ANASAYFA Forum EN ÇOK SORULANLAR En Çok Sorulan Sorular Islam Peygamberi Muhammed’in adi Tevrat ve Incil’de Geciyor mu?

  • Bu konu 4 izleyen ve 6 yanıt içeriyor.
7 yazı görüntüleniyor - 1 ile 7 arası (toplam 7)
  • Yazar
    Yazılar
  • #24993
    Armagan
    Anahtar yönetici

    Muhammed Adının İncil ve Tevrat’da Geçtiğinin İddia Edildiği Ayetler

    muhammed.jpg

    Kuran’ın Saf suresine şöyle bir ayet vardır,
    6. Hatırla ki, Meryem oğlu İsa: Ey İsrailoğulları! Ben size Allah’ın elçisiyim, benden önce gelen Tevrat’ı doğrulayıcı ve benden sonra gelecek Ahmed adında bir peygamberi de müjdeleyici olarak geldim, demişti. Fakat o, kendilerine açık deliller getirince: Bu apaçık bir büyüdür, dediler.
    Bütün İslami yazarlar bu ayete bakarak, İncil ve Tevrat’ın Hz. Muhammed’in geleceğini müjdelediğini iddia ederler.
    Ancak, ne İncil, ne Tevrat, ne de Zabur’da , bu konuyla ilgili en ufak bir işaret yoktur. İslam inananlar bu olmayan işaretin peşine düşerek önceki kutsal kitapların, Hz. Muhammed’in geleceğini müjdelediğini ispatlama gayreti içine girince ortaya komik durumlar çıkar. Bunlara bir kaç örnek verelim.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Nitekim Habkuk Kitabında şöyle deniliyor : Allah Tur-i Sina’dan, Kudsi Faran Dağı’ndan geldi, Muhammed’in kıymetinden sema bir açılsa ve hamdinden yeryüzü bir dolsa .. Ey Muhammed, oklar senin emrinle tam bir kanış kanacak, yeryüzü nehirlerle gürleyecek. Seni dağlar gördü titredi, sel yağmurları senden bir yana çekildi.

    Hak Dini Kuran Dili Cilt 1. Syf . 414 – 415

    Öncelikle Elmalılı Hamdi Yazır’ın Tevrat’da Habkuk diye adlandırdığı bölüm, Nahum’dan sonra gelen Habakkuk’dur . Tevrat’ın hiçbir yerinde Hz. Muhammed’in ismi geçmediği gibi, bu bölümde de Muhammed ile ilgili bir benzetme söz konusu değildir.

    Elmalılı Hamdi Yazır’ın alıntı yaptığı bölümün tamamı aşağıdaki gibidir.

    Habakkuk Bölüm / 3

    Hab . 3:1 Peygamber Habakkuk’un Duası – Şigyonot Makamında

    Hab . 3:2 Ya RAB, ününü duydum ve yaptıklarının karşısında ürperdim. Günümüzde de aynı şeyleri yap, ya RAB, Şimdi herkes bilsin neler yapabildiğini. Öfkeliyken merhametini anımsa!

    Hab . 3:3 Tanrı Teman’dan , Kutsal Tanrı Paran Dağı’ndan geldi. Sela Görkemi kapladı gökleri, O’na sunulan övgüler dünyayı doldurdu.

    Hab . 3:4 Güneş gibi parıldıyor, Elleri ışık saçıyor. Gücünün gizi ellerinde.

    Hab .3:5 Yayılıyor salgın hastalıklar önüsıra , Ardısıra da ölümcül hastalıklar.

    Hab . 3:6 Duruşuyla dünyayı sarstı, Titretti ulusları bakışıyla, Yaşlı dağlar darmadağın oldu, Dünya kurulalı beri var olan tepeler O’na baş eğdi. Tanrı’nın yolları değişmezdir.

