• Bu konu 6 izleyen ve 24 yanıt içeriyor.
15 yazı görüntüleniyor - 1 ile 15 arası (toplam 25)
  • Yazar
    Yazılar
  • #26760
    Anonim
    Pasif

    Selam arkadaşlar ,sitenizi kısa bir süre önce buldum. Okudukça kendinizi ifade etme, dininizi anlatma çabanızı ve uslubunuzu çok beğendim. Baktım ki her boş vaktimde sitenize girmek ve yazdıklarınızı okumak için büyük bir istek duyuyorum ve sabırsızlanıyorum. Sanırım sahiden bu bir tesadüf değil. Uzun bir süredir kendimi ve dinimi sorguluyorum. Nasıl müslümanım ben? Namaz kılmıyorum, oruç 3-5 tane, örtünmüyorum. Söyleyin nasıl müslümanım?Sizi okuduktan sonra hemen bir Kur’an meali aldım. Şu an o meal kitabının 120. sayfasındayım. Saydım 24 kere azaptan ve ataeşten sözediliyor. Siz de diyorsunuz ki; ‘Tanrı sevgidir.’ Bu sahiden insanın içini sıcacık eden bir söz. Fakat yine de aklımın almadığı ya da bilmediğim şeyler var. Eğer Kur’an gerçek değilse hz.isa’dan Musa’dan bahsediliyor Kutsal ruhtan bahsediliyor. Sizin şu an kabul ettiğiniz şeyler orada da var. Nasıl oluyor da İsa mesih’ten yüzyıllar sonra yaşamış biri (üstelik okuma yazma bilmeyen) bunları bilip yazabiliyor? Üstelik sizin bir çok ahlaki değerlerinizle benzeşen şeyler (iyilik yapmak, hak yememek, zina yapmamak vs.) Demek ki diyorum doğru bir tanedir bu doğru ki Allah bu kuralları her iki dine de koydu. E bir yandan da madem oruç namaz bize farz, size de farz olmalıydı. Yani haşa Allah sonradan fikir değiştirip ibadet şekillerinde yeni düzenlemeler yapacak değil ya. Arkadaşlar belki çok karışık anlattım ama inanın benim kafam da çok karışık. Sizden bu konularda bana yardımcı olmanızı, beni aydınlatmanızı rica ediyorum. Nasıl ibadet ettiğinizi öğrenmek istiyorum. Ve son bi şey; gece rüyamda odun kesen birinin yanına yaklaştım, elimde incil.’ Ama ben bunu bilmiyorum ki’ diyorum. o an Meryem annemizin hayali beliriyor ve odun kesen adam bana ‘O biliyor’ diyor…Ama ben hala bilmiyorum arkadaşlar ebedi kurtuluşa mı, ebedi azaba mı koşuyorum? Nereye koşuyorum?

    #34439
    Anonim
    Pasif

    Merhaba syn. Aria Hoşgeldiniz.

    Rab in ışığı üstünüzde olsun,Amin †

    #34435
    Anonim
    Pasif

    Sevgili Arya… İslam peygamberinin ve çevresindekilerin Tevrat ve İncil hakkında, eksik de olsa haberdar olmaları gayetle normal, nitekim yaşamış oldukları bölge ve tarihlerde hem İbrani hem de Hristiyan cemaatleri mevcuttu. Hristiyan öğretisi konusunda İslam geleneğinde bazı ciddi yanlış anlaşılmaların olması ise bölgelerindeki Hristiyanların muhtemelen çarpıtılmış, kendilerine has bir Hristiyanlık inancında olmuş oldukları (bu konuda bir çok bilimsel, tarihi araştırı sonuçları bu tür bir izaha meyilli).

    Bir de… evet, haklısınız ahlaki konularda bir çok şey Hristyanlık ve İslamiyet arasında ortak. Yalan, çalma, zina falan hep günah, her iki inanç geleneğinde de… Ama biraz ötesine gidildiğinde uçurum niteliğinde bir fark ortaya çıkıyor. Zira, Hristiyanlık’ta bu suçlar işlense bile cezalandırılmaları veya cezalandırılmamaları yönündeki yargı tümden Tanrı’ya teslim ediliyor. İnsanların en ufak bir ceza vermeye hakları yok. Yani kısacası, Hristiyanlık anlayışında tüm mesele şahıs ile Tanrı arasındadır… kimsenin buna karışmaya hakkı yoktur. Hristiyanlık’ta insana düşen yargılamamak ve affetmektir, her halükarde (her ne kadar Tanrı’nın yasasına aykırılıklarda bulunandan uzak durululması ve yaptıklarına kesinlikle katılım olmaması ayrı bir şart ise de). Halbuki İslamiyet’in temel öğretisinde cemaat cezaya yetkili (hem de çok ağır ve ızdırap çektirici cezalara). Bu cezaların bugünün Türkiye’sinde uygulanmıyor olmaları Kemalizm sayesindedir. Osmanlı imparatorluğunun son yıllarında görülen şeriatın tam olarak uygulanmasındaki gevşeklik de, imparatorluğun gerileme ve zayıflık yıllarında Batı’dan gelen Hristiyan kaynaklı hayat görüşlerini kendi ortamına da yerleştirmek zorunda kalmış olmasındandır.

