• Bu konu 4 izleyen ve 16 yanıt içeriyor.
15 yazı görüntüleniyor - 1 ile 15 arası (toplam 17)
  • Yazar
    Yazılar
  • #24942
    Anonim
    Pasif

    Kadınların da saç örgüleriyle, altınlarla, incilerle ya da pahalı giysilerle değil, sade giyimle, edepli ve ölçülü tutumla, Tanrı yolunda yürüdüklerini ileri süren kadınlara yaraşır biçimde, iyi işlerle süslenmelerini isterim. ( 1. Ti. 9:10 )

    İmanlı kadınlar…,Rab’bin arzusunu yerine getirmek, modanın ne istediğine göre değil, Rab’bin modasına uygun olarak yaşamak, konuşmak, davranmak ve giyinmektir.

    Tanrı’nın sözüne uygun giyim, kuşam ve süslenme biçimi her toplumda saygın,efendi, sade, kimseyi rahatsız ve rencide etmeyen giyim kuşam ve süslenme biçimidir. Aşırı şekilciler, aşırı dindarlar bu konuda da konunun anlatmak istediği ya da vermek istediğinin dışında yorumlara gidebilirler.

    Özellikle bazı toplumlarda eğer kadınlar başlarını sürekli örterek geziyorlar ve bunun dışında kolsuz elbiselerle ve örtüsüz gezmek aşırılık olarak kabul ediliyorsa imanlı kadına düşen bu toplumun en mazbut ve kabul gören giysisini giymektir; başını da örtmelidir.Mecburiyetten değil ama unutulmamalıdır ki, Kutsal Kitap’ın geçtiği birçok yerede kadınlar hep o yörenin örtülü giysileriyle geziyorlardı. İmanlı kadınlar çoğu zaman yörelerine göre baş örtülerini eksik etmediler. Görüldüğü gibi “ ben hristiyan oldum, hristiyanlıkta gönül önemli, istediğim gibi gezerim ” diyenlerin bir anlamda Kutsal Kitap’ın ruhunu tam anlamadıkları ortaya çıkmaktadır.Burada şunu da gözardı etmemek gerekir. Yaşadıkları toplumun mazbut, uygun giysileri içinde Mesih İsa’nın iyi tanıkları olarak yaşamalıdırlar

    Alçakgönüllü ve uygun olmak kaydıyla aslında giysi yasağı yoktur. ( Turgay ÜÇAL – Derek MALCOLM )

    Rabbin sevgisi ve esenliği sizinle olsun.:papatya:

    #28910
    Anonim
    Pasif

    John Chrysostom sade giyimim, üzerinde fazla tartışılmayacak bir tanımını verir :

    Öyleyse sade giyim nedir ? Bu, her yeri örten, edebe uygun, gereksiz süsler içermeyen giyimdir. Biri böyle, diğeri aşırı olmamalıdır. Dua için Tanrı’ya örgülü saçlar ve altın takılarla mı yaklaşıyorsunuz ? Eğlenceye mi geldiniz ? Düğüne ya da karnavala mı ? Bu tür pahalı şeylerin hiçbiri istenmez. Dua etmeye, günahlarınız için af dilemeye, suçlarınız için rab’be yakarmaya geldiniz. Bu tür ikiyüzlülükten uzak durunuz.

    Edebe uygun sözü, utandıracak herhangi bir şeyden sakınmayı kasteder. Ayrıca alçakgönüllü ve tedbirli olma düşüncesini de taşır. Ölçülü bir kadının giysilerindeki dengeyi kasteder. Diğer yandan kadın gösterişli ve pahalı giysilerle dikkat çekmeye çalışacaktır. Bu, Tanrı’ya yakarması gereken kişilerde hayranlık, hatta kıskançlık uyandırabilir. Öte yandan iç karartıcı ve çok eski moda giysilerle de dikkati kendi üzerine çekmemelidir. Kutsal Yazılar giyinme konusunda ılımlı ve ölçülü bir yol izlenmesi gerektiğini öğretir. ( W. MacDonald )

    Rabbin sevgisi ve ışığı sizinle olsun.:papatya:

    #29026
    Anonim
    Pasif

    1. Korintliler 11:2-16’ya göre kadınların dua ve peygamberlik ederken başlarını örtmeleri gerektiği iması konusunda ne yapacağız ? ( Gordon D. FEE )

    “Ne var ki, yılanın Havva’yı kurnazlığıyla aldatması gibi, düşüncelerinizin Mesih’e olan içten ve pak adanmışlıktan saptırılmasından korkuyorum.” ( 1. Ko. 11:3)
    Pavlus şimdi kadının baş örtme konusuna girer.

