ANASAYFA Forum SEKÜLER KONULAR… Evlilik, Boşanma İlişkiler Hakkında Bir Tavsiye, Evlilik İçinde Yaşanabilinecek Sorunlardan Nasıl Kaçılır

  • Bu konu 1 izleyen ve 0 yanıt içeriyor.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #23696
    Evangelist
    Anahtar yönetici

    Aşağıdaki yazıda evlilik içindeki sorunları en aza indirme ve boşanma grafiğinde bir rakam olmadan kaçınma hakkında tavsiyeler yer almaktadır.

    yazan: Dennis Rainey

    Bir defasında bir kadın benle onun evliliğe olan görüşünü paylaşmıştı:

    “Kendimi bir çift dürbün ile çölü tarıyormuş gibi hissediyorum. Etrafımda çürümekte olan cesetler görüyor gibiyim-boşanma, soyutlanma, kullanma, her türlü çürümüş ilişki. Bunlar etrafımdayken kendi kendime şunu sordum: Bu bataklığa batmayı neden isteyeyim ki? “

    Bugün birçok öğrenci aynı soruyu sormaktadır. Bu kişiler hem ömür boyu sürecek, güven dolu bir ilişkiyi arzularlar hem de evlilikten korkarlar. Yeni gelin bir bayan Newsweek'e şunları söylemiştir: “Ben kendi ana babamın evliliğinin bitişini seyrettikten sonra kendiminkini sürdürebileceğimden hiç emin değilim.”

    Yüksek Oranlı Boşanma İstatistiklerinin Sonuçları

    Evlilik yaşına gelen hiçbir nesil sırtında bu kadar büyük bir boşanma yükü taşımamıştır. Amerika Birleşik Devletlerinde her sene bir milyon boşanma gerçekleşmektedir.

    Bir çok öğrenci, benzer tecrübeleri yaşar:

    Mary: Bir gün öğleden sonra liseden çıkmış eve doğru yaklaşmakta idim, kapıda ellerinde bavul duran babama anlamsız gözlerle bakakalmıştım. Babam bizi terk ediyordu. “Seni görmek içim geri gelicem tatlım” dedi. Bu babamı son görüşüm idi.

    Robert: Annem ve babam ben beş yaşında iken boşanmışlar. Ben annemle kaldım. Annem babamdan sonra üç farklı kişi ile evlendi, alkolik olan annem bu üç kişiyi de evden kaçırtmayı başardı. Bir gün üvey babamla arabayla giderken, aniden fren yaptı, elimdeki koladan bir miktar arabanın koltuklarına dökülmüştü. Arabanın içerisinde her yanım morarana kadar beni yumruklamıştı.

    Carrie: Annem ve babam hiç boşanmadılar ancak onların asıl eşleri işleri, kariyerleridir. Ailem beni lisedeyken verdiğim konserler esnasında çok ender dinlemeye gelmişlerdi ancak ben üniversiteye başladıktan sonra yılda bir iki kez telefonda konuşur olduk. Birde ara sıra email ile de konuştuğumuz oluyor.

    Philip: Lise yıllarındayken bir gece anne ve babamın kavga sesleri ile uyandım. Çığlıklar artınca odandan çıktım bir anda mutfaktan bir ses geldi, oraya koştuğumda annem yerde kanlar içinde kıvranıyordu. Midesinden bıçaklanmıştı. Polisi aradım, onlar gelip babamı tutukladı. İki kız kardeşimle beraber sosyal kurumların misafirhanesinde yaşamaya başladık. O geceden sonra babamı bir daha hiç görmedim.

