ANASAYFA Forum SEKÜLER KONULAR… Cinsellik, Eşcinsellik Protestan Kilisesi-Escinsel Evlilikler

  • Bu konu 10 izleyen ve 25 yanıt içeriyor.
15 yazı görüntüleniyor - 1 ile 15 arası (toplam 26)
  • Yazar
    Yazılar
  • #26553
    Anonim
    Pasif

    Bir yabanci kaynaktan okudugum bir haberi sizlere sunuyorum. İsveç’teki Luteran kilisesi aldigi kararla escisellerin de kilisede evlenebilecegini duyurdu. Karara gore 1 Kasim`dan itibaren Isvec`de escinseller Hollanda`da oldugu gibi kilisede evlenebilecek. Ben bu haberle ilgili yorum yapmak istemiyorum. Yorumlari bu konunun uzmanlarina birakiyorum..

    #33746
    Anonim
    Pasif

    @Simun 15789 wrote:

    Bir yabanci kaynaktan okudugum bir haberi sizlere sunuyorum.
    `Isvec`deki Luteran kilisesi aldigi kararla escisellerin de kilisede evlenebilecegini duyurdu. Karara gore 1 Kasim`dan itibaren Isvec`de escinseller Hollanda`da oldugu gibi kilisede evlenebilecek.`
    Ben bu haberle ilgili yorum yapmak istemiyorum. Yorumlari bu konunun uzmanlarina birakiyorum..

    Değerli kardeşim,
    Bu konuyu yorumlamak için konunun uzmanı olmaya gerek yok. Eğer bu haber doğru ise ( asparagas olmasını dilerim ) Avrupanın içler acısı haline şaşmamak lazım. Her birimiz çok iyi biliyoruz ki, eşcinsellik Rabbin asla onay vermediği bir durumdur. O sözde kilisenin sözde önderine ulaşabilme şansım olsa şu sözü gönderirdim:

    İyi olanı yaparak her konuda onlara örnek ol. Öğretişinde dürüst ve ağırbaşlı ol, kimsenin kınayamayacağı doğru sözler söyle. Öyle ki, bize karşı gelen, hakkımızda söyleyecek fena bir söz bulamayıp utansın. (Titus 2:7-8)

    #33751
    Anonim
    Pasif

    “Cinsel paklık, bedenin güçsüzlüğünden ötürü sahip olunması zor bir özelliktir. Ancak buna sahip olmak mümkündür ve Tanrı bize böyle olmamızı buyurmuştur. Eğer bunu yapmakta başarısız olursak, günah işlemekten suçlu oluruz. Günaha düşen kişilere karşı, her ne kadar sabırlı olmamız gerekse de, Tanrı’nın standartlarını değiştirip, yetersiz çabalarımızın düzeyine indirmek kimseye bir fayda sağlamayacaktır. Tanrı’nın standartlarını değiştirmeye çalışıp, iyiye kötü, kötüye iyi demek Tanrı’ya karşı bir hakarettir.

    Alıntıdır.

    #33754
    Anonim
    Pasif

    Eşcinselliği onaylamıyorum ben ancak işin tıbbi boyutu da var. Yani eşcinsellik bir seçim değil yönelim. Avrupa’da da bu böyle kabul ediliyor. Sonuçta bizim vücudumuz hormon salgılıyor otomatik olarak ama biz bunu yönetmiyoruz. Yönetmekten kastım “Bugün de östörojen salgılamayı bırakayım canım.” gibi birşey demiyoruz.

    Eşcinsellik doğuştan gelen bir hormonal bozukluk, eğer bir insanda böyle bir eğilim varsa bu çocukluktan ortaya çıkıyor ve tedavisi de mümkün. Eşcinsellik ayrıca yepyeni birşey değil, eskiden beri olan bir durum ancak günümüzde açık bir şekilde konuşulabiliyor tarışılabiliyor. Bence eşcinselleri dışlamak ya da onları insan dışı görmek yerine onlara yardım etmeliyiz.

