Şimdi İman Nedir ?

  • Bu konu 8 izleyen ve 30 yanıt içeriyor.
15 yazı görüntüleniyor - 1 ile 15 arası (toplam 31)
  • Yazar
    Yazılar
  • #25460
    Anonim
    Pasif

    Şimdi iman, ümit edilen şeylere itimat, görünmeyen şeylere kanaattir. ( İbr. 11:1 )

    Tanrı, İbraniler 11:1’de bize, Kutsal Kitap2a göre imanın ne olduğunu anlatır. Bu ayetin bir başka çevirisinde şöyle yazılıdır: ” İman, umut ettiğimiz şeyler için güvencemizin olmasıdır, görmediklerimizin olduğuna ikna olmaktır. ” Başka bir çeviride, ” İman, umut ettiğimiz şeylerin kaynağıdır. ” Bir başka çeviride ise, “İman, garanti belgesidir; elde etmeyi umduğumuz şeyler nihayetinde bizimdir. ” der.

    İmanın çeşitleri vardır. Kurtulmuş ya da kurtulmamış herkesin insana özgü bir imanı vardır. Ancak Tanrı, burada, Kutsal Kitap’a uygun bir imandan, yürekle imandan söz ediyor. Yüreğimizle inanmakla fiziksel duyularınızın söylediğine inanmak arasında çok büyük fark vardır !

    İman, gerçek olmayan umutları yakalayıp onları gerçeklik boyutuna getirmektir.
    Örneğin, paranızın ödemek zorunda olduğunuz faturaları karşılamasını umut edersiniz.İman, ihtiyacınız olan paraya sahip olacağınızın garantisini verir.İman, gözle görülmeyen şeylerin varlığından emin olmaktır. Yapmanız gereken işleriniz için fiziksel gücünüzün yeterli olmasını istersiniz. İman, ” Rab yaşamımın kalesidir, kimseden yılmam ” der ( Mez. 27:1 ). Tanrı sözünde iman hakkında her şey yazılmıştır. Tanrı’ya iman, basitçe O’nun sözüne imandır. ( E. HAGIN )

    Biz inanlılar, Tanrı’nın merhametiyiz.
    Ayak izimiz, Mesih’tir ve yolumuzdur.
    Mesih, bizim ışık kaynağımızdır. isasiyahbeyaz :) :) :)

    #30813
    Anonim
    Pasif

    1.Ko.2: 12 Tanrı’nın bize lütfettiklerini bilelim diye, bu dünyanın ruhunu değil, Tanrı’dan gelen Ruh’u aldık.

    1.Ko.2: 13 Ruhsal kişilere ruhsal gerçekleri açıklarken, Tanrı’nın lütfettiklerini insan bilgeliğinin öğrettiği sözlerle değil, Ruh’un öğrettiği sözlerle bildiririz.

    1.Ko.2: 14 Doğal kişi, Tanrı’nın Ruhu’yla ilgili gerçekleri kabul etmez. Çünkü bunlar ona saçma gelir, ruhça değerlendirildikleri için bunları anlayamaz.

    #30814
    Anonim
    Pasif

    Kardeşler,

    Sadece sohbet gelişsin diye soruyorum:
    Yukarıdaki ayetler ışığında “Doğal Kişi”nin Tanrıya iman geliştirmesi olası mı?

    #30816
    Anonim
    Pasif

    Sevgili Rab’deki kardeşim ankaralı; yanıtlarını söylediğinin ayetler ışığında geliştirerek ifade ettiğin soruya yanıt versem olur mu ? Sorunuz şu:”Doğal kişinin Tanrı’ya iman geliştirmesi olası mı ? “

    Kutsal Kitap’ta; elçiler ve peygamberlerin Kutsal Ruh’u almış olduklarından dolayı ki; Rab İsa, onlarla Tanrı’nın gerçeklerini paylaşabiliyordu. Pavlus’un söylediği şey şu: ” Tanrı’nın bize lütfettiklerini bilelim diye, bu dünyanın ruhunu değil, Tanrı’dan gelen Ruh’u aldık. ” Elçiler, Pavlus’un söylediği ve Yeni Antlaşma’da bizim için saklanmış görünen tanrısal gerçekleri, Tanrı’dan gelen Ruh’un haricinde hiçbir güçle anlayamazlardı. Çözümlediğimiz budur. Pavlus, bize gerçekleri aktarırken; kendi seçtikleri sözleri veya insan bilgisinin yazdırdığı ifadeleri kullanmadıklarını açıkca ifade ediyor. Pavlus, Kutsal Ruh’un onlara kullanmalarını öğrettiği sözleri görüyoruz. Pavlus’un yazı tarzının Luka’nınkinden oldukça farklı olduğunu görmek mümkündür. Bu noktada, W. MacDonald şunları söyler:
    Ruhsal olanlara ruhsal gerçekleri açıklama ifadesi birkaç şekilde açıklanabilir. ( 1 ) Ruhsal gerçekleri Ruh’un verdiği sözlerle öğretme; ( 2 ) Ruhsal gerçekleri ruhsal kişilere bildirme; ( 3 ) Kutsal Kitap’ta bir bölümde bulunan ruhsal gerçekleri diğer bölümlerdekiyle kıyaslama. Buradaki içeriğe en uygun açıklamanın birincisi olduğuna inanıyoruz.

