• Bu konu 1 izleyen ve 0 yanıt içeriyor.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #26005
    Anonim
    Pasif

    İbrahim’in (Avram) doğruluğu

    Size esenlik olsun.

    Evvelki paylaşımı hatırlayacak olursak; İlk önce, İbrahim’in adının İbrahim değil, Avram olduğunu gördük. Avram’ın bugün Irak olarak adlandırılan Kildani ülkesinde doğduğunu öğrendik.
    Bu ülkenin halkı putlara taparlardı. Ama her şeye rağmen Kutsal Yazılar bir gün Rab Tanrı’nın Avram’a göründüğünü ve ona baba evini terk etmesini ve ona göstereceği bir ülkeye gitmesini söylediğini bildirirler.

    Tanrı’nın Avram’ı neden başka bir ülkeye gitmeye çağırdığını hatırlıyor musunuz?
    Tanrı, Avram’dan Tanrı’nın peygamberlerinin ve sonunda dünyanın Kurtarıcısı’nın Kendisinin çıkacağı yeni bir ulus yapmayı planlamıştı.
    Böylece; Tanrı’nın, Avram’ı çağırdığı zaman Kurtarıcıyı (İsa mesih) dünyaya getirme planında başlangıç için ilk adımları attığını gördük.
    Tanrı’nın, Avram’a, “Bereket kaynağı olacaksın. Yeryüzündeki bütün halklar senin aracılığın ile kutsanacaklar” demesinin nedeni buydu. (Yaratılış 12:2, 3)

    Böylece, Avram’ın, Tanrı’nın onu nereye götüreceğini bilmeden, O’na nasıl itaat ettiğini ve kentten ayrıldığını okuduk. Avram, babasının evinden ayrıldığı zaman, yetmiş beş yaşındaydı.
    Avram, yanına karısı Saray’ı, büyük erkek kardeşinin oğlu Lut’u, kazandığı malları ve edindiği uşakları alarak Kenan ülkesine doğru yola çıktı. Kenan, bugün Filistin ya da İsrail olarak bilinen ülkedir.

    Avram Kenan ülkesine vardığı zaman, Rab ona tekrar göründü ve şöyle dedi: “Bu toprakları senin soyuna vereceğim” (Yaratılış 12:7)
    Böylece, Avram’a yeni bir ulusun babası olacağı vaadini veren Tanrı’nın aynı zamanda ona nasıl soyunun üzerinde yaşayacağı yeni topraklar vaat ettiğini de gördük. İnanılmaz!
    Avram ve karısı yaşlıydılar ve çocukları yoktu.
    O zaman bu toprakları dolduracak olan soya nasıl sahip olacaklardı?
    Tanrı’nın bu soruya verdiği yanıtı birazdan göreceğiz.

    Tevrat’ta Yaratılış kitabının on üçüncü bölümüne bakalım. Bu bölümde, Avram ve yeğeni Lut arasında neler olduğunu görelim.

    Kutsal Yazılar şöyle der: ‘’Avram çok zengindi. Sürüleri, altınları, gümüşleri vardı. Negev’den başlayıp bir yerden öbürüne göçerek Beytel’e kadar gitti. Beytel ile Ay kenti arasında daha önce çadırını kurmuş olduğu yere vardı. Önceden yapmış olduğu sunağın bulunduğu yere gidip orada Rab’be yakardı. Avram ile birlikte göçen Lut’un da davarları, sığırları, çadırları vardı. Malları öyle çoktu ki, toprak birlikte yaşamalarına elvermedi; yan yana yaşayamadılar. Avram’ın çobanları ile Lut’un çobanları arasında kavga çıktı. Avram Lut’a, ‘Biz akrabayız’ dedi, ‘bu yüzden aramızda da çobanlarımız arasında da kavga çıkmasın. Bütün topraklar senin önünde. Gel, ayrılalım. Sen sola gidersen, ben sağa gideceğim. Sen sağa gidersen, ben sola gideceğim.” (Yaratılış 13:2-9)

