• Bu konu 3 izleyen ve 11 yanıt içeriyor.
12 yazı görüntüleniyor - 1 ile 12 arası (toplam 12)
  • Yazar
    Yazılar
  • #25462
    Anonim
    Pasif

    Birbirimizi sevebilmemiz için birbirimizi tanıyalım

    Bu kitaptaki konular ”Un Seul Dieu, Tous Fréres” adlı kitaptan alınmıştır.
    Derleyen P. Luigi İannitto
    Sent Antuan Kilisesi

    ÖNSÖZ

    ”Allah o kadar dünyayı sevdi ki, kendi biricik oğlunu gönderdi.” (İncil, Yuhanna 3/16)

    ”Allah’ın merhametinden ümidinizi kesmeyin. Çünkü Allah bütün günahları Bağışlar. Şüphesiz ki O bağışlayandır, merhametlidir.” (Kur’an-ı Kerim 19/53)

    Dünyadaki mevcut dinler arasında Hristiyanlık ve Müslümanlık iki büyük dini meydana getirmektedirler. Yerkürenün birçok ülkesinde hristiyanlar ve müslümanlar kent, kasaba ve köy gibi çeşitli yerleşim merkezlerinde, aynı mahalle ve konutlarda yanyana yaşamakta ve aynı işyerlerinde çalışmaktadırlar. Örneğin hristiyan memleketler olarak tanınan Almanya, Fransa, Belçika ve İsviçre’de bir müslüman azınlığı yaşamakta; Türkiye, Mısır, Suriye, Mısır ve Cezayir gibi müslüman ülkelerde ise bir hristiyan azınlığı varlığını sürdürmektedir.

    İç içe geçmiş bir karakter arzeden bu birlikte yaşam, iki toplum arasında zorunlu olarak birtakım münasebetlerin kurulmasına neden olmaktadır ve normal olarak iki cemaat arasında ilişkiler sosyal ve pedagojik alanda birçok önemli ve çözüm bekleyen sorunların oluşmasına sebebiyet vermektedirler: Başkalarının inancına ve düşüncelerine saygı göstermek suretiyle bir arada yaşamayı becerebilecek gençleri yetiştirmek ve özellikle önyargıdan, fanatizmden, geçmişteki kötü mirasların olumsuz etkisinden uzak yeni nesiller oluşturabilmek.

    Tarihten öğrendiğimize göre hristiyanlık ve müslümanlık dinleri asırlar boyu karşılıklı olarak birbirlerini tanımamazlıktan geldiler. Çeşitli topraklarda ve çeşitli zamanlarda sık sık karşı karşıya geldiler. Şimdi karşılıklı olarak saygı göstermenin zamanı geldi. Ayrıca, iki dış etken hristiyanları ve müslümanları olumlu bir karşılaşmaya doğru itmektedir: Gençler arasında, gittikçe artan bir oranda yaygınlaşan ateizm ve dinden bağimsızlaştırma.

    Bu nedenle hristiyanlar ve müslümanlar ortak miras olan müşterek tek Tanrı’ya inançlarını savunmak ve gençleri ateizm kıskacından kurtarmak için el ele verip beraber çalışılmalıdır.

    Tabiataiyle bu yeni karşılaşma hem particilik (proselitizm) ve hem de sinkretizmden onurlu ve etkili bir şekilde müşterek bir vazgeçişi gerekli kılmaktadır. Bu ortak vazgeçişten güdülen amaç ne bir dinin yüceltilmesi, ne de diğer bir dinin alçaltılmasına sebebiyet verecek, aksine haksız bir propagandaya yer verilmesine mani olmaktır. Bilakis bu olumsuz durumdan diğer dinde mevcut olan manevi zenginlikleri ve güzellikleri bulup ortaya çıkarmaya yarayacak aktif bir arayışa geçmek zorunludur. Diğer bir deyişle müşterek olan tek Tanrı’yı daha çok sevmek ve daha çok hizmet etmek için yararsız ve yıpratıcı mukayese ve karşılaştırmalardan vazgeçip, iyide rekabete yönelmeliyiz. Müşterek bir Tanrıya sahip olmak hiç te küçümsenecek bir şey değildir.

    Bu kitap esas olarak hristiyan cemaati gözönüne alınarak yazıldı. Bu kitap vasıtasıyla hristiyanlar müslüman kardeşlerini tanıma ve hürmet gösterme yolunda güç olan ilk adımı atmaya davet edilmektedirler. Kitap, salt hristiyanlara seslenmekle yetinmemekte, aynı zamanda müslüman kardeşlerimize de hitap etmektedir. Karşılıklı tanışma ve saygı gösterme sadece bir hareket noktası olarak kabul edilebilir. Varış noktası ise, müşterek yüce Tanrı’nın tek bir ailesini teşkil eden hristiyan ve müslümanların birbirlerini kardeş gibi sevecekleri noktadır.