    ” Sözüm ona üstün elçilerden hiç de aşağı olduğumu sanmıyorum! ” ( 1. Ko. 11:5 )

    Başını örtmeden dua eden ya da peygamberlik eden her kadın başını, yani erkeği küçük düşürür. Aslında kadının burada söylediği şey, erkeğin Tanrı vergisi baş olma özelliğini tanımayışı ve buna boyun eğmeyişidir.Eğer Kutsal Kitap’ta bu konuyla ilgili tek ayet bu olsaydı, o zaman kadının başını örttüğü sürece toplulukta dua etmesi ya da peygamberlik etmesinin uygun olduğu ileri sürülebilirdi. Ama Pavlus başka bir yerde kadının toplulukta sessiz olmasını buyuruyor ( 1. Ti. 2:12 ) Gerçekten de zor bir metin. Örtünme konusunda net olan şey, kadının görevinin erkeğinkinin tersi olduğudur. Bir başka deyişle, dua etmeyi ve peygamberlik etmeyi gerektiren durumlarda kadının örtünmesi uygunken, erkeğin örtünmemesi gerekir.

    Eğer kadın örtünmüyorsa, saçını kestirebilir. Ama kadının saçını kestirmesi ya da traş etmesi ayıpsa o zaman örtünmelidir. Örtünmeyen kadının başı saçını kestirmiş kadar ayıp kabul edilir. Elçi burada ( 11:6 ) saç kesmeyi buyurmuyor, aksine sadece ahlaksal tutarlılığın neyi gerektiğini anlatıyor !:” Acemi bir konuşmacı olabilirim, ama bilgiden yana acemi değilim. Bunu size her durumda, her bakımdan açıkca gösterdik.”

    Pavlus 7-10 ayetlerinde kadının erkeğe boyun eğmesini, yaratılıştan örnek vererek anlatır. Burada, kadınların örtünmesinin o gün için kültürel olarak uygun olup bugün bizim için gerekli olmadığını düşündürecek bir yaklaşım yoktur. Erkeğin baş, kadınınsa ona tabi olması, Tanrı’nın başlangıçtan beri buyruğu olmuştur.

    Her şeyden önce, erkek Tanrı’nın benzeyişi ve yüceliğidir. Kadın ise erkeğin yüceliğidir. Bu, erkeğin , Tanrı’nın temsilcisi olarak yeryüzü üzerinde egemenlik sürmesi için yerleştirildiğini belirtir. Erkeğin örtüsüz başı, bu gerçeğin sessiz tanıklığıdır. Kadına asla baş olma yetkisi verilmemiştir. W. E. Vine’nin ifade ettiği gibi kadın, ” Erkeğin yetkisini açıkca gösterme ya da sergileme ” anlamında erkeğin yüceliğidir. Erkek duada başını örtmemelidir. Bu, Tanrı’nın yüceliğini örtmekle eşit olup Tanrı’ya yapılmış bir hakarettir. ( William MacDonald )

    Rabbin sevgisi ve ışığı sizinle olsun.isamesihyasiyor

    #29069
    Anonim
    Pasif

    ” Bu nedenle ve melekler uğruna kadının başı üzerinde yetkisi olmalıdır.” ( 1. Ko. 11:10 )

    Kadının erkeğe boyun eğmesi gerektiğinden, kadın buyruk altında olduğunu göstermek için başını örtmelidir. Buyruğun göstergesi ( yetkinin sembolü ) baş örtüsüdür ve burada belirtilen, kadının kendi buyruğu ya da yetkisi değil, kocasının buyruğu altında oluşudur.

