ANASAYFA Forum HRİSTİYAN TÜRKLER Aktüel Gelişmeler Kadıköy’ün Ortasında İncil dağıtan misyoneri bıçakla rehin aldı..

  • Bu konu 2 izleyen ve 3 yanıt içeriyor.
4 yazı görüntüleniyor - 1 ile 4 arası (toplam 4)
  • Yazar
    Yazılar
  • #26356
    Armagan
    Anahtar yönetici

    53568.jpg

    03 Ağustos 2009 / 18:20

    İncil dağıtan misyoneri rehin aldı!

    Türkiye ne zaman kritik sürece girse gündeme gelen vakaların son örneği bugün Kadıköy’de yaşandı…

    bicakrehinnkucukk.jpg
    İstanbul Kadıköy’de bir eylemci, Hristiyan bir vatandaşı başına Türk bayrağı geçirip rehin aldı. Bu olay yeni bir provokasyon mu?
    Kadıköy bugün olaylı bir güne şahit oldu. Rıhtım Caddesi üzerinde bulunan Ziraat Bankası önünde bir rehine eylemi gerçekleşti.

    Kadıköy Söğütlüçeşme’de İncil dağıttığını gördüğü bir kişiyi Rıhtım’a kadar takip eden 35 yaşlarındaki Yasin Karasu adlı şahıs, yaklaşık 500 metre sonra Ziraat Bankası önünde bıçağıyla şahsı rehin aldı.
    Yasin Karasu isimli şahıs, bir elinde Türk Bayrağı ve diğer eline aldığı bıçakla İsmail Aydın isimli gayri Müslim şahsı rehin aldı. Aydın’ın boğazına bıçak dayayan Karasu, ardından bölgeye gelen polisler tarafından ikna edildi. Polislerin çabaları sonrası ikna olan Karasu, elindeki bıçağı bırakarak teslim oldu.

    Gözaltına alınan Karasu ifadesine başvurulmak üzere karakola götürüldü. Karasu’nun akli dengesinin yerinde olup olmadığının araştırıldığı öğrenildi.

    Ardından çevresinde biriken esnaf ve kalabalığa “Burası Türkiye, İncil dağıtamazlar. Hristiyan propagandası yapamazlar. Bana hemen Türk bayrağı getirin” diyerek bağırmaya başladı. Korkudan eyleme müdahale edemeyen vatandaşlar olayı hemen polise bildirdi.

    REHİNENİN KAFASINA TÜRK BAYRAĞI SARDI

    Korkuyla eylemi izlemeye başlayan çevredeki vatandaşlar eylemcinin isteği üzerine bir Türk bayrağı getirince, rehinenin kafasına sardığı bayrağın üstünden elindeki bıçağı rehinenin boğazına dayadı.

    35-40 yaşlarındaki rehine, 15 dakika kadar süren eylemin ardından polis tarafından kurtarıldı ve eylemci İskele Polis Karakolu’na götürüldü.

    #33355
    Armagan
    Anahtar yönetici

    [IMG]http://cdn1.cnnturk.com/handlers/file.ashx?FileID=238773&Width=292&Height=0&BlackWhite=False[/IMG]

    • İstanbul Kadıköy’de İncil dağıtıp misyonerlik yaptığını iddia ettiği bir kişiyi bıçakla rehin alan saldırgan, boğazına bıçak dayadığı şahsa zorla Türk bayrağı öptürdü. Saldırgan polis tarafından etkisiz hale getirildi.

      Yasin Karasu (24) askerlik görevini yapmadan önce tanıştığı İsmail Aydın’ı ziyaret için Reşit Efendi Sokak’ta bulunan ve “Protestan Ev Kilisesi” olarak nitelendirilen apartman dairesine gitti.

      Yasin Karasu, bir süre sonra aralarında tartışma çıkan arkadaşını ağzını kapatarak Rıhtım Caddesi’nde bulunan bir banka şubesinin önüne getirdi.

      Çevrede bulunan vatandaşlara “Bu adam misyonerlik yapıyor. Kafasını keseceğim. Bana bir Türk bayrağı verin” diye seslenen Yasin Karasu, vatandaşlardan aldığı bayrağı Aydın’ın kafasına sararak, boğazına da bıçak dayadı.