    Hristiyanlık ile İslamiyet arasındaki farklar bu ‘ceza’ konularıyla sınırlı değildir elbet. Daha başka, çok önemli konularda olan farklar da vardır ama onlara zaten, ciddi bir araştırı yoluna düştüğünüz takdirde kendiniz de rastlayacaksınız. Farkları anlayabilmeniz için epey kişisel araştırıda bulunmanız gerekir. Bir dinin geleneksel olarak bir coğrafi bölgede hakim olduğu durumlarda ne yazık ki o bölgelerdeki toplum fertleri çoğu kez ailelerinin mensup oldukları din hakkında hiç bir şey bilmeden kendilerini de otomatik olarak o dinden sayarlar. Hatta tüm cahilliklerine rağmen o dinin fanatiği de olabilirler. İşte, herşeyden evvel bu tuzaktan çıkıp kurtulmak gerekir. İnsanın kör sürüleşmişliğinden kurtulup birey olması gerekir ki bu tür konulara da hür bir vicdana sahip bir şekilde eğilsin.

    Hristiyanlık’ta günah işlenmeyecekse cezalandırılma korkusundan değil, sevgiden işlenmez. Kimsenin incinmemesi için işlenmez. Hristiyanlık edebinde ilerleyiş de Tanrı’ya tam teslimiyetten dolayı insana işleyen Tanrı lütfunun insanda kimseyi ama kimseyi (insan olsun, hayvan olsun, her ne olursa olsun) incitmeme hassasiyetini arttırmasıyla eş anlamlıdır. Bu yolda tatlılık, tevazu, anlayış, merhamet, derin sulhseverlik, zerafet ve tabi ki fedakarca sevgi zuhur eder. Bunlar zuhur etmiyorsa isnan boşuna debeleniyordur, kendini aldatıyordur ‘manevi yola düzülmüşüm’ diye. Hristiyanlık’ta en baştaki maksat insanın kaybolmuş insanlığına kavuşmasıdır yine. Hz. İsa Mesih efendimiz İncil’lerde sık sık kendisinden ‘insanoğlu’ diye de bahseder. Bunun sebebi kendisinin insaniyetin arketipi, başörneği ve, dolayısıyla da, mutlak kıstası olduğundandır. Hayat tarzı olarak O’na benzediğimiz ölçüde insan olma niteliğine nail oluruz.

    Matta İncil’ini okumanızı tavsiye ederim, başlangıç olarak… Yazış tarzınızdan anlaşıldığı kadarıyla eğer ezelden Mesih müridiyseniz, bu okuyuş tüm hayatınızın kökten değişmesine yeterli olacak sanırım. Bu benim kişisel kanım tabi ama… söyleyesim geldi, söyledim :-)

    İyilikler diliyorum…

    #34443
    Anonim
    Pasif

    İçten anlatımınız için çok teşekkürler.Yalnız ben mi yanlış anlıyorum yoksa siz mi beni yanlış anladınız bilemiiyorum.Çünkü yazınızın sonunda ‘yazı tarzınızdan anlaşıldığı üzere eğer ezelden Mesih müridiyseniz…’diye devam eden bir cümleniz var.Ben Müslümanlığı sorgulayan araştıran ve sadece yaşadığım coğrafya ve atalarım sebebiyle müslüman olmak istemeyen biriyim.Ve bu yolda doğruyu arıyorum.İyi bir müslüman değililm ama insan olarak iyiyim(öyle düşünüyorum çünkü hırsızlık yapmıyorum,çalmıyorum,yalandan uzak duruyorum vs.)İşte bu doğruyu ararken sizlerin desteğine ihtiyacım var.Dininizin çok insancıl ve sevgi dolu bir din olduğunu kabul ediyorum.Ki önceki yazımda anlattığım rüyamın hala etkisi altındayım.
    Son olarak Matta incilinden söz ettiniz.Ben yaşadığım şehirde sadece bir tane incil buldum.Çoğu kitapçıya da soramadım zaten malum nedenlerden.Raflrda aradım ama yoktu.sadece bir tane buldum ama onun üzerinde de zebur-tevrat-incil yazıyordu.Hem çekindiğimden hem de onun almam gereken kitap olup olmadığını bilmedğimden almadım.Tekrar teşekkürler…

    #34444
    Anonim
    Pasif

    Sevgili Aria kimsenin kimseyi yanlış anlamış olduğu yok :-) O dediğimle eğer niyetiniz temiz ise günün birinde mutlaka Yaradan sizi ebedi selamet bulacağınız yola rastlatacaktır demek istedim. Hz. İsa müridliği de budur zaten… Tanrı yoluna gelmek. Bunlar ise, kimin Tanrı yoluna gireceği, Tanrı çocuğu sayılacağı, bu yola nasıl geleceği vs., Tanrı tarafından ezelden bilinen şeylerdir. Tanrı tarafından ezelden bilinenler ise tarihte vuku bulacak olanlardır. İllahi, ezel ve ebediyet sırlarında yatar bu tür olayların sebepleri hep. İnsan mantığının sınırlılığını çok aşan şeylerdir, ondandır ki zaten vecdi bir güzellikleri de vardır :-)

    İnciller’i İnternet’ten de bulmanız mümkün. Google’da Türkçe ‘İncil’ kelimesi ile bir araştırı yapın… bulursunuz.

    #34445
    Anonim
    Pasif

    Syn Aria…

    O cümlede Viran dede nin demek istediği ; sizde seçilmiş olabilirsiniz,yani bu sitede iseniz bunun bir tesadüf olmadığını ve Rab,ışığını sizede yansıtmış olduğunu anlatmak istemiş,,, Mesih İsa nın güzel kalbinize dokunması dileğiyle …

    #34447
    Anonim
    Pasif

    Sevgili Aria hoş geldiniz.

    Bizlerin kendimizi, dinimizi ifade etme tarzımızdan keyif aldığınızı yazmışsınız, okuyunca gerçekten çok mutlu oldum.
    Zaten öylede Paylaşımlar olmalı, uslluplu tartışmalar olmalı ki, her insan ortaya çıkan görüşlerden kendine düşen payı almalı.Aksi taktirde tek tip insan ve tek tip din görüşü olurdu.Biz Hristiyan öğretisinde göze batan her türlü aykırılığı halının altına süpürme degil, aksine gün ışığına çıkarma emiri ve gelenegi mevcuttur.

