Evrenin Ardındaki Güç – Tanrı

  • Bu konu 1 izleyen ve 0 yanıt içeriyor.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #27336
    Anonim
    Pasif

    Aya yapılan seyahatler ve bilimsel gözlemler, evrenle ilgili bilgilerimize muazzam bir katkıda bulunmuştur. Evrenin akıllara durgunluk veren büyüklüğü ve uyumlu düzeni gitgide daha belirgin olmaktadır. Böyle bir evrenin onu düşünebilen bir güç olmadan var olduğu düşüncesi pek çok kişiye mantıksız görünmektedir.

    Fakat acaba “Tanrı” sözcüğü bizim için ne anlam taşıyor? Esrarengiz bir kuvvet mi? Zeka sahibi belirsiz biri mi? Çok uzaklardaki belirsiz ve isimsiz bir şahıs mı?

    Yoksa “Tanrı” sözcüğü sevgi dolu bir baba gibi yakın ve değer veren bir kişi mi demektir? Bilim ve teknolojiye inananlar için böyle bir ifade boş görünebilir.

    Fakat şunları düşün:

    BİLİM VE TEKNOLOJİNİN SINIRLARI VARDIR..

    Keşifleri ve gittikçe artan bilgisi yönünden heyecan verici bir yüzyılda yaşıyoruz. İnsanın göze çarpan başarıları var. Yetenekli kişiler insanlığın faaliyet ve bilgi alanını büyük çapta genişleten akıl almaz buluşlarıyla insan ırkını zenginleştirmişlerdir.

    Bununla beraber, artan gelişen bütün bilgi ve teknolojiye rağmen bilim adamları, tek bir canlı hücreyi meydana getiremediklerini itiraf eden ilk kişilerdir. Bir yeşil ot tanesi gibi olağan bir şey yapmak onların güçlerinin çok ötesindedir.

    hucre-cekirdegi.jpg

    (Bilim insanları bırakın hücreyi, hücrenin herhangi bir yapı birimini -mitokondri, lizozom, golgi aygıtı vs.- üretebildiler mi? )

    Bazı yazarlar çevrelerindeki harikaları açıklamaya çalışırken sanki bu kavramlar zeka sahibi kişilermiş gibi “Tabiat Ana şöyle yapmıştır” veya “Evrim sonucu böyle olmuştur” gibi ifadeler kullanırlar. Fakat hayatın hayret verici çeşitliliğinin veya evrende beliren sonsuz hikmet ve kudretin zeka sahibi olmayan bir kuvvetle izah edilemeyeceği açık değil mi?

    ZEKA VEYA RUH ALANI

    Zeka veya ruh alanına girip örneğin hikmet, adalet, merhamet, lütuf gibi niteliklerin kökenini anlamağa çalıştığımız zaman, sorularımıza, güvenebileceğimiz cevapları nerede bulabiliriz?

    İnsanın içinde olan ve yanlış bir şey yaptığında kendisini uyaran vicdan diye bilinen harikulade “mekanizma”nın nasıl çalıştığını ve kökenini izah edebilen bir kimse var mı? Hayvanlar vicdana sahip değildir. Fakat vicdan ilkel, tahsilsiz insanlarda bile vardır.

    Birçok hayvan insanın fiziksel yeteneklerinden daha büyüklerine sahiptir. Filler insandan daha kuvvetlidirler, kartallar daha uzağı görebililer, geyikler daha hızlı koşarlar, yarasalar daha iyi işitirler, köpekler daha keskin koku alma duygusuna sahiptir.

    Fakat hangi hayvan yeni bir buluşta bulunabilir? Gerçi kuşlar yuvalarını yapabilir, kunduzlar bentler inşa edebilir, örümcekler de ağlarını örebilirler. Ancak bu yaratıklar hep aynı örneğe göre aynı şeyi yaparlar. Hiçbiri yeni bir şeyin planını çizip onu geliştiremez.

    İnsanlar ise tam aksine, sayısız değişik türde şeyler düşünebilir, planını çizebilir ve meydana getirebilirler. Bu, ister bir kadının bir kazak örmesi ister mühendislerin aya gidip dönecek bir uzak gemisini inşa etmesi olsun insanlar yeni şeyler yapmaktan zevk duyarlar. Bu, insanın yaratılışında vardır. Hayvanlarınkinden çok, çok üstün zihinsel yetenek ve özellikleriyle ve doğuştan birçok şey yapmağa elveren yeteneğiyle insan, onu Kendi benzeyişine göre yapmış olan Yüce Varlığın nakamil bir yansımasıdır.

    İnsanın hayvanlarla paylaşmadığı başka bir niteliğini, tapınma arzusunu ele alalım. Her çağda ve tüm ırklardan insanların içlerinden gelen doğal bir arzunun da görünmeyen bir kudrete veya kudretlere saygı göstermek olduğu inkar edilemez bir gerçektir.

    Frank Allen adındaki bir biyofizikçi şu yorumda bulundu: “Yeryüzünde hayatın devamı için gerekli olan koşullardaki uyuşma o kadar çoktur ki bunları tesadüfe bağlamak mümkün değildir.”

    Cambridge Üniversitesinin matematik profesörü P.Dirac, Scientific American dergisinde şöyle yazdı: “Tanrı çok yüksek düzeyde bir matematiçidir ve evreni yaratırken çok ileri bir matematik türü kullanmıştır.

    Birçok tarihçi tarafından “Dünyanın tanımış olduğu en büyük bilimsel beyin” olarak tanımlanan Sir İsaac Newton, Principia, diye bilinen ünlü eserinde şöyle yazdı:

    Güneş, gezegenler ve kuyruklu yıldızlardan oluşan bu harikulade sistem sadece zeki ve güçlü bir Varlığın düşüncesi ve kudretinden doğabilir.

    Saygılarımla
    D-D

1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.