• Bu konu 1 izleyen ve 2 yanıt içeriyor.
3 yazı görüntüleniyor - 1 ile 3 arası (toplam 3)
  • Yazar
    Yazılar
  • #25776
    Anonim
    Pasif

    AİLE

    Şu kargaşa dünyasında insanın kendisi başta olarak sarsıntıdan kaçabilen hiçbir kurum yok! Bilinen kuruluşların ön sırasında hiç kuşkusuz aile belirir.
    Hepimiz ailemizin bir parçasıyız. Buna kurucu, yapıcı katkıda bulunmaya atanan sorumlu birer kişi..
    Aile nedir? Neden ve nasıl oluştu? Varlığının amacı ne olabilir? Bu önemli kurumun sağlığı, verimliliği ne yolla gerçekleşir? Ve bu sıradan birçok soru..
    Bunlarla hiç uğraştın mı? Yanıtın olumsuzsa kaptansız gemiyi anımsatan bir yolun yolcususun.

    Evrenin Yaratan’ı ailenin de kurucusudur.
    Tanrı Adem’i yarattıktan sonra onun bedeninden bir kaburga kemiği alarak kadını oluşturdu. Adam ona kadın dedi. Çünkü o erkeğin bir parçasıdır.
    Tanrı yaratıklarını birleştirerek bir bakımdan ilk evlendirme memurluğunu yaptı. İkisini kutsadı, onları tek beden kıldı. Bir arada yaşayacaklar, soy yetiştirecekler, daha geniş topluma kesin katkıda bulunacaklar. Çocuklarını Tanrı doğrultusunda eğiterek yöneltecekler, sağlıklı aile kurmanın gizini öğretecekler.

    Yaratan’a inandığını söyleyen düşünsün: Her şeyi güzel ve kusursuz yapan, ailenin bilge kurucusu düzensiz bir yuva mı oluşturdu?
    Tanrı insanı ve onun kurduğu aileyi yöntemsiz bırakmadı.
    Peygamberleri aracılığıyla esinlediği kutsal kitabını insana ve ailelere yol çizici kıldı.
    Adem’le Havva daha çocuksuzken, Tanrı’nın o güzel kuruluşunu kıskanan iblis onlara sinsilikle saldırdı, günah zehirini soktu: Ailenin içine ekilen ayrıkotu; kuşkusuz ekiliyor da..
    Günah kırıcı eylemdir. Ne yazık; anlamı etkisi çalınmış! Günah tayfun yoğunluğuyla her varlığı her kurumu kasıp kavuruyor.
    İlk ailenin o iki üyesi bencil kovalayışlarını Yaratan’ın sevecen buyruğundan ön sıraya koydular.
    O gün bu gün şeytan günahın kırıcı etkisini ve sonuçlarını kamufle ediyor. Kişiler-aileler hem hasta, hem de hastalığından habersiz.
    Sonunda herkes bu kayıtsızlığın acı ürününü yemekte.

    Her yılı önemli bir konuya ayıran Birleşmiş Milletler, 1994’ü Aile Yılı ilan etmişti.
    Simge olarak da başlıktaki işareti çizmişti:
    Açık bir çatı, onun altında insan yüreği. Ademoğlunun çatı altında sevgi, sevinç, güvenlik, sıcaklık bulabileceği barınak.
    Tek fırça çırpışıyla çizilen bu simgedeki anlam hiç eskimiyor: Aile bir bütündür. Açık çatı çağdaş konuttaki korkuyu, yoksulluğu, hastalıklar zincirini, kısacası güvensizliği simgeliyor.
    Bu çarpıcı resim aileyle ilgili çok üzücü gerçeği tüm çıplaklığıyla sergilemiş. Şu çalkantılı yeryüzünde toplumun en küçük örgeni başarılı olmalı!
    Saldırılar zinciri başarıyı sanki baltalıyor.

    Ailenin yıkımı insanlığın yıkımıdır. Toplumun bu en küçük birimi tarihte belki de görülmemiş saldırılarla boğuşmakta, daha da boğuşacak.
    Önceleri aile köyünde, kasabasında, çoğu çoğu kentinde yaşardı. Ama yeryuvarlağının bir köye dönüştüğü şu çağda aile üyeleri her yana dağılmış. Kimisi ayrı bir ülkede, kimisi sürekli seyahatte, kimisi olabilir ki hapiste! Bir ailenin derdi herkesin derdi.
    Doku kemiriliyor, bunalım ürkütücü boyutlara dayanıyor: Başını alıp giden boşanmalar, toplumları kökten torpilleyen küçücük yapılı narkomanlar, AIDS virüsüne yakalananlar ya da böyle doğanlar, keyfi seks ilişkilerinin getirdiği bozuk sonuçlar, kocasız kızların yetiştirmeye çalıştığı yavrular, pedofili ağlarında yakalanan savunmasızlar, gün ışığını görmeksizin iş atelyelerinde köle gibi çalıştırılan güçsüz çocuklar, sübyan koğuşlarında tükenen taptaze fidanlar, savaşa terörizme alıştırılan, içine kin zehiri akıtılan bombalı silahlı erkekler-kızlar ve canlı bombalar!

