ANASAYFA Forum HRİSTİYAN YAŞAMI VE UYGULAMALARI Kurban kabil habil algılama

  • Bu konu 2 izleyen ve 1 yanıt içeriyor.
2 yazı görüntüleniyor - 1 ile 2 arası (toplam 2)
  • Yazar
    Yazılar
  • #25608
    Anonim
    Pasif

    Kabil Habil algılama

    Yaratılış 4:1-16 SİZCE NEDEN SURATINI ASTI VE ÖFKELENDİ

    1.) Kıskandı BİR SONUÇ
    2.) Reddedildi. GERÇEKTEN REDEDİL Dİ Mİ?
    3.) Aşağılandı.
    4.) Değersiz sayıldı.
    5.) Kendi doğrusunu sunuyor
    6.) Emeğine saygı duyulmadı
    7.) İletişim kuramadı
    8.) Başkasını suçladı.

    SUNDUĞU REDEDİLİNCE KİŞİ KENDİNİ REDEDİLMİŞ SAYAR

    Kendisi değil sunusu reddedildi,Dolaylı olarak da kendisi reddedildi. Sunduğumuz şey reddedilince sizde onunla reddedilmiş oluyorsunuz. Çünkü verdiğimiz şeyle özdeşleşiyoruz.Verdiğim şey reddedilince ben de reddedilmiş oluyorum.

    KESİLEN KURBANIN ÜZERİNDEKİ ELİMİZ

    Mesela kurban sunduklarında kurbanın üzerine elerin koyar günahlarını itiraf eder ve kurbanı ondan sonra sunarlardı.

    ÖZDEŞLEŞME:Bu eylem sunulan kurbanla özdeşleşmeyi ve kişinin kendisini temsil ettiğini gösterdi
    .
    1.) Ve kişi şunu diyor ben bu kurbanı sunmakla günahkar olduğumu ve bu kurban gibi günahım yüzünden ölmeyi hak ettim demekte.

    2.) Tanrı ise sunduğun kurbanla senin yerine günahsız ve kusursuz bir kurban aracılığıyla kurtulacaksın demektedir.

    Özdeşleşmek: Seçtiğinin her hangi bir şeyde şekillenmek ,birleşmek, ifade edilmek. Şimdi şöyle düşünün YAZILAN BİR MEKTUP…
    Sevdiğiniz birine bir mektup yazıyorsunuz o mektuba sizin düşüncelerinizi yaşamınızı onun için yaptıklarınızı ve duygularınızı yazıyorsunuz. O mektubu alan kişi o mektubu eline geçtiğin de yırtıp kenara atıyor. Ne düşünürsünüz.?? İncinirsiniz değil mi?. Peki şöyle desek ne inciniyorsun ne üzülüyorsun o kağıdı için…

    Aslında o gönderdiğiniz mektup kağıt olmaktan çıktı sizin bir gölgeniz oldu,sizin o kişiye uzanan bir uzvunuz oldu.
    Sizin o kişi için taşıdığınız niyetleri temsil etmekte.
    Bir örnek verelim: Birine bir davetiye
    gönderiyorsunuz. O da davetiyeyi alıyor kenara atıyor. İşte bizde İsa Mesih’i reddetmekte, aslında O’nu göndereni reddetmiş olur. İsa Mesih’i reddeden O’nu yer yüzüne gönderen Tanrı’yı reddetmiştir. Tanrı bir davetiye gönderse,o davetiyenin mesajı ne olurdu? Davetiye bir gel çağrısıdır . Gelmeyen kişi aslında sizi reddetmiş olur. İşte İsa’ya gelmeyenler Mesih’in gel çağrısını reddetmiş demektir.

    Kabil gerçekten dışlandı mı.?
    Değersiz sayıldı mı? Tekrar oku.Yar.4.6,7

    1.) Sunundan dolayı sende reddedilmiş oluyorsun. Tanrı diyor ki:

    Seni değili senin doğru olmayan sununu reddediyorum. Senie seviyorum ,reddetmiyorum, dışlamıyorum, değersiz saymıyorum. Sadece sunundaki yanlışı reddediyorum. Sen benim sunduğumu reddettiğin için sen de reddedilmiş oluyorsun.