    #33757
    Anonim
    Pasif
    zeyneplovesjesus;15805 wrote:
    Eşcinsellik doğuştan gelen bir hormonal bozukluk

    Bu doğuştan gelen bir şey değildir. Eğer doğuştan gelen bir şey olsaydı o zaman Rab ile şeytan aynı şey olurdu. Kutsal Kitap eşcinselliği bir iğrençlik olarak tanımlıyor ve eşcinsellerin cennete giremeyeceğini yazıyor.

    Eğer doğuştan kaynaklanan bir sorun olsaydı, o zaman o kişi direk cehenneme gitmesi için yaratılmış olacaktı ki bu kavramda Hristiyanlıkla bağdaşmaz. Hristiyanlıkta bütün kötülüklerin şeytandan geldiğine inanılır. Dolayısıyla cehennemlik bir vakanın (eşcinselliğin) doğuştan (Tanrıdan) geldiğine inanmak Hristiyanlıkla bağdaşmaz.

    Eşcinseller dışlanmalı mıdır? Hayır. Ama kiliseye de alınmamalıdır. Kilise dışında herhangi bir yerde bu insanlarla konuşulup, onlara yardım edilebilir ama kesinlikle kiliseye sokulmamalıdır.

    Yapmış olduğu günahı anlar, tövbe eder, o zaman elbetteki kiliseye alınırlar.

    #33758
    Anonim
    Pasif

    Doğuştandır eşcilsellik yönelimi, fakat şöyle; şuan kullandığımız bir sürü teknolojik aletler radyasyon yayıyor ve bunlar vücudumuzda farkında olunmadan zararlara yol açıyor. Eşcinseller de Tanrı’dandır demiyorum ben. İnsanın zamanla sağlıksız yaşam tarzını benimsemesi hormonlarında bozukluk yaratmıştır, önceden belki milyonda bir görülebilen bir durumken şimdi daha çok.
    Japonya’da atom bombası nedeniyle mutasyona uğramış çocuklar var ve onlar da doğuştan, öyle mutant doğan çocuklar da doğuştan değil demeyeceksiniz heralde? Onlar da doğuştan ama insanın kendi sebep olduğu bir nedenden dolayı, eşcinsellik de öyle.

    Eşcinsel olmayıp, kiliseye katılıp gayet dolandırıcılık yapan, yalan söyleyen ya da benzer kötü şeyleri yapan insanlar var. Ama bunun yanında eşcinsel olup çok iyi bir imanlı olan insanlar da var. Hangisini kiliseye alacağız? Birini sırf elinde olmayan bir sebepten dolayı kiliseye almayacak mıyız? Bu dediğinize katılmıyorum ben şahsen.

    #33760
    Anonim
    Pasif

    [quote=zeyneplovesjesus;15810].

    Eşcinsel olmayıp, kiliseye katılıp gayet dolandırıcılık yapan, yalan söyleyen ya da benzer kötü şeyleri yapan insanlar var. Ama bunun yanında eşcinsel olup çok iyi bir imanlı olan insanlar da var. Hangisini kiliseye alacağız? Birini sırf elinde olmayan bir sebepten dolayı kiliseye almayacak mıyız? Bu dediğinize katılmıyorum ben şahsen.[/quote]

    Sevgili Zeyneplovesjesus,
    Sizin bu görüşünüze kesinlikle katılmıyorum. Eşcinsellik doğuştan değildir ve tedavisi mümkündür. Hele eşcinsel bir imanlıyı kesinlikle düşünemiyorum, hayal bile edemiyorum. Gerçekten iman ediyor olabilir, ama bu durumda kiliseden uzaklaştırılmalıdır. Bu, benim şahsi düşüncem değil, Kutsal Kitap’ın emridir. Eşcinsellik Tanrı’nın en nefret ettiği günahlardan birisidir. Böyle bir kimse önce bu günahından tövbe etmeli, sonra onun kiliseye katılmasına izin verilmelidir. Bu yalnız eşcinseller için değil, kiliseye katılan ve çeşitli günahlar içinde yaşayan herkes için geçerlidir.

