysa? Eğer doğruysa, ben de denildiği gibi hala günahlarımlayım ve yargı günü, cehennemden kurtulamayacaksam.Çünkü günahlarımın bedeli olan sonsuz ölümü (cehennemi) benim yerime Rab’bin kendisi Mesih İsa çekmemiş oldu. Çünkü bu müjedeye, bu lütfa inanmadım ve kabul etmedim. Hayır dedim. Tanrı bu dünyaya gelmedi, O zaten hem burda olup, hem göklerde olamaz dedim, ama aslında bilgisiz aklımla O’nun sonsuzluğunu sınırlandırmış oldum. Eğer gerçek buysa ben çok büyük bir yanılgı içindeyim ve bile bile kör olmaya devam etmemeliyim, yoksa çok yazık etmiş olacağım” demez mi insan? Bir kere bile, nihai sonu hakkında insan düşünmez mi? Düşünün justmee. Lütfen düşünün. Kendinize bir kere bile olsa sorun, ya ben yanılıyorsam, ya tüm bu denilenler doğruysa diye.. Çünkü böyle düşünmedikten sonra yapacağınız araştırmalar, incili okumalar sadece başkalarına, rab karşıtına hizmet etmek olacaktır. Çünkü kendi canınız için, doğrunın ne olduğunu bulmak için araştırmış olmayacaksınız. Ama herşey yok olacak. Sonunda Rab ile karşı karşıya geleceksiniz. Ve bizim Rab’bin sözleridir dediğimiz bu sözlere hep kulak mı tıkamış olarak karşısına çıkacaksınız, öyle olursa çok kötü, yoksa sözlerini araştırmış olup, Lütfunu ve merhametini kabul etmiş olarak mı çıkacaksınız, böyle olursa çok güzel, cennette Rab’bin huzur diyarında, O’nun esenliğinde sonsuza kadar olacaksınız. Lütfen düşünün. Rab’be sorun. Samimi olarak araştırın. Kutsal kitabı araştırın. Onlar yazıldığından beri aynıdır, değişmemiştir. Yalanlara inanmayın, herşeyi sorgulayın, peşin hükümlü olmayın. Adil olun.

    [/quote] evet teşekkürler önerileriniz için ama emin olabilirsiniz ki sizden daha çok araştırma yapıyorum umarım sizde benden çok yapmışssınızdır yalnız bilirsiniz ki bir konu araştırılacaksa bütün yönleriyle araştırılmalıdır tek taraftan bakamayız..sizin ne kadar islamı araştırdığınızı ne kadar tarih bilgisine sahip olduğunuzu merak ediyorum böylece konuşmamız daha sağlıklı olacak ..