    2.) Bazen bizde yanlış yaptığımızda, Tanrı’nın bizi tümden dışladığını, tamamen reddettiğini sanıyoruz.
    Bu defa ne yapıyoruz? Tüm olumsuz fikirlerin oklarını kendimize çeviriyoruz ve şöyle diyoruz: Ben layık değilim!’ Böyle düşünmekle, değersizlik tuzağına düşüyoruz ondan sonrada kendimize acımaya başlıyoruz. ‘Ben önemsizim!’ düşüncesiyle acı çekmeye başlıyoruz. Romalılar 5:8’de şöyle şunları okuyoruz:

    ‘Tanrı bize olan sevgisini şununla kanıtlıyor: biz daha günahkârken, Mesih bizim için öldü’.

    TANRI’NIN, GÜNAHLI OLDUĞUMUZ HALDE BİZİ SEVDİĞİNİ BİLMELİYİZ.
    Bilmeliyiz ki biz günahkarken Tanrı bizi sevdi ve uğrumuza canını verdi. Tanrı, sevgisini kendisinden uzaklaşmış günahkarlara da sunuyor. Eğer ben kendimi günahkar olduğum için Tanrının gözünde tamamen değersiz biri olarak düşünüyorsam yanlış düşünüyorum. Tanrının bize olan sevgisi O’nun yüreğindeki tutuma bağlıdır. Bizim yaptıklarımıza değil.Tanrı bizi çok seviyor, ama yüreğimizdeki yanlışı sevmiyor.

    Tanrı sende olan günahı, sende doğru olmayan davranışı istemiyor, ama seni bütün kalbiyle seviyor. Tanrı seni çok seviyor, sana çok fazla değer veriyor. Bir insanın canından daha değerli şeyi var mı ? Canını uğrumuza veren Rab diyor ki, ‘sen benim canım kadar değerlisin’. (Yuh.17.23).

    Bu yüzden çarmıha bakan kişi yaşamı boyunca özlediği bir şeyi görebilir. Kendisine verilen değeri… HERKES ÇARMIHTA DEĞERİNİ ANLASIN! Tanrı için ne kadar değerli ve önemli olduğunu görsün.
    çarmıha bakan herkes kendi değerini çarmıhta iyi görsün ve değerini anlasın.

    Kayin doğru olan şeyi yapmış olsaydı
    reddedilmeyecekti.
    Peki Kayin neden bunu yanlış algıladı? Yüreğinde ruhsal zenginlik ve anlayış yoktu.
    Doğru olanı yapmayı istememek ne demektir
    Peki şöyle diyelim doğru olanı yapmayı reddetmek kimi reddetmektir?

    TANRI KAYİN’İ SEVİYOR MUYDU?

    1.)Tanrının Kayin e karşı bir sevgisizliği var mıydı.
    2.)Bir kişi sevmediği kişiyi uyarır mı ?
    3.)Tanrı değer verdiğini gelecek tehlike için uyarmasıyla göstermekte.

    4.)Uyarmasın ne dersin bırak Allah belasını versin der kişi.
    5.)Tanrı bela vermese de kişi bunu söyler.

    DOĞRU OLANI YAPMAYAN İÇİN BİR TEHLİKE VAR!
    Dikkat et seni benden ayıracak bir şey var. Eğer doğruyu yapmazsan o aramıza girecek.

    Tanrı’yla insanı ayıracak tek şey var, GÜNAH!
    Peki Tanrı’yla insanı bir araya getirecek şey nedir? Doğru olan şey neydi? Kahin doğru olanı biliyor muydu? Tanrı ona, ‘doğru olanı yapsaydın’ dediğine göre, demek ki biliyordu. Kahin, doğru olanın ne olacağını bilmeseydi Tanrı bu kelimeyi ona söylemezdi. Kain doğru olanı biliyordu, ama yine de kendi düşündüğünü ve doğru olduğuna inandığı şeyleri yapıyordu. Aynı bu günkü insanlar gibi.

