• Bu konu 1 izleyen ve 2 yanıt içeriyor.
3 yazı görüntüleniyor - 1 ile 3 arası (toplam 3)
  • Yazar
    Yazılar
  • #25988
    Anonim
    Pasif

    NUH PEYGAMBER
    Tanrı’nın Sabrı ve Gazabı

    Size esenlik olsun.

    Tanrı dünyayı yarattığı zaman her şeyin iyi olduğunu gördü.
    Ama yine de, atamız Adem Tanrı’ya itaatsizlik ettiğinde, onun aracılığı ile dünyaya kötü girdi ve tüm insanlara yayıldı. Kahin kardeşi Habil’i öldürerek günahlı yaradılışına devam etti. Kayin’in soyu, Tanrı’ya inanmadı.
    Adem karısıyla yine yattı. Havva bir erkek çocuk doğurdu. « Tanrı Kayin’in öldürdüğü Habil’in yerine bana başka bir oğul bağışladı» diyerek çocuğa Şit adını verdi. (Yar.4: 25)
    «Şit»: «Bağışlamak» anlamına gelir.
    Şit’in soyu arasında Tanrı’nın Sözü’ne inanan kişiler vardı. Bunun bir sonucu olarak, Tanrı onların günahlarını bağışladı.
    Şit’in soyundan gelenlerin birinin adı, Hanok’tu. Hanok’un zamanında yaşayanların çoğu, günahlı yaşamlar sürerek Şeytan’ı izlemelerine rağmen, Hanok kutsallık içinde Tanrı ile yürüdü, Tanrı’ya inandı.

    Bugün sahtekarlık dolu, baştan çıkmış bir dönemde Tanrı ile yürümüş olan bir başka insan hakkında bilgi edinmeye başlayacağız. Bu kişi, Hanok’un büyük torunu peygamber Nuh’tu.
    İnsanların eskiden bugün bizim yaşadığımızdan daha uzun süre yaşamaktaydılar.
    Dünyada en uzun süre yaşamış olan insanın kim olduğunu biliyor musunuz?
    Bu kişi, Hanok’un oğlu Metuşelah idi. Metuşelah 969 yaşına kadar yaşadı.
    Metuşelah, Nuh’un babası olan Lemek’in babasıydı.
    Nuh’un babası olan bu Lemek, Kayin’in soyundan olan Lemek ile aynı kişi değildir.
    Nuh, Adem’den sonraki onuncu kuşağa aitti. Nuh, beş yüz yaşına geldiğinde, Sam, Ham ve Yafet adlı üç oğula sahip oldu.

    Nuh ile ilgili çalışma, bizler için çok yararlı olacak,
    Çünkü Nuh’un yaşadığı günler, bugün bizim yaşadığımız günlere çok benziyorlardı.
    Nuh’un zamanında dünya, ağzına kadar günah ile doluydu. Kutsal Yazılar, “yeryüzünde insanın yaptığı kötülüklerin çok olduğunu, insanın aklının fikrinin hep kötülükte olduğunu” söylerler. (Yaratılış 6:5)
    Adem’in çocuklarının yürekleri kötü düşünceler, açgözlülük, hile, uçarılık, kıskançlık, iftira, kibir, çekişme, kavga, zina, hırsızlık, cinayet ve ahmaklık (Markos 7:21,22) ile doluydu.
    İnsanlar, Tanrı’nın, kendileri için yaratmış olduğu dünyayı mahvediyorlardı. Çoğu bir dine inanıyordu, ama bu inançları yalnızca gösterişten ibaretti.
    Bedensel zevk tanrılarıydı ve günahları biriktikçe birikiyordu!

    Tevrat’taki Yaratılış kitabının altıncı bölümünde Kutsal Yazıların ne dediğine kulak verelim:
    ‘RAB, ‘Ruhum insanda sonsuza dek kalmayacak, çünkü o ölümlüdür’ dedi. ‘İnsanın ömrü yüz yirmi yıl olacak.’ Rab baktı, insanın yeryüzünde yaptığı kötülük çok, aklı fikri hep kötülükte. 6 İnsanı yarattığına pişman oldu, yüreği sızladı. ‘ Yarattığım insanları, hayvanları, sürüngenleri, kuşları yeryüzünden silip atacağım’ dedi, ‘çünkü onları yarattığıma pişman oldum.’ (Yaratılış 6:3,5-7)

    Böylece, Tanrı’nın Adem soyunu kötülükleri nedeni ile nasıl yeryüzünden silmeyi amaçladığını görüyoruz. Ama yine de aynı zamanda, Tanrı’nın merhamet ederek mahvolmasınlar diye günahkarlara tövbe etmeleri için zaman vermek amacıyla bir 120 yıl daha sabırlı davranmaya niyetlendiğini de görüyoruz.
    Ancak her şeye rağmen bu sınırlı zaman dolduğunda, Tanrı tövbe etmeyi reddeden ve O’nun ön gördüğü doğruluk yolunu kabul etmeyen herkesi yargılayacak.

    Bu 120 yıllık yaşam sınırı ifadesinden Tanrı’nın karakteri hakkında bir şey öğrenebiliriz; o da şudur: Tanrı çok sabırlıdır, ama Sabrının bir sınırı vardır!
    Tanrı, insanın tövbe edebilmesi için onun ile konuşacak ve mücadele edecektir, ama bu sonsuza kadar sürmeyecektir.
    Tanrı’nın, Nuh’un zamanında “Ruhum insanda sonsuza dek kalmayacak. İnsanın ömrü yüz yirmi yıl olacak’ demesinin nedeni budur.
    Böylece Tanrı’nın nasıl bir süre için günahkarlar ile sabırlı olmayı planladığını ve sonra tövbe etmeyi reddettikleri takdirde, onları yargılayacağını görüyoruz. Bu durum bize Tanrı’nın iki özelliği hakkında fikir veriyor. Sabrı ve gazabı.
    Tanrı iyidir ve çok sabırlı olabilir; ama O aynı zamanda adildir ve çok öfkelenebilir!