    Çünkü Rab İsa Mesih İncil 1.Selanikliler.5.5 te ” Hepiniz ışık çocukları,gündüz çocuklarısınız geceye yada karanlığa ait degilsiniz.” der.

    Bizler ışık çocukları adayı isek Katolik,ortadoks ve Protestan’lar aramızda tartışmalar olsada,hepimizin amacı, en doğruyu bulup Rab’bimiz İsa Mesih’i yüceltmektir.
    Sevgili Aria Rab’bin dokunuşları.seslenişi,çağırışı her insanda farklı farklı
    oluyar.İsa Mesih’i Rab ve kurtarıcı kabul etmiş her bir kardeşimizin tanıklıkları çok güzel ve ilginçtir.Kimi kardeşe, baktığı bir insana İsa’nın benzeyişi,kimi insana bir rüya aracılığı ile dokunur.
    Bizler tesadüfler neticesinde bu dünyaya gelmediğimiz gibi,hayatımızda yaşadığımız bazı durumlarda, tesadüf değildir.Rab İsa Mesih sizi yönlendirdi ve bu site aracılığı ile beni ara ve arştır diyor.Bana göre.
    Rüyanız çok güzel …Yaşayan diri Tanrı İsa Mesih’e dünyasal annelik yapmış dünyaya geldiği andan, çarmıha kadar asla terk etmemiş, Meryem Anneyi görmeniz harika, her insana bunu yaşamak nasip olmaz.
    Yıllar önceydi Mesihi kurtarıcı kabul ettikten sonra beş yıl geçmişti ve ben yaşadığım sıkıntılardan dolayı,kendimi dünyanın en bahtsız Hristiyanı olarak görüyordum, ruhsal olarak çok büyük acılar çekiyordum,ruhumda gözle görülmeyen, sürekli kanayan ve içimi acıtan yaralar vardı.
    İtiraf etmeliyimki, Rab neden, benim bu kadar sıkıntıya girmeme müsade ediyorsun diye ince,ince Rab’be sitem ediyordum.
    Dua ederken kendimi tutamıyor ağlıyordum bu nedenle yaşadığım semtin dışında,kimsenin olmadığı yeşillikli yerlere gidip Rab NEDEN diye çok bağırdığım günler oldu.
    Bazen bulunduğum ortama sığamıyordum,ruhum sıkılıyordu.
    Hiç unutmam Artık Rab’bim beni duymuyorsun demeye başlamıştım. Bir gece yarısı atladım arabama, İzmir kuşadası arasında uzun bir sahil var ismi pamucak, kendimi orda buldum,Rab artık beni duymak istemiyorsun bari yazımı oku diye sahilde kuma NEDEN RAB..! diye yazmıştım.
    Gece İzmire dönmedim bitkindim Araba’da uyumuşum.

    Ve Rab geldi Rüya ile;
    Eski bir tapınak yukarı doğru çıkan yüzlerce merdiven ben henüz bir kaç basamak çıkmıştım arkamdan bir el omzuma dokunup seslendi
    döndüm İSA ……..oğlum dedi, eli merdivenleri çıkan, çıkarken de ortada ki merdiven tutacaklarından kuvvet alan,başında koyu bir örtü olan, çektiği acıları yüzüne vurmuş,”MERYEM ANA’yı” gösteriyordu.
    Sadece tek bir söz söyledi “Bu kadarmı acı çektin….” oğlum.
    Uyandım arabadan dışarı fırlayıp Rab özür diliyorum deyip dua edip tövbe ettim.
    Sabah İzmir’e dönerken dünyanın en mutlu insanıydım Rab’bim
    beni unutmamıştı ve benimle ilgileniyordu.Ruhuma güç katmıştı.
    Sevgili Aria;
    Yol boyunca yüreğime İbraniler.13 bölüm 5’inci ayetteki şu sözleri
    geliyordu.

    ” Seni asla terk etmeyeceğim,
    Seni asla yüzüstü
    bırakmayacağım.

    Rab İsa’nın bize, sevgi reçetesi,

    SEVGİ sabırlıdır,
    SEVGİ şefkattir,
    SEVGİ kıskanmaz,övünmez,böbürlenmez,
    SEVGİ kaba davranmaz,kendi çıkarını gözetmez,
    SEVGİ haksızlığa sevinmez,gerçek olanla sevinir,
    SEVGİ her şeye katlanır,her şeye inanır,
    SEVGİ asla son bulmaz.

    1. Korintliler.13 bölüm.

    Rab’bin esenliği,sevgisi lütfu ve bereketi seninle olsun.

    #34448
    Anonim
    Pasif

    Viran Dede Rab adamı,
    Rab’bi miz, tüm güzelliklerini senin üstüne döksün.
    Akşam akşam beni gülmekten coşturdun ya.Tanrı’da senin yüreğindeki isteklerini gerçekleştirsin.
    İlahi viran dede Aria arkadaş kitapcı kitapcı dolaşıyor bir incil elde edebilsin diye,sen nasıl kızcağazı iki saate İsa’nın müridi yaptın,aklım almadı. Gülerkende aklıma şu ata sözü geldi “Şeh uçmaz,müritleri uçurur” sen daha hızlı çıktın.Oğlum gülerken karnını tutuyordu en son gördüğümde. Sizi dünyasal olarak tanımasamda Rab’de senin gibi bir abim olduğu için mutluyum.
    Bir de epeyi zamandır merak ediyordum,abi galiba yaşlarımız çok yakın
    galiba yaşın kırkdokuz. Peki siz neden osmanlıcayı bu kadar çok kullanıyorsunuz..? Çünkü osmanlıca terimleri genelde yaşlılar kullanıyor.
    Yoksa yaşını yazarkende mi bir karışıklık oldu..! Sitede sizi tanıdıktan sonra eve osmanlıca bir sözlük getirdim.
    Abi paylaşımların çok samimi ve temiz.
    Mezhep önemli değil yüreklerin bir atması önemli.paylaşımlarını bekliyoruz.
    Kardeşin Mutaf.

