Bu konu 1 yanıt ve 2 izleyen içeriyor ve en son  Anonim tarafından 11 yıl 3 ay önce tarihinde güncellendi.

2 yazı görüntüleniyor - 1 ile 2 arası (toplam 2)
  • Yazar
    Yazılar
  • #24883

    Anonim

    İsa yine çıkıp göl kıyısına gitti. Bütün halk yanına geldi, O da onlara öğretmeye başladı.

    Yoldan geçerken, vergi toplama yerinde oturan Alfay oğlu Levi’yi gördü. Ona, “Ardımdan gel” dedi. Levi de kalkıp İsa’nın ardından gitti.

    Sonra İsa, Levi’nin evinde yemek yerken, birçok vergi görevlisiyle* günahkâr O’nunla ve öğrencileriyle birlikte sofraya oturmuştu. O’nu izleyen böyle birçok kişi vardı.

    Ferisiler’den* bazı din bilginleri, O’nu günahkârlar ve vergi görevlileriyle birlikte yemekte görünce öğrencilerine, “Niçin vergi görevlileri ve günahkârlarla birlikte yemek yiyor?” diye sordular.

    Bunu duyan İsa onlara, “Sağlamların değil, hastaların hekime ihtiyacı var” dedi. “Ben doğru kişileri değil, günahkârları çağırmaya geldim.”

    Mar.2:12-17

    Mesih, gerçeğe özlem duyan tövbekar günahlıları, kişisel doğrulukları ile övünen, Tanrı önündeki çaresizliklerinin farkında olmayan sözde dindarlardan daha çok sevdi. Her gerçek imanlı, yüreğinin içler acısı halinin bilincindedir. Çünkü Kutsal Ruh kötülüğümüzü, İnsanın kendi kişisel çabasıyla iyi bir iş yapamayacağını bize açıkça gösterir.

    Sevgili Kardeşim, sen Tanrı önünde günahlısın ve daha annenin rahminde bu olumsuz gücün elinde esirdin. Sevginin kendisinde beden bulduğu Mesih’e gel.! O’nun apak yüzünü görünce yüreğinin karanlığını anlayacak, O’nun sevecenliği karşısında bencilliğinin farkına varacaksın.

    Günahları ne denli büyük olursa olsun İsa tövbe edenleri sevdi, hangi sınıf, hangi tabakadan olursa olsun kimseyi reddetmedi. O senide asla reddetmeyecek, kaybolan oğlunu tekrar evine dönüşünde kucaklayan Baba gibi içeri alacak.

    Gümrükçüler olarak nitelenen insanlar, Filistin’i egemenliği altında tutan yabancı gücün vergi memurları olup, aldıkları vergilerle hem ceplerini doldurmuşlar hem de tüm halkın nefretini üzerlerine çekmişlerdi.

    Fakat bir hırsızın bile vicdanı olduğu, haydutların da Tanrı’ya özlem duydukları inkar edilemez. Mesih gümrük dairesinin önünde duran Levi’nin yüreğinden geçenleri gördü ve ona “ardımdan gel” diye seslenerek ona yaşamında gördüğü en büyük bağışı yaptı. Tanrı’nın Oğlu vergilerle, hazinelerle ilgilenmek yerine tek bir sözle herkes tarafından aşağılanan gümrükçünün gönlünü fethetti. Onu madde aleminden alıp ruh, sevgi ve gerçek diyarına götürdü.
    < ?xml:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" />
    Levi Mesih’i kendiliğinden izlemeye cesaret edemedi. Daha şimdiden nefret dolu bakışlar kendisine çevrilmişti. Ama insan sarrafı olan Levi Mesih’e, daha önce tanımış olduğu tüm insanları gölgede bırakan olağan üstü bir kişilik gördü. O’nunla birlikte olmaya can atıyordu, ama kötü şöhretinden ötürü bunu O’na açıkça bildirmekten utanıyordu. Onun bu düşüncelerini okuyan Rab öğrencilerinin önünde onu kendisini izlemeye çağırdı. Gümrükçü, Rab’bin kurtarış teklifini hemen kabul etti, malını-mülkünü bırakıp ulusların Rab binin ardından gitti.

    Levi sevincinin doruğunda İsa’yı, öğrencilerini ve kendi zengin, ahlaki açıdan düşük arkadaşlarını evine davet etti. O bunu önlerinde yüce konuğuyla övünmek için yapmadı. Amacı reddedilen, aşağılanan iyi niyetli insanlara tövbe ve kurtuluş fırsatı vermekti.

    İsa’nın “Hırsıza” göstermiş olduğu ilgi, toplumun en düşük sınıfından olan insanlarla düşüp kalkması Kefernahum’daki din önderleri ve şeriat bilginlerine O’nun arkasından dedikodu yapabilme imkanı verdi. İsa’nın davranışları, kendilerinin kutsallık anlayışı ve yaşam biçimine uymuyordu. Sanki İsa kiminle oturduğunu bilmiyormuş gibi, O’nu ve öğrencilerini “ahlaksızlarla” bir araya gelmekten uyardılar.