    Vance HAVNER, ise şunları öğütlüyor:

    Bilge olan imanlı, yeniden doğmamış kişilere Tanrı’nın programını açıklamaya çalışarak zaman öldürmez ;domuzların önüne inci saçmak olurdu bu. Günbatımını kör birine tanımlamaya ya da parktaki bir anıtla nükleer bir fizik konusunu tartışmaya da çalışabilir. İnsan doğal haliyle bu tür şeyleri kabul edemez. Kutsal Ruh’un yardımı olmadan Tanrı’nın vahyini ele geçirmeye gelince, kişi oltayla güneş ışınını bile yakalamaya çalışabilir. Bir insan Ruh’tan doğmadıkça ve O’nun tarafından eğitilmediçe , bütün bunlar onun için tamamen yabancı olur. Doktorluk ünvanının olması fayda etmez, çünkü bu alanda bunun anlamı ancak ” Olağanüstü Başarısızlık ” olur.

    Lütuf, İsa Mesih’i sevenlere ölümsüz sevgiyle !

    hac5İnsan, canına karşılık ne verebilir ?

    #30819
    Anonim
    Pasif

    Elç.8: 28 Geri dönerken arabasinda oturmus, Peygamber Yesaya’nin Kitabi’ni okuyordu.
    Elç.8: 29 Ruh Filipus’a, “Git” dedi, “Su arabaya yetis.”
    Elç.8: 30 Filipus kosup arabanin yanina geldi ve hadimin Peygamber Yesaya’yi okumakta oldugunu isitti. “Acaba okuduklarini anliyor musun?” diye sordu.
    Elç.8: 31 Hadim, “Biri bana yol göstermedikçe nasil anlayabilirim ki?” diyerek Filipus’un arabaya binip yanina oturmasini rica etti.
    Elç.8: 32 Kutsal Yazilar’dan okudugu bölüm suydu: “Koyun gibi kesime götürüldü; Kirkicinin önünde kuzu nasil ses çikarmazsa, O da öylece agzini açmadi.
    Elç.8: 33 Asagilandiginda adalet O’ndan esirgendi. O’nun soyunu kim anacak? Çünkü yeryüzündeki yasamina son verildi.”
    Elç.8: 34 Hadim Filipus’a, “Lütfen açiklar misin, peygamber kimden söz ediyor, kendisinden mi, bir baskasindan mi?” diye sordu.
    Elç.8: 35 Bunun üzerine Filipus anlatmaya koyuldu. Kutsal Yazilar’in bu bölümünden baslayarak ona Isa’yla ilgili Müjde’yi bildirdi.
    Elç.8: 36-37 Yolda giderlerken su bulunan bir yere geldiler. Hadim, “Bak, burada su var” dedi. “Vaftiz* olmama ne engel var?”*
    Elç.8: 38 Sonra arabanin durmasini buyurdu. Filipus’la hadim birlikte suya girdiler ve Filipus hadimi vaftiz etti.
    Elç.8: 39 Sudan çiktiklari zaman Rab’bin Ruhu Filipus’u hemen oradan uzaklastirdi. Filipus’u bir daha görmeyen hadim sevinç içinde yoluna devam etti.
    Elç.8: 40 Filipus ise kendini Asdot Kenti’nde buldu. Sezariye’ye varincaya dek bütün kentleri dolasarak Müjde’yi duyurdu.

    Degerli Ankarali Kardesim, yazdiginiz guzel ve dusundurucu ayet ve sorunuza bende degisik bir bakis acisindan bakip anlatmak istiyorum,

    Buradaki HADIM denilen insan bilgisi var, Yani Tanri`yi duymus, Tanri`nin varligindan haberi var, Hatta elinde YESEYA PEYGAMBERIN kitabi var ve orada Mesih`le ilgili olan ayetleri okuyor, Ama ANLAMIYOR, evet biliyor ama Anlamiyor, Daha sonra Filipus ona sizin ayetteki gibi Ruhla dolu olan Filipus gidip acikliyor ve ona anlatiyor, ve Adam hemen o anda iman ediyor,

    Sonuc olarak benim burada hep gorup dusundugum olay su, Bilgi guzel seydir, Bilgi sahibi olmak cok iyidir, ama o bilgi sahibi olundugunda Ruh yardimi ile bunu iyi anlamazsak, o HADIM gibi sadece okur, okur, okur, okur ve sonra yine sadece okuruz, bize bir katkisi olmaz diye dusunuyorum,

    Bugun Bircok hristiyan olmayan insan bile Kutsal Kitap`i okumustur, hatta bazen bu konuda Kitaplar bile yaziyorlar ama imanlilarmi? hayir, cunku Ruh yok, cunku Tanri`dan dilemediler diye dusunuyorum,

    Belki konuyu baska bir yone cektiysem kusurabakmayin, ancak ayetleri gorunce hemen aklima yukaridaki ayetler geldi

    Esenlikler sizinle olsun

    #29074
    Anonim
    Pasif

    Rab’deki sevgili Kardeşim Fırat,

    Amacım sadece sohbet konusu açarak Rab’bi övmek. Belki Forumdaki yazılarınızı başkaları da okuyup Rab’bin niteliklerini, işlerini, mucizelerini överler. Yoksa benim sizlere soru sorma lüksüm, haddim ve amacım olamaz.

    Açıklamaların için teşekkür ederim. Paylaşımlarından zaten donanımlı bir kardeşimiz olduğun anlaşılıyor. Rab seni ziyadesiyle bereketlemeye devam etsin!

