ANASAYFA Forum HRİSTİYAN İNANCI (Mesih İnancı Teolojisi) Teslis Öğretişi (Üçlübirlik) Diri Tanrı İsa Mesih’e Taparız. İkonlara Değil.

  • Bu konu 9 izleyen ve 22 yanıt içeriyor.
15 yazı görüntüleniyor - 1 ile 15 arası (toplam 23)
  • Yazar
    Yazılar
  • #26741
    Anonim
    Pasif

    Zocor bey;

    En çok sorulan sorular_______152……Paylaşım.
    İsa Mesih kristoloji ________ 142……Paylaşım.
    Kutsal Ruh _________ 25…Paylaşım.
    Kutsal kitap okuma _________ 32……Paylaşım.
    Kutsal Kitap _________ 67……Paylaşım.
    Yeni Antlaşma _________ 25……Paylaşım.
    Üyelerden sorular ________165…..Paylaşım.
    İnanç ikrarımız __________ 3…..Paylaşım.
    Toplam 611 Yazı ve bir bu kadar daha kardeşlerimin yaptığı paylaşımlar sizi aydınlatamamış, ben hiç aydınlatamam , zaten öyle bir niyetim de yok.
    Genelde her gün bir saat tapınma yapıp Rab’bim İsa Mesih’i yüceltiyordum. Fakat bu gün sizin ucuz ve kin dolu yazınızı okuduktan sonra bir saat daha fazla Rab’bi mi yücelttim.

    Neden mi böyle bir olaya sebep oldunuz.?
    Çünkü İncil’den bir ayeti aklıma getirdiniz ve Rab’i tekrar yüceltme istegi duydum. Çünkü iki bin yıldır söylediği her şey gün ışığı gibi ortada.
    Yok efendim biri çıkarda bende Tanrı kızıyım derse ne diyecekmişiz….?
    Peki biride çıkıp ben yeni islam Peygamberiyim derse sen ne yapacaksın..?
    Netekim bir aralar galiba G.Doğuda böyle bir adam çıktı adamı deli diye içeri tıktılar..

    ‘İyi insan yüreğindeki iyilik hazinesinden iyilik, kötü insan içindeki
    kötülük hazinesinden kötülük çıkarır.İnsanın ağzı, yüreğinden taşanı
    söyler’ (Luka.6:45).

    1) Eğer dikkat edebildiyseniz bu site Hristiyan paylaşım sitesi, abdonun kahvesi degil .

    2) Moderatör arkadaşlar buraya cesaret sınavına çıkmamışlar.
    Amaçları İsa Mesih’in müjdesini tebliğ etmektir. Tabiki sokak jargo-
    nu ile yazılan yazılara müdehale edeceklerdir.

    Siz hala Yüce Tanrı ile ikon (heykel) arasındaki farkı ayıramayacak
    akla sahip olacaksınız, hemde iki milyar Hristiyanı sapıklıkla suçlayacaksınız. Yazım çıkmaz diye de ağlayacaksınız !

    İkon:
    Resmedilmiş veya şekledilmiş objenin amacı, olayın, şahsın anılarının yaşatılması, cemaate hatırlatılması ve teşvik edilmesi içindir.
    Bir aziz ikonu o azizin yaşamının teşvik edici olması içindir.

    Siz evinizin duvarlarına astığıniz resimlere, sehpanın üzerindeki biblolara mı tapıyorsunuz..? Resimlerin amacı hatırlama , sevgi ve özlemdir.
    Hala hatırlayanlar vardır evlerin duvarlarında kabe, Hazreti Ali, ve islam ayetlerinin olduğu duvar halıları vardı, peki bu insanlar kabeye, Hz Ali’ye ve duvardaki ayetleremi tapıyordu ?

    Hiç bir Katolik ve ortadoks Hristiyan objelere tapmaz.
    Biz Hristiyanlar Yaşayan Tanrı İsa Mesih’e tapıyoruz hamdolsun.

    Peki ya sana sorarlarsa..!
    Sen neye tapıyorsun..!
    Namazını neden kabeye doğru kılıyorsun ?
    Tanrı direk senin namazını göremiyormu…?
    Sakal-ı şerif’e neden yüzünü sürüp dua ediyorsun…?
    O Tanrı’mı ?
    Binlerce müslüman ev almak, borçtan kurtulmak, sağlık bulmak, işe
    girebilmek, evlenmek, çocuk sahibi olmak..vs..vs..vs
    beklentiler için karda, buzda, yazın kırk derece sıcağında..

    Eyüp Sultan
    Telli Baba
    Gül Baba
    Akbaba Sultan
    Gözcü Baba
    Tuzcu Baba
    Haydar Baba
    Tez Veren Baba
    Gibi yerlere gidip dua ediyorlar. Allah Kabe olmadan yüreğini görmüyormu, ibadetini kabul etmiyormu, binlerce insanın duasını duymuyorda yatır aracılığı ile mi duyuyor.
    Yatırlar Tanrı’mı ?


    ‘Kendi gözündeki merteği görmezken, kardeşine nasıl, kardeş izin
    ver, gözündeki çöpü çıkarayım, dersin. Seni iki yüzlü ! Önce kendi
    gözündeki merteği çıkar, o zaman kardeşinin gözündeki çöpü
    çıkarmak için daha iyi görürsün’ (Luka.6:42).

    #34342
    Anonim
    Pasif

    Mutaf kardeşimiz, çok güzel ifade etmişsiniz. Metninizin altına ben de imzamı gönül ferahlığıyla yerleştiriyorum :-)

    #34344
    Anonim
    Pasif

    tebrikler kardeşim. daha iyi anlatılamazdı.yüce rab seni kutsasın.

    #34368
    klaus
    Anahtar yönetici

    Sevgili Mutaf kardeşim, demişsiniz ;


    Siz hala Yüce Tanrı ile ikon (heykel) arasındaki farkı ayıramayacak
    akla sahip olacaksınız, hemde iki milyar Hristiyanı sapıklıkla suçlayacaksınız.

