ANASAYFA Forum HRİSTİYAN YAŞAMI VE UYGULAMALARI Ölüm Korkudan özgür Olmak

  • Bu konu 1 izleyen ve 15 yanıt içeriyor.
15 yazı görüntüleniyor - 1 ile 15 arası (toplam 16)
  • Yazar
    Yazılar
  • #24629
    Anonim
    Pasif

    Korkudan Özgür Olmak
    ( Dr. Michael YOUSSEF )

    Ölüm’ün bir insan kılığına girip, elinde bir orakla bir şehre doğru yaklaştığına dair bir hikaye vardır. Bir adam Ölüm’ü durdurup sorar:
    -“Nereye gidiyorsun ? Ne yapacaksın ?”
    Ölüm cevap verir :” 500 can alacağım.”
    Adam : ” Bu korkunç bir şey. “
    Ölüm : ” Ama benim işim bu” der.
    Adam Ölüm’den önce koşarak gidip insanlara Ölüm’ün geldiğini haber vermeye karar verir. Koşarak şehre girip, caddelerde ” Dikkat edin ! Ölüm şehre doğru yaklaşıyor ” diye bağırarak herkesi uyarır. Sonra da neler olup biteceğini görmek için şehir dışına gidip beklemeye başlar.
    Ertesi sabah Ölüm şehirden çıkarken adam yaklaşıp Ölüm’e: ” Kaç kişi öldü ? ” diye sorar.
    Ölüm : ‘ki bin’ der.
    Adam şaşırır: ‘Ama sen bana 500 demiştin’.
    Ölüm adama: ‘Evet öyle dedim. Ben sadece 500 kişinin canını aldım. Diğer 1500 kişi korkudan öldüler’ der.

    Bu hikaye bizi mahvedenin her zaman hastalık ya da bizi aşan zorluklar olmadığını vurgulamaktadır. Genellikle bu şeyler değil ama bu şeylerle yüzleşmekten duyduğumuz korku bizi mahvetmektedir. Aklıma eski ABD başkanı Franklin Roosevelt’in II. Dünya Savaşı sırasında söylediği bir sözü geliyor : ‘Korkudan başka korkacak hiçbir şey yoktur’. Korkudan başka birkaç şey olsa da bu söz büyük ölçüde doğrudur

    Amerikan Anayasası ve Özgürlükler Bildirgesi insanlara inanç, konuşma, basın ve toplanma özgürlüğü vermektedir. Ama verilen bütün bu özgürlüklere rağmen , anayasanın ya da başka herhangibir şeyin garanti edemediği, paranın ya da saygınlığın sağlayamadığı başka bir özgürlükte vardır. Bu da, korkudan özgür olmaktır. Teknik olarak ” özgürlükler ülkesinde” yaşıyor olabiliriz, ama tahmin edilemiyecek kadar çok insan korku tarafından hapsedilmiş, kendileri gönül rızasıyla korkunun zincirlerine vurulmuş olarak yaşamaktadırlar. Birçok Amerikalı, her gün , kaygı, endişe ve korku dolu bir havayı teneffüs etmektedir.

    Rab İsa Mesih’in canının Kurtarıcı’sı ve bedeninin de Efendi’si olduğunu söyleyen bir kişinin korkudan özgür bir yaşam sürmesi gerekir. Aslında gerekli ve doğru olan korku Tanrı’nın bize armağanıdır. Bu, insanları şaşırtabilir; ama doğrudur. Kutsal Kitap, bize korkuyu Tanrı’nın sağlıklı bir duygu olarak yarattığını ; fakat şeytanın bunu sonradan bozduğunu söylemektedir. Canlarımızın düşmanı bizi korkuya zincirliyerek Yaratıcı’mızla paydaşlıktan uzaklaştırmak ister. Tanrı; bizim için doğru ve gerekli olan korkuya sahip olmamızı, ama doğru olmayan korkudan özgür olmamızı ister.

    Korku bize karşı olduğunu hayal ettiğimiz ya da gerçek bir tehdit karşısında hissettiğimiz bir duygudur. Korkma, terör, endişe , keygı ve rahatsızlık duygularıyla bağlantılı bir duygudur. Korkulan şeyin yaklaştığını hissettiğimizde bu duyguyu hissederek, kaçmak ya da saklanmak isteriz. Tabi ki abartılı korkuları fobi olarak adlandırabiliriz. Bu tip, fobi derecesinde korkuları olan kişilerin profesyonel yardım almaları gerekebilir. Ama genellikle insanlar gereksiz korkulara sahiptir. Bu korkular İsa Mesih’in çarmıhta yaptığı işle bizim için sağladıklarının ilanıyla yeniilebilir.

    Genellikle korkunun kötü ya da negatif bir duygu olduğunu düşünürüz. Ama Tanrı’nın bize sağlıklı korku verdiğini hatırlamalıyız. Kutsal Kitap bize şöyle der:

    “RAB korkusu bilgeliğin başlangıcıdır” der (Mez. 111:10 ).