    Hab .3:7 Kuşan çadırlarını çaresizlik içinde gördüm, Midyan konutları korkudan titriyordu.

    Hab . 3:8 Ya RAB, nehirlere mi öfkelendin? Gazabın ırmaklara mı? Yoksa denize mi kızdın da, Atlarına, yenilmez savaş arabalarına bindin?

    Hab .3:9 Gerdin yayını, Okların içtiğin antlardır. Sela Yeryüzünü akarsularla yardın.

    Hab .3:10 Sarsıldı dağlar seni görünce, Seller her yanı süpürüp geçti. Engin denizler gürledi, dalgalar yükseldi.

    Hab . 3:11 Uçuşan oklarının pırıltısından, Parlayan mızrağının ışıltısından, Yerlerinde durakaldı güneş ve ay.

    Hab . 3:12 Gazap içinde ilerledin yeryüzünde, Ulusları öfkeyle çiğneyip ezdin.

    Hab . 3:13 Kendi halkını, seçtiğin ulusu kurtarmaya geldin. Kötü soyun başını ezdin, Soydun onu tepeden tırnağa. Sela

    Hab . 3:14 Başını kendi mızrağıyla deldin. Askerleri fırtına gibi gelmişti bizi dağıtmaya, Saklanan düşkünleri yok etmiş gibi seviniyorlardı.

    Hab . 3:15 Sense atlarınla çiğneyip geçtin büyük denizleri, Sularını köpürterek…

    Hab .3:16 Sesini duyunca yüreğim hopladı, Seğirdi dudaklarım, Kemiklerim eridi sanki, Çözüldü dizlerimin bağı. Ama bize saldıran halkın felakete uğrayacağı günü Sabırla bekleyeceğim.

    Hab .3:17 Tomurcuklanmasa incir ağaçları, Asmalar üzüm vermese, Boşa gitse de zeytine verilen emek, Tarlalar ürün vermese de, Boşalsa da davar ağılları,Sığır kalmasa da ahırlarda,

    Hab . 3:18 Ben yine RAB sayesinde sevineceğim, Kurtuluşumun Tanrısı sayesinde sevinçten coşacağım.

    Hab . 3:19 Egemen RAB gücümdür benim. Ayaklarıma geyik ayağının çevikliğini verir. Aşırtır beni yükseklerden.

    Şimdi ayetin aslından, Hamdi Yazır’ın alıntı yaptığı bölümlerde ifadeleri nasıl saptırdığına bakalım,

    Allah Tur-i Sina’dan, Kudsi Faran Dağı’ndan geldi, Muhammed’in kıymetinden sema bir açılsa ve hamdinden yeryüzü bir dolsa ..

    Hamdi Yazır , bu ayeti gönlünden geçtiği şekilde aktarmayı daha ugun buluyor.

    Ayetin aslı ;

    Bölüm / 3 ,

    Hab . 3:3 Tanrı Teman’dan , Kutsal Tanrı Paran Dağı’ndan geldi. Sela Görkemi kapladı gökleri, O’na sunulan övgüler dünyayı doldurdu.

    Hamdi Yazır ayetleri harmanlayarak, kısa bir anlatımla geçiyor,

    Seni dağlar gördü titredi,

    Ayetin aslı ;

    Hab . 3:6 Duruşuyla dünyayı sarstı, Titretti ulusları bakışıyla, Yaşlı dağlar darmadağın oldu, Dünya kurulalı beri var olan tepeler O’na baş eğdi. Tanrı’nın yolları değişmezdir.

    Hab .3:7 Kuşan çadırlarını çaresizlik içinde gördüm, Midyan konutları korkudan titriyordu.

    Ey Muhammed, oklar senin emrinle tam bir kanış kanacak, yeryüzü nehirlerle gürleyecek. sel yağmurları senden bir yana çekildi.

    Ayetin aslı ;

    Hab . 3:11 Uçuşan oklarının pırıltısından, Parlayan mızrağının ışıltısından, Yerlerinde durakaldı güneş ve ay.