    #34151
    Anonim
    Pasif
    tuba;16642 wrote:
    Hayır Justmee,
    Siz asıl bu düşüncenizle Rab Tanrı’yı sınırlıyorsunuz. Ayrıca Rab Tanrı, Mesih olarak bir beden ile insanların arasına geldiğinde, bir insanın yaşayacağı tüm zorlukları, acıları yaşadı bildi.Asıl bu nedenle bizi daha iyi anladığından şüphe etmeyiz, yaşadıklarımızı o da yaşadı, bildi. Bu zorluklara O yabancı değildir. Sizin kafanızda ki Tanrı ise, yukarılarda, emirler veren, ama insanların neler yaşadığını anlayamayan, bilmeyen biridir. Bizim dediğimiz şu; Bizim Tanrımız ,insanlarını daha iyi bilmek, onları daha iyi anlamak, ve onları kurtarmak için kılık değiştirip, halkının arasında bir müddet zaman geçiren bir Kral’a. Mesih olarak geldi, yarattığı kulları gibi oldu, aramızda yaşadı ve bize kurtuluşu vermek için çarmıhta ölmeye, acı çekmeye razı oldu. Rab’bin mesih olarak bu dünyaya gelmesi, bir eksiliğin yerine, ne kadar güçlü, kudretli ve sonsuz olduğunu gösterir. Ayrıca ne kadar sevgi dolu ve merhametli olduğunu gösterir. Bize cennetin anahtarını verdi, kurtuluş verdi, Mesih’in ölümü ve akan kanıyla başlayan lütfu Rab İsa Mesih’in 2. gelişine dek geçerlidir. Hala zaman var. Bu zaman çok kıymetli. Bu denilenleri, size söylediğim müjdeyi, sırrı anlamaya çalışın. Çünkü bunlar Rab’bin sözleridir.
    Hiç şöyle düşünmez mi insan: “Ya bunlar doğruysa? Eğer doğruysa, ben de denildiği gibi hala günahlarımlayım ve yargı günü, cehennemden kurtulamayacaksam.Çünkü günahlarımın bedeli olan sonsuz ölümü (cehennemi) benim yerime Rab’bin kendisi Mesih İsa çekmemiş oldu. Çünkü bu müjedeye, bu lütfa inanmadım ve kabul etmedim. Hayır dedim. Tanrı bu dünyaya gelmedi, O zaten hem burda olup, hem göklerde olamaz dedim, ama aslında bilgisiz aklımla O’nun sonsuzluğunu sınırlandırmış oldum. Eğer gerçek buysa ben çok büyük bir yanılgı içindeyim ve bile bile kör olmaya devam etmemeliyim, yoksa çok yazık etmiş olacağım” demez mi insan? Bir kere bile, nihai sonu hakkında insan düşünmez mi? Düşünün justmee. Lütfen düşünün. Kendinize bir kere bile olsa sorun, ya ben yanılıyorsam, ya tüm bu denilenler doğruysa diye.. Çünkü böyle düşünmedikten sonra yapacağınız araştırmalar, incili okumalar sadece başkalarına, rab karşıtına hizmet etmek olacaktır. Çünkü kendi canınız için, doğrunın ne olduğunu bulmak için araştırmış olmayacaksınız. Ama herşey yok olacak. Sonunda Rab ile karşı karşıya geleceksiniz. Ve bizim Rab’bin sözleridir dediğimiz bu sözlere hep kulak mı tıkamış olarak karşısına çıkacaksınız, öyle olursa çok kötü, yoksa sözlerini araştırmış olup, Lütfunu ve merhametini kabul etmiş olarak mı çıkacaksınız, böyle olursa çok güzel, cennette Rab’bin huzur diyarında, O’nun esenliğinde sonsuza kadar olacaksınız. Lütfen düşünün. Rab’be sorun. Samimi olarak araştırın. Kutsal kitabı araştırın. Onlar yazıldığından beri aynıdır, değişmemiştir. Yalanlara inanmayın, herşeyi sorgulayın, peşin hükümlü olmayın. Adil olun.

    ……………………………………………………………………………………………………
    ……………………………………………………………………………………………………
    Justmee adli üyenin mesajina cevaben..

    Sayin Justmee

    Burada Islam’i tebliğ edemezsiniz.Islam’ı zannettiğinizden de daha çok tanıyoruz.Burada bilgiler tek taraflı verilir.Yani Hristiyanlık ve Kutsal Kitap hakkında konuşmak isteriz.Siz burda öğrenmek istiyorsanız sorun ve öğrenin.Ama Islam hakkında yazacaklarınız yayınlanmayacaktır.

    #34150
    Anonim
    Pasif

    Justmee, dostum siz kendi sorunuzun cevabını kendiniz sorunuzun içersinde barındırmışsınız zaten ama farkında değilsiniz… :-)