    Pavlus melekler uğruna ifadesini neden ekliyor ? Meleklerin , yaratılışta olduğu gibi bugün de yeryüzünde olup bitenlerin izleyiceleri olduğunu ileri süreceğiz. İlk yaratılışta kadının erkek üzerinde ne şekilde egemenlik kurduğunu gördüler. Adem’in vermesi gereken kararı o verdi. Böylece günah, acı ve kederin kelimelerle anlatılmayacak kadar kötü sonuçlarıyla birlikte insanlığa girdi. Tanrı, ,ilk yaratılışta olanların yeni yaratışta tekrarlanmasını istemiyor. Tanrı meleklerin yeryüzüne baktıklarında, kadının erkeğe boyun eğdiğini ve bunu dışardan başını örterek gösterdiğini görmelerini istiyor.

    Burada baş örtüsünün sadece bir dış gösterge olduğu ve dış göstergenin, iç zarafetin bir çeşit dışa yansıması şeklinde geliştiği zaman, değerli olduğunu ifade etmek için durabiliriz. Başka bir deyişle, bir kadın başını örtebilir, ama gerçek anlamda kocasına boyun eğmeyebilir. Bu durumda başını örtmesinin bir değeri olmaz. Önemli olan , yüreğin tam anlamıyla boyun eğmesidir, ancak o zaman kadının başındaki örtünün bir anlamı olur. ( W. M. )

    Rabbin sevgisi ve ışığı sizinle olsun.:elsalla:

    #29099
    Anonim
    Pasif

    Atılan butun mesajlari okudum bu konuyla ilgili ama yinede aklim bastaki yaziya gitti ..
    Kadının erkege mi? yoksa erkegine mi? gonulden boyun egdiginin semboludur ..
    Yani sonrada kocasina diyor.. Konunun geneline bakincada herzaman icin ortunmelisiniz diyor.. :S Ortunmessek sacimizi kesmeliyiz diyor arkasindan ortunmeyen sacini kestirmis kadar ayip isler diyor yani sac kesmek gunah mi anlamadim .. Kafam karisti ..

    #29104
    Anonim
    Pasif

    Sayın suzie; yazılarda belirtilen sonuç, kadının başını örtme gibi bir zorluğunun olmadığıdır. Dikkat ederseniz; FEE ‘nin 3. iletide ” ……..başlarını örtmeleri gerketiği iması konusunda ne yapacağız ? ” yorumu var. Saç kesme ve de örtünme Eski Antlaşma’da da belirtilen Yahudiler’in uygulamalarıydı. Eski antlaşmada kadın peygamberlerinde varolduğunu görüyoruz. Ama günümüz kilsesinde Yeni Antlaşma öğretisine göre kadın önderlik yapamaz.Burada erkeğe boyun eğerken yürekten eğmeli ki, Tanrı sadece baş olma görevini erkeğe vermiştir.

    Rabbin sevgisi sizinle olsun.isamesihyasiyor

    #29211
    Anonim
    Pasif

    ” Siz kendiniz karar verin : Kadının açık başla Tanrı’ya dua etmesi uygun mu ? ” ( 1. Ko. 11:13 )

    Elçi şimdi Korintlileri kendi aralarında kadının örtüsüz başla Tanrı’ya dua etmesinin uygun olup olmadığına karar vermeye davet eder. Bunu yaparken de onların içgüdüsel hislerine başvurur. Burada ima edilen şey, bir kadının başı örtüsüz olarak Tanrı’nın huzuruna çıkmasının saygısızlık ya da terbiyesizlik olduğudur.

    “… Çünkü saç kadına örtü olarak verilmiştir. ” ( 1. Ko. 11:15 )

    15. ayet birçok kişi tarafından yalnış olarak anlaşılmşıtır. Kimi kadının saçı kendisine bir örtü olarak verildiğinden , başka bir örtüye gerek olmadığını ileri sürmüştür. Ancak böyle bir öğretiş, Kutsal Yazılar’ın bir kısmına ters düşer. Bu bölümde iki örtüden bahsedildiğine dikkat edilmezse anlam kargaşası ortaya çıkabilir.Bu, 6. ayete geri dönülerek gösterilebilir. Orada şunu okuruz. ” Eğer kadın örtünmüyorsa , saçını kestirsin.” Bu yoruma göre bir kadının ” saçı yoksa “başını traş etmiş olabilir. Ama bu saçma bir şey olur. Eğer “saçı yoksa” , traş ettirmesi mümkün değildir !

