• Bu konu 2 izleyen ve 23 yanıt içeriyor.
15 yazı görüntüleniyor - 1 ile 15 arası (toplam 24)
  • Yazar
    Yazılar
  • #24558
    Anonim
    Pasif

    Derin olan şeyler ilgi çeker: Balta girmemiş ormanlar; su; mağaralar ve kanyonlar. Sığ ve yüzeysel şeylerle bizde doyumsuzluk sağlayan derinlik gibi önemsizlik var.Bir zamanlar yüzeyin altını tanrılaştırdık (yücelttik) ve onun gizemleriyle mucizelerinin zevkine sahiptik. Zamanın çekiciliğinin değerinin farkına varıyoruz ve derinlikleri oluşturan şeyin rahatsızlığına ilerliyoruz.

    Özellikle bu ruhsal alanda doğrudur. Tanrı, dünyasal maddelerle memnun olmamıza karşı daha çok düşüncelerimizde derinleşmeye çağırıyor. Kutsal Kitap'ta, Tanrı'nın Ruhu ' her şeyi, Tanrı'nın derin düşüncelerini bile araştırır.' (1.Kor. 2:10) 'ı okuyoruz. Rom. 11:3' e göre O'nun bilgeliği ve yollarının derinlikleri 'akıl ermez' ve 'anlaşılmaz' olarak tanımlanıyor.

    Tanrı'nın en iyi doğrularından bazıları, paha biçilmez hazinelerden hoşlanmak, insanların derin düşüncelerinde gizleniyor; başka yerde aramak gereksiz.

    Tanrı'nın bilgisi bilgeliğinin zenginliklerinin derinliği, yolları, yargıları ve anlaşılmazlığı ne akıl ermez şeylerdir!
    Çabalarının sonuna doğru, Eyüp, 'Beni aşan, bilmediğim şaşılası işleri' ( Eyüp 42:3 ) dediği gibi Tanrı'nın derinliğinden, gizemliliğinden ve açıklanamaz amaçlarından söz ediyor. Peygamber Daniel, Tanrı'yı şöyle belirtti: 'derin ve gizli şeyleri ortaya çıkarır' ve 'Karanlıkta neler olduğunu bilir' ( Daniel 2:22 ).Başka yerde, şunu okuyoruz: 'Karanlıkların derin sırlarını açar, ölüm gölgesini aydınlığa çıkarır' (Eyüp 12:22).

    Efendimiz, kesinlikle , bizim yeteneğimizin ötesinde olan alanlardakini kavramaya çalıştırıyor; ancak hangisinin belli olanlar dışındakilerdir ki , görmemiz ve araştırmamız için can atıyor.Tanrı'nın en iyi doğrularından bazıları, paha biçilmez hazinelerden hoşlanmak, insanların derin düşüncelerinde gizleniyor, başka yerde aramak gerekmez.
    'Doğruluğun ulu dağlara benzer, adaletin uçsuz bucaksız enginlere' (Mez. 36:6).

    Kişi, gerçeğin boyutlarını ve kavrayışlarını, yeterli oranda, düşünüp taşınmaya , araştırmaya, incelemeye istekli olduğunda; sabırlı ve merhametli Tanrı, bunları açmayı bekliyor.
    İnceden inceye araştıran kişinin yaptığı sadece zihinsel bir uğraş değildir.Olağan, insancıl araştırma ve metotlarla Tanrı'nın yolları anlaşılmıyor.

    'Tanrı'nın derin sırlarını anlayabiliyor musun?
    Herşeye Gücü Yeten'in sınırlarına ulaşabilir misin?
    Onlar gökler kadar yüksektir, ne yapabilirsin?
    Ölüler diyarından derindir, Nasıl anlayabilirsin?' ( Eyüp 11:7-8 ).

    Derin kutsal güç olmanın önemliliği ve ilgi çekmesi kadar; bunlar, akıllarımız vasıtasıyla keşfe meydan okuyor. O, bütünüyle yürekleri kendisiyle dolu olan…….kendisiyle var olmak isteyenlere sırlarını saklıyor. Yalnızca bu yolla Tanrı ile dostluk kurulabilir.

    Burada trajik olan, az miktar da olsa değerli olan şey; acele eder şu ana sahip olursak dostluğu ilerletiriz. Durgun suları ve yeşil otlaklarının yanında Tanrı'nın sürüsünden daha çok panik (bozgun) halindeki sığır sürüsüne benzeyen halkın bir bedeni olacağız. Atalarımız tanıyor; O, görünüyor, Tanrı ile ne kadar ilişkiye girebiliyorlar…….ne var ki biz yapabilir miyiz? Yeniden farklı şekillerde derinliğine düşünmeyi, anlamlı biçimde tapınmayı, acele etmeden meditasyon (derin derin düşünmek) yapar gibi öğrenmemiz şart !.

    Richard Foster'in şu sözleri insanı etkiliyor: 'Yüzeysellik, çağımızın belasıdır. Bir anlık tatmin öğretisi, birinci ruhani sorundur. Bugün umutsuz görünen gereksinim; çok sayıda anlayışlı ya da yetenekli insanlar değil, derin düşünenlerdir. Bu konuda, bir an, durup düşünülmeli kendi kendinize şu güç soruyu sormalı ve dürüst olmalısınız 'Derin düşünen insanlar içinde miyim?'

    Kendinizi olmak istediğiniz, derin düşünen kişi gibi hissetmeyebilirsiniz. Bununla birlikte, bu konuda, bir takım meraklarımız var; aksi takdirde bu kitabı almamış olurdunuz. Olasılıktan daha da çok, yüzeysel şeylerden bıkkın yetişkin bir kişiliğiniz var…Yüzeysel düşünmekten ve patinaj vari konuşmadan usanmışsınız. Orada olmaya isteklisiniz, fakat tam olarak oraya nasıl gidileceğinden emin değilsiniz. Kesin olan bir şey var: Bulunduğun yerde kalmayı istemedin. Size tavsiyelerim var. Kadın ya da erkek yüzeysellikten bıkmadıkça derin düşüncelerle ilgilenip okuyan kişi değildir. Tahminim beni yanıltmıyorsa; özlediğiniz şey, Tanrı ile dostluktur. O'nun varlığından haberdar olmayı, mümkün mertebede O'nunla temas içinde , fikirlerini düşünmeyi, bilgeliğini almayı, imkan dahilinde insancıl olan yüreğine yakın yaşamayı, O'nun sahip olduğu özde yaşamınızı işlemeyi istersiniz. Bunların olmasını diliyor, kabul etmekte sizi serbest bırakıyorum.
    (C: R. SWINDOLL )

    Yukarıdaki söylem; SWINDOLL'un 'Tanrı ile Dostluk' adlı kitabından yaptığım çeviriden bir alıntıdır. Tümcelerimde düşüklük olduysa; özür dilerim. Zira ingilizcem pek iyi değildir. Ama; bunu sizlerle paylaşmak istedim.