    Bu gün insanlıkta her konuda kendi doğru bildiğini yapıyor

    Bizlerde her konuda kendi bildiğimizi yapıyoruz.
    ilişkilerimizde, yaşamımızı hep kendi bildiğimiz gibi sürdürüyoruz. Bu da bizi istemediğimiz sonuçlara sürüklüyor. O zaman Kahinden farkımız olmadığını görüyoruz. Maalesef kendi doğrularımız bizi Tanrı’dan ayırıyor. Ama kendi doğru bildiklerimizi yaparak,Tanrı’yla aramıza ayrılık koyuyoruz. Tanrı’nın doğrularıyla bizim doğrularımızın ayrı olduğunu bilmeliyiz. Fakat kendi doğru bildiklerimizi değil, Tanrı’nın söylediklerini yapmalıyız.

    Yeşaya. 55:8’de şöyle okuyoruz: ‘Çünkü benim düşüncelerim, sizin düşünceleriniz değil, sizin yollarınız benim yollarım değil’ diyor RAB.

    Yakup 4:17’de şöyle der: ‘Bu nedenle, yapılması gereken iyi şeyi bilip de yapmayan, günah işlemiş olur!’ Nedir doğru olan şey? :Kayin’in doğruyu bilip de yapmamasıydı.

    Yaratılış 4:3’te, ‘Günler geçti. Bir gün Kayin toprağın ürünlerinden RAB’be sunu getirdi’i

    BU İKİ ÇOCUK İNSALIĞI, İKİ AYRI YÖNDEN TEMSİL ETMEKTEDİRLER,

    1.) Biri gerçek tapınışı,Diğeri ise sahte tapınışı,
    2.) Biri gerçek imanı . Diğeri ise dindarlık işlerini,
    3.) Biri Tanrı çocuklarını.Diğeri ise İblis’in çocuklarını temsil edecektir.

    Tanrı insani güçle, insani doğrularla Tanrı’yla ilişki kurulamayacağını adem bahçesinde gösterdi. Ama Kain ne yapıyor? Babası gibi kendi aklının ürünüyle, kendi doğrusuylaTanrı’ya yaklaşmaya çalışıyor. Oysa Tanrı onun bu yaklaşımını, gizlenmesini ve incir yapraklarıyla örtünmesini reddetti .

    Tanrı onların çıplaklığını nasıl örtü ?
    Mesih i temsil eden Bir kurbanla. (Esinleme.13:8).
    Tanrı başka bir iş yaptı, kurban derisiyle onların ayıplarını örtü. Çünkü Kutsal Kitap şöyle der: ‘Kan olmaksızın bağışlanma ve Tanrı’ya yaklaşmak imkansızdır’ (Levililer17:11)’i okuyunuz.

    ‘Kan akıtılmaksızın bağışlanma olmaz’ (İbra.9:11-22..10:1-4).

    KEFARET: Bu kelime İbranicede ‘kafar’ sözcüğünden gelmektedir. (KAFAR, örtmek, bağışlamak anlamına gelir).

    (Levililer 16:1-2) ‘Üzerindeki Bağışlanma Kapağı’naı yaklaşmasın, yoksa ölür. Çünkü ben kapağın üstünde, bulut içinde görünüyorum ( lev.1:3,4; 8.15; Çıkış.30:10,16).

    Kurban kimi işaret ediyordu. Mesih’i işaret ediyordu. Eğer kurbanlar Mesih’i simgeliyorsa,
    KAYİN başka bir kurban sunarak ne yapmış oluyor?
    Mesih’in kurbanlığını reddetmiş oluyor.

    Tanrı, Adem’in ayıbını örtmek için Mesih’i temsil eden kurbanı bir örnek olarak sundu. Kayin de kendi anlayışına göre bir kurban sunarak Tanrı’nın örnek olarak bıraktığı yolu reddetti. Peki o yolu reddetmekle kimi reddetmiş oldu? Mesih’in kurbanlığını ve kurtarıcılığını…

    VAAD EDİLEN KİMDİ ?

    1.) Doğru kurbanı sunmakla ne yapmış oluyorum ?O vaad edilen Kurtarıcı’yı kabul etmiş oluyorum.

    2.) O zaman geçmiş dönemde kurbanı sunan kişiler şunu diyorlardı:

    3.) Sunduğum kurbanla, vaad edilen kişi aracılığıyla günahlarımın bağışlanacağına ve O’nun benim Kurtarıcım olduğuna inanıyor ve kabul ediyorum. Kısa ve öz olarak beni kurtaracak olan kişi Tanrı’nın vaadettiği Kurtarıcı olan İsa Mesih’tir diyorum.

