• Bu konu 9 izleyen ve 8 yanıt içeriyor.
9 yazı görüntüleniyor - 1 ile 9 arası (toplam 9)
  • Yazar
    Yazılar
  • #23978
    klaus
    Anahtar yönetici

    Her ne kadar Türkçe bir kelime olmasa da pornografi artık dilimizin içinde anlaşılır bir kelime olarak yerini almıştır. Bunun en büyük nedeni son günlerde oldukça yaygınlaşmasıdır. Bazen medyanın bundan şikayet ettiğini duyarız. Şikayet ettikleri halde pornografinin en çok yayılmasına neden olan araçlardan birinin de yine medya olduğunu görmek pekte şaşırtıcı değildir. Çünkü pornografi ile paranın yakın ilişkisi vardır. İnsanoğlunda yeme içme istemi gibi cinsellik istemi de oldukça baskın bir istemdir. Eğer kontrol altında ele alınırsa, bir nehrin kendi yatağı içinde akması gibi sakin sakin sürer gider. Ama eğer kontrol edilmezse işte o zaman her şey oldukça zordur. Bedenimizle ruhumuz iç içedir. Özellikle ruhumuzu sürekli ve düzenli Allah’ın sözüyle temiz düşüncelerle ve iyi arkadaşlıklarla beslersek, bedeni yönetmek daha kolay gelmektedir. Ama bunun tam tersi ise insana yıkım getirecektir. Eğer cinsellik Allah’ın öğretişi üzerine oturtulmamışsa işte bu konudaki iştah ve istem bizim için zorlu bir geleceği hazırlarken, para kazanma peşinde koşan bir takım insanları da harekete geçirmektedir. Kedinin önüne ciğer atar gibi kişilerin açık saçık resimlerini, öykülerini, fantezilerini dergiler, televizyonlar, İnternet kanalları, filmler gibi birçok görsel yayınlar aracılığı ile bu kişilere sunmaya başlarlar. İşte burada karşımıza Allah’ın yaşam öğretisi için bir başka büyük tuzak, bir başka problem çıkar.

    Pornografi, yani insanın cinsel istemlerini kamçılayan, gözle, düşünceyle insanı öncelikle düşünsel anlamda zinaya, günaha teşvik eden yayınların hem kişilere hem de toplumlara getirdiği oldukça kötü sonuçlar vardır. Belki küçük bir an için sağladığı kişisel tatmin güzel gibi görünebilir ama sonuçlara baktığımızda görüşlerimizin değişeceği muhakkaktır:

    a) Her şeyden önce insan cinselliğinin saygınlığını ayaklar altına sermektedir: Allah’ın yaratma planına baktığımızda insan cinselliğinin aslında karıkoca arasında çok özel bir sevgi açıklaması, haz, duyguların ifadesi olduğunu görüyoruz. Bu iki karşı cinsten kişinin verdikleri sözle ömür boyu birleşmesinde, bir beden olmasında derin anlam kazanıyor. Oysa pornografi sinsi bir yılan gibi sessizce sokuluyor ve bu iki kişinin arasına birçok kişilerin girmesine, düşüncelerin dağılmasına ve adeta her yerde, her zaman ve her kişiyle çiftleşmeye yatkın zihinlerin oluşmasına neden oluyor. Doğal olarak insanı insansal değerlerden daha aşağı değerlere doğru kaydırmaya başlıyor.

    b)Yalnız insan cinselliğinin saygınlığı değil aynı zamanda insanın saygınlığı da ayaklar altına alınmış olmaktadır. Bugün özellikle ticari pazarda kadınların ön plana çıkarılmasının temelinde pornografi yatmaktadır. Kadının Allah’ın planında yeri çok büyük ve önemlidir. İnsan neslinin sürmesinde erkek kadar kadının rolü da vardır. Hatta bir anlamda sağlıklı toplumların oluşmasında kadının anne rolü daha da baskın çıkmaktadır. Oysa pornografi özellikle kadını insan düzeyinden bir meta düzeyine indirmeye zorlamakta ve yalnızca kadına bakışı cinsellikle sınırlamaktadır.

