• Bu konu 3 izleyen ve 2 yanıt içeriyor.
3 yazı görüntüleniyor - 1 ile 3 arası (toplam 3)
  • Yazar
    Yazılar
  • #26483
    Anonim
    Pasif

    Bir ülkede bir sandalcı yaşardı. Bir akarsuyun bir kıyısından karşı kıyısına sandalıyla yolcu taşırdı. Sandalın bir küreğinin üstüne büyük harflerle İMAN, diğer küreğinin üstüne ise EYLEMLER kelimelerini yazmıştı. Yolcular bunun anlamını anlamadıkları için sandalcıya sorarlardı. O zaman sandalcı bir küreği hareket ettirirdi. Sandal ileri gideceğine, kendi etrafında dönerdi. Sonra diğer küreği tek başına çekerdi. Sandal bu sefer diğer yönde yine kendi etrafında dönerdi. Ondan sonra iki küreği birden çekerdi, sandal doğru giderdi. Sandalcı gülümseye¬rek yolculara derdi ki, sandalın ileri gitmesi için her iki küreğin birden çekilmesi lâzımdır. Aynı şekilde, Hıristiyan gayemize ulaşmamız için hem İMAN hem EYLEMLER gereklidir.

    Dindar sandalcının basit ama öğretici bir örnekle öğrettiği bu gerçeği, Kutsal Ruh’tan vahiy ve ilham alan Havari Yakup da yazmıştır. Evrensel mektubunda (2:14-26) İmanla eylemlerin birleşmesinden bahseder: «Kardeşlerim, eğer biri imanım var dese, lâkin imanını eylemlerle ispat etmese, neye yarar? İman tek başına onu kurtarabilir mi? Ilğer iman eylemlerle ifade edilmezse, kendi başına hoştur…. Tanrι’ın bir olduğuna inanıyorsan iyi edersin. Ama cinler de buna inanır ve Tanrι’dan korkarlar…. Vücut ruhsuz kaldığı zaman nasıl ölürse, iman da eylemsiz olunca ölüdür.» Evet. Eylemsiz, boş, ölü, cansız bir iman.

    Lâkin birçok Hıristiyan (ve Protestanlar gibi büyük Hıristiyan grupları vardır ki) yalnız imana önem verirler ve bunun kurtuluş için yeterli olduğunu sanırlar. Hattâ Ortodoksların büyük bir çoğunluğu da, belki bilmeden, imana daha çok, eylemlere daha az önem verir—hattâ bazen eylemlere hiç önem vermez. Ama Rabbimiz konuyu açıklamıştır. Kendisine «Kanunda en büyük emir hangisidir?» diye sorulduğunda, O kesinlikle cevap verdi: «Rab Tanrı’nı bütün kalbin ve aklınla seveceksin. Bu ilk ve en büyük emirdir.» Sonra devam etti: «İkinci emir de buna benzer: Yakınını kendin gibi seveceksin.» Yani «yakın»-ımıza (insanlara) olan sevgimiz, Tanrι’ya olan sevgiye eşdeğerdir.

    Başka insan grupları da eylemlere özel önem verirler. Bunlar çok duygulu insanlardır. Fakirlikten, fıkaralıktan, mutsuzluktan, sosyal adaletsizlikten duygulanırlar. Böylece, menfaat gözetmeden kendilerini iyi eylemlere ve hizmete verirler. Bu şekilde tatmin olurlar ve rahat hissederler, sükûnet bulurlar. Ebedî geleceklerini teminat altına aldıklarını sanırlar. Ama bu da yanlıştır. Bilge bir ihtiyarın dediği gibi, «bunların imanını Şeytan almış, geriye yalnız kalplerini bırakmıştır». Burada sathî insanlardan bahsetmiyorum, çünkü onlar kendi şahsî tatminlerine fıkaraseverlik derler ve bu vesile ile muhtelif hayırseverlik baloları, yemekleri, toplantıları ve daha birçok «sosyal» (?) faaliyetler tertib ederler. Bu faaliyetlerin Kilisenin tarif ettiği iyi ve insancıl eylemlerle ilgisi yoktur.

    Havari Yakup mektubunda (1:4) şöyle der: Hıristiyan mücadele etmelidir ki, «mükemmel, tam ve eksiksiz» olsun. Yukarıda yazdıklarımızdan ve Rabbin ve Kutsal Ruh’un Havari Yakup ağzıyla dediklerinden anlaşılıyor ki, gerçek Hıristiyan sadece iman insanı değildir. Sadece eylem insanı da değildir. Hem iman, hem eylem insanıdır. Bu ikisi beraber gider. İman, ve eylemler beraberce bizi semavî hükümdarlığa, yani Tanrιn’nın hükümdarlığına götürür.