    15. ayetteki gerçek anlam, ruhsal ve doğal olan arasında gerçek bir benzerlik olduğudur. Bir bakıma Tanrı kadına doğal bir yücelik örtüsü verdi. Bunu erkeğe vermedi. Bunda ruhsal bir anlam vardır. Bu, kadının Tanrı’ya dua ettiği zaman başını örtmesini öğretir. Doğal alanda gerçek olan, ruhsal alanda da gerçek olmalıdır. ( W. MacDonald )

    Rabbin sevgisi ve ışığı sizinle olsun.:elsalla:

    #29277
    Anonim
    Pasif

    ” Bu konuda çekişmek isteyen varsa, şunu bilsin ki, bizim ya da Tanrı’nın kiliselerinin böyle bir alışkanlığı yoktur. ” ( 1. Ko. 11:16 )

    Pavlus, ileri sürüldüğü gibi, söylemiş olduğu şeylerin üzerinde tartışılacak kadar önemli olmadığını mı anlatmak istiyor ? Kadınların inanlılar topluluğunda başlarını örtmeleri gibi bir geleneğin olmadığını mı söylemek istiyor ? Bu öğretişlerin isteğe bağlı olduğunu ve Rab’bin buyruğu olarak kadınların ille de başlarını örtmeleri için zorlanmamaları gerektiğini ifade ediyor ? İlginçtir ki, yüzyıllar boyunca böyle yorumlar yapılmıştır ve hatta bugün bile bu tür yorumlarla karşılaşmak mümkündür. Bunun anlamı, Pavlus’un gerçek sonuçlara ait olmayan bu buyrukları açıklamak için Kutsal Yazılar’ın bir bölümünün yarısını boşa harcamış olduğudur !

    Bu ayetin, Kutsal Yazılar’ın tamamına uyan en az iki açıklaması vardır.Öncelikle, elçi belirli kişilerin bu konularda çekişebileceklerini sezdiğini söylüyor olabilir. Ama bunun ardından hemen Tanrı’nın kiliselerinin böyle bir alışkanlığı yoktur, yani bu konuda çekişme geleneğimiz yok ifadesini ekler. Bu tür konular üzerinde tartışmıyoruz, ama bunları Rab’bin öğretişi olarak kabul ediyoruz. William KELLY tarafından benimsenen diğer yorum ise , Tanrı’nın topluluklarında kadınların örtünmeden dua ve peygamberlik etmeleri gibi bir geleneğin olmadığıdır. ( William MacDonald )

    Son tümceye baktığımız zaman, şu sonuç görülüyor: Örtünmek; geleneğe ya da toplumun yapısıyla ilintili bir olay. Yoksa Kutsal Kitap’ta; kadınlar örtünmelidir diye bir olgu yoktur.

    Rabbin sevgisi ve ışığı sizinle olsun.tanri sevgidir

    #30516
    Anonim
    Pasif

    @fırat çölgeçen 6045 wrote:

    ” Bu konuda çekişmek isteyen varsa, şunu bilsin ki, bizim ya da Tanrı’nın kiliselerinin böyle bir alışkanlığı yoktur. ” ( 1. Ko. 11:16 )

    Pavlus, ileri sürüldüğü gibi, söylemiş olduğu şeylerin üzerinde tartışılacak kadar önemli olmadığını mı anlatmak istiyor ?

    Gerçekten çok güzel bir konuya değinmişsiniz. Aslında uzun süredir sizin de sormuş olduğunuz soru benim de aklımı çok karıştırmaktadır.

    İlk başta konuya deyineyim, benim düşünceme göre kadınlar dua esnasında başlarını örtmelidirler (normal hayatta değil, sadece dua ederlerken).

    Aklımın karıştığı noktaya gelince… Pavlus bazen öyle cümleler kurmuş ki sanki o cümleler Rab’be ayit değil de Pavlus’un kendi düşünceleriymiş gibi. İşte bu sebebten dolayı da “bu söylenenleri kabul etsekte olur, etmesekte olur” tarzında anlamlar çıkabiliyor.