    #34452
    Anonim
    Pasif

    Mutaf kardeşim güzel sözlerine çok teşekkür ederim. Dilerim Rab hepimizi nuruyla aydınlatır, hepimiz sadece O’nun bahşedebileceği sonsuz huzuru yaşamaya nail oluruz. Bir önceki mesajlarında görmüş olduğun o rüyayı anlatırken de ürperdim inan. Aria kardeşimizin rüyası da harika, ifade ettiğin gibi… Hiç sık değildir öyle rüyalar görmek.

    Şimdi Osmanlıca’ya gelince… iyi dikkat etmişsin. Bir kere bizim yaştakiler, bilirsin zaten, bizden bir önceki kuşaklar sayesinde de olsa Osmanlıca’nın izlerinin çok daha yoğun olduğu yıllarda yaşadı. Sonra bir de şu var ki ben şahsen Osmanlıca’daki bu Orta Asya Türkçe’si, Arapça ve Farsça sentezini çok zenginleştirici buluyorum. Nice ifade olanakları tanıyor insana. Aşırılıklara kaçmadan kullanılması çok hoş oluyor. Ondan kelime dağarcığım izin verdikçe kullanıyorum. Yine, aynı zamanda, Hristiyanlık perspektifinden de bakacak olsak bu dilin kozmopolitliği, ırk gözetmeksizin her tür zenginlikten faydalanmış olması Hristiyanlığın ruhundaki evrensellikle uyumlu.

    Hele bir beraber düşünelim, hepimiz kolayca farkına varırız: ‘Gökler kırallığı’ güzel de, ‘Semalar saltanatı’ ifadesi yanında çok dar kalıyor… İnsana ilham ettiği his açısından da yoksul. ‘Gök’ kelimesi doğal göğe iletiyor aklı hemen, ‘kırallık’ ise eski ufak Avrupa derebeyliği kırallıklarına (‘kıral’ zaten Slavca bir kelime). Halbuki ‘Sema’ kelimesi gökyüzünün manevi anlamlarını, felek çarkını, melekler hiyerarşisini çağrıştırıyor hemen (Efendimiz’i doğarken felek alimleri ziyarete geliyor, göklerde belirmiş olağanüstü görkemli bir yıldızı takip ederek). Saltanat ise koca evrensel idealleri olan çok ırklı imparatorlukları çağrıştıran bir kelime. İşte bunca engin anlamlı ifadeler dururken tüm Kainat’ın efendisi olan Rab’bın hakimiyeti için dar anlamlı ifadeler kullanılmasının nedeni yok bence… ondandır ki bu tür Osmanlıca’ya kaçan ifadeler kullanmayı yeğ buluyorum.

    Veya… başka bir misal verecek olursak, ‘mutlu’ ile ‘bahtiyar’ kelimesi… ‘Mutlu’ nerde, ‘bahtiyar’ nerde… :-) Biri bize bir çay ikram eder ‘mutlu’ oluruz ama, mesela, sadece yıllarca çocuğumuz olmadığı halde Tanrı bize bir çocuk bahşettiği , o çocuk büyüdüğü ve bir Tanrı insanı olduğu zaman, ihtiyarlığımızda artık öyle bir insan bıraktık diye geride ‘bahtiyarlık’ hissederiz. Yani, özetle, ‘bahtiyarlık’ çok derin tatminlik ifade eden bir kelimedir. İşte ondandır ki ‘yumuşak huylu, şiddetsiz olanların koca yeryüzünün mirasçısı olmaları’ basit bir ‘mutluluk’ değil ancak ‘bahtiyarlık’ vesilesi olabilir :-)

    Tabi tüm bunların üzerinde bunca durmuş olmamın nedenlerinden biri de mizaç olarak tarihi, edebiyatı, sanatı seviyor olmamdır belki ama… sebepsiz bir şey de yoktur zaten şu dünyada. İnsana bir istidat verilmişse hep Yaradan’dandır, kendisinin kibirlenmesine zerre kadar hakkı yoktur. Önemli olan o istidadın Rab’be hizmetinde bir işe yaraması. Dikkat etmişimdir, insan bir böbürlenmeyegörsün, öbür saniye kendisini rezil edecek bir olay oluyor, ağzının payını alıyor :-)))

    Şu da var ki, bu gibi ince edebi anlamlar üzerinde duran bazıları olur Tanrı katında bir iş gördükleri yoktur halbuki ümmi olup da Tanrı katında nice işlere yarayanlar vardır… :-)

    İşte öyle… İyilikler, bereketler, herkese… :-)

    #34453
    Anonim
    Pasif

    Evrenin Yaratıcısı.
    İnsan olarak..İnsan için Lanetlendi;
    Koytuğu kanunların.. taleblerini,
    En büyük bedelle..Ödedi.
    Kutsal parmaklarının yaptığı..dallar,
    Başına taç olmak için..Dikenlendi.
    Ellerini delen çiviler,
    Kendi, yaratığı, yerlerden.. Kazıldı.
    Yarattığı ormanlardan filizlenen..Ağaca bedeni asıldı.
    Tahta bir carmıh üzerinde öldü.
    O’nun yer üzerine yaydığı gökler,
    Kendi başı üzerinde..Karardı.
    O’nun sözü ile uzayda denge kuran ..Güneş,
    Yüzünü O’dan ..Sakladı.
    Değerli kanını akıtan.. Mızrak,
    TANRI’nın ateşinde..Tavlandı.
    Bedeninin konulduğu ..Mezar,
    Ellerinin yaratığı kayalardan..Oyuldu.
    Şimdi üzerinde bulunduğu ..Taht,
    Sonsuzluklar boyunca.. O’nundur.

