• Bu konu 11 izleyen ve 24 yanıt içeriyor.
15 yazı görüntüleniyor - 1 ile 15 arası (toplam 25)
  • Yazar
    Yazılar
  • #25501
    Anonim
    Pasif

    selamın aleyüm , bir müslüman olarak (elhamdulillah) ilk sormak istediğim soru , Hz.isa zamanındaki incil de bir virgül olsa dahi değişlik olmuş mudur?

    #30300
    Anonim
    Pasif
    milked3;8790 wrote:
    selamın aleyüm , bir müslüman olarak (elhamdulillah) ilk sormak istediğim soru , Hz.isa zamanındaki incil de bir virgül olsa dahi değişlik olmuş mudur?

    Tanri`nin esenligi uzerinize gelsin, forumumuza hosgeldiniz,

    Oncelikle bizim inandigimiz Tanri cok guclu bir Tanridir, Onun sozunu kimse degistiremez, Cunku Tanri vaad etmistir, Benim sozumu kimse degistiremez diye, ve yine bize gore Tanri asla yalan soylemez, bu sebeplerden dolayi Incil`den bir virgul dahi olsa !!! degismemistir,

    Ayrica bu soruya cevaplar ayrintili bir sekilde asagidaki linkini verdigim forumuzun bolumunde mevcuttur, bir goz atmanizi temenni ederim,

    http://www.hristiyanturk.com/forumdisplay.php?f=53

    #30364
    Anonim
    Pasif

    Ayrıca bugün Londra da ve de Irlanda da Chetter Beaty müzesinde korunmada bulunan en eski Yeni Ahit yazmaları mevcuttur.
    Eski Ahit’te keza öyle bu kitapların en eski yazmaları halen mevcuttur.1948 yılı sanırım olacak Filistin de bir çoban çocuğun bulduğu Ölü Deniz Tomarları konusunu okumanızı tavsiye ederim.Milattan çok eskiye ait Eski Ahit yazmaları ve de M.S 75-100 yıllarına ait Yeni Ahit yazmaları olduğunu göreceksiniz…
    Ayrıca herşeye gücü yeten tanrı bir kitabını korumaktan aciz değildir bence…
    Neden sizce Tevrat Zebur İncil i korumadı da bizim tanrı kelamı olarak saymadığımız,müslümanların saydığı Kuran ı korudu?Araplara bir kıyak mı yapayım dedi acaba?
    Kutsal yazılardan yaradılıştan itibaren tanrının planını anlamaktayız ayrıca ben bunu hep diyorum size de tavsiyem mutlaka Kutsal Kitabı okumanız ve de özellikle de Galatyalılar bölümündeki ayetleri okuyup üzerinde düşünmenizdir.
    Saygılarımla!

    #30885
    Anonim
    Pasif

    ben kendi düşüncem ile cevap vermek istiyorum bir idda degil sadece farklı bir görüştür..

    bazı arkadaslar Tanrı sözü degişmez diyorlar buna kesinlikle katılıyorum,
    incilin tanrı sözü oldugundan yola cıkarak incilde asla degişmemiştir diyorlar ben burada düşünce ayrılığana düşmekteyim cünkü bence incil direk olarak Tanrı kelamı degil Tanrı kelamının yer yüzüne olan yansımasıdır ve yansımada degişme olabilir fakat özü herzaman aynıdır, Tanrı zamanı geldiginde sözlerini tekrar yollar başka bir din yada kitap olarak ben bunu düşünüyorum…

    misal;

    su birikintisi durgunsa insan gölgeside düzgün ve orjinaldir, ama eger yagmur yada rüzgar varsa görüntü sadece aynı renkleri taşır ve bulanıktır hatta bazen görüntü gerçekten cok uzaktır…

    #30886
    Anonim
    Pasif

    @safter 9759 wrote:

    ben kendi düşüncem ile cevap vermek istiyorum bir idda degil sadece farklı bir görüştür..