    İkon:
    Resmedilmiş veya şekledilmiş objenin amacı, olayın, şahsın anılarının yaşatılması, cemaate hatırlatılması ve teşvik edilmesi içindir.
    Bir aziz ikonu o azizin yaşamının teşvik edici olması içindir.

    Siz evinizin duvarlarına astığıniz resimlere, sehpanın üzerindeki biblolara mı tapıyorsunuz..? Resimlerin amacı hatırlama , sevgi ve özlemdir.

    Hiç bir Katolik ve ortadoks Hristiyan objelere tapmaz.
    Biz Hristiyanlar Yaşayan Tanrı İsa Mesih’e tapıyoruz hamdolsun.



    Ben de sizi gibi düşünüyorum…imzamı da atarım… ne de olsa ruh aynı :) Rabbim sizi bolca bereketlesin..

    Esenlikle..

    #34406
    Anonim
    Pasif

    [Kayram adli üyeden alinti QUOTE]Sevgili kardeşim Rab sizi bereketlesin. Ama kutsal kitaba göre Rabbimiz şöyle der;

    Koloseliler ;
    2: 6 Bu nedenle Rab Mesih İsa’yı nasıl kabul ettinizse, O’nda öylece yaşayın.

    Romalılar;
    14: 5 Kimi bir günü başka bir günden üstün sayar, kimi her günü bir sayar.Herkesin kendi görüşüne tam güveni olsun.

    Romalılar;
    15: 7 Bu nedenle, Mesih sizi kabul ettiği gibi, Tanrı’nın yüceliği için birbirinizi kabul edin.

    Romalılar;
    14: 12 Böylece her birimiz kendi adına Tanrı’ya hesap verecektir.

    Ama protestan kardeşlerin bu ayetlere göre neden acaba ortodoks ve katolik kardeşlere tahammülleri yok? onların 2000 yıllık geleneklerini bırakın Rab yargılasın. Tesbih vs..
    Benim ailem de katolik ve ben diyorum.. ki siz de diyorsunuz; bizler putlara resimlere tapmıyoruz. 2 ay önce bunu anlatmaya çalışdım formda ve ara sıra yazılarım silindi. Sizin sayfanıza baktım da sizde evangelist kardeşe
    ” yazım neden verilmedi ” diye sitem etmektesiniz :)

    2 yıldır burada çok protetsan pastörler ve değerli abim küstürüldü ve dışlandı, kusura bakmayın da nerede kaldı yukarıdaki ayetler !

    Hristiyan formu sevdim zira orda herkes kardeş evet katolikler msiyonerlik yapmıyor ama kilisesindeki çoçuklara ve ailelere çok iyi bakıyor, okutuyor ve sahipleniyor. Madem protestanlar mücadele etmeyi seviyor neden kilisenizde kalıp, kilisenizi değiştirmeyi düşünmediniz ? yani neden kaçmayı seçip, kalıp bu gidişata karşı mücadele etmediniz ? madem bu mezhebi çok seviyorsunuz ? ben hem 5 yıl mücadele ettim hem de öğretiş hataları buldum. sonrası malum.

    1- nerede yazıyor ki cennete dualarımızın gitmediği ? ölen kutsalların bizim dualarımızı
    ( azizler) duymadığı?

    vahiyde dualarımızın bir buhur gibi kutsalların elindeki kapta toplandığı yazar, kim bu kutsallar ? ve nasıl gitmiş dualarımız cennete ? :) öye ya ölene dua edilmiyor sizde :)

    2- bebek vaftizine neden karşısınız ?
    petrus sık sık gittiği evlerde ” EV HALKI ” ile herkesi evde vaftiz ederdi :)

    3- meryem anaya kutsal denmiyor ama vahiyde son günlerde ondan bahsediliyor ! ve lukada ” tüm kuşaklar beni kutlu sayacak ” der. Neden kutlu sayılmıyor ? vs vs vs…

    Bence bir mezhepteyseniz, kilisede cemaatinize emek vermelisiniz.. bozuk düzene dur demelisiniz. (Ben 5 yıl denedim). ama benim gibi öğretiş hataları bulup mezhepten çıkarsanız o ayrı. mezhepsiz olan insanları da anlamış değilim ( kores gibi ) neden o zaman protestanları tutup diğer mezheplere saldırıyor :) yada kemal başaran hoca neden bana ” ateist-müslüman-katolik-ortodoks herkesi ben değiştirecem tatlılıkla !” diyebiliyor. Yukarıdaki ayetleri sanırım okumuyorlar ! şimdilik hoşçakalın.
    Sevgi ve kardeşlikle kalınız…[/quote]

    Kayram Kardeşim esenlik olsun.

    Benim bir paylaşımımdan ötürü tebrik ve teşvik etmek amacı ile, bana Hristiyan Türk sitesi ile özelde mesaj yazdınız. Çok teşekkür ediyorum. Bana izmir’de hangi kiliseye gittiğimi sordunuz, ben de yine özel de size altı yıl önce bazı nedenlerden ötürü kilise hayatını bıraktım diye cevap yazdım. Fakat..! daha sonra yazmış olduğunuz (yukarıdaki) mesajınızda beni malesef dumura uğrattınız. Benim bu paylaşımı özelden alıp normal siteye taşımamın nedeni ise, benim özel mesajdan anladığım, kardeşler arasında örneğin bahsettiğiniz kitabı bulamadım…, şu ayete nasıl ulaşabilirim… veya kardeşimiz oraya gelecek yardımcı olur musunuz?… gibi konular içindir. Fakat sizin mesajınız çok farklı bir tarz almış.

    Benden Katolik ve ortadokslar için yargıda bulunmamı, ve benim iman hayatım hakkında nasihat etme tarzında olduğunuzu gördüm.

    Özellikle bazı kardeşlerin isminin geçmesi nedeni ile bu gibi paylaşımların özelde değil, site ana sayfasında olması gerektiğine inanıyorum.Diğer türlü ortamda olmayan kardeşlere söz hakkı doğmalı, insanlar istemese de biz bu hakları vermek zorundayız. Kullanır veya kullanmazlar. Ben de çok hodri meydan paylaşımlar yaptım, fakat her yazımın sonuna kadar arkasındayım ve benim paylaşımlarımdan rahatsız olan varsa da her platformda tartışabileceğimi yazıyorum. Mesih bana korkaklık Ruh’u vermedi.