    ‘bize mantıklı gelmeyen şey şu ALLAH neden sonsuz güç ve kudret sahibi olmak yerine tahtını oğul edinerek bölsün’ demişsiniz… İşte Hristiyanlık’taki en büyük manevi sırlardan biri budur (sır derken gizli tutulmaya çalışılan bir şey anlamında değil… bütünlüğünde akla veya söze sığamayacak, sadece vahiyle anlaşılabilecek bir şey anlamında). Hristiyanlık’ta Tanrı bencilce mutlak gücünü muhafaza etmeye çalışan biri değildir asla. Despotluk taslamaya niyetli hiç ama hiç değildir. Mutlak gücünü feda edip insanın konumunu, güçsüzlüğünü, ızdırabını fiilen tanımak üzere bedene bürünüp insan şeklinde doğan, aramızda yürüyen, bizle konuşan bir tanrıdır. Çünkü Tanrı seven bir tanrıdır. Tanrı’lığından kendi isteğiyle olacak kadar seven biridir. Sevginin ta kendisidir, Yeni Ahit’te açıkça ifade edildiği gibi. Zavallı, imkansızlıklarına, zaaflarına boğulmuş gariban insana kölesiymiş gibi uzaktan, mutlak güçlülük konumundan emirler yağdırmaz, dehşet saçarak, tehdit ederek kendine yöneltmeye çalışmaz. İnsanın zaafının farkında olacak kadar hassas ve merhametlidir ve bu zaafı şahsen ve tümüyle deneyimlemek üzere yeryüzüne gelir. Izdırap çeker, zulme mağdur olur, korkuyu tadar hatta (son anda, Çarmıh’a gerilmeye mahküm edilmeden biraz evvel Zeytinler Dağı’nda ‘mümkünü varsa olmasın’ der yaklaşmakta olan acısı için). Kısacası, Hristiyanlar’ın Tanrı’sı taşan sevgisinden mutlak gücününü bile feda edebilecek bir Tanrı’dır. Hristiyanlığı anlamak ise bu noktayı anlamaktan başlar bir bakıma. Ve bir kalp verimli toprak misali yeşermeye hazırsa bu noktanın farkına varır, er veya geç… Sizin kalbiniz de öyleyse anlayacaksınız mutlaka… Ondan işte endişelendiğimiz de yok… :-)))

    Üstelik… bir de şu o kadar naif baba-oğul terimlerini beşeri boyutlarına hapsetme inadı… Bir korkuluğu taşlamanın yegane zararı taşlayanadır. Boşu boşuna kendini yorar… :-) Allahaşkına, siz ikibin yıldır Hristiyanlar’ın Hz. İsa’nın tahtı gökte seyreden ak saçlı bir babanın beşeri anlamdaki oğlu olduğuna inandıklarına mı kanisiniz? Yoksa Hristiyanlar’ın Tanrı vücuda büründü derken Tanrı’nın tüm Kainat’ı kapsayan azametinin etraftan çekilip bir vücutta sınırlandığına inandıklarını mı sanıyorsunuz? Yahut… üç değişik tanrıya inanıp çok tanrıcı olduklarını mı sanıyorsunuz? Eğer öyle bir şeylere inanıyorsanız inanmakta serbestsiniz. Hz. İsa nasıl olsa elinde palası hazır, kendisine itiraz edenin kellesini almaya niyetli biri değil, bu öğretisinden, hayatından, herşeyinden besbelli. Ama insanın kendisini avutması da nereye varabilir ki… Zararı kendisine…

    Ama tamam, biz çok tanrıcı ve putperest saydığınız Hristiyanlar’la da konuşmaya merağınız varsa, buyrun… Söyleyebileceğimiz bir, fazlası iki şey vardır… ötesi, ama, bizzat Tanrı’nın… Hepimizin nihai hesaplaşması O’nla olacak, ırkımız, milliyetimiz, dinimiz hangisi olursa olsun… Tanrı’lığını terkedecek kadar seven bir tanrının sevgisine şükranımızın olup olmadığından sorulacak hesabımız… ona göre… :-)

    #34163
    Anonim
    Pasif

    hmm ilginç bir durum bir tanrı kendini aciz düşürecek kadar seviyor kullarını peki eğer kendini aciz düşünmeyen bir varlık merhameti sonsuz olamaz mı?

