ANASAYFA Forum HRİSTİYAN EDEBİYATI, ŞİİRLER, KİTAPLAR, MEDYA, BASIN, YAYIN… BASIN, YAYIN, MEDYA İngiltere’de şeriat mahkemeleri oluşturuldu

  • Dieses Thema hat 7 Teilnehmer und 20 Antworten.
Ansicht von 15 Beiträgen - 1 bis 15 (von insgesamt 21)
  • Autor
    Beiträge
  • #25603
    Armagan
    Verwalter

    İngiltere’de Müslümanların yoğun olarak yaşadığı beş büyük kentte şeriat mahkemelerinin oluşturulduğu açıklandı.

    • 151683.jpg

    Sunday Times’ın konuyla ilgili haberinde, İslami yasaların İngiltere’de uygulanmaya başladığı duyurulurken, mahkemelerin sadece hükümet tarafından onaylanan şeriat yargıçlarınca kurulabileceğine ve kararlarının da bölge mahkemeleri ile Yüksek Mahkeme’nin onayıyla yürürlüğe girebileceğine dikkat çekildi.

    Buna göre başkent Londra başta olmak üzere, Müslümanların yoğun olarak yaşadığı Birmingham, Bradford, Manchester, Warwickshire’da bölge mahkemelerinin bünyesinde hizmet verecek olan şeriat mahkemeleri, boşanma, aile içi şiddet, mali anlaşmazlıklar gibi sosyal konularda söz söyleme hakkına sahip olacak.

    Kararları bölge mahkemesi ve Yüksek Mahkeme’nin onayıyla geçerli sayılacak olan şeriat mahkemeleri, bir ilki oluşturuyor.

    Times, şeriat mahkemelerinin sisteme resmen konulmasının ardında, Müslüman toplumlar arasında daha önce de yapılan uygulamanın resmi denetime tabi tutulması arzusunun bulunduğunu yazdı. Gazete, daha önce şeriat mahkemeleri adıyla halk arasında faaliyet gösteren yapıların aldığı kararların resmi hukukta hiçbir yeri bulunmadığını hatırlattı.

    Şeriat mahkemelerinin kararlarının uygulanması için Müslüman davalı ve davacının her ikisinin de rızasının gerektiği kaydedildi.

    Gelecek dönemde Glasgow ve Edinburgh’da iki şeriat mahkemesinin daha kurulmasının düşünüldüğünü belirten The Sunday Times, uygulamanın başlatılmasıyla ilgili ilk önerinin bundan 7 ay önce Anglikan Kilisesi lideri Canterbury
    Başpiskoposu Rowan Williams tarafından ortaya atıldığını da hatırlattı.

    Bu görüşe ilk destek verenlerden biri de İngiltere’de Adalet Bakanlığı müsteşarı yetkileriyle donatılmış olan Lord Phillips oldu. Phillips, şeriat hükümlerinin medeni hukukla ilgili konularda ve mali anlaşmazlıkların çözümünde kullanılmasının mümkün olduğunu belirtmişti.

    Bu arada İngiltere’de aralarında muhalefetin de bulunduğu bazı çevreler ise şeriat mahkemelerinin kurulmasının ülkede hukuk sistemine paralel ikinci bir hukuk sisteminin doğmasına neden olabileceğine dair endişelerini dile
    getiriyor.

    #30911
    Anonym
    Inaktiv

    Yüzyılımızın bu önemli gelişmesini tarafsız olarak forum izleyiclerine aktardığınız için teşekkürler.
    Peki, İngiltere’de bu gelişmeler olurken, 600 yy. şeriatle yönetilmiş bu toprakların garip insanlarının şeriatten korkmasını neyle açıklayabiliriz???
    Mantıklı bira açıklaması olan var mı?
    Hristiyan türkler olarak sizlerin de şeriate yani yasaya aşina olduğunuzu biliyorum. Dinsiz ve ateist olanlar müstesna, kendilerini bir dine mensup olarak gören insanların şeriatten korkmalarını veya şeriati istememelerini sizler anlayabiliyor musunuz???

    #30912
    Anonym
    Inaktiv
    abdulKadir;9796 wrote:
    Yüzyılımızın bu önemli gelişmesini tarafsız olarak forum izleyiclerine aktardığınız için teşekkürler.
    Peki, İngiltere’de bu gelişmeler olurken, 600 yy. şeriatle yönetilmiş bu toprakların garip insanlarının şeriatten korkmasını neyle açıklayabiliriz???
    Mantıklı bira açıklaması olan var mı?
    Hristiyan türkler olarak sizlerin de şeriate yani yasaya aşina olduğunuzu biliyorum. Dinsiz ve ateist olanlar müstesna, kendilerini bir dine mensup olarak gören insanların şeriatten korkmalarını veya şeriati istememelerini sizler anlayabiliyor musunuz???

    600 yıl şeriat vardı; ama acaba Osmanlı ne kadar Müslümandı ve dolayısıyla bu şeriatı ne kadar uyguluyordu? Bence ilk başta bunlara bakmak gerek…

    Benim düşünceme göre, o günün dünyasında devletler üzerinde dinin rolü çok büyüktü ve o günün şartlarında Osmanlı’nın da bir din seçmesi gerekiyordu, oda İslamı seçti.

    Ama bu dinin günlük yaşama olan yansımalarına bakın… Örneğin padişahlar. Kaçı gerçek Müslümandı? Kuran-ı Kerim Müslüman kimseyi öldürme derken Fatih Sultan Mehmet gitti kardeşini öldürdü ve bunu yasallaştırdı. Bir iki padişah hariç hepsi şarap içerdi. Udlu kanunlu alemler yaparlardı…

    Dolayısıyla imparatorluğun başı bu şekilde olunca aynı orantıda halka da şeriatı yansıtıyorlardı.

    Yani bugünkü İran’da olan şeriat Osmanlı da hiç bir zaman olmamıştı.

    Dolayısıyla Osmanlı zamanında bütün dinlere mensup insanlar gönül rahatlıyla yaşayabiliyorlardı ve bir huzur vardı.

    Bu gerçekliklerin yanın da şeriata da karşı bir insan değilim. Sonuçta şeriat demek, dini kurallara göre yaşamak ve yargışanmak demektir. Biz bile burada birbirimizi yargılarken „Kutsal Kitap’ın dışına çıktın“, „Kutsal Kitap’a uygun davrandın“ tarzında terimler kullanıyoruz ki bu da bir şeriattır.