    Hab . 3:15 Sense atlarınla çiğneyip geçtin büyük denizleri, Sularını köpürterek…

    Görüldüğü gibi Hamdi Yazır , okuyucunun nasıl olsa bir araştırma içine girmeyeceğinden emin bir şekilde, diğer bir çok İslami yazarın yaptığını yaparak, Hz. Muhammed’i yüceltmek için olmadık saptırmalar içine girmekte ve okuyucuyu yanlış bilgilendirmektedir. Bunları okuyan Müslümanlar da, Tevrat’ın Muhammed’den hem de övgüyle bahsettiğine kolaylıkla inanabilmektedirler.

    ***********************************

    Fethullah Gülen

    İnsanlığın İftihar Tablosu Sonsuz Nur 1. Cilt Syf . 41- Zaman Yayınları

    Fethullah Gülen Hoca, Tevrat’ta Hz. Muhammed’in gelişinin bildirildiğini Tevrat’ın Tesniye Bap / 33 de Hz. Muhammed hakkında aşağıdaki ayetin bulunduğunu iddia ediyor.

    ‘Onun yanında binlerce tertemiz, pırlanta misali ashabı olacaktır. Ve sağ elinde ateşten balta bulunacaktır.’

    Tevrat’ın Tesniye bölümünde böyle bir ayet yoktur. Bir peygamberin gelişi ile ilgili ayet varsa da o ayetin Muhammed ile ilgisi yoktur.

    Tesniye Bölüm / 18

    Yas 18: 15 Tanrınız RAB size aranızdan, kendi kardeşlerinizden benim gibi bir peygamber çıkaracak. Onu dinleyin.

    Yas 18: 16 Horev’de toplandığınız gün Tanrınız RAB’den şunu dilemiştiniz: `Bir daha ne Tanrımız RAB’bin sesini duyalım, ne de o büyük ateşi görelim, yoksa ölürüz.>

    Yas 18: 17 RAB bana, ` Söyledikleri doğrudur> dedi.

    Yas 18: 18 ` Onlara kardeşleri arasından senin gibi bir peygamber çıkaracağım. Sözlerimi onun ağzından işiteceksiniz. Kendisine buyurduklarımın tümünü onlara bildirecek.

    Fethullah Gülen Hoca’da diğerleri gibi, Kutsal Kitaplarda görmek istediği ayetleri, nasılsa okuyan herkes sorgusuz sualsiz kabul eder diye, kendi kafasından uydurmakta.

    ********************************

    Dr. Said Başaran

    Zafer Dergisi / Kaçırılan Kitap Başlıklı Yazı Syf . 19

    ‘Ey muallimi dünyaya geleceğinden bahsettiğiniz o zat kimdir sualine Hz.İsa (AS), ‘O Muhammed Resulullahtır ‘ cevabını vermiştir. ( Yuhanna İncili Bap 16 Ayet 13 )

    Bahsi geçen ayetin aslı aşağıdadır,

    Yu 16:13 Ne var ki O, yani Gerçeğin Ruhu gelince, sizi her gerçeğe yöneltecek. O kendiliğinden konuşmayacak, yalnız işittiklerini söyleyecek ve gelecekte olacakları size bildirecek.

    Ayette, hiç bir şekilde Muhammed’in adı geçmemektedir. Müslümanlar, ‘O yani Gerçeğin Ruhu’ ifadesini, dayanaktan yoksun olarak hemen Muhammed’e atfetmek istedikleri için, böyle bir saptırmaya girmektedirler.

    İncil’in hiçbir yerinde Hz. Muhammed’in adı geçmez. Zaten böyle olsaydı, Müslümanlar bunu bütün kitap, gazete ve TV lerde yıllardır bağıra bağıra söylerlerdi.

