ANASAYFA Forum SEKÜLER KONULAR… Kadın Benim Adım Kadın

  • Dieses Thema hat 4 Teilnehmer und 26 Antworten.
Ansicht von 12 Beiträgen - 16 bis 27 (von insgesamt 27)
  • Autor
    Beiträge
  • #29846
    Anonym
    Inaktiv

    Eski Antlaşma sürerken kadınlar da Tanrı’nın planında yerlerini almışlardır. Dönemlerinde kadınlar bir hiç olarak anılırken Eski Antlaşma döneminde Tanrı’nın halkı arasındaki kadınlık hakimlik bile yapmışlardır. Kutsal Kitap İbrahim’in karısı Sara’nın imanının gücünden bahseder. Mısır’dan Çıkış kitabında Miryam’ın peygamberlik yaptığını okuyoruz ( ve onunla beraber pek çok kadının ). Kadın peygamberler Kutsal Kitap’ın pek çok yerinde yer almaktadır.Eski Antlaşma kitaplarından iki bölüm sadece iki kadının adıyla anılmaktadır.Bunlar Rut ve Ester kitapçıklarıdır. Rut, İsrailli olmamasına rağmen Tanrı korkusu ve saygısı nedeniyle İsa Mesih’in soyu içinde yer almaktadır. Ester’se, İsrail halkının sürgün döneminde Pers kraliçesi olmuş, Tanrı’nın büyük planları için aracılık yapmış bir kadındı. Hakimler kitabında yer alan peygamber Debora isimli kadın, İsrail halkını yöneten olmadığı bir zamanda o büyük halka önderlik, hakimlik yapmış bir kadındı.

    Esdki Antlaşma içerisinde daha pek çok kadın Tanrı’nın planı içerisinde yer almış ve kullanılmıştır. ( B. Ç. )

    Rabbin sevgisi ve ışığı sizinle olsun.

    Lütuf, İsa Mesih’i sevenlere ölümsüz sevgiyle!

    Yahve şalom – RAB, esenliktir. hisusa

    #28334
    Anonym
    Inaktiv

    @fırat çölgeçen 5963 wrote:

    Üçüncü sayfa haberlerini okumak bana hep zor gelmiştir. İnsanın insana yaptığı zulmün haberleridir onlar; ölüm, cinayet, kazalar, dövülmeler, yaralanmalar, gasplar, hırsızlıklar. Dünyada aklınıza gelemyecek birçok kötülüğün var olduğunun kanıtıdır üçüncü sayfa haberleri. Kadınların gördüğü işkenceleri de işte bu ; üçüncü sayfa haberlerinde okuyabilirsiniz. Erkek çocuk doğuramadığı için kocasının sıcak su döküp haşladığı bir kadın, bir başka gün sadece namusundan şüphelenildiği için taşlanarak öldürülen bir kadıncağız daha ve dayak yiyen yüzlerce kadın. Haklı ya da haksız sebeplerinden şiddete uğramış kadınlar. Dövülmeleri için küçük bir sebep yeterlidir. Çünkü erkeklerin onların üzerinde yetkisi vardır. Döverler de severler de. Çocuğu sırtında tarlada çapa yapan, ormanlardan odun taşıyan, su taşıyan, fabrikalarda en zor koşullarda birazcık ekmek parası için çalışan milyonlarca kadın suskun.

    Peki bu kadar kadın hakları var da bu kadınların neden hakkı yok ?

    Aslında bu gerçek sadece erkeğin kadına uyguladığı şiddet değildir. İnsanın, güçlünün zayıfı ezmesine meyilli olan günahlı tarafın bir göstergesidir. Büyük kardeş küçüğünü ezer, anne baba çocuklarını ezer, erkek kadını ezer.

    Eğer kadın erkekten güçlü olsaydı ( hem maddi hem de fiziksel bakımdan ) ben eminim ki kadınlar da erkekleri dövebilir, baskı altında tutabilirdi ve bazen bunun örneklerini çok ender görebiliyoruz. ( Banu ÇELİK )

    Rabbin sevgisi ve esenliği sizinle olsun.:papatya:


    Bu kadınların neden hakkı yok? Çok güzel bir soru… Eğer erkekten guclu olsaydı kadın… Peki neden değil? Bu eşit(siz)liğin bir parçası değil mi? İllaki birinin birinden güçlü olması mı gerekıyor?