    Ama yarın öbür gün, İran’daki şeriat bu ülkeye gelirse acaba diğer dinlere mensup olan insanlar da rahat ve huzurlu bir şekilde davranabilecekler mi? Bence davranamıyacaklar…

    O yüzden Osmanlı’daki şeriatla, gelecek olan şeriatı bir tutamayız.

    Şöyle bir gerçeklik de var. Ülke olarak İslam’a gönül veren insanlara gerçekten çok çektirdik. En basit örneği, türban sorunu… Türbanlı diye üniversitelere almadık… Sırf bu inattan ötürü bir çok beyni kaybettik… Bu yaklaşımlara karşı bu kesimde (haklı olarak) bir tepki var… Yarın öbür gün şeriat geldiği zaman bir hesaplaşma başlıyacak ve ben eminim ki bu kesim yüzünden İran’da ki baskıdan çok daha ağır bir baskı uygulanacak.

    İşte tüm bunlar birleşince ben şeriata karşıyım :)

    Çözüm nedir? Ülkeye demokrasi ve özgürlük getirmektir. İslam’a gönül vermiş insanlar dışlanmamalıdır, kimse giyim tarzından dolayı eleştirilmemelidir ve herkes dilediği gibi giyinip, dilediği yere dilediği kıyafetle gidebilmelidir.

    #30914
    Armagan
    Verwalter
    abdulKadir;9796 wrote:
    Yüzyılımızın bu önemli gelişmesini tarafsız olarak forum izleyiclerine aktardığınız için teşekkürler.
    Peki, İngiltere’de bu gelişmeler olurken, 600 yy. şeriatle yönetilmiş bu toprakların garip insanlarının şeriatten korkmasını neyle açıklayabiliriz???
    Mantıklı bira açıklaması olan var mı?
    Hristiyan türkler olarak sizlerin de şeriate yani yasaya aşina olduğunuzu biliyorum. Dinsiz ve ateist olanlar müstesna, kendilerini bir dine mensup olarak gören insanların şeriatten korkmalarını veya şeriati istememelerini sizler anlayabiliyor musunuz???

    Sevgili Abdülkadir kardesimiz,

    HristiyanTürk Forumuna üye olup yorumlarini ve düsüncelerini bizlerle paylastigin icin tesekkür ederim. Elbette olaylari kendi inancinin penceresinden degerlendirmen gayet dogaldir. Mesih inanci penceresinden ve Kutsal Kitap isiginda baktigimizda farkli degerler ve önceliklere sahip oldugumuzu sen de farketmissindir. Ancak Islam seriati konusunda sizin gibi düsünmemiz imkansizdir.

    Ingiltere’nin Islam hukukuna kismen de olsa kendi topraklarinda izin vermesi bence islamin zaferi ve demokrasinin bir yenilgisidir. Seriatle yöneltilen ve Islam hukukunun egemen oldugu hangi ülkede azinlik olan gayrimüslimlere demokrasi taniniyor?

    Avrupada Islama taninan hosgörü bugün öyle boyutlara geldi ki, Kutsal Kitap baglisi Hristiyanlarin protestolarina dahi yerel yönetimler izin vermez duruma gelmistir. Köln’de yapilacak olan 5000 kisilik Islam Merkezi Diyanet Camiisinin yapimina izin verildikten sonra, Almanyanin Islamlastirilmasina karsi yürüyüs yapmak isteyen guruplar gectigimiz Cumartesi günü solcu Alman guruplar ve yerel yönetim tarafindan engellendi ve yürüyüs iptal edildi. Müslümanlar bunu büyük bir zafer olarak kutladilar.

    Bakin, Forumdaki güncel konularimizdan birisi Manisadaki Hristiyan kardeslerimizin kilisesinin kapatilmis olmasidir. Türkiye solu gercekten insan haklari ve demokrasiye sahiplik ediyorsa neden hristiyan türklerin haklarini savunmuyor?

    Avrupali cok farkli düsünüyor ve bence cok aptallar ve saflar. Islamin da Hristiyan inancinda oldugu gibi seküler ve bireysel oldugunu düsünüp, sanip her türlü hakki taniyor, ama Islamin cok farkli ve aslinda yayilmaci ve kitlesel olarak hareket ettigini, gittigi yerleri islamlastirmak istedigini ve Islam hükümlerini getirmek istedigini anlamiyorlar. Bunu farkettiklerinde is isten coktan gecmis olabilir.

    Hristiyan türkler olarak seriata ihtiyacimiz yoktur. Incilde Isa hicbir zaman yersel bir devlet kurmayi, askerler toplayip yönetimi ele gecirmek icin savasmayi ne ögretmis ne de kendisi yeryüzünde sergilemistir. Isa Yuhanna 18:36’da, „Benim egemenligim bu dünyada degildir“ der. Isa’nin egemenligi göksel ve sonsuz bir egemenliktir. O yeryüzündeyken Kral olmak isteseydi olabilirdi ve yine isteseydi iki bin yildir egemenlik sürebilirdi. Ama Tanrinin amaci insanlari belirli yasalara tabii tutarak yönetmek, insanin hayatinin her ayrintisina el atmak degildir. Tanri’nin amaci, günahli ve kayip insani bulup kurtarmaktir ve iman edeni sonsuza dek kendi cennetine almaktir. Bu nedenle her türlü dinsel seriat yönetimlerine karsiyiz. Kutsal Kitap’ta Rabbimiz Isa Mesih bu tür bir ögretiste bulunmadigi ve hicbir cesit seriat düzeni getirmedigi icin, bu tür seriat yasalarinin inandigimiz Tanri’dan gelmedigine inaniyoruz.

    Isa Mesih Matta 22:22de „Sezarin hakkini Sezara, Tanri’nin hakkini da Tanri’ya verin“ diyerek yersel yönetimlerle Tanri’ya olan inancin ayri seyler oldugunu ögretmis ve bu ögretisiyle Incilin bir seriat kitabi olmayip bir lütuf müjdesi oldugunu göstermistir.

    Kutsal Kitap’ta Isa’nin seriati sudur: „Size yeni bir buyruk veriyorum: Sizi sevdiğim gibi siz de birbirinizi sevin.
    Birbirinize sevginiz olursa, herkes bununla benim öğrencilerim olduğunuzu anlayacaktır.“ (Yuhanna 13:34-35).

