• Bu konu 1 izleyen ve 0 yanıt içeriyor.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #25296
    Anonim
    Pasif
    mescidyerineduaodasi.jpg spacer.gif

    Başkent’te geçtiğimiz yıl hizmete açılan Panora Alışveriş ve Yaşam Merkezi’nde, bay ve bayanlar için ayrı ayrı tahsis edilen‘Dua Odası’ görenleri hayrete düşürüyor. Mescit veya cami yerine verilen bu isim, müşteriler tarafından şaşkınlıkla karşılanıyor.

    EBUBEKİR GÜLÜM -Ankara

    Açtığı fotoğraf sergisi ile İsrail propagandası yapan ve halen cezaevinde onlarca Filistinli milletvekili tutan bu ülkeyi demokratik bir ülke gibi göstermeye çalışan Panora Alışveriş merkezi’nin başka şaşırtıcı uygulamaya daha imza attığı ortaya çıktı. Panora Alışveriş ve Yaşam Merkezi’nde, bay ve bayanlar için ayrı ayrı tahsis edilen‘Dua Odası’ görenleri hayrete düşürüyor.

    Daha çok Hristiyanlık dininde yer alan bu kavram, son dönemde bazı uluslar arası havaalanlarında Müslüman, Hristiyan ve Museviler için ayrı ayrı ibadethane tahsis etmek yerine ortak bir mekan ile ihtiyaca cevap vermek için kullanılıyor. İlahiyatçı Prof. Dr. Hayri Kırbaşoğlu, bu tür merkezlerde ibadethane tahsis edilmesinin çok güzel olduğunu ancak mescit veya cami yerine ‘Dua Odası’ denilmesinin üç tehlikesine dikkat çekti.

    Başkent’in lüks semtlerinden Çankaya’daki Oran Sitesi’nde 180 bin metrekarelik alan üzerine inşa edilen Panora’daki ‘Dua Odası’ yeni bir tartışma başlattı. Kültür-sanat-eğlence yerleri, Türk mutfağının her çeşidinin yer aldığı lokantalar ile fast food restoranların yer aldığı Panora’da spor sokağı da bulunuyor.

    Geçtiğimiz yıl hizmete açılan Panora’da, müşterilerin en çok dikkatini çeken konuların başında ‘Dua Odası’ geliyor. Bay ve bayanlar için ayrı ayrı tahsis edilen ‘Dua Odası’nın İngilizce karşılığı olan ‘Praying Room’ da tabelanın hemen altına yazılmış. Görevliler, namaz kılmak için mescit bulunup bulunmadığına ilişkin soruya Dua Odasını göstererek cevap veriyorlar. Odanın içerisi oldukça güzel dizayn edilmiş. İmamın durması gereken yeri ve kıbleyi gösteren duvarda, mihrap olduğunu belli eden küçük bir girinti bulunuyor.

    Dua Odası, başta Franfurkt olmak üzere birçok uluslar arası havaalanında Müslümanlar, Hıristiyanlar ve Musevilerin ortak ibadet mekânı olarak kullanılan yerlere verilen bir isim. Ama özellikle Hıristiyanlıkta, kullanılan bir terim.

    Son dönemde ‘Dua Odası’ isimli tiyatro oldukça büyük izleyiciyi sahneye çekmişti. Bir haham, bir imam ve bir rahibin aynı mekânı ibadet odası kullanmasından yola çıkan ve Shan Khan’ın yazdığı Dua Odası isimli oyun, Cem Kenar’ın yönetiminde sergilenmişti.

    Oyun, Müslüman, Yahudi ve Hıristiyanların bir arada kullandıkları bir ibadet odasında geçiyor ve bir anlamda bir Kudüs gibi görünen odada üç semavi dinin de ana ilkelerinin arasında olan `hoşgörü` kavramının kişilere indirgendiğinde `hoşgörüsüzlük ve önyargıların yıkıcılığı`na dönüşüp dönüşmediğini sorguluyordu.

    Panora Genel Müdürü Okan Baba ise neden dua odası isminin verildiğini şu şekilde açıkladı: “ Dua Odası olarak adlandırılan bu mekanlar, bir din görevlisinin görev yapmadığı, müşterilerimizin münferit ibadet yaptıkları mekanlar olması sebebi ile bu isimle adlandırılmıştır”.

    İş güzel, isim ilginç!

    Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hayri Kırbaşoğlu ise, böyle bir mekanın hazırlanmasının güzel olduğunu belirterek, ancak isminin mescit veya cami olması gerektiğini söyledi.

    Sosyolojik ve dinen dua odası diye bir şey bulunmadığının altını çizen Kırbaşoğlu, “Uydurma bir şey. Hele oda demek, sigara odası, çay evi der gibi çok küçültücü bir şey. Milletimiz Müslüman bir millet. Türk toplumunun dilinde, kültüründe ve inancında bunun adı; mabet, mescit veya camidir. Dolayısıyla buraya mescit isminin verilmesi en makul olan şeydir” dedi.
    İslam inancına göre, bir Mescidde hristiyan veya yahudinin gelip ibadet edebileceğini kaydeden Kırbaşoğlu, “Hz. Peygamber zamanında Necran’dan hristiyan heyeti geldi. Peygamberimiz onlara mescidi tahsis etti. Ayrıca Müslümanlar da hristiyanların kiliselerinde ve Yahudilerin havralarında namaz kılabilir. Yani Müslümanlar, hristiyanlar ve Museviler birbirlerinin mabedini kullanabilirler. Dinen de fiilen de bu mümkün. Dolayısıyla, buraya mescit yazılması en makul olan şeydir. Türkiye gerçeği mesciddir. Arada Yahudi ve hristiyan gelsin ibadet etsin. Buna da mani yok” dedi.

    Merkezde böyle bir mekân tahsis edilmesinin iyi niyetli bir girişim olarak değerlendiren Kırbaşoğlu, “ Ama üç tehlikesi var. Sekülerleştirme, hafife alma, bizim kültürümüzde cami ve mescid kavramlarının unutulmasına yol açma” dedi.

    http://www.milligazete.com.tr/index.php?action=show&type=news&id=75630

1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.