    Bazı kişiler, Tanrı’nın elinde büyük bir sopa ile üzerlerinde dolaştığını ve Tanrı’nın öfkelenmekte çabuk davrandığını ve insanlara vurmaktan ve onları yaralamaktan zevk aldığını düşünürler. Ama Tanrı düşündükleri gibi değildir.
    Bazıları ise, Tanrı’nın hiç bir zaman öfkelenmediğini, ve yalnızca insanların günahlarını bağışlayacağını ve unutacağını düşünürler. Tüm bildikleri:”Tanrı iyidir! Tanrı iyidir!” demekten ibarettir. Ama tanrı, bu kişilerin düşündükleri gibi de değildir.

    Kutsal Yazılar Tanrı’nın karakteri hakkındaki gerçek ile ilgili bilgi verirler. Tanrı iyidir ve adildir! Hem sabırlı hem de öfkeli olabilir.
    Günahkarlara sabırlı davranmasının nedeni, İyiliği ve Merhametidir, ama aynı zamanda günahlarına öfkelenmesinin nedeni de Adaleti ve Kutsallığıdır.
    Tanrı bir Kurtarıcı ve bir Yargıçtır. Peygamberler, Tanrı’nın sabrı ve gazabı ile ilgili bir çok şey yazdılar.

    Kutsal Yazılar şöyle der: “Sevgili kardeşlerim, şunu unutmayın ki, Rab’bin gözünde bir gün bin yıl, bin yıl ise bir gün gibidir. Bazılarının düşündüğü gibi Rab vaadini yerine getirmekte gecikmez; ama size karşı sabrediyor. Çünkü kimsenin mahvolmasını istemiyor. Herkesin tövbe etmesini istiyor. Ama Rabbin günü bir hırsız gibi gelecek.” (2.Petrus 3:8-10)
    Rab halkını yargılayacak. Diri Tanrı’nın eline düşmek korkunç bir şeydir. Bunları söyleyeni reddetmemeye dikkat edin. Çünkü Tanrımız yakıp yok eden bir ateştir.” (İbraniler 10:30,31; 12:25,29)
    Mezmurlarda şunu okuruz: “Tanrı adil bir yargıçtır, öyle bir Tanrıdır ki, yola gelmeyen günahkara her gün gazabını gösterir.” (Mezmurlar 7:11,12)

    Müjde’de (İncil’de) şöyle yazar:
    Haksızlık ile gerçeğe engel olan insanların bütün tanrısızlığına ve haksızlığına karşı Tanrı’nın gazabı açıkça gösterilmektedir. Böyle davrananları Tanrı’nın haklı olarak yargıladığını biliriz. O zaman sen Tanrı’nın yargısından kaçabileceği mi sanıyorsun?Ya da Tanrı’nın sınırsız iyiliğini, hoşgörüsünü, sabrını hor mu görüyorsun? O’nun iyiliğinin seni tövbeye yönelttiğini bilmiyor musun? İnatçılığın ve tövbesiz yüreğin yüzünden Tanrı’nın adil yargısının açıklanacağı gazap günü için kendine karşı gazap biriktiriyorsun. Tanrı, herkese yaptıklarının karşılığını verecektir.” (Romalılar 1:18; 2:2-6)

    Tanrı’nın gazabı, insanın gazabına benzemez.
    İnsan çok öfkelenebilir, ama öfkesi zaman içinde geçebilir ve hatta kendisini kızdıran şeyi bile unutabilir.
    Tanrı’nın öfkesi böyle değildir! Geçen zaman Tanrı’nın öfkesini azaltmaz. Tanrı, adil bir yargıçtır ve hiç bir şeyi unutmaz! Öfkesi, tövbe etmeyi reddedenlere karşı azalmaz; aksine çoğalır!
    Biraz önce Kutsal Yazılarda okuduğumuz ifade budur: “İnatçılığın ve tövbesiz yüreğin yüzünden Tanrı’nın adil yargısının açıklanacağı gazap günü için kendine karşı gazap biriktiriyorsun.

    Nuh’un zamanındaki insanlar kendilerine karşı Tanrı’nın gazabını “biriktiriyorlardı.
    Ancak o dönemde Tanrı’yı yine de tüm yüreği ile seven ve Tanrı’nın Sözü’ne inanan bir insan vardı. Bu adam, Nuh’tu.
    Kutsal Yazılar bu konuda şöyle der: “Ama Nuh RAB’bin gözünde lütuf buldu. Nuh doğru bir insandı, çağdaşları arasında kusursuz biriydi. Tanrı yolunda yürüdü.” (Yaratılış 6:8, 9)

    Tanrı, Nuh’a neden lütfunu gösterdi? Nuh, Tanrı’nın lütfunu mu kazandı? Hayır!
    Kazanılan lütuf, artık lütuf değildir. Lütuf, “hak edilmemiş iyilik” anlamına gelir.
    Tanrı lütfunu Nuh’a gösterdi, ama neden diğerlerine göstermedi?
    Kutsal Yazılar bu konuda ne söyler?
    Nuh’un Tanrı’ya inandığını, ama diğerlerinin inanmadıklarını anlatır. Nuh Tanrı’nın Sözü’ne inandı. Tanrı’nın, günahkarları kurtarmak için dünyaya gelecek olan Kurtarıcı ile ilgili vaadine inandı.
    Adem’in tüm soyunda olduğu gibi Nuh’un içinde de günah vardı, ama Tanrı Nuh’u doğru bir kişi olarak saydı, çünkü Nuh Tanrı’ya inandı ve Tanrı’nın buyurmuş olduğu gibi günahının karşılığı olarak O’na bir kurbanın kanını sundu.
    Bu nedenle Kutsal Yazılar, “Nuh doğru bir insandı. Çağdaşları arasında kusursuz biriydi” der.

