ANASAYFA Forum HRİSTİYAN TÜRKLER Tarihte Hristiyan Türkler Kökten kuvvaci kilise

  • Bu konu 1 izleyen ve 0 yanıt içeriyor.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #26383
    Anonim
    Pasif

    KÖKTEN KUVVACI KİLİSE

    Patrikhanecemaat bulmak için Şaman Türkleri bile devşirmek istedi. Bu gençler hem cemaat olacak hem de Ergenekon yapılanmasında kullanılacaktı.

    Basın Sözcüsü Sevgi Erenerolun zaman zaman yaptığı açıklamalarla adını duyuran Bağımsız Türk Ortodoks Patrikhanesi, “Ergenekon terör örgütü” operasyonu ile tekrar gündeme geldi. Sevgi Erenerol, “Ergenekon terör örgütü” mensubu olduğu iddiasıyla tutuklandı ve “halkı isyana tahrik etmek” suçundan Paşakapısı Cezaevine konuldu. Milliyetçi söylemiyle dikkat çeken Erenerol, Boğaziçi Üniversitesi“ndeki Ermeni Sempozyumunu protesto edenler arasında yer almış, öldürülen Ermeni gazeteci Hrant Dinkin 301″inci maddeden yargılandığı davaya müdahil olmak istemişti.

    Fener Rum Patrikhanesi“ne bir “alternatif” ve “denge” unsuru olarak görülen Bağımsız Türk Ortodoks Patrikhanesi, emniyet kayıtlarına göre, Ergenekon yapılanmasının “merkez üssü” olarak kullanıldı. “Ergenekon terör örgütü” üyeleri haftalık toplantılarını burada yaptı. Kamuoyunda ses getirecek suikast planları da burada hazırlandı. Ergenekon”un, cephanelik ve evrak arşiv merkezi olarak da kullandığı ileri sürülen Bağımsız Türk Ortodoks Patrikhanesinin uzun hikâyesi ilginç ayrıntılarla dolu.

    CEMAATİ OLMAYAN PATRİKHANE

    Patrikhane”nin geçmişi Millî Mücadele yıllarına kadar uzanıyor. 1922 yılındaEftim Erenerol tarafından kuruldu. Eftim Erenerol, 1965″te ölünce, oğlu Turgut Erenerol 2. Eftim olarak yerine geçti. Onun ölümüyle de Selçuk Erenerol üçüncü Türk Ortodoks Patriği oldu. Onun ölümüyle yerine 2002″de oğlu Ümit Erenerol geçti. 1952 doğumlu Sevgi Erenerol, amcasının 1991″de ölümü ve babasının patrik olmasıyla, patrikhanenin basın ve halkla ilişkiler sorumluluğunu üstlendi. Kurulduğu günden beri bir “aile” patrikhanesi hüviyetinde faaliyet gösteren Bağımsız Türk Ortodoks patrikhanesi, bilinen Ortodoks âdetlerine hiç uymadı. Zira Eftim ailesi, ilahiyat eğitimi almadığı gibi geleneklere aykırı biçimde evlenip çoluk çocuk sahibi oldu. Hâl böyle olunca Patrikhane diğer kiliselerce tanınmadı. Bu durum bir Sen Sinod Meclisi olmalarını engelledi. Eftim ailesi deKutsal Sinod“un seçmesi gereken patriği kendisi seçerek bu dışlanmışlığa karşı çıktı. Patrikhaneye sadece Türkiye Cumhuriyeti devleti arka çıktı.

    Patrikhanenin bir diğer önemli özelliği ise cemaatsizliği. Bir rivayete göre hâlihazırda dört kişilik bir cemaati var. Kimilerine göre ise 1960″lardan beri ortada hiç cemaat yok. Bilinen tek gerçek yıllardır cemaat sıkıntısı çekildiği. Bu gerçeğe Sevgi Erenerol”un babası Patrik Selçuk Erenerol, 1992″de dikkat çekmişti. Cemaatlerinin sayısını 80 olarak açıklayan Erenerol, sayının her geçen gün azaldığını söylemişti. Patrikhanenin cemaati, hatta zangocu, kandilcisi ve papazı yok; ama üç tane kilisesi var. KaraköydekiPanagia Kafatiani Kilisesi(iki yıl önce adı Meryem Ana Kilisesi olarak değiştirildi), aynı zamanda patrikliğin de merkezi konumunda. Kilise, 1924 yılındaRum Ortodoks Patrikliğinden Türk Ortodoks Patrikliğine geçti.Papa Eftim“in el koyduğu kilise, davalara rağmen bir daha geri verilmedi. Karaköy”deki Hagios Nikolaos Kilisesi ile Hagios Loannes Prodroms Kilisesi 1965″ten beri patrikliğin elinde. Patriklik kiliseleri kiraya veriyor. Hagios Loannes Prodroms Kilisesi”ni bugün Ermeni ve Süryani cemaati kullanıyor.