    Başka bir deyişle, Tanrı’ya ait olan onuru Tanrı’ya vermemiz gerekmektedir. Korku Tanrı’nın bizi aptal ve saçma şeyler yapmaktan korumak için içimize koymuş olduğu doğal bir armağandır. Bu armağan bize arabaların hızla geçtiği yoğun bir trafiğin ortasına atlamamamızı ya da dimdik , yüksek bir kayaya emniyetsiz bir şekilde tırmanmamamızı söyler. Günümüzde heyecan ve korku arasında yakın bir ilişki olduğunu görüyoruz. Bazı insanlar bungee jumping ya da diğer ekstrem sporları yaparken heyecandan dolayı güçlü bir adrenalin salgılanışını hissedebilmek uğruna korkuyla yüzyüze gelirler. Sağlıklı korku bizi uyarmak içindir; bize, ” Bunu yapma bu tehlikeli ” der. Ama sağlıksız olan korku bizi, ” Haydi git, bunu da yap ! ” diye aşırı şekilde cesaretlendirebilir.

    Tanrı insanı yarattığında, insana ” sağlıklı ” korku vermişti. Adem ve Havva’nın yüreklerine günah girinceye kadar bu korku hala sağlıklı ve bozulmamıştı. Günahın dünyaya girmesiyle, insanın yüreği sadece Tanrı’ya karşı saygılı bir korku duymak yerine insandan korkmaya da başladı. Adem ve Havva günahtan önce Tanrı’yla paydaşlık içindeydiler. O zaman yüreklerinde sağlıklı bir korku vardı. Tanrı’ya karşı itaatsizlik etmekten korkmaktadıydılar. Ama maalesef Aden ve Havva günaha düştüklerinde o zamana kadar doğal olarak sahip oldukları bu sağlıklı korku bozuldu. Tanrı’ya karşı itaatsizlik edip, O’nu utandırdıklarını Tanrı anlayacak diye doğru olmayan bir şekilde çok korkmaya başladılar. Tanrı sağlıklı korkuyu bizim iyiliğimiz için sağladıysa da , birçok insan sağlıklı olmayan bir korku içindedir. Korku ve kuzenleri olan , endişe, kaygı insanların hayatında hüküm sürmekte bir şekilde insanların hayatlarını yönetmektedir. Aslında kimse ilk olarak endişe ve kaygıyı tecrübe etmeden korkuyu hissedemez. Endişe korkunun aklımıza girmek için kullandığı bir patika gibidir. Bu sayede korku kendisine diğer bütün düşüncelerimizin üzerine çıkabilecek bir yol bulur. Aynı şekilde endişe ve kaygı hayatımızda korku nehrinin ilk damlaları gibidirler. Damlalarla hayatımıza akmaya başlayan bu nehir, mahvedici bir sel halini alır. Bu nedenle Tanrı’nın bize nasıl bir korkuya sahip olmak istediğimize karar verme hakkını verdiğini aklımızda tutmalıyız. Sağlıklı ya da sağlıklı olmayan korkuyu seçme hakkına sahibiz.

    #28462
    Anonim
    Pasif

    Sahip olduğumuz korkular çok fazladır ama gelin bazı sağlıksız korkuların neler olduğuna bir bakalım:
    1- Başarısızlık korkusu
    2- Başarı korkusu
    3- Reddedilme korkusu
    4- İnsanlardan korkma
    5- Yaşlanma korkusu
    6- Sağlığımızı kaybetme korkusu
    7- Servetimizi kaybetme korkusu
    8- Sevdiklerimizi kaybetme korkusu
    9- Gelecek korkusu
    10- Ölüm korkusu

    Şeytan ve hizmetkarları hayatımızdaki bütün bu korkuları “Korku Ruh ” aracılığıyla bir orkestra gibi yönetmektedirler. Bu nedenle elçi Pavlus Timoteos’u çekingen ve korkak davranmaması için şöyle uyarmaktadır: ” Tanrı bize korkaklık ruhu değil, sevgi ve özdenetim ruhu vermiştir.” ( 2. Timoteos 1:7 ) Kutsal Kitap bizim fark ettiğimizden daha fazla korkudan söz etmektedir.

    İnsanların yaşamlarında korkunun bulunmasının sonuçları nelerdir ? Northwestern üniversitesinden Dr. Leonard Fosdick’in endişe hakkındaki araştırmaları göstermiştir ki endişe tükürük salgısını azalttığından diş çürümesine bile sebep olmaktadır. Dr. Fosdick farklı okullarda okumakta olan 5.000 farklı öğrenci üzerinde de bir araştırma yapmıştır. Bu araştırmaya göre endişe eden öğrenciler daha kötü notlar almaktadır. Başka bir araştırmaya göre de ABD’ indeki kronik hastalıkların % 90’ı koorkudan kaynaklanmaktadır. Buna ek olarak korku insan bedeninin dayanıklığını azaltıp, bağışıklık sistemini zayıflatmakta ve hastalıklardan iyileşme sürecini yavaşlatmaktadır. Ama yaratılışın başlangıcında insanların buna sebep olabilecek sağlıksız korkuları yoktu.

    Hayatımızda sağlıksız koşullara sahip olmanın birçok yıkıcı sonuçları olabilmektedir ; esenliğimiz kaçar, bizi zihinsel ve ruhsal olarak hapseder, sevdiklerimizle aramıza bir engel koyar, hayatımızda kuşku ve güvensizliğe neden olur, bizi her masum eylemin altında sinsi bir motivasyon aramaya yöneltip, en sevdiklerimizden bile bizi uzaklaştırıp, yalnızlığa mahküm etmektedir.