    bazı arkadaslar Tanrı sözü degişmez diyorlar buna kesinlikle katılıyorum,
    incilin tanrı sözü oldugundan yola cıkarak incilde asla degişmemiştir diyorlar ben burada düşünce ayrılığana düşmekteyim cünkü bence incil direk olarak Tanrı kelamı degil Tanrı kelamının yer yüzüne olan yansımasıdır ve yansımada degişme olabilir fakat özü herzaman aynıdır, Tanrı zamanı geldiginde sözlerini tekrar yollar başka bir din yada kitap olarak ben bunu düşünüyorum…

    misal;

    su birikintisi durgunsa insan gölgeside düzgün ve orjinaldir, ama eger yagmur yada rüzgar varsa görüntü sadece aynı renkleri taşır ve bulanıktır hatta bazen görüntü gerçekten cok uzaktır…

    Sevgili safter,
    Yazmış olduğunuz görüşlerinizi okuyunca ben de kendi kendime sorular sormaya başladım…

    Eğer incil Tanrı’nın sözü değilse; Hz. İsa’yı kitap gönderilmemiş demek midir?

    Eğer Tanrı sözünün yeryüzüne yansımasını göndermiş ise; bu yansımanın en küçük rüzgarda bulanıklaşacağını da bilerek göndermiştir elbette…

    Tanrı’nın böylesine geçici ve en küçük kıpırdamada bulanıklaşıp yok olacak ya da değiştirilebilecek bir yansımayı (zaten algısı/anlayışı O’nun yanında bir hiç olan) biz insanlara yollayabilmesi konusunda ne düşünmeli? :confused:

    #30890
    Anonim
    Pasif
    Kayra;9761 wrote:
    Sevgili safter,
    Yazmış olduğunuz görüşlerinizi okuyunca ben de kendi kendime sorular sormaya başladım…

    Eğer incil Tanrı’nın sözü değilse; Hz. İsa’yı kitap gönderilmemiş demek midir?

    Eğer Tanrı sözünün yeryüzüne yansımasını göndermiş ise; bu yansımanın en küçük rüzgarda bulanıklaşacağını da bilerek göndermiştir elbette…

    Tanrı’nın böylesine geçici ve en küçük kıpırdamada bulanıklaşıp yok olacak ya da değiştirilebilecek bir yansımayı (zaten algısı/anlayışı O’nun yanında bir hiç olan) biz insanlara yollayabilmesi konusunda ne düşünmeli? :confused:

    Sevgili Kayra,

    Mesih İsa’ya zaten bir kitap gönderilmemiştir. Mesih İsa yaşamıştır, ölmüştür (göklere çıkmıştır) ve Mesih İsa’nın yer yüzünü terk edişinden sonra havariler İncil’i yazmışlardır.

    Sanırım safter arkadaşımızın bahsettiği nokta da burada başlıyor. Yani Tanrı sözü Tanrı’nın söylemiş olduğu sözdür. Tanrı sözünün yanısması ise, havarilerin duymuş oldukları Tanrı sözünü kağıda dökmeleridir.

    Gerçi bu nokta da Hristiyanlık üçlü birlik kuramını kabul eder ve havarilerin Kutsal Ruh sayesinde İncil’i yazdıklarını söylerler.

    #30892
    Anonim
    Pasif

    Size esenlik olsun;

    Size doğrusunu söyleyeyim, yer ve gök ortadan kalkmadan, her şey gerçekleşmeden, Kutsal Yasa`dan ufacık bir harf ya da bir nokta bile yok olmayacak.
    Matta 5:18

    Yer ve gök ortadan kalkacak, ama benim sözlerim asla ortadan kalkmayacaktır.
    Matta 24:35

    Kutsal Yazılar`ın tümü Tanrı esinlemesidir ve öğretmek, azarlamak, yola getirmek, doğruluk konusunda eğitmek için yararlıdır.
    2. Timoteos 3:16

    Evet biz Hristiyanlar Kutsal Yazıların kaleme alanlara Kutsal Ruh tarafından dikte ettirildiğine inanıyoruz çünkü RAB bize öğle inanmamızı öğretti. Sürekli aynı şeyleri söylüyorum ama Kutsal Kitap kendi varoluşunda bir bütündür ve onu doğru algılamak için o bütünlük içerisinde değerlendirmek gerekir. Mesih İsa yaşayan Söz’dür. O’nun ardından kaleme alınanlarda yansıma değil aktarımdır. Kelimeler üzerinde akrobasi yapacak isek evvela ayaklarımızın bastığı yeri iyi kontrol etmeliyiz. Boşluğa adım atarsak yaralanırız.