    #34164
    Anonim
    Pasif

    belkide en iyisi SİZİN DİNİNİZ SİZE BİZİM DİNİMİZ BİZE… herkes kendi inancından sorguya çekilecek ve kendi yaptığının cezasını çekecek.. fakat biz vatanımızda kardeşçe yaşamalıyız hangi dinden olursak olalım ALLAH ya da TANRI bizi fesat çıkardığımız için cezalandıracak..inşallah huzurlu ve mutlu bir hayat süreriz…ve umarım yolun sonuna geldiğimiz de imanımız la ölür imanımızla diriliriz … l

    #34169
    Anonim
    Pasif

    Ama tamam, biz çok tanrıcı ve putperest saydığınız Hristiyanlar’la da konuşmaya merağınız varsa, buyrun… Söyleyebileceğimiz bir, fazlası iki şey vardır… ötesi, ama, bizzat Tanrı’nın… Hepimizin nihai hesaplaşması O’nla olacak, ırkımız, milliyetimiz, dinimiz hangisi olursa olsun… Tanrı’lığını terkedecek kadar seven bir tanrının sevgisine şükranımızın olup olmadığından sorulacak hesabımız… ona göre… :-)[/font][/quote]
    bakın biz müslümanların sizi putperest falan gördüğü yok lütfen konudan ap ayrı yollar tutarak konuyu çarptırmayın bu vatanda yaşıyorsanız ayrım yapmadığımızdadandır Türk milleti hristiyan yahudi putperest demeden herkes kollarını açtı çünkü sizin bahsettiğiniz sevgi!! var… şimdi bizim sizi putperets falan gördüğümüzü söylüyorsunuz ne alaka ya ne saçmalık kimsenin insanı yargılamaya hakkı yoktur yargılamak Allah a mahsustur..lütfen bir daha böyle kelimelerle bizim ağzımızdan söylenmiş gibi karışıklık çıkarmayın ve bizim inandığımız Allah a da alakasız sıfatlar koyarak emirler yağdıran falan demeyiniz!! benim sizin Rabbinize dininize olan hakaretim var mı?? bugün filistin yerle bir oldu herkes kan ağlıyor fakat siz sevgiden bahsediyorsunuz size nasıl inanıcam sözler değil davranışlardır gerçek olan….şimdi bana filistindeki sefaletin ıraktaki zulmü açıklayın NASIL sevgi bu ??????????

    #34170
    Anonim
    Pasif

    justmee ye ; Arkadaşım, usame bin laden denen adam Amerika’da ikiz kuleleri vurdu yok etti, binlerce masum, suçsuz insan öldü ve laden bunu şeriat uğruna yaptığını söyledi. Sen de bunu acıklar mısın? NASIL sevgi bu? Bu mu hoşgörü dini ? Ve demişin ki, “bu vatanda yaşıyorsanız ayrım yapmadığımızdandır” çok komiksin gercekten. Sen daha hangi forum sitesinde olduğunu bilmiyorsun, bak yukarıda yazıyor “HRİSTİYANTURK” yani bu ülke senin olduğu kadar benim de ve buradaki insanların çoğu senin kadar Türk ! Tşkler.

    #32113
    Anonim
    Pasif

    Bir iki gündür bazı günlük sorumluluklardan dolayı tez cevap veremedim, Tanrı’nın takdiri şu anmış :-)

    ‘hmm ilginç bir durum bir tanrı kendini aciz düşürecek kadar seviyor kullarını peki eğer kendini aciz düşünmeyen bir varlık merhameti sonsuz olamaz mı?’

    Hayır dostum olamaz. Hristiyanlığa göre olamaz. Çünkü tanrılığından olamayan bir tanrının gücü sınırlıdır, dolayısıyla da gerçek ebedi, her şeye kadir tek Tanrı değildir. Olsa olsa insanlara tahakküm etmek üzere uydurulmuş, vehim oluşturacak bir kurgudur. Öyle bir tanrı ‘ekber’ değildir yani. Gücü sınırsız, varlığı aşkın değildir. Gerçek tanrı kendisini, mutlak azametini de aşar, kulun ızdırabına katılır. Kendini aşan bir tanrı ile kendini aşamayıp saltanatına müptela, cimri bir tanrı arasındaki fark tüm varını yoğunu fukaraya verip ‘yerime sen zengin ol ben senin yoksulluğunu üstleneyim’ diyen meczupçasına aşkın merhameti olan zengin biriyle, parasından fukaraya iki metelik atıp üstten merhametli olduğunu da sanan kibirli, şımarık bir varlıklı kişi arasındaki farktır. Zaten Hristiyanlık’taki peygamberlik ile mesihlik arasındaki farkın püf noktası da burda saklıdır. Peygamber olsa olsa, fazlası Tanrı’dan haber getiren biridir, Mesih ise bu akıl almaz korkunç varlıksal derinlikteki tanrılık kulluk takasının yer aldığı tarih içersindeki noktadır. Bu noktaya değen Ab-ı Hayat’tan içmiş olur. İnciller’deki hastalığı olanların Hz. İsa’ya sadece değmeleriyle iyileşmeleri misali.