    Tanrı bize vermiş olduğu ” sağlıklı ” korkunun günah nedeniyle yaşamlarımızda mantıksız korkulara dönüşeceğini biliyordu. T. Roosevelt’in küçük bir çocukken Madison Square kilisesine tek başına gitmekten korktuğu anlatılşır. İçeriye girmemek için kapıda durup ağlamaktadır. Sonunda bir gün annesi oğlunu kiliseye gitmekten alıkoyan şeyin ne olduğunu bulmaya karar verir. Araştırdığında oğlunun “gayret ” denilen şeyden korktuğunu anlar. Roosevelt kilisenin çobanının bundan bahsettiğini duymuştur, annesine ” Kiliseye gidersem gayret beni Tanrı’nın evinde yiyip bitirecek ” der. Aslında kilisede duyduğu şey İsa’nın Tanrı’nın tapınağını ticarethaneye çevirmiş olan tüccarları azarlarken söylediği, “Evin için gösterdiğim gayret beni yiyip bitirecek” ( ( Yu. 2: 17 ) sözleriydi. ( Dr. Michael YOUSSEF )

    Rabbin sevgisi ve ışığı sizinle olsun.

    #28469
    Anonim
    Pasif

    Hepimiz aynı şeylerden korkmayız. Bazı insanlar reddedilmekten, yalnız kalmaktan korktuklarından insanları manipüle edip, kontrol ederek kabul edilme hissine sahip çıkmaya çalışırlar. Bazılarının servetlerini, saygınlıklarını , sahip oldukları mevkii kaybetmekten korktuklarından , daha çok şeye sahip olabilmek için durmaksızın çalışarak içlerinde güvenlikte olmak için duydukları derin arzuyu tatmin etmeye çalışırlar. Bazı insanlar için gelecek korkusu bir takıntı halini alır. Bu yüzden gelecekle ilgili daha fazla bilgi sahibi olabilmek için bazıları astrologlara, falcılara danışır, fizikle ilgilenir. Bazen bu korku hristiyan kişilerin arasında bile görülebilir. Bu nedenle bazı hristiyanlar Kutsal Kitap’taki “son zamanlar ” hakkındaki peygamberlik sözlerinin gerçekleşmesiyle çok ilgilenirler.

    Bazıları da yaşlanma ve hastalıktan korkarlar ; sağlıklı olmayı, görünümlerini, fiziksel dayanaklıklarını takıntı haline getirirler. Çok yaygın olarak görülen iki diğer korku da ; başarısızlık ve başarılı olma korkusudur. İnsanlar kendilerini başarısız hissettiklerinde, aynı zamanda başarılı olabilecekleri şeyleri de denemekten korkarlar.

    Diğer taraftan, ölümden korkan insanlar yaşamaktan da zevk alamaz ve yaşamı tüm doluluğuyla yaşayamazlar. Bu korku aslında ne kadar anlamsızdır, çünkü dünyada kesin olan bir şey herkesin öleceğidir.

    Kutsal Kitap birçok kez korkudan bahseder. 1. Yu. 4:18 gibi ayetlerde bize korkunun ve sevginin doğasını anlatır: ” Sevgide korku yoktur. Tersine, yetkin sevgi korkuyu siler atar. Çünkü korku işkencedir ( Korku cezalandırılma düşüncesinden doğar.) Korkan kişi sevgide yetkin kılınmamıştır. ” Hristiyanlar bu sözü yürekleriyle kabul etmelidirler çünkü bu sözler hristiyan yaşam ve iman yolculuğu için gerekli anahtarı içinde tutmaktadırlar. Eğer Tanrı’yı ve insanları İsa Mesih’in sevgisiyle seviyorsak, sağlıksız sevgi silinip atılır. Mesih’in korkularımızın üstesinden gelebilmemiz için bir yol hazırlamış olması ne kadar iyidir. ( ” Korkudan Özgür Olmak ” )

    Rabbin sevgisi ve ışığı sizinle olsun.

    #28473
    Anonim
    Pasif

    Tanrı’nın halkı büyük denenmelerden geçerken, güvendiklerini ve hatta aile bireylerini kaybederlerken, Tanrı bu zamanlar için Yeşaya 43:1-2 ‘de şu şekilde sözler :

    Korkmma , çünkü seni kurtardım,
    Seni adınla çağırdım, sen benimsin.
    Suların içinden geçerken seninle olacağım,
    Irmakların içinden geçerken su boyunu aşmayacak.
    Ateşin içinde yürürken yanmayacaksın, alevler seni yakmayacak.

    Tanrı bu ayetlerde açıkca derin sulardan geçerken ” panikleme, boğulmayacaksın ” diyor. Ek olarak da ” Ateşin içinden geçerken , korkma, endileşenip uykusuz geceler geçirme çünkü Tanrı halini görmekte olduğu için yanmayacaksın ! ” demektedir.

    Bu nedenle eğer korkuyu kontrol etmeyi başarabilirseniz, endişeyi de yenebilirsiniz ; korkuyu tamamen yenebilirseniz, aynı zamanda kaygı üzerinde de bir zafer kazanıp, tamamen özgür olursunuz. Korkan kişiler ne olduğunu tam olarak bilmese de korku genellikle bir şey üzerinde odaklanır. Sizi rahatsız etmekte olan ne çeşit bir korku olursa olsun , Kutsal Kitap korkunun Tanrı’dan gelmediğini söylemektedir. ” Tanrı bize korkaklık ruhu değil, sevgi ve özdenetim ruhu vermiştir. ” ( 2. Ti. 1:7 )

    Rabbin sevgisi ve ışığı sizinle olsun.

