• Dieses Thema hat 4 Teilnehmer und 5 Antworten.
Ansicht von 6 Beiträgen - 1 bis 6 (von insgesamt 6)
  • Autor
    Beiträge
  • #26360
    Anonym
    Inaktiv

    Kafam karma karışık…

    Geçenlerde TV izliyorum. Adamın biri çıkmış tövbe eden herkesin günahlarının affedileceğini söylüyor müslümanlıkta. İçimden nerede Allah’ın adaleti diyorum. Namaz kılıp müslümanlığı en iyi şekilde yerine getirmeye çalışanla, nefsine hakim olamayıp günah işleyen birinin tövbe dilemesinin farkı ne diyorum.
    Benim dövmeme laf edip abdestin kabul olmayacağını söyleyen ama ellerine yaktıkları lanet olasıca kına’nın sevap olduğunu zanneden insanlarla yaşıyorum. Allahın sevap anlayışı bu kadar basit olamaz diyorum kendi kendime.
    Araştırıyorum…

    Birkaç Hristiyan sitesine girip okuyorum. Bütün gece hatta sabaha kadar. Mantıklı geliyor herşey. ‚ Tanrı sevgidir. ‚ kelimesinin sırrını çözmeye çalışıyorum ve sonunda anlıyorum. ‚ Tek Tanrıya ve onun birici oğlu rabbimiz Mesih İsa ya inanıyorum. ‚

    ve sizden rica ediyorum.
    Bana Tanrının adaletinden biraz bahseder misiniz? linie

    #33364
    Anonym
    Inaktiv

    Merhaba Timotee,
    Tek Tanrı’ya ve O’nun biricik oğlu Rabbimiz İsa Mesih’e inanmana çok sevinim. Çok Haklısın berat kandillerinde olduğu gibi Tanrı affetmek için özel bir gece seçmez. Yalnızca o gece herkesin duasını duyabilir kapasitesine de indirgenemez. Bu tamamen saçmalıktır. Bunu anladığın için ayrıca mutluyum. Tövbe tövbeye yaraşır meyve verildiğinde gerçekten tövbedir.
    Aşağıda bir alıntı bulacaksınız .

    Müslümanlar sıkça Tanrı’nın neden insanın günahları için ölmesi gerektiğini sorarlar. Neden günahlarımızı itiraf ederek, Tanrı bizim tüm günahlarımızı bağışlamasın? Günahları itiraf etmek neden yeterli değildir? Aşağıdakiler, Tanrı’nın günahlarımız için kefaret vermesi gerektiğini mantıkla göstermeye çalışmaktadır.

    Tanrı sınırsızdır.

    O’nda sınır yoktur. Sonsuzdur.

    Tanrı kutsaldır.

    Kutsallık günahtan arılıktır, günahsızlıktır. Tanrı yanlış birşey yapamaz. Kutsallığın bir yönü yanlış yapamamaktır.

    Tanrı adildir.

    O daima doğruyu yapar.

    Tanrı kendi doğru beyanlarını, açıklamalarını çiğneyemez çünkü bu Tanrı’nın kendisi ile çelişkiye düşmesi demektir.

    Bize doğru veya yanlışı söyleyen Tanrı olduğu için, O’nun adaleti Kendi doğasıyla ilişki içindedir, bağlantılıdır.

    Bundan dolayı Tanrı sonsuz kutsaldır ve sonsuz adildir.

    O’nun ne kutsallığı ne de adaleti Kendi karakteri olduğundan ve Tanrı’nın kendisi reddedilemeyeceğinden, sonsuz kutsallığı ve sonsuz adaleti inkar edilemez.

    Bizler sınırlıyız ve kutsal değiliz.

    Bizler sonsuz değiliz çünkü yaratığız.

    Kutsal değiliz çünkü günah işleriz.

    Günah Tanrı’nın yasasını yapamamaktır veya Günah Tanrı’nın yasasına karşı gelmektir.

    Doğru veya yanlışı Tanrı beyan eder. Bunları Kutsal Yazılarda açıklamıştır.

    Yasa Tanrı’nın karakterinin bir yansımasıdır.