    İman konusundaki paylaşımın da yerinde ve doyurucu.
    Sen de yaşamışsındır; iman konusunda kişi hep kendini merkez alır ve Ruh’un kendilerinde çalışmasından söz etmeyerek imanlarından ötürü gereksiz övünmelere girerler. Zaten senin, iman denince Kutsal Ruh Tanrımızın işlerini dile getireceğinden ve O’nu öveceğinden emindim. Ziyadesiyle sevindim kardeşim…

    Dilerim bir gün yine yollarımız bir yerlerde kesişir ve seni kucaklama fırsatı elde ederim. Rab yollarını düz etsin!

    #29725
    Anonim
    Pasif

    Sevgili Hocam,

    Verdiğin örneği okuyunca çok duygulandım. Nette tanıştığımız ilk günler aklıma geldi. Benim üzerindeki emeğini anımsadım. Yanlış öğretilerle boğuşurken bana zaman ayırdınız, benimle ilgilendiniz,teşvik ettiniz, yönlerdiniz, öğrettiniz. Hala da öğrencinizim. İnanın benim üzerimde Filipus’un hadıma yaptığından çok çok fazla emeğiniz olmuştur . Murat’la (kendisi şu an Belçika’da himet ediyor) ikiniz hem ektiniz hem de beni suluyorsunuz. Dualarımda sizlerin adını anmaktayım. Rab iyi ki sizleri karşıma çıkarttı. O’na şükürler olsun!

    Orhan kardeşim, her zaman olduğu gibi yanıtlarını Kutsal Kitap ayetleriyle sağlam temele oturtturuyorsun (tıpkı Mesih gibi), çok da iyi yapıyorsun. İman konusundaki katkılarınla anlayışımı pekiştirmeye devam edersen gerçekten sevineceğim.

    Rab’bim seni, aileni ve kilise halkını bereketlemeye devam etsin!

    #29724
    Anonim
    Pasif


    Değerli Kardeşlerim,

    Kutsal Kitaptan anlaşılıyor ki yaratılış amacımız Rab’bi yüceltmek ve O’ndan zevk almaktır.

    Eğer bir kişi hakkında konuşuyorsak ve onu tanımıyorsak doğruları konuşmuş olamayacağız. Hele o kişiyi övebilmemiz için onun niteliklerini, işlerini, karakterini iyi biliyor olmalıyız.

    Mesih yeryüzündeki hizmeti sırasında bu bilgiden söz ederek şöyle demişti: İsa kendisine iman etmiş olan Yahudiler’e, “Eğer benim sözüme bağlı kalırsanız, gerçekten öğrencilerim olursunuz. Gerçeği bileceksiniz ve gerçek sizi özgür kılacak” dedi.” (Yu.8:31-32).

    Oysa Mesih, kendilerini kurtarmak için gelmişti. Ellerindeki kitaplarda bir kurtarıcının geleceği yazılı olduğu halde Mesih’i tanımadılar. Yeşua Mesih hakkında bilgileri eksikti. Kutsal Yazıları okuyorlar ve yasayı yerine getirmeye çalışıyorlardı ama bilgileri eksikti. Eksik bilginin yeterli olmadığını yine Mesihin kendi sözlerinden anlayabiliriz. Mesih ”Bana her Rab Rab diyen göklerin Egemenliğine giremiyecektir” demişti.

    Baba Tanrı’nın kendisine çekmediği kişiler yani doğal kişiler de Kutsal Kitabı okuyabilir, orada yazılanları savunabilir, hatta vaftiz bile olabilir. Fakat bu gerçeği değiştirmez “Beni gönderen Baba bir kimseyi bana çekmedikçe, o kimse bana gelemez.” (Yu.6: 44).

    Doğal kişilerde gerçek iman olmaz!

    İman bir Tanrı lütfudur; bir Tanrı armağanıdır. Ancak bu armağanı alanlarda gerçek iman bulunur. İman, Kutsal Ruh’un işidir. Kişinin yüreğinde çalışır. “O’nu tanıyorum” deyip de buyruklarını yerine getirmeyen yalancıdır, kendisinde gerçek yoktur. (1.Yu.2:4).
    Bu nedenle her Hristiyan Yaratıcılarının doğasını, karakterini, işlerini, kurtarışını ve lütfunu bilmeli. Kutsal Kitabı çalışmalı. Tanrı’nın bu armağanının meyvelerini vermelidir.

    Orhan Hocamın da verdiği yani Elçileri İşleri 8. bölümde anlatılan olayda sadece hadım ve Filipus yok. Kutsal Ruh’un orada bulunanlarda işlediğini görüyoruz. Yani hadım, sadece okuduklarıyla ve Filipus’un anlattıklarıyla gerçek bir iman oluşturamamış. Bu da şunu gösterir ki “Doğal Kişi” yeniden doğmadıkça, Tanrı’nın Ruhu’nu almadıkça iman geliştiremez. “Tanrı’nın bize lütfettiklerini bilelim diye, bu dünyanın ruhunu değil, Tanrı’dan gelen Ruh’u aldık.” (1.Ko.2:12)

    Tanrı’nın lütfu ve esenliği hepimizin üzerinde olsun!