    #28483
    Anonim
    Pasif

    Tanrı korkusuna sahip olup, O’nu onurlandırmak isteyerek günah işlemeyi reddedersek, artık korkmayız. Ayrıca , Tanrı’yla yakın bir ilişki içindeyseniz, hayatınızda günaha ve korkuya yer olmaz. Diğer taraftan, mantıksız korkularınız varsa , bu Tanrı’yla ilişkinizde yolunda gitmeyen bir şeyler olabileceğini gösterir. Eğer Tanrı hayatınızdaki en önemli yeri alıyorsa, sizde hiçbir korku bulunmamalıdır.

    Başka bir deyişle, kendinizi Tanrı’ya tamamen teslim etmişseniz, artık korkuya teslim edeecek bir şeyiniz kalmamış demektir. Daha da açıkcası eğer dua ve tapınma günlük yaşamınızda sürekli bir hayat tarzı halini almışsa, korku artık yaşamınızda size arkadaşlık edemeyecektir.

    Kutsal Kitap sunduğu tüm bereketlere ek olaral bize korkudan kurtulmak için de yol göstermektedir. Kutsal Kitap’ta defalarca bize ” Korkma ! ” denir. Neden Tanrı bize korkmamızı söyler ? Tanrı hayatımızdaki günahın bizde bulunan sağlıklı Tanrı korkusunu, insana duyulan sağlıksız korkuya dönüştüğünü bilir. Günah içimizdeki
    ” Tanrı buna ne der ? sorusunu, ” Diğer insanlar buna ne diyecek ? ” sorusuna çevirmiştir. ( Dr. Michael YOUSSEF )

    23.03.2008 “Diriliş Bayramı ” kutlu olsun.

    Rabbin sevgisi ve ışığı sizinle olsun.

    #28505
    Anonim
    Pasif

    Yaşamımızda Tanrı’yla yürümeye karar verip yürümek sizi boğmaya çalışan azgın sel sularından ya da yaşamın korkunç alevlerinden uzak tutmayacaktır. Tersine, bu gibi durumlardan geçerken Tanrı’nın varlığını daha önce hissetmediğiniz gibi hissetmenizi sağlayacaktır. Tanrı’nın verdiği ve dünyanın verdiği öğütler arasındaki fark: Dünya bize dişimizi daha çok sıkmamızı, Tanrı ise bize kendi güçlü kollarının bizi tutmakta olduğunu söyler. Dünya bize çenemizle iyice tutunmamızı, Tanrı ise bizi kendisinin yukarıya kaldırmakta olduğunu söyler.Dünya size zor zamanların geçtiğini ama zorlu kişilerin bu zor zamanlardan çıkabildiğini, Tanrı ise sizin bu zor durumu atlatıp, sonsuza dek yaşayabileceğinizi çünkü Kendisinin her zaman sizi tuttuğunu, sizi savunduğunu, kalkanınızz olduğunu söyler.

    Kutsal Kitap’taki vaatlerin sizi boğmmaya çalışan azgın sular üzerinize geldiğinde sizin kaçmanızı sağlayacak bir köprü, bir tünel olduğunu düşünmeyin. Kutsal Kitap bize ateş yaklaştığında cennet itfaisinin gelip yangını söndüreceğini söylemez. Hayır, Tanrı bunları söylememektedir. Tersine, bu zor zamanlardan geçmemiz gerektiğini ama geçerken korkup, paniklememize gerek olmadığını, çünkü kendisinin bizim güvenliğimizi sağlamak için bizimle bu durumlardan geçmekte olduğunu söyler. Tanrı çocukları için tüm korkular mantıksızdır, çünkü Tanrı’nın kendisi bizi tüm bunlardan tamamen özgür kılmıştır. Korkudan özgür olmak Tanrı’nın kurtarışının, kurtarılmış olduğumuzun bir işaretidir.

    İsa bizi çarmıhtan kurtardığında, günahtan özgür olmamızı sağladığı gibi günahın cezasından da bizi özgür kılmıştır. Hatta daha fazlasını da yapmış, sonsuz yargıdan kurtulabilmemiz için de gereken bedeli ödemiştir.Buna korkudan özgür olmamızın bedeli de dahildir. ( Dr. Michael YOUSSEF )

    Rabbin sevgisi ve ışığı sizinle olsun.

    #28612
    Anonim
    Pasif

    REDDEDİLME KORKUSUNA GALİP GELME

    İnsanları en çok felç edici korkulardan biri de reddetilme korkusudur. Tabi ki kimse reddetilmekten hoşlanmaz, ama bzı insanlar yaşamlarında ve ilişkilerinde bu korku tarafından yönetilmeye izin verirler. Bu korku bazı insanların taviz vermesine ya da kabul etmiş oldukları geğerlerle bağdaşmayan şeyler yapmalarına neden olur. Bu korku bazılarını da bir çeşit koza içinde yaşamaya zorlar.