    İnsan kendini, inkar edip nasıl, Çarmıh,ı yüklenebilir..?Çarmıhı yüklenmek ne demek..? İnsan ne hisseder..?Neler yaşar.?
    RAB bize dediki..
    “Ardımdan gelin.”
    Gerçekten O’nun ardından, gidiyor ve O’nun gerçeginimi yaşıyoruz.Yoksa kendimizimi kandırıyoruz..?Bir düşünün.
    Kemal Başaranlar,Evengelisler,Kores,ler,viran dede,ler.Mutaf,lar gibi, Karanlık Delhizlere, korkusuzca dalıyormuyuz.Müjde uğruna, onlar gibi mücadele ediyormuyuz..

    RAB İSA MESİH bize diyorki..
    “Çünkü benim için yaşamak MESİH,tir,ölmek kazanctır.”
    Filipeliler 1:23

    Çarmıhı yüklenmek demek sadece haftada bir kez kiliseye gidip Halleluya RAB İSA,diye ilahiler,mi söylemek..!
    Yada RAB’de ne kadar bilgili olduğumuzu göstermek için,kardeşler arasında kıyasıya benim imanın senin imanından ,benim bilgim ,senin bilginden çok,dercesine, vaaz,larmı vermek,ve sonra karşımızdaki, kardeşimizi alt ettik diye, düşüncelerimizde,kendimizle övünmekmi…girdiğimiz günaha karşılık.

    Bizler bazen, çarmıhı taşımayı,öngören bir yaşamdan uzakta olmak için,kendimizimi kandırıyoruz, TANRI’nın böyle bir şeyi ,bizim için istemiş olduğunu, kıt aklımızla düşünüp, kabullenmekmi daha çok işimize geliyor.Önce kendi kusurlarımızı düzeltelim ,günahlarımızla birlikte.
    RAB İSA’yı ve O’nun bizden istediklerini düşünelim.En azından Mesihte, Müjde için mücadele edip,emek veren, insanları eleştirmeyelim.Onlara saygı duyalım,onları lekelemeyelim.İşte O zaman RAB’de yürüyor oluruz ve MESİH’te güçleniriz.

    Bizler neler kabullendik..

    Sevdiklerimizden, muhalefet görmeyi,
    Dünyanın, kınanmalarını ile karşılaşmayı,
    Bu dünyanın rahatını,aldatıcılığını,yalanını bırakmayı,
    Aklımıza degil kendi becerilerimize degil,bütün varlığımızla, Tanrı’ya güven duymayı.
    Kutsa RUH’un yönlendirmesi altına girmeyi,
    İnsanların,hoşlalarına gitmeyecek olan iyi haber,MÜjDE,yı duyurmayı.
    Genelde yanlız bırakılmayı.
    Yanlızlığa terk edilmeyi,
    Bize inanmayanların kırk türlü hilesi,aldatmasına karşılık MESİH’te güçlenmeyi.
    Bağışlamayı ve bagışlanmayı.
    Doğruluk adına Elem çekmeyi,
    Gerekirse Yaşamı İSA MESİH uğruna feda etmeyi,
    Dünyanın çekiciliğine ve Dünyanın benliğine,tutkulara kapılmamayı.
    Bizler İman ederken çarmıhın,ne anlama geldiğini,
    Bizler İman etmeyi kabullendik,
    Kurtarıcının. RAB İSA MESİH olduğunu kabullendik.


    “MESİH uğruna herşeyden vaz geçtım;ve ne buldum biliyormusunuz..? HER ŞEYİ ! Evet herşeyi..MESİH’te buldum”
    J.C
    Yüceler yücesi seni,farkederek yaşamak istiyoruz.Senin gerçeginde ve yüceliğinde sana .güvenerek,yaşamak istiyoruz.Bizlerden istediklerini anlayabilmemiz için Ruhsal anlayışını, bizlere dök diye dua ediyorum.AMİN

    #34454
    Anonim
    Pasif

    syn Viran Dede,verdiğiniz cevaplar için ve özellikle benden kardeş diye söz ettiğiniz için çok teşekkürler.Her ne kadar farklı dinlere mensup olsak da birbirlerimizi dünyasal olarak tanımasak da ben de sizleri kardeşim olarak görüyorum.Bir kaç gündür arkadaşlarıma da bahsediyorum siteden ve öğrendiklerimi onlarla paylaşmadan önce onlara bazı sorular soruyurum.Hiç bir şey bilmiyorlar sahiden.Sadece bildiklerini sanıyorlar tıpkı bir zamanlar(ve aslında hala) benim olduğum gibi.Bazıları da girme öle kötü yerlere diye uyarıyor beni.Ama ben yine burdayım.Yine de hala anlamadığım şeyler var.Sizden ricam Nereye koşuyorum’adlı yazımı yeniden gözden geçirmeniz.Çünkü orada yazdığım sorular hala aklımda ve onlar anlamlandırılmadan, bu düğüm çözülmeyecek benim gözümde.Dün işyerimde bile kafamda bir sürü soru işaretleriyle dolaştım.Verimliliğim bile azaldı.Yanıtınızı okumak için ilk fırsatta tekrar burada olacağım.Şimdiden teşekkürler…