    #30824
    Anonim
    Pasif

    Sen de yaşamışsındır; iman konusunda kişi hep kendini merkez alır ve Ruh’un kendilerinde çalışmasından söz etmeyerek imanlarından ötürü gereksiz övünmelere girerler. Zaten senin, iman denince Kutsal Ruh Tanrımızın işlerini dile getireceğinden ve O’nu öveceğinden emindim. Ziyadesiyle sevindim kardeşim…

    Dilerim bir gün yine yollarımız bir yerlerde kesişir ve seni kucaklama fırsatı elde ederim. Rab yollarını düz etsin![/quote]

    Sevgili Rab’deki kardeşim ankaralı sizinle aynı duygu ve düşünceleri paylaşmak da, bana Rab’de mutluluk veriyor. Sevgili murat kardeşimle bir konuşmamızda tekrar sizleri ziyaret edeceğimi ifade etmiştim. Rab, izin verirse. Yazılımınız için teşekkür ederim. Sizin gibi Rab bilgisiyle dolu olan bir kişinin yazılarını okumak , beni teşvik ediyor.:elsalla: :elsalla: :elsalla:

    Biz inanlılar, Tanrı’nın merhametiyiz.
    Ruh sayesinde yaşıyorsak, Ruh’un izinde yürüyelim. :papatya: :papatya: :papatya:

    #30825
    Anonim
    Pasif

    Kurtaran İman:
    Kutsal Kitabın önemle üzerinde durduğu iman, dindar bir cehalete değil; Kutsal Sözlere dayanan bilgi olduğu “gerçek iman”dır. Bu nedenle Kutsal Kitap, iman konusunda bir kalkan görevi yapmaktadır. Buradaki bilgi bizlerin yüreklerine, düşüncelerimize ve duygularımıza Kutsal Ruh aracılığı ile mühürlenmiştir.
    İmanın gerçek olabilmesi için ölçüt; imanın hedefinde ve merkezinde Mesih’in olduğudur.
    Calvin, iman konusunda şunları der: “İman, bizlere karşılıksız olarak Mesih’te verilmiş olan vaadin gerçekliğinde temellenen Tanrı’nın bizlere karşı göstermiş olduğu merhametine ilişkin sağlam ve kesin olan bilgidir”.
    Örneklerle açıklık getirmek istiyorum:
    Kişi Tanrı’nın doğasını iyi bilmiyorsa, Mesih’i nasıl doğru bir şekilde yüceltebilir? O’na nasıl “Kurtarıcım” ve “Rab’bim” diyebilir. Mesih’i sadece bir peygamber olarak yüceltmek yeterli midir? Oysa Mesih bir Tanrı gibi yüceltilmesinden hoşlanır. Mesih’in lütfunu bilmeyen kişi O’na nasıl sükredebilir ki?
    Baba Tanrı’nın merhametini ve bağışlayıcılığını bilmeyen kişi nasıl sağlam bir iman geliştirebilir ki? Bağışlandığının, günahlarının bedelinin iki kat fazlasının ödendiğinin farkında olmadan nasıl Tanrı’nın kutsal merhametini gerçek bir şekilde övebilir?
    Kutsal Ruh’u sadece bir güç olarak iman eden biri nasıl O’nu yüceltebilir ki? Üçlü birlikteki Tanrı olduğunu ve O’nun işlerini bilmeyen biri hakettiği biçimde yüceltemez, övemez.

    Bilginin ve hikmetin kaynağı Kutsal Rab’bimize övgüler olsun!

    #30827
    Anonim
    Pasif

    Sevgili Kardeşler, hepimizin iyi anımsadığı bir örnekle iman konusuna devam etmek istiyorum.

    Kutsal Kitap, Nikodim adında gerçeği araştıran bir adamdan söz eder. Yaşadığı çağa göre entellektüel bilgiye sahip eğitimli biriydi ve Mesih’e gelip bildiğini sandığı şeyler hakkında konuşmak istedi. Yuhanna kitabında şunları okuyoruz: “Yahudiler’in Nikodim adlı bir önderi vardı. Ferisiler’den olan bu adam bir gece İsa’ya gelerek, ‹‹Rabbî, senin Tanrı’dan gelmiş bir öğretmen olduğunu biliyoruz. Çünkü Tanrı kendisiyle olmadıkça kimse senin yaptığın bu mucizeleri yapamaz›› dedi. İsa ona şu karşılığı verdi: ‹‹Sana doğrusunu söyleyeyim, bir kimse yeniden doğmadıkça Tanrı’nın Egemenliği’ni göremez.›› Nikodim, ‹‹Yaşlanmış bir adam nasıl doğabilir? Annesinin rahmine ikinci kez girip doğabilir mi?›› diye sordu. İsa şöyle yanıt verdi: ‹‹Sana doğrusunu söyleyeyim, bir kimse sudan ve Ruh’tan doğmadıkça Tanrı’nın Egemenliği’ne giremez. Bedenden doğan bedendir, Ruh’tan doğan ruhtur. Sana, ‹Yeniden doğmalısınız› dediğime şaşma. Yel dilediği yerde eser; sesini işitirsin, ama nereden gelip nereye gittiğini bilemezsin. Ruh’tan doğan herkes böyledir.›› Nikodim İsa’ya, ‹‹Bunlar nasıl olabilir?›› diye sordu. İsa ona şöyle yanıt verdi: ‹‹Sen İsrail’in öğretmeni olduğun halde bunları anlamıyor musun? Sana doğrusunu söyleyeyim, biz bildiğimizi söylüyoruz, gördüğümüze tanıklık ediyoruz. Sizler ise bizim tanıklığımızı kabul etmiyorsunuz. Sizlere yeryüzüyle ilgili şeyleri söylediğim zaman inanmazsanız, gökle ilgili şeyleri söylediğimde nasıl inanacaksınız?”(Yu.3:1-12).

    Yeşua Mesih, Nikodim’in bilgisinin yetersiz olduğunu, gerçek bilginin ruhsal bilgiyle, Tanrı bilgisiyle edinileceğini söylemiş oldu. Yine de bu gerçek bilgiye içsel ve ruhsal bir değişim olmadan erişilemiyeceğini açıkladı.

    Tüm bu ayetlerin ışığında diyebiliriz ki “İman, Tanrı’nın bizlere bir lütfudur”.