    Rabbin sevgisi ve ışığ sizinle olsun.

    #28395
    Anonim
    Pasif

    Pavlus'un Tutkulu Takibi

    Derin düşüncelerle ve içtemlikle İsa'yı tanımanın karşılığında başka herşeyi, ” zarar…. süprüntü ” saydı . Normal olarak nedenini dikkate alıp düşündüklerinde insanların kişisel anlamsızlığında beti benzi attı. Olağanüstü karşıtlık !

    Ondan sonra; bu, havarilerden biri olan Pavlus'un iyice düşünülmüş ve karar verilmiş kanaati ( inancı ) dır. Bunun takdir edilmiş, anımsanan bir değer olarak gözönüne alınmasını öneriyorum. Tanıklığımın önemsizliğinde kendi kendimi bütün insancıl duyguları etkileyen başarıları bir araya koyan zamanı ve daha az gücü, sonsuz yaşam olduğunu bildiğimiz İsa ile çokyakın bir ilişkide dostluk kurmaya çalışan daha çok zamanı ve gücü harcamaya özendirmeyi keşfediyorum. Aynı şeyi sizin de hissettiğinizi düşünüyorum.

    Öyleyse, hemen derin düşünmeye başlayalım. (C. R. SWIMDOLL – ” Tanrı ile Dostluk ” )

    Rabbin sevgisi ve ışığı sizinle olsun.

    #28408
    Anonim
    Pasif

    DÖRT HÜKÜM…….DÖRT DİSİPLİN

    Bununla birlikte, olabilecek böyle değerli bir ” kararlı amaç ” ne kolay ne de otomatiktir. Bundan başka, siz ve ben, dünya sisteminde, teşvik etmeyi keşfetmeyeceğiz. Isaac Watts'in soruları eskilerde kalmıştı, ama güç olan konuyla ilgilidirler:

    Senin adına benim düşmanlarım yok mu ?
    Akıntıları durduramayacak mıyım ?
    Bu iğrenç dünya, inayetince bir dost mudur ?
    Bana yardım etmeyecek misin ?

    Bu “iğrenç dünya” da yaşamımın 60 ından daha fazlasının 30 yılı kadarını Kurtarıcı'nın hizmetine harcamakla; herbiri tanrı ile derin bir dostlukta, bir ilişkide bize yardım eden bir disiplini anlatan en azından dört önemli hükmün var olduğunu keşfettim. O zaman disiplinlerin eşliğinde onları birer birer açıklayarak, inceleyerek listeleyelim. Hala; karmaşık çözümler aranıyor:

    Hükümler Disiplinler
    Yeniden özel bir dünya düzenleme İçtenlik
    Dingin olma Sessizlik
    Dinginliği geliştirme Yalnızlık
    Tamamen Tanrı'ya güvenme Teslim olma

    O'nunla özdeşleşme konusunda ciddiyseniz, yöntemlerin stratejik parçaları olan bu dört neticeyi keşfedeceksiniz. Eklediğimiz fakat; bu dört tanesinden aşağı olmayan daha çok kesinlik vardır. ( C. R. SWIMDOLL )

    Rabbin sevgisi ve ışığı sizinle olsun.

    #28413
    Anonim
    Pasif

    I – YENİDEN ÖZEL BİR DÜNYA DÜZENLEME
    İÇTENLİĞİN DİSİPLİNİ

    Çizgilerimizi basitleştirmesine ve yeniden düzenlemesine karşı etrafımızdaki her şey işlemeye devam ediyor. Herşey ! Bizimki dağınık ve karmaşık bir dünyadır. Tanrı, bu yolu yaratmadı. Bu yolu meydana getiren, ahlaksal bozukluğu olan ve vesveleli insancıllıktır !

    “Bulduğum tek şey: Tanrı, insanları doğru yarattı. Oysa onlar hala karmaşık çözümler arıyorlar.” ( Vaiz 7:29 )

    Reklamların büyük amacı vardır: Hoşnutsuz, keder dolu kimliği olan, sahip olduklarından memnun olmayan bireyler yapmak. Niçin ? Bu yüzden ne sunduklarını ele alacağız. Hatta aldık ! Tüketim toplumunun parolası, çok parlak ve kendisini hissettirendir – daha çok. Yeter artık diyemiyoruz.

    Öncelikle bu hızı artan, beklentileri büyüyen, basıncı çok yönlü olan rekabet hakkında dinsel ya da mesleki dünyanın öğrendiklerinde uzun süren bir acemilik değildir. Rekabetin yararları varken; denetimin dışında sürdüğünde gelen radyoaktif serpintileri kim ölçebilir ? Payların, yumuşayan gerilimin bir tercih olması ve büyüklük asla yeterli değildir. Bilge Süleyman, tamamen haklıdır: ” Onlar hala karmaşık çözüm arıyorlar.”

    Ancak bunları ele almadık……. bir araya getirmeyeceğiz, sahip olmayacağız. Ayrıca , basitte olsa yarışmayacağız.. Kazanmayı sürdüreceğiz, daima da kazanacağız. Devam eden bu şeyleri asla istemedik, zamanımızı da onlar için harcamadık. O çıldırtıcı gidişin özelliği, bizi nefes nefese, sinirli ( huysuz ) bir gayretin içine sokmaktır.

    Kesin olan bir şey var ki; Tanrı, böyle bir kafa karışıklığının yararı olmaz. Burada; Thomas Kelly’nin okuyucularına ” Tanrı, asla ateşli bir solumanın dayanılmaz tırmanışında bize rehberlik etmiyor. ” diye anımsattığı sözcükleri anımsıyorum.