    Sözün yansımasını ancak imanlı yaşayışına uyarlarsanız söz konusu olur. Şöyle ki; imanlı Tanrı sözünü temel alarak ve Ruh’un yönlendirimi ile yaşar fakat günahlı doğamız nedeni ile sözün her daim bizlerden doğru yansımasını göremeyiz. Nitekim bunu ilk İncilde sevgili iman ağabeyimiz Petrus ile görüyoruz. Mesih koşulsuz itaati öğretmişti fakat o ilk denenmede inkar etmeyi seçti. Bizlere verilen bu ders ile biliriz ki gücümüzün temel dayanağı yalnızca ve sadece YHVH’dir.

    Ama Kitap’ın değiştirilmesi konusu ilgilenmek istiyorsanız lütfen Orhanant kardeşimin verdiği linke bakın.

    RAB algılayışınıza hikmet, zihninize bilgelik versin!

    #30896
    Anonim
    Pasif

    Sevgili advertiser,

    Yazılanlar Kutsal Ruh tarafından dikte ettirildiği için yazılanlarında hatasız olduğunu söylüyorsunuz dimi? Aslında bu konuda bende sizinle hem fikirim (Genel anlamda Pavlus aklımı kurcalasa da sizinle hem fikir olduğumu söyleyebilirim).

    Biliyoruz ki Hristiyanlığın tüm mezheplerinde ki din görevlileri ayine başlamadan önce Kutsal Ruh’tan yardım isterler ve sonra konuşurlar… Şimdi size sorum şu olacak. Kutsal Ruh’tan yardım isteyen din görevlileri hiç mi hata yapmıyorlar?

    Eğer cevabınız, her insanın hata yapabileceği gibi, din görevlilerin de hata yapacağıysa… O zaman demek oluyor ki İncil’i yazanlar sadece Kutsal Ruh’tan yardım almamış. Tanrı onlara özel olarak yardım etmiş. Bu olay için bir şekilde seçilmişlik diyebilirim. Ve böylece o kişiler İncil’i yazarlarken sıfır hata yapmışlar… Peki böyle bir durumda, o zaman ‘Aziz’lik mertebesini nasıl red edebiliyorsunuz?

    #30894
    Armagan
    Anahtar yönetici

    Sevgili Burc kardesim,

    Bu yazinizla neye vurgu yapmak istediginizi tam anlayamadim. Diyorsun ki, “İncil’i yazanlar sadece Kutsal Ruh’tan yardım almamış. Tanrı onlara özel olarak yardım etmiş…” Kutsal Ruh’tan yardim almak ile “Tanri’nin özel olarak yardim etmesi” arasindaki faki nasil bulacagiz? Tanri bir kimseye yardim ediyorsa bunu zaten Kutsal Ruhu araciligiyla yapiyor.

    Tanri bana özel olarak yardim etti diye beni nicin aziz mertebesine cikartasin ki? Tanri bana özel olarak yardim ettiyse, bu sadece Tanri’nin lütfudur ve ben bunu kendi iyiligimle, gücümle, dindarligimla hakketmemisimdir. Durum böyle olunca nereye bakacagimiza cok dikkat etmeliyiz. Lütfun Kaynagi ve bu yardimi yapan Tanri’ya mi, yoksa kendisine lütfedilen ve böylece Tanri’nin amacinin o kiside gerceklestigi sen ben gibi ölümlü bir kisiye mi gidecek yücelik? Tanri bana lütfedip yardim etti diye ben öldükten sonra beni aziz yapip bana dua ederseniz, benden yardim isterseniz gercekten cok komik duruma düsersiniz. Yasayan Tanri’nin Kendisi dururken O’nun yanisira bizim gibi ölümlülere yönelmek ve onlara dua etmek Kutsal Kitap’ta kesinlikle yasaklanmistir ve bu büyük bir günahtir.

    Konuyla ilgili su Kutsal Kitap ayetlerine bakabilirsiniz:

    RAB diyor ki, ‹‹İnsana güvenen, İnsanın gücüne dayanan, yüreği RABden uzaklaşan kişi lanetlidir.” (Yeremya 17:5)

    Aziz sözcügü “kutsal” demektir. Incil’de kutsal sözcügünün gectigi birkac ayete bakalim:

    “Nitekim şöyle yazılmıştır: «Kutsal olun, çünkü ben kutsalım»”
    (1. Petrus 1:16). Tanri’nin amaci, O’na iman eden bizlerin, herbirimizin “kutsal” yani “aziz” olmasidir. O Kendisine iman edenlerin de kutsal olmalari gerektigini ve onlari Kendisinin “kutsal” yapacagini söylüyor.