    c) Pornografi cinsel fantezilerin gelişmesine neden olur. Karı ve koca arasında sevginin ifadesi, derin yakınlaşması olan cinsellik, pornografi ile fantezi denizine açılmaya başlar. O zaman kişi artık kendi eşiyle değil, düşüncesinde yaşattığı birçok kişilerle hem de farklı biçimlerde ilişkiye girmeye başlar. Oysa Kutsal Kitab’ın bu konudaki görüşü nettir. Rab Mesih İsa özellikle zinanın akılda başladığını dile getirmekte ve buna bir önlem olması içinde bir kadına ya da erkeğe şehvetle göz ucuyla bile bakılmasının zinaya girdiğini açıkça belirtmektedir. Kısacası ben gerçek anlamda Hıristiyan’ım diyen bir kişi için ister plajda olsun, ister bir başka ortamda, isterse sinema izlesin, göz ucuyla bile şehvetli bir bakışa yer veremez. Çünkü İncil’in bu konudaki buyruğu oldukça nettir.[1] Ayrıca işin en kötü tarafı pornografinin bir kötü alışkanlık ve bağımlık haline gelmesi ve sürekli olarak insanı kendi içine çekip durmasıdır.[2] Bu noktada oldukça büyük bir mücadele gerekmektedir. Çünkü bir anlık zevk adeta bütün yaşamı etkilemektedir. Tatminsizlik duygusu derinleşir de derinleşir eşten zevk alma sınırları fantezilerle zorlanır. Doğal olan karı koca arasındaki sevgiye, ilişkiye ve ilişki sıcaklığına artık bir takım resimler, fanteziler hatta fetişler karışmıştır. Bütün bunlar da ne yazık ki Allah’ın yarattığı temiz cinselliği insan eliyle bozmaya neden olmaktadır.

    d) Pornografi aynı zamanda cinsel sapkınlıkların temel direklerinden biri olduğu için sürekli cinsellikle meşgul olan zihinler yavaş yavaş kişiyi tatminsizliğe ve cinsel saldırganlığa bile yönlendirmektedir. Zaman zaman olay suç işlemeye hatta çok kötü suçlar işlemeye kadar uzanır. Günümüzde gazetelerimiz bunların örnekleri ile doludur. Birçok tacizcinin, tecavüzcünün sürekli olarak porno okuyucusu olduklarını görmek hiçte sürpriz değildir. Bu dergilerde yazılan fantezi öyküler beyinleri öyle kemirmektedir ki, adeta herkes bu tarz düşüncelere sahipmiş gibi düşünmeye başlarlar. Örneğin: toplu olarak uygulanan cinsellikler gibi Ya da küçük yaşta sapık cinselliğin esiri olmuş kişilerin filmlerinde verildiği gibi. İşte sonuçta bu tarz yayınları izleyen kişi farkında olmadan hastalanmaya başlamış kişidir. Ruhsal anlamda hayal alemine dalmaktadır. Bu hayallerin sonucu da çoğunlukla hüsran olmaktadır.[3] Bütün bunlar bir yana pornografi Allah tarafından verilmiş aile ilişkisinin arasını da açan büyük bir unsurdur. Kişiler aile içinde karı ve kocanın birbirine sadakati ve bağlılığı temeli üzerine yaşamlarını sürdürmektedirler. Karı ve koca karşılıklı sevgilerini birbirlerine vermekteler ve bu sevgi aileyi aile olarak tutmaktadır. Oysa pornografi doğrudan aile düzenine zihin düzeyinde saldırıda bulunmakta ve kişileri sürekli çok eşliliğe yönlendirmektedir. Bu da aileyi bölme yolunda ilk adımın atılmasını sağlamaktadır.

    Bütün bu maddeler pornografinin bütün insanlık için ne gibi sorunlar oluşturduğunun yalnızca bir özetini oluşturmaktadır. Özellikle Hıristiyanlar için Allah’ın insana verdiği değeri, insana, aileye, aile için sevgiye verdiği değeri bilenler için pornografi tam olarak bir düşmandır. Şeytan’ın kullandığı bir saldırı aracıdır.

