• Bu konu 1 izleyen ve 0 yanıt içeriyor.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #27294
    Anonim
    Pasif

    Bir gün politikacıları taşıyan bir seçim otobüsü,ıssız bir yerde kaza yapıyor.o an orada tesadüfen bulunan bir köylü,kazayı görür ve tüm politikacıları otobüsten çıkartıp gömer ,daha sonrada polise haber verir.Komiser köylü’ye “hepsi ölmüş muydu bundan emin misin?”der.
    Köylü:
    ” Hindi,bunların içinden yaşadıklarını iddaa edenler olmadı deel,Emme Gönserim, pilitikacıları tanıoz .sende bilinki,nasılda yalen söllelller.”

    Yalan sadece politika ait bir davranış şekli değil elbette,günlük yaşamımızda da bu tür davranışlarla karşılaşabiliyoruz,gerçek şu ki bazen pembe dediğimiz yalanlar söyleyebiliyoruz.avuntu’muzda yani bunda kendimizi savunma taktiğimizde genelde şu oluyor.

    “eh canım küçüçük bir yalandan ne olcak,hem bak onu zor durumdan kurtardım.”

    “yavrum anneni telefona versene”
    (bu arada anne telefon’un yanında dır o şahısla konuşmak istemediği için çocuğa işaret eder, yok.. de diye)
    “Suzan teyze, annem alışverişe çıktı evde yok.”
    “Ali’cim bebeğim kadın dır dır dır hiç susmadan konuşur.ondan çıkmadım.”

    O kadar örnek var ki,yaşamlarımızda,tanık olduğumuz,bazen dikkat edin iyiye kötü,kötüye iyi deniliyor,ya çay kahve sohbetlerinde yapılan dedikodular.dedikodusu yapılan geldiğinde:

    “ay şekerim yetti şu kış,bir yazı edemedik” tarzıyla konuşma şimşek hızı ile değişir..yada ciddi konuların işlendiği iş toplantılarında konuşmacının ne kadar zevksiz giyindiği yanındaki mesayi arkadaşına fısıldanırken o konuşmacı dönüp
    “bir şey mi dediniz fatoş hanım” sözüne,
    “affedersiniz bülent Bey,bu toplantının ne derece gerekli olduğundan bahsediyordum.”yalanı.

    Çocukluğumuzdan, büyüdüğüm ve bulunduğumuz şu anki ortamlarımızda dahil ,hepimiz yalan ve iki yüzlülüğe alıştık,alıştırıldık,Tanrı korkusu ile belki öyle büyük yalanlar söylenmiyor ama,gerçek çoğu kez çarpılıyor.
    Yada eksik ifade ediliyor.
    “bak hayatım bunu neden daha önce bana söylemedin” adam sorar,kadın cevap verir.
    “Ay.. ne bileyim bunun bu kadar önemli olduğunu.bana önemsiz gibi gelmiştide “

    Kutsal Kıtap’ımızda 5 Mezmur 4 cu Ayet’te:
    “Çünkü kötülükten hoşlanan bir Tanrı değilsin,Kötülük senin yanında barınmaz,Böbürlenenler önünde duramaz,
    Bütün suç işleyenlerden nefret edersin,
    Yalan söyleyenleri yok edersin. “der.

    Mezmur 34:13 cu Ayet’te:
    Dilini kötülükten,
    Dudakların yalandan uzak olsun “der.

    Ve gene bir Ayet,Süleyman’ın Özdeyişleri:6 Bölüm 12 Ayet:
    “Ağzında yalanla dolaşan kişi,
    soysuz ve fesatçı’dır.
    Göz kırpar,bir sürü ayak oyunu,
    El kol hareketleri yapar.
    Ahlaksız yüreğinde kötülük tasarlar,çekişmeler yaratır durmadan.
    Bu yüzden ansızın yıkıma uğrayacak.
    Yalan soluyan yalancı tanık,Ve kardeşler arasında çekişme yaratan kişi.”

    Görülen o ki,”Yalanın Babası” sandığımızdan daha çok bizleri etkiliyor.
    Ne mi yapmalı..?
    Küçük te, küçüçük te olsa yalanlar.
    Tövbe etmeli.kararlılıkla,,saptırmalarımızı,çarpıtmalarımızı,ani dönüşlerimizi,sözverdiklerimizden sudan sebeplerle,itiraf etmeliyiz. kendimizi Tanrı’nın önüne getirmeliyiz.

    Sizce, Günah içine dahilmi..? pembe de olsa yalanlar.
    Evet dahil.pembe küçüçükte olsa,zor zamanlarda sıyırma gibi görülsede dahil bence.

    Başkaları hakkında konuşulur,sohbet zamanlarında çoğu kez,konuya dahil edilen isim her kimse,kendisinin haberi olmasa da, bence saldırıya uğraması ile eş değer taşıyor, bu kişi hatalı da olabilir.uyarı’labilinir,
    gerek var mı arkadan konuşulmasına.

    Aniden tavır almak zorunda kaldığımız,ama gerçeği bir başkasını incitmeden yada onurunu kırmadan söyleyebileceğimiz bir ortam da da bulunuyor olabiliriz.bu gibi durumlarda, kendimizi zorunlu hissedip,
    yalanlar uydurmalı gerçeği yarım yamalak mı ? ifade etmeliyiz.

    Daha sonra da hiç utanmadan, Rab İSA’m çok huzursuzum, yüreğime esenliğini koy, baba mı demeliyiz.:)

    Yalan tüm toplumu zehirler.çevrenizi inceleyin.gülmeyen insanlarla dolu,gülüşler hep yapay,gerçek şu ki,kimse kimseye inanıyor,nede güveniyor.güvensizlik,insanları birbirinden ayıran saydan bir buz dağı gibi.bizler her geçen gün,biraz daha yanlızlığa itiliyoruz,sürükleniyoruz.

    Yalanların,karalamaların,iftiraların ve hilelerin açıkça itiraf edilmediği bir dünya.bir filim seyretmiştim seneler önce kurtlarla dans,burda da iblisle dans diyelim.

    “Dilini tutan canını korur,
    Ama boşboğazın sonu yıkımdır.Süley Özd 13:3

    “Doğru kişi yalandan nefret eder
    Kötünün sözleriyse iğrençtir,
    yüzkarasıdır.”Süleym Özd 13:6

    “Suçu yalanla örülmüş iplerle,günahı araba urganıyla çekenlerin vay haline “Yeşaya 5:18

    Adamın biri öğretmenim sonsuz yaşama kavuşmak için ne iyilik yapmalıyım dediğinde İSA MESİH:
    “Adam öldürmeyeceksin,zina etmiyeceksin,çalmayacaksın,yalan yere tanıklık etmeyeceksin.” Matta 19:16.18
    Demişti.

    “Yaşamdan zevk almak,
    iyi günler görmek isteyen,dilini kötülükten,dudaklarını yalandan uzak tutsun,kötülükten sakınıp iyilik etsin,esenliği amaçlasın,ardınca gitsin,Çünkü Rab’bin gözleri, doğru kişilerin üzerindedir.
    Kulakları onların yakarışına açıktır.”1 Petrus 3:10

    İSA Mesih’in esenliği ona inanan her kardeşimle olsun.Amin.

1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.