    #34455
    Anonim
    Pasif

    Sevgili Mutaf,yanıtınız için teşekkürler.Sizin rüyanız da çok güzel.Hatta benimkine göre çok daha fazla anlam içeriyor.Ama rüyanız sizin içinizi rahatlatmış,maneviyatınızı güçlendirmiş.Benimkisi ise beni sorulara,sıkıntılara boğdu.Bazen diyorum ki;araştırmalıyım herkes nereye gidiyorsa oraya değil,istediğim yola(birileri yanlış olduğunu düşünse bile) gitmeliyim.Herkesin gittiği o yol doğru mu acaba?Bazen de neden sıradan basit olmuyorsun?Sürüden ayrılma diyorum,macera arama!Doğuda görev yaptığım zamanlarda (oraların yaşayışı,hayata,dine bakışı benim gibi bir egeliye göre çok farklı) oradaki arkadaşlarla sohbetlerimizde ben aykırı görüş ve sorularımla onları çileden çıkarırdım bazen.Bana hep sizin oralarda bir Yunan karışımı var.Sen de onlardansın galiba derlerdi.Ama benim soyumun kimlere dayandığı şu an çok önemli değil tabi.Tarihte ne olmuşsa olmuş ve bitmiş.Bugündeyiz şimdi ve ben öğrenmek istiyorum sizler nasıl ibadet edersiniz? Muhtemelen hristiyanlığı seçmeden önce müslümandınız.Araştırma arzunuz nasıl oldu ve sizi en çok etkileyen ne oldu? aslında öğrenmek istediğim çok şey var bazılarını sizlere sorarak öğreneceğim.Bir de İncil’i okuyarak dininiz hakkında herşeyi öğrenebilir miyim? Eksik kalacaksa bişeyler nasıl,nereden hangi kitaptan tamamlayabilirim?Şimdiden çok teşekkürler.

    #34456
    Anonim
    Pasif

    Sevgili Heaven;iyi dilekleriniz için teşekkürler.

    #34457
    Anonim
    Pasif

    Sevgili Aria, insan neslinin fertleri olarak zaten istesek de istemesek de kardeşiz. Bu gerçeğin farkında olmayıp da ona buna kötülük veya yabancılık güdenlerin kendilerini yormaktan başka bir iş becerebilecekleri yoktur sonuç olarak… :-)

    Yine o mesajınızda değindiklerinizle ilgili olarak, Hristiyanlık’ta Yunanlı da olsanız, Moğol da olsanız, Eskimo veya Avustralya yerlisi de olsanız kimsenin umurunda değil. Zengin veya yoksul, sağlam veya sakat, hatta her tarafı meziyet dolu veya en ağırından günahkar mazisi olan biri de olmanızın hiç bir önemi yoktur. Önemli olan, şu, burdaki an, içinize Semalar Saltanatı vatandaşlığını elde etme kurdunun düşmüş olup olmadığı. Tek ve yegane önemli olan şey o, öbürleri hep bu fani dünyada geriye kalacak ‘örtüler’ takımı. ‘Örtüler’ de Tanrı’dandır ama öze hizmette bulunmak üzere vardır, özün kendilerine hizmet etmesi için değil. ‘Vücut elbiseden değerlidir’ der Efendi’miz bir sözünde (Matta 6:25).

    Mesajlarınızda bir bireysellik hassasiyeti var… işte o çok kıymetli. İnsanı insan kılan en temel unsurlardan biridir bireysellik. ‘Sürünün’ dışında durabilme cesareti. Dünyada’ki herkes tersini söylüyorsa bile, insanın emin olduğunda veya kendi aklının doğru gösterdiğinde durabilmesi. Ezberlerden sıyrılmış olması. Sizi buraya getirip de sorular sormaya teşvik eden de bu bireysellik hassasiyeti. Yoksa gelmezdiniz.

    Bakın size çok sevdiğim bir filmdeki bir sahneden bahsedeyim: Film ‘Yağmurdan önce’ diye bir Balkan Slav Makedon filmi (yönetmeni Milho Mançevski diye biri). Bölgedeki Müslüman Arnavutlar ile Ortodoks Hristiyan Slav Makedonyalılar arasınaki çok gergin bir atmosferin olduğu bir devirde geçiyor filmin teması. Genç bir Arnavut kıza tarlada çalışıyorken Makedonyalı biri tecavüz etmeye kalkışıyor, kız adamı öldürüyor, sonra ama kendisini kovalayanlardan kaçarken gizliden bir Ortodoks manastırın hücresine saklanıyor. Gece hücreye hücrenin sakini rahipliğe aday genç giriyor kıza rastlıyor. Aralarında dil bildikleri de yok. Kız el hareketleriyle derdini anlatmaya çalışıyor ama nafile… Bu arada kızı kovalayanlar, silahlı, milliyetçi, nefretten gözleri dönmüşler manastır şeyhinin itirazlarına rağmen manastırı basmış, nöbet tutar durumdalar. Ne yapacağı konusunda heyecana kapılmış rahip adayı gencin ilk aklına gelen kızın orda olduğunu şeyhe bildirmek ama sezgisi tersi için ızdırap çektiriyor kendisine. Son anda, gece yarısı, tam şeyhin kapısını vuracakken, öyle bir bunalıma giriyor ki eli havada kalıyor. İşte o an kendisini insan yapan temel bir unsur satha çıkmış oluyor. Kendi, çok kişisel iradesi, bireyselliği kavmiyetçiliğin üzerine geçiyor. Vicdanında ‘etnik’ ve hatta ‘dini’ kimlikten çok daha derin, bir adalet kimliği satha çıkıyor. Kendi güvenini de riske atarak konuşmamayı yeğliyor. Tabi sonradan şeyh ne olduğunu öğrenip gençle kızı, kurtulmaları üzere manastırdan gizliden kaçırıyor vs (herkesin bulup görmesini tavsiye ederim Hristiyanca bir hayat yaklaşımının ne olduğunu, çok zor bir koşullar sahnesinde sergiliyor, hem de öyle ucuz, ahlakçı vaazlarla hiç bir alakası olmayan bir dille).

