Bu konu 0 yanıt ve 1 izleyen içeriyor ve en son  Anonim tarafından 10 yıl 11 ay önce tarihinde güncellendi.

1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #25063

    Anonim

    DİLİN GÜNAHLARI

    1- Yalan söylemek :

    Sözlük anlamı gerçek olmayanı başkalarına aktarmak, başkalarını kandırmak için, başkalarını zor duruma sokmak için gerçek dışı sözler söylemektir. Kutsal Kitaba da baktığımız zaman Yalan Tanrı’nın en çok nefret ettiği şeylerden biridir. Bu yüzden de on emrin içerisinde yer almaktadır.

    Tanrı neden yalandan nefret eder? Çünkü kendisi gerçektir de ondan. Kendisi gerçek olduğu için de kendisine inananların da gerçekte yaşamalarını ister. Kutsal Kitap Tanrı’yı bize gerçek olarak tanıtırken aynı zamanda şeytanı da yalancı olarak tanıtıyor.

    Ayet diyor ki:

    (Yuhanna 8:44) ‘Siz babanız iblistensiniz ve babanızın arzularını yerine getirmek istiyorsunuz. O başlangıçtan beri katildi. Gerçeğe bağlı kalmadı. Çünkü onda gerçek yoktur. Yalan söylemesi doğaldır, çünkü o yalancıdır ve yalanın babasıdır’.

    Kutsal kitap şeytanı yalanın kaynağı olarak gösteriyor Tanrı’yı ise gerçeğin ve doğruluğun kaynağı olarak gösteriyor. Bu demek oluyor ki bizler gerçekleri ifade ettiğimiz zaman Tanrı’ya kulluk etmiş oluyoruz. Yalan söylediğimiz zaman ise şeytana ve Kutsal Kitap bu konuda çok ciddi şeyler söylüyor. İki efendiye kulluk edilmeyeceğinden bahsediyor. Bazen yaşamlarımızda buna pek dikkat etmiyoruz. Oysa bu konuda çok dikkatli olmalıyız. Çünkü biz birine karşı yalan söylediğimiz zaman aslında o yalanı Tanrı’ya söylemiş oluyoruz. Elçilerin işlerinde bunun örneğini görebiliriz. (Elç.iş 5:3-4).

    Kutsal Kitap’ta Tanrı’nın yalana ne denli tahammülsüz olduğunu görmemiz mümkündür. Hananya ve Safira’nın yalanları, aldatıcılıkları nedeni ile Tanrı’nın yargısı ile karşı karşıya geldiler. Tanrı’yı hoşnut etmek isteyen her Mesih imanlısı daima kendisini her türlü yalandan uzak tutmalıdır. Bazı insanlar küçük yalanlardan zarar gelmez şeklindeki ifadelerin arkasına saklanarak kendilerini aldatmaya çalışırlar. Hatta bu küçük denilen yalanlara beyaz yalanlar ismini takmaktalar. Oysa yalan adeta küçük bir ip gibidir. Bir ip insanı asmaz, öldürmez ama bir ip bir ip daha derken ip oldukça kalınlaşır ve insanı gerçekten boğabilecek hale gelir. Bu nedenle yalanın büyüğü küçüğü yoktur. Bu noktada Mesih’in bize öğrettiği gibi evetimiz evet hayırımız hayır olmalıdır. Ancak böylesine dürüst bir tanıklık Mesih’i tanıtacaktır.

    2- Eleştiri ve yargılamak :

    Eleştiri aslında toplulukların bir kanserdir diyebiliriz. Birçok insan bu hastalığa yakalanmış durumdadır. Sürekli olarak kendi değer yargılarına göre başkalarını yargılar ve eleştirir dururlar. İncil bu konuda diyor ki

    ‘Başkalarını yargılamayın ki sizde yargılanmayasınız. Çünkü nasıl yargılarsanız öyle yargılanacaksınız. Hangi ölçekle verirseniz aynı ölçekle alacaksınız’.

    Tabi ki bizler birbirimizi eleştirmeliyiz ama eleştirilerimiz her zaman ilk olarak Kutsal Kitaba göre olmalı, sonra da merhametli ve yapıcı yönde olmalıdır. Eleştirilerimizde merhameti unutursak ve katı bir şekilde insanları eleştirirsek o zaman eleştirilerimiz yapıcı değil yıkıcı olacaktır. Çünkü Kutsal Kitapta Tanrı’nın kullandığı metot budur. Kiliselere yazılan mektuplara baktığımızda Tanrı onları eleştirirken daima merhametle yaklaşıyor. Bu konuda fazla konuşmayacağım zaten 2 ay önce Hans kardeş vaazında bunu iyi bir şekilde anlattı ama ben eleştirinin diğer bir yönüne bakmak istiyorum ve size 3 tane öykü anlatmak istiyorum ve bu öykülerden sizlerin mesajlar çıkarmanızı istiyorum.

    1. Öykü: Eleştiri üzerine ( ressam ve öğrencisi )

    2. Öykü: Merhametsizce yapılan eleştirilerin kıracağı teşvik üzerine ( bisiklet sürmeyi öğrenen çocuk )

    3. Öykü:Ön yargılarımızın bazen geri dönülmez sonuçlar çıkaracağına dair. ( Öldürülen hayvan )

    Einstain’ın sözü: “İnsanların önyargılarını yıkmak, Atomu parçalamaktan daha zordur.”

    (Yuhanna 7:24) ‘Dış görünüşe göre yargılamayın yargınız adil olsun’.

    (Yakup 4:11-12) Kardeşlerim birbirinizi yermeyin. Kardeşini yeren yada yargılayan kişi, yasayı yermiş yada yargılamış olur. Yasayı yargılarsan, Yasa’nın uygulayıcısı değil, yargılayıcısı olursun. Oysa tek yasa koyucu, tek yargıç vardır, kurtarmaya da mahvetmeye de gücü yeten O’dur. Ya komşunu yargılayan sen kim oluyorsun?’

    Ramazan ARKAN
    Antalya İncil Kilisesi Pastörü

1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)

Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.