    Ayetler verip, Protestan kardeşlerin katolik ve Ortadoks’lara tahamülleri yok diye yazmışsınız. Kayra kardeşim her insan farklı yürek taşır fakat bırakın katoliklere tahammülü ben on iki yıllık iman hayatımda hiç bir Protestan’ın ortadoks’lar için yanlış bir yorum getirdiklerini görmedim.

    Size bir canlı tanıklık vereyim. Tüyap Kitap Fuarlarında müjdeleme yaparken beraber olabilme ve Rab’bi paylaşabilme şansına sahip olduğum İstanbul Ortadoks kiliseleri cemaat başkanlarından şu an kaçıncı maestrop olduğunu bilemediğim, Rab’de çok çok çok sevgili abimiz, kardeşimiz,canımız İSHAK BIÇAKCI’nın Protestan kiliselerine gelip paylaşım yapması için kilise cematlerinin can attığını ve yolunu gözlediğini çok iyi bilen ve geçmişte bunu yaşayan bir insanım.

    Benim temel görüşümü sorarsan:

    ” Bize karşı olmayan, Bizden yanadır” derim.

    Benim Evangelist kardeşe yazım neden verilmedi diye sitem ettiğimi ve sizin de geçmişte bazı yazılarınızın çıkmadığını yazmışsınız. Benim siteye üyelik tarihime bakarsanız Evangelist kardeşe sitemimde haksız olduğumu göreceksiniz.

    O dönem sitenin işleyişi hakkında bilgim yoktu, yazım geç çıkmıştı fakat Evangelist kardeş bana gerekli açıklamayı yaptı. Hatalı olan aceleci davranan bendim.

    İki yıldır bu sitede pek çok Protestan pastörün küstürüldüğünü ve dışlandığını yazmışsınız.Belki de bu da Rab’bin bir planıydı, hamdolsun, haleluya Rab bu siteyi bol bol bereketlesin. Rab’bin kuzularını küstürüp kilisenin dışına attıklarında kuzuların çektiği sıkıntıların neler olduğunu bu vesile ile belki o kardeşlerde tatmıştır. Kardeşim bunlar nasıl Pastör ki, küsüyorlar Rab’de küsmek varmıydı..?

    Yukarıdaki ayetlere kuzulardan daha çok Pastörlerin dikkat etmeleri gerekmez mi…? Kuzu kendinden sorumludur, Pastör ise tüm kuzularından sorumludur. Kimin daha dikkatli olması gerekli….?

    Katolik kiliseleri hakkında fazla bilgim yok cemaatle ilgileniyorlar ve çocukların eğitimine yardımcı oluyorlamış hamd olsun ne güzel.
    Bana diyorsunuz ki mademki Protestanlar mücadele etmeyi seviyor kilisenizde kalıp neden mücadele etmeyi seçmediniz.?

    Kayra kardeşim ben her kim olursa olsun, hangi konuda olursa olsun suçlamadan veya cevap vermeden önce karşımdaki insanın geçmişteki paylaşımlarını incelerim. Daha sonra o insana bazı sorular sorarım. Benim anladığım kadarı ile siz benim paylaşımlarımı incelememişsiniz. İncelemiş olsaydınız bu yanlış kanılara varmazdınız.

    Bakın beni ne ile suçluyorsunuz…?
    ‘KAÇMAKLA…!’
    Ben Mutaf’ım, Türkiye Hristiyan alemi, özellikle İzmir az çok benim kim olduğumu tahmin ediyor. Mutaf’ın hiç bir konuda kaçmayacağını da bilirler. Mutaf Rab İsa Mesih’te hiç bir zaman taviz vermez.

    Mutaf’a arabalar, evler, avrupa seyahatleri hatta Protestan Türkiye ortamında bırakın kilisede bir yere gelmeyi, ülke çapında bir yerlere getirilmek teklif edildi. Mesih yoksa Mutaf yok. İncil Yoksa Mutaf yok.

    Ben İsa Mesih’e geldim, Limitet şirketlerine gelmedim
    Mesih’e Lay Lay Lom’a da gelmedim. Mutaf Ağır bedeller ödedi, günü ve zamanı geldiğinde daha ağırlarını da öder, hiç kimse merak etmesin.

    Uğrunda mücadele ederim, gerekirse ölürüm, ama kilisenin duvarları için değil, içindeki canlı Ruhlar uğruna mücadele ederim. Satılmış Ruh’lar için değil……!
    Neden mi kiliseden ayrıldım:Çünkü ben Mesihe ve Müjdeye köleyim, parası bol Pastör’e ve cemaatlere değil.
    Sonuç mu? Bu derenin suyu, ekmeği güzel bırak Mesih’i ne güzel yiyip içiyoruz diyenler de, zamanı geldi darma duman oldular.

    Bak Kayram kardeş, koyunların çok garip bir yaratılışı vardır.
    Kurt sürüye saldırdığında, bir tanesini yerken diğerleri sıranın kendilerine geleceğini göremezler. Ama malesef sıra onlara da geldi ve kurt’lar tarafından tek tek Ham edildiler. Bilmiyormuş gibi davranırlar.

    Kayram kardeş siz öğretiş hataları bulmuşsunuz ayrılmışsınız ben öyle demiyorum. Bazı kiliselerin Tanrı ve müjde ile işleri yok diyorum, aramızdaki fark bu. Rab’bin olmadığına inandığınız yerde neyin mücadelesini kimlerle birlikte vereceksiniz?
    Kilise hayatım olmasa da İzmir kilise ortamını iyi bilirim 5 yıl mücadele ettiğinizi söylüyorsunuz. Galiba siz içinizdeki Ruh’sal savaşı, mücadele ile karıştırıyorsunuz. Mücadeleniz çetin ve sıkı olsa idi haberim olurdu. Bir zahmet mücadele ettiğiniz konular ve şartları yazın bende bereketleneyim. Ricam, yazarken rahatsız olduğunuz kişisel sorunlardan değil, iman mücadelenizi yazın.