    Kitap, hristiyanlık ve müslümanlık dinlerini geniş olarak ve ayrıntılarına inen biçimde anlatmayı hedeflemiyor. Kitap, bir teoloji el kitabı niteliğinde de değildir. Kitap sadece bu yeni yolu, karşılıklı tanışma ve saygı gösterme yolunu seçmek isteyenler için yönlendirici bir işaret olmayı arzulamaktadır.
    Kitabın içeriği, tümüyle ”Un Seul Dieu, Tous Fréres” adlı bir Fransız yapıtından alınmıştır. Kitapta, fransızcadaki orjinal baskısından farklı olarak, sadece konunun Türk diline ve Türk kültürüne uyarlanması sırasında yapılan bazı değişiklikler var.

    Kitabın yazılmasından güdülen amaçlar üç noktada toplanabilirler:
    a)Hristiyanları İslamiyetin zenginliğini keşfetmeye ve kıymetini takdir etmeye çağırmak,
    b)İslami değerlerin keşfedilmesi sırasında, hristiyanlık dininde gerçek manasıyla yaşanmasına olanak tanıyacak bazı kıpırdanışlar ortaya çıkarmak,
    c)Hristiyanlarla Müslümanları karşılıklı saygıya davet etmek.

    Kitab-ı Mukaddes’ten ve Kur’an-ı Kerim’den nakledilen cümleler genellikle çok kısa tutulmuşlardır ve bundan dolayı bazı defalar okuyucuya açık ve anlaşılır gelmeyebilirler. Ancak kutsal kitaplardan çıkartılıp kitaba aktarılan bu kısa cümlelerin iyice anlaşılabilmesi için kutsal kitaplarda yer alan iktibas edilmiş yazıların bütününün okunmasını öneririm.

    Kur’an-ı Kerim’den yapılan aktarmalarda Milliyet gazetesinin bir süre önce yayınladığı Kur’an-ı Kerim baskısından yararlanılmıştır.

    Kitap metninde yer alan Tanrı ve Allah adlarına gelince, Kutsal Kitap’tan ve Kur’an’ı Kerim’den alınan cümlelerdeki ”Allah” sözcüğü aynen olduğu gibi muhafaza edilerek kullanıldı. Diğer yazı ve açıklamalarda ise tarafımızdan ”Tanrı” sözcüğünün kullanılması tercih edildi.

    P.Luigi İanitto

    #30167
    Anonim
    Pasif

    Tanrı = Allah. ? ? ? Rab, yüreğinizde olsun. Bu yazının açılımını yapan olursa sevinirim. Ben, anlayamadım da !….

    Rabbin sevgisi ve ışığı sizinle olsun.

    Lütuf, İsa Mesih’i sevenlere ölümsüz sevgiyle !

    Dünyayı kazansan ne yararı olur ? isasiyahbeyaz rabbe hamdolsun

    #30172
    Anonim
    Pasif

    Fırat Abi bana kızmayın; ama ben sizinle bu konuda hem fikir değilim :)

    Aslında çok haklısınız. Ben sizin ne demek istediğinizi çok iyi anlayabiliyorum. Mesih İsa’nın söylemlerini Tanrı sözü olarak kabul etmeyen, dolayısıyla Mesih İsa’yı Tanrı sözünün beden almış hali olarak da görmeyen ve yine dolayısıyla Mesih İsa’nın Tanrısallığını red eden bir kişi Yaradanına Allah diyor ise bu bizim inancımıza ters düşer ve mantıken de Tanrı ile Allah bir olmaz, olamaz.

    Ama ben bu konuya bu kadar katı bakmıyorum. Karşımdaki insanın söylemlerinden çok yüreğine bakıyorum. Amacı ne? Ne yapmak istiyor? Tek Tanrı’ya mı inanıyor? Ona ibadet ediyor mu? Onu yüceltmek istiyormu? Eğer bir insan bu şekilde davranıyorsa ve buna rağmen Mesih İsa’nın Tanrısallığına karşı çıkıyorsa, bu kişi ne yaptığını bilmiyordur. Yani bir nevi, aslında bizimle hem fikirdir; ama yanlış öğretiler sonucunda Mesih İsa’yı tanımıyordur.

    Hiç unutmam…Hrant Dink öldüğü gün, Mutafya kiliselerinde yas ilan ettiğini duyurmak için basın toplantısı yapmıştı ve bu basın toplantısında hep Allah kelimesini telaffuz etmişti. Çok hoşuma gitmişti bu hareket. Papa’da bu tarz yaklaşımları izliyor…Ama şahsen ben Protestanları bu konuda oldukça katı buluyorum.

    #30181
    Anonim
    Pasif
    BURÇ;8584 wrote:
    Fırat Abi bana kızmayın; ama ben sizinle bu konuda hem fikir değilim :)

    Aslında çok haklısınız. Ben sizin ne demek istediğinizi çok iyi anlayabiliyorum. Mesih İsa’nın söylemlerini Tanrı sözü olarak kabul etmeyen, dolayısıyla Mesih İsa’yı Tanrı sözünün beden almış hali olarak da görmeyen ve yine dolayısıyla Mesih İsa’nın Tanrısallığını red eden bir kişi Yaradanına Allah diyor ise bu bizim inancımıza ters düşer ve mantıken de Tanrı ile Allah bir olmaz, olamaz.

