• Dieses Thema hat 3 Teilnehmer und 2 Antworten.
Ansicht von 3 Beiträgen - 1 bis 3 (von insgesamt 3)
  • Autor
    Beiträge
  • #26718
    klaus
    Verwalter

    Selamlar arkadaşlar şuanki yaşadığımız hayatın yani biz insanların kurduğu bu sistemin bizi inançlardan yoksun kılan daha somut kavramlara inanmaya zorlayan bir düzen olduğunu düşünüyorum … Birde bir türlü anlayamadığım farklı dinlere inanan insanların bu kadar bir birleri ile çatışması hıristiyan olmak yada müsliman olmak niye bu kadar karşı kutuplaşmalara sebep olur …Herkezin inancı benim için kendinedir yaptıklarının sonucu yine onu etkilicektir .Avrupada ,amerikada ve asyada yaşayan müslümanlar bazı kişiler tarafından nasıl hor görülüyorsa aynı şekilde müslüman ülkelerde yaşan hıristiyan arkadaşlarımızda bazı kimseler tarafından hor görülüyor bunun farkındayım benim fikrim ve benim hayalimde diyebiliriz hıristiyanı yada müslümanı aynı çatı altında öğrenebilicekleri ve isterlerse bütün dinler hakkında sınırsız bilgi sahibi olabilicekleri bir dini bilgi sistemi oluşturulsa inanıyorumki bu karanlık dipsiz gibi görünen uçurum aşılır ve farklı dini inanışları olan kimseler çok rahat ve yadırganmadan birbirleri ile iletişeme geçebilirler…

    Ama bu tarz büyük bir ileri atılımın olmasının veya tam manası ile uygulanmasının nerdeyse imkansız olduğunun farkındayım . Biz insanlar dil,din,ırk gözetmeksizin dayanışma sağlamayı başadığımız zaman gerçekten ruhen ve düşünce bakımından gelişeceğimiz an olduğunu düşünüyorum teknoloji ve bilim bakımından ne kadar gelişirsek gelişelim fikir olarak ve ruhen gelişmediğimiz sürece sonuç bu kaostan farklı olmayacaktır saygılarımla …

    #34279
    Anonym
    Inaktiv

    Sevgili Kutay,

    Dünya’da başka hiç kimsede veya ‚İnançta‘ olmayan bir ‚Ruh’tan bahsettiğimiz için, siz de dahil, insanlar bunu kolayına anlayamazlar. Bu ‚Ruh‘, İsa Mesih’in Ruhu’dur. Düşmanlarını bile seven, onlar için iyilik dileyen, onların kurtulabilmeleri için Çarmıh’a bile gerilmeye razı olan, sevgi dolu ve fedakâr bir ruhtur.

    „Benim dinim en sondur, en yücedir, en doğrudur veya en fazladır“ diye, üstünlük sağlamak veya ‚dinî gol atmak‘ ile meşgul olan, sizin dininizdir. Aslında hiç kimseyi ‚kurtarmak‘ peşinde değildir. Taraftar toplamak peşindedir. Kendisine taraftar olmayan hiç kimseyi sevmez, sevemez. Bu kitap, bu kişiler aleyhinde söylenen merhametsiz ayetlerle doludur. „Acımayın, gördüğünüz yerde öldürün. Tek ‚Allah‘ dini kalana kadar, onlarla savaşın“ gibi tam 109 tane ayeti var. Barış ayeti gibi gözüken, sadece 2 veya 3 ayet vardır.

    Ama Hristiyanlık böyle değildir. Övünmek için hiçbirşey yapmaz İsa’nın Ruhu insanları sadece cehennem azabından kurtarmak için çırpınır. Ama diğerleri, ‚kendi kalplerinde olanla‘ yargılarlar İncil’in İsa’sını ve O’nun öğrencileri olan Hristiyanları. Yani biz, elimizdeki tek ruhsal silahımız olan İncil’imizle, bile bile ölüme gideriz her gün, sırf bir Müslüman kurtulsun diye. Böyle olduğu halde, İsa’dan nefret ettikleri gibi; öğrencilerinden de nefret ederler ve acımadan öldürürler.

