Tanri’nin Sonsuz Sözü Olan İsa Mesih’in Ölmesi Gerekli Miydi?

  • Bu konu 1 izleyen ve 0 yanıt içeriyor.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #26081
    Armagan
    Anahtar yönetici

    TANRI’NIN SONSUZ SÖZÜ OLAN İSA MESİH’İN ÖLMESİ GEREKLİ MİYDİ?

    Müslümanlar sıkça İsa’nın neden insanın günahları için ölmesi gerektiğini sorarlar. Neden günahlarımızı itiraf ederek, Tanrı bizim tüm günahlarımızı bağışlamasın? Günahları itiraf etmek neden yeterli değildir? Aşağıdakiler, Tanrı’nın günahlarımız için kefaret vermesi gerektiğini mantıkla göstermeye çalışmaktadır.

    · Tanrı sınırsızdır. O’nda sınır yoktur. Sonsuzdur.
    · Tanrı kutsaldır. Kutsallık günahtan arılıktır, günahsızlıktır. Tanrı yanlış birşey yapamaz. Kutsallığın bir yönü yanlış yapamamaktır.
    · Tanrı adildir. O daima doğruyu yapar. Tanrı kendi doğru beyanlarını, açıklamalarını çiğneyemez çünkü bu Tanrı’nın kendisi ile çelişkiye düşmesi demektir. Bize doğru veya yanlışı söyleyen Tanrı olduğu için, O’nun adaleti Kendi doğasıyla ilişki içindedir, bağlantılıdır.
    · Bundan dolayı Tanrı sonsuz kutsaldır ve sonsuz adildir. O’nun ne kutsallığı ne de adaleti Kendi karakteri olduğundan ve Tanrı’nın kendisi reddedilemeyeceğinden, sonsuz kutsallığı ve sonsuz adaleti inkar edilemez.
    · Bizler sınırlıyız ve kutsal değiliz. Bizler sonsuz değiliz çünkü yaratığız.
    · Kutsal değiliz çünkü günah işleriz.
    · Günah Tanrı’nın yasasını yapamamaktır veya Günah Tanrı’nın yasasına karşı gelmektir.
    · Doğru veya yanlışı Tanrı beyan eder. Bunları Kutsal Yazılarda açıklamıştır.
    · Yasa Tanrı’nın karakterinin bir yansımasıdır.
    · Tanrı yüreğinden ve aklından konuşur. Eğer yalan söyleme diyorsa, bunun nedeni yalanın Tanrı’nın doğasına aykırı olduğudur.
    · Tanrı nedensiz veya amaçsız konuşmaz. Eğer amacı veya nedeni olmasaydı, bu Tanrı’nın güvenilmez olduğu anlamına gelirdi.
    · Tanrı güvenilirdir, bundan dolayı, Tanrı’nın yasası mükemmelliğin, adaletin ve kutsallığın standartıdır.
    · Tanrı’nın yasası günahkarın cezasının Cehennem (lanetlenme) olduğu cezasını da içinde taşır.
    · Lanetlenme, kişinin Tanrı’ya karşı günahından dolayı, Tanrı’nın doğru yargısının o kişiye uygulanması eylemidir.
    · Eğer Tanrı’nın yasasını çiğnemeye karşı yasa bir ceza içermeseydi, o zaman lanetlenme (Cehennem) olmazdı. Cehennem (lanetlenme) olduğuna göre, o zaman Tanrı’nın yasasını çiğnemenin bir ceza taşıdığı sonucuna varırız.
    · Eğer Tanrı doğruluğuna göre lanetlemeseydi (Cehenneme göndermeseydi), o zaman Tanrı yanlış yapmış olurdu. Tanrı hata yapamayacağına göre o zaman lanetlenmek (Cehenneme gönderilmek) doğrudur ve adildir (doğru bir eylemdir).
    · Tanrı bizim yaptıklarımızla etkilenir. Bunu kanıtı dualarımızda bulunabilir. Tanrı dualarımızı yanıtladığına göre, dualarımız Tanrı’yı harekete geçirir ve Tanrı bizi yanıtlar.
    · Eğer dualarımızın Tanrı’nın huzurunda bir faydası olmazsa, o zaman dua etmek faydasızdır ve dualarımız hiçbir şey başaramaz.
    · Tanrı’nın yasasını çiğneme, günah işleme Tanrı’yla ilişkimizde olumsuz bir etki yaratır.
    · Tanrı mükemmel olduğu ve bütünlük içinde olan ruh olduğu için günahlarımız Tanrı’ya fiziksel bir zarar vermez.