    Tanrı, bir gün Nuh’a şöyle der: ‘’İnsanlığa son vereceğim, çünkü onlar yüzünden yeryüzü zorbalık ile doldu.Onlar ile birlikte yeryüzünü de yok edeceğim. Kendine gofer ağacından bir gemi yap. İçini dışını ziftle, içeriye kamaralar yap. Gemiyi şöyle yapacaksın: uzunluğu üç yüz, genişliği elli, yüksekliği otuz arşın olacak. Pencere de yap, boyu yukarı doğru bir arşını bulsun. Kapıyı geminin yan tarafına koy. Alt, orta ve üst güverteler yap. Yeryüzüne tufan göndereceğim. Göklerin altında soluk alan bütün canlıları yok edeceğim. Yeryüzündeki her canlı ölecek. Ama senin ile bir antlaşma yapacağım. Oğulların, karın ve gelinlerin ile birlikte gemiye bin. Sağ kalabilmeleri için her canlı türünden bir erkek, bir dişi olmak üzere birer çifti gemiye al. Çeşit çeşit kuşlar, hayvanlar, sürüngenler sağ kalmak için çifter çifter sana gelecekler.” (Yaratılış 6:13-20)

    Böylece Tanrı Nuh’a tövbe etmeyi ve gerçeğe inanmayı reddeden herkesi mahvetmek için yeryüzüne nasıl tufan göndereceği hakkındaki planını açıkladı.
    Tanrı Nuh’a tufandan kaçabilmesi için büyük bir gemi (tekne) inşa etmesini söyledi. Geminin uzunluğu 150 metre olmalıydı; 150 metre bir buçuk futbol sahasının uzunluğudur. Bu gemi, Nuh ve ailesi ve pek çok hayvan ile Tanrı’nın Sözü’ne inanacak olan herkes için bir sığınak olacaktı.
    Tanrı, Nuh’a geminin içinde bir çok kamaralar yapmasını buyurdu, ama geminin dışında yalnızca tek bir kapı olacaktı.
    Böylece, tanrı’nın Nuh’un zamanındaki insanlara verdiği mesaj şuydu: Tufanın yargısından kaçmak isteyen kişi, gemideki tek kapıdan içeri girmek zorundaydı. Kapıdan geçen herkes kurtulacaktı. Kapıdan geçmeyenler ise mahvolacaklardı!

    Böylece Nuh gemiyi inşa etmeye başladı. Bu çok büyük bir görevdi.
    Nuh ve üç oğlunun yüzlerce büyük ağacı kesmeleri, onları kalın tahtalar halinde kesmeleri, şekil verip çivilemeleri ve içlerini ve dışlarını ziftlemeleri gerekiyordu.
    Aynı zamanda Nuh’un eşi ve gelinleri de bu ağır işte Nuh’a ve oğullarına yardım ettiler. Yüz yıl boyunca Nuh ve ailesi her gün geminin inşa edilişinde çalıştılar.
    Ama Nuh çalışmasını yalnızca geminin inşa edilmesi ile sınırlamadı. Aynı zamanda o günün insanlarına Tanrı’nın Sözü’nü de duyurdu.
    Nuh belki şöyle bir konuşma yaptı: “Dinleyin! Rab, bana sizi, O’nun gazabı ile ilgili uyarmamı söyledi. Tanrı’nın öfkesi günahınız nedeni ile kaynıyor! Tövbe etmeyi reddeden herkesi mahvetmek için yeryüzüne bir tufan göndermeye karar verdi. Ama yine de ben size İyi Haberi bildirdim! Tanrı, merhameti nedeni ile günahlarından tövbe eden ve Tanrı’nın Sözü’ne inanan herkes için bir sığınak olması amacı ile bana bir gemi inşa etmemi buyurdu! “
    Böylece Nuh, bu ve benzeri pek çok söz söyleyerek insanları uyardı. Onlara ahlaksız kuşaklarının kötü yollarından dönmeleri için çağrıda bulundu.

    Nuh’un dönemindeki insanlar Tanrı’nın, peygamberi aracılığı ile kendilerine duyurulan söze inandılar mı?

    Kutsal Yazılar hakkında okuduğumuz bu konu üzerinde düşünürken Tanrı sizi bereketlesin:
    Bazılarının düşündüğü gibi Rab vaadini yerine getirmekte gecikmez; ama size karşı sabrediyor. Çünkü kimsenin mahvolmasını istemiyor,herkesin tövbe etmesini istiyor. Ama Rabbin günü hırsız gibi gelecek.” (2.Petrus 3:9,10)

    Sevgiyleeeee

    #32313
    Anonim
    Pasif

    Nuh ve Büyük Tufan

    Size esenlik olsun.

    Ahlakın tamamen bozulmuş olduğu bir dönemde Nuh Tanrı ile yürüdü. Adem’in soyunun günahları nedeni ile Rabbin yüreğinin nasıl üzüldüğünü gördük.
    Kutsal Yazılar, “Yeryüzünde insanın yaptığı kötülüğün çok, ve aklının fikrinin hep kötülükte” olduğunu (Yaratılış 6:5) söylerler. Tanrı’nın, kutsal gazabı ile günahkarları (tövbe etmeyen) yeryüzünden silip atmayı planlamasının nedeni budur.

    Ancak yine de Tanrı’nın lütfu Nuh ile birlikteydi, çünkü Nuh Tanrı’yı sevdi ve O’nun sözüne inandı. Böylece Tanrı bir gün Nuh’a şöyle dedi: “Tüm insanlığın ölmesini amaçladım, çünkü yeryüzü kötülük ile doldu. Göklerin altında yaşayan her şeyi yok etmesi için yeryüzüne büyük bir tufan göndereceğim. Sana gelince, sen, kendine ve ailene bir sığınak olması için büyük bir gemi (tekne) inşa etmelisin.’’

