Çaktırmadan Araplaştırılıyoruz…

  • Bu konu 1 izleyen ve 0 yanıt içeriyor.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #24498
    Anonim
    Pasif

    gp_124363.jpg

    Amerika’da yaşayan çok sevdiğim Mehmet, yeni yılını ailesi ile kutlamak için Türkiye’de. Ne kadar Amerikalı ise bir o kadar da Türk gelenek ve göreneklerine bağlı Mehmet, babası ile birlikte 2007 yılının son Cuma’sı için namaz kılmaya gitmiş camiye. Cami, öyle sıradan bir cami değil. İstanbul zenginlerinin yaşadığı Büyükçekmece’de ki Kıraç Beldesi’ne bağlı Alkent 2000 Sitesi sakinlerinin gittiği “Hicret Cami” imamı Yasin Hoca başlamış sallamaya.
    Kime mi?
    Bana, size, Türkiye toplumunun geneline…
    “Aman” demiş… “Aman önümüzdeki Pazartesi sizde kafirlerin oyununa gelmeyesiniz. Biliyorsunuz ki, takvime göre 2007 bitiyor, 2008 yılına giriyoruz. Şimdi, sakın ola şu Hıristiyan milletinin bayramı olan yılbaşını kutlamaya kalkmayın. Hatta, bu kutlamalara ayak uyduran, mağazasını, dükkanını süsleyen yerlerden alış-veriş yapmayın. Bu tür davranışlar dinimizce caiz değildir ve aykırıdır” diyerek, hem bizim Mehmet’i hem de babasını şoke etmiş…
    Tabi bu kadarla kalsa iyi. “Acaba?” diye sormuş kendi kendine Mehmet’in babası. “Acaba bizim imam kendi görüşlerini mi aktardı bize?” diyerek olayı sorgulamaya çalışmış ama tam o arada ikinci bomba gelmiş. Çıkmış bizim Yasin Hoca minbere, başlamış Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Cuma Hutbesini okumaya. Hiç de farkı yok Diyanet’in görüşlerinin biraz önce Yasin Hocanın aktardıklarından. Sadece biraz daha edebi:
    “Bugün, toplumumuzda yılbaşı kutlaması adı altında düzenlenen eğlence ve toplantılar kültürel ve geleneksel bir temele sahip değildir. Bu tür eğlencelerde aklı ve sağlığı tehdit eden içki içmeyi, aile bütçesini sarsan kumarı ve israf boyutundaki harcamaları milli ve dini değerlerimizle bağdaştırmak asla mümkün değildir. Ayrıca milli ve manevi değerlerimize ters bu tür eğlence ve adetler, kültürel tahribata yol açmakta, bizleri millî kimliğimizden uzaklaştırmaktadır. Bunun için kültürel mirasımızdan, dini anlayış ve heyecanımızdan kaynaklanan değerlerimizi yaşatmaya gayret edelim ve bu değerlerimizi genç kuşaklara aktarmaya çalışalım. Dini ve milli değerlerimizle çelişen başka kültürlerin örf ve adetlerini körü körüne taklit ve özentiden kaçınalım. Yılbaşı kutlamalarını vesile edinerek Allah ve Resulünün razı olmayacağı tavırlar yerine, geçmiş senelerde yaptıklarımızı gözden geçirerek ve gelecek yeni yılda hayatımıza daha iyi nasıl yön verebileceğimizi düşünelim.”
    Konu sohbet esnasında bana aktarılınca kaptım tabi olayı ve başladım araştırmaya. Diyanet İşleri’nin resmi web sayfasındaki hutbeler bölümünde İstanbul’da yayınlanmış böyle bir hutbe yok!
    Peki, Hicret Cami İmamı bu hutbeyi kendi kafasından mı yazmış?
    Tabi ki değil…Sitedeki sayfaya biraz farklı göz atınca söz konusu hutbenin, “Yozgat, Trabzon, Sakarya, Nevşehir, Mersin, Kilis, Kayseri” gibi birçok ilde yayınlanmış bir hutbe olduğunu anladım.
    O halde niye İstanbul için yazılmayan bir hutbe bizim Alkentlilerin camisinde çaktırmadan okutuluyor…
    Onu da çözdüm.
    Çünkü söz konusu hutbe, 2004 yılında, “Milli ve Manevi Değerlerimize Sahip Çıkalım” başlığı adı altında yayınlanmış ancak kamuoyundan tepki alınca derhal geri çekilmiş.
    Hesap doğru. Kimse Kayseri ya da Yozgat veya Trabzon’da ki hutbeye bakmaz. Çünkü nasıl olsa orada bu hutbeyi dinleyenler, “Bizden”. Ama bu hutbe İstanbul, Ankara ya da İzmir’de resmileştirilseydi o zaman kıyamet kopardı. İşte, kıyametin kopacağını önceden tahmin eden Diyanet yetkilileri imamlarını telle uyarmış: “Yutturabildiğiniz yerde okuyun bu hutbeyi.”
    Ama oyun bozuldu. Bakmayın öyle camiye filan gitmem ama orada da olup bitenleri gerçek bir gazeteci kimliği ile takip ederim!
    Kendinize iyi bakın…

    01.02.2008

    GAZETEPORT

1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.