    O nokta işte… o elin havada kalması… O insanı hayvanlık düzeyinden insani düzeye çıkaran nokta… Hristiyanlığın eşiği orası. Tam orası… Hani, yine Şekspir’in Hamlet’inde Hamlet’in vardığı nokta ‘olmak veya olmamak… bütün mesele orda’ deyişi. ‘Olmak’ Rab’bın kapısını çalmaktır. ‘Kapı kapıyı çalana açılır’ der ya İncil’de (Matta 7:7,7:8, Luka 11:9,11:10)…. Sürüde ‘var’olunamaz… Sürüde ‘yüzler’, ‘şahıslar’ yoktur, olsa olsa et külçesi bir bütün vardır. Halbuki Rab’bın çağrısı ‘yüz yüzedir’, ‘şahıslara’dır. Şahıs olmayan, biricikliği, dolayısıyla da bir ‘ismi’ olmayan, neyle çağrılsın ki…

    Sevgili kardeşim, açın okuyun Matta’yı… Hayattaki her istediğinizi okuyun… Özellikle de ‘onu bunu okuma’ tavsiylerinin tam tersini yapmanızı tavsiye ederim, şahsen… Gelip de bir Hristiyan bana ‘Kuran’ı okuma’ deseydi, mesela, ben tam tersini yapardım… :-))) Korkacak hiç bir şey yok. Herşey Rab’bın hakimiyetinde. Niyeti iyi olan için sadece selamet vardır yolun sonunda. Okuyun, ondan sonra herşey çorap söküğü gibi kendiliğinden anlamını ifşa etmeye başlar. İncil İllahi bir sadelikle yazılmıştır. Niyeti duru olanın doğrudan kalbine hitab eder.

    İyilik ve bereket dilekleri ile…

    #34458
    Anonim
    Pasif

    Sevgili Aria kardeş.

    Esenlik sizinle olsun.Her Mesih İsa Öğrencisinin görevidir Rab İsa Mesih ve öğretilerini anlatmak,paylaşmak.

    Çünkü İncil Matta 28 Bölüm de İsa Şöyle diyor..!
    “Gökte ve yeryüzünde bütün yetki bana verildi.Bu nedenle gidin bütün
    ulusları öğrencilerim olarak yetiştirin”

    Bizler bu nedenle her soru soran,araştıran, insana hangi dinden olursa olsun, cevap vermek zorundayız. Onları isa Mesih’in adıyla bereketlemek görevimiz.

    ” Elem işini yapsın acı hüzünleri yollasın
    Senin mesajcıların ve onların şarkıları tatlıdır.
    İşleyip geliştirsinler beni
    Bendeki senin sevgini,Rab’bim senin sevgini.”

    Aria kardeş benim rüyamda gerçekten önemli, çünkü ben o dönem tam çizginin üzerinde duruyordum.Bende Ruhsal sendeleme başlamıştı ve Rab’bin rüya görünümü benim içimi tazelemişti, Alemlerin Rab’bi nin yukarıdan baktığında, karınca gibi olan Mutaf’la ilgilenmesi, benim Tanrı gözünde değerli olduğumu bana göstermişti.Dünyada depremler,savaşlar,doğumlar,ölümler, Tanrı’nın bu kadar meşguliyeti varken bana zaman ayırması,yeniden ruhta doğuşum ve sevincim olmuştu.

    “Benim gördüğüm rüya ise beni sorulara ve sıkıntılara boğdu diyorsunuz”
    Çünkü Tanrı’nın size dokunuşu, sizi gerçeğin ne olduğunun arayışı içine itti. Aria kardeş sizin sorunlarınız rüya ile başlamamış.

    “Aykırı görüş ve sorularım ile onları çileden çıkarıyordum”
    Aykırı görüş ve sorularınızın nedeni ” Gerçek diye önünüze konulanın,
    sizin ruhunuzdaki ve aklınızdaki çelişkileri değilmi…! Sizin Tanrı’yı araştırmanız şimdi değil geçmişte, doğuda başlamış, fakat o dönem ismini farklı koymuşsunuz.Hangi gerçeği aramak olursa olsun, gerçeği aramak tabiki belli zorluklarıda yanında getirecektir.

    Siz şu an gerçegin peşine düştünüz ve bu arayış gerçeğin kendisi ile yüzleşene kadar da sürecektir.Hepimiz bu sıkıntılardan geçtik.

    Rab bütün bu arayış yollarını ve sıkıntıları biliyor bu nedenle Yuhanna
    8 bölüm 32 ayette İsa:
    “Gerçegi bileceksiniz gerçek sizi özgür kılacak” diyor.

    Tutuklusun şu an Aria kardeş Ruhun bilinmemezlige karşı tutuklu ve buda sizde ruhsal sıkıntılar yaratıyor.

