• Bu konu 1 izleyen ve 2 yanıt içeriyor.
3 yazı görüntüleniyor - 1 ile 3 arası (toplam 3)
  • Yazar
    Yazılar
  • #25463
    Anonim
    Pasif

    Suçluluk ve korkunun, yaşam boyu taşınabilecek dehşet verici yükler olduğunu gördük. Müjde’nin tatlılığı şu sözlerde yatmaktadır: ” İşte, senin dudaklarına bu dokundu ve fesadın kaldırıldı ve suçun bağışlandı. ” ( İşaya 6:7 ) Korun, günahlı İşaya’nın dudaklarına dokundurulması, Tanrı’nın suç altında ezilmiş canı bağışlayıp, diriltmesini sembolize eder.

    Tanrı suçumuzu kaldırdığında, fesatımızı bizden aldığında, dünyanın sunabileceği hiçbir şeyle karşılaştırılamayacak bir özgürlüğü tadarız. Ne belenmedik bir kazanç, ne bir ordunun zaferi, ne seçim sonuçları, ne aşk ne de bir terfi, bir insanın canını Tanrı’nın ağzından çıkan şu tek bir cümlenin verdiği özgürlüğü yaşatabilir: ” Günahların bağışlandı. “

    Elçi Pavlus, bir keresinde suçluluk yükünü anlatmak için çok açık ve neredeyse kaba kelimeler kullanmıştı: ” Ne zavallı bir insanım ! Ölüme götüren bu bedenden beni kim kurtaracak ? ” ( Rom. 7:24 )

    Bu tasvirin neredeyse kabalıkla sınırında söylememin neden ” ölüme götüren beden ” ifadesinin kullanılmasıydı. Birçok eski kültürde, soğuk kanlı cinayetten suçlu bulunan kişinin, zincirlerle kurbanına bağlanıp, etrafta öyle dolaşması için bırakılması gibi bir gelenek vardı. Çürümekte olan bir bedene bağlandığınızı düşünün. Çürüme geçiren ve kokan bir bedeni oraya buraya çekmek zorunda olmak, insanı gerçek anlamıyla delirtmeye yeterlidir.

    Hristiyan yaşantısı için uygun bir benzetmedir bu. eski doğamız Mesih’le çarmıha gerilmiştir. Eski adam, idama mahkum edilmiştir. Onu Mesih’te ölü saymalıyız. Hrisityan kişi, Kutsal Ruh tarafından diriltilmiş, yeni bir yaratıktır.

    Ancak içine düştüğümüz çelişki şudur: Eski adam ölü ilan edilmiş olabilir fakat ondan tamamıyla özgür değiliz.Halen o zavallılık doğasını beraberimizde taşırız. Ölü beden sanki öldüğünü bilmiyor gibidir. ( Rc SPROUL )

    Rabbin sevgisi ve ışığı sizinle olsun.

    Lütuf, İsa Mesih’i sevenlere ölümsüz sevgiyle !

    Dünyayı kazansan ne yararı olur ? :papatya: :papatya: :papatya:

    #30357
    Anonim
    Pasif

    Eski doğamız, başı kesik tavuk gibidir. Kanat çırpıp, çılgınca koşar.Kafası kesilmiş tavuklar, gıdıklayamasalar bile, bizim eski doğamız çılgınca gıdıklar. ölü hiçbir şeyin çıkaramayacağı sesleri çıkarır. Tek bir deyişle, eski adam bizleri günaha çekmeye devam etmektedir. İşte bu nedenle hristiyan yaşantısı, bağışlanmanın tazelenmesi ve canlandırılması için her gün lütuf tahtına yaklaşılmasını gerektirir.

    Ruh’tan doğduğumuzda, eski adam ile yeni adam arasındaki çok sert bir çatışmanın içerisine doğarız. Temiz ve arınmış bir vicdana sahip olan kişinin karşı karşıya kaldığı bir mücedeledir bu. Eski yaşam, sürekli bir itaatsizlik yaşamıydı. Pavlus’un Efesliler’e anlattığı türden bir yaşamdı:

    Sizler bir zamanlar, içinde yaşadığınız suç ve günahlarınızdan ötürü ölüydünüz. Bu dünyanın gidişine ve havadaki hükümranlığın egemenine, yani söz dinlemeyen insanlarda şimdi etkin olan ruha uymaktaydınız. Bir zamanlar hepimiz böyle insanların arasında, doğal benliğin ve aklın isteklerini yerine getirerek benliğimizin tutkularına göre yaşıyorduk. Ötekiler gibi doğal olarak gazap çocuklarıydık. ( Ef. 2:1-3 )