    “Ama siz seçilmiş bir soy, Kral’ın kâhinleri, kutsal bir ulus, Tanrı’nın öz halkısınız. Sizi karanlıktan kendisinin şaşılacak ışığına çağıran Tanrı’nın erdemlerini ilan etmek için seçildiniz” (1. Petrus 2:9). Bu ayette de Petrus, Isa’ya iman eden bizlerin “kutsal (aziz) bir ulus” oldugumuzu söylüyor. Demek ki, Isa’ya her iman eden Tanri önünde zaten kutsaldir. Bu nedenle bir de “azizlik mertebesi” diye bir kural cikartip bunu insanlara dayatamazsiniz. Katolik ve Ortodoks inanclardaki bugünkü anlamiyla “azizlik mertebesi” tamamen Kutsal Kitap disinda olan bir ögretis ve inanctir.

    “Öyle ki, inanlılar topluluğunu, üzerinde leke, buruşukluk ya da buna benzer bir şey bulunmadan, görkemli bir biçimde kutsal ve kusursuz olarak kendine sunabilsin” (Efes 5:27). Tanri’nin amaci, Kilisesini, yani inanlilar toplulugunu üzerinde leke, buruşukluk ya da buna benzer bir şey bulunmadan, görkemli bir biçimde kutsal ve kusursuz olarak kendine sunabilmektir.

    “Herkesle barış içinde yaşamak ve kutsal olmak için gayret edin. Kutsallığa sahip olmadan kimse Rab’bi göremeyecek.” (Ibraniler 12:14). Evet, kutsal olmak icin gayret edin diyor.. Bu emir herbirimizedir. Sadece kilisenin “aziz” diye ilan ettigi kisiler degildir.

    “Esenlik kaynağı olan Tanrı’nın kendisi, sizi tümüyle kutsal kılsın. Ruhunuz, canınız ve bedeniniz, Rabbimiz İsa Mesih’in gelişinde eksiksiz ve kusursuz bulunmak üzere korunsun. Sizi çağıran Tanrı güvenilirdir ve bunu yapacaktır”
    (1. Selanikliler 5:23-24). Pavlus’un duasi da ayni dogrultudadir. Herbirimizin kutsal olmasi…

    “Öncelikle şunu bilin ki, Kutsal Yazılarda bulunan hiçbir peygamberlik sözü kimsenin özel yorumu değildir. Çünkü hiçbir peygamberlik sözü insanın isteğinden kaynaklanmadı. İnsanlar Kutsal Ruh tarafından yöneltilerek Tanrı’nın sözlerini ilettiler (2. Petrus 1:20-21). Bu ayet Incilin yazilisiyla ilgilidir. Ayet zaten acikca söylüyor. “İnsanlar Kutsal Ruh tarafından yöneltilerek Tanrı’nın sözlerini ilettiler.” Insanlarin Tanri’nin Sözlerini bildirmis olmalari onlari bir üst kata cikarmiyor, aziz yapip onlari yüceltmemizi gerektirmiyor. vs..

    #30895
    Anonim
    Pasif

    Size esenlik olsun sevgili Burç;
    Sanırım değinmemiz gereken iki konu var, öncelikle….
    insan günahlı bir varlıktır ve hata yapması kaçınılmazdır. Fakat bir şeyi okurken dikkatli okumalısınız. Size, Kutsal Yazılar kaleme alınırken Kutsal Ruh yardım etti demedim, dikte etti dedim. Yardım güç ortaklığına dayanır oysa dikte eyleminde yaptırım gücüne sahip bir tek taraf vardır. Kutsal Yazılarda ki dikte de etkin olan sadece ve yalnızca RAB’dir. Buraya kadar olan yanlış anlaşılmayı düzelttiğimizie göre yazınızın geri kalan kısmına girmiyicem. Fakat bir konuyu bilmeliyiz ki Kutsal Ruh YHVH’nin tüm seçilmişlerinde konut kurar. Ayrıca insanın günahkar varlığından kaynaklı olarak yaptığı hatalara özellikle Kutsal Yazılarda geçen önemli bir olayla örnek verdim. Petrus. Sanırım dikkat etmediniz. Elçiler, peygamberler ve bu gün yaşamakta olan Tanrı halkı, hepimiz hata yaparız çünkü kusursuz ve lekesiz olan sadece RAB’dir.