    Bu iddia da, nasılsa inanırlar diyerek, müslümanları şaşırtmak ve kasıtlı şekilde yönlendirmek için uydurulmuş bir yalandır.

    ********************************

    Yeni Çağrı Dergisi

    Aylık İslami Dergi-Mayıs 1993

    Sadece Barnaba İncil’inde değil, diğer bütün İnciller’de efendimizden bahsetmektedir… Yuhana İncil’i Bap 16/13 de şöyle denilmekte, – Ey muallim dünyaya geleceğinden bahsettiğiniz o zat kimdir- sualine Hz. İsa (as) ‘O Muhammed Resulullahtır ‘ cevabını vermiştir.

    İslama inananlar genelde birbirlerini taklit ettiklerinden, biri ne hata yapıyorsa öteki de aynı hatayı tekrar etmektedir. Biraz önce Said Başatan’ın yaptığı hatanın aynısı burada da görülmekte.

    Yuhanna Bölüm 16 Ayet 13

    Yu 16:13 Ne var ki O, yani Gerçeğin Ruhu gelince, sizi her gerçeğe yöneltecek. O kendiliğinden konuşmayacak, yalnız işittiklerini söyleyecek ve gelecekte olacakları size bildirecek.

    Ayet Muhammed’den bahsetmiyor ama, İslami Yazarlar Muhammed ismini hemen ayetin bir köşesine koyuveriyorlar.

    ********************************

    Şerif Ali Minaz

    Yazar, Müjdelerle Gelen Son Peygamber adlı kitabın 11. sayfasında şöyle diyor ;

    Yüce Allah, Zebur’u Davut Peygambere göndermişti. Aradan yıllar geçince bu kutsal kitabın orijinali kayboldu. Buna rağmen değiştirilmiş Zeburlar’da da bazı gerçekler bozulmadan devam edegelmişti . İşte Yunanca bir Zebur’da Allah, Davut Peygamberine şöyle buyuruyordu ; ‘Senden sonra, kitap sahibi bir peygamber göndereceğim. Bu peygamberin saçtığı nur doğu ve batıyı aydınlatacak. O’na ilk inananlar Arap milletinden olacak. O’na inat edip, düşman olanlar perişan kalacak. O’na bütün ülkelerin sultanları itaat edecek. O’nun dini ve getirdiği kurallar kıyamete kadar baki kalacak.

    Yalanın bu kadarına da pes demek gerekir. bukadar Tabi ki Tevrat’ın hiçbir yerinde böyle bir ayet olmadığı gibi, bu ifadelere benzer hiç bir ayet de yoktur.

    #29020
    Armagan
    Anahtar yönetici

    Maalesef Kulaktandolma Hikayeler Müslümanlar Arasında çok yaygın..

    İnsan her duyduğu şeyi sorgusuz sualsiz gerçek olarak kabul etmeli midir?
    İnsan her okuduğu şeyi sorgusuz sualsiz gerçek olarak kabul etmeli midir?
    İnsan Tv haberlerinde görüp duyduğu her haberi gercek olarak kabul etmeli midir?
    İnsan internette bulup okuduğu her konuyu gerçek olarak kabul etmeli midir?

    Aklı olan ve bu aklını kullanmak isteyen birisi bu soruların hepsine de ‘Hayır’ cevabını vermelidir.

    Ya yalansa..??
    Ya yanlış ve gerçekdışı bilgiler varsa??
    Ya kasten uydurulduysa??


    Yalan, yanlış ve sahte bilgilerle yola çıkmak insanı yıkıma götürebilir.

    Bu nedenle, kaynağı ne olursa olsun, her duyduğunuza, okuduğunuza tek taraflı inanmayın. Gerçeğe ancak tarafsız bir şekilde araştırarak ulaşabilirsiniz. Her zaman her iddianın karşi cevabının da var olduğunu gözönünde bulundurarak, cesaretle arastırmaya ve öğrenmeye devam edin.