    Bende bir zamanlar sizin şu andaki “ayrılmamalıyım” kaygıları taşıdığınız sürüye ait olduğumu sanıyordum.Fakat süreç içerisinde yargılarım ve bol bol soru işaretlerim,kopmalarım başlamıştı.
    Kısaca değinmek istiyorum Aria kardeş ben öğretmen bir ailenin ilk çocuğuydum ve ilk okula Doğu anadoluda bir kasabada başladım.Babamın mesleği dolayısıyla Anadoluyu köy,kasaba,şehir olarak gezdik kültürü,gelenekleri ve dine bakış açılarını çocukluğumdan itibaren inceleme şansım olmuştu.
    Her aile gibi ilk okulda elime Kuran grameri elif,be tutuşturulup cami imamı na gönderildim.Arkasından dua,namaz gibi tamamen arap kültürü ve dili olan tapınma biçimlerini öğrendim.
    Daha sonra doğduğum kent İzmir’e döndüm malum üniversiteye hazırlık dönemleri,ardından 80 olayları bizlerin gençlik ateşleri derken askerlik ve dönüş.
    Özellikle annem aşırı islamcı bir kadın, onun sürekli baskıları,özdeyişleri,kendince telkinleri örneğin üstünüze güneş doğmasın bereket kaçar,kış günü uykudayım odada buz gibi bir rüzgar annemin ortalığı ayağa kaldıran sabah vaazları kalk camları açtım melekler bereket dağıtıyor sen uyuyorsun,Ne bileyim Aria kardeşim üniverste mücadelem 80 ihtilalinin gümbürtüsüne gitti,iş aramalar annem kapıda beni karşılıyor elinde bir tesbih ucu yerde anne bu ne hal diyorum, oğlum 4444 dua (selatin tefriciye) işe girmen için okuyorum.
    Gel tesbihi kafanda döndürmem gerekiyor…! gibi hurafe inanışları…
    Annem,teyzelerim tüm çevrem Allah, Allah kelimeleri ağızlardan düşmüyor, fakat en ufak bir olayda çözülmeler,gündelik hayatta Tanrı ile alakası olmayan davranışlar, ben ise sakin sakin onlara bakıp gülüyordum.
    Bu dönem evlendim eşim inançsız gibiydi,din konusu olduğu zaman pek yorumda bulunmazdı.Yaşadığımız büyük bir sarsıntıdan sonra eşim de dine yöneldi genelde bana sorular soruyordu.Neden arapça,Türkce veya başka bir dilde değil,biz bizi yaratanla kendi dilimizde anlaşamayız mı diye, bizde merak başladı ve tamamen Türkce Kuran tasvirine,islami kaynak kitaplarını araştırmaya başladık.
    Açıkcası bana çok çelişkili geldi ve islamdan koptum.Tanrı’dan korkmamam,onu sevmem gerekiyordu.İslam Tanrı anlayışı bana korku verdi.
    Sonraki süreçte reankarnasyon ve psişikle ilgili kitaplara merak sardım Çünkü bu dünyadan sonra nereye gideceğimi,ölümden sonrası nelerle karşılaşacağımı merak ediyordum.Sonuçta bu araştırmam sadece bilgi dağarcığımı geliştirdi.Beni Tanrı’ya götüremedi.

    Ruh’um sürekli Tanrı’yı araştırma güdüler ile doluydu,Huzursuzdum.
    Kendimi öksüz kalmış gibi hissediyordum.Boşluk beni yıpratıyordu.
    Çok küçük bir İncil tesadüfen iş yerime geldi.Okumaya başladım bu bir dini kitap değil di,bir yaşam biçimiydi.Ben Tanrı’yım işte aranıza geldim sizlerle yaşadım,sadece beni örnek alın,benim gibi yaşayın diyordu.
    Matta 5’inci bölüm yıllardır aradığım Tanrı’mı bana getirmişti.
    İsa Mesih’i Rab ve Kurtarıcım olarak kabul ettim, hamdolsun.

    İşte Aria kardeş, yüreğim otuzsekiz yıl beni gezdirip gerçek Tanrı İsa Mesih’e götürdü.
    İncil okuyarak tabiki Hristiyanlığın özünü kavrayabilirsiniz.Bizlerede her konuda soru sorabilirsiniz bir nebzede olsa sizi aydınlatabilirsek ne mutlu bizlere.
    Eksik hiç birşey kalmaz İncil diri Tanrı’nın sözüdür.Ruhları doldurur.
    Hristiyan Türk sitemizde hamdolsun her türlü bilgi var.
    İbadetimizde dua çok önemli bizler yaşadığımız her ortamda Rab’bimize dua edebiliriz, Rab’bin Ruh’u nun olduğu bir kilise topluluğuna katılırız.İsa Mesih’e iman etmek,Rab ve kurtarıcı olarak kabul etmek,ve İncil’de bizlere söylediği gibi yaşam tarzına sahip olmak,duadan hiç ayrılmamak biz hristiyanların ibadet hayatıdır. İncil’i okudukca her konuda geliştiğinizi göreceksiniz.
    Aria kardeş sürekli dua edin Rab gerçeğini size gösterecektir.O sizi buldu,sizde onu bulun dualarınızla çağırın, hayatınıza gelsin.
    ” Ey canımın sevdiği sen,
    Sürülerini nerede otlattığını,
    Ve sürülerinin öğlen nerede dinlendiklerini,
    Ve dolaştıklarını bana bildir.
    Çünkü ben neden başkalarının yanında olayım da
    Senin yanında olmayayım ?

    Gerçekten bilmiyor musun ?
    Sürülerimin gittiği yolda
    Sürülerimle beraber git,
    Ve benim sana eşlik ettiğim gibi
    Sende bana eşlik et.

    Ben iyi çobanım..
    ” Bu ağıldan olmayan başka koyunlarım var.Onları getirmeliyim.
    Benim sesimi işitecekler ve tek sürü tek çoban olacak.”
    İncil.Yuhanna böl.10

    Rab İsa Mesih’in, yüreğinizde ki kaygıları, alması dileği ile esen kalın.

15 yazı görüntüleniyor - 1 ile 15 arası (toplam 25)
  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.