• Bu konu 1 izleyen ve 0 yanıt içeriyor.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #24439
    klaus
    Anahtar yönetici

    Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Özkök’ün “Siz olsanız o haberi yapar mısınız” dediği haberi Yeniçağ yaptı. İşte Özkökün korktuğu o ayet, işte Yeniçağın haberi…

    Hürriyet Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök’ün, İstanbul’da cami kapısına kötü niyetle asıldığını iddia ettiği ve haber yapmaktan son anda vazgeçtiği Maide Suresi’nin 51’inci ayeti, “Ey iman edenler! Yahudileri ve Hıristiyanları dost edinmeyin…” diye başlıyor.

    Kur’an’a AB operasyonu

    Müslümanların, Yahudi ve Hırıstiyanlara uymamasını ve yönetici edinmemesini emreden ayetler, gözlerden kaçırılmak isteniyor.

    DİnlerarasI diyalog safsatası, ılımlı İslam, Avrupa Birliği vs. aldatmacalarıyla müslümanlar üzerinde çalışma yapanlar, işi ayetleri halktan saklamaya kadar vardırdı. Hürriyet muhabirinin, Maide Suresi’nin 51. ayetinin cami kapısına asılmasıyla ilgili sorusuna Eminönü Müftüsü Muharrem Bilgiç’in verdiği, “Her ayet her yere yazılmaz” cevabı olayın vehametini ortaya koyuyor…

    Kur’an yasaklıyor

    HalkIn Yükselişi Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk, Maide Suresi 51’inci ayetinin tefsirinde kullandığı “gönül dostu” ibaresinin “veli” anlamında olduğunu vurgulayarak şöyle dedi: “Bu ayette, Müslümanların, Yahudi ve Hıristiyan toplumları işlerinin başına geçirmesi ve işlerini bu toplumlara teslim etmesi açıkça yasaklanmıştır. Kur’an-ı Kerim’de bu ifade hem isim hem de fiil olarak kullanılmıştır…”

    Sunuş

    Yahudileri ve Hıristiyanları dost edinmeyin” ayetinin, Eminönü’nde bulunan bir caminin kapısındaki tahtaya yazılmasını, Hürriyet Gazetesi Başyazarı Ertuğrul Özkök, “Siz bu haberi verir miydiniz” başlığı altında okuyucularıyla paylaşmış. Müftülükten ve Diyanet’ten alınan görüşleri aktarırken, kendisi gibi bazı arkadaşlarının, bu haberin ’manşet’ yapılması yönünde görüş beyan ettiğini ifade etmiş. Bir grup arkadaşı, haberin içeriden küçük olarak görülmesini, diğer grup ise “Burada ayeti tartışamayız” diyerek haberin hiç verilmemesini savunmuş. Sonuçta, hiç istememesine ve o ayetin cami kapısına kasıtlı olarak yazıldığını öne sürmesine rağmen, bu haberi gazeteden çıkarmaya karar vermiş. Ancak biz, Ertuğrul Özkök’ün gazeteye koymadığı, fakat köşesinde okuyucularına aktardığı bu olayı, bir haber değil dizi olarak sunmayı uygun gördük. Dizimizde, Avrupa Birliği ve ABD’nin, Allah’ın ayetlerini sansür harekatının ince ayrıntılarını ele alacağız.

    Allah’ın âyetlerine tahammülleri yok!

    ‘Allah katında din İslamdır’ ayetini hutbelerden çıkartan AB’nin, Kur’an-ı Kerim ayetlerini sansür harekatı aralıksız sürüyor.

    Kur’an, teslimiyetçiliği yasaklamasına rağmen, AB ve ABD’nin dayatmalarına boyun eğen AKP iktidarının, ayetlere ve camilere el atması dikkat çekiyor.

    Avrupa Birliği ve ABD’nin baskısı sonucu ‘Allah katında yegane din İslamdır’ ayetini hutbelerden çıkaran AKP hükümetinin ’ayet yasağı’ yeni boyut kazanıyor. Bu defa bir caminin kapısına yazılan Maide Suresi’nin 51. ayeti, sessiz sedasız kaldırıldı. Hürriyet Gazetesi Başyazarı Ertuğrul Özkök, bu olayı köşesine taşıyınca, konu yeniden kamuoyunun gündemine taşındı. İşte AB ve ABD’yi rahatsız eden ayet:

    ‘Ey İnananlar! Yahudi ve Hıristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostlarıdırlar. Sizden kim onları dost edinirse, kuşkusuz o da onlardandır’.

    AKP iktidarının, AB ve ABD karşısında sergilediği tam teslimiyetçi politikaya tepki Kur’an meallerinde de kendini gösteriyor. “Diyalog” karşıtı ilahiyatçılar ile “diyalogcuları”n tefsirleri arasındaki fark da günyüzüne çıkıyor.