    Yoksa haliniz gülünç olur ve konuyu bilenler karşısında küçük düşersiniz.

    #29089
    Anonim
    Pasif

    bu isaret yoktur ama önce den vardi. Kaldirilmasini da anlamak güc degil. Kaldirilmasaydi , aciktan Islama bir davet söz konusu olurdu ki, bugün hangi dinin
    gercek din oldugu tartismasina gerek kalmazdi.

    #29080
    Anonim
    Pasif

    kuranda da teslis var…

    nerdeyse her ayetee ” biz” diyor

    #29087
    Anonim
    Pasif

    @güvercin 5565 wrote:

    bu isaret yoktur ama önce den vardi. Kaldirilmasini da anlamak güc degil. Kaldirilmasaydi , aciktan Islama bir davet söz konusu olurdu ki, bugün hangi dinin
    gercek din oldugu tartismasina gerek kalmazdi.

    İşte asıl bahsettiğimizde bu bi işaret yok sizin tanrınızdan olamazda tanrımız bu günde bana ve inanlı kardeşlerime işaretler gönderiyor.Ben ben kendi adıma yaşadığım mucizelerden birini aktariim.

    Ben daha önce müslümandım cuma namazlarına gider yatmadan önce dua okurdum.Fakat zamanla haberleri müslüman alimlerin davranışlarını incelediğimde kafam karışıyordu.Kendi kendime bu adamlar birer peygamber değil ve islamın gerekliliklerini yerine getiremiyorlar da olabilir dedim ve kuranın türkçe mealini okudum evet bir çok yanlış mevcuttu müslümanların davranışlarını tartışabilirsin yanlışlarını beyan edebilir ve kendi kafanda çözümleyebilirsin fakat kitabın kendisini yalanlamak yani size çocukluğunuzdan beri gözünüze sokulan,geleneklerin düzenlendiği vs… gibi size ket vurmuş bir dinin kitabını kendi kafanızdada olsa yalanlamak çok zor ve ağır bir konuydu.Bu yanlışları bir hafta boyunca düşündüm düşündüm derken neden aceba bunun için değilde bunun içinmiydi gibi sadece farklı açılardan bakmak değildi,beni korkutuyorduda çünkü ben inançlıydım ve dediğim gibi inancını kendi kendine çürütmen çok ağır birşeydi.Bir hafta sonra aklıma birde hristiyanlığı araştırayım bakalım bu maddi yanlışlar ve tutarsızlık hakkında neler diyordu aceba hristiyanlık neydi o yaratıcılık nedir?ne için bu dünyadayız?gerçek nedir?gibi sorulara ne yanıtlar veriyordu.İlk önce sitelerden dökümanlardan vb. kaynaklardan yüzeysel bir araştırma yaptım.Evet tamamiyle benim aklım ve mantığımla eşit doğrultuda cevaplar veriyordu.O an bir karmaşanın içine düşmüştüm.Ne yani hrististiyanmı olacaktım..!araştırmam 4 gün sürmüştü.4.günün sonunda durum o kadar ağır gelmiştiki 2 saat boyunca oturup tanrıya yakardım;”İsa Mesih eğer gerçekten tanrının oğluysan lütfen bana bir işaret ver zor durumdayım.gerçekten Mesihsen bana bir işaret gönder buna ihtiyacım var beni bu boşlukta bırakma.”Bu cümleleri 2 saat boyunca aralıksız tekrar ettim.Son 10-15 dakika cümlelerle birlikte gözyaşlarıda akıyordu ve uyudum rüyamda O gerçek tanrı bana işaret gönderdi.Saçları onuzlarına kadar çarşafa sarılı vucuduyla orda yarım metre yüksekte biri duruyordu.yüzü elleri ve ayakları ışık gibi parlıyordu ve bu işık neticesinde görülmüyordu.Bana elini uzattı ve ben isa mesih dedi.Normalde böyle bir görüntü karşına geldiğinde korkarsın doğa üstü bir durum mevcut.Fakat içimi o kadar derin bir huzur kapladıki içimi hayatım boyunca o kadar mutlu hissetmemiştim kendimi ve hiçbir şey o kadar mutlu ve huzurlu edemezdi size o duyguyu anlatamam.Her gece yatmadan önce bana bir kere daha görün baba diye dua ederim.