    Rab’bin esenliğinde kalın

    #33761
    Anonim
    Pasif

    Eşcinselliğin tedavisi var buna katılıyorum fakat insan kendisi eşcinsel olup olmayacağına karar veremez. Eşcinsellik tercih değildir bir yönelimdir. Bu konunun araştırmasını çok yaptım, bölümüm gereği.

    Size bir soru sorayım. Siz hiç “Bugün fazla testesteron hormonu salgıladım, yarın salgılamayayım” diye bir cümle kuruyor musunuz? İnsan bilinciyle, düşüncesiyle hormonlarını kontrol edemez. Kontrol edemedikleri birşey yüzünden neden insanları kiliseye almayalım ki? Kiliseye almamak bile onları bir tür dışlamaktır bence ve çok yanlış birşey.
    Eşcinsellik hormonal bozukluktan kaynaklanan bir hastalıktır ve dediğiniz gibi tedavi edilebilir.
    Daha fazla uzatmak istemiyorum, şahsen bu insanların kiliseye alınmaları gerektiği kanaatindeyim.

    #33764
    Anonim
    Pasif

    Sevgili Zeynep,
    Hormanal bozukluklar cinsi istekleri değiştirmez, normal birini hemcinsine yöneltmez. Bu tür hormanal bozukluk bedende değişiklik yapar. Kadın ve erkek te de östrojen ve testesteron hormonları üretilmektedir. Kadın sadece östrojen hormonu üretmez, karşı cinsin hormonunu da barındırır. Kadınlarda baskın üretilen östrojen, erkeklerde ise testesterondur. Birçok bayan biliyorum ki hormon bozukluk yaşamaktadır ve normalden fazla testestoron üretimi (neden östrojen fazlalığı da olabiliyor) nedeniyle kıllanmadan şikayetçilerdir. Şimdi bu kadınlar lezbiyen mi olacaklar. Hayır. Hormonlar vücuda etki yaparlar, bedeni etkilerler, cinsel seçimi değil. Ben hiçbir homoseksüelin hormon değişikliğinden dolayı böyle olduğunu gösteren bir çalışmaya, ya da tespite rastlamadım. Doktorlar bunu bir rahatsızlık olarak kabul eder ve psikolojik destek almalarını önerirler. Çünkü bu hormonlardan olan bir durum değildir, kişinin seçimi ile ilgilidir. Yani irade ile ilgili birşeydir.

    #33770
    Anonim
    Pasif

    @zeyneplovesjesus 15813 wrote:

    Eşcinselliğin tedavisi var buna katılıyorum fakat insan kendisi eşcinsel olup olmayacağına karar veremez. Eşcinsellik tercih değildir bir yönelimdir. Bu konunun araştırmasını çok yaptım, bölümüm gereği.

    Size bir soru sorayım. Siz hiç “Bugün fazla testesteron hormonu salgıladım, yarın salgılamayayım” diye bir cümle kuruyor musunuz? İnsan bilinciyle, düşüncesiyle hormonlarını kontrol edemez. Kontrol edemedikleri birşey yüzünden neden insanları kiliseye almayalım ki? Kiliseye almamak bile onları bir tür dışlamaktır bence ve çok yanlış birşey.
    Eşcinsellik hormonal bozukluktan kaynaklanan bir hastalıktır ve dediğiniz gibi tedavi edilebilir.
    Daha fazla uzatmak istemiyorum, şahsen bu insanların kiliseye alınmaları gerektiği kanaatindeyim.

    @zeyneplovesjesus 15810 wrote:

    Doğuştandır eşcilsellik yönelimi, fakat şöyle; şuan kullandığımız bir sürü teknolojik aletler radyasyon yayıyor ve bunlar vücudumuzda farkında olunmadan zararlara yol açıyor. Eşcinseller de Tanrı’dandır demiyorum ben. İnsanın zamanla sağlıksız yaşam tarzını benimsemesi hormonlarında bozukluk yaratmıştır, önceden belki milyonda bir görülebilen bir durumken şimdi daha çok.
    Japonya’da atom bombası nedeniyle mutasyona uğramış çocuklar var ve onlar da doğuştan, öyle mutant doğan çocuklar da doğuştan değil demeyeceksiniz heralde? Onlar da doğuştan ama insanın kendi sebep olduğu bir nedenden dolayı, eşcinsellik de öyle.

