• Bu konu 1 izleyen ve 0 yanıt içeriyor.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #25996
    Anonim
    Pasif

    Nuh’un Soyu

    Size esenlik olsun.

    Tanrı’nın kötülükleri nedeni ile Adem’in çocuklarını bir tufan aracılığı ile nasıl silip yok etmeyi amaçladığını inceledik.
    Nuh, Tanrı’nın sözüne inanan kişiler için bir sığınak olacak olan gemiyi inşa ederken Tanrı, günahkarlara tövbe etmeleri için yüz yıl süre ile zaman tanıdı.

    Ama yine de, Nuh’un ve ailesinin dışında hiç kimse günahından dönmedi ya da Rab Tanrı’nın mesajına inanmadı.
    Böylece, sonunda, adil ve sadık olan Tanrı, söz verdiğini yerine getirdi.
    Geminin kapısından girerek gemiye binmeyen herkesi silip yok etti ve gemiye binen bir kaç kişiyi ise kurtardı.

    Nuh ile ilgili açıklamalarımızda, onun Sam, Ham ve Yafet adlarında üç oğlu olduğunu söylemiştik.
    Kutsal Yazılar bize, dünyadaki tüm insanların bu üç adamdan geldiklerini gösterirler.
    Sam, Yahudilerin ve Arapların babasıydı.
    Afrika ve Çin halkının çoğu, büyük olasılıkla Ham’ın soyundandırlar.
    Avrupalılarsa, Yafet’in soyundan geldikleri bilinmektedir.

    Ulusların orijini konusundaki bilginizi genişletmek isterseniz, Tevrat’ın ilk kitabının onuncu ve on birinci bölümlerini inceleyebilirsiniz.

    Nuh’un; Sam, Ham ve Yafet adlı üç oğlunun öyküsü ile ilgili yalnızca tek bir şeyi açıklayacağım.
    Sam, dünyaya gelecek olan Kurtarıcının soyunda bulunması için seçmiş olduğu biriydi.
    Kutsal Yazıların, Sam’ın soyunun öyküsünü daha yakından izlemelerinin nedeni budur.
    Hem Tanrı’nın peygamberlerinin hem de dünyanın Kurtarıcısının geldiği soy, Sam’ın soyudur.

    Yeryüzündeki tüm insanlar Nuh’un üç oğlunun soyundan geldiler.
    Siz ve ben, Dünyada yaşayan tüm diğer halklar – bugün yaşayan herkes Nuh’un soyundan gelirler. Bu neden ile bugün burada olmamızın nedeninin Nuh’un Tanrı’ya inanması ve ailesini kurtarmak için bir gemi yapması olduğunu söyleyebiliriz.
    Çünkü Nuh ailesini tufandan kurtardığı zaman, aynı zamanda onlar ile birlikte sizi ve beni de (imha edilmekten) kurtardı.

    Tanrı, şu sözleri ile Nuh’u ve oğullarını bereketledi: “Verimli olun, çoğalın ve yeryüzünü doldurun!” (Yaratılış 9:1)
    Böylece tufandan yüzlerce yıl sonra yeryüzünde bir kez daha pek çok insan yaşamaya başladı.
    Dünya tekrar günah tarafından bozulmaya başladı.
    Nuh’un ve oğullarının Adem’in soyundan geldikleri için doğuştan günahkar olduklarını daha önce görmüştük.
    Gemiye bindikleri zaman, Adem’den miras aldıkları günahlı doğaları da onlar ile birlikte gemiye bindi ve gemiden dışarı çıktıkları zaman, hala yüreklerinde bulunan günahın kökü ile gemiden dışarı çıktılar.
    Tufan, insanın günahkar konumunu değiştirmedi.
    Bundan dolayı, dünyadaki tüm insanlar, doğuştan günahkar olmaya devam ettiler, çünkü hepsi Adem’in bir soyu olan Nuh’un soyundan geliyorlardı.

    Büyük tufandan yüzlerce yıl sonra, Nuh’un soyundan gelenlerin çoğunun artık Tanrı ve O’nun isteği ile ilgilenmedikleri gerçeği üzücü, ama doğrudur.
    Ataları Şit, Hanok ve Nuh’un yaptığı gibi yapmadılar. Tanrı’nın sözüne inanmadılar.
    Tanrı’yı unuttular ve O’na kendilerine yaşam, soluk, güneş, yağmur ve yiyecek sağladığı için teşekkür etmediler.
    Tanrı’nın, onlara, Sadakatini hatırlatmak için bulutlara yerleştirmiş olduğu gökkuşağı belirtisine gelince, çoğu, gökkuşağının ne anlama geldiğini bile artık bilmiyordu.

    Tanrı Sözü’nün onlar ile ilgili olarak ne duyurduğuna kulak verelim:
    “Tanrı’yı bildikleri halde O’nu Tanrı olarak yüceltmediler, O’na şükretmediler, tersine, düşüncelerinde budalalığa düştüler; anlayışsız yüreklerini karanlık bürüdü. Akıllı olduklarını ileri sürerken akılsız olup çıktılar. Tanrı ile ilgili gerçeğin yerine yalanı koydular. Yaradan’ın yerine yaratığa tapıp kulluk ettiler. Oysa Tanrı, sonsuza dek övülmeye layıktır! Amin!” (Romalılar 1:21, 22, 25)

    Kayin ve onun soyu gibi, Nuh’un soyunun çoğu, gerçeği gömmeyi ve kötülüğü izlemeyi seçti.
    Dinleri vardı, ama bu sahte bir dindi, çünkü Tanrı’nın ön gördüğü doğruluk yolu ile uyuşmuyordu.
    Tanrı’nın gerçek sözünü dinlemediler. Şeytan’a kulak verdiler ve onu izlediler.

    Siz, O’nun kutsal Sözü üzerindeki şu ayet üzerinde gayret ile düşünürken Tanrı sizi bereketlesin.
    ‘’Tanrı’nın sözü diri ve etkilidir, iki ağızlı kılıçtan daha keskindir. Canla ruhu, ilikle eklemleri birbirinden ayıracak kadar derinlere işler; yüreğin düşüncelerini, amaçlarını yargılar.’’ (İbraniler 4: 12)

    Sevgiyleeeee

1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.