    Bahsetmiş olduğum konunun sanırım en belirgin örneği Korintoslulara I.Mektup 7:12 dir.

    Orada Pavlus şöyle demektedir: “Geriye kalanlara Rab değil, ben söylüyorum

    İlk sormak istediğim, bu bir çeviri hatası olabilir mi?

    Ya da acaba Pavlus orada “ben” ile kendisini değil de başka bir şeyden mi bahsetmek istiyor? (Örneğin Kutsal Ruh diyecem; ama Kutsal Ruh’ta Rab oluyor)

    #30590
    Anonim
    Pasif
    BURÇ;9129 wrote:
    Gerçekten çok güzel bir konuya değinmişsiniz. Aslında uzun süredir sizin de sormuş olduğunuz soru benim de aklımı çok karıştırmaktadır.

    İlk başta konuya deyineyim, benim düşünceme göre kadınlar dua esnasında başlarını örtmelidirler (normal hayatta değil, sadece dua ederlerken).

    Aklımın karıştığı noktaya gelince… Pavlus bazen öyle cümleler kurmuş ki sanki o cümleler Rab’be ayit değil de Pavlus’un kendi düşünceleriymiş gibi. İşte bu sebebten dolayı da “bu söylenenleri kabul etsekte olur, etmesekte olur” tarzında anlamlar çıkabiliyor.

    Bahsetmiş olduğum konunun sanırım en belirgin örneği Korintoslulara I.Mektup 7:12 dir.

    Orada Pavlus şöyle demektedir: “Geriye kalanlara Rab değil, ben söylüyorum

    İlk sormak istediğim, bu bir çeviri hatası olabilir mi?

    Ya da acaba Pavlus orada “ben” ile kendisini değil de başka bir şeyden mi bahsetmek istiyor? (Örneğin Kutsal Ruh diyecem; ama Kutsal Ruh’ta Rab oluyor)

    Sayin Burc

    Kutsal Yazilarin tümü Tanri esinidir.
    Öncelikle sunu bilin ki, Kutsal Yazilar’daki hicbir peygamberlik sözü kimsenin özel yorumu degildir.Cünkü hicbir peygamberlik sözü insan isteginden kaynaklanmadi.Kutsal Ruh tarafindan yöneltilen insanlar Tanri’nin sözlerini ilettiler.
    2.Petrus 1,20-21

    Kutsal Yazilar’in tümü Tanri esinlemesidir ve ögretmek,azarlamak,yola getirmek,dogruluk konusunda egitmek icin yararlidir.Bunlar sayesinde Tanri adami her iyi is icin donatilmis olarak yetkin olur.
    2.timoteos 3,16-17

    Bazi bilgisiz ve Kutsal Kitab’i yüzeysel okuyan insanlar Pavlus’u suclarlar ve hatta onun yazilarinin kendi görüsü oldugunu iddia ederler.
    Bunlar sonderece tehlikeli ve yanlis düsüncelerdir.Bunu Petus da görmüs ki söyle yazmistir.Sevgili kardesimiz Pavlus’un da kendisine verilen bilgelikle size yazdigi gibi,Rab’bimizin sabrini kurtulus firsati sayin.Pavlus bütün mektuplarinda bu konulardan böyle söz eder.Mektuplarinda güc anlasilan bazi yerler var ki, bilgisiz ve kararsiz kisiler,öbür Kutsal Yazilar’i oldugu gibi bunlari da carpitarak kendi yikimlarini hazirliyorlar.
    2.petrus 3,15-16

    Sevgili burc alinti yaptigim yazinizda maviyle yazdigim düsüncenize katiliyorum.Yesil yaziyla alintiladigim yaziya da ayetlerle zaten cevap vermis oldum.
    Gelelim “geriye kalanlara Rab degil ben söylüyorum” ne anlamina geldigine..

    Pavlus bu konuda Rab’bin önceden söyledigi bir sözü olmadigini ifade ederek konuya aciklik getirmek amaciyla”ben söylüyorum”seklinde acikliyor.Pavlus ve diger elciler mektuplarinda inanlilarin iman yasamlari icin gereken temel konulari ayrintilamislardir.

    Rab’bimizin esenligi,lütfu ve isigi kendisini sevenleriyle olsun.