    HABİLİN DOĞRU YAKLAŞIMI

    İbraniler 11:4’te Habil’in Tanrı’ya Kabil’den daha iyi bir kurban sunması imanı sayesinde oldu. İmanıyla doğru bir insan olarak Tanrı’nın beğenisini kazandı.

    HABİL DUYDUKLARINA İMAN ETTİ
    Habil’in kurbanı iman ile sunulduğuna göre Habil bunu Rab’bin Sözü’nden, yani göksel açıklama yoluyla yaptı. Çünkü Kutsal Söz Romalılar 10:7’de diyor ki: ‘İman, haberi işitmekle, işitmek de Mesih’le ilgili sözün yayılmasıyla olur’. Haber, Tanrı’nın Sözü’dür.

    Değerli kardeşim, Rab Habil’e açıklamada bulunmasaydı Habil bu kurban ile Rab’be yaklaşamazdı.

    KAYİNİN KENDİ EMEĞİYLE YAKLAŞIMI
    Kayin ise Rabbe imanla yaklaşmadı.

    1.) Sadece kendi emeğinin ürününü, kendi ellerinin işini Rabbe getirip bir açıdan, ‘bak ben senin için neler yaptım’ gibisinden bir tavırla Rabbe yaklaştı. Kayin’in tavrı, ferisilerin tavrı gibi.. (Luka 18:13).

    2.) Kayin’in yaklaşımı, günümüzde de birçok dindar insanın kendi iyi işlerine güvenerek Rab’be yaklaşımı gibidir. Kayin’in getirdiği üründe kendi anlayışı ile oluşturduğu bir tutum vardı.

    YAHUDANIN MEKTUBUNDAN
    Yahuda’nın mektubunda günah ve yargı konusunda kötü kişiler hakkında şöyle yazar: ‘Yahuda.1:11) ,‘Vay bunların haline! Çünkü Kayin’in yolundan gittiler!’ Ne yapmıştı Kayin? Rabbe sunusunu getirdiği zaman bunu iman ile sunmadı. İman ile yapılmayan her iş Rabbe karşıdır.

    (Romalılar14:23) İmanla yapılmayan her şey günahtır. (İbraniler.11:6,) ‘İman olmadan Rab’bi hoşnut etmek imkansızdır’.

    PEKİ BİZLER TANRI’YA TAPINMAK İÇİN
    KİM ARACILIĞIYLA YAKLAŞIYORUZ?

    Sen değerli kardeşim, Rab Allah’a tapınmak için nasıl yaklaşırsın? Duanla mı? Dindarlığınla mı? ‘Ben kimseye kötülük yapmıyorum ,kiliseye gidiyorum. Yüreğim çok kirli değil’ düşüncesiyle mi yaklaşıyorsun? Yoksa, ‘Rab ben günahkar bir kişiyim ve günahlarımın bağışlanması için senin kurtarışına, senin çarmıh üzerinde benim günahlarım için kurban ettiğin o sonsuz kurbana ihtiyacım var’ düşüncesiyle mi yaklaşıyorsun?

    KURBAN KANI OLMADAN YAKLAŞILAMAZ

    Hatırlayın kahinler bile senede bir kez kurban kanıyla Tanrı’ya yaklaşırlardı. HABİL burada o kurbana iman ettiğini, Tanrı’nın gösterdiği kurbanı kabul edip sunmakla gösterdi. KAYİN ise,çiftçiydi. Kendi sunusunu sunarken,
    vaad edilen o kurbana iman etmediğini gösterdi.

    HABİL, vaad edilen İsa Mesih’e iman eden imanlıları simgeler. KAYİN, Tanrı’yı kendi gücü ve kendi işleriyle yaşmaya ve kurtulmaya çalışıp, Tanrı’nın vaad ettiği Kurtarıcı’yı reddedenleri simgeler. Biz o kurbanı kabul etmekle İsa Mesih’i kişisel Kurtarıcımız olarak kabul ediyoruz ve bununla da kurtuluşumuzun o kurban aracılığıyla olacağını açıklamış oluyoruz.

    Bizler bu Kurban’a imanla aklanıp kurtulmuyor muyuz?