    Ama ben bu konuya bu kadar katı bakmıyorum. Karşımdaki insanın söylemlerinden çok yüreğine bakıyorum. Amacı ne? Ne yapmak istiyor? Tek Tanrı’ya mı inanıyor? Ona ibadet ediyor mu? Onu yüceltmek istiyormu? Eğer bir insan bu şekilde davranıyorsa ve buna rağmen Mesih İsa’nın Tanrısallığına karşı çıkıyorsa, bu kişi ne yaptığını bilmiyordur. Yani bir nevi, aslında bizimle hem fikirdir; ama yanlış öğretiler sonucunda Mesih İsa’yı tanımıyordur.

    Hiç unutmam…Hrant Dink öldüğü gün, Mutafya kiliselerinde yas ilan ettiğini duyurmak için basın toplantısı yapmıştı ve bu basın toplantısında hep Allah kelimesini telaffuz etmişti. Çok hoşuma gitmişti bu hareket. Papa’da bu tarz yaklaşımları izliyor…Ama şahsen ben Protestanları bu konuda oldukça katı buluyorum.

    hamdolsun

    (Küçük bir parantez: ”Tanrısallığına karşı çıkıyorsa, bu kişi ne yaptığını bilmiyordur.” Hiçbir şuurlu müslümanın İsa Mesih’in tanrısallığına karşı çıkacağını sanmıyorum. Tanrısaldır ama Tanrı değildir ;) Çünkü O, Allah’ın Ruhu, Allah’ın kelimesi ve Mesihtir.
    ”Doğduğu gün, öleceği gün ve dirilitildiği gün Allah’ın esenliği O’nun üzerinedir.”)

    #30182
    Anonim
    Pasif

    Sevgili burç, yalnış anlaşıldım galiba. Ben konuyu iyi anladım.
    Benim anlatmak istediğim Tanrı ya da Allah denerek kelimeler üzerinde bir tartışma yaratmak değildi amacım. Tabi ki gerçek ve diri olana YHVH’ya olan inancınız yüreğinizle bağlantılı olacak. Benim sayın abdulkadir ‘in yazısında yansıtığı ifadelerdi. Bir yandan Kutsal Kitap’da kendini anlatan diri ve yaşayan, etkinilklerini sürdüren bir Tanrı; diğer tarafta Kutsal Kitap harici. O zaman birçok tanrı var dünyada. Liberallerin ortaya koyduğu ya da varlığını sürdürdüğü ölü bir kiliseye mi ait olmak istersin yoksa yaşayan ve lutfu altında olacağın bir Tanrı’ya ait kiliseye mi ?

    Sayın burç, protestanlar diye bir genelleme yapmışsınız. Hayır ,bu ifadenize de ben üzülerek söyleyeyim ki , katılmıyorum. Söylediğimiz ilahiler içinde, Allah sözcüğü geçmektedir. Hiçte bu sözcüğü ayıklamadam yürekten gelerek ilahilerde söylüyoruz.Örneğin, hiç ” Ayin-i Şerifi ” dinlediniz mi ? Benim çok hoşuma gider. Seslendiren de sayın Turgay ÜÇAL. Allah sözcüğü boldur. Demek istediğim, sözcüklerle ilgili bir soru değildi. Sayın abdulkadir’in yazısında vermeye çalıştığı var olanla var olmayanın durumunun sergilenmesi içindi. Rab’den dolayı insanlara saygı duymak, alçakgönüllü olmak başka şey, kör olan biz insanların gözünün önündeki perdenin daha da kalınlaştırılmasına engel olmak istemek başka şey.

    Sayın burç sana asla kızamam. Bana inanlı olarak yakışmaz. Seni Rab’de çok seviyorum. Tabi ki hatam olduğu zaman, çekinmeden beni eleştirebilirsin. Bizler günahlı kişilikleriz. Her an hata yapma olasılığımız yüksek. Mükemmel değiliz. İçin rahat olsun. Benim eleştirmek istediğim, tekrar olacak ama, bizim için en büyük tehlike olan liberal düşünceler. Yani, ölü bir kilise olmayalım. Eleştirini, olumlu ya da olumsuz beklerim.

    Rabbin sevgisi ve ışığı sizinle olsun.

    Lütuf, İsa mesih’i sevenlere ölümsüz sevgiyle !

    Dünyayı kazansan ne yararı olur ? hac5 tanri sevgidir

    #30191
    Anonim
    Pasif

    Fırat Abi benim aklım bu konuda gerçekten çok karışık. Doğru hangisidir bilemiyorum. Aslında düşüncelerimi açıklamakta da zorluk çekiyorum. Herşey birbirine bağlı ve detaylı konular.

    Sonuna kadar Mesih İsa’nın öğretilerini benimseyen bir insanım ve başka dinlerede sonuna kadar karşıyım. Ama bazen öyle anlar geliyor ki, başka dinden olduğunu iddia edipte aslında farkında olmadan Mesih İsa’nın yolunda yürüyen insanlar tanıyorum. İşte bu nokta da aklım karışıyor ve “Bu insanların hali ne olacak?” sorusunu düşünüyorum.