    Eşcinsel olmayıp, kiliseye katılıp gayet dolandırıcılık yapan, yalan söyleyen ya da benzer kötü şeyleri yapan insanlar var. Ama bunun yanında eşcinsel olup çok iyi bir imanlı olan insanlar da var. Hangisini kiliseye alacağız? Birini sırf elinde olmayan bir sebepten dolayı kiliseye almayacak mıyız? Bu dediğinize katılmıyorum ben şahsen.

    Sevgili Zeynep Kardeşim,

    Ben bir önceki mesajımda da belirttim ama gece geç saat olduğundan dolayı mesajımı biraz hızlı yazmıştım. Daha detaylı açıklayayım…

    Farzedelim ki siz haklısınız ve eşcinsellik doğuştan gelen, hormonal bozukluklardan kaynaklanan bir hastalıktır.

    Yani bu düşünceye göre eşcinselliği biz seçmiyoruz, bu bize Rab tarafından doğuşumuzla armağan(!) ediliyor.

    Yalnız…

    Kutsal Kitap diyor ki, eşcinseller cehenneme gidecektir.

    Peki o zaman Tanrı tarafından eşcinsel doğurulan çocuk direk olarak cehennemliktir. Yani Tanrı insanı kurtulması için değil, cehenneme mahkum olsun diye yaratmıştır.

    Ve daha da felaketi, Şeytan ile Tanrı arasında hiç bir fark kalmamış olur. Çünkü böylece kötülük sadece şeytandan değil, Tanrıdan da gelmiş olur.

    Bakın eşcinselliğin doğuştan geldiğini iddia etmek bizi nerelere götürdü dimi?

    Açıkçası hormonlar benim uzmanlık alanım değil. Bu konuda ahkam kesmekte istemem ama bildiğim ve inandığım çok iyi bir şey var ki o da kötülüklerin Tanrı’dan değil Şeytandan geldiğidir.

    “Eşcinsel bir imanlı” diye de bir kavram yoktur, olamazdır da. Eğer imanlıysa, Tanrı’nın “iğrençlik” olarak adlandırdığı bir şeyden vaz geçerdi. Eğer geçmiyorsa bu kişi ya imanlı değildir ya da imanı güçlü değildir.

    Dolayısıyla eşcinseller kesinlikle kiliseye alınmamalıdır.

    Günahının farkına varır, bir daha aynı günahı işlememek için tövbesini eder o zaman kiliseye kabul görür.

    Geçen akşam Cemil İpekçiyi izliyordum TV de. Pür heves ellerine nasıl oje sürdüğünü abartılı ve şımarık mimikleriyle anlatıyordu. Dayanamadım kahkahalarla gülmeye başladım. Sonra da kendime çok kızdım. Güldüğüm insanın yaşı belki de benim babamdan bile büyüktü ama TV lerde Türkiyenin önünde düştüğü durumuna bir bakın… Gerçekten çok acınası bir durumdu.

    Eşcinsellik Rab’den gelir, doğuştan kazanılan bir şeydir demek yerine bu insanlar için dua edelim de Rab bu insanların gözlerini açsın. Bu tarz örnekler mevcuttur. Şuan kiliselerimizde zamanında eşcinsel olan ama şuan kendisini Rab’be adamış çok değerli kardeşlerimiz vardır.

    Eğer eşcinsellik doğuştan gelen bir şey olsaydı biz bunu yenemezdik (tıpkı günahlı doğamızı yenemediğimiz gibi). Ama eşcinsellik doğuştan gelen bir şey değildir, sonradan kazanılan bir günah olduğu içinde yenilebilir ki bu illeti yenen çok değerli kardeşlerimiz de vardır.