    Tanrı yüreğinden ve aklından konuşur. Eğer yalan söyleme diyorsa, bunun nedeni yalanın Tanrı’nın doğasına aykırı olduğudur.

    Tanrı nedensiz veya amaçsız konuşmaz. Eğer amacı veya nedeni olmasaydı, bu Tanrı’nın güvenilmez olduğu anlamına gelirdi.

    Tanrı güvenilirdir, bundan dolayı, Tanrı’nın yasası mükemmelliğin, adaletin ve kutsallığın standartıdır.

    Tanrı’nın yasası günahkarın cezasının Cehennem (lanetlenme) olduğu cezasını da içinde taşır.

    Lanetlenme, kişinin Tanrı’ya karşı günahından dolayı, Tanrı’nın doğru yargısının o kişiye uygulanması eylemidir.

    Eğer Tanrı’nın yasasını çiğnemeye karşı yasa bir ceza içermeseydi, o zaman lanetlenme (Cehennem) olmazdı. Cehennem (lanetlenme) olduğuna göre, o zaman Tanrı’nın yasasını çiğnemenin bir ceza taşıdığı sonucuna varırız.

    Eğer Tanrı doğruluğuna göre lanetlemeseydi (Cehenneme göndermeseydi), o zaman Tanrı yanlış yapmış olurdu. Tanrı hata yapamayacağına göre o zaman lanetlenmek (Cehenneme gönderilmek) doğrudur ve adildir (doğru bir eylemdir).

    Tanrı bizim yaptıklarımızla etkilenir.

    Bunu kanıtı dualarımızda bulunabilir. Tanrı dualarımızı yanıtladığına göre, dualarımız Tanrı’yı harekete geçirir ve Tanrı bizi yanıtlar.

    Eğer dualarımızın Tanrı’nın huzurunda bir faydası olmazsa, o zaman dua etmek faydasızdır ve dualarımız hiçbir şey başaramaz.

    Tanrı’nın yasasını çiğneme, günah işleme Tanrı’yla ilişkimizde olumsuz bir etki yaratır.

    Tanrı mükemmel olduğu ve bütünlük içinde olan ruh olduğu için günahlarımız Tanrı’ya fiziksel bir zarar vermez.

    Fakat, lanetlenme – Cehennem (Tanrı’nın adaletinden dolayı) varolduğu için, günahın, günahkar ile Tanrı arasında olumsuz (negatif) bir etkiye sahip olduğu sonucuna varırırız. Eğer bu olmasaydı, o zaman Cehennem (lanetlenme) olmazdı.

    Tanrı sonsuz olduğundan, O’na karşı işlenen günahların da etkisi sonsuz olacaktır.

    Bizim kendisine karşı işlediğimiz günah doğrudan sonsuz olan Tanrı’yadır, bundan dolayı günahın sonucu sonsuza değin sürecektir.

    Sınırlı olan kişi sınırsız ve sonsuz olan Tanrı’ya karşı işlenen günahı uzaklaştıramaz, kendisini aklayamaz.

    Sınırlı kişinin sonsuz Tanrı’ya karşı işlediği günahı temizlemek için yapacağı herşey, sonsuz olan Tanrı adaletinin istediklerini karşılayamayacak ve Tanrı’nın yasasının söylediklerini yerine getiremeyecektir.

    Tanrı Kendi Sonsuz adaletini yerine getirmeden, günahkarı ‘keyfine göre, rasgele’ bağışlayamaz.

    Eğer Cehennem (lanetlenme) adalet gereği doğru şekilde verildiyse, aynı şekilde, bağışlama da adalet ile uyuşmalıdır çünkü adalet ve bağışlamanın her ikisi de doğrudan günah ile ilişkilidir.

    Bağışlamak için günahı basitçe görmezden gelmek adaleti reddetmektir.

    Eğer bağışlamak Tanrı’nın adaleti ile uyumlu değilse, o zaman Tanrı keyfine göre davranan, çelişki içindedir ve adil değildir.

    Günahkarın ölmesi ve sonsuza dek lanetlenmesi (Cehennem) adilse, bu adalet görmezden gelinemez.

    Eğer görmezden gelinirse, o zaman Tanrı kendi adaleti ile uyum içinde değildir.