    Bir sosyal bilimci işsiz insanlardaki reddetilme korkusu hakkında bir araştırma için üç yıldır işsiz olan bir kişiye bazı sorular sormuştur. ” Bir iş için gittiğinizde sizi reddeteceklerinden korkuyor musunuz ? “

    Adam güvenle hemen ” Hayır ” diye yanıtlamış.

    Şaşiran araştırmacı başka sorular sormaya devam etmiş: ” Reddetilmek size acı veriyor mu ? “

    ” Tabi ki veriyor. Korkunç bir şey ” demiş adam.

    ” O zaman sırrınız nedir ? Bununla nasıl başa çıkıyorsunuz ? ” diye sormuş araştırmacı.

    Adam,” Çok kolay. Hiçbir işe başvuruda bulunmuyorum. ” demiş.

    Gerçekten de reddedilme korkusunun bu işsiz adamın durumunda olduğu gibi, insanları bir şekilde bağlayıp, umutsuzluğa mahküm ettiğini görüyoruz. Reddedilme korkusu birçok evli çiftin de birbirinden uzak kalmasına , bazı hristiyanların Rab’be tanıklık etmemesine ve hatta bazılarının sürekli taviz veren bir şekilde yaşamasına neden olmaktadır. Bu çeşit tavizler de bu kişileri suçlu hissetmeye ve depresyona itmektedir.

    Reddedilme korkusu nereden gelmektedir ? Öyle görünüyor ki sevilmeme, sevilebilir olmama duygusundan kaynaklanmaktadır. Aslında bu korkuya sahip insanlar başkalarının kendilerinden istedikleri şeyleri yapmazlarsa asla kabul edilmiyeceklerini düşünürler. Bu korku aynı zamanda değerli olma hissinin azlığından kaynaklanmakta ve bunu hisseden kişiler sürekli olarak diğerlerinin onayını almaya ihtiyaç duymaktadırlar. Bu nedenle bu korkuyu yaşamakta olan kişiler kendilerini sıkıcı ve beceriksiz olarak görürler. Bir kişi kendisiyle aynı fikirde olmazsa hemen bu kişinin kendisinden hoşlanmadığını düşünürler.

    Genellikle kişinin kendisini reddedilmiş hissetmesinde çocukluğunun ilk yıllarında yaşadığı deneyimler büyük rol oynar. Örneğin, bir kişinin babası kendisini eleştirmişse, başkalarının onayını alma konusunda hassastır…………. Çocuklarımıza oynadıkları rol içinde hata yapsalar bile, gerçek kimliklerinin Mesih’te olduğunu öğretmeliyiz.

    #28666
    Anonim
    Pasif

    Kutsal Kitap’ta reddedilmenin bir kişinin hayatına nasıl girdiği hakkında güzel bir benzetme vardır. Adem ve Havva’nın en büyük oğulları Kayin ve kardeşi Habil Tanrı’nın önüne çıkmak için sunularını hazırladılar. Habil sürüsünden ilk doğan kuzuyu, Kayin ise toprağın ilk ürünlerini Rab’be sundu. Tanrı Habil’in sunusunu kabul etti. Kayin’in sunusu ise reddedildi, çünkü sunusu kan içermeyen bir sunu olduğu için Rab’be karşı isyanı temsil ediyordu. Kayin, kendi hatasından öğrenebilir, tövbe edebilir ve gereken bir şekilde sunu sunabilirdi. Ama o derin düşünerek, daha da ileri gitti ve sunusunun reddetilmesi olayını bir cinayete dönüştürdü. Kıskançlıkla kardeşi Habil’i öldürdü.

    Eski Antlaşma’daki Daniel peygamber, genç bir adamın, hem ölüm hem de reddedilme korkusunun taviz vermemek konusundaki kararlılığını bozmasına izin vermemesi hakkında büyük bir örnektir. Daniel Yiyecek ve içeceği bu kadar büyük bir sorun yapmayıp gelecekte sahip olacaklarımı tehlikeye atmayayım ? ” diyebilirdi. Ama taviz vermemeye kararlı olduğundan, böyle demeyerek ciddi bir şekilde reddedilmeyi göze aldı. Yemesi için kendisine önceden putlara sunulmuş olan, içki ve et getirdiler ve Daniel bunlar daha önce putlara sunulmuş olduğu için kabul etmedi.

    Daniel reddetilme korkusunu durdurmayı üç şekilde başarmıştır. İlk olarak baştan denenmeye bir fırsat vermemeye karar vermişti.Siz de Daniel gibi ne yapıp ne yapmayacağınızı önceden düşünmelisiniz. Özellikle de hristiyan yaşamınızla ilgili kararlarınız konusunda. Sonra denenme zamanı geldiğinde, Tanrı bu denenmeye karşı koyabilmeniz için gereken gücü size verecektir.

    İkinci olarak, Daniel tamamen Tanrı’ya bağımlı bir hayat sürmekteydi, her şeyde kendini Tanrı’ya teslim etmişti. tanrı’nın vaatlerine ve sadakatine güveniyordu. Tanrı’nın güvenini sarsacak hiçbir şey yapmayacağını biliyordu. Siz de Daniel gibi Rab’bi onurlandırmaya ve O’na tamamen bağlı olmaya karar verdiğinizde, Tanrı korkularınızı durdurup, size bir çıkış yolu gösterecektir. Daniel’in başarısındaki en önemli etkenlerden biri de, Daniel’in yaşamda büyük bir amacının olmasıydı. Yahudi soykırımını yaşayıp, kurtulan Viktor Rankl’ın Man’s Search for Meaning adlı kitabındaki bazı gözlemlerini hatırladım. Bu adam Auschwitz’deki tüm terör ve korkunun ortasında, hayat hakkındaki tüm amaç ve kararlılığını kaybeden insanların hastalığa yenilip öldüklerini yazmıştı.