    Şimdi ilk aktardığım ayetleri tekrar yazıyorum:
    Tanrı’nın bize lütfettiklerini bilelim diye, bu dünyanın ruhunu değil, Tanrı’dan gelen Ruh’u aldık. Ruhsal kişilere ruhsal gerçekleri açıklarken, Tanrı’nın lütfettiklerini insan bilgeliğinin öğrettiği sözlerle değil, Ruh’un öğrettiği sözlerle bildiririz. Doğal kişi, Tanrı’nın Ruhu’yla ilgili gerçekleri kabul etmez. Çünkü bunlar ona saçma gelir, ruhça değerlendirildikleri için bunları anlayamaz. (1.Ko.2:12-14)

    Rab’be sonsuzlara dek yücelik olsun!

    #30828
    Anonim
    Pasif

    Sevgili Kardeşler,

    Derin bir konuda paylaşımlarda bulunduk. İmanın Kutsal Kitaptan tanımını okuduk, gerçek imanın ne olduğuna baktık, imanımızın nasıl ve kim tarafından bizlere verildiğini tartıştık.

    Şimdi sıra imanlı kişinin tanımına geldi. İmanlı kişiyi nasıl tanırız, yaşamlarında bu imanı nasıl görürüz? Kutsal Kitapta iman atalarmız kimler? Onların imanlarından nasıl dersler çıkartabiliriz?

    Bu konuda kısa bir giriş yapıp paylaşımlarınızı bekliyor olacağım.

    İman, güven ve adanmışlığı içerir. Bu nedenle imalı kişi, kendine güvenmek yerine Mesih’e güvenir, O’nu yaşamının merkezine koyar, O’na güvendiğini davranışlarıyla, sözleriyle ve hizmetiyle gösterir. Kurtuluşumuz için kendini kurban kuzusu olarak sunan Yeşua Mesih’in bu fedarkarlığın değerini ve sevgisini görmeye ve göstermeye kendini adar. Bu adanmışlık gözle görülür bir yaşamla ispat olunur.

    İman atalarımızdan İbrahim, Tanrıyla iletişimde bulunma süreci boyunca güvendiği kişinin doğası hakkında bilgi edindikçe güçlenmiştir. İbrahim’e söylenen şuydu: yaşadığın yeri terk et ve miras aldığın yere doğru git!
    İbrahim’le ilgili şu kayıtları okuyoruz “İman sayesinde İbrahim, miras olarak alacağı ülkeye gitmek üere çağırıldığı zaman Tanrı’nın sözünü dinledi ve nereye gideceğini bilmeden yola çıktı” (İbr.11:8).
    İbrahim güvendi ve kendini adadı. Güçlü bir iman değildi belki ama kendisini vaad edilen topraklara görücebilecek kişinin gücüne inanan imandı.
    İbrahimle ilgili daha sonra şunları okuyoruz: “İman sayesinde, bir yabancı olarak vaat edilen ülkeye yerleşti. Aynı vaadin ortak mirasçıları olan İshak ve Yakup’la beraber çadırda yaşadı.”(İbr.11:9).
    İbrahim’in buradaki imanının daha güçlü olduğunu görüyoruz. Tüm zorluklara rağmen Tanrıya güven geliştirmişti artık. Bir yandan yokluk ve yaban ellerdeki tehlikeler, diğer yandan vaadin gecikmesi İbrahim’i pek etkilemedi.
    İbrahim, imansızlık edip Tanrı’nın vaatlerinden kuşkulanmadı; tersine, imanı güçlendi ve Tanrı’yı yüceltti. Tanrı’nın kendi vaadini yerine getirecek güçte olduğuna tümüyle güvendi (Romalılar 4:20-21).
    İbrahime sunulan sadece yeni bir yurt değildi. Karısı çocuk yapma yetisini kaybettiği halde onadan bir ulus yaratılacağı vaadiydi. İbrahim Tanrı’nın mucize yapabileceğine imanı tamdı. O’na güvendi ve yaşamını O’na adadı.
    İbrahim’in yaşamına baktığımızda imanı hakkında söyleyecek o kadar çok şeyimiz olur ki. Peki ya bizlerin? Bizlerin yaşamında da Tanrı’nın bir armağanı olan iman gözüküyor mu? Tanrı’ya güvendiğimizi ve adanmışlığımızı çevremizdekiler görebiliyor mu?

    #30835
    Anonim
    Pasif

    Rab`de cok degerli ve benim icin cok kiymetli Altin Agizli Ankarali abicigim, gercekten bu yazilarinizi okudukca cok sey ogrendim ve ogrenmeye devam edecegim, bende birkac hafa once paylastigim Kutsal Kitap`ta gecen ve Imani sayesinde kurtulup, daha sonra Rab`bin o imani sayesinde ne bereketler verdiginden bahstegim bayan hakkina kisacik yazmak isterim,

    Ibr.11: 31 Fahise Rahav casuslari dostça karsiladigi için imani sayesinde söz dinlemeyenlerle birlikte öldürülmedi.