    #33621
    Anonim
    Pasif

    Sevgili zeyneplovesjesus

    Bu güzel paylasim icin cok tesekkür ederim.Gercekten bir Mesih inanlisi burdaki kürekci orneginde oldugu gibi iki küregiyle yani iman ve eylemleriyle hareket ederse sandal hedefe dogru gider.Yoksa kendi etrafimizda döner dururuz ve gün gelir dibe de cökeriz.
    Bu hep böyle olmustur.Ve bundan böyle de hep böyle olacaktir.
    Cocuksu ve gercek imana sarilip meyveler verme dilegiyle,

    Rab sizi bereketlesin.



    TANRISEVGIDIR.png

    #33622
    Anonim
    Pasif

    Sevgili Zeyneplovesjesus’un dokunaklı ve tesirli her iki yazısını dikkat ve ilgi ile okudum! Bu yazıları okuduktan sonra Kurtarıcımız Rab İsa Mesih’in çocuğu olduğunu tahmin ettiğim bu kızkardeşimizin profiline merakla baktım. Yaşı 18 görünüyor ama, yazdıkları, olgun bir imanlıya işaret ediyor. Kurtarıcısı Rab İsa Mesih’e daha bu yaşta gönül vermiş sevgili bir kızkardeşimiz! Özellikle “Şehit Ahmet” başlıklı paylaşımı, önce kendisini etkilemiş ki, o etkisi hâlâ devam ediyor! Katıldığı kilise topluluğunda- Ortodoks olsa da- Hristiyan tarihinde cereyan etmiş böyle ruhsal olayların etkileri nesillerce devam ediyor. Zeyneplovesjesus’un anlattığı bu olayın bir hikâye olmadığına inanıyorum. Çünkü anlattığı o olaya kendisi şahit olmadığı gibi, ben de şahit değilim. Ama olayda adı geçen şehit Ahmet, insan gözlerine görünmez şeyler görmüş! Görmüş olduğu o ışıklar ne idi acaba? Ve Ahmet’in gördüğü şeylerdeki o tesir, çekici gücünü göstermiş! Belli ki, Şehit Ahmet, gördüğü şeylerin tesiri altında İsa Mesih imanlısı olmuş!

    Yaşadığı sürece de, gördüğü şeylerin hizmetçisi ve tanığı olarak, ya-
    şamış bir devlet memuruydu. Ve Mesih İsa’ya olan imanından dolayı,
    Mesih İsa karşıtlarınca öldürülmüş! Mesih İsa karşıtlarının kimler olduklarını anlamamız için Mesih İsa’nın İNCİL’de yazılı şu sözünü dikkatle okuyup düşünelim: “Benimle beraber olmayan bana karşıdır” (Matta 12:30).

    Mesih karşıtı ruhlara inanmış olanları eleştirmek, bizim görevimiz değildir! Çünkü biz, “Hakikat” olan İsa Mesih’e bakıyoruz ve O’nun bize görünümlerinin öğrencileriyiz.
    Zeyneplovesjesus’un “şehit Ahmet” başlığı altında anlattığı o olayı okuyanlar ve üzerinde durup merakla düşünenler, İNCİL’de anlatılan bir olayı çağrıştırdığını belki hatırlarlar. İsa Mesih, ışık ve ses varlığı ile Tarsuslu Saul’a göründüğü vakitte söylediği şu söz ne kadar düşündürücü : ” hem gördüğün şeylerde, hem sana görüneceğim şeylerde seni hizmetçi ve şahit tayin etmek için sana göründüm” (Res.İşl. 26:16).

    İsa Mesih’in insana söylediği bu söz, insan sözü olamaz! Çünkü söylediği bu söz, insan mantığına ve insan ölçülerine asla sığmayan ve insan anlayışının asla kavrayamayacağı sözdür! Aldığım eğitimler ve deneyimlerimden edindiğim mantığımın doğrularına asla uymuyor bu söz! Eğer İsa Mesih, bizim gibi bir insan ise, nasıl olur da, bir insan, başka insanlara görünen şeyler oluyor!? Ve şehit Ahmet, o kilisede rahibin İsa Mesih’in adını çağırarak kutsadığı insanlar üzerine o ışığın indiğini hayretler içinde izlemiş! Bu olayı düşünürken Pavlus’un şu sözle bizi de uyardığı hatırıma geldi :

    ‘Sıkıntılarınızda, korkularınızda, endişelerinizde, velhasıl, bütün sorunlarınızda’ demek istercesine … ” görülen şeylere değil, görülmeyenlere bakın” (II.Korint. 4:17).