    3 maddelik sorunuza cevap:

    1: Ben dualarımı İsa Mesih’e yapıyorum çünkü;
    ” Benim adımla benden ne dilerseniz yapacağım diyor.” yuh.15:14.

    Siz İncil’de pek çok bölümde geçen benim aracılığım olmadan hiç bir kimse babaya gelemez’ diyen Mesih İsa sözlerini es geçip
    vahiy.5.7-8 bölümünü mü katolik olmanızda etken görüyorsunuz?
    Ayette geçen biz kutsalların duasıdır. Sizin (Katoliklerin) aracı kıldığınız azizlerin degil.

    2: Ben insanların bedensel ve ruhsal olarak gelişip. İman ikrarını yaptıktan sonra vaftiz edilmesini kendimce daha uygun görüyorum.

    Bizler bebek iken vaftiz olmuş fakat mafyalık yapıp yüzlerce insanı öldüren kendisine katolik diyen veya bebek vaftizi olup Night Clap
    çalıştıran bir sürü italyanda tanıyoruz.Keramet Vaftizde değil, İman hayatında.Simgesel olan vaftize bu kadar kafa yormayın. Eylem-iman,iman -eylem’e dikkat edin.

    3: Vahiy bölümünde geçen kadın (israildir) Kurtarıcı Mesih İsa’nın Yahudi oymağından çıkacagını betimler. Vahiy 12 bölümde geçen kadının başındaki on iki yıldızdan oluşan taç ta, İsrail’in 12 oymağını betimler.

    Yazınızda ” Tüm kuşaklar beni KUTLU sayacak” demişsiniz.
    Ayetin doğrusu budur:
    ” Bundan böyle bütün kuşaklar beni MUTLU sayacak.”
    Luka.1:48.

    Esenlikle

    #28935
    Anonim
    Pasif

    Kardeşler, izin verirseniz, o Luka 1,48deki ‘mutlu’ sözünün tam da Türkçe’deki anlamıyla ‘mutlu’ anlamına gelmediğini not edeyim… ‘Mutlu’ ile ‘kutlu’ arası bir anlam taşıyan bir kelime ordaki. ‘Bahtiyar’ kelimesi ‘mutlu’ kelimesinden çok daha yakın bir anlam taşır o kelimedeki anlama ama kutsanmış bir bahtiryarlıktır bir bakıma kastedilen. Ordaki kelimenin Yunanca’sı ‘makaria’dır. Yunanlılar İngilizcedeki ‘blessed’ yani ‘kutlu’ ve ‘bereketli’ kelimesiyle aynı kökten olan ‘bliss’ yani ‘kutsal bahtiyarlık’ kelimesini ‘makariotis’ olarak çevirirler mesela.

    Rab’bin dağ hutbesindeki sözlerinde de ‘mutlu’ kelimesinin kullanılması isabetsiz kanımca. ‘Bahtiyar’ kelimesinin kullanılması çok daha isabetli. ‘Mutludur barış sağlayanlar, onlar Tanrı oğulları adlandırılacaktır’ yerine mesela ‘Bahtiyardır barış sağlayanlar onlar Tanrı oğulları adlandırılacaktır’ denmesi çok daha isabetli olur. Nitekim bu Hristiyanlığın en merkezi tanımlarından birini oluşturan hutbede bile yine o bahsettiğimiz kelime kullanılır.

    Azizlere hitabediş, şefaatlerini dileyiş anlamsız bir şey değildir. Azizler ölmüş değil ki duymuyor olsunlar. Azizleri aziz yapan zaten ölümü aşmış oldukları bir bakıma. Varlığın ebedi vahdetini hayatlarında satha çıkarmış olanlardır azizler. Ondan dolayı vücuden ayrılmış olsalar bile aramızdan kendilerine kalpten seslenildiğinde hemen duyar karşılık verirler. Azizlerden yardım isteyiş ise bazılarını kişilik olarak kendi kişiliğimize yakın hissettiğimizden olabilir. Aynen, bu şurdaki hayatta kendi mizacımıza uygun kişilerle arkadaşlık ettiğimiz gibi. Hz. İsa Mesih’i mutlak mürşidimiz saymamız şu burdaki hayatımızda arkadaşlar edinmeyeceğimiz, onlardan ihtiyaç olduğunda yardım dilemeyeceğimiz anlamına gelmez elbet. Kilise cemaati bir diriler cemaatidir ölüler cemaati değildir ki. İçersinde gelmiş, geçmiş hatta… gelecek olanlar bile yaşar ve birbirleriyle irtibatta bulunur durumdadır.

    İşte Meryem Ana’ya olan hitabedişler, yardım dileyişler de onu varlıksal anamız hissettiğimizdendir. Yaradılmışlar aleminin, yani bizim, hepimizin, insanoğlunun en pak, en hassas, en zarif, Tanrı’ya teslimiyete en uygun mensubudur Meryem Ana… Bizdendir o, ondandır ki ona bu kadar cürretkarca dert yanabildiğimiz vardır.

    Vaftiz meselesine de gelince… birinin bebekken vaftiz edilmesi vicdani serbestisini bağlamaz nasıl olsa. Yine serbesttir istediğini yapmakta. İsterse çeker gider, her istediği çamura bulaşır. Vaftiz insanın hür ihtiyarına zincir vuran bir büyü değildir ki.

    Ama… yine de herkes doğru bulduğunu yolda ilerlesin. Yeter ki saygılı olalım vicdani serbestilerimize. Ondan ötesi Tanrı’nın nasıl olsa. İyi niyetlilerin kaybolacağı da yok.

    Herkese esenlikler…

    #34407
    Anonim
    Pasif

    Mutaf kardeşin aşağıda ki sözlerine aynen katılıyorum.

    “3 maddelik sorunuza cevap:

    1: Ben dualarımı İsa Mesih’e yapıyorum çünkü;
    ” Benim adımla benden ne dilerseniz yapacağım diyor.” yuh.15:14.