    Rastlamışsınızdır sanırım, o eski Bektaşi nefeslerinde Tanrı’ya ‘eğer o yağdırdığın emirlere uymak, sırat köprülerinden geçmek, cehennem kazanları dehşeti ile yaşamak kolaysa, gel biz insanların konumuna gir de kendin üstlen bütün bunları’ şeklinde biraz da mizahi bir şekilde sergilenmiş bir sorgulama vardır. Aslında insan neslininin çoğu kez cezalandırılacağı korkusundan açığa vuramadığı bir sorunlanmayı dile getirir bu nefesler (Bektaşiler’in Osmanlı imparatorluğunda bu serbestilerinden dolayı başlarına gelenlerden de haberdarsınızdır sanırım). Hristiyanlık işte tam bu sorunlanmaya Tanrı tarafından bizzat verilmiş cevaptır (Bektaşilik gibi akımlar zaten İncil’in bir Müslüman tarafından okunmasının bile cezaya tabii tutulduğu sıkı Sunni bir ortamda insanların bir vicdan ve söylem serbestisi nefesi aldırabilecek girişimler olmuştur hep). Hallac-ı Mansur’lar, Nesimi’ler, Şeyh Maşuki’ler gibi niceleri de hep insanın bu demin sözünü ettiğimiz ‘takas’a sussuzluklarını açıkça ifade ettiklerinden katledilmiş değiller mi ki? Hulul ithamı ile ilgili fetvaların kurbanları hep…

    Bir de o ‘biz sizi bu ülkede kabul ediyoruz’ şeklindeki ifadeniz var. Değerli dostum bir coğrafi bölgenin sahipliği düşüncesine ne kadar da kolay yatabiliyorsunuz. Bırakın koca bir coğrafi sahanın sahipliğini biz insanların şu giydiğimiz kazağın bile sahipliği konusunda Tanrı’dan bir sahiplik evrağımızın olduğu yok. Her şey Tanrı’ya ait. Bize verilenler bir bağıştan başka bir şey değil. Bu anlaşılması bunca basit olan konuda bile gaflette misiniz yoksa, o azametinden kırıntıyı binbir güçlükle veren tanrı görüşü çerçevesinde? İnsan inandığı tanrıya benzermiş, duymuşsunuzdur. Üstelik sadece milli bir hüviyet teşkil eden Türk’lük nerden nereye dini bir hüviyetle eşdeş sayılıyor? Türkiye sadece Müslüman olan Türkler’indir diye bir yasa mı var bir yerlerde. Türk şaman da olabilir, Hristiyan da olur, Budist de olur, canı ne isterse o olur. Yasaları çiğnemediği sürece, vergisini dürüstçe verdiği sürece, kimseye zararı dokunmadığı, normal bir vatandaşlık yaşadığı sürece. Bu ‘biz sizi kabul ediyoruz’ türünden sözler ne demek oluyor? Bu bölücülüğün dik alası değil mi? Size basit bir kuldan bir tavsiye: bu tür sahiplenmelere çok dikkat edin dostum, yüce Yaradan’ın bu gibi şeyleri düşünüyor bile olmanıza olan hoşgörüsüne karşı küfre düşmüş olmayasınız.

    Bir de ‘biz sizi putperestten saymıyoruz’ demişsiniz. Peki, Hristiyanlar’ın üç tanrıya inandığını ve dolayısıyla müşrik (çok tanrıcı: putperest yani) olduğunu iddia edenler Müslümanlar değil mi? Anlıyamıyorum, eğer Müslümanlar Hristiyanlar’ı müşrik olarak görmüyorsa, Hristiyanlar’ın Baba – Oğul söylemlerinin dünyevi anlamdaki bir baba oğullukla hiç bir alakası olmadığına inanıyorsa o zaman Hristiyanlar’a olan eleştirileri neyle ilgili?