    Yani Kurtarıcı Rab İsa Mesih, insan görünümünü aşan sözler söylemiş! Yani, “hem gördüğün şeylerin, hem sana görüneceğim şeylerin izleyicisi, bağımlısı ve hizmetçisi olacaksın” gibisinden konuşmuş! Bu sözleri yıllarca düşündüm, hâlâ da düşünüyorum! Kim bu İsa Mesih! Bize görünümü ile bir insan benzerliği, ama söyledikleri ve yaptıklarıyla insan ötesi şeyler oluşu..! Onu Kitabı Mukaddes’in ve özellikle İNCİL’in tarif ettikleriyle anlamıyorsam da, bana görüneceği şeyler olmalı bu İsa!

    Her ne ise, İsa Mesih hakkında düşüncelerimi satırlara dökerken, belki bazılarının zihinlerini yormağa neden olurum diye, burada bu konuyu noktalıyorum. Çünkü, İsa Mesih’i bize bildiren Kutsal Ruh’tur ve onu dinlemeğe çağrılıyoruz. Kutsal Ruh’un insana bildirdikleri, İsa Mesih’i bilenlerin bildirmelerinden çok çok daha güçlüdür ve asla silinmez etkilidir. Diyeceğim o ki, Kurtarıcı Rab İsa Mesih, o Ahmet’e görünümü ile onu nasıl etkilemişse, bize görünümleriyle bizi de, etkisi altına alıp bizi izleyicileri yapabilir. Çünkü İsa Mesih yaşıyor! İNCİL’den okuduklarımız ve anlatılan olağanüstü olaylar, bizi şahit yapmaz. İsa Mesih’in adını çağırmamız ve O’nunla arkadaş olmamız gerekir! O, görünmez nitelikli şeyler varlığı ile bizi izleyicileri yapabilir! Yazılı sözlerin değil, bize anlatılan olayların değil; ama Kurtarıcımız Rab İsa Mesih’in insanı aşan görünmez varlığının bize görünen şeyler oluşunun izleyicileri olmağa devet ediliyoruz! İsa Mesih, ” sana görüneceğim şeyler” demiş! İnsanların asla göremediklerini sen görüyorsan, o şeylere bakarak hem onun izleyicisi ve hem de tanığı olursun. Petrus’la Yuhanna da, İsa Mesih’in onlara görünen şeyler oluşunun hizmetçileri ve tanıkları olmuşlar! Harflere hizmetçilik değil, Ruh’un şeylerine hizmetçilik ve şahitlik! Kutsal Ruh’un bize verdiği şeyleri düşünürken bile, bizde hizmetçilik ve şahitlik başlar!
    (Rom. 7:6; 8:5;II. Korint. 3:6).

    Kurtarıcımız Rab İsa Mesih, daha bedeninin günlerinde iken şu sözü söylemiş: “Bir adam bana hizmet edecekse, ardımca gelsin; ben nerede olursam hizmetçim de orada olacaktır…”(Yuhanna 12:26).

    Bu konuda İsa Mesih’in şu güçlü emri, bir vaadi olarak hatırıma gelgi: “Düşmanlarınızı sevin, ve size eza edenler için dua edin…” (Matta 5:44).

    Bu emir, yapılması bana en zor gelen emirdir! Ama Mesih İsa, “ben nerede olursam,hizmetçim de orada olacaktır” diye bize söz vermiş! Birine içimizde acılık taşıyorsak ve onu sevemediğimizi farkediyorsak, İsa Mesih’i çağırmamız ve onu kalbimize davet etmemiz gerekir. Ondan sonra olayın cereyanını, yani bizde henüz görünmeyen o şeye, yani düşmanımızı bize sevdiren o sevgiye bakalım. Çünkü İsa Mesih içimize girmedikçe düşmanımızı nasıl sevebiliriz? Gerçek sevginin, yani İsa Mesih’in hizmetçileri olalım diye vaat altındayız. İsa Mesih’in vaadı şudur. “Çünkü bensiz bir şey yapamazsınız”(Yuhanna 15:5).

    İmdi de, sevgili kızkardeşimiz Zeyneplovesjesus’ın iman ve eylemleri paylaşımına gelelim: Bunlar da, İsa Mesih’in bizde görünmesine ihtiyacımız olan varlığına işaret etmiyor mu? Çünkü İsa Mesih, bize gökten verilen imanımız olduğu gibi, eylemlerimiz de… Hiç kimse, Kitabı Mukaddes’i ve özellikle İNCİL’i okuyarak kendisini zorlamasıyla Allah’a inanamıyor! Bu deneyimi yıllarca yaşadım ve Mesih imanlıları arasında kendimi imanlı sayarak kendi çabalarımla imanlı eylemleri sergilemeğe kendimi odakladım! Çünkü aldığım öğretiler ve teşviklerle hep imanlı olmağa gayret ettim. İçimde şüphelerim, batan birer diken oldular bana! Bu acıyı yıllarca kilise topluluklarından gizledim. Ama öyle bir zaman geldi ki, İsa Mesih’le kavuştuğum o imanın, benimkinden farklı oluşunu farkederek o imandan emin oldum! Allah’ın bize verdiği bir şeyden emin olmak, harika bir şeydir ve bir mucizedir! Allah’ın huzurunda bu imana kavuştuğum zaman, o kadar emin oldum ki, “Ya Rab! Yıllarca benim aradığım şey işte budur; nerede idin şimdiye kadar? ” diye sordum! Hakiki imana, yani İsa Mesih’e kavuştuktan sonra, şüpheleriyle birlikte o sahte iman benden defolup gitti! Kurtarıcımız Rab İsa Mesih’in ” sana görüneceğim şeylerin hizmetçisi ve tanığı olacaksın” sözü boşuna değildir!(Res.İşl.26:16).