    Nuh ve ailesi yüz yıl boyunca bu büyük gemiyi inşa etmek için çalıştılar. Ama Nuh yalnızca gemiyi inşa ederek çalışmak ile yetinmedi, aynı zamanda çevresindeki insanlara şu sözler ile vaaz etti:
    Günahlarınızdan tövbe edin ve sonra Tanrı’ya dönün! Adil Olan Tanrı, dünyayı yargılayacaktır!

    Nuh’un zamanındaki insanlar günahlarından tövbe ettiler ve Tanrı’nın, peygamberi aracılığı ile kendilerine duyurduğu söze inandılar mı?
    Adem’in yeryüzünde bulunan binlerce çocuğu arasından kaç tanesi tövbe etti ve gemiye binecek kadar Tanrı’ya inandı?
    Bu soruya Kutsal Yazılar şu yanıtı verir: “Yalnızca bir kaç kişi, daha doğrusu sekiz kişi kurtuldu” (1.Petrus 3:20).

    Tanrı’ya kaç kişi inandı? Sadece sekiz kişi: Nuh ve karısı, üç oğulları ve onların karıları.
    Diğerlerinin hiç biri Tanrı’nın sözüne inanmadı. Bazıları Nuh’un sözlerini umursamadılar, bazıları ise onunla alay ettiler.
    Suyun bulunmadığı yerde bir tekne inşa ettiği için onun delirmiş olduğunu düşündüler. İnsanlar Nuh ile şu şekilde alay etmiş olabilirler: “Hey, sizler, hepiniz buraya gelin! Çölün ortasında kocaman bir tekne inşa eden şu adama bir bakın! Nuh, aklını kaçırmış olmalı! Çöle tufan seli mi gelecek? İmkansız! Ayrıca, Tanrı iyidir; Yarattığı insanları yok etmeyecektir! Sen çıldırmışsın, Nuh!
    Her şeye rağmen Nuh, onların hakaretlerine aldırış etmedi, çünkü Tanrı’nın söylemiş olduğuna inanmıştı. Gemiyi inşa etmeye ve şu sözler ile vaaz vermeye devam etti: “Tövbe edin! Tanrı, dünyayı adalet ile yargılayacak! Tanrı’nın sözüne inanmayı neden reddediyorsunuz? Neden mahvolmak istiyorsunuz?”

    Sonunda Nuh’un ve ailesinin geminin inşaatini bitirdikleri gün geldi.
    Yaratılış kitabının altıncı bölümünün son ayetinde şunu okuruz: “Nuh Tanrı’nın bütün buyruklarını yerine getirdi.” (Yaratılış 6:22).
    Gemi hazırdı. Her şey tamamlanmıştı. Geriye kalan tek bir şey vardı: Nuh’un ve ailesinin gemiye girmeleri gerekiyordu. Nuh’un son bir kez daha insanları ikna etmeye çalıştığını işitiyoruz: “Tanrı’yı dinleyin! Tövbe edin ve O’nun sözüne inanın! Tufan çok yakında gelmek üzere. Önünüzde hala zaman varken gemiye binin! Kapı açık! Bu kapıdan giren herkes kurtulacak. Ama girmeyi reddettiğiniz takdirde, Tanrı’nın yargısından nasıl kaçacaksınız?
    Nuh bu şekilde gayretle insanları uyardı. Ama onlar dinlemeyeceklerdi.

    Sonuç olarak, Kutsal Yazılar yedinci bölümde şöyle der: Rab Nuh’a,’Bütün ailen ile birlikte gemiye bin’ dedi, ‘çünkü bu kuşak içinde yalnız seni doğru buldum.’ Yeryüzünde soyları tükenmesin diye yanına temiz sayılan hayvanlardan erkek ve dişi olmak üzere yedişer çift, kirli sayılan hayvanlardan birer çift, kuşlardan yedişer çift al. Çünkü yedi gün sonra yeryüzüne kırk gün kırk gece yağmur yağdıracağım. Yarattığım her canlıyı yeryüzünden silip atacağım. Nuh Rabbin bütün buyruklarını yerine getirdi.” (Yaratılış 7:1-5)

    Nuh ve ailesi neden gemiye bindi?
    Gökyüzünde bulutlar gördükleri için mi?
    Gelmekte olan yağmurun kokusunu aldıkları için mi? Hayır!
    Gemiye bindikleri zaman gördükleri tek şey, pırıl pırıl bir gökyüzüydü. O zaman gemiye neden bindiler?
    Bunun yalnızca tek bir nedeni vardır: Gemiye bindiler, çünkü Tanrı’nın söylemiş olduğu söze inandılar.
    Belki geminin dışında şöyle düşünen kişiler vardı: “Tanrı’ya ben de inanıyorum. Ama Nuh’un vaazinde söylediği sözleri kabul edemem!”
    Bu insanlar hakkında ne diyebiliriz?
    Onların Tanrı’ya gerçekten inanmadıklarını söyleyebiliriz. Çünkü Tanrı’nın, peygamberi aracılığı ile tanıklık etiği söze inanmadılar. Günahlarından tövbe etmeyi ve Tanrı’nın Nuh aracılığı ile kendilerine sağlamış olduğu kaçış yolunu kabul etmeyi reddettiler.
    Tanrı’yı dudakları ile onurlandırmış olabilirlerdi, ama yürekleri Tanrı’dan çok çok uzaktaydı.

