• Bu konu 6 izleyen ve 5 yanıt içeriyor.
6 yazı görüntüleniyor - 1 ile 6 arası (toplam 6)
  • Yazar
    Yazılar
  • #27008
    klaus
    Anahtar yönetici

    Sevgili arkadaşlar siz başka bir dinden Hristiyanlığa iman ettiniz.O yüzden doğru yol budur diyorsunuz.Peki Hristiyanlıktan İslam’a geçenler de aynı düşünceyle din değiştiriyorlar.Onlar da rüya görüyorlar mucizeler yaşıyorlar.Onlarınki yalan mı sizce? Sevgiler…

    #35303
    Anonim
    Pasif

    @kayıtsızüye 18981 wrote:

    Sevgili arkadaşlar siz başka bir dinden Hristiyanlığa iman ettiniz.O yüzden doğru yol budur diyorsunuz.Peki Hristiyanlıktan İslam’a geçenler de aynı düşünceyle din değiştiriyorlar.Onlar da rüya görüyorlar mucizeler yaşıyorlar.Onlarınki yalan mı sizce? Sevgiler…

    Güzel bir soru sordun arkadaşım. Doğrudur. İman sadece rüya, görüm ve ruhî tecrübelere dayanmamalıdır. Hatta şifa ve mucizelere de dayanmamalıdır. Çünkü bütün bunları Şeytan ve cinleri de yapar ve yapabilir. Musa’nın yaptığı neredeyse herşeyi, Firavun’un sihirbazları da yapmışlardı diye Tevratta okuyoruz. Bu yüzden de Rab’bimiz, İncil’de, herşeyi sınamamız gerektiğini söylüyor. Tanrı’dan olanı bile sınamalıyız.

    İmanın köklü sebepleri olmalıdır. İşte biz Mesih İnanlıları, ruhsal tecrübelerimiz yanında, bu köklü temeller üzerine oturtmuşuz imanımızı. Ne gibi mi?

    Tevrat, Zebur ve İncil vardı İslâm olmadan önce. Bunlar İslâm gelmeden çok önce yazılmış yazılar. Yani İslâmı eleştirmek için yazılmış değiller. İslâm, İncil’den 600 sene sonra geldi. Tevrat, Zebur ve İncil; 3 Kitap değildir. 66 Kitaptır ve 50 civarında peygamber tarafından, değişik asırlarda yazılmış olmasına rağmen, bütün bu kitaplar, birbirlerini onaylamakla kalmıyor, ayni zamanda, mükemmel bir uyum içerisindedirler ve birbirlerinin tamamlayıcısıdırlar. Çünkü yazan peygamberler, ayrı dönemlerde yaşamış olsalar bile, YAZDIRAN, ayni Tanrı’dır. Bu Kitapların herhangi birinde, bir değişiklik, bir yalan, bir tutarsızlık, bir çarpıtma olsa, YAZDIRAN Tanrı, bunu bir sonraki peygamberle bildirir ve ikaz ederdi en azından. Ama hepsi de, bir evvelkilerini onaylamıştır.

    Bu Kitapların hepsinin özü ve mesajı aynidir. Ta Adem ve Havva’nın düşüşünden beri, bir VAAT veriliyor. Bu VAAT, ‘MESİH GELİYOR’ vaadidir. O sadece bir insan değildir. İnsan bedeni almış, başlangıcı ve sonu olmayan, hükümranlığı asla son bulmayan, Alfa ve Omega olan (yani başlangıç ve son olan), eşşiz, benzersiz biri olacaktır. Bütün peygamberlerin parmakları, Tanrı’nın bütün vaatları ve insanları günahın cezası olan Ebedî Ölüm’den kurtaracak ‘Kurtuluş Planı’ hep bu Mesih’i gösteriyordu. Peygamberlerin en yücesi olan Yahya bile: “Ben O’nun ayakabısının bağlarını bile çözmeye layık değilim” demişti Mesih için.

    İnsanlar, ta Adem ve Havvadan beri, hep bu umutla yaşadılar ve ‘Mesih gelecek’ diye, 4000 yıl beklediler. O’nun insan olarak Beytlehem’de doğacağı, bir bakireden doğacağı, tüm hastalıklara şifa vereceği ama bizim günahlarımız için, bir kuzu gibi, kurban edilmek üzere geldiği ve bu yüzden çarmıhta can vereceği, O can verirken elbiseleri için kura çekileceği, O’na su yerine içmesi için sirke verileceği (“Tutku” filmini gördünüz mü?) ve daha birçok (336 tane) inanılmaz detaylı ayet, bize Mesih’i yüzlerce ve binlerce evvelinden bildirmiştir.

