• Bu konu 1 izleyen ve 0 yanıt içeriyor.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #24328
    Anonim
    Pasif

    Biz Kimiz?

    Bir yandan, milyonlar harcayıp memleketin dört biryanında onbinlerce insana sorarak bilimsel yöntemlerle bulmaya çalışıyoruz yanıtı… Öte yandan, dinci-milliyetçi soslu kahvehane, mahalle sohbetlerinde kendi kendimize hikayeler anlatıyoruz, Osmanlı’nın 72 milleti nasıl içinde bir arada yaşattığına dair. Atatürk’ten alıntılar yapıyoruz, “diğer dinlerin mensuplarına en fazla toleransı gösteren milletiz” diye. Sonra, gündüzlerini bir tekvando salonunda gecelerini de İslamcı bir yurtta geçiren 19-20 yaşında beş “vatansever”, beş ekmek bıçağı alıp ellerine, “vatan için” ve de “din elden gidiyor” diye “İncil basıp hristiyanlık propagandası yapan bir yere” dalıyorlar.

    Biz sadece o beş kişi değiliz kuşkusuz, ama o beş kişi de biziz!

    Bu satırları 19-20 yaş altı çocuklara okutmayın, ama siz iyi okuyun ve o “biz”in yaşamını hastanede yitiren Uğur Yüksel’e neler yaptığını ameliyatına giren doktordan dinleyin: “Kalçası, testisleri, anüsü, beli ve sırtı onlarca bıçak darbesiyle doğranmıştı. Elinin parmakları uzunlamasına ve kemiğe kadar defalarca kesilmişti. Hastanın boğazında da çok uzun bir yara vardı. Yemek ve soluk borusu bu bıçak darbeleriyle kesilmişti”. Bu vahşet neden? “Vatan için” ve “din elden gidiyor” diye.

    Sahi, biz kimiz? Biz, biraz da, artık bizi doyurmayan köylerden bir iş ve bir parça ekmek uğruna önce en yakın kasabalara, oradan da kentlere doğru akanlarız. Biz, o kasabalarda yıllardır mantar gibi biten dinci, tarikatçı öğrenci yurtlarına, bir kap sıcak yemek için çocuklarını teslim edenleriz. Biz, içimizde biriken öfkeyi ve çaresizliği neredeyse her kasabada boy gösteren karate/tekvando kurslarında bileyen gençleriz.

    Malatya’da insan boğazlayan vahşet çetesinin elebaşı olduğu iddia edilen E. G.’nin gece İhasYurdu’nda gündüz tekvando kursunda olması anlamlı bir “tesadüf”. O iki yer, özellikle bu memlekette dincilikle milliyetçiliğin nasıl el ele gelişip serpildiklerinin mekansal göstergeleri. Tandoğan mitingi biraz da bunu hissedenlerin ürpertisi!

    Trabzon’da rahip cinayeti, Danıştay baskını, Hrant’ın katledilmesi ve Malatya’da üç insanın hiçbir “insan”ın düşünemeyeceği bir vahşetle boğazlanması… Bu olayların ortak özellikleri var. Keşke, o ortak polisiye özellikler üzerinde de durulup sonuna kadar gidilebilse!

    Benim elimden gelen peş peşe gelen bu olayların sosyolojik ortak özelliklerine işaret etmek: mekansal olarak tarikat yurtları ve dövüş salonlarında somutlanan özelliklere! Bu, son yıllarda kimi siyasilerin o kadar derinleş-tirdikleri bir yara ki, Malatya’nın dehşeti bile sarsmıyor bazılarımızı.

    “Türkiye’de 3.5 yılda 40 bin kilise ev açıldı”, “Malatya’da 32 apartman kilise tesbit edildi”, “Türkiye’yi bölmenin bir yolu da vatandaşların dinlerini değiştirmelerini teşvik etmekten geçer” diyen ve “misyonerlik faaliyetlerini hedef tahtasına oturtan siyasiler… Benzer söylemleri “raporlaştıran” işadamı örgütleri… Bunları alıp bire bin katarak çoğaltan internet siteleri, yerel medya kuruluşları… Ve bu zehirli atmosferde yetişen işsiz, çaresiz gençler…

    Öyle bir hale gelmişiz ki biz, Malatyasporlular sitesinde, vahşeti gördükten sonra bile şunları yazabiliyoruz: “Aslında bağlayıp üstlerine saatli bomba koymak lazım bunların, iyi olmuş, bu şehir battalgaziden kaldı bize kimselere yar etmeyiz”, ” papa işi daha büyüktü, iyi yapmışlar keşke dilim dilim doğrasalardı, haberi duyunca çok sevindim…”

    Bunları yazanlar, “Din elden gidiyor, Hristiyanlık propagandası yapıyorlar” diye insan boğaz laya n la r, en büyük hristiyanlık propagandacısı değiller mi şimdi? Vahşetlerine kocası boğazlanan Susanne Geske’nin tepkisi karşısında düştükleri durum bu değil mi?: “Bunu yapanlara İsa Mesih’in çarmıhta söylediklerini söylerim: ‘Baba onları bağışla çünkü ne yaptıklarını bilmiyorlar. Onları affediyorum. Biz Türkiye’de Hristiyan olarak yaşamak istedik. Eşimin 9.5 yıldır yaşadığı Malatya’da gömülmesini istiyorum.”

    Şimdi, biz kimiz, Susanne kim? Haydi, iş işten geçmeden bir arada yaşama arzumuzu çoğaltalım.

1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.