    Siz İncil’de pek çok bölümde geçen benim aracılığım olmadan hiç bir kimse babaya gelemez’ diyen Mesih İsa sözlerini es geçip
    vahiy.5.7-8 bölümünü mü katolik olmanızda etken görüyorsunuz?
    Ayette geçen biz kutsalların duasıdır. Sizin (Katoliklerin) aracı kıldığınız azizlerin degil.

    2: Ben insanların bedensel ve ruhsal olarak gelişip. İman ikrarını yaptıktan sonra vaftiz edilmesini kendimce daha uygun görüyorum.

    Bizler bebek iken vaftiz olmuş fakat mafyalık yapıp yüzlerce insanı öldüren kendisine katolik diyen veya bebek vaftizi olup Night Clap
    çalıştıran bir sürü italyanda tanıyoruz.Keramet Vaftizde değil, İman hayatında.Simgesel olan vaftize bu kadar kafa yormayın. Eylem-iman,iman -eylem’e dikkat edin.

    3: Vahiy bölümünde geçen kadın (israildir) Kurtarıcı Mesih İsa’nın Yahudi oymağından çıkacagını betimler. Vahiy 12 bölümde geçen kadının başındaki on iki yıldızdan oluşan taç ta, İsrail’in 12 oymağını betimler.

    Yazınızda ” Tüm kuşaklar beni KUTLU sayacak” demişsiniz.
    Ayetin doğrusu budur:
    ” Bundan böyle bütün kuşaklar beni MUTLU sayacak.”
    Luka.1:48.

    Esenlikle “

    Protestanların da katoliklere ve ortodokslara verdiği cevaplar vardır. Kayram ve Viran dede kardeşler, ayetlerde olmayan şeyleri, kendi yorumlarınıza dayanarak bazı insan öğretilerini savunuyor ve doğru olduğunu iddia ediyorsunuz. Mutaf kardeşin 1 nolu cevabı çok anlamlı, Rabsiz hiçbir şey olmaz. Tek şefaatçi odur Viran dede. Rab İsa Mesih, Rabdir, bu nedenle ondan başka bir Rabbimiz olmasına da kesinlikle karşıdır. Rab ne demek sizin için Kayram ve Viran Dede?

    Rab Tanrı, tüm benliğimizle, aklımızla, ruhumuzla bağlı olacağımız ve seveceğimiz ve tek şefaatçimiz, tek fidyemiz, tek kurtarıcımız, tek affedicimiz, ruhta tek ilişkide bulunacağımız, sadece onunla ruhta paydaşlıkta bulunacağımız (ruhumuz Rable evli, Rable bir, eğer azizlere ruhta ses yükseltiyorsanız, şefaat dileniyorsanız zina ediyorsunuz demektir, Rab sizin gibiler için kıskanç olduğunu, ölümcül kıskançlığını bildirmiştir.) HERŞEYE EGEMEN YARATICI RAB TANRIMIZDIR.

    Ölülerin yalnızca bedenlerinin öldüğünü herkes biliyor, ama size yanıt vereceğini nereden çıkardınız. Ya da birşeyleri değiştirmeye yetkileri olduğunu? Ya da onlardan şefaat dilenmenin Rab tarafından onaylandığını? Nerede bunu onaylayan Rab’bin sözleri Viran dede, kayram, ya da diğer ortodoks ve katolikler….. İnsanların aklını karıştırıyor, insan öğretilerini, ki bunlar pagan inançlarından gelmedir, onaylayıp doğrudur diyorsunuz. Rab ise tek şefaatçiniz, tek güvenceniz, tek Rab’biniz ben olmalıyım diyor. Bizlere eşleri diyor. Ruhta gelinleri olduğumuzu söylüyor. Rab demek sadece yaratan demek değildir. Rab bir sıfattır. Az önce de sıraladım,tek KURTARICINIZ, tek YARDIMCINIZ, tek ŞEFAATÇİNİZ, tek UMUDUNUZ, tek RUHTA SES YÜKSELTTİĞİNİZ, RUHTA SADECE ONUNLA PAYDAŞLIKTA BULUNMANIZ GEREKENDİR. Eğer azizlere, başkalarına yakarır, onlardan yardım isterseniz sizin Tanrıdan başka Rableriniz var demektir. Bunu ben demiyorum, Kutsal Kitap diyor.
    Ve bunları dediğimiz için de bizi kesinlikle sevgisiz ya da bilgisiz, anlayışsız kişiler olarak adlandıramazsınız. Savunduğumuz sözler bizim düşüncelerimizden kaynaklı değildir, Rab Tanrı’nın kendi sözlerindendir. Sizin savunduğunuz inanç ise insan kaynaklıdır, Rab Tanrının sözlerine dayanmamaktadır. Hiçbir yerde azizlere dua edilebileceğini, ya da onlara (ölmüş olanlara, bu dünyada olmayanlara) seslenebilineceğini, ruhta şefaat dilenebileneceği, onların size yardım edebileceği yazılı değildir. Ne de bu yönde teşvik, cesaretlendirme vardır. Havarilerin de bu düşüncenizi onaylayan sözleri yoktur. Tam tersine bu dünyada imanlılara yardımda olunabileceği ve cesaret verilebileceği pavlusun muktubunda (filipiler 1:22-24) yazıyor:

    22 Hayatta kalırsam yararlı işler yapacağım. Ama hangisini seçeceğimi Bilemiyorum.23 İki seçenek arasında kaldım. Dünyadan ayrılıp Mesih`le birlikte olmayı arzuluyorum; bu çok daha iyi.
    24 Ama hayatta kalmam sizin için daha gereklidir.