    Kutsal Yazılar bu konuda şöyle der: “Nuh, oğulları, karısı, gelinleri tufandan kurtulmak için hep birlikte gemiye bindiler. Tanrı’nın Nuh’a buyurduğu gibi temiz ve kirli sayılan her hayvan, kuş ve sürüngenden erkek ve dişi olmak üzere birer çift Nuh’a gelip gemiye bindiler. Sonra Rab Nuh’un ardından kapıyı kapadı.” (Yaratılış 7:7-9,16)

    Nuh ve ailesi gemiye bindikten sonra Tanrı’nın neler yaptığını duydunuz mu?
    Kutsal Yazılar bu soruyu şöyle yanıtlar: “Rab, onların ardından kapıyı kapadı!
    Tanrı’nın büyük öfke gününün zamanı gelmişti.
    Tanrı, uzun bir süre, o kuşağın insanlarına sabırlı davrandı, ama şimdi O’nun sabrı tükenmişti. Geriye kalan yalnızca Gazabıydı.
    Tanrı kapıyı kapatmıştı; ve Tanrı kapıyı kapattığı zaman, o kapıyı hiç kimse açamaz.

    Böylece Tanrı, söz vermiş olduğu gibi yeryüzüne tufan sularını gönderdi. Gökyüzü kararmaya başladı; rüzgar hızlandı. Bulutlar ortaya çıktı, gök gürültüsü, şimşek ve depremler oldu.
    Adem’in çocukları şimdi korku ve dehşet içinde titriyorlardı. Her şey yolunda giderken, Tanrı’ya hakaret dolu sözler ve işler ile meydan okumaları çok kolaydı.
    Ama şimdi Tanrı’nın yargısı üzerlerine inmeye başladığında, ağızları kapandı! Tanrı’nın adil yargısı ile yüzleşme zamanları gelmişti ve artık saklanabilecekleri hiçbir yerleri yoktu!

    Şiddetli bir yağmur başladı, yeryüzünün derin kaynaklarından sular fışkırdı ve okyanus ve nehirler taştı. Sel suları öylesine yükseldi ki, kent ve köylerin hepsi silinip gittiler. Bir anda sular altında kalarak yok olup gitmeyenler ise korku içinde daha yüksek dağlara ulaşmaya çalıştılar.
    Nuh ile alay edenler ve Tanrı’nın Sözü’nü reddedenler, şimdi, Tanrı’nın, peygamberi aracılığı ile söylemiş olduğunun gerçek olduğunu anladılar. Ama yine de, bu bilginin onlara artık hiç bir yararı yoktu, çünkü artık tövbe etme fırsatına sahip değildiler; kurtuluş dönemi geçmişte kalmıştı.
    Belki de aralarından bazıları Nuh’a şöyle bağırıyorlardı: “Nuh! Nuh! Kapıyı aç. Nuh, bize yardım et! Kurtar bizi! Nuh, sana inanıyoruz. Söylediklerinde haklıydın! İnanıyoruz! İnanıyoruz!
    Ama artık çok geçti! Tanrı kapıyı kapatmıştı. Kurtuluş gününün zamanı geçmişti. Artık yargı günü gelmişti. Dua etmek, ağlamak, kapıya vurmak, hatta gerçeği bilmek – Tanrı’nın düşüncesinin değişmesi imkansızdı.
    Tanrı kurtuluş kapısını kapattığı zaman onu hiç kimse açamaz.

    Böylece Kutsal Yazıları okuduğumuz zaman, yükselen suların dağları yaklaşık yedi metre aştığını, çünkü kırk gün süre ile aralıksız olarak yağmur yağdığını görüyoruz.
    Ama Nuh’un yaptığı gemi çoğalan suların üzerinde yerden yukarı kaldırıldı.

    Yeryüzünde yaşayan bütün canlılar yok oldu; kuşlar, evcil ve yabanıl hayvanlar, sürüngenler, insanlar, soluk alan bütün canlılar öldü. Yalnız Nuh ile gemidekiler kaldı.” (Yaratılış 7:21, 23)

    Tanrı, söz vermiş olduğunu yaptı mı? Elbette!
    Tövbe etmeyi reddeden bu günahkarları yargıladı mı? Kesinlikle, evet!
    Daha önceden söylemiş olduğu gibi, gemiye binmemiş olan herkesi yargıladı.

    Bu olaydan ne tür dersler çıkarabilmekteyiz?
    Tanrı, dünyadaki insanları yargılamak için başka bir gün planlamıştır.
    Yargı Gününün gelişi, Nuh’un kuşağının üzerine gelen yargıdan daha dehşetli olacaktır!
    Nihai yargı günü ile ilgili olarak Tanrı bizlere neler söylemektedir:“Sonra büyük, beyaz bir taht ve tahtta oturanı gördüm.Yer ile gök önünden kaçtılar, yok olup gittiler. Tahtın önünde duran küçük büyük ölüleri gördüm. Sonra kitaplar açıldı. Yaşam kitabı denen başka bir kitap daha açıldı. Ölüler kitaplarda yazılanlara bakılarak yaptıklarına göre yargılandı. Adı yaşam kitabına yazılmamış olanlar ateş gölüne atıldılar.” (Vahiy 20:11-12, 15)

    Bu korkunç yargı gününü düşündüğün zaman için rahat olabiliyor mu?
    Adın, sonsuz yaşam kitabında yazılı mı?
    Tanrı’nın açmış olduğu kurtuluş kapısından içeri girdin mi?
    Tanrı Sözü şöyle der: “Tanrı’nın yardım ettiği gün şimdidir, kurtuluş günü şimdidir.” (2.Korintliler 6:2)
    Tanrı’nın, Nuh’un zamanındaki insanlara tövbe etmeleri, inanmaları ve kurtulmaları için nasıl sabırlı davrandığını gördük, ama sonunda Tanrı kurtuluş kapısını kapattı. Geminin kapısı aracılığı ile içeri girmeyi reddeden herkes Tanrı’nın şiddetli yargısı ile karşı karşıya kaldı.