    Bunu siz duymuyorsunuz belki, ama biz duyuyoruz ve biliyoruz. Sadece son hafta içerisinde olanlar bile, bu nefreti göstermeye yeterli. Bu din, tüm işlerini şiddetle halletmeye çalışıyor. Mısır’da kilise çıkışı vurularak öldürülen Hristiyanlar, Malezya’da yakılan kiliseler, dini reddetti diye kesilen kafalar, hapislikler, hergün aldığımız tehditler. Rusya’daki papaz cinayetleri vs. vs. Bizler ise hiçbir camiye saldırmadık, hiçbir kişiyi tehdit etmedik. Her sonucu göze alarak, Müslümanı kurtarmaya ve bu uğurda gerekirse canımızı vermeye razı olduk.

    Aç gözlerini ve gör, sayın Kutay. Hristiyan’larla Müslüman’ları ayni çuvala koyma. Bizden karşı tarafa giden, sadece sevgi vardır. Avrupa camiler ve medreselerle dolu. Orda hoşgörü var. Yalnızca İngilterede 1800 tane cami var. Müslüman ülkelerindeki, eskiden kalma birkaç kilise ise, hergün saldırı altında, hergün bir behane ile kapatılmaya çalışılıyorlar. İncil taşıyan, ölümü hak ediyor. Tehdit edilmeyen Hristiyan kalmadı bizim ülkemizde.

    „Kuran yakıldı“ behaneleri ile kuduran, ağızlarından köpük saçan insanlar, önlerine gelen Hristiyanı öldürüp, kiliseleri yakarken; benim çok yakından tanıdığım bir kardeşim, sırf Hristiyan oldu diye, ailesi tarafından dövüldü, tüm mirastan mahrum edildi, pasaportuna el konuldu ve çantasındaki İncil yakıldı. Artık evine gidemez oldu. Bunun gibi daha yüzlerce misal verebilirim. Ama ters yönde, ne siz ne de bir başkası, birtek misal bile veremezsiniz.

    Çünkü İsa Mesih, „Düşmanlarınızı sevin, sizden nefret edenler için dua edin, onlar için iyilik dileyin“ dedi. „Amerika şöyle yaptı, böyle dedi“ behanesi de asla geçerli değildir. Çünkü uluslar ‚Hristiyan‘ olamaz, ancak bireyler olur. Amerika yaptıklarını, ‚İsa Adına‘ yapmadı. Siyasî çıkarları için yaptı. Ama yukarıda saydığım her şey, o din adına ve bireyler tarafından ve da devlet desteğiyle yapılmıştır.

    Rab seni aydınlatsın.
    Sevgiler.

    #34280
    Anonym
    Inaktiv

    Kutay kardeşimiz sorunlanışınız tam da pek de malümatlı olmayıp her dini aynı sayan kişilerin sorunlanışı :-) İyi niyetli ama besbelli.

    İslamiyet’in dini (vahiyle bağlantılı gördüğü hüviyetiyle yani) organik, ‚olmazsa olmaz‘ bir şekilde varolan siyasi yönü vardır. Şeriat bu siyasi yönünün fiilde uygulanışının kurallar bütününü teşkil eder. Ve bu siyasi öğretisinde apaçık bir şekilde ifade edilen bir hakimiyetçiliği vardır. İşte bu sebepten dolayı İslamiyet’in başka dinlerden olanları kendi mensuplarıyla eşit haklara sahip olduklarını kabul etmesi imkansızdır. İslamiyet’in en temel kaynaklarında ‚zımmillik‘, ‚cizye‘ gibi kavramlar vardır. İslamiyet’in dünya algılayışını bilmek için bu gibi kavramların ne anlama geldiklerini çok derinden anlamış olmak gerekir. Ama ne yazık ki, özellikle bugünün Kemalist Türkiye’sinde halkın çok büyük bir kısmı İslamiyet’in ne olduğunu bilmez bile. İslamiyet’in mahalledeki Nuriye teyzenin saf doğal dindarlığı sanar. Ve İslamiyet eleştirildiğinde o kendi halindeki, iyi kalpli teyzenin dindarlığına saldırıldığına inanır, haklı olarak tepki gösterir. Ama aslında bütün malumatlanışı hatalı temellere dayalı olduğundan bu tepkiyi gösterir.