    KAYİN TANRI’NIN İSTEĞİNİ YAPACAĞINA, KENDİ İŞLERİNİ DEVREYE SOKTU

    Kayin ne yapıyor? Kendi işlerini devreye sokuyor, insani gücünü kurtuluş konusunda kullanıyor. İyiliklere ve kendi gücüne güvenen kişilerde gurur hat sefadadır. Yürekleri kırılmamış kişilerdir bunlar.

    KAYİN ADEMİN İŞLEDİĞİ GÜNAHTAN ETKİLENDİĞİNE İNANMADI

    Kayin ise günahlı olduğunu kabul etmeden, kendi işlerine güvenerek Rab’be yaklaştı. Aynı zamanda sunduğu sunu ile bir açıdan Adem’in günahıyla birlikte kendisinin de Rab’den kopmuş durumda olduğunu kabul etmedi. Sanki hiçbir şey olmamış gibi Rab’be yaklaştı. Ne yazık ki, insanın bu konudaki yaklaşımı hiç değişmemiştir.

    GÜNÜMÜZDE TANRIYA GİDEN ÇOK YOL VARDIR DİYEN BİR ÇOK İDDA VARDIR

    Günümüzde, ‘Allah’a giden birçok yollar vardır.
    Önemli olan ona ulaşmaktır’ savıyla her dinin Allah’a gittiğini savunanlar da Kayin gibi bir tutuma sahiptirler.

    Kardeşim, hangi din olursa olsun, din insanı Allah’a yaklaştıramaz. İnsanın günahı doğru ve adaletli biçimde Tanrı’nın hesap defterinden silinmeden hiçbir dinin üyesi O’na yaklaşamaz. BUNLARDAN BAZILARI Budizim, Hinduzim, Müslümanlık,Yahudilik,Yezidilik, Alevilik,
    iyiliklerle kurtuluş, buna benzer inançlarda da şunlar eklenmektedir.

    Meryem aracılığıyla da Tanrı’ya yaklaşıp kurtulmak.
    Biz bize mantıklı gelen yollarla değil Tanrı’nın vaadine dayanarak Mesih’in kanıyla kurtuluyoruz. (Yuh.3.15.Yuhn.20:31).

    BİZLER DOĞRULUĞUN MİRASCILARIYIZ.

    (İbraniler.11.7) Eski Ahit’te, tapınağın en kutsal yerine kahin kurban olmadan giremezdi. BİZLER KİLİSEYE GİDERKEN KURBAN GÖTÜRÜYOR MUYUZ?
    Mesih in kanına iman ettiğimizde o kurbanı ve kanı yüreğimize alıyoruz. İşte o kurban aracılığıyla o kutsal yere giriyoruz.

    MISIR’DAKİ KESİLEN KURBAN KANI (Mısırdan.çık.12.7).

    Fısıh bayramını Pasah bayramını hatırlıyor musunuz?
    Mısır’dan İsrail halkının çıkışında gerçekleşen bir olayı anlatıyor. O bayramda Tanrı, Mısır’dan çıkmalarına yakın, bir kurban keseceksiniz dedi İsrail halkına
    O kanı kapıların sövelerine sürün dedi.

    Ölüm meleği geldiğinde o kanı görmezse ne olacaktı ? Ölüm olacaktır tabii ki.. Eğer kan varsa önce oradan Pasah yapacak. Yani atlayacak, pas geçecek.
    ÖLÜM,TEKRAR BİR GÜN GELECEK DEĞİL Mİ ?
    (Mısır’dan.çık.12.1-15). Ölüm geldiğinde hangi yürekte o kanı, İsa’nın kanını görmezse sonsuz ölüm gerçekleşecek. Kan görürse ölüm meleği onun üzerinden atlayacak pas geçecek, üzerimizden atlayıp gidecek.

    ÜST SÖVE NEDİR & YAN SÖVE NEDİR
    YAN SÖVE : Kalptir
    ÜST SÖVE: Akıldır.Akıla Tanrısal sözü kabul etmeyi simgeler. Akıl kabul etmiş yürek kabul etmemişse bu yanlıştır. Bazen de ‘akılla kabul etmeyip yürekle kabul ettik’ deyip duygusal olarak kabul ediyoruz. Yan söve ve üst söve akıl ve yürekle iradeyle kabul etmeyi simgeler. Bir ilahi duyup ondan etkilenip sevinçle söylemek duygusal bir yaklaşımdır.