    Tanrı’nın dünyayı adalet ile yargılayacağı, gelecek olan Yargı Günü ile ilgili olarak Kutsal Yazılar şöyle der: “Rab’bin günü gece hırsız nasıl gelirse öyle gelecektir. İnsanlar, ‘Her şey esenlik ve güvenlik içinde’ dedikleri bir anda, gebe kadının birden sancılanması gibi, ansızın yıkıma uğrayacak ve asla kaçamayacaklar.” (1.Selanikliler 5:2, 3)
    O gün, Tanrı’nın, Adem’in çocukları için açmış olduğu kurtuluş kapısından girmiş olanların dışında hiç kimse yargıdan kaçamayacaktır.

    Tanrı’nın günahkarlar için açmış olduğu Kapı’dan haberdar mısınız?
    Tanrı’nın sizin için sağlamış olduğu kaçış yolunu biliyor musunuz?
    Nuh’un zamanındaki tufanın yargısından kurtulanlar kimlerdi?
    Yalnızca geminin kapısından içeri giren insanlar. Aynı şekilde, gelecek olan yargı günü ile ilgili olarak Kutsal Yazılar bize, açıkça Tanrı’nın, Adem’in günahkar çocukları için yalnızca tek bir kurtuluş kapısı sağladığını gösterirler.
    Bu kurtuluş kapısı hakkında bilginiz var mı?

    O zaman, Tanrı’nın dünyaya göndermiş olduğu kutsal Aracı tarafından söylenmiş olan şu kesin sözleri dinleyin: “Kapı Ben’im! Bir kimse Ben’im aracılığım ile içeri girerse kurtulur!” (Yuhanna 10:9)
    Size doğrusunu söyleyeyim, sözümü işitip Beni gönderene iman edenin sonsuz yaşamı vardır.” (Yuhanna 5:24)

    Sözü’nde bulunan şu önemli ve etkili soru üzerinde düşünürken Tanrı sizi bereketlesin ve size öğretsin: “Bu denli büyük kurtuluşu görmezlikten gelirsek, nasıl kurtulabiliriz?” (İbraniler 2:3)

    Sevgiyleeeee

    #32328
    Anonim
    Pasif

    Nuh ve Tanrı’nın Sadakati

    Size esenlik olsun.

    Yaratılış kitabının altıncı bölümünde Nuh’un dönemindeki insanın kötülüğünün çok büyük olduğunu inceledik.
    İnsanın yüreğindeki düşüncelerin hepsi kötülüğe eğilimliydiler.
    Tanrı, bu nedenle, günahından tövbe etmeyi reddeden ve gerçek ve diri Tanrı’ya dönmeyi kabul etmeyen her günahkarı silip yok edecek bir tufanı yeryüzüne göndermeyi amaçladı.

    Bu ahlaksız ve bozulmuş kuşağın içinde yalnızca tek bir kişi Tanrı’yı hoşnut etti. Bu kişi, Nuh’tu.
    Nuh Tanrı’ya güvendi ve O’nu sevdi.
    Tanrı bundan dolayı bir gün Nuh ile konuştu ve ona, ailesine ve bir çok hayvana tufandan kaçabilmeleri için bir sığınak olacak olan büyük bir gemi (tekne) inşa etmesini buyurdu.Yüz yıl boyunca Nuh, ailesi ile birlikte gemiyi inşa etti ve insanlara tövbe etmelerini ve Tanrı’nın sözüne inanmalarını öğütledi.
    Ancak Nuh’un öğretişini hiç kimse umursamadı. Nuh’un gelecek olan tufan hakkında söylediklerine hiç kimse gerçekten inanmadı!

    Her şeye rağmen, geminin hazır olduğu gün geldi.
    Tanrı’nın bu kötü dünyayı yargılama zamanı gelip çatmıştı.
    Tanrı, bu alaycı kişilere çok uzun bir süre sabırlı davranmıştı. Ama artık şimdi Sabrı tükenmişti.
    Böylece Rab Nuh’a ailesi ile birlikte gemiye binmesini ve yanlarına her tür temiz hayvandan (kurban sunusu için uygun) yedi erkek ve yedi dişi ve kirli sayılan her tür hayvandan erkek ve dişi olmak üzere birer çift almasını söyledi.
    Nuh, ailesi ve hayvanlar Tanrı’nın buyurmuş olduğu gibi gemiye bindiler. Ve Kutsal Yazılar şöyle yazar: “RAB onların ardından kapıyı kapadı.”
    Adem’in çocukları için kurtuluş kapısını açmış olan Tanrı, aynı zamanda bu kapıyı kapatan Kişi’ydi. Tanrı’nın merhamet günü sona ermişti; dehşetli gazap günü gelip çatmıştı!

    Sonra şimşekler, gök gürültüleri ve şiddetli yer sarsıntıları geldi. Büyük bir tufana neden olan muazzam bir yağmur başladı. Herkes dağlara doğru koşarak kaçtı, ama Tanrı’nın kutsal gazabından hiç kimse kaçamadı.
    Nuh ile alay edenler ve Tanrı’nın sözünü reddedenler, şimdi gerçeği biliyorlardı. Ama artık çok geçti! Kurtuluş zamanı sona ermişti. Tanrı kapıyı kapatmıştı.

    Gökyüzünden kırk gün kırk gece yağmur boşandı ve tüm dağların tepeleri örtülene kadar yeryüzünden su kaynakları fışkırdı. Ama gemi suların üstünde, yukarda kaldı. Kutsal Yazılar şöyle der:
    “Yeryüzünde yaşayan bütün canlılar yok oldu; kuşlar, evcil ve yabanıl hayvanlar, sürüngenler, insanlar, soluk alan bütün canlılar öldü. Yalnız Nuh ile gemidekiler kaldı.” (Yaratılış 7:21, 23)

    Böylece Kutsal Yazılar, Tanrı’nın vaat etmiş olduğu cezayı uyguladığını yazar. Geminin dışında kalan herkes mahvoldu. Tanrı, verdiği sözü yerine getirme konusunda sadıktır.