    Kardeşimiz, bugün terörist olarak nitelendirilen Taliban gibileri İslamiyet’in en has mensuplarıdır. Samimidirler dinlerinin öğretileriyle. Bunun kendilerine tanınması gerekir. Biz terörist değiliz, mücahidiz diyorlar ve dinlerinin en kaynak öğretileriyle uyum içinde olduklarından haklılar da. Asıl kendilerini eleştiren Müslüman’lar İslamiyet’in öğretisini ne olduğunu bilmeyenlerdir (yahut da ‚takkiye‘ uygulayanlardır). Kuran, hadis ve İslam Peygamber’inin en orijinal biyografileri incelendiğinde terörist olarak adlandırdıklarımızın iddia ettiklerinde haklı oldukları çıkar.

    Düşünün bir kere: siz hiç ‚ılımlı‘ veya ‚barışçıl Hristiyanlık‘, ‚ılımlı‘ veya ‚barışçıl Budizm‘, ‚ılımlı‘ veya ‚barışçıl Hinduizm’den bahsedildiğini duydunuz mu? Duyulduğunda komik de gelebilir hatta kulağa. Halbuki ‚ılımlı‘ veya ‚barışçıl İslam’dan bahsedilmesi en doğal şey olmuş dünya çapında. Bunun nedeni nedir diye bir sorsanız kendinize.

    “Kafir“ Batı’da Müslüman olmak veya başka bir dine mensup olmak bir hiçken… Hatta Hz. İsa ile dalga geçen çizgi romanlar, karikatürler, kendisini psikolojik olarak dengesiz sayan, homoseksüel sayan sürüyle neşriyat varken İslam ülkesi denen bir çok ülkede değil resmen Hristiyan olmak, evinizde İncil’e rastlanması bile hapse atılmanıza hatta linç edilmenize yeter. Bu gibi ortamlarda hangi vicdan serbestisinden bahsedilebilir ki? İslamiyet’in yayıldığı söyleniyorsa bu gibi nedenlerdendir zaten. Bu gibi koşullar altında sayıca artmak bir zulum mecburiyeti zaten. Bugün Batı ülkelerinde bile İslamiyet’ten çıkanların çoğu saklanmak zorunda kalıyor. Vicdan hürriyeti denilen şey bu mu?

    Dinler arasındaki farkların aşılması demişsiniz… Hristiyanlık budur zaten, dinlerden falan sıyrılıp Tanrı ile doğrudan, aracısız ilişkiye girmek. Birey olarak, şahsiyet olarak, biriciklik olarak. Topyekün vicdan serbestisi atmosferinde, hiç bir tahakküme maruz kalmadan. Kilise cemaatinin gerçek anlamı da budur. Kilise Tanrı’yı kimsenin tekelinde bulundurulamayacağına ve kendisiyle sadece aracısız irtibata geçilebileceğine inananların cemaatidir. Ondandır ki zaten ‚kilise dışında kurtuluş yoktur‘ denmiştir, ta eskilerden beri. Öyle bir öğretinin gerçeğini reddedenlerde nasıl kurtuluş olsun ki… :-) İnciller’de Hz. İsa’nın tüm öğretisi bu yöndedir ve çarmıha yollanmasının başlıca nedenlerinden biri de öğretisinin ‚aracılar’da doğurduğu nefrettir.

    Yeni Ahit’te ‚Havariler’in eylemleri‘ kısmında aziz Çelenk’in (Stefanos) savunusunu okuyun. Tam bir ‚aracısızlık‘ hutbesi. Hristiyanlığın ne anlama geldiğinin en esaslısından bir özeti. Aziz recmedilerek katledildi tabi. Düşkün menfaat dünyasında ‚aracılık‘ ticaretinin elden gitmesine kim razı olur ki… Ama işte… ‚aracılık‘ ortadan kalkmadan… İnsan yaşayan Tanrı ile doğrudan muhabbete giremden olmayacak. Daima herşey yarım kalacak. Hristiyanlığın en derin sırlarındandır bu…

    Sevgiler, dilekler…

Ansicht von 3 Beiträgen - 1 bis 3 (von insgesamt 3)
  • Du musst angemeldet sein, um auf dieses Thema antworten zu können.