    · Fakat, lanetlenme – Cehennem (Tanrı’nın adaletinden dolayı) varolduğu için, günahın, günahkar ile Tanrı arasında olumsuz (negatif) bir etkiye sahip olduğu sonucuna varırırız. Eğer bu olmasaydı, o zaman Cehennem (lanetlenme) olmazdı.
    · Tanrı sonsuz olduğundan, O’na karşı işlenen günahların da etkisi sonsuz olacaktır.
    · Bizim kendisine karşı işlediğimiz günah doğrudan sonsuz olan Tanrı’yadır, bundan dolayı günahın sonucu sonsuza değin sürecektir.
    · Sınırlı olan kişi sınırsız ve sonsuz olan Tanrı’ya karşı işlenen günahı uzaklaştıramaz, kendisini aklayamaz.
    · Sınırlı kişinin sonsuz Tanrı’ya karşı işlediği günahı temizlemek için yapacağı herşey, sonsuz olan Tanrı adaletinin istediklerini karşılayamayacak ve Tanrı’nın yasasının söylediklerini yerine getiremeyecektir.
    · Tanrı Kendi Sonsuz adaletini yerine getirmeden, günahkarı ‘keyfine göre, rasgele’ bağışlayamaz.
    · Eğer Cehennem (lanetlenme) adalet gereği doğru şekilde verildiyse, aynı şekilde, bağışlama da adalet ile uyuşmalıdır çünkü adalet ve bağışlamanın her ikisi de doğrudan günah ile ilişkilidir.
    · Bağışlamak için günahı basitçe görmezden gelmek adaleti reddetmektir.
    · Eğer bağışlamak Tanrı’nın adaleti ile uyumlu değilse, o zaman Tanrı keyfine göre davranan, çelişki içindedir ve adil değildir.
    · Günahkarın ölmesi ve sonsuza dek lanetlenmesi (Cehennem) adilse, bu adalet görmezden gelinemez.
    · Eğer görmezden gelinirse, o zaman Tanrı kendi adaleti ile uyum içinde değildir.
    · Eğer görmezden gelinirse, o zaman Tanrı’nın kimseyi Cehenneme (sonsuz lanetlenme) göndermeye hakkı yoktur.
    · Yaşayan hiçkimse lanetlenemez. Sadece ölüler lanetlenmiştir (Cehenneme gitmiştir).
    · İnsan sınırlı işleri ile Tanrı’nın bağışlamasını kazanamayacağına göre, bağışlamayı olanaklı hale getirebilecek olan Tanrı olmak zorundadır.
    · Tanrı’dan başkası dışında kimse doğru yapamacağından durum böyledir.
    · Günahın cezasını görmezden gelmek, adil olmadığı ve insanın Tanrı’nın verdiği yasaları tam yerine getiremediği için, günahlarımızın cezasını ödeyebilecek Tanrı dışında kimse kalmıyor.
    · Bağışlamanın kendisi de bir adalet eylemi / hareketi olduğu ve adaleti gerektirdiği için günah görmezlikten gelinemez.
    · Bu adalet görmezlikten gelinemez çünkü eğer öyle olursa, Tanrı kendisi ile çelişki ve uyumsuzluk içinde olacaktır.
    · Günahkarın ruhsal ölümü ve yargısı adildir.
    · Ruhsal ölüm Tanrı’nın cezasıdır ve ruhsal ölümü Cehennem (sonsuza dek lanetlenme) takip eder.
    · Günaha ceza vermek adil olduğu için, Tanrı adaletin karşılığını vermek ve yerine getirmek zorundadır.
    · Sınırlı insan, Tanrı’nın aradığı kutsallık ve ruhsal mükemmeliği sağlayamayıp, O’nu hoşnut edemediği için bu böyledir.
    · Günahların bağışlanması için gerekli adaleti Tanrı sağlamalıdır yoksa adalet sağlanamaz veya yerine getirilmemiş olur.
    · Bu nedenle, Tanrı günahkarın yerine kendisi geçmeli, günahkar insana verilen adil, ruhsal ölüm yargısının sonucu olan acıyı kendi üzerine almalıdır.
    · Adalet sağlandığı için doğru ve adil bağışlama şimdi insanlara verilebilir.
    · Bu bağışlama, hiçbir insanın kendi işleri ile kazanılamayacağı için, sadece insanın imanı aracılığıyla alınabilir çünkü kişinin yapabileceği hiçbir şey yoktur.

    http://www.incilturk.com

1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.