    İşte! Mesih İsa imanını taşımayan insanların arasında bulunuyoruz. Onların imanımıza saldırmalarından korkmuyoruz; çünkü İsa Mesih içimizdedir ve asla sarsılmaz! O, Kaya’mızdır! Söylediklerimizle onların imanları sarsılıyorsa, Mesih İsa olmadığı içindir! Mesih imanlılarına soruyorum: Bu farkı görüyor musunuz? O halde, bu şey, yani İsa Mesih, size görünüyor demektir! İmanınızı sarsmak için aldığınız saldırılar her ne iseler, size etki etmediklerini seviçle ve Allah’a hamtla terennüm edeceksiniz ve İsa Mesih, sizin ilahinizdir! Davud’un şu terennüm sözlerine beraberce katılalım:

    “Nurum ve kurtuluşum RABDİR,
    Kimden korkayım?
    Hayatımın kudreti RABDİR,
    Kimden yılayım?
    Hasımlarım ve düşmanlarım olan şerirler,
    Etimi yemek için üzerime yaklaştıkları zaman,
    Onlar sürçtüler ve düştüler.
    Karşıma bir ordu konak kursa,
    Yüreğim korkmaz;
    Karşıma cenk çıksa,
    Ben onda da emin olurum.” (Mezmur 27:1-3).

    Ah sevgili kardeşlerim ve kızkardeşlerim! Öyle bir lütfun altında yaşıyoruz ki, asla yalnız bırakılmadık! İsa Mesih’e iman etmeyenlerin imanlarını tahrip edici sözlerden sakınalım, ancak Mesih İsa ile ziyadesiyle dolalım ve onları ne kadar çok sevdiğimizi de farkederek İsa Mesih’in bu yolda hizmetçileri ve tanıkları olalım. Mesih İsa’da Allah’ın sevgisi için seçilmiş olanlar, onu doya doya yaşayın! Birbirinizi sevgi ile kucaklayın, çünkü Mesih İsa sizi seviyor.

    Kurtarıcımız Rab İsa Mesih’in İNCİL’de yazılı bir vaadı da, şöyledir: “Yapasın diye senin için tayin edilmiş olan bütün şeyler…” (Res.İşl.22:10). Bizim kendi irademizle yapacağımız işler değil; onları yapmamız için kedi iradesi ile saptadığı işleri var! Ve o işler, üzerimizde görüneceklerdir! Belki de, Kurtarıcımız Rab İsa Mesih’in “sana görüneceğim şeylerin hizmetçisi ve tanığı olacaksın” dediği şey budur!? (Res.İşl. 26:16).

    Kızkardeşimiz Kayram da, Allah’ın yazılı sözlerinden aldığı bereketle onları ekrana getiriyor ve paylaşıyoruz. Bütün kardeşler ve kızkardeşlerin ekranda paylaştıkları konular hep böyle olsun isterim .Çünkü biz henüz dünyadayız ve bedendeyiz ama, bu dünyadan değiliz; garipler ve misafirler gibiyiz. Katolikler-Ortodokslar-Protestantların Rab’bi birdir, yani Baba-Oğul-Kutsal Ruh’tur. Kurtarıcımız Rab İsa Mesih, bizi asla öksüz bırakmayacaktır. Çünkü hepimiz Hristiyanız. Hepimiz Rab İsa Mesih’i çağırıyoruz. Bütün kiliselerin önderi O’dur. Rab İsa Mesih’in çağırdıkları mubarektir. Şehit Ahmet de gitti. Malatya’dan üç kardeşimiz de gitti. İran’da işkence gören iki kızkardeşimiz daha var ve dünyayı henüz terketmediler sanırım. Hâlâ dünyadayız ve ne olacağımız henüz belli değil. Baba-Oğul-Kutsal Ruhla paydaşlığımız olsun diye birbirimiz için dua edelim.

    Rab, sizi bereketlesin.

3 yazı görüntüleniyor - 1 ile 3 arası (toplam 3)
  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.