• Bu konu 1 izleyen ve 0 yanıt içeriyor.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #26987
    Anonim
    Pasif

    “Dünya,sizden nefret ederse sizden önce benden nefret etmiş olduğunu bilin..Ben sizi dünya’dan seçtim,bunun için dünya sizden nefret ediyor.”
    Yuhanna 15:18.20

    TARİH’TE HRİSTİYANLIĞA YAPILAN ZULÜMLER.

    Roma İmparatorluğunda, hızla yayılan ve toplumu etkileyen Hrıstıyanlık,Roma Devlet yönetimi için, bir tehtit olarak görülmeye başladı.
    Bu yüzden Hrıstıyanlar,Roma İmparatorluğu tarafından belirli aralıklarla 3OO yıl boyunca, malları talan edildi,arenalarda vahşi hayvanların önüne atıldılar,yakıldılar,öldürüldüler.

    Titus’tan sonra İmparator olan Domitiyan (İ.S.81-96) başlangıçta,Hrıstıyanlara önem vermedi.Kendisi Roma geleneklerini belimsedi ve onları güçlendirmek istedi.

    O dönem, Hrıstıyanlar görünmez bir TANRI’ya inandıkları için, Ateist(Tanrı Tanımaz)olmakla suçlanıyorlardı.

    Domitiyan döneminde,batı Anadolu’da çok büyük zulümler yapıldı.Bu zulümlerin birinde, Elçi Yuhanna tutuklanıp, Patmos denilen adaya sürgüne gönderildi.Sürgündeyken Vahiy Kıtap’ını, TANRI esini ile kaleme aldı.Yuhanna kendini,

    “Sıkıntıda,TANRI’sal egemenlıkte ve sabırda ortağınız ve kardeşiniz”
    Vahiy 1:9
    diye tanıtıyordu.

    Bu zulümlerde binlerce, Anadolulu Hrıstıyanı hayatını kaybetti.Yuhanna yazdığı Kitap’ında yönetimi simgeleyen Roma’yı şöyle tarif ediyordu.

    “Kutsalların ve İSA’ya tanıklık etmiş olanların kanıyla sarhoş gördüm.”
    Vahiy 17:6

    Dimitiyan da, Neron gibi zalim biri olarak tanıldı.Karşıtları ona karşı, düzen kurup onu sarayında öldürdüler.Roma Senatosu, Dimitiyan’ın öldürülmesinden sonra, Hrıstıyanlar bir kaç yıl huzur içinde yaşadılar.

    İmparator Trajan (İ.S.98-117) o dönemde
    “Tanrılara ve İmparatorluğa tapınmayı reddeden cezalandirilacak”

    diye bir buyruk yayınlanmıştı.İmparator tapınmayı reddeden kişi,onun
    yönetimini reddetmiş sayılırdı.Bütün bunları, Trajan’ın genç vali Plimi’ye yazdığı mektup’lardan anlıyoruz ki,Genç Pilimi, bu günkü İzmit ve çevresini kapsayan Bitinya bölgesi valisiydi.

    Vali Plini,birçok Hrıstıyan’ı öldürdükten,birçoklarını da tehtitle Hrıstıyanlıktan vazgeçirdikten sonra,kendi deyimi ile,
    “Bu çok saçma inanışa” bağlı olanların giderek çoğalmasından korktu..İ.S 112 Yılında, İmparatorlardan hareket edeceği hakkında direktifler, rica etti.

    Hrıstıyanlar İmanlarını her yerde,her kese açıklıyorlardı. Sıkıntılar,baskılar kilisenin daha da güçlenmesine neden oldu.İkinci yüzyıl böyunca Hrıstıyanlar sürekli zulüm gördüler.Zaman zaman ve farklı bölgelerde zulümler yapıldı.
    İmparatorluğun genel politikasını Trajan şöyle açıklıyordu;

    “Hrıstıyanlar aranıp toplanmalıdır.İhbar edilir ve suçlanırlarsa,Hrıstıyan olduğunu inkar eden ve tanrılarımıza tapınarak bunu açıkça belli eden kimse,geçmişte kadar kuşkulu biri olursa olsun,pişmanlığın ödülü karşılığında bağışlanacak şekilde cezalandırılmaktadır.

    Maksiminus döneminde yapılan, kısa zulümlerden sonra kilise kırk yıl gibi kısa bir zamanı, huzur içinde yaşadı.Kilise toparladı,sayıca arttı. Yönetime bir çok Hrıstıyan girmişti.Bu rahat dönemde Hrıstıyanlar gevşemiş, kendilerini dünyasal zevklere vermişlerdi.Bu kez onları daha sert ve tehlikeli bir zulüm, dalgası bekliyordu.

    Kartacalı Aziz Kipriyan (İ.S 2OO-258) Hrıstıyanların bu durumu hakkında şöyle yazdı.

    “İmparator Gallus (İ.S 251-253) döneminde, Hrıstıyanlara baskı yapılmadı.Ortaya çıkan bir veba salgını, bir çok kişinin ölümüne neden olunca, Gallus bu salgından kurtulmak için, İmparatorluğu altında yaşayan herkesin, İlah Apollon’a kurbanlar sunsun diye, bir buyruk yayınlandı.
    Bu kez Hrıstıyanlar yine baskı ve zulüme maruz kaldılar.Ama bu kez hazırlıklıydılar.Disiyus döneminde imanlarını inkar edip sonradan dönenler aynı hataya düşmediler.”