    Birde… Hastalıklarla eşcinselliği birbirine karıştırmayın. Hastalıkları Tanrı cehennemlik olarak göstermez. Ama eşcinselliği cehennemlik olarak gösterir. İkisi arasında büyük bir fark vardır.

    #33785
    Anonim
    Pasif
    Simun;15789 wrote:
    Bir yabanci kaynaktan okudugum bir haberi sizlere sunuyorum. İsveç’teki Luteran kilisesi aldigi kararla escisellerin de kilisede evlenebilecegini duyurdu. Karara gore 1 Kasim`dan itibaren Isvec`de escinseller Hollanda`da oldugu gibi kilisede evlenebilecek. Ben bu haberle ilgili yorum yapmak istemiyorum. Yorumlari bu konunun uzmanlarina birakiyorum..

    Sevgili Simun

    Ben bu tür kiliseleri(!!!) yozlasmis ve ölü kilise olarak tanimliyorum.Bunlar Tanri’nin yargisindan nasil kacacaklar?Tanri eski Ahit ve Yeni Ahit’te homoseksüelligi igrenclik olarak görmüs ve bu durumda olanlara Tanri’nin Egemenligini kapatmistir.Tanri’nin igrenc gördügü seyi insanlar hangi cüretle kabul ediyorlar sasiyorum.Hele ki kendilerine kilise önderi diyenler tarafindan böyle seyler tesvik edilip insanlara tökez oluyorlarsa saskinligim ve üzüntüm iki kat artiyor.Gelin birlikte okuyalim:

    Eski Ahit: Kadınla yatar gibi bir erkekle yatma.Bu iğrençtir.Levililer 18,22

    Bir erkek başka bir erkekle cinsel ilişki kurarsa,ikisi de iğrençlik etmiş olur.Kesinlikle öldürüleceklerdir.Ölümü hak etmişlerdir. Levililer 20,13

    Yeni Ahit : Günahkarlarin,Tanri Egemenligi’ni miras almayacagini bilmiyor musunuz?Aldanmayin! Ne fuhus yapanlar Tanri’nin Egemenligi’ni alacaktir, ne puta tapanlar ne zina edenler, ne oglanlar, ne oglancilar,ne ne hirsizlar,ne acgözlüler,ne ayyaslar,ne sövücüler,ne de soyguncular.

    Demek ki Tanri’miz eski Ahit’te de Yeni Ahit’te de ayni seyleri söylüyor.Üstelik Sodom ve Gomorro’yu da yaptiklari fuhus nedeniyle gökten kükürt ve ates yagdirarak yargilamistir ve bunlar bizlere örnek olsun diye gözlerimizin önüne serilmistir.(Yaratilis 19,1-26,2.Petrus 2,6)

    Rab’bin gelisi yakindir.Maranata.
    Rab kör gözleri acsin,nasirlasmis yürekleri yumusatsin,sagir kulaklari acsin,bizlere de imanda güc versin.Amin.

    #33786
    Anonim
    Pasif

    Kores kardeşe burda hak veriyorum.

    Ayrıca Zeynep kardeşimiz eşcinselliğin yönelim olduğu konusundaki sözü ise yanlıştır.Dünyada eşcinselliğin içsel bir yönelim olduğunu söyleyenler gibi.Önemli bazı psikologlarda bunun yaratılışla bir alakasının olmadığını bilinçli bir seçim olduğunu vurgulamaktadır.

    Dolayısıyla inançsızların pompaladıkları eşcinseller masumdur propagandasına karşı uyanık olmak lazımdır.

    #33793
    Anonim
    Pasif

    Mevzûyu başlıkla alâkalı olarak, sâdece ‘eşcinsellik’ bağlamında ele almamak lâzım. Hemen bütün günah sayılan davranışlar, RAB Tanrı tarafından sevilmezler. Hepsi de, derece derece iğrençliklerdir.

    Fakat bu meyanda, günah işlemeyen hiç kimse de yoktur. Şu hâlde, kendimizi günahlardan azâde görüp, konuyu Ferisi mantığı ile değerlendirmemek gerek.