    Yeniden özel bir dünya düzenlerken; içtenleşme gereksinimi zorunludur. Aksi takdirde; yüreğimizin sessiz derinliklerine girmeksizin, içine dayanmaksızın Tanrı’nın en iyi iletilerinin nerede belirtildiğini keşfederiz. Bu koşulda; çok uzun yaşasak bile, İsa’ya doğru soğuk gelişir ve dikbaşlı dünyada , ayartma nesneleri oluruz.

    Pavlus’un tüketimde, cinsellikte ve işlekte Korintli dostlarına ilettiği uyarısını anımsatırım: ” Ne var ki, yılanın Havva’yı kurnazlığıyla aldatması gibi, düşüncelerinizin Mesih’e olan içten ve pak adanmışlıktan saptırılmasından korkuyorum. ” ( 2. Korintliler 11: 3 ) ( “Tanrı ile Dostluk ” )

    Devamı var.
    Rabbin sevgisi ve ışığı sizinle olsun.

    #28421
    Anonim
    Pasif

    Aynı korkuyu benim de hissettiğim zamanlar vardır. ” Saptırılmış ” olmak, daha çok kuşkulunulmayan yerlerde oluşabilir : Ailenin her üyesinin hristiyan olduğu bir evde…. Gerçeğin öğretildiği ve İsa’nın yüce olduğu bir kilisede… öğrencilerin ; fiziksel dinlenme, aile gereksinimleri, eğlence, iş arasında dengeyi sürdürmekte yorulduklarında ve pastörlük ilişkileri dışında meşgul oldukları ilahiyat fakültesi kampüsünde bile. İsa’ya sadakatın saflığı ve içtenliğinde rahatlığı keşfettiğim bir ilahiyat fakültesinde , böyle bir bağlam gücünün, kötü yola saptırmasından korkar ve ayette yazılı olan nedenle itiraf ederim. Ne kadar garip ! Kadın ve erkeklerin Tanrı’nın hizmetkarı ve habercisi olacakları eğitim yeri olan yerleşkede, karmaşık yaşamın sonuçlarına yol açan gerçek tehlikeler var.

    Yaşamlarının çabuk keşfettiği içtenliği tesbit eden şey, rüzgara karşı tek başına , önemli bir deniz yolculuğudur. Bunlar, burada, meydana gelebiliyorsa; başka yerde de oluşur. Ticaret, iğrenç kafaların yetiştirildiği bir düşmandır.

    Kıskançlık, gösterişsiz şekildeki yaşamın hala bir başka düşmanıdır. Kıskançlık, hala, çıkmaz sokaklara doğru rehberlik ettiğinden muhtemelen hristiyanların işlerinde fazla gücü yoktur. Tanrı’nın işlerinde; odak değişimlerimizi yargılamanın, karşılaştırmanın ve hayıflanmanın yatay bir sendromunda kilitlendiğinde ve bizimkiler kadar onlardakilerde perçinlenildiğinde ; halinden memnun olacağımıza ( içtenliğin şahane sonuçlarından biri ), kıskançlıktan deliye döneriz. Memnuniyetimizin standartı böylece yükseliyor; ama, istenilen ölçülere göre asla uygun olamıyoruz.

    Alexandr Solzenitzi’nin kaleminden çıkan bazı noktaları anımsayabiliyorum: Soğukta donmayacaksanız ve açlık ile susuzluk içinizi tırmalamayacaksa yeterlidir. Sırtınız iyiyse ; ayağınız yürüyorsa; kollarınızın her ikisi de bağlanabiliyorsa; gözlerinizin her ikisi de görebiliyorsa ; kulaklarınızın her ikisi de işitiyorsa; onları kimden ve niçin kıskanırsınız ? Başkalarına olan kıskançlığımız, bizi yiyip bitiriyor.

    O zaman, Tanrı ile dostluk kurmaya çalışmak için; birincisi, harekete geçmek. Bizim için bir daha olmayacak. İkinci görev, kıskançlığı durduracak kadar adımımızı yavaşlatmayı istemek.

    Ayrıca içtenliğin kıyılarına doğru esen ve yönünü değiştiren dünyanın rüzgarlarına karşı oturup beklemeyi söylemek aptalcadır ki, bu olmayacaktır ! Yaşamların çarçabuk keşfettiği içtenliği tespit eden şey, rüzgara karşı tek başına önemli bir deniz yolculuğudur. Şair , bunu başka sözcüklerle anlatıyor:

    Bir gemi doğuya, diğeri
    Batıya gider
    Kendi esen rüzgarıyla.
    Yelkenli takımıyla
    Rüzgarla değil
    Hangisi gittiği yolu bize söyler.
    Sakin olun, bilin ki, Tanrı benim !

    Karmaşıklıktan kurtulmak, içtenlik, sadece güzel değil, temeldir. Otomatik olmadığı gibi o, kuvvetli kararlılığı ortaya çıkaracak. ( Tanrı ile Dostluk )

    Gelecek yazı: Dingin Olma

    Rabbin sevgisi ve ışığı sizinle olsun.

    #28429
    Anonim
    Pasif

    DİNGİN OLMA
    SESSİZLİĞİN DİSİPLİNİ

    Liste , ödün vermiyor; ama boş laf yok. Karmaşık ve rekabet eden dünyamızda güç bir sınav olduğunu, içtenliğin disiplini geliştirdiğini, meydan okumayı hayal etmeyi düşünüyorsanız; vesveseliğin, gürültünün, sözcüklerin, acımasız etkinliklerin bu dünyasına ve sessizliğin disiplinini geliştirmeye tahammül ediyorsunuz. Şahsen bunun hemen hemen başa çıkılmaz bir meydan okuma olacağını ifade eden belli bir kalıba dökmüştüm. Yaşamımda; önce bir hiç olan geçmiş iki yılda onların büyüklüklerini farkettim. Siz ve ben, bütün deneyimlerin ( mutlak dinginlik ) birini kapsadığını, dinginliğin anlarını uzatmaksızın Tanrımız ile dostluk ilişkisine ve derin düşüncelere sahip olduğumuz yolun bu olmadığına hala ikna edebilirim.

    Mistik bir hayalperestlik gibi mi daha çok derinliklere kadar ölçüp biçiyorum ? Oysa sık sık alıntı yaptığımız; ama, nadiren itaat ettiğimiz Mezmurlar’da yazılmış olan sözcüklerdi bunlar:” Sakin olun, bilin ki, Tanrı benim !” ( Mez. 46:10 ) Bu büyük buyrukta, sıkışıp kalmadan önce düşüncelerimizdeki birkaç ana tekrar dönelim.