    Son olarak, Daniel Tanrı’nın mesajını büyük bir cesaretle duyurdu. Babil kralının önünde durup, kral ona duvarda yazı yazan görünmez bir el gördüğünü anlattıktan sonra rüyasını yorumladı. hatta kral Daniel’e bu hizmetinden dolayı para vermek istediğinde Daniel bunu da kabul etmedi.” Satılık “ değildi. Krala doğruyu söylemek kendi yaşamına mal olacak olsa bile yine de kendi değerlerinden taviz vermemeye kararlıydı ve Tanrı’nın kendisinden yapmasını istediği şeyi yapmakta sadık olduğu için, Tanrı ona güvenerek daha büyük görevler verdi. ( Dr. Michael YOUSSEF )

    Rabbin sevgisi ve ışığ sizinle olsun.

    #28688
    Anonim
    Pasif

    Korku tarafından rahatsız edilmekte olan birçok insan aynı zamanda derin yetersizlik duygusuyla da mücadele etmektedir. Önlerindeki görevin ya da tehdidin büyüklüğü karşısında kendilerini zayıf hissettiklerinden ve kendilerini kontrol etmekte zayıf olduklarından, yetersiz olduklarını düşünürler.Bu çeşit bir korkuyu yenmenin yolu nedir ? Böyle durumlarda, korkunun yerini imanla değiştirmek gerekir. Arabanızı bir otoyolda kullanırken aniden gösterge tablosundaki bir kırmızı ışığın yandığını ve bunun motordan kaynaklanan bir arıza olduğunu anladığınızı hayal edin. Durup biraz beklerseniz ama geçmez, aksine bir şeyler takırdamaya, bazı sesler gelmeye başlamıştır. En yakındaki tamirciye gidip, problemin ne olduğunu baktırırsınız. İnanlı için de korku gösterge tablosunda yanan kırmızı ışık, iman da arabanın motoru gibidir. Gösterge tablosunda ” korku ” kırmızı ışığı yandığında, bu genellikle imanımızda bir arıza olduğunu gösterir.

    Düşünürsek, korku dört Amerikalı’dan birinin yatıştırıcı ilaç kullanmasının en büyük nedenidir. Eğer korkunun gösterge tablosundaki bir ışık olduğunu düşünürsek, öyleyse sizce bu yatıştırıcı ilaçlar ne yapmaktadır ? Yatıştırıcı ilaçlar bu ışığın sönmesini sağlarlar. Eğer arabamda mekanik bir bağlantısızlık olsa, ama ben uyarı ışığını devreden çıkartsam. O zaman arızanın nerede ve ne zaman olduğunu anlayamayacağım için tabi ki bu aptalca olurdu.

    Ama birçok hristiyan korkuyla böyle mücadele ediyor. Korkularını yatıştırıp, iman motorundaki sorunlarla uğraşmıyorlar. Aynı zamanda problemin kaynağıyla uğraşmayarak, bütün belirtileriyle uğraşmak zorunda kalıyorlar. Ama İsa imanla savaşmamızı ister:

    * Korkularınızı yatıştırmak yerine imanımızın ona galip gelmesine izin verin.

    * İmanın korkuyu beslemek ve sakinleştirmek yerine değiştirmesine izin verin.

    *Korkunun sizi aşması yerine imanınızın korkuyu aşmasına izin verin. (” Korkudan Özgür Olmak ” )

    Rabbin sevgisi ve ışığı sizinle olsun.

    #28727
    Anonim
    Pasif

    Eğer siz de benim gibiyseniz, zor durumlarda bir gece İsa’yla birlikte Celile gölünü geçerken çıkan fırtınada öğrencilerin verdiği gibi tepki verirsiniz. Tekne batma tehlikesiyle karşı karşıyaydı ve İsa uyumaktaydı. Bu tecrübeli balıkçılar İsa’ya ” Ya Rab kurtar bizi, yoksa öleceğiz ! ” ( Mat. 8:25 ) diuye seslendiler, İsa’nın ne dediğine dikkat edin: ” Neden korkuyorsunuz, ey kıt imanlılar ? ” ( Mat. 8:26 )İsa uyandıktan sonra , önce öğrencileri azarladı, sonra da fırtınayı dindirdi. Oysa biz İsa’nın tam tersini yapması gerektiğini düşünürüz. Ama İsa böyle çalışmaz. Onlara ilk dersi öğretip, sonra fırtınayı dindiriyor. Şunu hatırlamalıyız ki, Rab İsa Mesih kendisinden yardım almadan önce bizim olgunlaşmamızı ister.

    İsa Mesih’in korku ve imanı nasıl bağdaştırdığına bakalım. Neden böyle yapmıştır ? Bunu bizim ne olursa olsun imanın korkuyu yendiğini ve korkuya galip geldiğini anlamamız için yapmıştır.