    MESİH; günahkâra değil, günâha karşıdır. İnsanların günâhlı hayattan uzak kalmalarını sağlamak için, onlara İman ve Kutsal Ruh’un gücünü tavsiye etmiştir. Bir davranışa, olguya kötü demek o kadar önemli değil. Kötü olanla; hem nefsimiz de, hem de içinde bulunduğumuz toplum, hattâ insanlık adına mücadele edebilmektemiyiz ?

    “Ya sen, ey Kefernahum, göğe mi çıkarılacaksın? Hayır, sen ta ölüler diyarına ineceksin! Çünkü sende yapılan mucizeler Sodom’da yapılmış olsaydı, o kent bugüne dek ayakta kalırdı.Sana şunu söyleyeyim, yargı günü Sodom diyarının hali, seninkinden daha dayanılır olacak!

    Görüldüğü üzere yargı günü içinde bulunacakları durum, Sodom ahalisinden daha vahim olacaklar var. Ama ne hikmetse hep eşcinseller ön plâna çıkarılır.!

    Zannımca; insanı aşağılayanlar ve sömürenler, onların iyi niyet ve saflığından istifâde edip istismar edenler, dünyevi menfaatler için başkalarına yalakalık edenler, bütün yalancı ve ikiyüzlüler en aşağılık işleri yapmaktadırlar. Bunlar; sâdece kendisi gibi bir eşcinsel ile birlikte yaşayan, fuhuş yapmayan, kendi halini ‘Doğal’ görüp başklarına da bunu empoze etmeyen kimselerin kesip attığı tırnak olamazlar. Bu kimselerin hâlinin, Sodom ahalisinden daha beter olması muhtemeldir.

    En büyük günah; içi ve dışı başka olmaktır; iki yüzlülüktür.

    Buna sebep olan şey de, benliktir.

    Benliğini zapt-u rapt altına alamayan, en azından bunu gayreti içinde olmayan kimselerin sözleri, soğuk hava da ağızdan çıkan nefes gibidir. Bir an buhar gibi bir şey farkedilir de, sonradan kaybolup gider. İncil den bir âyeti bir kimsenin ağzından dinlediğimizde; hiç etkilenmediğimiz, hattâ rahatsızlık duyduğumuz olur. Bu rahatsızlığın sebebi, o kişinin özünün, ağzından çıkanla farklı noktalarda olmasıdır. Ama aynı âyeti, başka bir zaman başka bir kimseden işitiriz ve hemen nasipleniriz. Çünki o kimse dürüsttür. O kimse kendi yapmadığı işleri başkalarından istemez/anlatmaz. O kimse de Kutsal Ruh çalışmakta, ağzından çıkan sözler Ruh’un etkisiyle oluşmaktadır.

    Din bilginleri ve Ferisiler Musa’nın kürsüsünde otururlar. Bu nedenle size söylediklerinin tümünü yapın ve yerine getirin, ama onların yaptıklarını yapmayın. Çünkü söyledikleri şeyleri kendileri yapmazlar.Ağır ve taşınması güç yükleri bağlayıp başkalarının omuzlarına koyarlar da, kendileri bu yükleri taşımak için parmaklarını bile kıpırdatmak istemezler.

    Dinleri biribirleriyle güreştirenler, ya henüz imânın ne olduğunu bilemeyecek kadar saftır ve kendisinin inancına hizmet ettiğini zannetmektedir; ya da -inanca müteallik bir ‘Nefs-i müdâfaa’ saikiyle cevap vermiyorsa- dumalı havaları yeğleyen ‘Kurt’tur.

    Zorluğunu bizzat nefsimizde yaşamadığımız hususlar da, Kutsal Kitaptan bir ayete dayanarak, başkalarını yargılamak pek âdilâne durmuyor.

    Doğrudur. Kutsal Kitap’a göre bu davranış çok çirkindir.

    Fakat unutmamak gerekir. Bizler insana karşı olamayız. Bizler günaha sebep olan güçlere karşı olmak durumundayız.