    Çabalamaya son verin, bilin ki, tanrı benim. Sessiz durun ! Bilin ki, tanrı benim (TLB ) Sakin olun, bilin ki – tanıyan ve anlayan Tanrı benim. ( AMP )

    ” Teslim olun ” diye bağıran, ” kabul edin ki Tanrı Benim.” ( Motfat )

    ” Savaşa dur “deyin, bilin ki, Tanrı benim.” ( TEV)

    Özellikle Eugene Peterson’un yaratıcı sözcükleriyle merakınızı uyandıracağım:
    Trafiğin dışında adım atmak ! Uzun süren, seven bana bak, Yüce Tanrımız, yukarıdaki politikalar, yukardaki herşey.(Bildiri)

    Bununla birlikte; onu okumayı yeğlemeliyiz ki,bu, Tanrı’nın özel halkına ısrarla emreden bir hitabıdır. Her akıntının, rengin, ekinin, devrin halkı…. Yaşın ve olgunluğun hiçbir düzeyi olmayan, tek başına veya evli, öğrencili yahut öğrencisiz halkı; yani Tanrı’nın Rab olduğu tüm halkı.

    Durmayı ( gerçekten ) emrediyoruz… O’nunla flört et, bırak nefes al, gevşe. Bu, O’nun önünde beklenen, listelenen sessizliğin ve dinginliğin bir sahnesidir. Meşgul anlarda yabancı olunan deneyimler oluşuyor. Yine de, disiplin gerektiren dostluk ve derin düşüncelerde Tanrı’yı tanı.Ruhsal yaşantımıza derin düşünceleri katmayı umut ediyorsak; sessizlik gereklidir. Bu, ” ruhlarımızdaki ateşi koruyor”…” Sessizlik, bizi haçı yapıyor.” Sessizliğin kesintisiz devirlerini uzatmayı destekleyen şeyi yazıyor. O, Göksel Babamızla bizi yüzeysel dürtmelerle duyarlı ruhlarımızın keskin kenarını biler. Gürültülü sözcükler, çılgınlık, telaşlılık, kulaklarımızı Tanrı’nın dinginliğine kapayan , Tanrı’nın temasına karşı bizi hissiz yapan, duygularımızı kasvetli olarak programlıyor. ( Tanrı ile Dostluk )

    Rabbin sevgisi ve ışığı sizinle olsun.

    #28439
    Anonim
    Pasif

    Gürültü, sözcükler, çılgınlık, telaşlılık ; kulaklarımızı Tanrı’nın dinginliğine kapayan, Tanrı’nın temasına karşı bizi hissiz yapan, duygularımızı kasvetli olarak programlıyor.

    Yazar, bilgin, Romalı katolik papaz Henri NOUWEN, “fazlasıyla uygun konuşan dünyamıza ” seslendiği, aşağıdaki yazıda, örneklemeler yaparak çözümleyen mükemmel bir iş çıkarıyor :

    Radyo ve televizyonun olmadığı çok uzun olmayan bir zaman önce bir vakit vardı; işaretleri durdur, işaretleri ver, işaretleri birleştir, alışıldığından daha çok etiketler…. ve şimdi ise; ederi gösteren reklamlar ya da özel indirimli satışlar çoğalıyor. Kısa zaman önce, sözcüklerle şehirleri kapattığımız ilanların olmadığı bir zaman vardı.
    Geçenlerde Los Angeles’da araba kullanıyordum; ansızın muazzam bir sözlükte araba sürüyormuş gibi garip bir duyguya kapıldım. Baktığımda yoldan ayırmaya çalışan sözcükler vardı. Şunları söylüyorlardı : ” Beni kullan, beni al, beni satın al, bani iç, beni kokla, bana dokun, beni öpi benimle uyu. ” Böyle bir dünyada, kim sözcüklere saygı duymayı sürdürebilir ?

    Gürültü ve kalabalığın ; erkemizi boşaltan, dikkatimizi dağıtan, iç rahatlamasını söylemektense ilave edilen güç ve tatsız bir işe dua edilen bir yol vardır.

    Yanıtı mı ? Burada olmuş – o bitmiş ! Hemen hemen 35 yıl; ben ve ailem Los Angeles bölgesinde yaşadık. Bir taraftan bu yıllar, harika serbestliğin, gelişmenin ve kutsamanın seneleriydi. Tanrı’nın bu işleri için sonsuz minnettarım. Ama diğer taraftan; gürültünün, kalabalığın, adımın, etkinliklerin acımasız cenderesinin, trafiğin sonu olmayan koşmaların yoruculuğuna uygunluğuna kendiliğimden keşfettiğimi itiraf ederim. Halktan, pastörlük için elverişli durumlardan, elbette bu taşranın hava durumundan tamamen hoşlandıkça; iç rahatlaması için… sessizlik ve dinginliğin temel huzuru için sızlandığımız zamanlar vardı.

    Dağlara çıktığım fırsatları anımsayabiliyorum. Yalnızca, bir buçuk saat bile olsa, gürültülü şehrin yüksek orandaki seslerinden, trafiğin gümbürtüsünden, kornaların seslerinden kurtuluyordum. Bununla birlikte, orada oturuken; çoğu kez çam ya da yaşlı meşeden dev Panderosa sandığına karşı dayanan, dinginliğin tedavisi hakkında değişmeyen yorumumuz vardı. Havasının yumuşaklığı, yeryüzünü sarıp sarmalayan yağan karı izlenen bu son senede; bükülmüş bir ağacın gövdesinin yukarı kısımlarında koşuşturan küçük sincaplarla ayrılmalarda, rüzgar ıslık çalıyor… Tanrımıza kapalı yüreklerimizi çekmeyi başaran doğa ile böyle sakin ziyaretler. Tanrı’nın inayet ve varlığının daha çok değerbilirliğini , ruhsal şeylerin duyarlılığını bizde oluşturan değişmez sessizlikle ziyaretleri uzattığımı dürüstçe söyleyebilirim. Bu dünyada; böyle şeyler, bizi derin düşünmeye sevk ediyor.