    #30916
    Anonym
    Inaktiv

    Dün gece mesaj attıktan sonra aklıma geldi…

    Ben işletme bölümünden mezunum ve bölümde okurken hukuk dersi de alıyordum. Hukuk hocamız ise bir İngilizdi. Dersleri anlatma esnasında kendi ülkesinden de örnekler verirdi.

    Ondan bazı şeyler öğrenmiştim…

    Şimdi İngilterede ki hukuk sistemiyle Türkiyede ki hukuk sistemi arasında çok büyük farklar vardır.

    Misal, Türkiye’deyiz, bir kişinin 100 YTL parasını çalmış olalım. Hakim karşısına çıktık, yargılandık ve mahkeme bizi suçlu buldu. Şimdi bu dakikadan sonra ne oluyor? Hakim yasa kitabını açıyor, „yaptığımız suçun cezası nedir“ bunu buluyor ve kitapta yazılana göre bize bir ceza veriyor. Evet, hakim yasa kitabında yazılan cezayı, gerekçeli nedenlerini açıkladığı zaman arttıra bilir ya da azaltabilir de. Ama bunlarda yasalar da yazılıdır. Yani Türkiye hukukunda hakimler A’dan Z’ye tüm cezaları yasalara göre verirler.

    İngilterede bu sistem bu şekilde değil, çünkü İngiltere’nin yasaları yok, devamlı gelenek ve göreneğe göre ceza verirler. Örneğin İngiltere de olalım ve yine bir kişinin 100 YTL parasını çalmış olalım. Mahkemeye çıktık, hakim bizi yargıladı ve suçlu buldu. İşte, İngiltere de, bu nokta da hakim yasa kitabını açıp size ceza vermez. Burada gelenek ve görenek devreye girer ve daha önceden 100 YTL para çalana ne ceza verilmiş ise size de o cezayı verirler.

    İlk bakıldığında, Türkiye deki hukuk ile İngilteredeki hukuk aynı şeymiş gibi gözükebilir. Sonuçta Türkiyede 100 YTL çalan herkese aynı ceza veriliyor (çünkü yasalar önünde herkes eşittir), İngilterede de 100 YTL çalan herkese aynı ceza veriliyor. Ama Türkiye’de ceza yasalara göre verildiğinden dolayı ve bu yasaların da bir kitabı olduğundan dolayı siz kendi kafanıza göre madde ekleyip çıkartamazsınız; ama ingiltere de cezalar gelenek ve göreneğe göre verildiğinden dolayı işte bu noktada gelenek ve görenekleri öne sürerek İngiltere’deki ceza sistemine kafanıza göre birşeyler ekleyip çıkartabilirsiniz.
    Ki bence bu şeriat mahkemelerinin açılmasıda bu gelenek ve görenekle alakalı bir şeydir. Yani muhtemelen, İngiltere’ye şeriat bu gelenek ve göreneklere göre ceza verme sisteminin açığından yararlanarak girmiştir.


    Sayın Evangelist,

    Dün gece çok uykusuzdum, gergindim de biraz… Mantıklı düşünememişim… Bu sabah kalktığımda fark ettim… Evet gerçekten de Hristiyanlık şeriata karşıdır. Sonuçta Hristiyanlık ceza vermeye ve cezalandırmaya karşıdır. Sebeb ne olursa olsun hep af edin der, böyle bir durumda da şeriat geçersiz olur, haklısınız yani…

    Ama şuda var; aslında İncil, bizim hep İncil’de yazılana göre yaşamamızı ister. İnsanın hayatını tamamiyle İncil’e göre şekillendirmesi, İncil’in dışında davranışlar sergilendiği zaman insanlar tarafından ‚Kutsal Metinler’in dışına çıkıyorsun‘ denmesi bir şeriat mıdır yoksa değil midir tartışılır… Ama sonuç olarak Hristiyanlık her zaman bağışlamayı ve af etmeyi savunur ve cezalandırmanın da karşısındadır.

    #30906
    Anonym
    Inaktiv
    Evangelist;9804 wrote:
    Hristiyan türkler olarak seriata ihtiyacimiz yoktur.

    Yazınızın ana fikri bu cümlenizde odaklanıyor. Kendi inancımdan değil, kutsal kitap ayetlerine dayanarak sahip olduğum düşüncelerimi geniş bir vaktim olduğumda yazmak isterim.

    Kısaca sizden şunu isteyeceğim.
    Yazdıklarınızı
    Şeriat=Yasa=Kanun
    denklemine göre tekrar gözden geçirin. Göreceksiniz ki, incilin ve İsa mesihin öğretilerine aykırı şeyler yazmışsınız.

    #30931
    Armagan
    Verwalter

    Hic sorun degil Abdülkadir kardesim,

    Seriat de desek, yasa da desek, kanun da desek sonuc aynidir. Isa Mesih hac üzerinde öldügü zaman yasanin gücünü etkisiz hale getirerek gecersiz kilmistir.

    Incilde bu konuyu destekleyen cok sayida ayet oldugu halde bunlardan sadece Galatyalilar mektubunun ücüncü bölümünün tamamini getirmeyi uygun buldum. Bölüm dikkatli bir sekilde ele alinirsa, seriatle, yasayla kurtulmak isteyenlerin lanet altinda olduklari; ama Tanri’nin günahli insani lütufa dayali iman yoluyla kurtarip akladigi acikca anlasilacaktir.