    O geldiğinde, peygamberliklerin son bulacağı, (yani Muhammed bir peygamber olamaz. Çünkü hem Yahudi değil ve hem de Yahudi olmuş olsa bile, artık peygamberlikler son bulmuştur), Yahya’nın son peygamber olduğu yazılıdır. Ondan önceki tüm peygamberler de YAHUDİ’dir. YAHUDİ soyunun dışında, hiçbir millete, hiçbir zaman bir peygamber gelmemiştir ve gelmiyecektir. Çünkü Tevrat, bunu çok açık bir şekilde söylemiştir. İncil’de de ‘Kurtuluş YAHUDİ’lerdendir” diye yazılıdır.

    Hal böyle iken, ta İbrahim zamanından beri (3000 sene) puta ve cinlere tapmış olan, Yahova Tanrı’yı (İbrahim, İshak ve Yakubun Tanrısını) hiç tanımamış, O’na hiç tapmamış ve O’nu hiç bilmeyen bir ırktan (Araplar) birileri çıkıp, tüm Kutsal Kitapların öğretisinin tam tersine, “Ben de bir peygamberim” demiş ve hem davranışlarıyla ve hem de öğretileriyle, Kutsal Kitaba tamamen zıt yönde gitmiş, ondan önceki hiçbir peygamber ve Kitap’la uyum içerisinde olmayan bir kitap getirmiştir. İşte Müslümanlar buna inanıyor. Biz de inanmıştık. Ama şimdi: “Nasıl inanabilirler?” “Hiçbirşey mi okumuyorlar?” diye aklımız gidiyor. Ama bizler, Tevrat, Zebur ve İncil’i bildiğimiz gibi, Kuran’ı da biliyoruz. Kitapları okuyoruz, yorumları değil. Çünkü yorumlar, korkunç taraflı olup 2+2=39’u bile haklı çıkarabilecek kadar hakikat düşmanıdırlar.

    Tanrı’yı arayan bulur. “Önüne konanı yemek zorundasın”a boyun eğenler, Yaşayan, Sevgi Dolu, Hakikî Tanrı’yı hiçbir zaman bulamayacaklardır. Umarım azacık da olsa yardımcı olmuşumdur. Araştırın diyorum. Forumdaki yazıları okuyun diyorum. Araştırmanın hiçbir zararı olmaz. Sadece faydası olur. Çünkü ‘DOĞRU’ kendi kendinin savunucusudur.

    Sevgiler.

    #35332
    Anonim
    Pasif

    @Kemal Başaran 18983 wrote:

    Güzel bir soru sordun arkadaşım. Doğrudur. İman sadece rüya, görüm ve ruhî tecrübelere dayanmamalıdır. Hatta şifa ve mucizelere de dayanmamalıdır. Çünkü bütün bunları Şeytan ve cinleri de yapar ve yapabilir. Musa’nın yaptığı neredeyse herşeyi, Firavun’un sihirbazları da yapmışlardı diye Tevratta okuyoruz. Bu yüzden de Rab’bimiz, İncil’de, herşeyi sınamamız gerektiğini söylüyor. Tanrı’dan olanı bile sınamalıyız.

    İmanın köklü sebepleri olmalıdır. İşte biz Mesih İnanlıları, ruhsal tecrübelerimiz yanında, bu köklü temeller üzerine oturtmuşuz imanımızı. Ne gibi mi?

    Tevrat, Zebur ve İncil vardı İslâm olmadan önce. Bunlar İslâm gelmeden çok önce yazılmış yazılar. Yani İslâmı eleştirmek için yazılmış değiller. İslâm, İncil’den 600 sene sonra geldi. Tevrat, Zebur ve İncil; 3 Kitap değildir. 66 Kitaptır ve 50 civarında peygamber tarafından, değişik asırlarda yazılmış olmasına rağmen, bütün bu kitaplar, birbirlerini onaylamakla kalmıyor, ayni zamanda, mükemmel bir uyum içerisindedirler ve birbirlerinin tamamlayıcısıdırlar. Çünkü yazan peygamberler, ayrı dönemlerde yaşamış olsalar bile, YAZDIRAN, ayni Tanrı’dır. Bu Kitapların herhangi birinde, bir değişiklik, bir yalan, bir tutarsızlık, bir çarpıtma olsa, YAZDIRAN Tanrı, bunu bir sonraki peygamberle bildirir ve ikaz ederdi en azından. Ama hepsi de, bir evvelkilerini onaylamıştır.