    #30598
    Anonim
    Pasif
    Kores;9247 wrote:
    Bazi bilgisiz ve Kutsal Kitab’i yüzeysel okuyan insanlar Pavlus’u suclarlar ve hatta onun yazilarinin kendi görüsü oldugunu iddia ederler.
    Bunlar sonderece tehlikeli ve yanlis düsüncelerdir.Bunu Petus da görmüs ki söyle yazmistir.Sevgili kardesimiz Pavlus’un da kendisine verilen bilgelikle size yazdigi gibi,Rab’bimizin sabrini kurtulus firsati sayin.Pavlus bütün mektuplarinda bu konulardan böyle söz eder.Mektuplarinda güc anlasilan bazi yerler var ki, bilgisiz ve kararsiz kisiler,öbür Kutsal Yazilar’i oldugu gibi bunlari da carpitarak kendi yikimlarini hazirliyorlar.

    Herhalde burada bilgsiz ve Kutsal Kitap’ı yüzeysel okuyan kişilerden biri de ben oluyorum:) Gerçekten de sorgulamadan, aklınıza soru işaretleri getirmeden, herşeyi olduğu gibi kabullenmek bilgisizlik ve yüzeysellik olmuyor; ama birşeylerin doğruluğunu sorgulamaya başladığınızda, araştırdığınızda, okuduğunuzda, kendinize göre deliller topladığınızda bu bilgisizlik ve yüzeysellik oluyor öyle mi?

    Çok özür dilerim ama güdmüş olduğunuz mantık bana biraz gülünç geldi…

    Kores;9247 wrote:
    Pavlus bu konuda Rab’bin önceden söyledigi bir sözü olmadigini ifade ederek konuya aciklik getirmek amaciyla”ben söylüyorum”seklinde acikliyor.Pavlus ve diger elciler mektuplarinda inanlilarin iman yasamlari icin gereken temel konulari ayrintilamislardir.

    Rab’bimizin esenligi,lütfu ve isigi kendisini sevenleriyle olsun.

    Diyorsunuz… Peki İncil’de bu gütmüş olduğunuz mantığın başka bir örneği mevcut mudur? Örneğin, her hangi bir elçi, Eski Anlaşmada yasaklanıp Yeni anlaşmada serbest bırakılmış bir şeyi açıklarken “bunu Tanrı değil ben söylüyorum” mu diyor? Yoksa bunu demediği gibi tam tersine olayı kişisellikten çıkartıp yeni söylenen sözlerin Tanrı sözü olduğunu mu vurguluyor?

    #30595
    Anonim
    Pasif
    BURÇ;9263 wrote:
    Herhalde burada bilgsiz ve Kutsal Kitap’ı yüzeysel okuyan kişilerden biri de ben oluyorum:) Gerçekten de sorgulamadan, aklınıza soru işaretleri getirmeden, herşeyi olduğu gibi kabullenmek bilgisizlik ve yüzeysellik olmuyor; ama birşeylerin doğruluğunu sorgulamaya başladığınızda, araştırdığınızda, okuduğunuzda, kendinize göre deliller topladığınızda bu bilgisizlik ve yüzeysellik oluyor öyle mi?

    Çok özür dilerim ama güdmüş olduğunuz mantık bana biraz gülünç geldi…

    Sayin Burc
    Sizi bilgisizlikle ve Kutsal Yazilari yüzeysel okuyan bir kisi olarak nerede sucladim acaba?Siz öyle biri degilseniz ne mutlu size.Buna en cok sevinen ben olurum.Amacim sizi suclamak degil ben genel olarak konusuyorum.Böyle kisilerin varligi kücümsenmeyecek kadar fazladir.

    Hangi mantigi gülünc buldugunuzu anlayamadim sayin Burc.Amacim sizinle gercekten tartismak degil.Kutsal Kitap hakkinda arastirma yapin,sorgulayin,bilgiler toplayin.Kimse sizi bu konuda yargilamaz ve suclamaz.Tersine yardimci olurlar.Olayi kisisellistirmeyelim lütfen.

    Firat kardesin dedigi gibi lafi uzatmayayim.Sizi hedef alip sizi kirmak amacli yazi yazmadim.Ama sizi üzdüysem Rab adina sizden özür dilerim.
    Esenlikler.