    Pornografinin yol açacağı sorunların bazıları:

    a) Kişi yasak cinselliklerin dışında tatmin olamayacağını düşünmeye başlamıştır.

    b)Suçluluk duygusu arttıkça artar.

    c) Artık şehvet düşünceleri kişinin kontrolü altında değildir.

    d) Kadınları yalnızca şehvet aracı olarak düşünmektedirler. Bu tarz saplantı yapanlar yalnız erkekler değildir. Her ne kadar cinsel sapkınlıklarda öncelikteki çoğunluk erkeklerde ise kadınlar için de aynı şey geçerlidir.

    e) Sürekli bu tarz cinsellikler saplantı oluşturmaktadırlar ve saplantılarda normal olmayan cinsel ilişki deneyimlerine teşvik ederler.

    Bu liste Şeytan’ın pornografiyi nasıl kullandığını göstermeye yetmektedir. Bu nedenle elçi Pavlus Korintoslular’a yazdığı mektupta cinsel ahlaksızlıktan kaçmaları gerektiğini açıkça belirtmektedir.[4] Aynı zamanda Filipililer’i ise zihinlerini sürekli olarak temiz ve doğru düşüncelerle doldurmaları konusunda teşvik etmektedir.[5]

    Derleme
    Rev. Turgay Üçal

    Derek Malcolm

    [1] Mat. 5:2829.

    [2] JK Anderson, Living Ethically in the 90’s, s. 70.

    [3] JK Anderson, Living Ethically in the ‘90s, s. 69.

    [4] 1. Ko. 6:18.

    [5] Flp. 4:8.

    #29271
    Anonim
    Pasif

    Merhaba!….

    Günümüzün en büyük vebalarından biridir pornografi.

    Toplumumuzda en ulaşılması zor ve dışlanan kapalı kutu olan konuda fikir sahibi olup tartışmak bile ayıp kabul edilir. Ama özellikle ergenlik çağındaki Bayan’lar ve Erkek’ler deki merak ve yaşama isteğinden kaynaklanır ki, bu zamanı en iyi fırsat bilen şeytan, gözümüze, ruhumuza ve en sonunda bedenimize sokmaya çalışır pornoğrafiyi.

    Günümüzün vebası olan bu hastalıktan kurtulmalıyız. Bize hoş gelen cilvesidir ki bizi Rab’bimizden uzaklaştıran.

    Rab’den uzaklaşmamak için işte gerektiğinde “gözümüzü söküp atmalıyız”.

    Mat.5: 29 Eğer sağ gözün günah işlemene neden olursa, onu çıkar at. Çünkü vücudunun bir üyesinin yok olması, bütün vücudunun cehenneme atılmasından iyidir.


    Kol.3: 5 Bu nedenle bedenin dünyasal eğilimlerini fuhşu, pisliği, şehveti, kötü arzuları ve putperestlikle eş olan açgözlülüğü öldürün.

    :papatya:

    #29438
    Anonim
    Pasif


    Yaşadığım ilçede kısıtlı imkanlar ve olmayan sosyal yaşam nedeniyle gençlerin başvurduğu en önemli iki rahatlama yöntemi var. Biri şiddet diğeri cinsel eğilimler. Ne yazık ki her ikiside bu henüz kim olduğunu dahi bilmeyen gençlerimizi günaha battıkca batırıyor. Bence bizler sadece pc’nin karşısına geçip birşeyler yazmaktan biraz uzaklaşıp onlara buraya yazdıklarımızı birebir anlatsak biraz daha kişilere yönelsek ve onları daha fazla günah işleyip can yakmaktan uzaklaştırabiliriz kanısındayım. Bna sen ne yapıyorsun bu konuda diye sorabilirsiniz. Ben elimden geldiğince dilim döndüğünce anlatmaya çalışıyor okuduklarımı dinleyip öğrendiklerimi onlarla paylaşmaya çalışıyorum. Yaşadığım ilçede herkes birbirini tanıdığından ben hristiyan olduğumu İsa Mesih’ in öğretilerinden huzur bulduğumu bir anda anlatamasam da incilden yani Rab’bin sözlerinden kesitlerle nerede huzur ve kurtuluş bulacaklarını ifade etmeye çalışıyorum.