      Eylemini yaklaşık 15 dakika devam ettiren Yasin Karasu, olay yerine gelen polislerce ikna edilerek gözaltına alındı.

      Bu arada, “Protestan Ev Kilisesi”nde bulunan biri yabancı uyruklu 2 kişi de ifadelerine başvurulmak üzere polis merkezine götürüldü.

      Olayda İsmail Aydın isimli vatandaş boğazından hafif şekilde yaralandı.

    • CNNTURK
    #33356
    Armagan
    Anahtar yönetici

    Olayla ilgili bazi yorumlar…

    analiz…arkeo103.08.2009 22:18:43
    su bir gercek oncelikle kabullenmek lazim , isteyen karsi ciksin isteyen cikmasin turkiye cumhuriyeti yasalari misyonerlige izin veriyor ama problem burda degil asil problem kendini din ve bayrak fedaisi sanan o …bayrak opmek , opturmekle bu ulke bu bayrak sevilmez …ucuz milliyetcilik naralari atmaktan ote gidemez bu sahislar…bu bayragi bu ulkeyi seviyorsaniz nerdeydiniz butun ulke yabancilara ve uluslararasi sermayeye peskes cekilirken , neredeydiniz ve neredesiniz ulusla

  • kaancan03.08.2009 18:08:49 Burası İran İslam Cumhuriyeti, Pakistan veya Afganistan değil. Burası demokratik laik Türkiye Cumhuriyeti. Bu ülke sınırları içerisinde herkesin müslüman olma gibi bir zorunluluğu yoktur. Aklımızı başımıza toplayalım. İran gibi bir ülke isteyen oraya çekip gidebilir, oraya yerleşebilir. Vize de istemiyorlar bizden. İran’a fazla özenmiyelim. Zira İran, islami rejim geleli beri hep geriye gitmiştir, eğitim ve demokrasi yok edilmiştir, halkın güvenliği uzun cübbeli, şalvarlı terörist kılıklı milita
  • ..ozguryorum02803.08.2009 17:53:02
    eline bıcak alan .. oluyor sanane mısyonerlık yapıyorsa yapar ısteyende o dının ınancına sahıp olur herkes musluman olmak zorundamı boyle gerı kafalı bılgısız adamların yuzunden gerı kalıyoruz zaten..kahrolsun fasızm

    #33357
    Anonim
    Pasif

    Gerçekten bu tür davranışları anlamak, sebepleri üzerinde fikir yürütebilmek çok zor. Olay tamamen kişisel bir eylem olarak görünüyorsa da, şahsı bu davranışa yönelten fikri alt yapı çoğu insanda var.

    Mesih’e iman etmiş olmanın ne olduğunu tam anlamadan ve genellikle ön yargıyla gelişen saldırgan davranışların kökeninde, resmi ideolojinin dayatıp öğrettiği kısır ve taraflı tarih bilgisi, Batı emperyalizminin kendisine meşruiyet arama noktasında misyonerliği kullanmış/kullanıyor olması, Avrupa da görülen güçlü sosyo-ekonomik durum ve bunun sağladığı refah düzeyinin fakir ülke insanlarınca kıskanılması; Batı dünyasının bu refah düzeyine, başka ülkeleri sömürerek ulaştığına dâir zihinlerde oluşan kanaat, Hollywood filmlerinde görülüp tanınan yaşantı ve kültürün ‘Hristiyanlık’ zannnedilmesi ve nihayet dinsel taassup/bağnazlık yatmakta…

    Ayrıca benim şahsi kanaatim, insanlara olur olmaz her yerde İncil dağıtmanın Müjde’yi duyurmaktan ziyâde, bir takım yeni sıkıntılara yol açtığı şeklindedir.

    Eğitim enstitüsü son sınıfta okuduğum bir zamandı. Eğitim yılı sonu yaklaşmış, dersler hemen hemen bitmişti. Bir öğretmenimiz bize şunları söyledi.

    “Yakında diplomanızı alıp memleketin değişik yerlerinde bulunan okullara tayin olacaksınız. Derslere gireken faydalanacağınz kaynakları hazırladınız mı ?”