    ‘’Lut çevresine baktı. Şeria Ovası’nın tümü Rab’bin bahçesi gibi, Soar’a doğru giderken Mısır toprakları gibiydi. Her yerde bol su vardı. RAB, Sodom ve Gomora kentlerini yok etmeden önce ova böyleydi. Lut kendine Şeria Ovası’nın tümünü seçerek doğuya doğru göçtü. Birbirlerinden ayrıldılar. Avram Kenan topraklarında kaldı. Lut ovadaki kentlerin arasına yerleşti, Sodom’a yakın bir yere çadır kurdu. Sodom halkı çok kötüydü. Rab’be karşı büyük günah işliyordu.” (Yaratılış 13:10-13)

    Böylece, Lut’un nasıl daha yeşil olan tarlaları seçtiğini ve amcası Avram’a daha kurak tarlaları bıraktığını görüyoruz.
    Ama her şeye rağmen, Lut’un seçtiği pay, büyük kötülükler ile dolu olan Sodom kentinin bulunduğu bölgedeydi!

    Lut kendi isteğini seçti, oysa Avram Tanrı’nın isteğini seçti. İlerleyen bölümlerde, kendi arzularını izleyen Lut’un başına neler geldiğini göreceğiz. Lut, bu seçiminin sonucunda her şeyini kaybetti: mal varlığını, karısını, ailesini, mutluluğunu ve tanıklığını!
    Avram’a gelince, her şeyi Tanrı’nın elerine teslim etmiş olduğu için Tanrı tarafından çok bereketlendi.

    Lut ve Avram’ın öyküsünden kendimize nasıl bir ders çıkarabiliriz?
    Belki kendimize şu basit soruyu sorabiliriz: Ben bu iki kişiden hangisine daha çok benziyorum? Lut’a mı, yoksa Avram’a mı?
    Lut gibi, dünyasal şeylerin peşinden mi gidiyorum? Ya da Avram gibi Sonsuzluğa ait şeylerin peşinden mi gidiyorum?
    Bu her iki kişi gibi bizlerin de kendi isteklerimiz ve Tanrı’nın isteği arasında bir seçim yapmamız gerekir.
    Kutsal Yazılar şöyle der: “İnsan bütün dünyayı kazanıp da canından olursa, bunun kendisine ne yararı olur?” (Markos 8:36)
    “Dünyayı da dünyaya ait şeyleri de sevmeyin, çünkü dünya da dünyasal tutkular da geçer, ama Tanrı’nın isteğini yerine getiren sonsuza kadar yaşar.” (1.Yuhanna 2:15;17)
    Her şeyden çok istediğiniz nedir?
    Geçici olan dünyasal tutkular mı, yoksa sonsuza kadar süren Tanrı’nın istekleri mi?

    Şimdi Avram’ın öyküsüne devam edelim. Kutsal Yazılar şöyle der: ‘’Lut Avram’dan ayrıldıktan sonra, RAB Avram’a, ‘bulunduğun yerden kuzeye, güneye, doğuya, batıya dikkatle bak’ dedi, ‘Gördüğün bütün toprakları sonsuza dek sana ve soyuna vereceğim. Soyunu toprağın tozu kadar çoğaltacağım. Öyle ki, biri çıkıp da toprağın tozunu sayabilirse, senin soyunu da sayabilecek. Kalk, sana vereceğim toprakları boydan boya dolaş.’ Avram çadırını söktü, gidip Hevron’daki Mamre meşeliğine yerleşti. Orada Rab’be bir sunak yaptı.” (Yaratılış 13:14-18)