    #30594
    Anonim
    Pasif

    Diyorsunuz… Peki İncil’de bu gütmüş olduğunuz mantığın başka bir örneği mevcut mudur? Örneğin, her hangi bir elçi, Eski Anlaşmada yasaklanıp Yeni anlaşmada serbest bırakılmış bir şeyi açıklarken “bunu Tanrı değil ben söylüyorum” mu diyor? Yoksa bunu demediği gibi tam tersine olayı kişisellikten çıkartıp yeni söylenen sözlerin Tanrı sözü olduğunu mu vurguluyor?[/quote]

    Sayin Burc

    Bu sözlerinizden bir anlam cikaramadim. Sanki bir meydan okuma veya tartisma yaratma havasi aldim sözlerinizden.Bir örnegi daha var mi yok mu bunun ayrintilarina da girmeyecegim.Biz verilen ayetlerle ilgilenelim.Bu ayetten benim ve okudugum William Mc Donald ve J.Mac Artur (iki degerli ve güvenilir Kutsal Kitap yorumculari)cikardigim sonuc budur.Kabullenirsiniz etmezsiniz o ayri konudur.

    Rab’bin esenligi ve lütfu sizinle olsun.

    #29760
    Anonim
    Pasif

    Koreçim sen benim Rab’deki kardeşimsin. Burada birbirimizi anlayamayabiliriz, bu anlamamalar sonucunda birbirimizide kırabiliriz. Eğer burası fikir alışverişi yapılan bir yer ise (ki öyle) birbirimizi anlayamama ve dolayısıyla birbirimizi kırma gibi dez avantajlara da katlanmak zorundayız.

    Son söyliyeceğimi ilk başta söyledim. Sen benim Rab’deki kardeşimsin. Kırgınlık olsa dahi bu gelir ve hemen geçer.

    Sana daha da ayrıntılı yazmaya çalışayayım.

    Pavlus’un “Geri kalanlara Tanrı değil, ben söylüyorum” cümlesi beni oldukça düşündürmektedir. Çünkü bunu basit ve sıradan bir cümle gibi algılamıyorum.

    Her nasıl diğer konumuzda, çeviri yapılırken, “bugün” kelimesinin yerinin saptanması için diğer ayetlere bakılmış ise, bence bu konuda da diğer ayetlerdeki söylemlere de bakılmalıdır.Çünkü İncil bir bütün olarak değerlendirilmelidir.

    Size sorduğum soru ve öğrenmek istediğim şey şuydu, Eski Anlaşma da yasaklanmış; ama İncil’le birlikte bu yasakların ortadan kalktığı konular mevcuttur. Pavlus haricinde ki İncil yazarları bu konulara değinirken olayı tamamiyle kişisellikten çıkartır ve bunların hepsinin Tanrı sözüymüş gibi aktarırlar. Yani diğer İncil yazarlarının sahip oldukları cümlelerin hiç birinde ne bir kişisel görüş vardır ne de söylenen sözleri kişisel sözlermiş olarak algılamamızı sağlıyacak bir ima vardır.

    Ama iş tutupta Pavlus’un “Geri kalanlara Tanrı değil, ben söylüyorum” cümlesine gelince, ben bu olayı oldukça garipsiyorum. Çünkü Pavlus’un bu cümlesine kadar, sebeb ne olursa olsun, İncil’in hiç bir yerinde ne İncil yazarlarının kişisel bir görüşü vardır nede yazılanların kişisel görüş olabileceğini vurgulayan bir ima vardır.

    #30609
    Anonim
    Pasif
    BURÇ;9273 wrote:
    Koreçim sen benim Rab’deki kardeşimsin. Burada birbirimizi anlayamayabiliriz, bu anlamamalar sonucunda birbirimizide kırabiliriz. Eğer burası fikir alışverişi yapılan bir yer ise (ki öyle) birbirimizi anlayamama ve dolayısıyla birbirimizi kırma gibi dez avantajlara da katlanmak zorundayız.

    Son söyliyeceğimi ilk başta söyledim. Sen benim Rab’deki kardeşimsin. Kırgınlık olsa dahi bu gelir ve hemen geçer.