    Galatyalilar 3. Bölüm

    1 Ey akılsız Galatyalılar! Sizi kim büyüledi? İsa Mesih çarmıha gerilmiş olarak gözlerinizin önünde tasvir edilmedi mi?
    2 Sizden yalnız şunu öğrenmek istiyorum: Kutsal Ruh’u, Yasa’nın gereklerini yapmakla mı, yoksa duyduklarınıza iman etmekle mi aldınız?
    3 Bu kadar akılsız mısınız? Ruh’la başladıktan sonra şimdi insan çabasıyla mı bitirmeye çalışıyorsunuz?
    4 Boş yere mi bu kadar acı çektiniz? Gerçekten boşuna mıydı?
    5 Size Kutsal Ruh’u veren ve aranızda mucizeler yaratan Tanrı, bunu Yasa’nın gereklerini yaptığınız için mi, yoksa duyduklarınıza iman ettiğiniz için mi yapıyor?
    6 Örneğin, «İbrahim Tanrı’ya iman etti ve böylece aklanmış sayıldı.»
    7 Öyleyse şunu bilin ki, İbrahim’in gerçek oğulları iman edenlerdir.
    8 Kutsal Yazı, Tanrı’nın diğer ulusları imanlarına göre aklayacağını önceden görerek İbrahim’e, «Bütün uluslar senin aracılığınla kutsanacaktır» müjdesini önceden verdi.
    9 Böylece iman edenler, iman etmiş olan İbrahim’le birlikte kutsanırlar.
    10 Yasa’nın gereklerini yapmış olmaya güvenenlerin hepsi lanet altındadır. Çünkü şöyle yazılmıştır: «Yasa kitabında yazılı olan her şeyi sürekli yerine getirmeyen her insan lanetlidir.»
    11 Açıktır ki, hiç kimse Tanrı katında Yasa’yla aklanmaz. Çünkü «imanla aklanan insan yaşayacaktır.»
    12 Yasa imana dayalı değildir. Tersine, «Yasa’nın gereklerini yapan, bunlarla yaşayacaktır.»
    1314 İbrahim’e sağlanan kutsama Mesih İsa aracılığıyla uluslara sağlansın ve bizler vaat edilen Ruh’u imanla alalım diye, Mesih uğrumuza lanetlenerek bizi Yasa’nın lanetinden kurtardı. Çünkü, «Ağaç üzerine asılan herkes lanetlidir» diye yazılmıştır.

    Kutsal Yasa ve Tanrı’nın vaadi

    15 Kardeşler, insan yaşamından bir örnek vereyim. Onaylanmış bir antlaşma, sadece insanlar arasında bile yapılmış olsa, kimse bunu geçersiz sayamaz ve buna bir şey ekleyemez.
    16 İşte, vaatler İbrahim’e ve onun soyundan olana verildi. Tanrı, birçok kişiyi kastediyormuş gibi, «senin soyundan olanlara» demiyor, «soyundan olana» demekle tek bir kişiyi, yani Mesih’i kastediyor.
    17 Şunu demek istiyorum: dört yüz otuz yıl sonra gelen Yasa, Tanrı’nın önceden onayladığı antlaşmayı geçersiz kılmaz, vaadi ortadan kaldırmaz.
    18 Çünkü miras Yasa’ya bağlıysa, artık vaade bağlı değildir. Ama Tanrı, mirası İbrahim’e vaatle bağışlamıştır.
    19 Öyleyse Yasa’nın amacı neydi? Yasa, suçları ortaya çıkarmak için antlaşmaya eklendi. Vaadi alan ve İbrahim’in soyundan olan Kişi gelinceye dek yürürlükte kalacaktı. Melekler yoluyla, bir aracı eliyle düzenlendi.
    20 Aracı tek bir tarafa ait değildir; Tanrı ise birdir.

    Kutsal Yasa’nın amacı

    21 O halde Kutsal Yasa Tanrı’nın vaatlerine aykırı mıdır? Kesinlikle hayır! Çünkü yaşam sağlayabilen bir yasa verilseydi, elbette insanlar yasa ile aklanacaktı.
    22 Halbuki İsa Mesih’e olan imana dayanan vaat iman edenlere verilsin diye, Kutsal Yazı bütün dünyayı günahın tutsağı ilan ediyor.
    23 Bu iman gelmeden önce, biz Yasa altında hapsedilmiştik, gelecek iman açıklanıncaya dek Yasa’nın tutuklusuyduk.
    24 Yani, Yasa imanla aklanalım diye Mesih’in gelişine dek eğiticimiz oldu.
    25 Ama iman gelmiş olduğundan, artık Yasa’nın eğiticiliği altında değiliz.
    26 Çünkü Mesih İsa’ya iman ettiğiniz için hepiniz Tanrı’nın oğullarısınız.
    27 Vaftizde Mesih’le birleşenlerinizin hepsi Mesih’i giyindi.
    28 Artık ne Yahudi ne Grek, ne köle ne özgür, ne erkek ne dişi ayrımı vardır. Hepiniz Mesih İsa’da birsiniz.
    29 Ve eğer Mesih’e aitseniz, o zaman İbrahim’in soyundansınız, vaade göre de mirasçılarsınız.

    #30941
    Anonym
    Inaktiv
    Evangelist;9829 wrote:
    Hic sorun degil Abdülkadir kardesim,

    Seriat de desek, yasa da desek, kanun da desek sonuc aynidir. Isa Mesih hac üzerinde öldügü zaman yasanin gücünü etkisiz hale getirerek gecersiz kilmistir.

    16 Sizin ışığınız insanların önünde öyle parlasın ki, iyi işlerinizi görerek göklerdeki Babanız’ı yüceltsinler!›› 17 ‹‹Kutsal Yasa’yı ya da peygamberlerin sözlerini geçersiz kılmak için geldiğimi sanmayın. Ben geçersiz kılmaya değil, tamamlamaya geldim.18 Size doğrusunu söyleyeyim, yer ve gök ortadan kalkmadan, her şey gerçekleşmeden, Kutsal Yasa’dan ufacık bir harf ya da bir nokta bile yok olmayacak. 19 Bu nedenle, bu buyrukların en küçüğünden birini kim çiğner ve başkalarına öyle öğretirse, Göklerin Egemenliği’nde en küçük sayılacak. Ama bu buyrukları kim yerine getirir ve başkalarına öğretirse, Göklerin Egemenliği’nde büyük sayılacak. (Matta 5)

    İsa yer ve gök ortadan kalkmadan yasadan birşey kaybolmayacak diyor ama siz çarmıhla yasanın süresi doldu diyorsunuz. Hanginize inanacağız? Biz tabiki, hristiyanların yorumlarına değil, İsa’nın açık sözlerine inanmak zorundayız.

    Evangelist;9829 wrote:
    Incilde bu konuyu destekleyen cok sayida ayet oldugu halde bunlardan sadece Galatyalilar mektubunun ücüncü bölümünün tamamini getirmeyi uygun buldum. Bölüm dikkatli bir sekilde ele alinirsa, seriatle, yasayla kurtulmak isteyenlerin lanet altinda olduklari; ama Tanri’nin günahli insani lütufa dayali iman yoluyla kurtarip akladigi acikca anlasilacaktir.