    Ben böyle düşünüyorum. Siz ne düşünüyorsunuz ? Yaşamınızın birçok anlarını harcdığımız dünyayı kalabalıklaştırdığınızı ; gürültü ve işlekle kendinizi aldattığınızı farkettiniz mi ? Kilisenin sizin için hazır bulunmasına ya da Kutsal Kitap’ın zevk alabilmeyi öğretmesine karşı her zamanki gibi bir ticaret tavrına götüren dünya sizi, ruhsal duyarsızlığa mı terkediyor ? Dua etmeye ne dersiniz ? Gürültü ve kalabalığın; erkenizi boşaltan, dikkatinizi dağıtan , iç rahatlamasını söylemektense ilave edilen güç ve tatsız bir işe dua edilen bir yolu vardır. Hatta sessizliğin ve dinginliğin yokluğunun verdiği zararlar gibi size doğru süpürülen düşük derecede çöküntüyü hissetmelisiniz. ( Tanrı ile Dostluk )

    Rabbin sevgisi ve ışığı sizinle olsun.

    #28448
    Anonim
    Pasif

    O halde, bazı doğrulardan söz etmenin zamanıdır. Sizin dışınızda da herhangibiri, bu ikilem hakkında birşey yapabilir. Dünya bu ikilemin sürmesine olanak sağlıyor ki; iki yönden birine yöneleceksiniz. Önergelerden her ikisini de çabucak gözden geçirerek ve sahte hevesin maskesi arkasına gizlenerek iki yüzlü bir ruhaniliği geliştirecek ya da diğer hristiyanlarla anlamlı ilişkilereden uzak ve açık olarak samimi bir şekilde ilgiden yoksun kalarak solacaksınız. Her iki durumda da, kendinizi bir çökmenin içinde bulacaksınız.Anımsatmak isterim ki; sık sık bunların oluştuklarını gözlemledim.

    Hızlı ( telaşlı) anlardaki etkinliklerin bir çeşit blok halindeki boşlukları tarafından emilmemiz kolaydır.Bunlar oluştukça, yakınlarında olmaktansa, kendi özel ailelerimizi arar buluruz. Yoksa sonuçları feci olabilir.

    Dolores Curran, şunlara dikkati çekiyor:
    ” Hızlı halk ” ( Tiyatroda sahnelenen bir oyun ) başlıklı keskin bir makalede… Türlerinin bir örneği olarak kendini sunan ve şükreden, çalışan bir kadının yaşam biçiminin anlatıldığı Kadınlar Günü'nde yayınlanmış eski bir makaleyi Harpers Louis T. Grant, inceden inceden tetkik ediyor. Bu kadının yaşamına kulak verin. Sabahleyin evden işe koşuyor; kahvaltı olarak arabada yoğurt, idman yaptığı kaplıcada öğle yemeği yiyor; çocuğun bakımını kocasına bırakıyor. Bir de evin diğer yanında kırk millik bir yönetim mevkiindeydi; zevk için boş zamanında küçük uçak kullanıyor; yerel bir kadınlar kolejinde, ikinci bir iş olarak öğretymenlik yapıyor; çocukları büyükanneye, bakıcıya bırakıyor; bırakıyor çocukları… Grant; ” hızlı yaşayan halk ” dediği bu yaşam biçimini, geçimini sağlamasına benzetiyor. Kolayca kavranan parçasında, bir hızlı yaşayan halk ailesindeki bağlantılarının derine inmeyen örneklemelerini yapıyor. Böyle bir ailede; dinlemek, iletişim kurmak, dostluk ve bir başka şey için zaman yok.

    Burada yalnış yapılmamalıdır. Bu, yaşam biçimimizde bir değişiklik oluşturuyorsa; bu günler sizin silkinmenizdendir. Hız, itme, gürültü ve kalabalıklar; sizi ele geçiriyorsa, saçmalığı durdurmaya ve ruhunuzu tazeleyerek teselli eden bir yeri keşfetme zamanıdır. Bundan dolayı sık sık değil; daha çok “hayır ” denmeli. Bu; sıkıntılarınızın yüreğinizin dışına dökülmesine ve sizi ilerletecek bir yere bırakmaya vesile olacak ki, umutsuz gereksiniminizi ruhsal ihtiyaçlar için kabul eder. O'nun sizi dinleyecek olması, O'nun size yardım edecek olması; iyi haberdir. Kötü haber ise şudur: Bir başkasında bir değişim oluşmasını beklerseniz, işler sadece kötüleşecektir. Ruhsal hareketleriniz azalacak ve muhakka gelecek olan bir düşman saldırısına açık olacaksınız. Sizin için tek umut, kendinizi Tanrı huzurunda güçlendirmenizdir. ( Tanrı ile Dostluk )

    Rabbin sevgisi ve ışığı sizinle olsun.

    #28460
    Anonim
    Pasif

    İsrail'in kralı olmadan önce Davut'un yaşamından canlı bir görünümü anımsatırım. O ve adamları, Filistin toprağında, sürekli bir dizi olayla meşgul olmuştu. Bu görüntü; kedi – fare kovalacamasını andıran on iki yıldan fazla sürede sonuçlanan; Davut'u kıskanan Saul'ün hep artan saldırısıydı. Ayrıntısıyla ifade edilen baskının tasarımı.

    Ziklak'ta ailelerinin tutsak alındıkları üçünkü günü müteakip, Davut ve savaşcı arkadaşları geldiklerinde korkunç bir manzara ile karşılaşıyorlar. Askerler gelmeden önce, Amelikliler, kentlerine baskın yapmışlardı ; orayı yakmışlardı ve çocukları ile karılarını kaçırmışlardı. Trajik anlatımı okuyun ve bu kederli görünümü zihninizde canlandırın:

    Davut'la adamları üçüncü gün Ziklak kentine vardılar. Bu arada Amelikliler Negev bölgesiyle Ziklak'a baskın yapmış, kenti yakıp yıkmışlardı. Kimseyi öldürmemişlerdi; ama kadınlarla orada yaşayan genç; yaşlı herkesi tutsak etmişlerdi. Sonra onları da yanlarına alıp yollarına gitmişlerdi. Davutla adamları; oraya varınca kentin ateşe verildiğini, karılarının, oğullarının, kızlarının tutsak alındığını anladılar. Güçleri tükeninceye dek hıçkıra hıçkıra ağladılar. ( 1. Samuel 30: 1-4 )

    Kargaşaların çöküntüsü ve isterisi içinde sanki bu yeterli değildi – Davut, büyük sıkıntı içindeydi. Çünkü herkes; oğulları, kızları için acı çekiyor ve ” Davut'u taşlayalım ” diyordu… ( 1. Samuel 30:6 a ).