    Benim de korkuyu bire bir, gerçek bir şekilde tecrübe ettiğim zamanlar oldu. Bunun insan doğası için en moral bozucu şey olduğunu biliyorum. Bir keresinde Japonya’dan havalanan bir uçağın içindeydim. Budist pilot bize ” Rab’bin duasını söylemeye başlayabilirsiniz. ” diye bir anons yaptı. her şey bitmiş gibi gözüküyordu. İşlemediğim bazı günahları bile itiraf ettiğimi hatırlıyorum! Şimdi size bu satırları yazabildiğime göre o olaydan kurtulduğumu anlayabilirsiniz. Ama korkunun insanı nasıl bitirip tükettiğini ve ona nasıl galip gelmek gerektiğini biliyorum.

    İsa öğrencilere neden korktuklarını sorduğunda, onlara korku ve imanın kaldıraçlarının birbirinin karşı tarafında durduğunu söylüyordu.İman yükselince, korku aşağıya düşer. Korku yükselince de iman aşağıya düşer. Çok korkan insanlar aslında az imana sahip olanlardır.Ama İsa’nın öğrencilerini azarladığı bölümle ilgili iyi haber şudur:

    * Korku imana baskın çıkamaz. Onu yönetemez.
    * Korku imanı ucuzlatmaz.
    * Korku imanı yok edemez.
    * Korku imana zarar veremez. ( Dr. Michael YOUSSEF )

    Rabbin sevgisi ve ışığı sizinle olsun.

    #28802
    Anonim
    Pasif

    Unutmayın ki, durum ne kadar korkunç, korku ruhunun üzerinize saldırısı ne kadar amansız olursa olsun , korku iman gerektiren bu durumda ışıkları yakar. Aslında korkunun yaptığı şey imanınızın ne kadar güçlü ya da zayıf olduğunu belli etmektir. Bizim için Kutsal Kitap’taki imanı tanımlamak önemlidir. Çünkü medya, birçok konuşmacılar ve yeni çağ akımı imandan sanki bu kendilerine ait bir konuymuş gibi bahsetmektedir. Onlar iman derken; 1) ken kendine inanmaktan, 2 ) yeteneklerine güvenmekten, 3) kendimetanet ve heyecanlarına inanmaktan bahsetmektedirler. Fakat bu Kutsal Kitap’ta İsa’nın burada bahsettiği iman ” kurtaran iman ” ya da kurtuluşla ilgili bir iman değildir. Tanrı’nın güvenirliliğine tam olarak güvenmek demektir. Tanrı’nın size vermek istediği şeyleri alabilmek için her gün sahip olmak gereken türden bir imandır. Bu çeşit bir iman her gün, her şey çok anlamsız ve karanlık görükse bile Tanrı’nın egemenliğine tamamen güvenerek yapacağım demektir. Süleyman’ın Özdeyişleri 29:25’te Süleyman ” İnsandan korkmak tuzaktır; ama RAB’be güvenen güvenlikte olur ” demiştir. İsa öğrencilerini imansızlıklarından dolayı azarladığında , kızdığı şey pratik bir olayda kendisine güvenmemeleriydi. Öğrencilerin onları ” kurtaran” imanları vardı ama günlük hayatta “günlük yaşayan imanları ” yoktu. Günlük yaşayan iman her günkü yaşantımızda Rab’le yürüyüşümüze bağlı olarak artıp azalmakta olsa da kurtaran iman hep aynı seviyede kalır, değişmez. ( ” Korkudan Özgür Olmak ” )

    Rabbin sevgisi ve ışığı sizinle olsun.:elsalla:

    #28843
    Anonim
    Pasif

    Buna rağmen birçok hristiyanın problemi, canları ve kurtarışı hakkında Tanrı’ya güvenseler de, paraları konusunda Tanrı’ya güvenmemeleridir. tanrı’nın kurtaran lütfunu sevinçle kabul etseler de, çocukları, gelecekleri ya da evlilikleri konusunda Tanrı’ya güvenemezler.

    Belki şimdi bu ” günlük yaşayan iman ” ne demek diye düşünüyorsunuz. Bu çeşit bir iman eylemindeki iman ya da güvendiğinizi söylediğiniz şeye gerçekten güvenmektir. Öyle ki hayatınızın gösterge tablodsunda kırmızı ışık yanıyor ve bir ” motor arızası” sinyali veriyorsa, durup imanınızın motorunda ne sorun olduğunu anlamaktır.

    Bir konuda sizi uyarayım: her gün günlük duaya yaklaşık 5 dk. ayırıp, 6 saatinizi televizyonun karşısında geçiriyorsanız, prıblemle karşılaştığınızda korkuyla başedecek türden bir imanınız olmayacaktır. Gelen ilk fırtınada, korku ve panikten ölürsünüzÖyleyse hayatınıza gelen korkuyla baş etmenin ilk gereği Rab’le günlük ve sürekli bir paydaşlığa sahip olmaktır.

    Matta 25:14-30’da İsa bize, hayatımızda korkuya izin verirsek onun bizi ne kadar da kötü idare eden bir efendi olabileceğinden bahseder. ( Dr. M. Y. )

    Rabbin sevgisi ve esenliği sizinle olsun.:elsalla:

    #29401
    Anonim
    Pasif

    ” Sevgide korku yoktur ( Korku ve endişe diye bir şey yoktur. ). Tersine yetkin ( Bütün, kusursuz ) sevgi, korkuyu siler atar ( Dehşetin tüm izlerini siler ). Çünkü korku cezalandırılma düşüncesinden ileri gelir. Korkan kişi, sevgide yetkin kılınmış değildir ( Henüz sevginin tam kusursuzluğuna erişmemiştir). ” ( 1. Yu. 4:18 )

    Genelde, Tanrı’nın bizi sevdiğinden emin, O’na güvenerek yolumuza sorunsuz bir şekilde devam ederiz. Sonra ansızın bir şey bize saldırır.