    Muhtemelen sende Mary, Robert, Carrie ve Philip gibi insanları tanımışsındır. Belki de senin aile durumun bundan daha da kötüdür. Belki seninde evinde çatışmalar, kavgalar ve soğukluk var. Bunları yaşayan bir çok kişi gibi belki sende evlenme olayından soğudun hatta ilerde çocuk yapıp bu acı dolu dünyaya getirmeme kararı aldın. Sevdiğin birisi ile beraber yaşama fikri sana çekici ama evlenme fikri itici gelebilir. Belki de kendi kendine şu soruyu soruyorsundur: “Ailemin bana yaptıklarının etkisinden kurtulabilecek miyim? Benim sağlıklı ve mutlu bir evliliğim olabilecek mi?”

    Cevap açık bir şekilde EVETtir.

    Ben 1976 senesinden beri kötü giden evliliklere yardım eden bir organizasyonda çalışıyorum. Kötü tecrübeler yaşayan insanlar için bir ümit vardır: Tanrı.

    Evlilik – Sorunlara Değer

    Tüm bu acı ve problemlere rağmen, basın evliliği kötülerken, beraber yaşama fikri toplumlarda daha çok kabul görmeye başlarken, milyarlarca insan neden hala daha evlenmek istemektedir? Louis Harris şirketinin yakın bir tarihte Amerika Birleşik Devletlerinde yaptığı araştırmaya göre üniversite öğrencilerinin %96 ya evlidir yada evlenmek istemektedir. Öğrencilerin %97'si şu ifadeye katılmaktadır: “gerçek mutluluğa açılan kapının anahtarı yakın aile ilişkilerinde yatar.”

    Amerika Birleşik Devletlerindeki her dört yetişkinin biri boşanmış olmasına rağmen insanlar hayat boyu sürecek bir ilişkiye duydukları ümidi yitirmemektedirler. Evliliği bu kadar çekici yapan nedir?

    Gerçek şudur: hiç kimse yalnız olmak istemez. Herkes kendi başına bir şey başarma arzusuyla yanar tutuşur, “kişisel haklarımız” konusunda kimse ödün vermek istemez ancak herkes ömür boyu kendisini seven birisi ile bir ömrü paylaşmak ister. Bizler “yalnız olmak istiyorum” desek de bu yanlızın içerisinde bizi seven birisine her zaman yerimiz vardır.

    Bir ilişkide cinsel cazibenin yeri tartışılmaz ancak bu yakınlığa duyulan arzuda seksten çok daha derin şeyler vardır. Başka birisi tarafından bilinme ve takdir edilme arzusu hepimizin tasarımında yer alan, inkar edilemez bir unsurdur.

    Boşanma Oranı İstatistiklerinin Sebepleri

    Niçin peki insanlar yakın ve güven dolu bir ilişkiyi arzularken, kalp kırıklığı, öfke ve çöküntü içinde evliliklerini noktalarlar? Evlenen birçok kişi duygular üzerine kurulu yıpranmayacak, güçlü bağlar kurmayı denerler. Birçok ilişki de sevgi ve kabul edilme, karşılıklı olduğu sürece devam eder. Eğer duygular sıcaksa iki eş birbirinin varlığından mutluluk duyar; sorunları görmezlikten gelir ve eşine şefkat göstermeye devam eder.

    Ancak iki kişiden birisi yada ikisi, mükemmel olmayan birisini sevemeyeceğini anladığı zaman duygular soğumaya başlar. Soğukluk girince istekler karşılanmamaya, beklentiler boşa çıkmaya başlar; bu acı, yalnızlık, kendini koruma güdüsü, kötü iletişim, çatışma, kızgınlık doğurur. Eğer bu kötü gidişi bağışlama ve uzlaşma aşamazsa sevme yetisi felce uğrar.

    Neredeyse bütün ilişkilerde görülen bu gelişme, bencilliği provake eden zor konuların gündeme getirilmemesi ve görmezlikten görülmesi ile geçici olarak durdurulabilir. Ancak er yada geç gerçekler karşımızdadır. Bir çiftin iyi niyetine rağmen sonunda, iki bağımsız insanın ihtiyaçlarının aynı zamanda karşılanamayacağını fark edilir.