    Ne imgeleme ! Saul' ün bitmeyen baskısının başında; savaşın bitkinliği ; topraklarının hasarı ; ailelerin güvenliği için şiddetli endişe ve isyan mırıldanmaları ; kanser gibi, kamp boyunca yayılır.

    Davut'un savunmasına ya da kurtarmasına gelen biri yoktu. Daha fazla güvenilir ya da iyi hazırlanmış bir planla zoru başarabileceğini gösterecek biri de yoktu. Onun sırrını birkaç sözcükte keşfederiz : ” Ama Davut, Tanrısı RAB de güç bularak.” ( 1. Samuel 30:6 b )

    Sorunu kavrayan Davut; gerçekçiliğin yardımıyla tahammül etti. Ama panikleşmeyi, geride kalıp dövüşmeyi, gitmeyi ya da kendisini zavallı hissederek yok olmayı reddetti. Tanrı ile, tek başına, zamanını acil gereksinimi için gerçekleştiren Davut; karmakarışık görünümde , yaşama küsen arkadaşlarını harekete geçirdi ve ruhunu güçlendirecek sessizlik ve dinginliğin bir yerini aradı.

    Tanrı ile dostluk; bugün çoğunlukla daha iyisi ortaya konulamayan ya da belli oranda değer biçilemeyen disiplinleri gerektiriyor. Bu dostluk; özel dünyamızı yeniden düzenleyecek yeri bize sağlayan içtenliğin olduğu yerdir. O halde; nadir bir şey olan sessizliğe yaşantımızda , zaman ayırmak şarttır. Kitab-ı Mukaddes'te de gördüğümüz gibi sessizlik, anlamı olan dinginlik anlarımızı oluşturuyor. ( Tanrı ile Dostluk )

    Rabbin sevgisi ve ışığı sizinle olsun.

    #28472
    Anonim
    Pasif

    Birkaç ay önce karım Cynthia ve ben ; geleceğimizin ne olacağını buyuran Baba'yı daha çok tanımayı araştırıyorduk ki, heyecanlandım. Tedirgin ruhsal bir durumda, korku veren, endişeli düşüncelere sahip oldum. Hayal gücüm ; taşkınca davranıyor ve usuma işleyen bir panikten çıkmama neden oluyor. Tükenmiş, kafası karışmış ve hemen hemen hareketsiz hissetmem çok uzun sürmemişti.

    Karım ve ben, yurt dışında yolculuk etmeyi ve haftalık toplantılara katılmayı sürdürmüştük. Ruhumun halini tedirgin etmesinden dolayı, bunları iptal etmeye çalışmıştım. Minnettar olduğum öyle bir şey var ki; önce anlayamadığım…. beklenmedik bir biçimde biri tarafından, bu toplantıların birisinden önce yemek sırasında verilen ve de ruhuma sessizliği yerleştiren ve yüreğime bu sessizliği getiren , derinliği olan bir paragraftı. Doğrudan doğruya ve ruhumun derinliklerinde yankılanan sözcüklerinin dışında; yazarı ya da orijinal kaynağı hakkında hiçbir şey bilmiyordum.

    Onu okuduğunuzda; böyle anlamlı bir şeyin, bana niçin yardım ettiğini anlayacaksınız.

    Tükenmiş yaşamı tedirgin eden ; gereksinmelerimizin bir yeri ve içten olan , sessiz bir yere bakıyoruz. Tanrı'da ruhlarımızı yenilemeyi, açık ve samimi bir şekilde O'nda olmayı ve yeni bir güçle yaşamda var olmayı çok arzu ediyoruz. Ama, bizi nerede beklediğine bakmayı, nerede olacağını keşfetmeyi kavrayamıyoruz. Yani Söz olan Oğlu'nda. Ya da Tanrı'yı arıyoruz; çünkü O'na soracağımız binlerce şey var ve yanıtları verilmedikçe ; yaşamda olacakları hayal ederiz. Problemlerle ; bilgi, ipuçları, bir kolay yol için isteklerimizle park ederiz. ; her problem ve tüm ayrıntıların çözümünü bize veren O'nun dünyasını unuturuz. Bu yaşamda açgözlü olmanın yeteneklerine sahip oluruz. Tanrı'nın konuştuğu yere kulak vermeyi başaramıyoruz. İlk ve son olarak , tükenmez, uzun zamanlardan beri var olan Tanrı'nın dünyası; yaşadığımız dünyanın dışında varlığını sürdürüyor. Ya da Tanrı'nın dünyası; hemen hemen tükenmiş olan şimdiki, istemeye hakkımız varsa yeni bir dünya için varolduğu kadar yeryüzünü dinlemiş olduğunu zannediyoruz. Her zamanki gibi; aynı enerji ve kuvvetlenmeyle O'nun dünyası yankılanırken, olduğu kadar yakınımızdayken ; tükenmiş ve soğumuş dünyamızı görmeyi beceremiyoruz.

    Hepimizin tanıklıkta bulunduğu gibi; Tanrı, aceleci ve kaygılı zekaya konuşabiliyor. Ruhsal gücümüzü yeniden bulabilmemizden önce ; O ve O'nun dünyası ile bir dostluk bağına sahip olmayı umuyorsak ; özel düşünce, bize üçüncü öncelikte yol gösteriyor. (” Tanrı ile Dostluk ” )

    Rabbin sevgisi ve ışığı sizinle olsun.

    #28488
    Anonim
    Pasif

    III – DİNGİNLİĞİ GELİŞTİRME
    YALNIZLIK DİSİPLİNİ

    Arkadaşlık kadar çok değerli ve gerekli olan şey; bize özendirmeyi sağlayan, sorumluluk ve meydan okumadır. Sık sık aldırmayan ruhsal yaşamın aynı düzeyde olan önemli bir kısmı vardır. Kendi içimizde, dinginlik derinliğini geliştirdiğimiz ” yalnızlık disiplinini ” size aktarıyorum.

    Yalnızlık, ” değişim ocağı ” diye adlandırılmıştı. Yarışa yeniden girmeyi, hızlılığı olan zor bir durumda, elde ettiğimiz ikinci mola yeri için saf kişisel mahremiyete, düşüncede sahip olmamıştım. Dinginliğin endişeyi yenilemesi gibi cerrahi içtenlik ortaya çıkıyor.