    Şimdi gelelim ikinci konumuza…..satır arası Pavlus’dan ve kafa karıştırıcılığından bahsetmişsiniz ve doğru anladıysam buna da cevap vermek isterim;2.Timoteos mektubunda Tanrı esinidir derken Korintliler mektubunda Pavlus neden “bunu size Tanrı değil ben söylüyorum” diyor?

    Evvela Vahiy bölümüne bir bakalım…..

    Bu kitaptaki peygamberlik sözlerini duyan herkesi uyarıyorum! Her kim bu sözlere bir şey katarsa, Tanrı da bu kitapta yazılı belaları ona katacaktır.Her kim bu peygamberlik kitabının sözlerinden bir şey çıkarırsa, Tanrı da bu kitapta yazılı yaşam ağacından ve kutsal kentten ona düşen payı çıkaracaktır. Vahiy 22:18-19

    Buradan anlıyoruz ki kesintisiz ve istisnasız Tanrı sözüdür Kutsal Kitap. Nihayetinde elçiler birbirleri ile iletişim halindeydiler, nitekim Petrus bölümünde şöyle denmektedir: “Sevgili kardeşimiz Pavlus`un da kendisine verilen bilgelikle size yazdığı gibi, Rabbimiz`in sabrını kurtuluş fırsatı sayın.” 2.Petrus 3:15

    Konumuzun çıkışını sağlayan Korintliler 7. bölüm elçiPavlus’a yazılmış olan bir mektuba cevaptır. 7. bölüm 40. ayette “sanırım bende de Tanrı’nın Ruh’u vardır” der. Yani yazılar esin yoluyla yazılmıştır elbette, harici olarak düşündüğünüz ayetlerde yine Ruh’un ortaya koyduğu gerçekliklerdir. Kutsal Yazıları bütünsel değerlendirmeye aldığınızda görürsünüz ki Korintliler mektubun 7. bölümde bahsedilen konu diğer bölümlerde de olduğu gibi RAB’be hizmet ve O’nu yüceltme bağlamında yazılmıştır. Pavlus Tanrı tarafından elçi tayin edilmiş biridir ve Tanrı’nın karakteri hakkında yeterince bilgi sahibidir. Bu gün yaşamakta olan biz imanlılar ne diyoruz, eski ve yeni ahitte Tanrı’nın karakteri değişmez.
    Ve özellikle bu ayetlerdeki konuyu incelerken Pavlus’un yaşamına dikkat çekmek gerekir. Kutsal Yazılarda bir çok yerde olduğu gibi bu bölümde de betimleme kullanılır ve bu elçi Pavlus’un yaşamıdır. Küçük bir nüans. Dikey anlatım yerine yatay anlatım. Cümleyi oluşturan RAB, telaffuz eden Pavlus. Evlenmeden yaşayarak kendisini RAB’be adayan Pavlus, burada örnektir.
    Bu bekarlık konusunda bakın Matta İncil’i ne diyor: ” Çünkü kimisi doğuştan hadımdır, kimisi insanlar tarafından hadım edilir, kimisi de Göklerin Egemenliği uğruna kendini hadım sayar. Bunu kabul edebilen etsin! Matta 19:12
    Kutsal Yazılar başından sonuna kadar bölümler ve hatta ayetler arasında tezat bulunamayan bir kitaptır. Çünkü var eden tektir aksi olsa idi bölümler birbirleri ile çatışma halinde olurlardı!

    Betimlemeler insan algısını kolaylaştırır ve hamdolsun ki RAB bu algımızı iyi bilerek insan yaşayışları ile örneklendirerek bize kolaylık sağlamıştır. Övgüler olsun her şeye egemen YHVH’ye!

    RAB sizleri bilgeliği ve hikmeti ile bereketlesin. Esenlikle!

    #30897
    Anonim
    Pasif
    Evangelist;9778 wrote:
    Sevgili Burc kardesim,

    Bu yazinizla neye vurgu yapmak istediginizi tam anlayamadim. Diyorsun ki, “İncil’i yazanlar sadece Kutsal Ruh’tan yardım almamış. Tanrı onlara özel olarak yardım etmiş…” Kutsal Ruh’tan yardim almak ile “Tanri’nin özel olarak yardim etmesi” arasindaki faki nasil bulacagiz? Tanri bir kimseye yardim ediyorsa bunu zaten Kutsal Ruhu araciligiyla yapiyor.