    Dua yaşarken, bu dünyada bulunuyorken yapılabilen ve bir anlamı olan eylemdir. Ruhta Rab’be yapılır. Dua konusu herşey olabilir ama imanın göstergesi olan bir eylemdir. İman da görünmeyen şeylerin varlığından emin olmaktır. Bizim iman ettiğimiz de Rabbin varolduğu, Rabbin bizi duyduğu ve bizi yanıtlayacağıdır. Bu nedenle ölü ama Rabbin yanında olan birinin duası, yaşayanların duasıyla karşılaştırılamaz.
    Diğer yandan ölülerin sizin dualarınızı ya da seslenişlerinizi hemen duayacağını nerden biliyorsunuz. Rab demiş mi? Var mı öyle bir ayet. Ölülerin ruhu sonsuz mu ki herkesin seslenişini duysun. Meleklerin bile böyle bir yeteneği yokken, insanın nasıl olur? Sonsuz olan Tak Rab Tanrıdır. Yalnızca O sonsuz bir ruha, güce, yetkiye sahiptir. Yarattıları ruhlar sonsuz güçte değildir. Diğer alemde olmaları demek burda ki herşeyi aynı anda duyabilmeleri demek değildir. Herşeyden haberdar olamalrı demek değildir. Bunu şuradan çıkarıyorum. Meleklerin görevlerinden, her birinin ayrı ayrı görev ve sorumluluk bölgesi olmasından. Diğer türlü olsaydı birçok meleğe de ihtiyaç olmazdı. Melekler de ne güç olarak ne de ruh olarak Tanrı gibi sonsuzdur. Dünyasal olmamalarına rağmen öyleler. Peki azizler nasıl herkesi duyar? Eğer azizlere Rab bu gücü vermişse Kendisi için istediklerinden de vazgeçmiştir. Ama hayır, Onun sözleri değişmezdir. O her zaman TEK olmak isteyecektir. Ruhumuzda, benliğimizde ve aklımızda.

    #34408
    Anonim
    Pasif

    Viran dede,
    Varlıksal anamız, babamız, sevgilimiz, eşimiz Rab Tanrı olmalıdır. Başkalarını koyamazsınız. Asmada kalmalısınız, asmada kalmazsanız kesilir atılırsınız. Rab’den başka rableri olanlar (bu para, azizler, kutsal saydığınız rabden başka herşey veya herkes, felsefeler) asmada kalamaz, çünkü onlar zaten asmada kalmamış, beslenmmemiştir, dolayısıyla çürümeye mahkumdur. Ve çürük olanlar, kesilir.

    #34410
    Anonim
    Pasif

    Vahiy 8 de yazılı olan kutsalların duaları ortak bir dua, istektir.Yani özel değildir. Azizlerin, dünyada yaşayan insanlara yanıt olarak ettikleri özel dualar değildir. Ortak dua da Rab’bin egemenliğinin gelişi için edilen dualardır. Ölmüş veya yaşayan imanlıların ortak isteği, bekleyişleri budur ve bu zamanı gelince yanıtlanacaktır ve ayetlerde de okunacağı gibi bu duaların 7 felakati başlattığıdır. Dualara verilen yanıt, bu duaların ne olduğunu gösterir, anlamayı sağlar. Bu nedenle bu duaların hepsinin aynı olduğu, bunun da eski düzenin ortadan kalkması ve Rab’bin egemenliğinin gelmesi olduğu da şüphe götürmez bir gerçektir. Bu çok nettir. Katolik ve ortodoksların savunduğu gibi kesinlikle değildir.

    Yedinci Mühür ve Altın Buhurdan

    1 Kuzu yedinci mührü açınca, gökte yarım saat kadar sessizlik oldu.

    2 Tanrı`nın önünde duran yedi meleği gördüm. Onlara yedi borazan verildi.

    3 Altın bir buhurdan taşıyan başka bir melek gelip sunağın önünde durdu. Tahtın önündeki altın sunakta bütün kutsalların dualarıyla birlikte sunmak üzere kendisine çok miktarda buhur verildi.

    4 Kutsalların dualarıyla buhurun dumanı, Tanrı`nın önünde meleğin elinden yükseldi.

    5 Melek buhurdanı aldı, sunağın ateşiyle doldurup yeryüzüne attı. Gök gürlemeleri, uğultular işitildi, şimşekler çaktı, yer sarsıldı.

    Yedi Borazan

    6 Yedi melek ellerindeki yedi borazanı çalmaya hazırlandı.

    7 Birinci melek borazanını çaldı. Kanla karışık dolu ve ateş oluştu, yeryüzüne yağdı. Yerin üçte biri, ağaçların üçte biri ve bütün yeşil otlar yandı.

    8 İkinci melek borazanını çaldı. Alev alev yanan, dağ gibi büyük bir kütle denize atıldı. Denizin üçte biri kana dönüştü.

    9 Denizdeki yaratıkların üçte biri öldü, gemilerin üçte biri yok oldu.

    10 Üçüncü melek borazanını çaldı. Gökten meşale gibi yanan büyük bir yıldız ırmakların üçte biri üzerine ve su pınarlarının üzerine düştü.

    11 Bu yıldızın adı Pelin`dir. Suların üçte biri pelin gibi acılaştı. Acılaşan sulardan içen birçok insan öldü.

    12 Dördüncü melek borazanını çaldı. Güneşin üçte biri, ayın üçte biri, yıldızların üçte biri vuruldu. Sonuç olarak ışıklarının üçte biri söndü, gündüzün ve gecenin üçte biri ışıksız kaldı.

    13 Sonra göğün ortasında uçan bir kartal gördüm. Yüksek sesle şöyle bağırdığını işittim: “Borazanlarını çalacak olan öbür üç meleğin borazan seslerinden yeryüzünde yaşayanların vay, vay, vay haline!”

    #34411
    Anonim
    Pasif

    Syn Viran dede’den alıntı ; “İşte Meryem Ana’ya olan hitabedişler, yardım dileyişler de onu varlıksal anamız hissettiğimizdendir. Yaradılmışlar aleminin, yani bizim, hepimizin, insanoğlunun en pak, en hassas, en zarif, Tanrı’ya teslimiyete en uygun mensubudur Meryem Ana… Bizdendir o, ondandır ki ona bu kadar cürretkarca dert yanabildiğimiz vardır”.