    İşte bize işaret veriliyor ister inanın ister inanmayın ben kurtuldum.Aslında beni ilgilendirmez sizinde bu kurtuluşa dahil olmanız fakat Rabbim bana diyorki müjdeyi yay bende onun için çabalıyorum sizde isteyin krallığının kapıları size sonsuza kadar açılacaktır.

    #29107
    Anonim
    Pasif

    @zfrkrblt 5580 wrote:

    İşte asıl bahsettiğimizde bu bi işaret yok sizin tanrınızdan olamazda tanrımız bu günde bana ve inanlı kardeşlerime işaretler gönderiyor.Ben ben kendi adıma yaşadığım mucizelerden birini aktariim.

    Ben daha önce müslümandım cuma namazlarına gider yatmadan önce dua okurdum.

    Ona bakarsan ben de önceden hiristiyandim sonradan müslüman oldum.
    Sonradan müslüman olanlarin sayisi daha coktur.
    Kardes ben senin önceden müslüman olduguna inanmiyorum.
    Senin dedigin celiskileri ben niye bulamiyorum acaba, ama incil da celiskiden akla yatkin olmayisindan devam okuyasim bile gelmiyor.

    #29111
    Anonim
    Pasif

    @Nasirali 5569 wrote:

    kuranda da teslis var…

    nerdeyse her ayetee ” biz” diyor

    Azamet Nûnu ve Çoğul Kalıbı(Biz kelimesinin hikmeti)

    Bu hikmetlerden bazılarını anlayabilmek ve o latif nükteleri kavrayabilmek için öncelikle Arap dilinin karakteristik hususiyetlerine bakmak gerekir. Bazı lisanlarda olduğu gibi, Arapça’da da tevazu ve mahviyet sadedinde “ben” yerine “biz” denmesi ya da bazen başkalarını tezkiye ve tenzih için “biz” denilecek yerde “ben” sözünün tercih edilmesi çok vâkidir. Şu kadar var ki, izzet, itibar, şan ve şöhret sahibi birisi “biz” dediği zaman Araplar bunu belâgata uygun görürler; aksine sıradan bir insan “biz” dediğinde ise, onu gurur ve kibir emaresi sayarlar.

    Ayrıca, Arapça’da fiil sîgalarına eklenip çoğul (cem’) mana ifade eden “nun” harfine “azamet nûnu” da denilir; çünkü bu harf, genellikle çokluk ifade etse bile, kimi zaman da azamet, ululuk ve yücelik bildirir; sözü söyleyen kimsenin hürmete değer bir kimse olduğunu gösterir. O türlü beyanlardaki “biz” ifadesinden maksat, adet bakımından kesreti değil, güç ve kudretin büyüklüğünü belirtmektir.

    Aslında, biz de çoğu zaman kendi şahsımızdan bahsederken “tek” olduğumuz halde, “ben” yerine, “biz” demeyi yeğleriz; çünkü, “biz” sözü, daha mütevâzı, daha nâzik, daha müşfik ve kendini nefye daha münasip bir beyandır. Dahası, bazen muhatabımız tek kişi de olsa, ona hürmeten ve nezaketen “siz” diye hitap ederiz. Mezkur maksatları gözeterek ister “biz” diyelim ister “siz”, hiç kimse bu türlü bir beyanı yadırgamaz ve ondan çoğul manası çıkarmaz.

7 yazı görüntüleniyor - 1 ile 7 arası (toplam 7)
  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.