    Sana daha da ayrıntılı yazmaya çalışayayım.

    Pavlus’un “Geri kalanlara Tanrı değil, ben söylüyorum” cümlesi beni oldukça düşündürmektedir. Çünkü bunu basit ve sıradan bir cümle gibi algılamıyorum.

    Her nasıl diğer konumuzda, çeviri yapılırken, “bugün” kelimesinin yerinin saptanması için diğer ayetlere bakılmış ise, bence bu konuda da diğer ayetlerdeki söylemlere de bakılmalıdır.Çünkü İncil bir bütün olarak değerlendirilmelidir.

    Size sorduğum soru ve öğrenmek istediğim şey şuydu, Eski Anlaşma da yasaklanmış; ama İncil’le birlikte bu yasakların ortadan kalktığı konular mevcuttur. Pavlus haricinde ki İncil yazarları bu konulara değinirken olayı tamamiyle kişisellikten çıkartır ve bunların hepsinin Tanrı sözüymüş gibi aktarırlar. Yani diğer İncil yazarlarının sahip oldukları cümlelerin hiç birinde ne bir kişisel görüş vardır ne de söylenen sözleri kişisel sözlermiş olarak algılamamızı sağlıyacak bir ima vardır.

    Ama iş tutupta Pavlus’un “Geri kalanlara Tanrı değil, ben söylüyorum” cümlesine gelince, ben bu olayı oldukça garipsiyorum. Çünkü Pavlus’un bu cümlesine kadar, sebeb ne olursa olsun, İncil’in hiç bir yerinde ne İncil yazarlarının kişisel bir görüşü vardır nede yazılanların kişisel görüş olabileceğini vurgulayan bir ima vardır.

    Sevgili Burc

    Pavlus’un “geri kalanlara Tanri degil,ben söylüyorum” cümlesinin garipsenecek bir yani yoktur.Anlamaya calisirsak hersey daha kolay anlasilir.Pavlus’un 7.bölümde evlilik üzerine yazdigi ayetler de Kutsal Ruh’un esinidir.Kendi fikirleri degildir.Rab Isa Mesih’in bizzat kendisi daha önce bu konu hakkinda detayli ayetler vermemistir.Pavlus’un bu yüzden geri kalanlara Tanri degil ben söylüyorum demesi bundandir.
    Incil’deki tüm yazarlarin yazdiklari kendi fikirleri degildir bunu Petrus’un 2.Mektubu ayet 20-21 de okumustuk.
    Ayrica ilerleyen ayetlerde Pavlus’un su cümlesi gözümüze carpiyor: Ama dul kadin, oldugu gibi kalirsa daha mutlu olur.Ben böyle düsünüyorum ve SANIRIM bende de TANRI’nin RUHU vardir.1.korintliler 7,40
    Hic süphe yoktur ki Pavlus Rab tarafindan secilmis bir elcidir ve Kutsal Ruh’un yardimi ve yönlendirmesiyle tüm mektuplarini yazmistir.Onun icin noktasi virgülüne kadar tüm yazdiklarini ciddiye alip Tanri Söz’ü olarak kabul etmeliyiz.Ama Petrus’un da yazmis oldugu gibi: Mektuplarinda güc anlasilan bazi yerler var ki, bilgisiz ve kararsiz kisiler,öbür Kutsal Yazilar’i oldugu gibi bunlari da carpitarak kendi yikimlarini hazirliyorlar. 2.Petrus 3,16

    Yine sizden rica ediyorum bu bilgisiz ve kararsiz kisiler ile sizi kastettigimi düsünmeyin.Kutsal Kitap Tanri’nin sirlariyla doludur.Ama Tanri sirlarinin aciga cikmasi icin bizlere yardimci oluyor.Yeter ki gayret edip bu sirlari acmasi icin Tanri’mizdan yardim isteyelim.Anlamadigimiz yerleri dua ederek ve kardeslere danisarak yardim isteyelim.

    Sen de benim Rab’deki bir kardesimsin. Sana karsi bir kirginligim ve küslügüm olamaz.Rab birbirimizi sevmeyi bizlere buyurdu.Tanri Sevgidir.Amin

15 yazı görüntüleniyor - 1 ile 15 arası (toplam 17)
  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.