    Tanri bana özel olarak yardim etti diye beni nicin aziz mertebesine cikartasin ki? Tanri bana özel olarak yardim ettiyse, bu sadece Tanri’nin lütfudur ve ben bunu kendi iyiligimle, gücümle, dindarligimla hakketmemisimdir. Durum böyle olunca nereye bakacagimiza cok dikkat etmeliyiz. Lütfun Kaynagi ve bu yardimi yapan Tanri’ya mi, yoksa kendisine lütfedilen ve böylece Tanri’nin amacinin o kiside gerceklestigi sen ben gibi ölümlü bir kisiye mi gidecek yücelik? Tanri bana lütfedip yardim etti diye ben öldükten sonra beni aziz yapip bana dua ederseniz, benden yardim isterseniz gercekten cok komik duruma düsersiniz. Yasayan Tanri’nin Kendisi dururken O’nun yanisira bizim gibi ölümlülere yönelmek ve onlara dua etmek Kutsal Kitap’ta kesinlikle yasaklanmistir ve bu büyük bir günahtir.

    Konuyla ilgili su Kutsal Kitap ayetlerine bakabilirsiniz:

    Doğruyu söyliyeyim, uygun bir kelime bulamadığımdan dolayı ‘Tanrı özel olarak yardım etmiştir’ tarzında bir ifade kullandım…

    Bakın, daha detaylı açıklamaya çalışayayım…

    Dediğim gibi, din görevlileri Kutsal Ruh’tan yardım istiyorlar ve dini törenlerine başlıyorlar… Ama hepimiz tanık oluyoruz ki din görevlileri içinde de bir dünya kadar hata yapan insanlar var… Demek ki Kutsal Ruh gelmemiş… Çünkü gelmiş olsa hata yapmazlardı… Ve ayrıca her Kutsal Ruh’tan yardım isteyene Kutsal Ruh yardım etmiyor… Kutsal Ruh’un size yardım etmesi için, seçilmiş bir insan olmanız gerekiyor… Sanırım burada hemfikiriz?

    Eğer tüm bunları kabul ediyorsanız, yani Kutsal Ruh’un sadece özel ve seçilmiş insanlara geleceğini düşünüyorsanız, o zaman Azizlik mertebesini neden kabul etmiyorsunuz?

    Azizler de Tanrı tarafından seçilmiş insanlar değil midir?

    Ölülere dua etme konusuna gelince… Dua etmek illaki bir şeylerden medet umma değildir ki… Eğer ölü insanların dirileceğini düşünüp, medet umuyorsak, evet, dediğiniz gibi gülünç duruma düşmüş oluruz… Ama ölmüş bir insan için dua ederken, o insanı (ve dolayısıyla o insanın iyiliklerini) anıyorsak, Öyle bir insanı tanımış olmanın verdiği sevinçle Tanrı’ya teşekkürlerimizi sunuyorsak bence bu kötü bir şey değildir…

    Bununla birlikte Azizlerden medette umanlar vardır… Hala mucizeler yaptıklarını düşünürler(*), evet bu gerçekten komik bir şey; ama genel anlamda Rab’bin seçtiği, Kutsal Ruh aracılığıyla onları yönlendirdiği, hayatlarının örnek alınması gerektiği Azizler de vardır (diye düşünüyorum).



    (*) Aziz Antuan gibi öldükten sonra, Aziz olmadan önce mucize gösterip, bu göstermiş olduğu mucizenin sonucunda Aziz olanlar vardır. Bu konu hakkında bir şey demiyecem… Bunu benim de aklım almıyor; ama örneğin Antuan’ın dili, ölümünden yıllar geçmesine rağmen, hala eskisi gibidir.