    ‘’Bundan sonra RAB bir görümde Avram’a, ‘Korkma, Avram’ diye seslendi, ‘Senin kalkanın benim. Ödülün çok büyük olacak.’ Avram, ‘Ey Egemen Rab, bana ne vereceksin?’ dedi, ‘Çocuk sahibi olamadım. Evim Şamli Eliezer’e kalacak. Bana çocuk vermediğin için evimdeki bir uşak mirasçım olacak.’ RAB yine seslendi: ‘O mirasçın olmayacak, öz çocuğun mirasçın olacak. Sonra Avram’ı dışarı çıkararak, ‘Göklere bak’ dedi, ‘Yıldızları sayabilir misin? İşte, soyun o kadar çok olacak.’ Avram, Rabbe iman etti, Rab bunu ona doğruluk saydı.” (Yaratılış 15:1-6)

    İnanılmaz! Avram ve karısı yaşlıydılar ve çocukları yoktu. Ama Tanrı yine de, Avram’a kendisinden çıkacak olan büyük halk ile ilgili vaatler vermeye devam etti.
    Bu nasıl mümkün olabilirdi? Avram, nasıl büyük bir ulusun babası olabilirdi?

    Bunun tek bir yanıtı var: Rab Tanrı, her şeyi yapabilecek olan Tanrı’dır! Tanrı büyüktür! O’nun için imkansız yoktur! Tanrı vaat ettiğini yerine getirir.

    Avram ne yaptı? “İmkansız” bir şey vaat etmiş olan Rabbe inandı mı?
    Bu konuda Kutsal Yazıların ne dediğine kulak verelim: “Avram RAB’be iman etti, Rab bunu ona doğruluk saydı!”
    Ne kadar harika bir şey! Tanrı Avram’a, insan gözünde gerçekleşmesi imkansız olan bir şey vaat etmişti.
    Ancak buna rağmen Avram Tanrı’ya nasıl karşılık verdi?
    Tanrı’nın ona vaat etmiş olduğuna inandı! Ve Tanrı ne yaptı? Tanrı, Avram’ı iman etiği için doğru saydı!

    Bu gerçek, Tanrı’nın önünde doğru sayılmayı isteyen kişilerin yüreklerini heyecandan titretmelidir.
    Tanrı Avram’ı neden doğru biri olarak saydı?
    Avram, doğru biri miydi? Hayır!
    Tanrı, Avram’ı doğru biri saydı, çünkü Avram,Tanrı’nın söylediğine inandı!

    Tanrı’ya inanmak ne demektir?
    Belki bilirsiniz, Peygamberlerin Yazıları İbrani dilinde yazıldı.
    İbranice’de, “inanmak” sözcüğünün karşılığı Amin sözcüğünü aldığımız “AMAN” kökünden gelir. “Amin” dediğiniz zaman, aslında, “Evet! Doğrudur!” ya da “Evet, kabul ediyorum!” demiş oluruz.
    İnanmanın anlamı budur.
    Tanrı, Avram’a bir vaat verdiği zaman, Avram’ın yüreğinin karşılığı şu oldu: “Amin! Evet! Doğru! Sözlerine inanıyorum!” Tanrı’nın Sözü’ne bu basit “Amin” sözcüğü ile karşılık verdiği için Tanrı, Avram’ı doğru saydı.