    Eğer görmezden gelinirse, o zaman Tanrı’nın kimseyi Cehenneme (sonsuz lanetlenme) göndermeye hakkı yoktur.

    Yaşayan hiçkimse lanetlenemez. Sadece ölüler lanetlenmiştir (Cehenneme gitmiştir).

    İnsan sınırlı işleri ile Tanrı’nın bağışlamasını kazanamayacağına göre, bağışlamayı olanaklı hale getirebilecek olan Tanrı olmak zorundadır.

    Tanrı’dan başkası dışında kimse doğru yapamacağından durum böyledir.

    Günahın cezasını görmezden gelmek, adil olmadığı ve insanın Tanrı’nın verdiği yasaları tam yerine getiremediği için, günahlarımızın cezasını ödeyebilecek Tanrı dışında kimse kalmıyor.

    Bağışlamanın kendisi de bir adalet eylemi/hareketi olduğu ve adaleti gerektirdiği için günah görmezlikten gelinemez.

    Bu adalet görmezlikten gelinemez çünkü eğer öyle olursa, Tanrı kendisi ile çelişki ve uyumsuzluk içinde olacaktır.

    Günahkarın ruhsal ölümü ve yargısı adildir.

    Ruhsal ölüm Tanrı’nın cezasıdır ve ruhsal ölümü Cehennem (sonsuza dek lanetlenme) takip eder.

    Günaha ceza vermek adil olduğu için, Tanrı adaletin karşılığını vermek ve yerine getirmek zorundadır.

    Sınırlı insan, Tanrı’nın aradığı kutsallık ve ruhsal mükemmeliği sağlayamayıp, O’nu hoşnut edemediği için bu böyledir.

    Günahların bağışlanması için gerekli adaleti Tanrı sağlamalıdır yoksa adalet sağlanamaz veya yerine getirilmemiş olur.

    Bu nedenle, Tanrı günahkarın yerine kendisi geçmeli, günahkar insana verilen adil, ruhsal ölüm yargısının sonucu olan acıyı kendi üzerine almalıdır.

    Adalet sağlandığı için doğru ve adil bağışlama şimdi insanlara verilebilir.

    Bu bağışlama, hiçbir insanın kendi işleri ile kazanılamayacağı için, sadece insanın imanı aracılığıyla alınabilir çünkü kişinin yapabileceği hiçbir şey yoktur.

    #33368
    Anonym
    Inaktiv

    Değerli kardeşim senin yazını okurken, biraz tebessüm ettim doğrusunu söylemek gerekirse. Sevap-Günah konusu gerçekten oldukça karmaşık bir konu o sisteme göre, sevabın çoksa cennete, günahın çoksa cehenneme,kurulan mirzan ve bunların tartılması. buraya kadar her şey normal görünüyor ama rivayetlere baktığımız zaman ise tersi bir tez çıkıyor ortaya.

    Örneklerden birine bakalım istersen; sarhoşun biri,ağlayan bir bebeğin başına elini temizlemek için sürüyor ve çocuğun ağlaması kesiliyor, neymiş bir yetimi, başını okşadı tüm günahlar afoldu ve cennete. ne kadar adaletli bir sisem bu şimdi.

    Dövme konusuna gelince bencede dinen bir sakıncası olmamalı, bende de dövme var, fakat bunu şöyle düşünüyorum, Rabbin bize tertemiz verdiği bir bedeni pisletmek.. fakat bunun inancımızı etkileyeceiğini düşünmüyorum. Her müslüman cenneti görecek fikri banada her zaman enteresan gelmiştir.müslümanmısın ne olursa olsun yeterli cezanı çektikten sonra cennete gitmene:))

    Bu konuyu şöyle bir fıkrayla noktalandırmak istiyorum.