    Şimdi nickini anımsamıyorum; ama geçenler de bu forumda bir bayan müslüman olduğunu iddia ediyordu ve aynı zamanda da çok eşliliğe karşı olduğunu ve hiç bir bayanın da çok eşliliği kabul edemiyeceğini söylüyordu. Fırat Abi siz de çok iyi bilirsiniz ki dinler dogmatiktir. Bir dinden olmanız için o dinin herşeyini benimsemeniz gerekir. En ufak bir şeyi bile red ediyorsanız, zaten siz o dinden değilsinizdir.

    Bazen bakıyorum, kişi çok eşliliğe karşı. Aynı zamanda cihat kavramını bilse bile, Allah adına da olsa, ben adam öldürmem diyor. Ama bir şekilde ezbercilik sonucu yine aynı kişi ben Müslümanım diyor. Ama yine madalyonun öteki yüzüne baktığımız zamanda, Mesih İsa’yı hiç bilmemesine rağmen, Mesih İsa’nın öğretilerini hayatında yaşıyor…

    Benim inanışıma göre, Tanrı çok eşliliğe izin vermez.Benim inanışıma göre Tanrı benim dinimi yaymak için adam öldür demez vs. İnsanlar bu sözleri Tanrı söylemiştir diyorsa, Bu Tanrı elbette ki benim Tanrım değildir. Benim Tanrım Kutsal Kitapta yazılan sevgi dolu sözlerdir. Ama ilk başta da belirttiğim gibi, Ben Müslümanım diyip de adam öldürmeye sonuna kadar karşı olan insanlar da var. Bu insanların hali ne olacak?

    Çok eşliliğe karşı olan, adam öldürmeyi red eden, Tek bir yaratacı güce inanan ve ona ibadetlerini yapan kişiler, her ne kadar farkında olmasalar da aslında benim Tanrıma inanıyorlar diye düşünüyorum…

    #30194
    Anonim
    Pasif

    Sevgili burç, senin dediklerini anlıyorum. Rab diyor ki ( Şu an yola çıkmak üzere hazırlık yapıyordum ki,gömlek ütülüyorum.Bunu söylemekten Rab’de utanmıyorum. Siz de yakında evleneceksiniz. Evlilikte paylaşımlarınızın Rab’de iyi olası istemimdir. İletinizi gördüm. ); ben onların yüreğine koydum. İnsanlar İsa Mesih’i tanımamış bile olsalar Rab’bin yasasına göre hareket ederler. Ama ! Eğer İsa’yı duyup da farklı bir şekilde ya da diri ve etken olmayan bir tanrıya ibadet ediyorlarsa ; sonucuna katlanacaklar.

    Biz inanlılar, bazen, toplumda olmasa da bir araya geldiğimizde, çok iyi konuşuyoruz.Ama toplumda var olan ve etkinliğini sürdüren Rabbimiz İsa’yı tanıtmakta gaflete düşüyoruz. Sizin ifadelerinize şöyle bir kaç tümce söylemek istiyorum.( Bu arada parantez içinde şunu da yazayım: “Paylaşım ” bölümünde yazdığım yazının esprisini anlamayacak ve farklı yanıt verecekler de çıkacak. ) . Ben, inanlı olmadan önce, Kutsal Kitap’ta var olan her şeyi uyguluyorduk ve uygulanması için 70’li yıllarda mücadele ediyorduk. Ama inanlı değildim. Tek bir yaratıcıya inanıyordum ( İçten ) ki, bir müslüman bir hristiyan ya da farklı bir dine inanan kişi değildim. Hatta forumda abdulkadir’in yazdığı yazıların aynısını ben ileri sürüyordum. Neyse fazla uzatmayayım, önemli olan Kutsal Kitap’ta anlatılan gerçek ve diri Tanrı’yı bilmek ve de onun yolunda haraket etmektir. Çevre ve insanlar sizi etkilemesin. Hele Eylül ayındaki yaşananlar sizi hiç etkilemesin. Zira; Eylül ayında tv. ve basın- yayında birçok farklı propagandalar göreceksiniz. Seni, Rab’de çok seviyoruz. Kendine iyi bak. Bursa’ya gelirsem, görüşürüz.:papatya: :papatya: :papatya:

    Rabbin sevgisi ve ışığı sizinle olsun.

    Lütuf, İsa Mesih’i sevenlere ölümsüz sevgiyle !

    Dünyayı kazansan neye yarar ? :elsalla: :elsalla: :elsalla: tanri sevgidir

    #30249
    Anonim
    Pasif
    abdulKadir;8575 wrote:
    Birbirimizi sevebilmemiz için birbirimizi tanıyalım

    Bu kitaptaki konular ”Un Seul Dieu, Tous Fréres” adlı kitaptan alınmıştır.
    Derleyen P. Luigi İannitto
    Sent Antuan Kilisesi

    Dünyadaki mevcut dinler arasında Hristiyanlık ve Müslümanlık iki büyük dini meydana getirmektedirler. Yerkürenün birçok ülkesinde hristiyanlar ve müslümanlar kent, kasaba ve köy gibi çeşitli yerleşim merkezlerinde, aynı mahalle ve konutlarda yanyana yaşamakta ve aynı işyerlerinde çalışmaktadırlar. Örneğin hristiyan memleketler olarak tanınan Almanya, Fransa, Belçika ve İsviçre’de bir müslüman azınlığı yaşamakta; Türkiye, Mısır, Suriye, Mısır ve Cezayir gibi müslüman ülkelerde ise bir hristiyan azınlığı varlığını sürdürmektedir.