    İlişki Tavsiyesi–Evlilik Sorunlarından Nasıl Kurtulabiliriz

    Bir evliliğin başarıya ulaşması için ekip çalışması ve her iki kişinin de bazı kişisel dileklerini inkar etmeleri gerekir. Özveri, bencilliğin yerini almalıdır. Bazen evliliğin taraflarından birisi bunu makul bir şekilde gerçekleştirse ancak sonunda sabır tükenir. Özveri doğal değildir; doğal olan bencilliktir. Niye bu öyledir?

    Eğer biz insanların mükemmel olduğu bir dünyada yaşasaydık, o zaman evlilikler de uyum içinde yürürdü; zaten Tanrı'nın evlilikler için isteği de budur. Ancak biz mükemmel bir dünyada yaşamıyoruz. Tamamen dürüst olursak her birimiz bencilliğimizi ve yaşamlarımızdaki “günahı” fark edebiliriz. Günah nedir? Çoğunlukla doğru şeyleri değil, yanlış şeyleri yapmayı seçeriz. Her birimiz bencil, incitici, acı verici, kibirli, bağışlamada isteksiz ve katı olabiliriz. Eşlerin bir biri ile geçinmelerinin zorluğuna bile şaşmamak gerekir.

    Ben, “benim ihtiyaçlarımın karşılanmasını isterim” şeklindeki bir ilişkinin işbirliği ruhunu kırdığı açıktır. Bu negatif yaklaşım devamlı büyüme doğasına sahiptir ve büyüdükçe evlilikteki sevgiye o kadar az yer kalır.

    Eğer gerçekçi olursak bir evliliğin devam etmesi için hepimizin bir yardıma – karşımızdakini sevmemiz için içten gelen bir güce ihtiyacı vardır.

    Bizim bencil, günahkar davranışımız bizi sadece eşimizden aynı zamanda Tanrı'dan da uzaklaştırır. Tanrı bizim en büyük yardım kaynağımızdır. Tanrı evliliğin yaratıcısı ve düzenleyicisidir. İlişkilerin nasıl yürüdüğünü en iyi O bilir. Tanrı bizim Kendisi ile bir ilişkimiz olmasını ve yönlendirmesi için O'ndan yardım istememizi istemektedir.

    Sadece Tanrı bize hem günlük yaşamımızda karşılaşacağımız sorunlar için yardım elini uzatmakta hem de geçmişteki acı tecrübelerin yara izlerini silmek istemektedir. Örneğin Tanrı bizlere seks konusunda yaptığımız yanlış eylemlerin yükünden bağışlanma ve temizlenme sunmaktadır. Tanrı bizi sevmekte ve O'nun çocuğu olmanın faydalarına kavuşmamızı istemektedir. Bu faydalara evlilik için yardım da dahildir.

    Ben bu durumu evli çiftlerin sık sık karşılaştıkları tipik iki senaryo ile resimlemek istiyorum. Senaryo A'da Mert ve Aslı'nın Tanrı ile bir ilişkileri yoktur ancak Senaryo B'de bu evli çiftin yaşamlarında İsa Mesih ile olan bir ilişki vardır.

    Olası Evlilik Problemi–Senaryo A:

    Bir cumartesi sabahıdır ve Mert arkadaşları ile futbol oynamak istemektedir. Yataktan sürünerek kalkar ve Aslı'ya akşam 4'e kadar evde olmayacağını söyler. Aslı kızgın bir sesle hiddetlenir: “Sen bana bugün bir pikniğe gitmemiz konusunda söz verdin!”

    Mert, “Aslı, ben sana asla böyle bir şey demedim” diye karşılık verir. “Her neyse hava çok güzel ve ben yeşil sahalardan iki haftadır ayrı kaldım. Akşama görüşürüz.” Mert, Aslı'ya bakmadan kapıyı çarpar ve çıkar.