    KAYİNİN REDDETİĞİ DİĞER ŞEY

    Kayin,Rabbe getirdiği sunusuyla bir şeyi daha inkar ediyordu. Neydi bu ? Vaad edilen Rab’bin tek Kurtarıcı olduğu! Ama Kayin bunu inkar etti mi ? Evet, inkar etti, çünkü kendi ellerinin işleriyle Rab’bi hoşnut edeceğini sanmıştı. Oysa Rab’bi hoşnut eden tek şey imandır, kendi dinsel işlerimiz değil!

    Tit.3:5) ‘Kurtarıcımız Tanrı bizi, doğrulukla yaptığımız işlerden dolayı değil, kendi merhametiyle, yeniden doğuş yıkamasıyla ve Kurtarıcımız İsa Mesih aracılığıyla üzerimize bol bol döktüğü Kutsal Ruh’un yenilemesiyle kurtardı’.

    KAYİN RABBE GETİRDİĞİ SUNUYLA MESİHİN KURTARICILIĞINI İNKAR ETMİŞ OLDU

    Habil ile Kayin arasındaki fark onların ayrı karakter özelliklerine değil, Rabbe getirdikleri sunuların niteliğine dayanıyordu. AYRI KARAKTERLER SORUN DEĞİLDİ. Bu iki genç aynı anne ve babanın çocuklarıydılar. Aynı sütü emdiler, aynı evde yetiştiler,aynı ruhsal eğitimi aldılar. Burada genlerden söz edilemez. Kayin’i düşünürken, onun alkolik bir büyük babanın genetik etkisiyle dünyaya küsmüş olan bir delikanlıyla yüzyüze değiliz.

    Habil’i düşündüğümüzde de onun iyi yürekli bir büyükanneden kalma iyi bir huya sahip olduğunu varsayamayız. Zaten bunların nineleri dedeleri yoktu ki. Fark, nineden ya da dededen kalma özelliklere değil, Rab’be sundukları kurbana dayanıyordu.
    Rom 3:25,,, Rom 10:3
    Gerçekten kurtulmuş bir kişi iyiliğin ve başka yolların Tanrı katında kurtuluş yolu olmadığını yürekten kabul eder.

    KURTULUŞU MESİH SAĞLAMIŞTIR
    Rom 4:25,, 2 Kor 5:21 İman etmekle kazanılan doğruluk,Fil 3:7-9

    KAYİNİN ALGILAMASI
    Kayin algılamasından kaynaklanan bir çatışma var.
    O istiyor ki beni benim istediğim yolla ve yanlışımla da kabul et. Ben sana benim için en mantıklı ve en değerli ürünümü getirdim. Doğrusu yanlışı önemli değil, beni benim istediğim gibi kabul et. Benim doğrularımı onayla.
    Tanrı’dan şunu bekliyor: Kendi yanlışını doğru gibi kabul etsin. Önemli olan benim bir şey yapmam değil mi?

    gv

    #31493
    Anonim
    Pasif

    Bu güzel paylaşımınız için teşekkür ederim,

    Kendi iyi işlerimizle değil, kendi doğrularımızla değil, ancak İsa Mesih’e imanla kurtuluyoruz. Kutsal Kitap’ta dendiği gibi: ‘İyi işlerimiz Tanrı’nın gözünde kirli, pis bir paçavra gibidir’.

    İlk atalarımız olan Adem ve Havva’nın oğulları olan Habil ve Kayin bunun güzel bir örneği.. Birisi KENDİ EMEĞİNİN İŞİ olan sunuyu sundu Tanrı’ya ve Tanrı bu sunuyu kabul etmedi; diğeri ise bir KURBAN sundu. Bu kurban, Tanrı’yı hoşnut etti, çünkü bu sunuyu sunması imanı sayesinde gerçekleşti. Kurban, Mesih’i temsil ediyordu. Kan dökülmeksizin kurtuluş olmaz, ama hamdolsun ki, Rabbimiz, Mesihimiz, bizim yerimize kanını dökerek, canını vererek kurban oldu, bizlere kurtuluş yolunu açtı. Bizler de iyi işlerimizle değil, ama Mesih’e İMANLA kurtuluyoruz.

    Sevgilerimle

2 yazı görüntüleniyor - 1 ile 2 arası (toplam 2)
  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.