    Bu Kitapların hepsinin özü ve mesajı aynidir. Ta Adem ve Havva’nın düşüşünden beri, bir VAAT veriliyor. Bu VAAT, ‘MESİH GELİYOR’ vaadidir. O sadece bir insan değildir. İnsan bedeni almış, başlangıcı ve sonu olmayan, hükümranlığı asla son bulmayan, Alfa ve Omega olan (yani başlangıç ve son olan), eşşiz, benzersiz biri olacaktır. Bütün peygamberlerin parmakları, Tanrı’nın bütün vaatları ve insanları günahın cezası olan Ebedî Ölüm’den kurtaracak ‘Kurtuluş Planı’ hep bu Mesih’i gösteriyordu. Peygamberlerin en yücesi olan Yahya bile: “Ben O’nun ayakabısının bağlarını bile çözmeye layık değilim” demişti Mesih için.

    İnsanlar, ta Adem ve Havvadan beri, hep bu umutla yaşadılar ve ‘Mesih gelecek’ diye, 4000 yıl beklediler. O’nun insan olarak Beytlehem’de doğacağı, bir bakireden doğacağı, tüm hastalıklara şifa vereceği ama bizim günahlarımız için, bir kuzu gibi, kurban edilmek üzere geldiği ve bu yüzden çarmıhta can vereceği, O can verirken elbiseleri için kura çekileceği, O’na su yerine içmesi için sirke verileceği (“Tutku” filmini gördünüz mü?) ve daha birçok (336 tane) inanılmaz detaylı ayet, bize Mesih’i yüzlerce ve binlerce evvelinden bildirmiştir.

    O geldiğinde, peygamberliklerin son bulacağı, (yani Muhammed bir peygamber olamaz. Çünkü hem Yahudi değil ve hem de Yahudi olmuş olsa bile, artık peygamberlikler son bulmuştur), Yahya’nın son peygamber olduğu yazılıdır. Ondan önceki tüm peygamberler de YAHUDİ’dir. YAHUDİ soyunun dışında, hiçbir millete, hiçbir zaman bir peygamber gelmemiştir ve gelmiyecektir. Çünkü Tevrat, bunu çok açık bir şekilde söylemiştir. İncil’de de ‘Kurtuluş YAHUDİ’lerdendir” diye yazılıdır.

    Hal böyle iken, ta İbrahim zamanından beri (3000 sene) puta ve cinlere tapmış olan, Yahova Tanrı’yı (İbrahim, İshak ve Yakubun Tanrısını) hiç tanımamış, O’na hiç tapmamış ve O’nu hiç bilmeyen bir ırktan (Araplar) birileri çıkıp, tüm Kutsal Kitapların öğretisinin tam tersine, “Ben de bir peygamberim” demiş ve hem davranışlarıyla ve hem de öğretileriyle, Kutsal Kitaba tamamen zıt yönde gitmiş, ondan önceki hiçbir peygamber ve Kitap’la uyum içerisinde olmayan bir kitap getirmiştir. İşte Müslümanlar buna inanıyor. Biz de inanmıştık. Ama şimdi: “Nasıl inanabilirler?” “Hiçbirşey mi okumuyorlar?” diye aklımız gidiyor. Ama bizler, Tevrat, Zebur ve İncil’i bildiğimiz gibi, Kuran’ı da biliyoruz. Kitapları okuyoruz, yorumları değil. Çünkü yorumlar, korkunç taraflı olup 2+2=39’u bile haklı çıkarabilecek kadar hakikat düşmanıdırlar.

    Tanrı’yı arayan bulur. “Önüne konanı yemek zorundasın”a boyun eğenler, Yaşayan, Sevgi Dolu, Hakikî Tanrı’yı hiçbir zaman bulamayacaklardır. Umarım azacık da olsa yardımcı olmuşumdur. Araştırın diyorum. Forumdaki yazıları okuyun diyorum. Araştırmanın hiçbir zararı olmaz. Sadece faydası olur. Çünkü ‘DOĞRU’ kendi kendinin savunucusudur.

    Sevgiler.

    selamlar…

    Yaptığınız açıklama size göre mantıklı olabilir!Ancak Hristiyanken Müslüman olmuş bir arkadaşımın ben neden diye sorduğumda vermiş olduğu cevabı size şöyle izah edebilirim; İncil’in 4 çeşit olduğunun fakat kendisinin inandığı müjde isimli İncil olduğu ve Kur’an Kitabını ilk olarak okuduğunda herşeyin maksat olarak aynı olduğunu söyledi.Benim için yeterli bir cevaptı.

    Bide unutmadan hazır ramazan ayındayız.Sizlerden sadece Çağrı filmini izlemenizi rica ediyorum.O dönemdeki Hristiyanların bugünümüze ulaşmış açıklamaları mevcuttur.İnanıp inanmamak size kalmış fakat Hz.İSA(a.s) Hz.Muhammed(s.a.s)’in teblicisidir…

    Sonsuz Saygı ve Sevgilerimle…

    #35362
    Anonim
    Pasif

    Sayın Moch, müslüman olan arkadaşınızın cevabı açıkça şunu söylüyor, ben incili okumadım. Çünkü o dört incilde aynı şeyi anlatıyor. Ve bir müjdeyi duyuruyor. Ona hristiyanların soru sorması gerek. Eminim birçok temel konuda bilgisizdir. Çünkü bu cevabı herşeyi açıklıyor.