    Aslı hislerinin incinmesi ve hor davranışa maruz kalması sonucunda gözyaşlarını tutamaz ve kızgın bir şekilde yastıkları odanın karşısındaki divana atar.

    “Sen bilirsin adi herif!!!” diye bağırır. Yakın arkadaşı Özlem'i arar ve alışveriş merkezine gidip öğle yemeği yemeyi planlar. Aslı o gün ihtiyaç duymadığı kıyafetler için 300 $ harcar. Bu, onun Mert'den intikam alma yoludur. Kredi kartları limitine ulaşmıştır.

    Bu arada, Mert futbol oyununu bitirir. Arkadaşları ile halı sahanın yanındaki büfeden bira alıp içmeye başlarlar. Büfeden biraları sunan kızın ne kadar çekici olduğunu fark eder. Genç kadın Mert'e üçüncü birasını verirken Mert kızın kulağına bir iltifat fısıldar. Genç kadın biraz utanır gibi davransa da yüzündeki gülümseme Mert'i mutlu eder. Genç kız dördüncü birayı getirirken, bira kutusunun üzerine siyah keçeli kalemle cep telefonunun numarasını yazmıştır. Arkadaşları Mert'in sırtını sıvazlayıp gülüşürler. Mert kızın numarasını kendi cebine kaydeder.

    Mert eve akşam 5'de varır, çakır keyfinden bir adım ötede yalpalarken Aslı tvnin sesini sonuna kadar açmıştır ve Mert'e bakmaz bile. Mert yürürken ayakları yeni kıyafet paketlerine takılır. Kızgın bir şekilde ve paketleri işaret ederek televizyonu kapatır. Aslı, ona küfreder ve yatak odasına gidip kapıyı kilitler. Kapının arkasından saatlerce birbirlerine bağırırlar ve sonunda Mert salondaki kanepede uyur. Uyumadan önce büfedeki kıza iyi geceler mesajı yazmayı ihmal etmez.

    Olası Evlilik Problemi–Senaryo B:

    Güneşli bir cumartesi sabahıdır ve Mert arkadaşları ile futbol oynamak istemektedir. Yataktan neşeyle kalkar ve Aslı'ya akşam 4'e kadar evde olmayacağını söyler. Aslı şaşkın bir şekilde, “Sen bana bugün bir pikniğe gitmemiz konusunda söz verdin!” der.

    Mert, “Canım, yarın gitsek olmaz mı?” diye karşılık verir, ancak Aslı'nın cevabını beklemeden, “her neyse hava çok güzel ve ben yeşil sahalardan iki haftadır ayrı kaldım. Akşama görüşürüz.” Mert, Aslı'ya bakmadan çıkar gider.

    Aslı hislerinin incinmesi ve hor davranışa maruz kalması sonucunda gözyaşlarını tutamaz ve kızgın bir şekilde yastıkları odanın karşısındaki divana atar.

    “Çok adisin!” der Aslı ama Mert çoktan gitmiştir. İçinden keşke bu hayal kırıklığını ona anlatabilseydim diye geçirir.

    Aslı bir yürüyüşe gitmeyi kararlaştırır. Parkta gezdikçe öfkesi yavaş yavaş dinmeye başlar. Eve döndüğünde ise dua edebilecek durumdadır: “Sevgili İsa Mesih , ben gerçekten Mert'e kızgınım ve onun bencil olduğunu düşünüyorum. Lütfen benimde bencil olmama izin verme, öfkemin kontrolde çıkmaması için bana yardım et. Amin.”

    Aslı bir kız arkadaşını arar ve öğle yemeği için buluşurlar. Yemek yedikleri alış veriş merkezinden yeni bir kıyafet satın alır.