    Bu kapkaranlık liste durmadan uzuyor.
    Katı yüreklilikle ana rahminden kazınan dölütleri de unutmayalım!
    Bunlar dünyaya gelse de sanki ne görecek?
    Açlık, hastalık, eğitimsizlik, sömürü, vb. Siklonlar zinciri yuvanın her yanını hallaç pamuğu gibi atmakta. Aile çatısı altında patlamaya hazır dinamit yığını yatıyor.
    Ana baba ve çocukların bir çatı altında yaşaması değildir sadece evliliğin anlamı.
    İki canın tek varlık özelliğinde kanatlarını açarak çocukları sevmesi, savunması, yönlendirmesidir.
    Her yanda aile kurumu gitgide yoğunlaşan saldırılara uğramakta.
    Çıkmaza girmiş bunalımlar karşısında Yaratan çaresiz kalmıyor.

    1.Ko.14: 33 Çünkü Tanrı karışıklık değil, esenlik Tanrısı’dır. Kutsalların bütün topluluklarında böyledir.
    O’nun egemen kişiliğini değerlendiren her çift, her aile kurucusu bu Rabbi evin mimarı, eğitmeni, çalıştırıcısı (antrenörü) sayar.
    Tüm yöntemi kendisine bırakınca hüsranı dışlar.

    Ailenin kurucusu, her soydan her boydan kadını-erkeği günahtan arıtıp kendisine seçkin bir kurum oluşturma işini sürdürüyor.
    Tanrı’nın sevgisi yücelerden insanlığa bir kurban göndermesiyle işlerliğe girdi. Mesih yerimize öldü.
    O’nun önünde tövbeyle iman edeni Tanrı göksel ailesinin bir üyesi kılar.
    Bir erkekle kadının bu sağlam temele dayanan birliğe girmesi o evliliğe kendine özgü tat ve çekicilik katar: Tanrı ailesine alınan iki kişinin yerde bir aile kurması..
    Sevgiye, saygıya, eşitliğe, karşılıklı desteğe dayanan örnek bir kurum.
    Çift yönlü: Hem Tanrı’nın ailesine bağlı, hem insanın.
    Bu aile ilkin yüceden beslenir, sonra da Tanrı ilkelerinden kaynaklanan sevgi ve bağlılıkla.
    Böyle bir ailede dayağın patağın, sadakatsizliğin, geçinmeye isteksizliğin sözü edilemez.
    İsa Mesih insanın kurtuluşu, Tanrı’yla barıştırılması için canını veren göksel kurucudur.
    Tanrı ailesinin seven sevilen bir parçası olan, insan ailesinde de bunu yapar.

    Tanrı ailesinde olduğunu bilenin insan ailesinde sevgisi, sevinci, katkısı, güveni bambaşkadır.
    Bunları sağlıklı yapan dikey ve yatay düzenleme şimdiyi de sonsuzu da esenliğin meltemiyle canlandırır.
    Bu bağlantı soyut dille şöyle tanıtılır:
    1.Pe.2: 4-6 İnsanlarca reddedilmiş, ama Tanrı’ya göre seçkin ve değerli olan diri taşa, Rab’be gelin. O sizi diri taşlar olarak ruhsal bir tapınağın yapımında kullansın. Böylelikle, İsa Mesih aracılığıyla Tanrı’nın beğenisini kazanan ruhsal kurbanlar sunmak üzere kutsal bir kâhinler* topluluğu olursunuz. Çünkü Kutsal Yazı’da şöyle deniyor: “İşte, Siyon’a* bir taş, Seçkin, değerli bir köşe taşı koyuyorum. O’na iman eden hiç utandırılmayacak.”