    Aslında siz konuyu, “inananların bir yasaya ihtiyaçları var mıdır yok mudur“ aşamasından çıkarıp, “inananlar sadece yasayı uygulayarak kurtuluşa erebilirler mi eremezler mi“ aşamasına getirdiniz. Bu iki konu aynı şeyler değildir. Biz de, sadece dini kuralları yerine getirmekle kurtulacağımızı iddia etmiyoruz. Allah’ın lütfu olmasa kuru ibadet hiçbir işe yaramaz.
    Galatyalılar’da bahsedilen husus aklanmakla ilgili değil midir? Yasanın ortadan kalktığını hangi cümlelerden çıkarıyorsunuz?
    Eğer yine de yasanın ortadan kalktığını iddia ediyorsanız, Matta’daki ayetlerle çelişkiye düşmüyor musunuz?
    Yasa’nın omurgası “on emir“dir mesela. Sizler bu on emri uygulamıyor musunuz hayatınızda?
    Laik biri için zina diye bir kavram yoktur mesela. Sizler inadan, Tanrı çirkin gördüğü ve yasakladığı için kaçınmıyor musunuz?
    Medeni kanuna göre anlaşmayan eşlerin boşanması gayet normalken, incil, fuhuştan başka bir sebeple boşanmayı yasaklıyor. Siz dindar bir hristiyan olarak hangi kanuna göre boşanma kararı alacaksınız?
    Laik biri için, gözüne ve midesine hitap eden her tür yiyecek helalken, incil, leşi ve kanı yasaklıyor. Siz leş ve kan yiyor musunuz?

    Örnekleri çoğaltabiliriz. Siz, incildeki emir ve yasaklara uyarken aslında şeriate uygun davranmış olmuyor musunuz?

    #30945
    Armagan
    Verwalter

    Konunun başlığı İslam şeriatıydı. Ama İncilde sözü edilen yasalar ruhsal yasalardır ve İslamdakinden çok farklıdır.

    Elbette İncildeki İsa’nın emirleri ve yasaklamaları da bir tür yasadır, ancak bu yasanın yaptırım gücü inanlılar topluluğu olan Kilisenin elindedir. İncildışı yaşam yaşayan kilise üyeleri kilisenin yetkili önderleri tarafından uyarılırlar, tövbe etmezlerse uzaklaştırılırlar. Ama bu sistem İslamdaki gibi yersel bir sistem içerisinde değildir. Mesela kilise üyesi zina işlediği zaman kilisenin İslam şeriatinde olduğu gibi bu kişiyi kırbaçlama, taşlama veya hapise atma yetkisi ve gücü yoktur. İncil, yeryüzünde alternatif bir hukuk düzeni dayatmaz. İnananlar istenen yasaklardan kendiliğinden uzaklaşırlar.

    İsa İncil’de Musa’yla verilen Eski Yasayı yıkmaya veya gecersiz kılmaya degil, ama tamamlamaya geldiğini söyler. İsa bunu günahsız bir hayat yaşayarak tamamlamıştır.

    19Sonra eline ekmek aldı, şükredip ekmeği böldü ve onlara verdi. «Bu sizin uğrunuza feda edilen bedenimdir. Beni anmak için böyle yapın» dedi.
    20Aynı şekilde, yemekten sonra kâseyi alıp şöyle dedi: «Bu kâse, sizin uğrunuza akıtılan kanımla gerçekleşen yeni antlaşmadır. ‚Bu benim kanımla olan Yeni Antlaşmadır…‘

    İsa tarafından getirilen Yeni Antlaşma, Musa’ya verilen Eski Antlaşmadan çok daha üstündür ve güçlüdür. Incilde İbranilere mektupta bu konu derin ayrıntılarıyla anlatılır.

    Özetlemek gerekirse, Rabbimiz İsa Mesih’in emirleri ve yasakları bizim için gecerli yasalardır. Ancak bunun İslamdaki şeriatle uzaktan yakından ilişkisi ve benzerliği yoktur. Benim şeriate olan itirazım, bir Hristiyan olarak İslami anlamdaki şeriatedir. Tabii, demokrat ve özgürlüklerden yana olan biri olarak İslam şeriatinin hüküm sürdüğü bir ülkede yaşamak istemem, ülkemin bu tür teokratik kurallarla yönetilmesini de istemem – hiçbir demokrat da istemez.

    #30946
    Anonym
    Inaktiv

    Bakin, Forumdaki güncel konularimizdan birisi Manisadaki Hristiyan kardeslerimizin kilisesinin kapatilmis olmasidir. Türkiye solu gercekten insan haklari ve demokrasiye sahiplik ediyorsa neden hristiyan türklerin haklarini savunmuyor?
    __________________________

    Aşağıdaki yazım, yayınlanmasa da yazacağım. Bu yazımı yüreğimdeki gerçeklerle yazıyorum. Çünkü bu yazılımın arkasındaki gerçekleri yaşayanlardan biriyim.İsteyen istediği gibi yargılasın.İsteyen beni farklı değerlendirsin; söylenen bir deyim vardır ki: “ Güneşi asla balçıkla kapatamazsınız. „

    Sayın evangelist; bu paragrafınızı özellikle aldım. Nedeni basit ! Siz , benden iyi bilirsiniz ki; Türkiye’de sol mu bırakıldı ki ?
    Hangi soldan bahsediyorsunuz ? desem kaba olmaz sanırım. Beni,Rab’de anlayacağınızı sanırım. 80 sorası sol mu bırakıldı ? Kalanlar revizyonist değil mi ? Onlar değil mi 80’ini destekleyenler ? Onlar değil mi, yeşil kuşağa el uzatanlar ? Türkiye’de yaşamayanlar iyi bilmez. Kalan sol dediğiniz kişiler mi inanlıları savunacak ? ( Diğerleri zaten savunmuyor ki; medyaya yansıyan olaylar az bile… ). Sabahtan akşama kadar küfür duyuyorum. Sendikalar döküldü. Dün gece Erdal EREN’in suçsuz yere idam olduğuna ait bir yazıyı okurken bile gözümden yaşlar aktı. Nerde ? Sizin dediğiniz insan halklarını ve demokrasiyi savunacaklar ? 80’den beri köşe dönmeciliğin empozesinde hareket ederken kişiler ? Sol mu kaldı Türkiye’de ? İki ciltlik Dreisser’in “ İnsanlık Suçu “ ya da Aziz NESİN’in “ Zübüğün Sonu Yok “ eserlerinde ifade edilenler , şu anda yaşananların yanında saf su gibi kalırlar. Bu kadar da Rab’de insafsız olmayım: Bunlar, Pınar KÜR’ün “ Akışı Olmayan Sular “ eserindeki kişiler gibi diyeyim.