    Bu arada, Mert futbol sahasının kenarında sıralarını beklemektedir. Arkadaşları ile bir durup büfeden kola ve sandviç alıp sohbete başlarlar. Sandviçi alan Mert, kolaları getiren kızın ne kadar hoş olduğunu ve kendisine bakıp gülümsediğini fark eder; kibar bir gülümseme ile karşılık verir. Arkasından aklına Aslı gelir. Sabah Aslı'ya bozulmuştur. Aslı'yı sanki onu arkadaşlarından ayırmaya çalışıyor gibi yargılamıştır. Ancak Mert ona karşı davranışından dolayı şimdi suçluluk hissetmektedir. Mert'in keyfi kaçar.

    Mert arkadaşlarına: “Ben bırakıyorum çocuklar, eve gidip Aslı'yla zaman harcamaya ihtiyacım var” der. Arkadaşları ısrarda etse, Mert'e “kılıbık” diye takılsalar da Mert evine gider.

    Aslı eve saat 13.00 sularında vardığında Mert'i mutfakta çay içerken bulur. Mert aynı zamanda piknik malzemelerini torbalara koymuş, soğuk sandviçler hazırlamıştır.

    “Eve neden erken geldin?” diye sorarken sesi titremektedir.

    Mert, “bu sabahki davranışlarım için özür dilerim” dedi. “Ben sadece futbol oynamayı istedim ve senin ihtiyaçlarını önemsemedim. Çok bencil davrandım. Sen nasılsın? Beni affedecek misin?”

    Aslı dudağını ısırır, gözleri dolar. Mert gerçekten yaptığından pişmandır, bunu da futbol oyununu yarım bırakarak ispatlamıştır. Aslı, Mert'e sarılır ve kulağına fısıldar: “Evet, tabi ki ben seni affederim”.

    Mert, Aslı'yı kucağına alır ve “Hayatım, olanları unutup günümüze baştan başlayalım mı? Pikniğe gitmek ister misin canım?” der. Aslı eğer gitmeyi reddederse Mert'in üzüleceğini bilmektedir, böylece intikamını da alacaktır ama Mert'i öpüp “beni yere bırakırsan gidebiliriz” der.

    Mert ve Aslı için gün gerçekten güneşli bir gün olmuştur. İçlerindeki kızgınlık her ikisinden de temizlenmiştir. İlişkileri, bahar yağmuru ile yıkanan toprak gibi tazelenmiştir. Her ikisinin de yaşamlarında İsa Mesih vardır ve onlara nasıl yaşamaları gerektiğini göstermiş, kendi benliklerini reddetme kuvvetini sağlamış ve bağışlamalarını mümkün kılmıştır. Kendini bir kenara bırakıp karşısındakini düşünmek ve bağışlamak, birer sevgi eylemleridir ancak tutarlı bir şekilde uygulanmaları için yardıma ihtiyaç duyarlar.

    Tabi ki bu iki senaryo, karmaşık insan ilişkilerinin çok yüzeysel bir aktarımıdır. Ancak hayatlarında İsa Mesih olan kişilerin evliliklerindeki Tanrı faktörünü sergilemek için yeterlidir. Hıristiyan inancı kurallardan oluşan bir inanç değil, bir yaşam biçimi, Tanrı ile etkileşimin an be an yaşandığı ve O'nun yaşamamız istediği hayatları yaşamamız için yönlendirildiğimiz, güven dolu bir yolculuktur.

    Boşanma Grafiğinde Bir Rakam Olmaktan Nasıl Kurtuluruz – Tanrı'nın Söz'ünü Dinleyin

    Tanrı, Kutsal Kitap'ta boşanmanın yıkıcılığını açık bir şekilde belirtmiştir. Karşımızdakinin ihtiyaçlarını düşünmemiz, birbirimize karşı dürüst olmamız, cinsel ahlaksızlıktan kaçınmamız ve benzeri konularda bizi uyarmıştır. Ancak yapmamız gerekenlerin söylenmiş olması, bunları yapmamızı engelleyememektedir. Bu yüzden Tanrı her zaman bizi yönlendirmek, Kutsal Ruh'u ile bizi benliğimizin istekleri değil Tanrı'nın isteklerine uymamız konusunda uyarmaktadır (örneğin küçük bir yalanla paçayı sıyırmak varken gerçeği söylemek gibi). Hıristiyan evli çiftler, Tanrı'nın çizdiği yoldan ilerlemenin ilişkilerine olan faydalarını çok yakından bilmektedirler.