    Sevgiyleee

    #31634
    Anonim
    Pasif

    Bunalım, çalkantı zincirleme: Uluslar, kuruluşlar, çevredeki varlıklar, ‘hastayım’ diyerek inliyor. Tümünün temelinde hasta insanlar var. Eski çağın peygamberi şu tanımı vermiş:
    Yşa.1: 6 Bedeniniz tepeden tırnağa sağlıksız, Taze darbe izleriyle, yara bereyle dolu, Temizlenmemiş, yağla yumuşatılmamış, sarılmamış.
    Yine başka bir peygamber aynı derde parmağını basmış:
    Yer.30: 12 “RAB diyor ki, ‘Senin yaran şifa bulmaz, Beren iyileşmez.

    Önceki parçada dendiği gibi, düzensizlikler zincirinin başında aile sarsıntıları ağır basıyor, ön sıra baklalarında boşanma olarak bilinen eylem sırıtıyor.
    Bunalım öylesi yoğun ki, birçok ülkede evliliklerin yarısı boşanmayla sonuçlanıyor.
    Bu oranın yüzde yetmişe dayandığı ülkeler de var.
    Akla doğal bir soru geliyor:
    Her şeyi kusursuz-bozuksuz yaratan, topluma boşanmayı da mı koydu acaba?
    Tanrı boşanmalı bir ortamı yarattıysa eksik iş yapmış sayılmaz mı?
    Her tür yaşam sarsıntısına değinen Rab İsa Mesih dikkatimizi taa başlangıca götürerek burada yürek burkucu bir kopma olduğunu hepimize hatırlatıyor:
    Mat.19: 8 İsa onlara, “İnatçı olduğunuz için Musa karılarınızı boşamanıza izin verdi” dedi. “Başlangıçta bu böyle değildi.

    Mesih boşanmayı ademoğlunun katı yürekliliğine bağlar.
    Günahın soyumuza sokulması hepimizin yüreğini sertleştirdi, katılaştırdı.
    Bunun kanıtları denizdeki kum kadardır.. Sürtüşmeler, çatışmalar, zorbalıklar boşanmayı bir çözüm haline getirir.
    Ekonomi ilişkilerinde yatırımı akıllıca kullanamayan ulus borçlanır.
    Aynı başarısızlığı izleyen şirketin veya bireyin sonu ise iflasını ilan etmektir.
    Sormak gerek: Evlenen çift nasıl bir yatırım yapıyor ve bunu nasıl kullanıyor?
    Bu yatırımın kesin kazanca dönüştürülmesi aile ocağında sevginin, saygının, özverinin, özür dilemenin cömertçe kullanılmasına bağlıdır.

    Adem’le Havva’yı evlilikte birleştirmek, Tanrı’ya onları yaratmak gibi önemliydi.
    Yaratan ikisini bağladı, kapının anahtarını yok etti!
    İçerde sadece sevgi dolu bir aile olsun istedi.
    Hiç kimse o kapıyı açıp boşanmaya gitmesin istedi.
    Nerede kaldı o güzel tasarı?
    Ne diyor İsa Mesih?
    Mat.19: 4-6 İsa şu karşılığı verdi: “Kutsal Yazılar’ı okumadınız mı? Yaradan başlangıçtan ‘İnsanları erkek ve dişi olarak yarattı’ ve şöyle dedi: ‘Bu nedenle adam annesini babasını bırakıp karısına bağlanacak, ikisi tek beden olacak.’Şöyle ki, onlar artık iki değil, tek bedendir. O halde Tanrı’nın birleştirdiğini, insan ayırmasın.”
    Ne iyi olurdu, bu ilke herkesçe benimsenseydi.

    Şu haberleşme çağında birçok çift iletişimini yitirmiş, daha birlikteyken birbirinden ayrı düşmüş, kopmuş.
    En sonunda boşanma yargıcının önüne çıkan çift evlilikten anlam çıkaramamış.
    Bıkmış, yorulmuş, soğumuş birbirlerinden.
    Bağlantıda zorlanmış, ilişki zehirlenmiş.
    Birbirine sevgi ve uzlaşma işareti verecekleri yerde, bencil çıkarcı duygularla birbirlerine ateşli oklarla saldırmış.
    Sağlıklı evliliği sarsan, sonundaysa noktalayan dik dağ yolu nice çiftin önünde durmaktadır.
    Evlendirme memurundan boşanma yargıcına götüren yolun aşılması çok kolay. İnsansal çalkantıları her durumda ele alan Tanrı, Kutsal Sözü’nde şu düzgüyü vurgular:
    Amo.3: 3 İki kişi anlaşmadan birlikte yürür mü?
    Bunun yanı sıra kesin Tanrı buyruğu ºöyle belirtilir:
    Mal.2: 16a İsrail’in Tanrısı RAB, “Ben boşanmadan nefret ederim” diyor,