    Bu bölüm, değişime uğramamış bir yaşam karakterize eden sürekli bir itaatsizliği ortaya koymaktadır. Yaşamın tek bir yolu vardır, bu dünyanın yolu. Bu dünyanın tek bir efendisi vardır: Şeytan. Hristiyan yaşantısında, sırtımızdaki binici şeytan olduğu zamanlarda olduğu kadar istikrarlı değilizdir.Ama artık bir hristiyan olarak, sırtımızdan şeytan atılmış; yerine Kutsal Ruh binmiştir.Fakat yine de şeytan, dizginleri ele geçirmek için elinden geleni yapmaktadır. Biz, halen bir taraftan diğerine kayarız. Bizler, halen eski efendimizin başımızı okşamasını isteriz. Pavlus, bunu şöyle açıklıyor:

    Yasa’nın ruhsal olduğunu biliriz. Ben ise bedenselim, günaha köle gibi satılmışım. Ne yaptığımı anlamıyorum. Çünkü istediğim şeyi yapmıyorum; nefret ettiğim ne ise, onu yapıyorum. Ama istemediğim bir şeyi yaparsam, Yasa’nın iyi olduğunu kabul etmiş olurum. O halde bunu artık ben değil, içimde yaşayan günah yapıyor. İçimde, yani doğal benliğimde iyi bir şey bulunmadığını biliyorum. İçimde iyiyi yapmaya istek var, ama güç yoktur. İstediğim iyi şeyi yapmıyorum, istemediğim kötü şeyi yapıyorum. ( Rom. 7:14 – 19 )

    Rasbbin sevgisi ve ışığı sizinle olsun.

    Lütuf, İsa Mesih’i sevenlere ölümsüz sevgiyle !

    Dünyayı kazansan ne yararı olur ? isasiyahbeyaz

    #30464
    Anonim
    Pasif

    ANTİNOMİAN GÖRÜŞÜ

    Romalılar 7’nin birçok odağı olmuştur. Bunlardan ilki, sözde bedensel Hristiyandır. Müjdeci Hristiyanlar arasında, iki tür Hristiyan olduğu görüşü çok yaygındır. Bunlar, bedensel ve ruhsal Hristiyandır. Bedensel Hristiyan, yüreğinin tahtında Mesih’in olmadığı ve bu nedenle de sürekli bir itaatsizlik yaşantısı sürdüren bir kişidir. Bir de ” Ruh’la dolu ” Hristiyan vardır. Bu kişinin hayatını tanımlayan özellikler ise itaat ve Tanrı’ya ve Sözü’ne ruhsal adanmışlıktır. Mesih, bu Hristiyanın yaşam tahtında oturmaktadır.

    Bu ayrım büyük tehlikelerle donanmıştır. Bu tehlikenin iki yüzü vardır ve her ikisi de gerçeğin çirkin bir saptırılmasıdır. Birinci sapkınlık, çok eski yanlış inanış olan antinomianizmdir. Antinomianizm, tam olarak ” yasa karşıtlığı ” demektir.Buna inananların tek söyledikleri şarkı, ” Yasa’dan özgürüm, ne mutlu bana. İstediğim kadar günah işlerim, yine de bulurum bağışlanma ! ” Bu sapkınlık, lütuf ve bağışlanmanın yalnış algılanmasına dayanmaktadır. Kişinin Mesih’i kurtarıcı olarak kabul edip, Rab’bi olarak kabul etmeyebileceği düşüncesini içerir. İtaatin olmadığı, iyi işler meyvesinin gözükmediği bir iman olabileceğini varsayar. İşte bu tam olarak Yakup’un hakkında yazdığı, iman olmayan iman, Tanrı’yı asla hoşnut etmeyecek olan ” ölü iman ” dır.

    Buradaki bedensel Hristiyan, Mesih’e inandığı söylenen fakat Ruh’un meyvesine ilişkin hiçbir belirti göstermeksizin, sürekli bir bedensel yaşantı süren bir kişidir.Bu tanımda kullanılan kelimelerin arasında ölümcül bir çelişki bulunmaktadır. Böyle bir kişiye bedensel Hristiyan denemez. Bedensel bir Hristiyan olmayan bir kişidir bu. Eğer bir insan, saf ve sürekli bir bedensellik yaşantısı sergiliyorsa, bu kişiye Hristiyan denmez. İçinde Mesih’in Ruh’u yaşamamaktadır. Ruh’tan doğmuş olup, kişinin hayatında hiçbir değişiklik olmaması düpedüz imkansızdır. Meyve vermeyen Hristiyan, Hristiyan değildir. Antinomianizm, itaatsizlik çocuklarında egemenlik süren yasasızlık ruhudur. Bedensel Hristiyanın ” imanı “, iman değildir. Böyle bir iman tanrısızı aklamaz. tanrı’yı hoşnut ediyor olamaz. ( RC. SPROUL )

    Rabbin sevgisi ve ışığı sizinle olsun.
    Lütuf, İsa Mesih’i sevenlere ölümsüz sevgiyle !
    Dünyayı kazansan neye yarar ? isasiyahbeyaz rabbe hamdolsun

3 yazı görüntüleniyor - 1 ile 3 arası (toplam 3)
  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.