    Örneğin, Tanrı, evlilik öncesi cinsel ilişkiyi yasaklamıştır. Ancak günümüz Türkiyesin de, genellikle şehirleşme ile birlikte evlilik öncesi cinsel ilişki yaygınlaşmış ve normal karşılanmaya başlamıştır. Amerika Birleşik Devletleri'nde üniversite öğrencilerinin % 64'ü beraber yaşamayı iyi bir ilişki biçimi olarak görmektedir. Etrafında boşanmalara tanık olan bir çok genç, evlenmek yerine evlilik dışı ilişki yaşamayı tercih etmektedir.

    Neden Tanrı, evlilik öncesi cinsel ilişkiyi yasaklamıştır? Çünkü Tanrı bizlerin, mutluluk veren, sonsuza kadar sürecek, tatminkar bir ilişki yaşamamızdan hoşnut olmaktadır. İki insanın en samimi bir ilişkiyi yaşaması için bir birlerine karşı tamamen açık ve savunmasız kalmaları gerekir ancak iki kişiden birisinin her an ilişkiden uzaklaşma ihtimali varken bu kadar yakın olmak ne kadar mümkündür? Yakın olunulsa bile ilişkinin bitişinin açacağı yaralar nasıl iyileşir? Amerika Birleşik Devletlerinde evlilikten önce beraber yaşayan çiftlerin bir çoğunun evlendikten sonra boşanmış olması istatistiklerle kanıtlanmış bir gerçektir. Tanrı'nın bilgeliği kusursuzdur. O'nun yönlendirmesinin kaynağı bize karşı beslediği koruyucu sevgidir.

    Tanrı'nın tek isteği evlilik danışmanı olmak tabi ki değildir. O, bizim O'nu bilmemizi ister, O'nunla bir ilişkimiz olmasını ister, O'na güvenmemizi ister. Başka birisini sadakatle sevmek için ilk olarak O'nun koşulsuz, sadık sevgisini yaşamaya ihtiyacımız vardır.

    Bize karşı olan sevgisinden dolayı Tanrı bize çok büyük bir iyilikte bulunmuştur. Bencilliğimizin birbirimizden bizi nasıl ayırdığı hakkında konuşmuştuk ancak asıl bizi ayırdığı tamamen kutsal ve mükemmel olan Tanrı'dır. Kutsal Kitap, “Ama suçlarınız sizi Tanrınız'dan ayırdı. Günahlarınızdan ötürü O'nun yüzünü göremez, Sesinizi işittiremez oldunuz” [Yeşaya 59:2] der. Yapacağımız iyi işler ve çabalar, Tanrı'nın gözü önündeki işlediğimiz günahları silemez. Daha kötüsü, günahın cezası ölümdür. Bu ölüm bizi, öbür dünyada Tanrı'dan sonsuza kadar ayıran ruhsal ölümdür. ılığa Tanrı'yı ifade eder, hatta sonra bizim dünyevi yaşamımız. Hiçbir çabamız bunu engellemeye muvaffak olmayacaktır. Tanrı'nın standartları mükemmelliği ister, biz ise bu mükemmelliğe asla ulaşamayız. Ancak Tanrı'nın adaleti yanında merhameti de vardır ve bizlere bir O'nun sağladığı bir çözüm sunarak O'nun muazzam sevgisini ortaya koyar.