    Durum buyken çeşitli nedenler, Tanrı’nın nefret ettiği çetrefilli gelişime yol açmakta:
    İki kutup benzeri iki ayrı huyun bağdaşamaması, taraf ailelerinin özellikle kayın validelerin her işe burnunu sokması, erkeğin eşinden çok annesine eğilmesi, ya da kadının böyle davranması, çocuklar üzerinde anlaşmazlık, ekonomik sorunların ağır basarak kutsal bağı zorlaması, hastalık, başkasıyla gönül oyunları, içki, kumar, belki narkotikler, gelecekten korku, kuşku..
    Üzücü liste giderek uzar, tüm çabaların ötesinde boşanma çözümünden medet umar!
    Ama boşanmanın çok derin bıçak izleri bırakan ağır bir operasyon olduğu hiç unutulmamalıdır.
    Bedenden bir parçayı kesmekten farksızdır.

    Sevgiyleee

    #31640
    Anonim
    Pasif

    Adem ve Havva…
    Tanrı Adem’in yanına ikinci, üçüncü, dördüncü birer zevce koymadı. Başka alternatifler sunmadı.
    O’na “Havva’yla geçinemezsen bırak, benden başka bir eş iste!” demedi.
    Geçinemezsek boşanırız diyerek evliliğe giren çiftler günümüzde hiçte az değildir.
    Neler olmaktadır?
    Marketten bir kutu deterjan almakmıdır evlilik?
    Bir çeşidi iyi değilse başkasını denerim düşüncesi ile yola çıkılmaktadır.
    Çiftler arasında giderek egemen olan bu tür düşüncelerin sonucu gam ve hüsrandır.
    Bir genç, “Sırtımda yumurta küfesi mi taşıyorum sanki?” diyor.
    Evet arkadaş, yumurta küfesinden daha çok itinayı gerektiren sorumluluğu yüklendin.
    Atmış olduğunuz bu adım, sizleri kutsal bir bağla bağlayacaktır.
    Ailenize göstermiş olduğunuz sevgi ve sadakatin karşılığını kat kat alacaksınızdır.

    Evlilik, hiç kopmayan bir sevgi bağı olabilmelidir.
    İncil’deki bu öğreti bizlere ışık olmalıdır.
    1.Ko.13: 4-7 Sevgi sabırlıdır, sevgi şefkatlidir. Sevgi kıskanmaz, övünmez, böbürlenmez.
    Sevgi kaba davranmaz, kendi çıkarını aramaz, kolay kolay öfkelenmez,
    kötülüğün hesabını tutmaz.
    Sevgi haksızlığa sevinmez, gerçek olanla sevinir.
    Sevgi her şeye katlanır, her şeye inanır, her şeyi umut eder, her şeye dayanır.

    Evlilik bağını kuran Rab’bimiz onun ebedi olmasını arzuladı.
    Hiçbir etken evliliği ve aileyi etkilememelidir.
    Sevgi, sevgi, sevgi temeli önemlidir.
    Günümüzde çokevliliğe, dost ilişkilerine, metres ve cariye hayatına, kadını kiralamaya, sıkça rastlanılmaktadır.
    Ben merkezli bu birliktelikler geçici soğuk, bencil, okşayıcı duygulardan başka birşey değildir.

    Evlenmeksizin kurulan birliktelikler, birlikte yaşama çabaları ise;
    Bizleri sağlıklı ortamlarımızdan uzaklaştırır, düzensiz yaşama sürükler, karmaşa içerisinde bırakır.
    İçsel olarak ruhumuzu, öz varlığımızı farkında olmadan çürütür ve yok eder.
    Tutulan bu yolda tehlikeli kazaların olması olasıdır.
    Bir evlilik danışmanının masasında bir ilke var:
    “Karşındakini mutlu kıl, mutluluk bul!”
    Tanrı insanlığa eşsiz bir kurtarıcı gönderdi.
    Bencil insan O’nu Çarmıh’a çiviledi. Kurtarıcı Mesih öldü ve dirildi.
    Esenlik Önderi kendisini sana ve ailene sunuyor.
    Mat.19: 6 Şöyle ki, onlar artık iki değil, tek bedendir. O halde Tanrı’nın birleştirdiğini, insan ayırmasın.”

    Sevgiyleeee

3 yazı görüntüleniyor - 1 ile 3 arası (toplam 3)
  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.