    Birgün bodrumun barlarından birinde mehmet içer, o sırada yan tarafına hans adına bir alman gelir ve dost olurlar. Muhabbet ilerler kafalar iyice demlenir. Mehmet Hans’a „Ya Hans ben seni çok sevdim, gel sen müslüman ol .
    Hans: İyi hoş diyorsunda sizde var 5 vakit namaz kılmak bende o kadar zaman olmamak.
    Mehmet: ya Hans ne olmuş sende fırsat buldukça kılarsın Ben Müslümanım ama Kandilden kandile secdeye varıyorum.
    Hans: ama siz oruç tutmak belli dönemler belki ben uygun olmamak o dönemlere
    Mehmet: Hans ne alakassı var, benim yaşım 30 belki tutmuşumdur 10 gün
    Hans: güzel ama siz içki ne olursa olsun haram bense çok sevmek.
    Mehmet: Ya hans ramazan ayındayız bak oruç tutmaktan geçtim ve içiyorum Niyet önemli
    Hans: ya mehmet o zaman şehadete ne gerek bu şekildeyse “ O ZAMAN BEN ZATEN MÜSLÜMAN“

    Esenlikle…

    #33371
    Anonym
    Inaktiv

    @Tuba:

    Verdiğiniz açıklayıcı cevaptan ötürü size minnettarım.
    Tanrı yüreğinizi korusun.

    @ NURDEM:

    İslam dinindeki hurafeler insanların doğru yolu bulmalarında önemli rol oynuyor. İnsanların mantıksız şeylere inanması üzücü fakat doğru yolu bulmaları sevindirici.
    Sizede çok teşekkür ediyorum.
    Tanrı yüreğinizi korusun.

    Bu arada bugün doğum günüm. Yüreğimin kapılarını sonuna kadar Tanrıya açıp dua ediyorum. İçimde her zamankinden daha farklı bir huzur ve mutluluk var.

    Sevgilerimle.

    #33372
    Anonym
    Inaktiv

    @Timothée 14796 wrote:

    @Tuba:

    Verdiğiniz açıklayıcı cevaptan ötürü size minnettarım.
    Tanrı yüreğinizi korusun.

    @ NURDEM:

    İslam dinindeki hurafeler insanların doğru yolu bulmalarında önemli rol oynuyor. İnsanların mantıksız şeylere inanması üzücü fakat doğru yolu bulmaları sevindirici.
    Sizede çok teşekkür ediyorum.
    Tanrı yüreğinizi korusun.

    Bu arada bugün doğum günüm. Yüreğimin kapılarını sonuna kadar Tanrıya açıp dua ediyorum. İçimde her zamankinden daha farklı bir huzur ve mutluluk var.

    Sevgilerimle.

    Timothee Kardeş,

    Rab’be hoş geldin. O’na yüreğini açmışsan, O mutlaka gelmiştir. Bu yüzden inan, sevin ve coş. Biz de seninle coşuyoruz. Rab seni korusun, O’nda köklendirsin, güçlendirsin. Doğum gününde, yeniden doğdun. Kutlamak gerek. Şu an göklerde, meleklerin huzurunda da senin için kutlama vardır. Rab’be şükürler olsun.

    Bu mutlu haber, bugün ikinci oluyor. Bir de Yakamoz kardeşimizin Rab’be geldiğini duydum. Çok ama çok sevindim. Kurtulma zamanı şimdidir ve zaman azalıyor. Kardeşler, her ikinizi de sevgi ile kucaklarım.

    Nurdem Kardeşin fıkrası da beni güldürdü. Rab seni bereketlesin kardeşim.

    Son olarak da, dövme konusunda, Kutsal Kitap sessiz değil: „Bedninize dövme yaptırmayacaksınız. Rab benim“ (Levililer 19:28).

    Rab’de Esenlikler ve Mutluluklar Dilerim.
    Sevgi ve Dualarımla.

    #33373
    Anonym
    Inaktiv

    Son olarak da, dövme konusunda, Kutsal Kitap sessiz değil: „Bedninize dövme yaptırmayacaksınız. Rab benim“ (Levililer 19:28).

    Çok değerli büyüğüm, sizin tümyazılarınızı soluksuz okuyor büyük keyf ve feyz alıyorum, eksik kaldığım dövme konusunda ki uyarınız için yürekten teşekkür ederim..

Ansicht von 6 Beiträgen - 1 bis 6 (von insgesamt 6)
  • Du musst angemeldet sein, um auf dieses Thema antworten zu können.