    İç içe geçmiş bir karakter arzeden bu birlikte yaşam, iki toplum arasında zorunlu olarak birtakım münasebetlerin kurulmasına neden olmaktadır ve normal olarak iki cemaat arasında ilişkiler sosyal ve pedagojik alanda birçok önemli ve çözüm bekleyen sorunların oluşmasına sebebiyet vermektedirler: Başkalarının inancına ve düşüncelerine saygı göstermek suretiyle bir arada yaşamayı becerebilecek gençleri yetiştirmek ve özellikle önyargıdan, fanatizmden, geçmişteki kötü mirasların olumsuz etkisinden uzak yeni nesiller oluşturabilmek.

    Tarihten öğrendiğimize göre hristiyanlık ve müslümanlık dinleri asırlar boyu karşılıklı olarak birbirlerini tanımamazlıktan geldiler. Çeşitli topraklarda ve çeşitli zamanlarda sık sık karşı karşıya geldiler. Şimdi karşılıklı olarak saygı göstermenin zamanı geldi. Ayrıca, iki dış etken hristiyanları ve müslümanları olumlu bir karşılaşmaya doğru itmektedir: Gençler arasında, gittikçe artan bir oranda yaygınlaşan ateizm ve dinden bağimsızlaştırma.

    Bu nedenle hristiyanlar ve müslümanlar ortak miras olan müşterek tek Tanrı’ya inançlarını savunmak ve gençleri ateizm kıskacından kurtarmak için el ele verip beraber çalışılmalıdır.

    P.Luigi İanitto

    Sayın Fırat bey,

    öncelikle Tanrı’nın demokrat olmadığı konusunda hemfikir olmamızın beni sevindirdiğini belirtmeliyim. Demokratlık Allah’a isyan olan her konuda da özgürlüğü savunduğu için dindar insanların benimseyeceği bir sistem olamaz, doğru. Ama aynı Tanrı, fikirlerin özgürce ifadesinin önüne geçmez. Yanlış fikirlere sahip olanlar ölümden sonra yargılanacaklardır ama bu dünyada yargılamak bizim işimiz olmamalıdır.

    Görüyorum ki sizin gibi düşünmeyenler, gerek kendi dindaşlarınız arasından olsun gerekse farklı dinden olsun paylanmaktan kurtulamıyorlar. ”Bu forumda sadece rumuzu fırat çölgeçen’li olanlar yazabilir” gibi bir hava içindesiniz. Bu havaya öylesine kaptırmışsınız ki kendinizi, tehdit yollu birşeyler ima etmeye çalışmışsınız. ”Forumda sadece üye yazılı olduğuna” falan aldanmamalıymışım… Üye olsanız, admin olsanız veya başka bir statüde olsanız ne değişecek anlamış değilim. Yaşınıza ve bir ‘Tanrı hizmetçisi’ olmanıza hürmeten haddimi aşmayacağım. Ama bu tavırlarla beni site yönetimine ispiyonlamanız hiç yakışmıyor size.
    ”Tanrı sevgidir” deyip O’nun gazap yönünü eyleme geçirmeniz bir çelişki değil mi? Yoksa Tanrı sadece sizin için mi sevgidir?
    Cümlelerinizin sonunda esenlik dileyip, Rabbin ışığına emanet edip, bunun ardından esenliği bozacak ithamlarda bulunmak nasıl bir şeydir?

    Site yöneticilerinden ricam, eğer yazdıklarımda forum prensiplerine aykırı bir durum varsa belirtmeleridir. Misafir istenilen yerde kalır.
    Ayrıca hiçbir müslümanın girip birşeyler yazmasını istemiyorsanız, islam hakkında hiçbirşekilde söz etmeyin, ki bizlere cevap hakkı doğmasın. Aksi halde hem yönetici hem de üye arkadaşlar hakaret ve saldırı niteliği taşımayan tartışmalara tahammül göstersinler.

    Sayın Fırat bey, propagandamızı kendi sitemizde yapmamızı salık vermişsiniz. Yapıyoruz zaten, ama bizim sitede sizin de propaganda yapma hakkınız var. Bunu yapan hristiyan arkadaşımızda vardı. ”Şeytan bunun neresinde?”

    ”Müslüman o kimsedir ki, sözü dinler ve en güzeline uyar”
    Doğruya ulaşmak için dinlemek,
    dinlemek için bir araya gelmek,
    bir araya gelmek için hoşgörü gerek, değil mi?

    Size müslüman olun demiyorum ama Tanrı’dan bahsedilen yerde siz de bu prensibe riayet etseniz olmaz mı?