    #30898
    Anonim
    Pasif

    yazdıklarım öznel ve yoruma acıktır, hiç bir varsayıma dayanmadan olabilecekleri yazmış bulunuyorum bozulmuştur yada bozulmamıştır demedim ama bence olması muhtemeldir, daha öncede beyan ettigim üzere direk tanrı sözü degil, tanrı sözünün yansımasıdır…

    egerki insan tanrının ruhunu taşıyorsa ve burdan temel alarak insan tanrının yeryüzündeki habercisi, halifesi, temsilcisi(yani genel olarak yansıması) ise insanın beyan ettikleri yazdıkları ve aktardıklarıda tanrı sözünün yansımasından öteye geçemez diye düşünüyorum.

    saygılar…

    #30899
    Anonim
    Pasif

    @Kayra 9761 wrote:

    Sevgili safter,
    Yazmış olduğunuz görüşlerinizi okuyunca ben de kendi kendime sorular sormaya başladım…

    Eğer incil Tanrı’nın sözü değilse; Hz. İsa’yı kitap gönderilmemiş demek midir?

    Eğer Tanrı sözünün yeryüzüne yansımasını göndermiş ise; bu yansımanın en küçük rüzgarda bulanıklaşacağını da bilerek göndermiştir elbette…

    Tanrı’nın böylesine geçici ve en küçük kıpırdamada bulanıklaşıp yok olacak ya da değiştirilebilecek bir yansımayı (zaten algısı/anlayışı O’nun yanında bir hiç olan) biz insanlara yollayabilmesi konusunda ne düşünmeli? :confused:

    insanlar arasındada mertebeler mevcuttur, bazı insanlar cogu arkadasında belirttigi gibi aziz mertebesinde bulunmaktadır bunların yaşamı boyunca mevcut olan dogruya sadık kalacakları ve bunun degişimine müsade ve ihtimalleri kesindir, fakat mertebesi tanrı katında azaldıkca insanların nefisleri daha yukarı seviyelere cıkmakta ve şeytan bu insanların duygu düşünce ve vucutlarını daha fazla hapis almaktadır, dolayısı ile insan zaman içerisinde içindeki samimi ve saf duygulardan uzaklaşmakta maddi dünyanın nimetleri ona daha hoş gelmektedir, dolayısı ile ellerindeki herhangi bir manevi gücü kendi lehlerine kullanabilmektedir(orta çağ kilesi anlayışı), burdan konuyu meşrulaştırıp demek istedigimi tekrar söylemek istiyorum.. degişmiştir yada degişmemiştir diyemem ama degişmesi için imkan ve ihtimal uzun zamanlar boyunca mevcuttur.

    #30893
    Anonim
    Pasif

    Size esenlik olsun sevgili Burç;
    Sanırım değinmemiz gereken iki konu var, öncelikle….
    insan günahlı bir varlıktır ve hata yapması kaçınılmazdır. Fakat bir şeyi okurken dikkatli okumalısınız. Size, Kutsal Yazılar kaleme alınırken Kutsal Ruh yardım etti demedim, dikte etti dedim. Yardım güç ortaklığına dayanır oysa dikte eyleminde yaptırım gücüne sahip bir tek taraf vardır. Kutsal Yazılarda ki dikte de etkin olan sadece ve yalnızca RAB’dir. Buraya kadar olan yanlış anlaşılmayı düzelttiğimizie göre yazınızın geri kalan kısmına girmiyicem. Fakat bir konuyu bilmeliyiz ki Kutsal Ruh YHVH’nin tüm seçilmişlerinde konut kurar. Ayrıca insanın günahkar varlığından kaynaklı olarak yaptığı hatalara özellikle Kutsal Yazılarda geçen önemli bir olayla örnek verdim. Petrus. Sanırım dikkat etmediniz. Elçiler, peygamberler ve bu gün yaşamakta olan Tanrı halkı, hepimiz hata yaparız çünkü kusursuz ve lekesiz olan sadece RAB’dir.

    Yardım etti… Dikte ettirdi… Belki bu iki kelimenin farkı İncil’in güvenilirliğini belirlemek için önemli bir şeydir; ama ben bundan bahsetmiyordum… Değinmek istediğim konu, Kutsal Ruh’un herkese gitmeyeceğiydi… Yani Kutsal Ruh herkese yardım etmez ya da dikte de ettirtmez :) Kutsal Ruh’un size dikte ettirtmesi için özel ve seçilmiş bir insan olmanız gerekir. Söylediğim sadece bu…

    Şimdi gelelim ikinci konumuza…..satır arası Pavlus’dan ve kafa karıştırıcılığından bahsetmişsiniz ve doğru anladıysam buna da cevap vermek isterim;2.Timoteos mektubunda Tanrı esinidir derken Korintliler mektubunda Pavlus neden “bunu size Tanrı değil ben söylüyorum” diyor?