    MeryemAna,şuana dek yeryüzünde barınmış en kudretli,en Kıymetli ve EN KUTSAL kadındır,benim gözümde bu böyledir,nedendir bilmem ama benim ona olan sevgim ayrıdır,şahsım dualarında da MeryemAna yı devamlı anar,ondan devamlı diler,,,Meryem Annemizin yeri hep farklıdır bende,bu bana uygulanan bir öğretiş değildir,tamamiyle içimden gelen davranıştır, “SACRA MADRE” †

    Syn. Viran dede cok güzel anlatmış,bazı şeyleri aksettirmiş.

    #34412
    Anonim
    Pasif

    Sevgili Heaven, İçinizden gelen Meryem’e dilemek Rab’bin onayladığı birşey mi? Kesinlikle değil. Nasıl Rab’den başkasından dilersiniz? İçinizden gelen herşey doğru mudur? Rab’be hiç sormaz mısınız, Rab bunu onaylıyor musun diye? Önemli olan içinizden neyin geldiği değil, Rab’bin ne dediği. Ve Rab bu yaptığınızı kabul etmiyor. Kabul eder diyorsanız ayetlerle gelin, azizlerinizin yaptıkları veya sözleriyle değil. Viran dedenin azizini gördük…..

    #34413
    Anonim
    Pasif

    Tuba kardeşimiz, siz bizi çoktan cehennemlikler tugayına dahil etmişsiniz… :-))) Bırakın ona Yaradan karar versin artık… :-)))

    Yeni Ahit’teki o sıraladığınız ayet ve kısımların biz de farkındayız, merak etmeyin. Biz de biliyoruz onları. Tapmak başkadır, yardım dilemek başkadır. Şu burdaki hayatta bile arkadaş ve dostlardan yardım dileriz. Kaldıracağımız bir eşya ağırsa bir başkasını da çağırırız, yardım etsin diye (hele vücuden bizden daha güçlüyse). Bu kendisine taptığımız anlamına gelmez. Azizlerle olan alakamız da öyledir işte. Ondan öteye de gitmez… gidemez de zaten, hiç kimse Tanrı’nın yerini tutacak değil elbet.

    Heaven kardeşimiz güzel bir söz etmiş, ‘Meryem Annemizin yeri hep farklıdır bende, bu bana uygulanan bir öğretiş değildir, tamamiyle içimden gelen davranıştır’ demiş… İşte Protestantlığın ‘Aşil’in topuğu’nu teşkil eden noktalardan birine değinmiş kardeşimiz, hem de çok insani bir şekilde: Protestantlığın inancı salt bir akılcılığa indirgemeye bir meyli vardır, Katoliklik ve Ortodoksluğa eleştirisinde bazı ciddi hakları olmasına rağmen. Halbuki insan sadece akıl değildir ki… vücuttur da, duygudur da… bir sürü şeydir. Ve insanın bu tüm yönlerinin doygunluğa erişmesi gerekir ki insan ‘kurtuluş’a erebilsin. İnciller’deki ‘kurtuluş’ kelimesinin tam anlamı ‘bütünlük’tür zaten. İnsan’ın teslimiyet sayesinde kaybolmuş olan bütünlüğüne yine mazhar olmasıdır amaç. Bu bütünlüğün içinde de sadece akıl yoktur tabi ki. Yani… sözün kısası, eğer Meryem Ana’ya bir ‘anam lütfen’ diye yakarmak geliyorsa içinden, niye yapmayasın ki… Kendini, varlığını niye ideololojik bir cenderenin kuralcılığına sıkıştırasın… Biz şuracıkta kendi dünyevi annemizin kucağına düşer ağlarız, Ebedi varlıksal annemize mi açmayacağız ızdırabımızı, Tanrı aşkına… Öyle bir salt akılcılık tüm hayatımızı kurutur, sözde bir harfi harfinelik gerekçesiyle ruhsuz kılar bizi. Akıl varlığımızın tüm öteki yönlerine kahyalık yapmaya terkedildi mi bütünlüğümüz kaybolur, asıl o zaman yoldan çıkarız. Herşey ahenkte olmalı. Ahenksiz hiç bir şey olmaz.

    Ama… bir önceki mesajımda dediğim gibi: herkes istediği yolu seçmekte serbesttir neticede. Hatta kendisi gibi düşünmeyenleri cehennemlik saymakta da hürdür. Bize bizi cehennemlik sayanlara da Tanrı’dan salihlik dilemek kalır…

    Ha… bir de azizlerin yardım dileyişimize cevap vereceklerini nerden bildiğimiz mevzuu… Çok basit: kendi hayat tecrübemizden :-)))

    Sevgiler…

    #34414
    Anonim
    Pasif

    Değerli viran dede;
    Senin görüşüne saygı duyuyorum.paylaşımların da, değişik bir bakış
    açısı olduğunu, görüyorum.Buda bana bir hayli ilginç geliyor.Bizi bereketliyorsun emegin için sagol.

    Demişsinki,
    Hz. İsa zina işlediğinden recme uğrayacak kadını kurtardığında zinaya teşvik etmemiştir elbet… tam tersi olmuştur.

    Evet bu düşüncene, katılabilirim.Yanlız Ayet,te RAB.bim İSA MESİH bir şey daha diyor.

    “İSA,Bende seni yargılamıyorum,dedi.”Git,artık bundan sonra
    günah işleme dedi.”
    Yuhanna8:11

    Git, artık bundan sonra günah işleme,dedi.. Bunu neden dedi..?
    Çünkü zina yapan kadını,bir daha günah işlememesi,ve bundan sakınması konusunda uyardı.
    RAB İSA MESİH,ben seni yargılamıyorum derken ona lütfünü gösterdi,ve günah işleme derkende doğru olan gerçek neyse ,nasıl davranması gerekiyorsa onu, kadına söyledi.

    Bizlere Lütüf ve gerçek İSA MESİH aracılığı ile verildi.Onun gerçeğini bilmeden onun lütfüna erişemeyiz.

    Zina ederken yakalanan kadın,da RAB İSA MESİHİ’in,uyarısıyla gerçegi gördü, gerçeğin peşinden gitti., hepimizde biliyoruzki Rab,bimizin takipcilerinden biri oldu.