    (Not: Sorularım cevap vermeniz için değildi. Bana son cevabınızı yazmıştınız. Aramızda hoşgörü hakim olana kadar uzak kalmak forumun hayrına olacaktır.)

    #30257
    Anonim
    Pasif

    @abdulKadir 8701 wrote:

    Sayın Fırat bey,

    öncelikle Tanrı’nın demokrat olmadığı konusunda hemfikir olmamızın beni sevindirdiğini belirtmeliyim. Demokratlık Allah’a isyan olan her konuda da özgürlüğü savunduğu için dindar insanların benimseyeceği bir sistem olamaz, doğru. Ama aynı Tanrı, fikirlerin özgürce ifadesinin önüne geçmez. Yanlış fikirlere sahip olanlar ölümden sonra yargılanacaklardır ama bu dünyada yargılamak bizim işimiz olmamalıdır.

    Görüyorum ki sizin gibi düşünmeyenler, gerek kendi dindaşlarınız arasından olsun gerekse farklı dinden olsun paylanmaktan kurtulamıyorlar. ”Bu forumda sadece rumuzu fırat çölgeçen’li olanlar yazabilir” gibi bir hava içindesiniz. Bu havaya öylesine kaptırmışsınız ki kendinizi, tehdit yollu birşeyler ima etmeye çalışmışsınız. ”Forumda sadece üye yazılı olduğuna” falan aldanmamalıymışım… Üye olsanız, admin olsanız veya başka bir statüde olsanız ne değişecek anlamış değilim. Yaşınıza ve bir ‘Tanrı hizmetçisi’ olmanıza hürmeten haddimi aşmayacağım. Ama bu tavırlarla beni site yönetimine ispiyonlamanız hiç yakışmıyor size.
    ”Tanrı sevgidir” deyip O’nun gazap yönünü eyleme geçirmeniz bir çelişki değil mi? Yoksa Tanrı sadece sizin için mi sevgidir?
    Cümlelerinizin sonunda esenlik dileyip, Rabbin ışığına emanet edip, bunun ardından esenliği bozacak ithamlarda bulunmak nasıl bir şeydir?

    Site yöneticilerinden ricam, eğer yazdıklarımda forum prensiplerine aykırı bir durum varsa belirtmeleridir. Misafir istenilen yerde kalır.
    Ayrıca hiçbir müslümanın girip birşeyler yazmasını istemiyorsanız, islam hakkında hiçbirşekilde söz etmeyin, ki bizlere cevap hakkı doğmasın. Aksi halde hem yönetici hem de üye arkadaşlar hakaret ve saldırı niteliği taşımayan tartışmalara tahammül göstersinler.

    Sayın Fırat bey, propagandamızı kendi sitemizde yapmamızı salık vermişsiniz. Yapıyoruz zaten, ama bizim sitede sizin de propaganda yapma hakkınız var. Bunu yapan hristiyan arkadaşımızda vardı. ”Şeytan bunun neresinde?”

    ”Müslüman o kimsedir ki, sözü dinler ve en güzeline uyar”
    Doğruya ulaşmak için dinlemek,
    dinlemek için bir araya gelmek,
    bir araya gelmek için hoşgörü gerek, değil mi?

    Size müslüman olun demiyorum ama Tanrı’dan bahsedilen yerde siz de bu prensibe riayet etseniz olmaz mı?

    (Not: Sorularım cevap vermeniz için değildi. Bana son cevabınızı yazmıştınız. Aramızda hoşgörü hakim olana kadar uzak kalmak forumun hayrına olacaktır.)

    Aslında dün gece size bu konu hakkında başka bir başlıkta yazmıştım; ama yayınlanmamış yada ben göremedim… En iyisi bir kez daha yazmaktır…

    İslam hakkında doğru bilgiler sunmuyorsunuz. İslam’a göre Allah’a inanan her kişiyi Tanrı sevmez. En basit örneği, Kuran-ı Kerim’de maide 72 den başlayarak Hristiyanların nasıl kötülendiğini ve nasıl kafir ilan edildiğini rahatlıkla görebiliriz.

    Ayrıca Fırat Abi’de çok haklı. Bakın ilk mesajlarınızda, ki bunların hepsi dostluk ve anlayış hakkındaydı, Fırat Abi size karşı çıkmıştı. Ben ise Fırat Abi’nin bu karşı çıkmasını yadırgamıştım ve bir şekilde sizin güzel mesajlarınızın yanında yer almıştım. Ama yaşanmışlık dedikleri şey bu olsa gerek (Fırat Abi’nin yaşı benden oldukça büyüktür) gel zaman git zaman Fırat Abi haklı çıktı ve açıkçası ilk başlarda sizin dostluk dolu mesajlarınızın yanında yer aldığımdan dolayı da pişmanlık duydum.