    Siz ne dersiniz? Tanrı’nın sizi de, Avram’ı doğru saydığı gibi doğru biri saymasını ister misiniz?
    O zaman, Avram’ın Tanrı’ya inandığı gibi sizin de Tanrı’ya inanmanız gerekir.
    Kolay olmasa da Tanrı’nın söylediğine inanmanız gerekir.
    Akrabalarınız ya da arkadaşlarınız inanmasalar bile, Tanrı’nın gerçek Sözü’nü kabul etmelisiniz.
    Tanrı sizi Kendi doğruluğu ile giydirmek ve O’nun kutsal huzurunda sonsuza kadar yaşama hakkını vermek ister, ama O’nun Sözü’ne inanmalısınız!
    Kutsal Yazılar bu konuda şöyle der:
    “İman olmadan Tanrı’yı hoşnut etmek imkansızdır!“ (İbraniler 11:6)
    “İman yolu ile, lütuf ile kurtuldunuz. Bu sizin başarınız değil, Tanrı’nın armağanıdır. Kimsenin övünmemesi için iyi işlerin ödülü değildir.” (Efesliler 2:8, 9)
    “Şu halde soyumuzun atası İbrahim’in durumu için ne diyelim? Eğer İbrahim yaptığı iyi işlerden dolayı aklandıysa, övünmeye hakkı vardır; ama Tanrı’nın önünde değil. Kutsal Yazılar ne diyor?’ İbrahim Tanrı’ya iman etti, böylece aklanmış (ve ona doğruluk) sayıldı.’’ (Romalılar 4:1-3)

    Avram, Tanrı’nın söylediğine inandı. Tanrı’nın Kendi mükemmel doğruluğunu ona vermesinin nedeni budur. “Avram Tanrı’ya iman etti ve bu ona doğruluk sayıldı” sözlerinin yalnızca Avram için söylenmediği, bu konunun en harika yanıdır.
    Bu sözlerde biz de bir paya sahip olabiliriz.
    İbrahim’in soyu aracılığı ile daha sonra dünyaya gelen Kurtarıcı ile ilgili Tanrı’nın İyi Haberi’ne inandığımız takdirde, Tanrı bizlere de Kendi mükemmel doğruluğunu verecektir.

    Siz ne düşünüyorsunuz? Tanrı’ya gerçekten inanıyor musunuz?
    Tanrı’nın varlığına ya da Bir olduğuna inanıp inanmadığınızı sormuyoruz.
    Kutsal Yazılar, bu tür “iman”dan şu sözler ile bahsederler: “Sen Tanrı’nın bir olduğuna inanıyorsun. İyi ediyorsun. Cinler bile buna inanıyorlar ve titriyorlar! “ (Yakup 2:19)
    Şeytan’ın kendisi de yalnızca bir Tanrı’nın var olduğunu bilir.
    Tanrı’nın bir olduğuna inanmak, Tanrı’nın günahlarınızı bağışlamasına ve sizi doğru biri saymasına neden olmayacaktır!
    Tanrı’nın sizin için istediği, O’nun Sözü’ne inanmanız ve bu Sözü kabul etmenizdir.
    Tanrı, sizinle Peygamberlerin Yazıları aracılığı ile konuşmak istiyor.
    Kutsal Olan’ın, Tanrı’nın önünde, nasıl sonsuza kadar doğru kılınabileceğinizi gösteren kurtuluş haberini bilmenizi ve bu habere inanmanızı arzuluyor.

    Sevgili kardeşim, Tanrı size Kendi doğruluğunu giydirdi mi?
    Yoksa üzerinizde yalnızca din giysilerini mi taşıyorsunuz?
    Tanrı’nın güvenilir Sözü’nü dinliyor musunuz?
    Yoksa insanların geçici sözlerini mi dinliyorsunuz?

    Avram’a gelince, akrabalarına ve babasının dinine veda etmek anlamına gelmesine rağmen, Tanrı’nın sözüne inandı. Tanrı’nın dostu olarak adlandırılmasının nedeni budur.
    Kutsal Yazılar bu konuda şöyle der: “İbrahim, Tanrı’ya iman etti, böylece aklanmış (ve bu ona doğruluk) sayıldı, ve İbrahim’e Tanrı’nın dostu dendi.” (Yakup 2:23)
    Sizin durumunuz nedir? Siz Tanrı’nın dostu musunuz?

    Kutsal Yazılardaki şu önemli ayet üzerinde düşünürken Tanrı sizi bereketlesin:
    “İbrahim Tanrı’ya iman etti ve böylece aklanmış sayıldı.” (Yakup 2:23

    Sevgiyleeeeee

1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.