    Patrikhane, cemaat sıkıntısını aşmak için bazı projeler geliştirdi. Bir kısmı Hıristiyan, bir kısmı da Şaman olan Gagavuz Türklerini cemaate kazandırmak söz konusu çabaların başında geliyor. Bir dönem Romanya“da büyükelçilik yapan Hamdullah Suphi Tanrıöver, bu proje için büyük gayret sarf eder. Romanya”daki Gagavuzları İstanbuldaki Türk Ortodoks Patrikhanesi”ne bağlamak amacıyla bu ülkeyi baştan başa dolaşır. Onları kitleler hâlinde Türkiye”ye getirmek üzereyken İkinci Dünya Savaşı patlak verir. Böylece proje askıya alınır. Fakat, Tanrıöver savaş başlamadan önce bir model oluşturmak için 1935″te 70 kadar kızlı erkekli Hıristiyan gencini İstanbul”a getirmeyi başarmıştır. Çeşitli okullara yerleştirilen bu gençlere mezuniyetlerinden sonra nüfus cüzdanları verilir. 16 Eylül 1943″te çıkarılan ve İsmet İnönü“nün onayladığı bir kararla bu gençlere ait hüviyet cüzdanlarına Hıristiyan Türk Ortodoksyazılır. Papa Eftim”in (1. Patrik) müritleri olur ve Panayia Kilisesinin müdavimi hâline gelirler. Ancak, cemaatin sayısını artırma projesinde evdeki hesap çarşıya uymaz. Bir süre sonra gençlerin önemli bir kısmı Müslüman olur. Diğerleri de patrikhane ile ilişkisini keser. Buna fena hâlde sinirlenen Patrik Eftim, Hamdullah Suphi Tanrıöver”e sitemini şöyle dile getirir: “Benim yetmiş kişilik gencime sahip çıkmadınız. Müslümanlığın kitabında yetmiş kişi mi noksandı?”

    Gagavuz Türklerini cemaat edinme projesi daha sonra da devam eder. Sovyetler”in 1990″ların başında dağılmasıyla patrikhane yine harekete geçer. Bu ülkedeki Gagavuz Türklerini çeşitli vesilelerle kilise ile ilişkilendirmeye çalışır. Ama bu “devşirme” operasyonu sonuçsuz kalır. Bunun üzerine Temmuz 1995″te Selçuk Erenerol dönemin hükümetinden yardım ister. Ankara”daki temasları sırasında, “3 bin kadar Gagavuz Türk“ünün temin edilmesi ve bunların cemaat olması için bütçe tahsis edilmesini talep ediyoruz.” görüşünü dile getirir. Patrikhane”nin cemaat toplayarak ne yapmak istediğini, aile hakkında araştırma yapan ve “Türk Hıristiyanların Patrikhanesi isimli kitap yazan Süleyman Yeşilyurt şöyle anlatıyor: “Sevgi Erenerol iki patrikli Vatikandan söz ediyordu. Ona göre Ortodokslar da Vatikan”da bir patriklik kuracak ve Hıristiyanlık dünyasına hâkim olacaklardı.”

    DERİN DEVLETLE KOL KOLA

    Hıristiyan Gagavuz Türklerini bir türlü cemaat yapamayan patrikhane, bu kez yönünü Şamanist Gagavuzlara çevirdi. Onlardan bazılarını İstanbul”a getirmek istedi. Patrikhaneye cemaat olması düşünülen gençlerin Hıristiyan olması önemli değildi. Asıl mühim olan onların Gagavuz Türkleri olmasıydı. Bu noktadan hareketle patrikhane, zaman zaman “Bozkurt yuvası” ismiyle de anıldı. Sevgi Erenerol, 6. Türk Devlet ve Toplulukları Dostluk Kardeşlik ve İşbirliği Toplantısı için hazırladığı konuşmada şöyle diyordu: “Turanın asıl evlatları, Bozkurtların ülkesine hoş geldiniz. Nevruz Bayramınız kutlu olsun.” İddialara göre “Ergenekon terör örgütü”nün inanç temeli Şamanizme dayanıyor. Türk”ün dini “Arabî” değil ancak Turanî yani Şamanizm olabilir denildiği öne sürülüyor. Bu vesileyle Ergenekon yeni bir yapılanma amacıyla Orta Asyadan bazı gençleri Türkiye”ye getirmek için çeşitli girişimlerde bulundu. Şaman inancına sahip bu gençler hem Ergenekon yapılanmasında kullanılacak hem de patrikhaneye cemaat olacaklardı. “Büyük Turanî Devleti”ni kurmak” amacıyla Türkiye”ye getirilen bu gençlerin akıbetleri şimdilik bilinmiyor.

    Patrikhanenin bir başka özelliği ise devletle içli dışlı olması. Fethi Okyar“dan beri devletin kurumlarıyla birlikte çalışan Türk Ortodoks Patrikhanesi”nin en fazla dirsek teması içinde olduğu birim Millî İstihbarat Teşkilatı(MİT). Sürekli korunan ve kollanan patrikhane, bu ilişkiler ağını asla gizlemedi. Selçuk Erenerol 1995″te Siyah-Beyaz dergisine verdiği röportajda, MİT ile 15 günde bir görüştüklerini söylemişti. Yazar Süleyman Yeşilyurt ise daha çarpıcı bir yorumla bu ilişkiyi şöyle değerlendiriyor: “Devlet, MİT”i patrikhanenin emrine vermişti. Bunu, birtakım dengeler için yaptı.”

    Yakasında sürekli som altından ay-yıldız taşıyan Sevgi Erenerol”un Ergenekon yapılanması ile irtibatı kiliseyi klasik devlet tekelinden çıkarıp “derin” bir yapılanmanın içine soktu. Şüphesiz buradaki amaç, gücünü ve felsefesini geçmişteki birtakım örgütlerden alan bir yapılanma ile Türk Ortodoks Patrikhanesi”ni yaşatmak. Ayrıca, Millî Mücadele sırasında çıkardığı dergiyle Türkiye”nin yanında yer alan dede Eftim”in “Kuvvacı” ruhunun izinde gitmek. Patrikhaneye göre vatan elden gidiyor. Yeni bir millî mücadelenin başlatılması şart. Patrikhanenin devlet nezdinde itibarının azaldığını düşünen Sevgi Erenerol”un, Ergenekon tipi bir örgütle ilişki içine girerek hem patrikhanenin tükenen kredisini yükseltmek hem de devletle yeniden barışmak niyetinde olduğu öne sürülüyor.

1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.