    #30267
    Anonim
    Pasif

    Fırat abi hangi konularda haklı Burç hanım kardeşim? Özel mesajlaşmalarınızda bahsettiği konularda mı? Yaldızlı sözlerle kafalarınızı karıştırmak ve islam propagandası yapmak istediğim konularında yani? :)

    Fırat abiniz kadar olmasa da ben de sizden çok büyüğüm ve bu durumda benim haklı olma şansım da epey fazla. Ama Fırat abinizi gerçekten takdir ettim. Bizi yani, forumun hoşgörü konusunda ümid vaad eden ikilisini birbirine düşürme konusunda hayli yol aldı. Ama ben bu tuzağa düşmek niyetimde değilim…

    İki kör üzüm yiyorlarmış. Biri diğerine
    -açgözlü, üzümleri neden ikişer ikişer yiyorsun?
    diye çıkışmış. Diğeri de ona
    – a a, nerden çıkardın bunu?
    demiş. O cevap vermiş:
    -Çünkü ben ikişer ikişer yiyordum.

    Korkarım üzümü ikişer ikişer yiyip te beni de ikişer yemekle suçalayanlar sizi buna inandırmış.
    Dolmuşa binelim ama dolduruşa gelmeyelim.

    Şimdi… İslami konularda söylediklerim, özellikle kutsal kitap ve hristiyanlar hakkında, benim, geleneksel olarak aktarılagelen bilgileri bir kenara bırakıp, sadece kur’an ayetlerine yoğunlaşarak vardığım sonuçlardır. Dolayısıyla genel islami görüşe uymayabilir. Ama kur’ana uymayan birşey söylediğimi hatırlamıyorum. Maide 72 den itibaren.. diyorsunuz. Eğer gerçekten elinize bir kur’an aldıysanız, ya da netten Maide suresini açtıysanız keşke bütün sureyi baştan sona br okusaydınız. Okumadığınızı varsayarak diyorum ki, mesela bir önceki 69. ayeti okuyun:
    ”Şüphe yok ki, iman edenler ve yahudiler, sabiiler, hristiyanlar; bunlar içinden her kim Allah’a ve son güne iman eder de iyi ve hayırlı işler yaparsa, artık onlara korku yoktur, onlar üzülecek te değillerdir.”

    72. ayette, ”Allah, Meryem oğlu İsa’dır diyenler” gerçeğin üstünü örtmekle/küfürle suçlanıyor. Hiçbir yorumsuz ve eklemesiz sizler, ”Tanrı sadece İsa’dır” mı diyorsunuz? Bence hayır. ”Baba” olan tanrıya inanıp, onun, İsa olarak yeryüzünda yaşaması farklı birşeydir diye düşünüyorum.
    73. ayette, ”Allah, üçün üçüncüsüdür diyenler” gerçeğin üstünü örtmekle/küfürle suçlanıyor. Sizler, ”üç tane tanrı vardır ve Baba Tanrı bunlardan biridir” mi diyorsunuz? Bence hayır.

    İyi de, bu şekilde kur’anda geçtiği gibi inanan hristiyan yokki derseniz, geçmişte olduğu gibi, günümüzde de bunlara benzer inançta olanlar vardır. Mesela mormonlar.

    Bakın bunları islam propagandası olarak algılayacaksınız yine:)
    Konuyu siz açıyorsunuz, ben ne yapayım.

    #30271
    Anonim
    Pasif

    Fırat abi hangi konularda haklı Burç hanım kardeşim? Özel mesajlaşmalarınızda bahsettiği konularda mı?

    Bakın bu tarz itamlar bizi ciddi tartışmalardan uzaklaştırır ve gülmenin bol olduğu bir atmosfere sokar :)

    Fırat Abi’nin bana özel mesaj falan attığı yoktur. Keza “Abi” olarak nitelendirdiğim bir insan da pekala atabilir. Ama atmadı.

    Fırat Abi “Şeytan kırmızı pelerinle değil beyaz pelerinle gelir” derken haklıydı. Burada şeytanın mecazi bir anlamda kullanılmış olduğunu sanırım belirtmeme gerek yoktur.

    Dostluk, kardeşlik, anlayış dediniz; daha sonradan İslam propagandası yapıp Kutsal Kitaba aykırı şeyler söyleyen insanlara anlayış gösterip onları anlayın dediniz.

    Neyse…

    Gelelim medai suresine…

    Bakın Muhammed Esed’in tesfirinde maide 68 ve dolayısıyla devamı için ne diyor “Bu ifade, Kitâb-ı Mukaddes’in bugünkü şekliyle birçok değişiklik ve tahrifata uğradığını vurgulayan mükerrer Kur’ânî beyanlar ile bağlantılı olarak değerlendirilmelidir.

    Yani İncil’in değiştirilmiş olduğunu savunuyorsunuz. Dolayısıyla üçlü birlik kavramının İncil’in değiştirilmesinden sonra çıktığını söylüyorsunuz. Peki… Üçlü birliği savunan, İncil’in değiştirilmediğine inanan ve dolayısıyla Mesih İsa’dan sonra gelenlerin yalancı peygamber olacağını kabul eden bir insan da cennete girebilecek midir, yoksa giremiyecek midir? Hayır girer diyorsanız, bu İslam öğretilerine ters düşer…

    #30273
    Anonim
    Pasif
    BURÇ;8731 wrote:
    Bakın bu tarz itamlar bizi ciddi tartışmalardan uzaklaştırır ve gülmenin bol olduğu bir atmosfere sokar :)

    Fırat Abi “Şeytan kırmızı pelerinle değil beyaz pelerinle gelir” derken haklıydı. Burada şeytanın mecazi bir anlamda kullanılmış olduğunu sanırım belirtmeme gerek yoktur.