    Çünkü savaşımız insanlara karşı değil, yönetimlere, hükümranlıklara, bu karanlık dünyanın güçlerine, kötülüğün göksel yerlerdeki ruhsal ordularına karşıdır. Efesliler 6/12

    Netice itibâriyle, başlığa konu olan kilisenin yaptığı yanlıştır. Tanrı’nın standartlarını değiştirmeye çabalamak İmanı zedeler. Mühim olan bu standartları değil, İNSANI DEĞİŞTİRMEKTİR.

    Çünki MESİH öyle yapmıştır.

    Saygılar.

    #33798
    Anonim
    Pasif

    Korres adli moderatorumuzun yazdiklarina aynen katiliyorum. Yalniz dedigine gore buna izin veren carpik bir kilise, mezhep. Ama soruyorum Protestan Kilisesinin Lutheran Mezhebi`de carpiksa geriye ne kaliyorki???

    #33795
    Anonim
    Pasif

    @Â’raf 15868 wrote:

    Mevzûyu başlıkla alâkalı olarak, sâdece ‘eşcinsellik’ bağlamında ele almamak lâzım. Hemen bütün günah sayılan davranışlar, RAB Tanrı tarafından sevilmezler. Hepsi de, derece derece iğrençliklerdir.

    Fakat bu meyanda, günah işlemeyen hiç kimse de yoktur. Şu hâlde, kendimizi günahlardan azâde görüp, konuyu Ferisi mantığı ile değerlendirmemek gerek.

    MESİH; günahkâra değil, günâha karşıdır. İnsanların günâhlı hayattan uzak kalmalarını sağlamak için, onlara İman ve Kutsal Ruh’un gücünü tavsiye etmiştir. Bir davranışa, olguya kötü demek o kadar önemli değil. Kötü olanla; hem nefsimiz de, hem de içinde bulunduğumuz toplum, hattâ insanlık adına mücadele edebilmektemiyiz ?

    Görüldüğü üzere yargı günü içinde bulunacakları durum, Sodom ahalisinden daha vahim olacaklar var. Ama ne hikmetse hep eşcinseller ön plâna çıkarılır.!

    Zannımca; insanı aşağılayanlar ve sömürenler, onların iyi niyet ve saflığından istifâde edip istismar edenler, dünyevi menfaatler için başkalarına yalakalık edenler, bütün yalancı ve ikiyüzlüler en aşağılık işleri yapmaktadırlar. Bunlar; sâdece kendisi gibi bir eşcinsel ile birlikte yaşayan, fuhuş yapmayan, kendi halini ‘Doğal’ görüp başklarına da bunu empoze etmeyen kimselerin kesip attığı tırnak olamazlar. Bu kimselerin hâlinin, Sodom ahalisinden daha beter olması muhtemeldir.

    En büyük günah; içi ve dışı başka olmaktır; iki yüzlülüktür.

    Buna sebep olan şey de, benliktir.

    Benliğini zapt-u rapt altına alamayan, en azından bunu gayreti içinde olmayan kimselerin sözleri, soğuk hava da ağızdan çıkan nefes gibidir. Bir an buhar gibi bir şey farkedilir de, sonradan kaybolup gider. İncil den bir âyeti bir kimsenin ağzından dinlediğimizde; hiç etkilenmediğimiz, hattâ rahatsızlık duyduğumuz olur. Bu rahatsızlığın sebebi, o kişinin özünün, ağzından çıkanla farklı noktalarda olmasıdır. Ama aynı âyeti, başka bir zaman başka bir kimseden işitiriz ve hemen nasipleniriz. Çünki o kimse dürüsttür. O kimse kendi yapmadığı işleri başkalarından istemez/anlatmaz. O kimse de Kutsal Ruh çalışmakta, ağzından çıkan sözler Ruh’un etkisiyle oluşmaktadır.

    Dinleri biribirleriyle güreştirenler, ya henüz imânın ne olduğunu bilemeyecek kadar saftır ve kendisinin inancına hizmet ettiğini zannetmektedir; ya da -inanca müteallik bir ‘Nefs-i müdâfaa’ saikiyle cevap vermiyorsa- dumalı havaları yeğleyen ‘Kurt’tur.