    Bizler, cilt cilt kitaplar aldığımızı, maaşa geçince de yenilerini alacağımızı söyledik. Bunun üzerine öğretmen,

    ” Aldığınız tüm kitapları okuyup öğrendikleinizi öğrencilerinize de aktarmayı düşünüyor olmalısınız.” dedi.

    “Evet.” diye cevap verdik.

    “Kaynak kitapları okuyun.Hatta bu kaynakları sürekli yenileyerek bilgilerinizi güncelleyin. Ama edindiğiniz her bilgiyi öğrenciye yüklemeye kalkarsanız, ters teper.” diye devam etti ve şu tavsiye de bulundu.

    “Soru insanın içini kemiren kurttur. Cevap buluncaya kadar rahat bırakmaz. Halbuki öğrenci en çabuk ezberlediği bilgiyi dahi kısa sürede unutur. Üstelik ezber insana bir şey kazandırmaz. Öğrencilerin kafasına, nasıl kullanacaklarını bilmedikleri bir yığın bilgiyi zerk etmek yerine, onların zihninde sorular oluşturun.”

    Evet. Bende inanca dâir değişikliğe sebep olan şey de sorular idi.

    Halbuki İncil’i ilk okuduğumda, kafam da oluşan ve cevabını aradığım sorularla değil; imanından emin bir müslüman olarak, tahrif edildiğine inandığım bir kitabı, ön yargıyla okumaya çalışmış, hiç istifâde edemediğim gibi; baş tarafta buluna soy ağacını görünce ‘Bu da neden bahsediyor yav.” deyip gülmüştüm. Hele, su küplerinde şarap oluşması mucizesi ise artık İncil’i okumaktan vaz geçmeme sebep olmuş, ‘Kutsal bir kitap böyle şeylerden bahsetmemeli’ diye düşünmüştüm.

    Hristiyanlığı doğru bilmeyen, kendi inancından son derece emin görünen ve diğer kutsal kitapların tahrif edildiğine inanan insanların ellerine zorla İncil tutuşturmaya kalkarsanız, sonuçlarına da katlanmak mecburiyetine katlanırsınız. Üstelik kaşılaştığınız eziyet, hakâret ve cefa sonrasında da hiç kimseye bir şeyler anlatamadan.

    İnsanları sözler değil davranışlar etkiler, yönlendirir. Bir MESIH inanlısı her şeyden evvel ‘İman ettim’ dediği öğretiyi kendi hayatında uygulama çabası içerisinde olmalıdır.

    İnancını sorgulamayan, üstelik temel bilgisi olmasa bile o inanca sımsıkı bir şekil de bağlanmış insanlar, inanmış değil şartlandırılmış kişilerdir. Bilgiyi aydınlanmak/aydınlatmak için değil, şartlandıkları ve doğru olduğuna inandıkları inancı desteklemek için kullanırlar. İşlerine geldiğinde her tür bilgiden -sinekten yağ çıkarırcasına- istifade etmeye kalkarken, işlerine gelmeyen hususlarda kulaklar tıkanır, kafalar kuma gömülür. Bu şartlanmanın iman zannedilmesi, koyu bir bağnazlık ve taassubu beraberinde getirecek; davranışlar, tahrik unsurunun oluşmasına gerek kalmadan şiddete dönüşecektir.

    ‘Tok’ olduğunu düşünen ve ‘Aç’lık hisstemeyen bir kimseye dünyanın en leziz yemeğinden söz etseniz, sizi dinlemez. Çünki ihtiyaç hissetmez. Önüne koyduğunuz yemeği de elinin tersi ile iter.

    İncil de okuduğuma göre İsa Mesih iman etmeye yanaşmayan insanların olduğu yerde mucize gerçekleştirmiyordu. ‘İncilerinizi domuzların önüne atmayın’ diye emretmişti.

    Nerede okuduğumu ve kime ait bir söz olduğunu şimdi hatırlayamadım. Fakat şu cümle bu başlığın açılmasına sebep olan olayı iyi betimliyor.

    “Gerçeği anlamak istemeyenlere gerçeği anlatmaya çalışmak, gerçeğe yapılacak en büyük hakarettir.”

    Saygılar.

4 yazı görüntüleniyor - 1 ile 4 arası (toplam 4)
  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.