    Burada ismi gecen kisi Yesu 2. bolumde karsimiza cikiyor, ve onun hakkindaki ilk ve onemli bilgiler soyle gecmektedir, (aslinda hepimiz ezbere biliyoruz ama okumayan kardesler okusun diye buraya uzun uzun yaziyorum ozur dilerim)

    Yesu.2: 1 Nun oglu Yesu Sittim’den gizlice iki casus gönderdi. “Gidip ülkeyi, özellikle de Eriha’yi arastirin” dedi. Böylece yola çikan casuslar, Rahav adinda bir fahisenin evine gidip geceyi orada geçirdiler.
    Yesu.2: 2 Bu arada Eriha Krali’na, “Ülkemizi arastirmak üzere bu gece Israil halkindan buraya adamlar geldi” diye haber verildi.
    Yesu.2: 3 Bunun üzerine Eriha Krali, Rahav’a, “Sana gelip evinde kalan o adamlari disari çikar” diye haber gönderdi, “Çünkü onlar ülkemizi arastirmak için geldiler.”
    Yesu.2: 4 Iki adami saklamis olan Rahav, “Adamlarin bana geldikleri dogru” dedi, “Ama ben nereli olduklarini bilmiyordum.
    Yesu.2: 5 Karanlik basar basmaz, kentin kapisi kapanmak üzereyken çiktilar. Nereye gittiklerini bilmiyorum. Hemen peslerinden giderseniz yetisirsiniz.”
    Yesu.2: 6 Aslinda kadin onlari dama çikarmis, oraya sermis oldugu
    keten saplarinin altina gizlemisti.
    Yesu.2: 7 Kralin adamlariysa casuslari Seria Irmagi’nin geçitlerine giden yol boyunca kovaladilar. Onlar kentten çikar çikmaz kapi sürgülenmisti.
    Yesu.2: 8 Damdaki adamlar yatmadan önce kadin yanlarina çikti.
    Yesu.2: 9 “RAB’bin bu ülkeyi size verdigini biliyorum” dedi, “Sizden ötürü dehsete kapildik; ülkede yasayan herkesin korkudan dizlerinin bagi çözüldü.
    Yesu.2: 10 Çünkü Misir’dan çiktiginizda RAB’bin Kizildeniz’i* önünüzde nasil kuruttugunu, Seria Irmagi’nin ötesindeki Amorlu iki krala -Sihon ve Og’a- neler yaptiginizi, onlari nasil yok ettiginizi duyduk.
    Yesu.2: 11 Bunlari duydugumuzda korkudan dizlerimizin bagi çözüldü. Sizin korkunuzdan kimsede derman kalmadi. Çünkü Tanriniz RAB hem yukarida göklerde, hem de asagida yeryüzünde Tanri’dir.
    Yesu.2: 12-13 Size iyilik ettigim gibi, siz de aileme iyilik edeceginize lütfen RAB adina ant için. Annemi, babami, erkek ve kiz kardeslerimle ailelerini ölümden kurtarip hepimizi sag birakacaginiza iliskin bana güvenilir bir isaret verin.”
    Yesu.2: 14 Adamlar, “Eger bu yaptiklarimizi açiga vurmazsaniz, yerinize ölmeye haziriz” dediler, “RAB bu ülkeyi bize verdiginde sana iyilik edip sözümüzü tutacagiz.”
    Yesu.2: 15 Kent surlarinda bir evde oturan Rahav, adamlari iple pencereden asagi indirdi.
    Yesu.2: 16 Onlara, “Daga çikin, yoksa sizi kovalayanlarla karsilasabilirsiniz” dedi, “Onlar dönene kadar üç gün orada saklanin. Sonra yolunuza devam edersiniz.”
    Yesu.2: 17 Adamlar Rahav’a, “Bize içirdigin andi tutmasina tutariz” dediler,
    Yesu.2: 18 “Ama ülkeye girdigimizde su kirmizi ipi bizi indirdigin pencereye bagla. Anneni, babani, kardeslerinle babanin bütün ev halkini yanina, kendi evine topla.
    Yesu.2: 19 Evinin kapisindan disariya çikan, kendi kanindan sorumlu olacak; böyle biri için sorumluluk kabul etmeyiz. Ama seninle birlikte evinde olan herhangi birine gelecek zarardan biz sorumluyuz.
    Yesu.2: 20 Ancak bu yaptiklarimizi açiga vurursan, içirdigin ant bizi baglamaz.”
    Yesu.2: 21 Kadin, “Dediginiz gibi olsun” diye karsilik verdi. Onlari yola çikarip ugurladiktan sonra kirmizi ipi pencereye bagladi.
    Yesu.2: 22 Adamlar ayrilip daga çiktilar; kendilerini kovalayanlar dönünceye dek üç gün orada kaldilar. Kovalayanlar yol boyu onlari aradilarsa da bulamadilar.
    Yesu.2: 23 Iki adam geri dönmek üzere dagdan indi. Irmagi geçip Nun oglu Yesu’nun yanina vardilar ve baslarindan geçen her seyi ona anlattilar.
    Yesu.2: 24 Yesu’ya, “RAB gerçekten bütün ülkeyi elimize teslim etti” dediler, “Orada yasayan herkesin korkudan dizlerinin bagi çözüldü.”

    Ayetlerde cok net anlasildigi gibi, Kadin Israil halkindan degildir, ancak birgun Rab`bin sectigi halk vaad edilen topraklara girmeden once casuslar gonderip, dusmanlari hakkinda bilgi edinmek isterler, bunu duyan Dusman birlikletin Krali hemen askerler gonderip yakalatmak ister, Adamlar ise en suphe cekmeyecek kisinin evine girer, kendilerini tanitir ve yardim ister, Kadinda onlarin inandigi Tanri hakkinda Duymus bilmis ve onlarin inandigi YAHVE tanri`nin gucunun farkina varmistir, (Yesu 2:9a) ve onlara yardim edecegini soyler ve dedigi gibi yapar , ama Bir sartla beni ve ailemi savas sirasinda Oldurmeyeceksiniz der.