    Kısacası inanlıları kimse savunmuyor ve de boğmaya çalışıyor. Özellikle adı yabancı olmayan inanlılar zor durumda ! İnanlıysanız bir kere çalışarak yaşayamıyorsunuz. Devlet’in güçleri sizi koruyor. Ama ne şartlarda ? Başka bir şey demeyeceğim.

    hac5İnsan, canına ne karşılık verebilir ?
    Dünyayı kazansan neye yarar ?

    #30856
    Anonym
    Inaktiv

    Ben bir Türkiye’de yaşayan bir Hristiyan Türk olarak ülkeme şeriat düzeninin gelmesini istemiyorum. Sözde demokrasi ile yönetilirken bile düşünün ki bu ülkede Hristiyanların boğazları kesildi, sokak ortasında Hrant Dink gibi bir aydın öldürüldü. Yetmez gibi belli bir kesim tarafından bu cinayetleri işleyen kişiler kahraman ilan edildi. Bugün ülkemde kiliseler kapatılılabiliyor. Yıllar önce kilisemle beraber Ankara düzenlediğimiz bir toplantıda gözaltına alınıp fişlendik. Bunlar ilk başta aklıma gelen örnekler. Bu liste bu şekilde uzar gider. Kaldı ki bu ülkede yaşayan alevi vatandaşalara bile okullarda sünni islamın öğretildiği din dersleri bile hala zorunlu. Şimdi şeriat düzeni yokken bile hal böyle ise, şeriat düzeni geldikten sonra nasıl olur düşünmek bile istemiyorum.

    #30954
    Anonym
    Inaktiv

    Yazılanlardan öyle anlaşılıyor ki, ülkedeki demokrasiden pek memnun değilsiniz haklı olarak, buna rağmen şeriat korkusundan dolayı şeriati de istemiyorsunuz. “İnsan bilmediğinin düşmanıdır“ atasözünü birkez daha ispat etmiş oluyorsunuz bu tavrınızla.
    Ben size desemki, sizin inanç ve ibadet özgürlüğünüzü ne solcular korur, ne sağcılar, ne demokratik düzenler korur ne totaliter rejimler. Ancak ve ancak teokratik devletler korur.
    Neden? Çünkü teokratik devlette söz sahibi olan öncelikle Allah/Tanrı’dır. Allah ise her üç din yasalarına göre insanları dini yaşantılarında serbest bırakmıştır. Dinde özgürlük esastır. Din dışına çıkıldığında özgürlükler elbette kısıtlanmalıdır. Özgürlük adı altında zinanın her türlüsüne gözyumulamaz. İçki ve uyuşturucu maddelerin kontrolsüz tüketimine gözyumulamaz v.s.

    Bugün iki tane şeriat devleti biliyorum ben, eksiklerine rağmen inanç özgürlüğü konusunda örnek alınacak. Biri İran, diğeri İsrail.
    Birçoğunuzun bildiğinin aksine, İran’daki yahudi ve hristiyanlar hiçbir baskı altında değiller. Orada yaşayan yahudilerin israile gelmeleri için sunulan her türlü teklifi reddediyor iran yahudileri.Baskı olsa neden dursunlar orda? İran meclisinde yahudi ve hristiyan milletvekilleri var. Savunduğunuz hangi demokratik ülkede dini kimliğiyle bir kişi meclise girip dindar insanların haklarını savunabiliyor?
    İsrail ise, her türlü siyonist politikasına rağmen vatandaşı olan müslüman ve hritiyanlara özel haklar tanıyor. Müslümanların kendi hukuklarına göre yaşamalarına izin veriyor.
    Bunlara üçüncü olarak İngiltere eklendi. İngiltere’nin de yarı teokratik bir devlet olduğu ortadadır. Kraliçe aynı zamanda kilisenin de başkanıdır bildiğim kadarıyla.
    Hem tarihi gerçekler hem de günümüz uygulamaları göstermektedir ki, dindarları yine en iyi dindarlar anlar ve özgürlük tanır. Kur’anda onca ayet varken hangi müslüman sizin kilieselerinizin kapanmasını isteyebilir, hangi müslüman inancınızdan dolayı sizi baskı altına alıp inanmadığınız değerlere zorlayabilir?
    Burç kardeş, gelecek olan şeriatin osmanlı tipi değil iran tipi bir şeriat olacağından dolayı şeriati istemediğini söylüyor. Biz ne osmanlı modelini ne de iran modelini istiyoruz. Bizim modelimiz 30 küsür yıl uygulanmış olan Peygamber modelidir. Orda, hristiyan yahudi ve müslümanlar çok hukuklu bir yapı içinde dinlerinin gereklerine göre yaşıyorlardı.
    Şeriat istemeyen arkadaşlara özellikle şunu belirtmek isterim: İslam şeriatinin onca hukuki düzenlemesinin içinde birkaç tane ceza hükmü vardır. Kısas, zina ve iftira suçu, ve hırsızlık gibi. Bunların cezası da sedece müslüman olanlara uygulanır. Müslüman olmayanların bu cezalara çarptırılması mümkün değildir. İçiniz rahat olsun ve neye karşı çıktığınızın bilincinde olun. Şeriate karşı çıkmakla aslında, ülkede, ülkenin çoğunluğunu oluşturan müslümanlara baskı ve zulümler, biz hristiyanlara ve diğer azınlıklara da her türlü önyargı ve engelleme devam etsin demiş oluyorsunuz. Bunu bilerek söylüyorsanız hep beraber uzun bir süre başımıza gelenlere katlanacağız ve olanlardan hiç şikayet etmeyeceğiz demektir.