    Bir de o Irak falan ile ilgili söyledikleriniz var… Irak’ta şu ana kadar ölmüş olanların yüzde doksanbeşinden fazlasının Amerikan askerleri tarafından değil de Müslüman intihar komandolarının infilaklarından ölmüş olduklarının farkında mısınız? Eğer değilseniz, bundan sonra ele kalem kağıdı alın, günlük haberleri izleyip not düşün… bakalım ne tür bir gerçekle karşılaşacaksınız bir zaman sonra not defterinize baktığınızda. Filistin meselesine gelince… Evet şu an yaşananlar çok acı ama yüzyıllardır evsiz barksız kalıp nice zulümlerden geçmiş İbraniler’in kendilerine ufak da olsa bir çatı edinme ihtiyaçlarını vız geçip kendilerini tümden imha etmeye çalışmış Arap devletlerine ne demeli? Bu satırları yazan şahsen, mümin bir Hristiyan olarak, haksızlık görenin şiddet içeren bir tepkide bulunmayıp herşeyi Tanrı’ya teslim etmesi taraftarı olabilir ama insanların çok ama çok azı bu tür bir davranış sergileyebilecek bir ermişliğe sahiptir. Sen birinin ülkesine sinsice, masumlarına, çocuklarına pusular kurup saldırılar yaptın mı, kendisini imha etmeye çalıştın mı, karşılık verecektir. Git karşıdakinin gözünü oymaya kalkış sonra da, karşılık verdiğinde, ‘aa, hani sen Hristiyan’dın, bir yanağında vurduklarında öbürünü çevirirdin’ şeklinde konuş… Tarih’teki Haçlı seferleri durup dururken, sebepsizcesine mi oldu… Hristiyanlar’dan Kudüs’teki dindaşlarının katline, hacılarına zulümler yaşatılmasına, en belli başlı ibadet yerlerinin tahribine, kutsal saydıklarına en bayağı bir şekilde fiilen küfredilmesini göz ardı edecek bir ermişliğe sahip olmalarını talep etmek ne kadar samimice bir davranış sizce? Daha bugün bile Saudi Arabistan’da, İran’da evinizde İncil’in bulunmasının dahi suç sayıldığından haberdar mısınız? Pakistan’da, Mısır’da Hristiyanlar’ın ne tür şartlarda yaşadıklarını biliyor musunuz? Ama bir de şu İslam ülkelerine genel bir bakışta bulunun… Hükmeden ilkelliği göremiyor musunuz? Göremiyorsanız suçu kendinizden başkasında aramanıza gerek yok dostum. O sizin zar zor da olsa Kemalizm’in sık filtresinden geçmiş bir İslami ortam içersinde sarfedebildiğiniz ‘herkes dinine göre yaşasın’ sözlerinizi hele bir de şeriatın uygulandığı ülkelerde söyleyin bakalım, ne tür tepkilerle karşılaşacaksınız.

    Bence bir güzel, oturun, İncil’i açın elden geldiğince önyargısız bir şekilde okuyun (şöyle başlangıç olarak sırf Matta’yı okumanız yeter). Tanrı’ya duanızın ‘evet gerçek neyse kabullenmeye hazırım ve fiatı neyse de ödemeye hazırım’ olması üzere tabi… :-) Sonra oturun bir güzel Kuran’ı okuyun… hadisleri okuyun. Kendiniz karar verirsiniz neye inanacağınıza, neticede. Ama yine de siz bilirsiniz… Vicdan serbestisi en hassasından kudsiyetle yaklaşılması gereken bir şeydir… biz iyilikler dileriz sizlere. Bir Hristiyan’ın bir insan kardeşine Semalar Saltanatı vatandaşı olmasını dilememesine imkan yoktur.

15 yazı görüntüleniyor - 1 ile 15 arası (toplam 19)
  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.