    Adamlar kabul eder ve Evine KIRMIZI BIR IP BAGLA ve tum yakinlarin evde olsun (KIRMIZI IPIN ASILI OLDUGU EVDE), onlar oldurulmeyecek, ama disarida olan kim olursa oldurulecek der,

    Simdi bu kadin`in ozelliklerine bakalim,
    Kadin eski hayatinda Fahiselik yapiyordu,
    Kadin Secilmis Halk Israilli degildi,
    Kadin Vatanhaini idi (Israilleri saklamisti)
    Kadin Yalanci idi (Bu evde yok demistir)

    Bu kadar kotu bir kadin ne oldu acaba?

    Bu Kadin Tanri`nin gucune, kudretine, vaadlerine sadik kalacagina o kadar emindiki (Tanri`nin Musaya defalarca soyledigi, `Size vaad edilen Topraklari verecegim` sozunu duymus ve Tanrinin yapacagindan emindi ve imani vardi) Tanri bu kadinin imanini bereketledi,

    Tanri kadinin yaptigi kotu isleri artik silip atmisti ve imanina bakmisti ve onu cok bereketlemisti (az sonra okuyacagimiz gibi, hemde nasil bereketlemek)

    Ancak Bu sirada bu bereketi alabilmesi icin hayatta olmasi, yasiyor olmasi lazimdi, ama yasamasi icin birsey yapmaliydi, KAPISINA KIRMIZI BIR IP BAGLAMASI LAZIMDI,

    Kirmizi ip Misirdan Cikan halkin, Fisih gunu kapi suvelerine surdugu Kurban Kanini simgeler, hepimizin hatirlayacagi gibi, Olum melegi geldiginde, Kapisinda Kurban Kani olan evlerin uzerinden gecmistir ve o evde yasayanlara dokunmamistir, Ayni sey buradada soz konusudur, Tanrinin sectigi halk sehre girdiginde buyuk savas olmus, ama KAPISINDA KIRMIZI IP BULUNAN RAHAV`in evine kimse dokunmamistir, Burada gordugumuz gibi, Sadece Mesih`in kani bizi kurtarir, kadin buna iman etti ve kadin ne oldu???


    Isa Mesih’in Soyu
    Mat.1: 1-2 Ibrahim oglu, Davut oglu Isa Mesih’in soy kaydi söyledir: Ibrahim Ishak’in babasiydi, Ishak Yakup’un babasiydi, Yakup Yahuda ve kardeslerinin babasiydi,
    Mat.1: 3 Yahuda, Tamar’dan dogan Peres’le Zerah’in babasiydi, Peres Hesron’un babasiydi, Hesron Ram’in babasiydi,
    Mat.1: 4 Ram Amminadav’in babasiydi, Amminadav Nahson’un babasiydi, Nahson Salmon’un babasiydi,
    Mat.1: 5 Salmon, Rahav’dan dogan Boaz’in babasiydi, Boaz, Rut’tan dogan Ovet’in babasiydi, Ovet Isay’in babasiydi,
    Mat.1: 6 Isay Kral Davut’un babasiydi, Davut, Uriya’nin karisindan dogan Süleyman’in babasiydi,
    Mat.1: 7 Süleyman Rehavam’in babasiydi, Rehavam Aviya’nin babasiydi, Aviya Asa’nin babasiydi,
    Mat.1: 8 Asa Yehosafat’in babasiydi, Yehosafat Yoram’in babasiydi, Yoram Uzziya’nin babasiydi,
    Mat.1: 9 Uzziya Yotam’in babasiydi, Yotam Ahaz’in babasiydi, Ahaz Hizkiya’nin babasiydi,
    Mat.1: 10 Hizkiya Manasse’nin babasiydi, Manasse Amon’un babasiydi, Amon Yosiya’nin babasiydi,
    Mat.1: 11 Yosiya, Babil sürgünü* sirasinda dogan Yehoyakin’le kardeslerinin babasiydi,
    Mat.1: 12 Yehoyakin, Babil sürgününden sonra dogan Sealtiel’in babasiydi, Sealtiel Zerubbabil’in babasiydi,
    Mat.1: 13 Zerubbabil Avihut’un babasiydi, Avihut Elyakim’in babasiydi, Elyakim Azor’un babasiydi,
    Mat.1: 14 Azor Sadok’un babasiydi, Sadok Ahim’in babasiydi, Ahim Elihut’un babasiydi,
    Mat.1: 15 Elihut Elazar’in babasiydi, Elazar Mattan’in babasiydi, Mattan Yakup’un babasiydi,
    Mat.1: 16 Yakup Meryem’in kocasi Yusuf’un babasiydi. Meryem’den Mesih* diye taninan Isa dogdu.
    Mat.1: 17 Buna göre, Ibrahim’den Davut’a kadar toplam on dört kusak, Davut’tan Babil sürgününe kadar on dört kusak, Babil sürgününden Mesih’e kadar on dört kusak vardir.

    Iste iman ve iste iman`a verilen odul, Bu kadar kotu karakterli bir kadin bile iman sayesinde Ne onemli bir yere geldi, Davut`un buyuk Annesinin annesi oldu (Hani Davut peygamber derizya), Bir cok ayrica peygamberin soyunda yer aldi, Ama En onemlisi Mesih Isa`nin o kutsal ve Baba, Ogul ve Kutsal Ruhta tek Olan Beden almis Mesih`in dunyasal bedeninde yine soy agacina girdi, aslinda cok kisa anlatmaya calistim belki karisik olmus olabilir ozur dilerim, ama ayetlere derin bakinca gorecegizki

    Iman`da irk onemi yoktur,
    Imanda gecmis hayat onemi yoktur
    Iman eden herkes kurtulacaktir
    Iman eden Herkes Mesih`in kani araciligi ile kurtulacaktir
    Iman eden herkes`e Belki Mesih`in soy kutugunde buyuk, buyuk, buyuk….. ninesi, dedesi olmayacakti ve denmeyecektir,.