    Yürekleri tanıyan Mesih sahte dindarların kibirlerini yüzlerine vurdu; onlara herkesin günah hastalığının ellerinde inlediğini, ama kimilerinin bunun farkında olmasına rağmen, çoklarının kendilerini doğru ve sağlam sandıklarını belirtti. Oysa bu sözüm ona dindar kişiler Tanrı’nın önünde toplumun reddettiği insanlardan daha değerli değildir. Zira tek bir buyrukta günah işleyen kişi şeriatın tümünde günaha düşmüş gibi hüküm giyer. Bu açıdan insanlar arasında ayrım yoktur. “Herkes günah işledi ve herkes Tanrı’nın yüceliğinden yoksun.”

    Kendini nasıl görüyorsun? Doğru biri olarak mı, yoksa kötü günahlı biri olarak mı? Kendini semtindeki en günahkar insandan daha mı üstün görüyorsun, yoksa yüreğinde her türlü kötülüğü işleyebilme kabiliyetine sahip bir insan olarak mı? Doğru ve günahsız biri olduğuna inanıyorsan, Mesih sana yardım edemez. O’nun vaatleri tövbe edenler, ezik yürekliler ve ruhta yoksul olanlar için geçerlidir. Seçilmiş olanlar onlardır.

    Levi’nin adı Matta oldu. Öğrenciler Rab’bin sözünü derleyip yazma görevini, O’nun ölümü ve göğe yükselişi ardından, Matta’ya verdiler. Eski gümrükçü birçok yabancı dile hakimdi. O andan itibaren Matta mal ya da kazanç peşinden koşmadı, Tanrı’nın kelâmını topladı.

    Dua

    Kurtarıcı Rab, gümrükçü Levi’yi aşağılamadığın, onun yürek sesine kulak verip ona Tanrısal buyruğunla ardından gelmesini söylediğin için sana şükrederiz. Rab, ben Levi’den daha üstün değilim. Düşüncelerimi, sözlerimi, daha önce yaptıklarımı biliyorsun. Kibrimi, kirli düşüncelerimi, maddi bağlılıklarımı affet, beni sana gelmekten alıkoyan engellerden kurtar- yalnız beni değil, senin kutsal sözünü dinlemek isteyen arkadaşlarımı da. Bize karşı beslediğin sevgin ve sabrın için sana şükrederiz. Amin.

    http://baptistkilisesi.net/

    #27967

    Anonim

    Levi’yi ilk Müjde’yi yazan Matta olarak tanıyoruz. O bir Yahudiydi, ama yaptığı işin, hor görülen Roma hükümeti için vergi toplama işi olduğu düşünüldüğünde, bunun hiç de Yahudi işi olmadığı belliydi !Böyle kişiler aslında fahişeler gibi toplumun ayaktakımı olarak hor görülürlerdi. Yine de Levi, Mesih’in çağrısını duyunca, her şeyi bıraktı ve O’nun ardından gitti. Onun gibi her birimiz de atik ve soru sormayan bir itaatte bulunabilelim. Bu, büyük bir özveri gibi görünebilir, ama sonsuzlukta hiç de özveri olarak görünmeyecektir. Şehit edilen Müjdeci Jim Eliot’un dediği gibi, “Katbedemeyeceğini kazanmak için elinde tuıtamayacağını veren hiç de aptal değildir. ”
    ……..

    Din bilginleriyle Ferisiler O’nu ciddi bir hata yaparken yakaladıklarını sandılarDoğrudan O’na gtmek yerine öğrencilerine gidip onların güvenlerini ve bağlılıklarını azaltmaya çalıştılar. Efendileri nasıl olur da vergi görevlileri ve günahkarlarla birlikte yiyip içebilirdi ?

    …Din bilginleri sağlam olduklarını sandıklarından Büyük Hekime olan gereksinimlerini göremediler. Vergi görevlileri ve günahkarlar ise suçlarını ve yardıma olan gereksinimlerini kabul ettiler. İsa doğru kişileri değil, onlar gibi günahkarları çağırmaya geldi.

    Burada bizim için de bir ders var. Kendimizi imanlıların olduğu çevreye kapatmamalıyız. Tanrısız olanlarla dost olmaya çalışarak onlar Rabbimizi ve Kurtarıcımızı tanıtmalıyız.Günahkarlarla dost olurken, tanıklığımızdan ödün verecek herhangibir şey yapmamalıyız ve de kurtulmamış olanların bizi kendi seviyelerine ( Durumlarına ) çekmelerine izin vermemeliyiz. Dostluğu, olumlu ruhsal yardıma yönlendirmede inisiyatifi ele almalıyız. Kişinin kendisini kötülük ve dünyadan ayırması daha kolay olurdu, ama İsa bunu yapmadı, dolayısıyla da izleyicileri de yapmamalıdır. ( William MacDonald – Markos, 2:13-17 yorumu )

    Rabbin sevgisi ve ışığı sizinle olsun.:bayraksalla:

2 yazı görüntüleniyor - 1 ile 2 arası (toplam 2)

Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.