    Kurtuluşun İsa Mesih’in yolundan gitmekte olduğunu bizim gibi küçük kasaba hristiyanları açıkça anlatmakta bir hayli güçlük çekerler. Büyük şehirlerde bu daha kolaydır insanlarla iletişim kurmak onlara ben buyum demek. Çünkü alan geniş eleştirenlerden size düşman olanlardan uzaklaşmak için mekan sorununuz yok. Biz küçük kasaba hristiyanları ( hele de benim gibi müslüman doğup sonradan hristiyanlığı seçmiş olanlar) çok zor kısıtlı imkanlara rağmen Rab’bin yolunu göstermek gençlere inancımızı öğretmek görevini yerine getirmek için çok sıkıntılar çekiyoruz.

    Kaygılarım var öyle ki gün birileri çıkıp bunlar kafirdir deyip bizi şeytan taşlar gibi taşlattıracaklardır. Ama herşeye rağmen mutluyum huzurluyum keşke yıllar önce tanışsaydım sizlerle sevgili kardeşim Edward. Gideceğin için çok üzülüyorum seni sevgili eşini ve sevgili kızını çok özleyeceğiz. Rab’bim yolunu açık etsin sevgili kardeşim. Huzur ve Barış dolu yıllar dilerim. Rab’bın rahmeti üzerinize olsun.

    #32935
    Anonim
    Pasif

    Sizin inanışınıza göre madem isa bütün günahları çekti o zaman istediğimiz gibi yaşayalım dünyada. İnancınızın temelinde yanlış var…

    #32936
    Armagan
    Anahtar yönetici

    yorgun savaşçı;13886 wrote:
    Sizin inanışınıza göre madem isa bütün günahları çekti o zaman istediğimiz gibi yaşayalım dünyada. İnancınızın temelinde yanlış var…

    Yorgun savascı, Isa Mesih’i izlemeye karar veren samimi bir imanlı senin dediklerini asla yapmaz. İmanlı kişi Tanri’nın kandırılamayacağını çok iyi bilir. İsa Mesih, beni seven emirlerimi tutar, der. İman ediyorum diyen kişi İsa Mesihi örnek alır. Bilerek yanlış yapmamaya ve günah işlememeye dikkat eder. Bu nedenle inancımızda herhangi bir yanlışlık yoktur. Sizin dediğiniz gibi düşünen bir kimse sadece kendisini kandırır.

    8. Bölüm

    Yaşam veren Ruh

    Bu nedenle, Mesih İsa’ya ait olanlara karşı artık hiçbir mahkûmiyet yoktur. 2Çünkü yaşam veren Ruh’un yasası, Mesih İsa sayesinde beni günahın ve ölümün yasasından özgür kıldı. 3Doğal insan benliğinden ötürü güçsüz olan Kutsal Yasa’nın yapamadığını Tanrı yaptı. Öz Oğlunu günahlı insan benzerliğinde günah için kurban olarak gönderip günahı insan benliğinde yargıladı. 4Öyle ki, Yasa’nın gereği, doğal benliğe göre değil, Ruh’a göre yaşayan bizlerde yerine gelsin.
    5Doğal benliğe uyanlar benlikle ilgili işleri, Ruh’a uyanlar ise Ruh’la ilgili işleri düşünürler. 6Benliğe dayanan düşünce ölüm, Ruh’a dayanan düşünce ise yaşam ve esenliktir. 7Çünkü benliğe dayanan düşünce Tanrı’ya düşmandır; Tanrı’nın Yasasına boyun eğmez, eğemez de… 8Benliğin denetiminde olanlar Tanrı’yı hoşnut edemezler. 9Ne var ki, Tanrı’nın Ruhu içinizde yaşıyorsa, siz benliğin değil, Ruh’un denetimindesiniz. Ama bir kişide Mesih’in Ruhu yoksa, o kişi Mesih’in değildir. 10Eğer Mesih içinizde ise, bedeniniz günahtan ötürü ölü olmakla beraber, aklanmış olduğunuz için ruhunuz diridir. 11Mesih İsa’yı ölümden dirilten Tanrı’nın Ruhu içinizde yaşıyorsa, Mesih’i ölümden dirilten Tanrı, içinizde yaşayan Ruhuyla ölümlü bedenlerinize de yaşam verecektir.
    12Öyleyse kardeşlerim, borçluyuz ama, doğal benliğe göre yaşamak için benliğe borçlu değiliz. 13Çünkü benliğe göre yaşarsanız, öleceksiniz; ama bedenin kötü işlerini Ruh’la öldürürseniz, yaşayacaksınız. 14Tanrı’nın Ruhuyla yönetilenlerin hepsi Tanrı’nın oğullarıdır. 15Çünkü sizi tekrar korkuya götüren kölelik ruhunu almadınız, oğulluk ruhunu aldınız. Bu ruhla, «Abba, Baba!» diye sesleniriz. 16Ruh’un kendisi, bizim ruhumuzla birlikte, Tanrı’nın çocukları olduğumuza tanıklık eder. 17Eğer Tanrı’nın çocuklarıysak, aynı zamanda mirasçıyız. Mesih’le birlikte yüceltilmek üzere Mesih’le birlikte acı çekiyorsak, Tanrı’nın mirasçılarıyız, Mesih’le ortak mirasçılarız. (İncilden Romalılar 8:1-17).