    #35365
    Anonim
    Pasif

    Sayın Moch,
    Arkadaşınızın size yaptığı açıklamayı,yeterli bulmuş olabilirsiniz fakat Sevgili Tuba’nın da dediği gibi o 4 çeşit dediğiniz İncilde tek şey anlatılır.Arkadaşınız,kendi dinini iyi öğrenemediği için öyle yüzeysel ve komik bir açıklama yapmış olabilir size.Çünkü,her hrıstiyan İncilin bir bütün olarak aynı şeyleri anlattığını bilir.Herşeyin,maksat olarak aynı olduğu ise tartışılamaz bir gerçek ama,gittiğin yol bu maksadın ayrım noktası .Sen Tanrı’ya ulaşmak istiyorsun ama yanlış yoldan gidiyorsun,bu durumda,seçtiğin yolun seni Tanrı’ya götüreceğinden nekadar emin olabilirsin?
    Arayan herkesin,doğru yolu bulması dileğiyle…..
    YOL,GERÇEK VE YAŞAM,BENİM!

    #35367
    Anonim
    Pasif

    @moch 19045 wrote:

    selamlar…

    Yaptığınız açıklama size göre mantıklı olabilir!Ancak Hristiyanken Müslüman olmuş bir arkadaşımın ben neden diye sorduğumda vermiş olduğu cevabı size şöyle izah edebilirim; İncil’in 4 çeşit olduğunun fakat kendisinin inandığı müjde isimli İncil olduğu ve Kur’an Kitabını ilk olarak okuduğunda herşeyin maksat olarak aynı olduğunu söyledi.Benim için yeterli bir cevaptı.

    Bide unutmadan hazır ramazan ayındayız.Sizlerden sadece Çağrı filmini izlemenizi rica ediyorum.O dönemdeki Hristiyanların bugünümüze ulaşmış açıklamaları mevcuttur.İnanıp inanmamak size kalmış fakat Hz.İSA(a.s) Hz.Muhammed(s.a.s)’in teblicisidir…

    Sonsuz Saygı ve Sevgilerimle…

    İncil ve Müjde farklı kitaplar ise acaba diğer ikisi ne ne kulp bulunacak bilemiyorum doğrusu…!

    Sevgil kardeşim senin o inanlı kardeşimize Rab Bereket Versin! ama bilmeliki tabiki sende; Müjde İncil’in zaten ta kendisidir… İsa tebliğciden çok daha ötesiydi.. Başlangıçta sözü verilen Müjdeciydi o..!

    Çağrı filmine gelince evet izliyoruz , Her Ramazan hatırlanır ve yapımcıların tekrar tekrar telif ücreti alıp izleyenleri ile buluşturulur. Sanırım bu filmibu kadar meşhur yapanda Olaylar ve neticeler değil, Antony Quinn olsa gerek:))
    Öyle ya aynı kalıpta aynı konuların işlendiği başka bir film daha var İslama Davet diye aynı anda ayrı iki kanalda oynatılır ama herkes çağrı’yı bilir. sadece…!

    Gelelim verdiği mesajlara.. mesela ne mesaj veriyor… Habeşiştan Kralının,Müslğmanlara sahip çıkıp Kureyşlilerden koruması mı, iyide zaten bizlerde diyoruz ki, Rab Sevgidir…. Düşmanlarınızı sevin, Size bir tokat atana diğer yanağınızı dönün… Şimdi o kralın bunu yapmasından daha doğal ne olabilirki…!

    Düşün, İncilde senin dinin sana benim dinim bana geçmez lakin, Derin bir hoşgörü mütevazilik akar baştan sona kadar, Fakat Kur’anda bu açıkça beyan edildiği halde şiddet ve dışlama baş gösterir.. Her ne kadar insanların uydurmasıdır desemde, 2012 ‘yide sen izle olur mu ordan alcağın mesaj sana ne anlatacak … Bütün dinlere ait kutsal kentler senaryo gereği yıkılırken, Kabe gösterilememiştir. Acaba Neden…?
    İşin enterasan yanıysa, Kur’an inanclılarıda bılırlerkı kendı kehanetlerıne gore kıyamet alametı olarak kabe yıkılacaktır. Lakın su ankı mevcut muslumanlar bunun senaryo geregı bıle olsa sındıremesken acaba kıyamet alametı olarak yıkıldıgında nasıl sındırecekler…?

6 yazı görüntüleniyor - 1 ile 6 arası (toplam 6)
  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.