    Senin dede hikayesinde hiç bir yorum,uyarı yok benim gördüğüm,Tanrı’ya havale etme var,ben burda günaha dedenin de ortak olduğunu,ve bunu Tanrı’ya(Allah)havale ederek kötü örnek ve teşvik edici olduğunu düşünüyorum.Yani burada, seninle aynı şekilde düşünmüyorum.
    Sevgili Viran Dede,
    Sefiller Romanı, benim ilk okuduğum kitaptır.onüç yaşlarındaydım ve çok etkilenmiştim.Kürek mahkumu Jan valjan ve onu kovalayan müfettiş javart hala hafızamdadir.Victor Hugo, zaten o dönem dini dışlamayan yazarlarımn içinde romantızm akımındaki yazarlar arasında yer almış ve dolayısıyla elbetteki TANRI,merhamet,haksız adalet anlayışı ve politik hayatı anlatırken hep göze çarpan TANRI’sal adalet ve inançı dışlanmamış ve vurgulanmış ve bu özellikle romanın kahramanı olan Jan Valjeanın karekterinde ve yüreğınde işlenmiştir..
    Bu gerçek, bu gün bile geçerlidir. hayatımızda da olabilir insanların yüreklerine ve doğru yola girmesine zaten, RAB’bimiz her zaman bir vesile kılar.Hiç umulmadık yerde kalplere dokunur RAB İSA MESİH.

    Ferisiler konusuna gelince:
    Ayet diyorki,
    “Ey kör ferisi!Sen önce bardağın ve çanağın içini temizle ki dıştanda temiz olsunlar”
    Matta 23:26
    Ferisiler açgözlu,doymak bilmez kendi sahsi benliksel egolarına çok düşkün ve buna karşılık dıştan din’dar insanlardı.Yürekleri kötülük doluydu.
    Önce, yüreklerindeki pisliği arıtmaları gerekiyordu.bardak ve çanak içi
    derken yürekteki, arınmaktan, temizlikten bahsediyor bu temizlikte ancak TÖVBE ve İMAN etmeleriyle gerçekleşebilirdi.ve bunada gidiş yolu TANRI,ya içten, inanç ve itaat yoluyla olabilirki bunu yapmadılar yani, bardagın dışını temiz tutmaya devam ettiler.günahlarına karşılık tamamen kör gibi davranıp içsel temizliği reddettiler.

    “Mademki sen gönülden sadakat
    İstiyorsun,
    Bilgelik ögret bana yüregimin
    derinliklerinde.
    Beni mercanköşkü ile arıt,
    paklanayım,
    yıka beni kardan beyaz olayım.
    Mez51:6.7

    Kurtuluş,sadece TÖVBE ve RAB İSA MESİH’e İMAN etmekle gerçekleşir.
    Günahlı geçmişimiz ve benlikteki hatalar ve ferisiler gibi bardak dışını temizlemeler ve kurtuluşu bizden uzaklaştırır.TANRI sadakat ister ve İMAN,la dolu bir yaşam yanında.Benim düşüncelerim bu.
    Bana verdiğin bu Ferisiler örnegine de katılıyorum

    Sevgili, viran dede yazılarını, takıp ediyorum.Bilginin sınırı yoktur.Bir Abi olarak senden çok şey ögrenecegimizdende eminim RAB herzaman seninle olsun

    Ya RAB,Yüceler Yücesi,
    Kurtuluşunu, bulmamış ve görmeyen,seni anlayamayan yüreklerin, seni anlaması için, yollarını aç diye, dua ediyorum AMİN

    #34415
    Anonim
    Pasif

    Hiç bir insan Tanrı dan beklenen, dilenen isteklerin vericisi olamaz, bizlere insan üstü gibi gelen bazı becerileri olanlar kesinlikle vardır, ama o tür kişiler bile o güç ve becerilerini yaratıcıdan alırlar.
    Meryem ve diğer azizler elbetteki saygıya sevgiye değer kişiliklerdir, ama sonuçta hepsi bizler gibi birer insandırlar. tuba ve o türde düşünen arkadaşlarla hem fikirim.Saygı ve peşinden sevgi sunmak başka her türlü sıkıntılarda yardım dilemek başkadır. Bu tür dilekler yaratıcıya yapılmalı O’nun yarattığı insanlara o tür yakarış ve yalvarış yaratanı dışlamak ya da araya bir aracı koymak manasına gelir ki bu asıl ve tek olana saygısızlıktır. sevgiler hepinize…

    #34416
    Anonim
    Pasif

    @tuba 17234 wrote:

    Sevgili Heaven, İçinizden gelen Meryem’e dilemek Rab’bin onayladığı birşey mi? Kesinlikle değil. Nasıl Rab’den başkasından dilersiniz? İçinizden gelen herşey doğru mudur? Rab’be hiç sormaz mısınız, Rab bunu onaylıyor musun diye? Önemli olan içinizden neyin geldiği değil, Rab’bin ne dediği. Ve Rab bu yaptığınızı kabul etmiyor. Kabul eder diyorsanız ayetlerle gelin, azizlerinizin yaptıkları veya sözleriyle değil. Viran dedenin azizini gördük…..

    Merhaba tuba Hnm. :)

    Dikkat ettiyseniz azizlerle ilgili hiçbir konuya değinmedim “azizleriniz” e karşılık cevabım bu.
    Dualarda En Kutsal Anne MeryemAnne ye (bana göre)sevgilerimizi,şükranlarımızı,dileklerimizi sunmak suç mu ? demişiniz “Kutsal Kitap’da böyle birşey varmı ?” Kutsal Kitaba göre demedim zaten ben ki,içimden geldiği gibi Dua mı ediyorum dedim,ayrıca belirttim “öğreti değil,içimden geldiği için”…
    Sonuçta sizin için pek değeri olmayabilir MeryemANNEMin,,,ama benim başımın Tacıdır.Sonsuz saygı duyuyorum kendisine,hepte duyucam.
    Sizler sanıyorsunuz ki biz onu ilah yapıyoruz,zaten yanıldığınız en büyük nokta bu :)

15 yazı görüntüleniyor - 1 ile 15 arası (toplam 23)
  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.