    Zorluğunu bizzat nefsimizde yaşamadığımız hususlar da, Kutsal Kitaptan bir ayete dayanarak, başkalarını yargılamak pek âdilâne durmuyor.

    Doğrudur. Kutsal Kitap’a göre bu davranış çok çirkindir.

    Fakat unutmamak gerekir. Bizler insana karşı olamayız. Bizler günaha sebep olan güçlere karşı olmak durumundayız.

    Netice itibâriyle, başlığa konu olan kilisenin yaptığı yanlıştır. Tanrı’nın standartlarını değiştirmeye çabalamak İmanı zedeler. Mühim olan bu standartları değil, İNSANI DEĞİŞTİRMEKTİR.

    Çünki MESİH öyle yapmıştır.

    Saygılar.

    Sevgili Araf kardeşim,

    Eşcinsellikte dahil tüm günahların Rab tarafından sevilmediği konusunda sizile hemfikirim. Gerçekten haklısınız.

    Ama bu eşcinsellik olayı diğer günahlardan biraz farklıdır ve dolayısıyla diğer günahlara nazaran, kilise gözünde çok daha hassas bir konudur.

    Tüm günahlar Rab nazarında kötüyse, nasıl oluyorda eşcinsellik kilise nazarında daha hassas bir konu oluyor, açıklayayım…

    İlk başta size hemen şunu belirtmeliyim ki bu iğrenç günahın içinde olan eşcinseller, bunu bir günah olarak görmüyorlar.

    İşte olayın en temel noktası budur.

    Bir insan hırsızdır. Ama bu kişi hırsızlığın bir günah olduğunu bilir.

    Ama bir eşcinsel, dışarıya eşcinselliği anlatırken eşcinselliğin bir günah olmadığını söylüyor. Bunun Rab tarafından kendilerine verilmiş bir hastalık olduğundan dolayı insanlarında kendilerini bu şekilde kabul etmelerini bekliyorlar.

    Bir hırsız eğer hala hırsızlık yapıyorsa tövbe edene kadar bu kişi kiliseye alınmamalıdır. Bir kişi zina yapıyorsa ve halinden memnunsa bu kişi tövbe edene kadar kiliseye alınmamalıdır. Eğer bir kişi eşcinselse ve bu eşcinselliğinden vaz geçmiyorsa bu kişi kiliseye alınmamalıdır.

    Bir hırsıza hırsızlığın günah olduğunu, yanlış olduğunu kolaylıkla anlatabiliyorsunuz. Aynı şekilde zinayıda anlatabiliyorsunuz. Ama konu eşcinselliğe gelince bunu anlatamıyorsunuz. Çünkü başta kamuoyu olmak üzere bu günahı sevimli göstermek istiyorlar. Daha doğrusu bunun bir günah değil, hastalık olduğunu kabul ettirmek istiyorlar.

    Geçenlerde bir roman okuyordum… Romanda, Amerika’daki bir kilise rulet günleri düzenliyordu ve ruletten kazandığı parayla kiliseye gelir kazandırıyordu.

    Rulet ve diğer kumar oyunları günahtır. Rab’bin evine günahı sokamazsınız. Bu kilisenin yararına olsada (Kilise burada maddi kazanç sağlıyor) Rab’bin gözünde kötü olan bir şey kiliseye giremez.

    Eşcinsellikte bu şekilde. Eşcinsellik Rab’bin gözünde iğrenç bir günahtır. Dolayısıyla bir eşcinsel Kilise’ye giremez, girmemelidir.

    Bir eşcinsel, ilk başta eşcinselliğin günah olduğunun bilincine varır, günahından tövbe eder işte o zaman bu kişi Kilisenin değerli bir üyesi olur ki bu şekilde Kilise üyesi olan kardeşlerimizde vardır.

15 yazı görüntüleniyor - 1 ile 15 arası (toplam 26)
  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.