    Hatta daha da fazla. O; yeni yollarda, kendimizi, diğerlerini, özellikle Tanrımızı anladığımız bir içtenlik vahasıdır. Daha önce söylediğim “dağınıklığın ” daha çok olduğu yer, ” ocağın ” merhametsiz sıcaklığı sayesinde teşhis edilerek yok edildi. Dinginliğin endişeyi yenilemesi gibi cerrahi içtenlik ortaya çıkıyor.

    Yalnızlıkta; bu oluşmaya çabalıyor ki, hakkında başka şey bilmiyoruz.Kitaplar için örnekler ya da vaazlar için nadiren ipucunun oluştuğu bu yerde, ruhsal mücadeleler devam ediyor. Yalnızlığın uzatılan bölümleri boyunca derin düşüncelerde araştırılan Tanrı, gözlerimizi gereksinim dikkati olan tanrısal işlere açıyor. Başkalarından gizlemeye çalıştığımız işlerden O’nun bizi haberdar ettiği yer burasıdır.

    Henri Nouwen, elverişli bir şekilde yalnızlığı betimliyor, terimleri araştırıyor :
    Yalnızlıkta, kendi kalıplaşmış iskelemden kurtuldum; arkadaşlarla konuşmak yok, telefonla konuşmak yok, toplantılarda hazır bulunmak yok, müziğin eğlendirmesi yok, kitapların dikkati dağıtması yok, benim için – yalın, saldırı ve eleştiriye açık, zayıf, günahkar, bozulmaktan yoksun bırakılmış – hiçbir şey.

    Yalnızlığın uzatılan bölümleri boyunca derin düşüncelerde araştırılan Tanrı, gözlerimizi gereksinim dikkati olan tanrısal işlere açıyor. ( Tanrı ile Dostluk )

    Rabbin sevgisi ve ışığı sizinle olsun.

    #28607
    Anonim
    Pasif

    Bu, yalnızlığımda karşılaşacağım yokluktu. Arkadaşlarıma, işime ve oyalayıcı şeylerime beni vardıran isteklerim olan, kıymetli bir şeyim olduğuna inandığım ve hiçliğini unutabildiğim herşeyden uzak korkunç bir yokluk. Ama hepsi; bu değildir. Yalnızlığımda kalmaya karar verir vermez; karışık düşünceler , alt-üst olan imajlar, çılgın sınırsız hayal güçleri ve tuhaf iş arkadaşları, muz ağacındaki maymunlar gibi düşünceme atladılar. Öfke ve hırs, çirkin yüzlerini göstermeye başlıyor…

    Görev; yalnızlığımda sebat etmek, ayartıcı ziyaretçilerimin kapımı vurmaktan bıkmalarına dek odamda kalmak ve beni yalnız bırakmalarıdır.

    Gerçeklik biliniyorsa; çoğumuz araştıran içtenlik türüne direniyoruz. Çünkü daha çok köktenci ve katı görünüyor. Bununla birlikte, zaman kısadır ve bu kendi kendini çözümlemeye kimin gereksinimi olur ? Dinselliğin devam ettiğini göstermesi şarttır ! Hayır, anlatılmak istenen şey budur.

    Yalnızlık disiplininde, yüzeysel ” göstermek” i güçlükle kabul ediyoruz ve yüreklerimizde kalacağının tespitini yapıyoruz.

    Mezmurlar; derinliklerdeki sınavlar için gereksinimi farketti. Aslında , yürek ve düşüncelerin en içteki odalarında Tanrı’yı araştırmaya çağırıyor.

    Ya RAB, sınayıp ytanıdın beni.
    Oturup kalkışımı bilirsin.
    Niyetimi uzaktan anlarsın.
    Gittiğim yolu, yattığım yeri
    inceden inceye elersin.
    Bütün yaptıklarımdan haberin var.
    Daha sözü ağzıma almadan,
    Söyleyeceğim her şeyi bilirsin, ya RAB…

    Ey Tanrı, yokla beni, tanı yüreğimi,
    Sına beni, öğren kaygılarımı.
    Bak, seni gücendiren bir yönüm var mı,
    Öncülük et bana sonsuz yaşam yolunda ! ( Mez. 139: 1-4, 23-24 )
    ( ” Tanrı ile Dostluk ” – Çeviren : Faruk ÇELEBİ )

    Rabbin sevgisi ve ışığı sizinle olsun.

    #28677
    Anonim
    Pasif

    Pavlus; yalnızlık ve kendi kendini çözümlemeye, aynı düzeyde söz vermişti. Tereddütsüz; bir araya geldikleri Rab’bin Sofrası’ndaki utanç verici sahtelikleri için Korintlileri uyardı.

    Toplantılarınız yarardan çok zarar getirdiği için aşağıdaki uyarıları yaparken sizi övemem.
    Birincisi; toplulukta bir araya geldiğinizde aranızda ayrılıklar olduğunu duyuyorum. Buna biraz da inanıyorum. Çünkü Tanrı’nın beğenisini kazananların belli olması için aranızda bölünmeler olması gerekiyor ! Toplandığınızda Rab’bin Sofrası’na katılmak için toplanmıyorsunuz. Her biriniz ötekini beklemeden kendi yemeğini yiyor.

    Nasıl isteğim oldu … ve bir son gibi ne kadar boş !

    Kimi aç kalıyor, kimi sarhoş oluyor. Yiyip içmek için evleriniz yok mu ? Tanrı’nın topluluğunu hor mu görüyorsunuz, yiyeceği olmayanları utandırmak mı istiyorsunuz ? Size ne diyeyim ? Sizi öveyim mi ? Bu konuda övemem. ( 1. Ko. 11: 17-22 )

    O zaman,yalnızlık ve kişisellik içinde , Rab’bin huzurunda kendi kendini inceleyerek zaman geçirmelerini öğütledi.