    #30985
    Armagan
    Verwalter

    Sevgili Abdülkadir, diyorsunuz ki,

    Quote:
    ‚Yazılanlardan öyle anlaşılıyor ki, ülkedeki demokrasiden pek memnun değilsiniz haklı olarak, buna rağmen şeriat korkusundan dolayı şeriati de istemiyorsunuz. “İnsan bilmediğinin düşmanıdır“ atasözünü birkez daha ispat etmiş oluyorsunuz bu tavrınızla…‘

    Ülkemizde demokrasinin yeterli işlememesi konusunda yaptığımız şikayet, şeriatten de korkuğumuzu nasıl ispatlıyormuş, anlamadım. İslam şeriatinin ne olduğunu bilmediğimizi de nereden çıkardınız? Bilmemiz gereken her şeyi biliyoruz. ‚Görünen köy kılavuz istemez.‘

    Bizim Hristiyanların ibadet özgürlüğünü en iyi İslam şeriati koruyacakmış.. Nasıl yapacak bunu? İslamdan çıktık ve Hristiyan olduk diye bizi öldürerek mi koruyacak? Siz müslümanım diyorsunuz, ama Almanyada yaşayıp belli ki şeriatle yönetilen bir ülkede daha hiç bulunmamış, yaşamamışsınız. İran’da, Afganistan’da bir müslüman Hristiyan olduğunda başına neler geliyor biliyor musunuz? İdam ediliyor. Yani ben İslam şeritine göre yönetilen bir ülkede yaşasaydım, islamı bırakıp Hristiyan olduğum için çoktaaan öldürülmüş olurdum. Böyle bir rejimi hala nasıl savunabiliyorsunuz, anlamıyorum.

    20 yıl önce İrandan kaçmış ve bi daha geri dönmek istemeyen başı açık, modern İranlı bir kadınla konuşuyordum bu sabah. İrandaki molla rejiminden öyle illallah etmişler ki, millet İran’dan kaçan kaçana… ‚Böyle bir din Tanrı’dan gelmiş olamaz‘ deyip ya ateist olmuşlar ya da Hristiyan. Ama yine de bir Yaratıcıya inanma ihtiyacından bu kadın Katolik kilisesine gider gelirmiş arasıra. Kilisede bulduğum huzuru başka bi yerde bulamıyorum diyordu. Konusmamızı sürdürünce eşimle ben ona Kurtarıcımız Rab İsa Mesihten anlattık. Severek dinledi ve önümüzdeki pazar kilisemize geleceğini söyledi.

    Benim Tanrı için saf inancı olan dindar bir müslümanla, yahudiyle hiçbir sorunum olmaz. Ama son cümlenizde ne diyorsunuz, tekrar bakın:

    Quote:
    Şeriat istemeyen arkadaşlara özellikle şunu belirtmek isterim: İslam şeriatinin onca hukuki düzenlemesinin içinde birkaç tane ceza hükmü vardır. Kısas, zina ve iftira suçu, ve hırsızlık gibi. Bunların cezası da sedece müslüman olanlara uygulanır. Müslüman olmayanların bu cezalara çarptırılması mümkün değildir. İçiniz rahat olsun ve neye karşı çıktığınızın bilincinde olun. Şeriate karşı çıkmakla aslında, ülkede, ülkenin çoğunluğunu oluşturan müslümanlara baskı ve zulümler, biz hristiyanlara ve diğer azınlıklara da her türlü önyargı ve engelleme devam etsin demiş oluyorsunuz. Bunu bilerek söylüyorsanız hep beraber uzun bir süre başımıza gelenlere katlanacağız ve olanlardan hiç şikayet etmeyeceğiz demektir.

    Biz Hristiyan Türkler bugün İslam’dan çıkıp geldik. Bize yaşam hakkı tanımayan bir şeriat düzenini nasıl isteyebiliriz? Kendisine doğum yoluyla bağlı olan ‚müslüman‘ üyelerini ölümle korkutarak başka bir inanca geçmelerini yasaklayan bir din nasıl olur da inandığımız sevgi Tanrısından gelebilir? Mükemmel ve en son olduğunu iddia eden bir din neden kendisini korumak için bağlılarını ölümle tehdit etme ihtiyacını duyar ki?
    Yine, demokrasinin insana verdiği temel özgürlükleri bırakıp da şeriatle ikinci, üçüncü sınıf insan olmayı hangi çağdaş kadın ister? Sırf bu konu – İslamda kadının yeri konusu – bile, kapanan ve şeriat diye bağıran müslüman türk kadınlarını uyandırmalı ve kendilerine getirmeli diye düşünüyorum.

    İncil Tanrıy’la barışın İsa’nın kefaret ölümüne, İsa’ya olan imana ve lütufa dayalı olduğunu söyler. Tanrıy’a bu yolun dışında bir yolla yaklaşanların kurtulamayacaklarını, şeriatin ve insansal iyiliğin günahlı insanı Kutsal Tanrı önünde aklayamayacagını açık bir şekilde öğretir. Böyle diyen bir Tanrı, 600 yıl sonra tüm söylediklerini unutarak çok farklı ve dediklerine ters bir inanç sistemini insanlara dayatmış olamaz. İslam şeriatinin bizim inandığımız Tanrı’dan gelmiş olabileceğine inanmadığımız için, böyle bir inancın yasal hükümranlığı altında da yaşamak istemememiz en doğal olanıdır.

    #30987
    Anonym
    Inaktiv
    abdulKadir;9861 wrote:
    Burç kardeş, gelecek olan şeriatin osmanlı tipi değil iran tipi bir şeriat olacağından dolayı şeriati istemediğini söylüyor.

    Benim söylediklerimi çok yanlış anlamışsınız. Ben İslam şeriatının her türlüsüne karşıyımdır. Osmanlıda ki düzeni ve bütün dinlere mensup insanların özgürce yaşamasını her zaman taktir etmişimdir; ama ben burada Osmanlıdaki bu özgürlüğü şeriata bağlamam, Osmanlının imparatorluk anlayışına bağlarım.

    Ki zaten mesajımda da „Osmanlı acaba ne kadar müslümandı?“ tarzında bir ifade kullanmıştım. Benim düşünceme göre Osmanlı düşündüğümüz anlamda İslam’a sahip çıkmıyordu (Padişahların hayatlarından örnekler vermiştim) ve dolayısıyla Osmanlıda ki şeriat da, günlük hayata baskısı olmayan bir rejim olarak yansıyordu.

    Aman yanlış anlaşılmayayım :) Osmanlı’yı ben her zaman överim. Osmanlı’yı ciddi anlamda çok severim. Azınlıklara oldukça iyi haklar tanıdığını düşünürüm. Ama içimdeki bu sevgi hiç bir zaman Osmanlıdaki şeriattan kaynaklanmaz. Tam tersine Osmanlı’nın imparatorluk anlayışını benimsediği için Osmanlı’yı çok severim…

    Birde konu açılmışken sormak istiyorum… Farz edelim ki, Şeriat geldi ve gelen şeriatın baskı uygulamıyacağını söylüyorsunuz…

    Bir Hristiyan inancı gereği üçlübirliği savunacaktır. Kiliselerinde buna göre eğitim verecektir. Peki… Kuran’a göre üçlü birlik Allah’ı üçlemektir ve bu da Allah’a yapılmış çok büyük bir hakarettir.