    Geminin içindekilere ne oldu?
    Tanrı, Nuh’u ve ailesini unuttu mu?
    Havada uçan kuşları besleyen ve O’nun isteğinin dışında bu kuşlardan bir tanesinin bile yere düşmesine izin vermeyen Tanrı, Nuh’u ve ailesini unutmadı. Yaratılış kitabının sekizinci bölümünde neler yazdığını okuyalım.
    Kutsal Yazılar şöyle der: “Sonra Tanrı Nuh’u ve gemideki evcil ve yabanıl hayvanları anımsadı. Gemi yedinci ayın on yedinci günü Ararat dağlarına oturdu.” (Yaratılış 8:1, 4)

    Böylece Tanrı’nın Nuh’u ve onun ile birlikte geminin içinde bulunanları hatırladığını görüyoruz.
    Tanrı, suların çekilmesi için yeryüzünde bir rüzgar estirdi.
    Tanrı geminin Ararat adlı yüksek dağın tepesine oturması için gemiye yön verdi. Nuh ve ailesi, bir yıl ve bir hafta gemide kaldıktan sonra yeryüzünü kaplamış olan suların büyük bir bölümü çekildi.
    Sonra Tanrı, Nuh’a, “Sen ,karın, oğulların ve gelinlerin gemiyi terk edin” dedi. Böylece Nuh ve ailesi, tüm hayvanlar ile birlikte gemiden çıktılar.
    Nuh, gemiden çıktıktan sonra bir sunak yaptı ve temiz sayılan hayvanlardan bazılarını ve kuşları aldı ve onları bu sunak üzerinde Rabbe yakmalık sunu olarak sundu.

    Nuh’un gemiden iner inmez ne yaptığını duydunuz mu?
    Bazı masum hayvanları, inşa ettiği sunak üzerinde yakarak Rabbe kurban etti.
    Tanrı, “Kan dökülmeden bağışlama olmaz” diyen Yasasından vazgeçmemişti.
    Büyük tufan günahkarların çoğunu yeryüzünden silip yok ederken, Adem’in çocuklarının yüreklerinde kalan günahın kökünü ortadan kaldırmadı.
    Adem ve soyunun Tanrı’ya, günah için kurban sunmaya devam etmek zorunda olmalarının nedeni budur.
    Daha önce görmüş olduğumuz gibi bu tür hayvan kurbanları Tanrı’nın buyurmuş olduğu kurtuluş yolunun temelini oluşturur.
    Atalarımızın bu eski dönemlerde kestikleri kurbanlar Adem’in soyunun günah borcunu ödemek için gelerek Kendi kanını dökecek olan Kurtarıcıyı sembolize ettiler (örnek oldular).
    İşte bu neden ile Nuh gemiden ayrıldıktan sonra, yaptığı ilk şey, hayvan kanı dökmek oldu, böylece çocuklarına ve torunlarına Tanrı’nın yasalarının değişmediğini gösterdi.
    “günahın ücreti ölümdür” (Romalılar 6:23) ve “Kan dökülmeden günah bağışlaması olmaz.” (İbraniler 9:22)

    Kutsal Yazılar, bu konuda şöyle der:
    “Güzel kokudan hoşnut olan Rab içinden şöyle dedi, ‘İnsanlar yüzünden yeryüzünü bir daha lanetlemeyeceğim. Çünkü insan yüreğindeki eğilimler çocukluğundan beri kötüdür. Şimdi yaptığım gibi bütün canlıları bir daha yok etmeyeceğim. Tanrı, Nuh’u ve oğullarını kutsayarak, ‘Verimli olun, çoğalıp yeryüzünü doldurun’ dedi. Sizin ile ve gelecek kuşaklarınız ile antlaşmamı sürdürmek istiyorum. Sizin ile antlaşmamı sürdüreceğim: bir daha tufan ile bütün canlılar yok olmayacak. Yeryüzünü yok eden tufan bir daha olmayacak. Sizin ile ve bütün kuşaklar ile sonsuza dek sürecek antlaşmamın belirtisi şu olacak: ‘yayımı bulutlara yerleştireceğim (gökkuşağı) ve bu yeryüzü ile aramdaki antlaşmamın belirtisi olacak. Yeryüzüne ne zaman bulut göndersem, gökkuşağım bulutların arasında ne zaman göründe, sizin ile ve bütün canlı varlıklar ile yaptığım antlaşmayı hatırlayacağım. Canlıları yok eden bir tufan bir daha olmayacak.” (Yaratılış 8:21; 9:1, 9, 11-15)

    Biraz önce okuduğumuz bu ayetlerde Tanrı’nın, Nuh’a tam beş kez tekrarladığı bir sözcük yer alır. Bu sözcük dikkatinizi çekti mi?
    “Antlaşma.” Tanrı’nın Sözü’ne göre bir antlaşma, Tanrı tarafından insana verilen özel bir sözdür.
    Tanrı, antlaşmaları Yerine Getiren’dir.
    Tanrı sadıktır ve bu sadakatini Adem’in oğullarına göstermek ister.
    İyiliği nedeni ile Nuh ve Nuh’un soyu ile arasında bir antlaşma yaptı ve, “Canlıları yok eden bir tufan bir daha olmayacak” dedi. Tanrı’nın vaadi böyleydi.
    Tanrı, vaadini yalnızca sözler ile sınırlamadı, ama gökkuşağını bulutlara yerleştirerek vaadini onayladı.

    Yağmur yağdıktan sonra bazen bulutlarda gördüğümüz güzel gökkuşağının Tanrı’nın sadakatini ilan eden bir belirti olduğunu biliyor muydunuz?
    Bulutlarda ne zaman bir gökkuşağı görsek, Tanrı bizlerin, O’nun kuşaktan kuşağa süren sadakatini hatırlamamızı ister.
    Tanrı, bulutlara gökkuşağını yerleştirdi, çünkü yeryüzünde canlıları yok edecek bir tufanın bir daha olmayacağını vaat eden antlaşmasını bu şekilde onaylamak istedi.
    Tanrı, gerçekten antlaşmaları Yerine Getiren’dir. O, sadıktır!