    Dostluk, kardeşlik, anlayış dediniz; daha sonradan İslam propagandası yapıp Kutsal Kitaba aykırı şeyler söyleyen insanlara anlayış gösterip onları anlayın dediniz.

    Neyse…

    Gelelim medai suresine…

    Bakın Muhammed Esed’in tesfirinde maide 68 ve dolayısıyla devamı için ne diyor “Bu ifade, Kitâb-ı Mukaddes’in bugünkü şekliyle birçok değişiklik ve tahrifata uğradığını vurgulayan mükerrer Kur’ânî beyanlar ile bağlantılı olarak değerlendirilmelidir.

    Yani İncil’in değiştirilmiş olduğunu savunuyorsunuz. Dolayısıyla üçlü birlik kavramının İncil’in değiştirilmesinden sonra çıktığını söylüyorsunuz. Peki… Üçlü birliği savunan, İncil’in değiştirilmediğine inanan ve dolayısıyla Mesih İsa’dan sonra gelenlerin yalancı peygamber olacağını kabul eden bir insan da cennete girebilecek midir, yoksa giremiyecek midir? Hayır girer diyorsanız, bu İslam öğretilerine ters düşer…

    Gülümseyerek tartışmak düşmanlığı önlüyor, ben devam edeceğim bu şekilde müsaadenizle.

    Mecazi olarak ta olsa, hakkımda ”ŞEYTAN” benzetmesi yaptığınız için, İSA yeryüzüne tekrar geldiğinde sizi ona şikayet edeceğim bilmiş olun. Gerçi ben şikayet etmesemde O haberdar olacaktır zaten. Kelimelerinizi ve hak verdiğiniz şeyleri dikkatli seçerseniz hakkınızda iyi olur :)

    >Dostluk, kardeşlik, anlayış dediniz; daha sonradan İslam propagandası yapıp Kutsal Kitaba aykırı şeyler söyleyen insanlara anlayış gösterip onları anlayın dediniz.

    Belki çabuk unuttunuz ama bunların aynısını siz de dediniz. Hatta Fırat abinize dediniz. Bu konuda kafanızın karışık olduğunu, bilmeyerek tek Tanrı’ya inanan ve O’nun emirlerini tutan insanlara karşı daha hoşgörülü olmanın daha doğru olacağını belirttiniz. Sadece 3 gün önce:)

    Adımın Muhammed Esed olduğunu söylediğimi hatırlamıyorum. Allah ondan razı olsun, Muhammed Esed, yahudilikten müslüman olmuş bir alimdir. Ne yazıkki, sonradan müslüman olan kardeşlerde ve bilim adamlarında genel anlayış, kutsal kitabın ve incillerin değiştirildiği yönünde oluyor. Yaptığı kur’an çevirisinde de bunu vurguluyor arasıra.
    Bakın ben, üçlü birlik incil değiştirildikten sonra çktığını falan söylemiyorum. Ben bugünkü incillerde üçlü birlik doktrininin bulunduğuna inanmıyorum ki,nasıl böyle birşey söyleyebilirim???

    Cennete kimlerin gireceği Allah’ın elinde olan bir husustur ve Rabbimiz, kimleri oraya koyacağını açıklamış. Ayeti yazdım. Tekrar neden soruyorsun anlamadım. Kulaklarınıza inanamadınız değil mi? :)

    Bu ayette peygamberlerden falan bahsediyor mu?

    Mesih İsa mı kendinden sonra geleceklerin yalancı peygamberler olacağını bildirmiş??? Nerde?? Yuhanna incilinin hemen sonrasında gelen kutsal yazı Resullerin, yani elçilerin, yani peygamberlerin işleri değil mi? Bu yazının, incillerin ve diğer mektupların Tanrı ilhamıyla yazdırıldığına, İsa’nın öğrencilerini uluslara peygamberler olarak göndermedi mi?

    İsa, ‘kendi adına Peygamberlik edecek’, ve ‘ben mesihim’ diye gelecek olan yalancılardan haber veriyor derseniz doğrudur. Hz.Muhammed, İsa adına değil, Allah adına (bismillah) peygamberlik yaptı ve Mesihin İsa olduğunu vurguladı.
    Ayrıca İsa, kendinden sonra gelecek sadık peygamberler olacağını ima etti ve yalancı peygamberleri ürünlerinden tanıyabileceğimizi öğretti.

    Son olarak… İslam öğretilerine,ben buna gelenek diyorum, ters düşmekten çekinmiyorum. Kutsal kitaplardan öğrendiğim, nerde marjinal bir düşünce vardır, orda gerçek vardır. İnsanların çoğunluğu düşünmeden, taklitçe iman ediyor ve bu taklit öğretileri oluşturuyor.

12 yazı görüntüleniyor - 1 ile 12 arası (toplam 12)
  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.