    Önemli nüanslar

    Tahsin Feyizli, Feyzül Furkan isimli Kur’an-ı Kerim mealinde,
    Hasan bir çok mealde bulunmayan bir vurguyu yapıyor. Feyizli, Maide Suresi’nin 51. ayetini, “Ey iman edenler! Yahudileri ve hıristiyanları veli (sırdaş, dost ve idareci) edinmeyin. Onlar (ancak) birbirlerinin yar ve yardakçısı (İslamın da düşmanı)dırlar. Kim onları (ve aynı zihniyette olanları) veli edinirse, o da onlardandır. Şüphesiz Allah (böylece kendilerine ve müslümanlara) zulmeden toplumu doğru yola eriştirmez” şeklinde tefsir etti.

    Feyizli bu tefsirle bir tartışmanın da kapısını araladı. Feyizli’nin “veli” kelimesini anlatabilmek için yaptığı “sırdaş, dost ve idareci” vurgusunun, AB ve ABD’ye tam teslimiyetin yaşandığı bir döneme denk gelmesi tartışmayı daha da anlamlandırdı. Özellikle “diyalogcu”lar “veli” kelimesinin karşılığını “sırdaş, dost ve yaran” olarak vermekle yetinirken yapılan “idareci” vurgusu yaşanan teslimiyet sürecine bir tepki olarak algılandı.

    Çok sayıda ilahiyatçı da bu vurgunun yerinde ve doğrusunun bu olduğunun altını çizdi.

    İlahiyatçı Prof. Dr. Suat Yıldırım da Kur’an-ı Hakim ve açıklamalı Meali’nde Maide Suresi’nin 51’inci ayetini Feyizli gibi, “Ey iman edenler! Yahudi ve Hıristiyanları veli edinmeyin. Onlar ancak birbirlerinin velisidirler” şeklinde tefsir ediyor. Ünlü Kur’an tefsircisi Elmalı M. Hamdi Yazır ise Kur’an-ı Kerim mealinde “veli” yerine “yar, yaran” ifadesini kullanıyor. Dinler arası diyalogu savunanlar, Elmalı M. Hamdi Yazır’ın Kur’an-ı Kerim mealinin dikkate alınması gerektiğini savunuyor. Diyalogcular, Maide Suresi’nin söz konusu ayetinin diğer tefsirlerinin ise “Kur’an-ı Kerim’in katledilmesi” anlamına geldiğini öne sürüyor.

    Güdücü-yönetici yapmak yasaklanmıştır

    Nusrettin Boleli’nin Niyazi Beki Kur’an-ı Kerim ve Meal-i İcmali’nde de “veli” kelimesi yerine “dost” ifadesinin kullanılması dikkat çekiyor. Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk ise “veli” yerine “gönül dostları” ifadesini tercih ediyor. Öztürk, eserinin son baskısında bir kesme işareti ile “gönül dostları” ifadesini şu şekilde açıklıyor: “Kim onları işlerinin başına getirirse, o da onlardandır” Kur’an-ı Kerim’de bir kelimenin pek çok manaya gelebildiğini hatırlatan Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk, Maide Suresi 51’inci ayetinin tefsirinde kullandığı “gönül dostu” ibaresinin “veli” anlamında olduğunu kaydetti.

    Prof. Öztürk, ‘Başta Ehli Kitap toplumlar (Yahudi ve Hıristiyanlar) olmak üzere, İslam’a ve Müslümanlara kötülük yapmış toplumları ve kişileri dost edinmek, hele hele onları güdücü-yönetici mevkiine getirip Müslümanların işlerini ve iplerini onların eline vermek, Allah’ın öfkesine çarpılmanın temel sebeplerinden biridir. Bu ayette, Müslümanların, Yahudi ve Hıristiyan toplumları işlerinin başına geçirmesi ve işlerini bu toplumlara teslim etmesi açıkça yasaklanmıştır. Kur’an-ı Kerim’de bu ifade hem isim hem de fiil olarak kullanılmıştır” diye konuştu. Bu çerçevede, Türkiye’nin özellikle AB tutkusunun irdelenmesi gerektiğine işaret eden Prof. Öztürk, şunları söyledi:

    Felaket getirir

    ‘AB ve ABD gibi zulüm, riya, sömürü toplumlarını, onların içine girip üyesi olmak (Kur’an’ın deyimiyle, içlerine dalmak) suretiyle iş ve emanetlerin başına getirmek Müslüman kitlelerin egemenliğini onların eline vermek, Kur’an-ı Kerim’in değişik bağlamlarda dikkat çektiği büyük felaketlerdendir. İslam tarihinde bu felakete devlet adamı olarak ilk dikkat çeken önder de Mustafa Kemal olmuştur.

    Editör – Haber Merkezi

1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.