    İşte bu durumda Biz üçlü birliği savunduğumuzda bu şeriat bize ne yapacak? Dediğiniz gibi burada Hristiyanların hakkını koruyacak mı yoksa İslam inancına göre Allah’a hakaret ettiğimiz baz alınarak öldürülecek miyiz? Eğer öldürüleceksek o zaman İslam şeriatı nasıl olacakta bizim hakkımızı koruyacak?

    Buna benzer bir olay 2-3 ay önce yaşanmıştı… Arabistan da bir Türk Allah’a küfür ettiği gerekçesiyle yargılandı ve hakim idam kararı verdi. Kılıçla kafası kesilecekti ama son anda Abdullah Gülün ricasıyla bizim Türk’ü serbest bırakmışlardı. Yani buradan Allah’a hakaret etmenin cezasının kılıçla kafasının kesilmesi olduğunu biliyorum.

    #30995
    Anonym
    Inaktiv
    abdulKadir;9861 wrote:
    Yazılanlardan öyle anlaşılıyor ki, ülkedeki demokrasiden pek memnun değilsiniz haklı olarak, buna rağmen şeriat korkusundan dolayı şeriati de istemiyorsunuz. “İnsan bilmediğinin düşmanıdır“ atasözünü birkez daha ispat etmiş oluyorsunuz bu tavrınızla.
    Ben size desemki, sizin inanç ve ibadet özgürlüğünüzü ne solcular korur, ne sağcılar, ne demokratik düzenler korur ne totaliter rejimler. Ancak ve ancak teokratik devletler korur.
    Neden? Çünkü teokratik devlette söz sahibi olan öncelikle Allah/Tanrı’dır. Allah ise her üç din yasalarına göre insanları dini yaşantılarında serbest bırakmıştır. Dinde özgürlük esastır. Din dışına çıkıldığında özgürlükler elbette kısıtlanmalıdır. Özgürlük adı altında zinanın her türlüsüne gözyumulamaz. İçki ve uyuşturucu maddelerin kontrolsüz tüketimine gözyumulamaz v.s.

    Bugün iki tane şeriat devleti biliyorum ben, eksiklerine rağmen inanç özgürlüğü konusunda örnek alınacak. Biri İran, diğeri İsrail.
    Birçoğunuzun bildiğinin aksine, İran’daki yahudi ve hristiyanlar hiçbir baskı altında değiller. Orada yaşayan yahudilerin israile gelmeleri için sunulan her türlü teklifi reddediyor iran yahudileri.Baskı olsa neden dursunlar orda? İran meclisinde yahudi ve hristiyan milletvekilleri var. Savunduğunuz hangi demokratik ülkede dini kimliğiyle bir kişi meclise girip dindar insanların haklarını savunabiliyor?
    İsrail ise, her türlü siyonist politikasına rağmen vatandaşı olan müslüman ve hritiyanlara özel haklar tanıyor. Müslümanların kendi hukuklarına göre yaşamalarına izin veriyor.
    Bunlara üçüncü olarak İngiltere eklendi. İngiltere’nin de yarı teokratik bir devlet olduğu ortadadır. Kraliçe aynı zamanda kilisenin de başkanıdır bildiğim kadarıyla.
    Hem tarihi gerçekler hem de günümüz uygulamaları göstermektedir ki, dindarları yine en iyi dindarlar anlar ve özgürlük tanır. Kur’anda onca ayet varken hangi müslüman sizin kilieselerinizin kapanmasını isteyebilir, hangi müslüman inancınızdan dolayı sizi baskı altına alıp inanmadığınız değerlere zorlayabilir?
    Burç kardeş, gelecek olan şeriatin osmanlı tipi değil iran tipi bir şeriat olacağından dolayı şeriati istemediğini söylüyor. Biz ne osmanlı modelini ne de iran modelini istiyoruz. Bizim modelimiz 30 küsür yıl uygulanmış olan Peygamber modelidir. Orda, hristiyan yahudi ve müslümanlar çok hukuklu bir yapı içinde dinlerinin gereklerine göre yaşıyorlardı.
    Şeriat istemeyen arkadaşlara özellikle şunu belirtmek isterim: İslam şeriatinin onca hukuki düzenlemesinin içinde birkaç tane ceza hükmü vardır. Kısas, zina ve iftira suçu, ve hırsızlık gibi. Bunların cezası da sedece müslüman olanlara uygulanır. Müslüman olmayanların bu cezalara çarptırılması mümkün değildir. İçiniz rahat olsun ve neye karşı çıktığınızın bilincinde olun. Şeriate karşı çıkmakla aslında, ülkede, ülkenin çoğunluğunu oluşturan müslümanlara baskı ve zulümler, biz hristiyanlara ve diğer azınlıklara da her türlü önyargı ve engelleme devam etsin demiş oluyorsunuz. Bunu bilerek söylüyorsanız hep beraber uzun bir süre başımıza gelenlere katlanacağız ve olanlardan hiç şikayet etmeyeceğiz demektir.

    Sayin Abdulkadir

    Acikcasi seriati öven bu yazinizi cok yadirgadim.
    Seriatle yönetilen ülkelerin durumu icler acisi…
    Üstelik Israil’i de seriatle yönetilen ülkeler arasina koymussunuz.Bu yanlis.Israil Demokratik bir ülkedir.Orda yasayan Arap müslümanlar Israil yönetiminden cok memnunlar.Buna bizzat ben sahit oldum.2 Subat 2008 de ordaydim.

    Seriatle yönetilen bir ülkede yasamaktansa demokrasisi tam uygulanmayan bir ülkede yasamayi tercih ederdim.
    Üstelik Isa Mesih(Yesua,Yahsuah) da din ve devlet islerinin ayri olmasi gerektigini su ayetle vurguluyordu: Sezar’in hakkini Sezar’a, Tanri’nin hakkini Tanri’ya verin. Matta 22,21

    Rab yüreginizi aydinlatsin.

Ansicht von 15 Beiträgen - 1 bis 15 (von insgesamt 21)
  • Du musst angemeldet sein, um auf dieses Thema antworten zu können.