    Bu konulara hiç girmiyecem… Sonu yok çünkü bunun… 2000 yıldır insanlar Pavlus’u tartışıyor, dolayısıyla bu forumda kısıtlı zamanımızla bu sorunu çözebileceğimize inanmıyorum.

    Satır arası bunu belirttim; çünkü orada Kutsal Metinlere olan güvenimi dile getirdim ve hemen anti parantez Pavlus hariç dedim. Bunu belirtmeseydim ve Kutsal Metinler deseydim Pavlus’u da içine katmış olacaktım. Oysaki başka konularda Pavlus’un bazı yazılarını oldukça çelişki bulduğumu dile getirmiştim. Sonra orada öyle yazıyorsun, burada böyle yazıyorsun, sen bizi kandırmaya mı çalışıyorsun tarzında muhabbetler oluyor… Bunlar başımıza gelmeyen şeyler değil. Dolayısıyla herşeyi apaçık bir şekilde yazmak, konularla alakası olmayan bu tarz eleştirilerin önünü kesmek için bence en iyi seçim :)

    #30901
    Armagan
    Anahtar yönetici

    Dediğim gibi, din görevlileri Kutsal Ruh’tan yardım istiyorlar ve dini törenlerine başlıyorlar… Ama hepimiz tanık oluyoruz ki din görevlileri içinde de bir dünya kadar hata yapan insanlar var… Demek ki Kutsal Ruh gelmemiş… Çünkü gelmiş olsa hata yapmazlardı… Ve ayrıca her Kutsal Ruh’tan yardım isteyene Kutsal Ruh yardım etmiyor… Kutsal Ruh’un size yardım etmesi için, seçilmiş bir insan olmanız gerekiyor… Sanırım burada hemfikiriz?

    Eğer tüm bunları kabul ediyorsanız, yani Kutsal Ruh’un sadece özel ve seçilmiş insanlara geleceğini düşünüyorsanız, o zaman Azizlik mertebesini neden kabul etmiyorsunuz?

    Azizler de Tanrı tarafından seçilmiş insanlar değil midir?

    Sevgili Burc kardesim, “din adamlarinin hata yapmamasi” mümkün müdür? Yani bir kimse Hristiyan ilahiyati okuyup din adami oldugu zaman ayni zamanda “melek” mi oluyor?
    “Günahimiz yoktur dersek yalan söylemis oluruz” der Incil. Yine “hepsi günah islediler ve tek bir dogru kisi yoktur” der Kutsal Kitap. Bizler isa Mesih’e iman ettigimizde günahlarimiz bagislaniyor, ama artik günah isleyemez duruma getirilmiyoruz. Ölünceye kadar da, bu bedende yasidikca günahla ayartilacagiz ve bazen maalesef günaha düsecegiz. Ama iman ettikten sonra günah islememiz bizim kurtulusumuzu iptal etmiyor. Günah isledigimizi ikrar edersek sadik olan Rab bizi her hakzizliktan temizleyecek, her günahtan aritacaktir.

    Eger bir din adami sadece “is” olarak bu görevi yerine getiriyor ve kendisi Isa’ya iman edip yeniden dogus sahibi, kurtulusu vaaz eden imanli biri degilse, bu kisinin hem kendi hayati hatalarla dolu olacak, hem de görev yaptigi kilise hicbir faydasi olmayacaktir. Zaten maalesef bircok geleneksel kiliseler bu tür din adamlariyla dolu..

    Kutsal Ruh’un yardim edip kullanabilmesi icin kisinin yeniden dogmus olmasi ve evet, secilmis olmasi gerekir. Daha önce de dedigim gibi, Isaya iman edip yeniden dogan her insan zaten secilmistir ve Tanri önünde kutsal kilinmistir. Bundan baska bir “azizlik mertebesi” diye bir kavrama gerek olmadigi icin sizinle ayni fikirde degilim. Yazima yanitinizi Incilden ayetlerle destekleyecekseniz cevap verin. Bu konudaki diger bütün yorum ve düsünceler sizin kendi düsünceleriniz olarak kalacaktir.

15 yazı görüntüleniyor - 1 ile 15 arası (toplam 25)
  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.