    Tanrı insan bedeni alıp aramızda İsa Mesih olarak yaşadı. Hepimizin günahlarının karşılığında Kendisini feda etti. İsa Mesih aynı zamanda bize anlamlı bir yaşam vermeye ve Tanrı'nın yollarını bize öğretmeye geldi. Ancak öncelikli olarak bizim günahlarımızın karşılığı olarak, son kurban olarak ölmeye geldi. İsa Mesih, senin için benim için ve tüm dünyanın günahı için çarmıhta canını verdi. Gömüldükten üç gün sonra fiziksel olarak İsa Mesih yaşama döndü. Birçok görgü tanığı O ve Tanrı'nın bize teklif ettiği yaşam hakkında tanıklık yapmak için dünyaya dağıldı.

    En İyi İlişki Tavsiyesi – İlk Olarak Tanrı ile bir İlişki Başlatın

    Tanrı'nın bizi kabul etmesi için bizim kendi çabamızla yapabileceğimiz hiçbir şey yoktur. Tanrı'nın bize sunmuş olduğu bir lütuftur. Tanrı ile bir ilişkiyi başlatmak ve O'nun bağışlamasını kabul etmek ise bizim seçeneğimizdir. İsa Mesih, “Yol, gerçek ve yaşam ben'im» dedi. «Benim aracılığım olmadan Baba'ya kimse gelemez.” [Yuhanna 14:6]

    Tanrı bizim hayatımıza gelmek istemektedir ancak bizim yapmak zorunda olduğumuz bireysel bir karar ortadadır. Eğer evlilik önemli bir kararsa, bu karar HAYATİDİR. Sen Tanrı ile sonsuz bir ilişkiye başlamak ve O'nun senin yaşamını etkilemesini istiyor musun? O'nun bilgeliği ile yönlendirilmek ve O'nun kudreti ile desteklenmek ister misin?

    Eğer istiyorsan bunu, tam şu an Tanrı'dan isteyebilirisin. Bir çift evlenirken nasıl “evet” derse seninde Tanrı'ya “evet” demen gerekir. “İşte kapıda durmuş, kapıyı çalıyorum. Eğer biri sesimi işitir ve kapıyı açarsa, onun yanına gireceğim, ben onunla ve o da benimle, birlikte yemek yiyeceğiz.” [Esinleme 3:20] “Ancak, kendisini kabul edip adına iman edenlerin hepsine Tanrı'nın çocukları olma hakkını verdi.” [Yuhanna 1:12]

    Evet ifadeni bir dua ile belirtebilirsin:

    “Sevgili Rabbim, sana gereksinimim var. Çünkü bana olan sevginden ötürü benim günahlarıma karşılık kendini kurban olarak sundun. Bu nedenle sana sonsuz teşekkürler sunarım. şimdi kalbimin kapısını sana açıyor ve Seni Kurtarıcım ve Rabbim olarak kabul ediyorum. Günahlarımı bağışlayıp bana sonsuz yaşam sunduğun için çok teşekkür ederim. Yaşamımın yönetimini benden al ve beni kendi istediğin gibi bir kişi yap, AMİN”

    Eğer bu duayı içtenlikle ettiysen, artık yaşamında Tanrı etkin bir rol alacaktır. Bu etkin rolün evliliğine ne gibi bir etkisi olabilir? Sevgi dolu bir evlilik gibİ

    Her evli çift gibi sizinde sorunlarınız olacaktır. Ancak Tanrı'ya güvenirseniz, O size ihtiyaç duyduğunuz bilgeliği ve vizyonu verecek, sonsuza kadar sürecek mutlu bir evlilik için yüreklerinize bencilliğin pan zehirini yerleştirecektir


    Rab İsa, sana iman ediyorum. Beni korkutan herhangi bir şeyin beni ezmeyip,
    sana itaat etmeme engel olmaması için, imanımda beni destekle! Kilisene eşlik et,
    kilisenle beraber kal, çobanların ve müminlerin imanını güçlendir.
    Senin yardımınla kutsal Adını, duymak istemeyenlere bile duyuracağız!

1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.