    Valeriyan’ın(i:S 253-260) tahta çıkması ile zulüm son buldu.Bu yeni İmparatorun sarayında çalışan bir çok Hrıstıyan vardı.İmparatorluğun durumu iç acıcı değildi.. İ.S 257 yılında bir bildiri yayınlandı.
    Episkoposlar,Papazlar,kilise görevlileri ilahlara kurban sunmalıydılar. İlahlara kurban sunamıyanlar sürgüne gönderileceklerdir.

    Gizli ev toplantıları yasakladı.Dinsel toplantı yapanlar ölümle cezalandırılacaklardı.Daha ağır buyrukları içeren ikinci bildiri,yayınlandı.

    “Hrıstıyan inançlarında ısrar edenlerde İdam edileceklerdi.”

    Valeriya’nın oğlu İmparator Gallien (İ .S 26O-268),
    Hrıstıyanlara iyi davrandı.Onlardan daha önce alınan, mallarını geri verilmesini istedi.Toplantılarına izin verdi.

    Hrıstıyanlıktaki en büyük zulüm, İmp Diokletiyon (İ.S.284-305) döneminde yaşandı.Diekletion önce, İmparatorluğun yönetim biçiminde değişiklikler yaptı.Başkenti İzmit(Nikomedya) e taşıdı.

    Bu arada, huzur ortamından yararlanan Hrıstıyanlar, toplanabildiler. Kentlerinde Kiliseler inşa ettiler.Bir çok Hrıstıyan ordu’da ve saray’da önemli görevlere getirilmişti.
    İmp Diokletiyan ‘ın karısı ve kızı,Valeria Hristiyan olmuştu.

    Bu hoşgoru dönemi de, 3O3 yılında son buldu.Hrıstıyanlar en sert zulümlerle karşılaştılar.
    Diokletiyan, Hrıstıyanlara karşı değişik yoğunluk ta, şiddet içeren dört bildiri yayınlandı.

    İ.S.303 Yılında yayınlanan bildiride,Bütün Kilise binalarının,yıkılmasına, Hrıstıyan kıtap’larının el konmasına,Hrıstıyanların hükümetten ve ordu- dan atılmasına,ve Kilise Önderlerinin tutuklanması emrediyordu.Saray da görevli olanlar köle durumuna düştüler.Bildiri uygulanılınca..Sel gibi İnanlı kanı aktı.

    Anadolu’da halkının çoğu,Hrıstıyan olan bir kasaba ,askerler tarafından tümüyle yakıldı.Nikomedya daki(İzmit) sarayda çıkan yangın, Hrıstıyanlara mal edildi.Başta kentin Episkoposu Anthime’yle birlikte bir çok hrıstıyan öldürüldü.

    Anadolu daki ayaklanmalar isyana dönüştü.Her tarafta özellikle Güney Doğu Anadoluda kan birikintileri göl haline geldi.Zamanın Sıvas Vali’i1Likonos halkı ve ordudaki askerleri Hrıstıyanlığı reddedip,putperesliğe zorlarken,

    Bütün orduya örnek olsun diye,putlara kurban sunmayı reddeden 4O Hrıstıyan askeri bir kış gecesi soyundurup göle attırmış ve donmalarına sebep olmuştu.

    Yüzyıllardır bu olay Süryani Ortadoks Kilisesinde,
    “Kırk Şehit Günü”
    Diye anılır.

    Yayınlanan İkinci Bildiride,Hrıstıyanların tutuklanması emri verilip ilahlara kurbanlar sunmaları, zorunlu hale getiriliyordu.
    İ.S.3O4 Yılının ilk baharında yayınlanan Üçüncü Bildiri de Kurban sunma zorunluluğu getiriliyordu.
    Bu Buyruğa uymayan.. Binlerce kişi öldürüldü.

    Antakya,Urfa,Mardin,ve Nusaybin Kentlerinde bulunan manastırlarda On Binlece Hrıstıyan öldürüldü.
    Bazı Doğu tarihcilerine göre,bu katliamlarda üç yüz bin kişi öldürüldü.İnsanlar Mesih İsa’nın sevgisi uğruna canlarını seve seve kurban ettiler.

    Tarih boyunca yönetimler,krallar,İmparatorlar bir canavar gibi ağzını açıp imanlıları yutmak istedi.

    Kilisenin temeli sağlam kaya üzerine kurulunca kimse karşı koyamaz.Roma İmparatorluğu 3OO yüz yıl boyunca yaptığı zulümlerle kiliseyi yok edemedi.Kilise ye karşı yapılan zulümler başarıya ulaşamadı.ve Sonunda Roma İmparatorluğu Toleras bildirisini yayınlamak zorunda bırakıldı.

    Kaynak Kıtaplar:
    Dan Wicwire ..Kutsal kıtap değişmezliği.
    Justo L.Golzares..The Story Of Christainity C.1- S.36.37.9O.1O3.1O4.
    Plini ,Pilininin Anadolu Mektupları S .96.
    Hristiyanlık Tarihi S 83.
    Genç Plinusun Anadolu mektupları S .67.
    Mor İğnatiyos Yakup C.1- S.166

1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.