    Asıl iman hırsızı koşullardır. Başımıza gelen o kötü şeylerdir. Tanrı’nın sizi sevdiğine inanmakta, koşullar sanki O sizi sevmiyormuş gibi gösterene dek pek sıkıntı çekmezsiniz.

    Sonra şeytan, korku ve suçlamayla, sizi özgür kılacak şeyin ta kendisinden – Tanrı’nın sevgisinden – ayırmak için gelir. ” Ya buna ne demeli ? ” der, ” Tanrı’nın seni sevdiğini sanıyordum. Öyleyse neden başına kötü şeyler geliyor ? Çok kötü bir şey yapmış olmalısın. Tanrı gerçekten de sana çok kızgın. “

    Bundan sonra Tanrı’nın önündeki güveninizi kaybedersiniz. Eğer siz güven duymuyorsanız Tanrı size yardım edemez. Tanrı’nın sizi sevdiğini bilmiyorsanız, güven ya da iman dolu olamazsınız. Eğer şeytanın korku ve suçluluk yükünü kabul ederseniz, Tanrı’nın sizi ne kadar çok sevdiğini bilemezsiniz. ( Joyce MEYER )

    Rabbin sevgisi ve ışığı sizinle olsun.tanri sevgidir

    #29463
    Anonim
    Pasif

    1. Yuhanna 4:18’de şöyle yazılıdır:” ….. yetkin sevgi korkuyu siler atar. ” Ben bu ayeti anlamaya çalışarak üzerinde derin derin düşündüm. Sonunda bir gün Tanrı bu ayetin anlamını açıkladı. Yetkin sevgi korkuyu siler atar. Bu kusursuz sevgi Tanrı’dır. Size karşı duyduğu o sevginin ne kadar kusursuz olduğunu anladığınızda, bütün yaratılışta sizi korkutabilecek hiçbir şey olmadığını görürsünüz.. Tanrı’nın sizi sevdiğine dair kişisel bir vahiy almışsanız, korkmanız imkansızdır.

    Tanrı’nın sizi sevdiğini biliyorsanız başarısızlıktan korkmak imkansızdır. Tanrı’ya güveniyorsanız başarısızlığa uğrayamazsınız . Başarısızlığa uğramanın tek yolu, kendinize dayanıp güvenmenizdir. Tanrı’nın sizi sevdiğini biliyorsanız, başarısızlıktan korkmazsınız. Tanrı’nın sizi sevdiğini biliyorsanız, reddedilmekten korkmayacaksınız.

    Tanrı’nın sevgisi o kadar büyüktür ki, her şeyi kapsar ve örter. Sizi kurtaran ve özgür kılan aynı Tanrı’nın sizi suçlayacağını mı sanıyorsunuz ? Suçlayan şeytandır. Tanrı sizi hayatınızdaki günah konusunda ikna edecektir ve size çıkış yolunu gösterecektir. Şeytan sizi suçlayacak ve size hiçbir çıkış yolu olmadığını söyleyecektir.

    Kutsal Kitap’ta şöyle yazılıdır:

    Sevgide korku yoktur ( Korku ve endişe diye bir şey yoktur. ). Tersine, yetkin ( bütün, kusursuz ) sevgi, korkuyu siler atar ( dehşetin tüm izlerini siler ). Çünkü korku cezalandırılma düşüncesinden ileri gelir. Korkan kişi, sevgide yetkin kılınmış değildir ( Henüz sevginin tam kusursuzluğuna erişmemiştir ). 1. Yu. 4:18 ( J. M. )

    Rabbin sevgisi ve ışığı sizinle olsun.

    Lütuf, İsa Mesih’i sevenlere ölümsüz sevgiyle !rabbe hamdolsun

    #29512
    Anonim
    Pasif

    Birçok kişi Kutsal Kitap’ın eğer beni yeterince sevebilirseniz o zaman benden kormayacağınızı ya da eğer birisini yeteri kadar sevebilirseniz; o zaman korkunun yaşantınızı terk edeceğini söylediğini düşünürler. Ama; Kutsal Kitap’ın söylediği şeyin anlamı bu değildir.

    Bunun anlamı; Tanrı’nın sizi sevmesine izin verdiğiniz zaman artık korkmayacağınızdır. Eğer yaşamınızda korku olmasını istemiyorsanız; Tanrı’nın sizi sevmesine izin vermelisiniz. Tanrı’nın size olan sevgisini şimdi kabul edin, alın. Hadi gari, bunu yapın ! İmanla uzanın ve Tanrı’nın size duyduğu tüm sevgiyi alınız.

    Rabbin sevgisi ve ışığı sizinle olsun.

    Lütuf,İsa Mesih’i sevenlere ölümsüz sevgiyle ! suda rabbe hamdolsun :kucak: violet :papatya:

15 yazı görüntüleniyor - 1 ile 15 arası (toplam 16)
  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.