    #32937
    Anonim
    Pasif

    yorgun savaşçı;13886 wrote:
    Sizin inanışınıza göre madem isa bütün günahları çekti o zaman istediğimiz gibi yaşayalım dünyada. İnancınızın temelinde yanlış var…

    Hoşgeldiniz Yorgun Savaşçı,
    Mesajınızdan Hristiyanlık hakkında pek fazla bilgiye sahip olmadığınız anlaşılıyor. İsa Mesih, tüm dünyanın günahını kaldırmak için dünyamıza gelmiş, çarmıh ölümüne giderek kanını dökmüş canını vererek kurban olmuştur. İsa Mesih çarmıhta Tanrı’nın adaletini ve merhametini bedeninde sergilemiştir. İncil’de Yuhanna 3:17’de şu sözleri okuyoruz:

    ‘Tanrı, Oğlu’nu dünyayı yargılamak için göndermedi, dünya O’nun aracılığıyla kurtulsun diye gönderdi.’

    İlk atamız olan Adem ve Havva’nın itaatsizlikleri yüzünden günah dünyamıza girdi, insanı Tanrı’dan ayırdı ve hepsi ölümlü oldular ve sonsuz cehennem yargısıyla karşı karşıya geldiler. Tanrı merhametli ve adaletlidir. Oğlu’nu ölüme göndererek, Mesih’i, kanıyla günahları bağışlatan ve imanla benimsenen kurban olarak sundu ve böylece adaletini gösterdi. İsa Mesih’in haç üzerindeki ölümüne ve dirilişine iman eden bir kimse kurtulur ve sonsuz yaşam güvencesine sahip olur. Bu yüzden insanın yapması gereken birinci adım günahlı olduğunu kabul etmek, İsa Mesih’in çarmıh üzerinde öldüğüne ve dirildiğine iman edip O’nu Rab ve kurtarıcısı olarak yaşamına almaktır.

    Kendi dinsel işlerimizle, sevaplarımızla ya da iyiliklerimizle kurtulmamız mümkün değildir. Kurtuluş İsa Mesih’in günahlı insana sunduğu bir armağandır. Bunu kabul etmek kişinin kendi elinde. İman eden kurtulur, etmeyen ise mahkum olur.

    Mesih’e iman eden bir kimse günah içinde yaşayamaz. Günah şeytandan kaynaklanır, acı verir, esenliğimizi, sevincimizi çalar ve bizi Tanrı’dan ayırır. İsa Mesih’in sevgisini ve huzurunu tatmış bir imanlı günahtan nefret eder. Çünkü günahta yaşamak, cehennemde yaşamaktan farksızdır. Günaha düşse bile bunun farkına varır varmaz Rabbi’ne koşar ve O’nun merhametine ve bağışına sığınır. Rab onu bağışlar, elinden tutar ve eskisinden daha güçlü bir şekilde ayağa kaldırır.

    Rab’bin sizin de ruhsal gözlerinizi açmasını ve sizi bereketlemesini diliyorum.