    Kişi önce kendini sınasın, sonra eknekten yiyip kaseden içsin. Çünkü bedeni farketmeden yiyip içen, böyle yiyip içmekle kendi kendini mahkum eder. İşte bu yüzden bir çoğumuz zayıf ve hastadır, bazılarınız da ölmüştür. Kendimizi doğrulukla yargılasaydık, yargılanmazdık. ( 1. Ko. 11: 28-31 )

    Güdülerimizin olduğu yüreklerimizi incelemeyi ve tek başına kazanmayı reddettiğimizde; ruhsal huzurluklarımız artıyor. İlişkiler ve etkinliklerin çoğuna eşlik eden döküntüleri, canlılığımızın kaldırdığı gibi Tanrı’nın işlerinde işlek olarak, etken kalarak, doğru şekilde devam ederek kendi kendimizi eğitebiliriz. Yalnızlık anlarında, kendi kendini incelemenin güç çalışmasını tek başına ele alarak ve kendimizi geriye doğru çekerek disiplin altına almadıkça; dinginlik, yalnızca, uzun bir düş olarak kalacaktır. Nasıl işleğim olabilir… ve bir son gibi ne kadar boş ! Sözcükleri söylüyoruz, ama onların hiçbir anlamı yok. Kendimizi yaşamayan doğrularda gidip gelirken buluyoruz ve bir ruhanilik uyduruyoruz.

    Rahmetli A. W. Tozer’ın benim gözde ifadelerimden biri, düşüncelerimden uzak değildir:

    Her şey hakkında gevezelik etme; pazar yerindeki çocuklar gibi Krallığın geçitlerinde hoplaya zıplaya yürüme alışkanlığımızın gerçek nedenleri; ruhsal deneyimimizin çoğunun yetersizliğinde bulunmadıkça hiçliğin gerçek değerini öğrenmekte tereddüt edilir mi ?

    ( ” Tanrı ile Dostluk ” ; Çeviren : Faruk ÇELEBİ ) :jesusloves:

    Rabbin sevgisi ve ışığı sizinle olsun.

    #28699
    Anonim
    Pasif

    Tanrı’nın evinde, yargı için vücut bulmanın zamanıdır. Haydi onu kabul edelim. Siz ve ben, dinsel çevrelerden sonu gelmeyen gevezelikler etmek ve boşalmak için kolayca etkilelenilen yerlerin birkaçından haberdarız. Akılsız etkinlikler, basma kalıp yanıtlarla dolu anlamsız konuşmaların tuzağına düşmek ne kolay ! Gideceğimiz, söylediğimiz yol, bu değildir. Dediğimiz yol; kötü alışkanlıklardan kurtulacağımız ve yalnızlığın yineleneceği yoldur. Yinelenen temelde kendi kendini incelemenin güç olan işi, kesinlikle zarurettir.

    Yetiştirildikleri yerde ( papazlığın eğitim yerinde ) İsa’nın havarilerine doğrudan doğruya verdiği yanıtı anımsadınız mı ? Aşağıdaki ayetleri okuyarak dikkate alınız:

    Elçiler, İsa’nın yanına dönerek yaptıkları ve öğrettikleri herşeyi O’na anlattılar. İsa, onlara ” Gelin tek başımıza tenha bir yere gidelim de biraz dinlenin ” dedi. Gelen giden öyle çoktu ki, yemek yemeye bile vakit bulamıyorlardı. Tekneye binip tek başlarına tenha bir yere doğru yol aldılar. ( Markos 6: 30 – 32 )

    Kendilerine özel olarak verilen görevlerinden döndüklerinde güç işleri ve vefakar çalışmalarını Rabbimiz takdir ederken; iyi düşünme ve dinlenme gereksinimlerini gördü. Birçok gelen insanın ( daha çok kilise hizmetinden sonraki gibi sesler ) akıcı etkisiyle aşina oluyordu. Böylece dikkati çekmeden sessizce gitmeye onları teşvik etti. Onlarla bir tekneye bindi ve “tenha bir yere ” gitti. Niçin ? ” Kendi başlarına ” bir yerde kalmışlardı. Açıkcası, İsa, sessizliğin değerini… etkinlikten kaçış gereksinimini gördü. Bu, dinginliğin geliştiği noktaydı. ( “Tanrı ile Dostluk” – çeviren : Faruk ÇELEBİ )

    Rabbin sevgisi ve ışığı sizinle olsun.:jesusloves:

    #28726
    Anonim
    Pasif

    Dört disiplinin sonuncu tutanağından önce, kendi kendini inceleme: günlük tutma ve yalnızlığın özel zamanlarına katmış olduğum bir şeyi sizinle paylaşmama izin verin. Yıllardır günlük tutmuştum. Yararları, inanmış olmaktan daha çoktur.Daytimer ( Günlük zamanla ilgili ) ‘den farklı ya da sade şekilde bir günce.Bir günlük; yaşamınızda, Tanrı ilişkilerini yazdığınız ve tek başına O’nu anımsayarak vakit geçirdiğiniz mükemmel bir yoldur. Yalnızlık zamanlarından zevk alırken; fikirleri düşünmek ya da ebediyen aklınızda kalacak olan O’nun açıklamalarının içyüzünü kavramak kolaydır. Yoksa, konuşmalar ve sorumlulukların ağırlığı altında kalarak değil. Faaliyetler, anlamlı ve derinliğine düşünceleri yok ediyor. Fakat oluşmak için bunlar da çok zaruridir.

    Bundan başka günlük kayıtlarımız, bizi harekete geçiren noktaları veriyor… adımıza Tanrı’nın işleme tarzı kadar iyi ruhlarımızda Tanrı ilişkisini belirten tarihi belirtilmiş, tarihsel. Böyle Tanrısal aracılıkların yazılı kayıtını korumak zorundayız. Bir günlüğün kullanımı, aşırı derecede anlamlı yalnızlığın anlarını oluşturabiliyor. Belirli zamanlarda, bu yüzlerce sayfanın bir kaçını rastgele tekrar gözden geçiriyorum. İstisnasız kibirimi yok ettim.O’nun tarafsız ve mesafeli göründüğü bazı zamanlara rağmen açıkca elinin yaşamımın dümeninde olduğunu görmeyi kuvvetlendirdim. Arkayı görmeyi sağlayan bakış açısının ( perspektif ) oluşması gibi dinginlik geri geliyor ve ruhumu yatıştırıyor. Gündelik bir günce olmayan günlükte kalmak isterim ki, bu Tanrı’nın ve benim beraber yolculuk ettiğimiz samimi bir günlük kayıttır. O’nun varlığı sayfalardan sayfalara görünüyor.

    Yalnızlık anlarına odaklanmaktansa; özellikle kendi kendinize ” yaygın sakinleştirici” yi bulursanız; günlük tutmanızı yürekten salık veririrm. ( ” Tanrı ile Dostluk ” )

    Rabbin sevgisi ve ışığı sizinle olsun.

15 yazı görüntüleniyor - 1 ile 15 arası (toplam 24)
  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.