    Tufandan sonra Nuh’un 350 yıl daha yaşadığını ve çok yaşlandığı zaman yücelerde olan Rab ile birlikte olmaya gittiğini göreceksiniz.

    Özetleyecek olursak, Tanrı’nın peygamberi Nuh hakkındaki konuşmamızı belki bir ya da iki soru ile sonuçlandırabiliriz.
    Nuh ve onun zamanındaki insanlar arasındaki fark neydi? Nuh, Tanrı’yı hoşnut etmek için ne yaptı?
    Sadece tek bir şey yaptı! Nuh, Tanrı’nın Sözü’ne inandı. Nuh, bu neden ile kuşağının halkı ile birlikte mahvolmadı.

    Tanrı’nın Kendisinin Nuh hakkında verdiği tanıklığı okuyalım:
    “İman sayesinde Nuh, henüz olmamış olaylar ile ilgili olarak Tanrı tarafından uyarılınca, Tanrı korkusu ile ev halkının kurtuluşu için bir gemi yaptı. Bununla dünyayı yargıladı ve imana dayanan doğruluğun mirasçısı oldu. Ama ‘İman olmadan Tanrı’yı hoşnut etmek olanaksızdır.’” (İbraniler 11:7, 6)

    Burada akıllarımızda tutmamız gereken iki düşünce vardır.
    Nuh, Tanrı’yı hoşnut etmek için ne yaptı?
    İman etti. Nuh Tanrı’ya inandı; Tanrı’nın söylediğine inandı.
    Nuh, Rabbe güvenmişti ve çevresinde bulunan herkesin reddetmesine rağmen o, Tanrı’nın sözüne itaat etti.
    Tanrı’nın, Nuh’u, içinde yaşadığı kötü kuşaktan kurtarmasının nedeni Nuh’un imanıydı.
    Sizler, Tanrı’nın söylediğine gerçekten inanıyor musunuz?
    Tanrı’nın her birimiz için isteği, Nuh’un yaptığı gibi, O’nun sözüne inanmamızdır.

    Nuh’un imanından bile daha önemlidir. Bunun ne olduğunu biliyor musunuz?
    Tanrı’nın sadakati. Tanrı’nın sadakati neden Nuh’un imanından daha önemlidir?
    Çünkü eğer Tanrı antlaşmalarını ve vaatlerini yerine getirme konusunda sadık olmasaydı, Nuh’un O’na iman etmesini bir yararı olmayacaktı.
    Hepimiz sözünü yerine getirmeyen birine güvendiğimiz zaman, neler olduğunu biliriz.
    Arkadaşınız söz verdiği bir konuda tutarsızlık gösterirse, sözünü yerine getirmezse ne olur?
    Hayal kırıklığına uğrarsınız. Arkadaşınıza duyduğunuz güvenin boş olduğunu anlarsınız. Neden?
    Çünkü arkadaşınız söz vermiş olduğu şeyi yapmadı. Sadık olmayan birine güvendiniz.

    Böyle bir durum Tanrı için söz konusu olamaz. Kutsal Yazılar şöyle der: “Biz sadık kalmasak da, O sadık kalacak, çünkü Kendi özüne aykırı davranamaz.” (2.Timoteos 2:13)
    “Nitekim, insan soyu ota benzer, bütün yüceliği kır çiçeği gibidir. Ot kurur, çiçek solar, ama Rabbin sözü sonsuza kadar kalır. Ve O’na iman eden hiç utandırılmayacak (hayal kırıklığına uğramayacak)!” (1.Petrus 1:24, 25; 2:6)
    “Tanrı sadıktır.” (1.Korintliler 1:9) O, vaat ettiğini yapacaktır!

    Nuh’un öyküsünde Tanrı’nın vaat ettiği her şeyi yaptığını açıkça görmekteyiz. Tanrı’nın, aynen söz vermiş olduğu gibi, geminin içinde olan herkesi nasıl kurtardığını ve geminin dışında kalan herkesi nasıl yargıladığını okuduk.
    Aynı zamanda Tanrı’nın, Nuh’un günahlarını nasıl bağışladığını da gördük, çünkü Nuh, aynen Tanrı’nın kendisine yapmasını söylediği gibi, bir hayvanın kanını kurban olarak O’na sundu.
    Tanrı’nın, Nuh’un ve tüm insanların “Tanrı’nın sadık olduğunu” unutmamaları için nasıl bulutlara yayını (gökkuşağını) yerleştirdiğini öğrendik.

    Tanrı sadıktır! O, sözünden cayamaz! O söz verdiğini, yerine getirmekte yavaş görünse bile, mutlaka yapar!
    “Tanrı sadıktır ve O’na güvenen hiç bir zaman utandırılmayacaktır.” (1.Korintliler 1:9; 1.Petrus 2:6)
    O zaman O’na inanalım ve O’nun sözünü alçakgönüllülük ile kabul edelim.
    Nuh peygamberin öyküsünden, büyük tufandan dersler alalım.
    Çevresindeki herkes Tanrı’nın sözüne inanmayı reddettiğinde ve bu nedenle yok olduğunda, Tanrı’nın sözüne itaat eden Nuh’u taklit ederek onun öyküsünden yararlanalım.

    O’nun sözündeki şu gerçeği hatırladığınızda Tanrı sizi bereketlesin.
    “Tanrı sadıktır ve O’na güvenen asla utandırılmayacaktır.” (1.Korintliler 1:9; 1.Petrus 2:6)

    Sevgiyleeeee

3 yazı görüntüleniyor - 1 ile 3 arası (toplam 3)
  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.