    Sevgilerimle

    #32939
    Anonim
    Pasif

    @yorgun savaşçı 13886 wrote:

    Sizin inanışınıza göre madem isa bütün günahları çekti o zaman istediğimiz gibi yaşayalım dünyada. İnancınızın temelinde yanlış var…

    Nasıl olsa İsa Mesih benim günahımın bedelini ödedi diyerek günahlı bir yaşam sürülemez. İsa Mesih’i gerçekten seven bir kişi işlediği her günahın Rab İsa Mesih’i yeniden çarmıha germek olduğunu çok iyi bilir ve buna göre hareket eder. Çarmıhta çekilen acı şaka değildi. Bizler o acını binde birini bile taşımayız. Sizin o yanlış dediğiniz temelimiz Tanrı’nın gerçek olan merhameti ve engin sevgisidir. Bizler Tanrı’nın sevgisini suistimal ederek yaşayamayız. O zaman O’nun çocukları olmayız. O’nun çocuğu olmak da sorumluluk gerektirir. Biraz daha araştırmanızı tavsiye ederim.
    Esen kalın…

    #32941
    Anonim
    Pasif

    Merhaba yorgun savaşçı bizler Mesih İsanın inayeti ve sevgisiyle kurtulmuş ve seçılmişleriz.Rab İsa Mesih bizleri günahtan özgür kılmak için ilk ve son defa ölmüş ve kanıyla tüm günahlarımızı Baba Tanrının huzurunda bağışlatmıştır.Bizleri günahın ve kötülüğün esaretinden özgür kılıp yüce lütfunun zenginliği ve sonsuz sevgisinin değişmezliğiyle baba tanrını huzurunda özgür kılmıştır bizler günahın köleleri değiliz Rabbimiz Mesih İsanın kayrasıyla kurtulan Rabbin sevgili seçilmişleri ve çocuklarıyız.Aşağıdaki ayettelerde sorduğunuz sorunun cevabını bulacaksınızdır.

    ROMALILAR:6:1-23

    1 O halde ne diyelim? Tanrı’nın lütfu çoğalsın diye günah işlemeye devam mı edelim?

    2 Kesinlikle hayır! Günah karşısında ölmüş olan bizler artık nasıl günah içinde yaşarız?

    3 Mesih İsa’ya vaftiz edilenlerimizin hepsinin O’nun ölümüne vaftiz edildiğini bilmez misiniz?

    4 Baba’nın yüceliği sayesinde Mesih nasıl ölümden dirildiyse, biz de yeni bir yaşam sürmek üzere vaftiz yoluyla O’nunla birlikte ölüme gömüldük.

    5 Eğer O’nunkine benzer bir ölümde O’nunla birleşmişsek, O’nunkine benzer bir dirilişte de O’nunla birleşeceğiz.

    6 Artık günaha kölelik etmeyelim diye, günahlı varlığımızın ortadan kaldırılması için eski yaradılışımızın Mesih’le birlikte çarmıha gerildiğini biliriz.

    7 Çünkü ölmüş olan, günahtan özgür kılınmıştır.

    8 Mesih’le birlikte ölmüşsek, O’nunla birlikte yaşayacağımıza da inanıyoruz.

    9 Çünkü Mesih’in ölümden dirilmiş olup artık ölmeyeceğini, ölümün artık O’nun üzerinde egemenlik sürmeyeceğini biliriz.

    10 O’nun ölümü, günaha karşılık ilk ve son ölüm olmuştur. Oysa sürdüğü yaşamı Tanrı için sürmektedir.

    11 Siz de böylece kendinizi günah karşısında ölü, Mesih İsa’da Tanrı karşısında diri sayın.

    12 Bu nedenle bedenin tutkularına uymamak için günahın ölümlü bedenlerinizde egemenlik sürmesine izin vermeyin.

    13 Bedenlerinizin üyelerini haksızlığa araç ederek günaha sunmayın. Ölümden dirilenler gibi kendinizi Tanrı’ya adayın; bedenlerinizin üyelerini doğruluk araçları olarak Tanrı’ya sunun.

    14 Günah size egemen olmayacaktır. Çünkü Kutsal Yasa’nın yönetiminde değil, Tanrı’nın lütfu altındasınız.

    Doğruluğa tutsak

    15 O halde ne diyelim? Yasa’nın yönetiminde değil de, Tanrı’nın lütfu altında olduğumuz için günah mı işleyelim? Kesinlikle hayır!