    Ama Iman edene TANRI OGULLARI denecektir,

    ne mutlu gormeden Iman edene,
    Amin

    #31121
    Anonim
    Pasif

    İman, umut ettiğimiz şeylere güvenmektir.İman, ” Rab, yaşamımın kalesidir. ” der. Tanrı sözüne uygun hareket ettikçe iman, umut ettiğimiz şeyi gerçekleştirmek için gereken güvenceyi verir.

    Birçok kişi, sadece umut eder ve orada kalır. Bu, işe yaramayacaktır. İman, umut edilen şeylerin güvencesidir. Eğer ” Umarım Tanrı duamı duymuştur ” derseniz ve başka bir şey yapmazsanız; duanız duyulmamıştır. Duanıza hiçbir yanıt alamazsınız. Fakat imanınız, duanızın yanıtı için güvence verebilir, verecektir de ! Şunu unutmayalım: Umut, ” ona bir gün sahip olacağım. ” der.İman ise, ” Ona şimdi sahibim. ” der.

    John WESLEY, ” İblis kiliseye, bazı kişilerin aradaki farkı söyleyemeyeceği kadar çok imana benzeyen, iman yerine geçen bir alternatif vermiştir. ” demiş; buna da ” zihinsel kabul ” adını vermiştir.

    Birçok kişi, Tanrı sözünün anlatmak istediğini anlar ve doğruluğunu kabul eder. Ama buna sadece zihniyle katılır. Bu şekilde iş yürümez. Tanrı’dan kaynaklanan iman, yürekten imandır. Romalılar 10:10’da geçen ayette yazılı olan sözlere dikkat edelim: ” Çünkü insan yürekten iman ederek… “

    İsa Mesih, Markos 11:23’te şöyle der: “… kim şu dağa, ‘ Kalk denize atıl.’ der ve yüreğinde kuşku duymadan ( zihinle ilgili tek kelime söylemiyor ) dediğinin olacağına inanırsa ( yani yüreğiyle ), dilediği yüreğine gelecektir. “

    Zihinle mi katıldığımı yoksa yürekten imana mı sahip olduğumu nasıl bilebilirim ? ” diye sorabilirsiniz Eğer bu, sadece katılım veya zihinsel kabul ise şöyle diyecektir: ” Tanrı sözünün doğru olduğunu biliyorum. Tanrı’nın bana şifa ve Kutsal Ruh’u vaat ettiğini biliyorum , ama nedense ona sahip olamıyorum, onu anlayamıyorum.

    Lütuf, İsa Mesih’i sevenlere ölümsüz sevgiyle !
    isasiyahbeyaz Dünyayı kazansan neye yarar ? :papatya: :papatya: :papatya:

    #31374
    Anonim
    Pasif

    Tanrı’nın sözündeki gerçek iman : ” Eğer Tanrı sözü öyle diyorsa öyledir. O benimdir. Ona şimdi sahibim ” der. Gerçek iman ayrıca, ” O’nu göremediğim zaman, ona sahibim ” der.

    Yürekten dua etmemiş biri,” Dua etmekte olduğum şeyi görmüyorum, o halde gerçekleşmemiş ” diyebilir. Eğer dua ettiği konu gerçekleşseydi ya da ona sahip olsaydı; o zaman O’na inanmak zorunda olamazdı.

    Emin olmak için, inanma adımını atmalıyız. Çoğu insan, önce emin olmak; sonra da inanmak ister. Yani dua ettikleri konunun gerçekleşeceğinden emin olmak isterler.

    İsa’nın Mar. 11:24’te geçen sözlerine dikkatlice bakalım: ” …. duayla her dilediğiniz her şeyi daha şimdiden almış olduğunuza inanın, dileğiniz yerine gelecektir. ” Malik olmanın, inanmaktan sonra geldiğine dikkatedelim. Bazıları, bunu tersine çevirmek ister. İsa, bir açıdan şöyle demiştir: ” Bir şey elde etmeden önce, ona sahip olduğunuza inanmalısınız. “

    Tomas, ” O’nun ellerinde çivilerin izlerini görmedikçe, çivilerin izine parmağımla dokunmadıkça ve ellerimi böğrüne sokmadıkça inanmam ” demişti. Sonra, Mesih göründüğünde, ” Rabbim ve Tanrım ! ” ( Yu. 20:28 ) dedi.

    İsa, Tomas’a, ” Beni gördüğün için mi iman ettin ” dedi. Başka bir ifadeyle Tomas, İsa’nın dirilişine inanlılar gibi inanmıyordu. O, fiziksel gözleriyle gördüğü için İsa’ya inandı. Biz inanlılar ise, Tanrı’nın sözü öyle dediği için inanıyoruz. Bazı kişiler, bu açıyı farkedemiyorlar: ” Tanrısal şifaya inanıyorum, çünkü birilerinin iyileştiğini gördüm ” diyorlar. Benim Tanrısal şifaya inanma nedenim bu değildir; Tanrı sözü öyle dediği için inanırım.

    Rab’bin sevgisi ve ışığının sarmalında kalınız. :kucak:


15 yazı görüntüleniyor - 1 ile 15 arası (toplam 31)
  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.