    16 Söz dinleyen köleler gibi, kendinizi kime teslim ederseniz, sözünü dinlediğiniz kimsenin köleleri olduğunuzu bilmez misiniz? Ya ölüme götüren günahın, ya da doğruluğa götüren sözdinlerliğin kölelerisiniz.

    17 Ama Tanrı’ya şükrolsun! Eskiden günahın köleleri olan sizler, adandığınız öğretinin özüne yürekten bağlandınız.

    18 Günahtan özgür kılınarak doğruluğun köleleri oldunuz.

    19 Doğal benliğinizin güçsüzlüğünden dolayı insan ölçülerine göre konuşuyorum. Bedenlerinizin üyelerini ahlaksızlığa ve kötülük yapmak üzere kötülüğe nasıl köle olarak sundunuzsa, şimdi de bu üyelerinizikutsal olmak üzere doğruluğa köle olarak sunun.

    20 Sizler günahın kölesiyken doğruluktan özgürdünüz.

    21 Şimdi utandığınız şeylerden o zaman ne kazancınız oldu? O şeylerin sonu ölümdür.

    22 Şimdiyse günahtan özgür kılınıp Tanrı’nın kulları olduğunuza göre kazancınız, kutsallaşma ve bunun sonucu olan sonsuz yaşamdır.

    23 Çünkü günahın ücreti ölüm, Tanrı’nın armağanı ise Rabbimiz Mesih İsa’da sonsuz yaşamdır.

    Rab İsa Mesihin lütfu ve sevgisi susamış tüm yüreklere tanrının doluluğunda dökülsün…

    #34482
    Anonim
    Pasif

    Pornografı aslında zevk verici de değildir zaten… İnsan Tanrı’ya teslimiyeti sayesinde biraz hassaslaşsa pornografiden zevk alamaz olur. Nedeni ise pornografinin sadece sahtekarlığa bulaşmış olarak varlolabilen bir olgu oluşu. Pornografideki eylemlerde rol vardır mecburen, gerçek yoktur. Kamera karşısında ve para uğruna nasıl gerçek olsun ki… Gerçeği olmayan, vecdi yaşanmayan, kendi hazzı için değil de kendinden başka bir şey uğruna yer alan cinselliğin tahrik ediciliği mi olur… Tanrı teslimiyetindeki yaşantının en belli başlı belirtilerinden biri ise sahtekarlığa karşı derin mi derin bir yorgunluktur. Durum öyleyken bu gibi bir sahtekarlıktan nasıl sevinç yaşansın ki…

    Pornografinin bunca sakat bir şey olmasına rağmen bunca yaygın olmasının nedeni insanın kendisini varlığının köküne ve çevresine (Tanrı’ya, doğaya ve insanlara yani) yabancılaştırmış olmasının ümitsizliğidir. İnsanlar derin bencilliklerinin yarattığı yabancılaşmadan aralarında doğru dürüst sevgi, samimiyet ve güven ilişkileri kuramıyorlar. Pornografi işte bu yalnızlıklarının ümitsizliğine ağrı dindirici misali, çok kısa süreliğine bir uyuşma sağlıyor. Ondandır ki zaten müptelalık yaratan bir şey aynı zamanda… Şifa peşinde olacağına ağrı dindirici peşinde koşuşturma. Ta ki bir nevi deliliğe varana kadar. Dünyamız da zaten bu tür bir deliliğin içersinde bocalıyor… Pornografinin yaygınlığından belli…

    Genelde, zina, pornografi müptelalığı ve her tür cinsel sapkınlıklara karşı bir ilaç olarak nefsine hakim olmak falan gibi kendini bastırmayla ilgili çözümler önerilir, ta eskilerden beri. Halbuki bu gibi uygulamalar insanı daha da hasta eder. Pislikleri halı altına süpürmek gibi bir şeydir bu tür bir tutum. Bu gibi sapkınlıklara karşı önerilebilecek tek şey insanın Tanrı ile, kendiyle ve başkalarıyla tümden samimi olmasıdır. Bu samimiyette sevgi vardır. Sevgi olan yerde ise kimseyi kullanmak söz konusu olamaz. Kullanma meylinden sıyrıldı mı insan zaten sapkın cinsellik de kendiliğinden söner, doğal olarak.

9 yazı görüntüleniyor - 1 ile 9 arası (toplam 9)
  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.