    #29666
    Anonym
    Inaktiv

    kemalist_ ezgi,

    Haklısınız diyemiyecem.

    Fırat Çölgeçen’de sizin düşüncelerinzle üç aşağı beş yukarı aynı şeyler yazmış; ama o haklı :)

    Şimdi bu nasıl oluyor açıklayayım…

    Fırat Çölgeçen’i tanırım ve hristiyanlığa olan bakış açısınıda çok iyi bilirim.Bu yüzden yazdıklarına herhangi bir eleştiri getiremem; çünkü din konusundaki içtenliğine her zaman inanırım.

    Sizi ise haklı bulmuyorum.Neden bulmuyorum?İlk olarak imzanızdaki yazı yüzünden sizin yazdığınıza ön yargıyla yaklaşıyorum.

    „Çocukken her akşam yatmadan önce Tanrı’ya bana bir bisiklet vermesi için dua ederdim. Bir gün Tanrı’nın çalışma tarzının bu olmadığını anladım. Ertesi gün gittim kendime yeni bir bisiklet çaldım ve her akşam yatmadan önce Tanrı’ya günahlarımı affetmesi için dua ettim.“

    Bence doğru bir düşünce yapısı değildir bu.İlk başta Rab’bi anlamak gerekir.Bunu anlamanın tek yoluda Kutsal Kitab’ı okumaktan geçer.Çünkü imzanızdaki yazının mantığını güden insanlar, dünyadaki eşitsizliklerden ötürü genellikle Rab’bi suçlarlar.

    İşte bu noktada Fırat Çölgeçen sizden ayrılıyor ve o Rab’bi değil, bu işleri yapan insanları suçluyor ;)

    #29875
    Anonym
    Inaktiv

    Sayın burç güzel yorumunuz için teşekkür ederim. Şahsen bir gün geçti ki; işlerimin yoğunluğundan.Son tümcenizde ( cümle) dediğiniz gibi; suçlu olan Rab değil; insanlardır. Şeytan ve onun karanlık güçleriyle dans edip de ; kimse, suçu Tanrı’ya atmamalıdır.

    Rabbin sevgisi ve ışığı sizinle olsun.

    Lütuf, İsa Mesih’i sevenlere ölümsüz sevgiyle!

    Yahve sidkenu – RAB, doğruluğumuzdur.

    Yahve şalom – RAB, esenliktir. hisusaviolet :elsalla: :elsalla: :elsalla:

    #29938
    Anonym
    Inaktiv

    Eski Antlaşma içinde; kadınlar için yazılmış bölümler bulabiliriz. Örneğin Özd. 31. bölüm ideal Tanrı kadınını yansıtır:

    Erdemli kadını kim bulabilir ?
    Onun değeri mücevherlerden çok üstündür
    Kocası ona yürekten güvenir
    Ve kazancı eksik olmaz.
    Kadın ona kötülükle değil,
    yaşamı boyunca iyilikle karşılık verir.
    Yün keten bulur, zevkle elleriyle işler.
    Ticaret gemileri gibidir
    Yiyeceğini uzaktan getirir.
    Gün ağarmadan kalkar.
    ………….

    Çocukları önünde ayağa kalkıp onu kutlar.
    Kocası onu över.
    “ Soylu işler yapan çok kadın var
    ama sen hepsinden üstünsün. “ der.
    Çekicilik aldatıcı, güzellik hoştur.
    Ama Rab’be saygılı kadın övülmeye layıktır.
    Ellerinin hak ettiğini verin kendisine
    Yaptıkları için kent kurulunda övülsün. “ ( Özd. 31:1 – 15; 28-31 )

    Bu hikmetli ve çalışkan kadın Tanrı tarafından beğeni kazanmış olan kadının bir örneğidir.Son ayetlerde dediği gibi; çekicilik boş, güzellik geçicidir. Ama Rab’be saygılı kadın, övülmeye layıktır.

    Rabbin sevgisi ve ışığı sizinle olsun.

    Lütuf, İsa Mesih’i sevenlere ölümsüz sevgiyle!

    Yahve nissi – RAB, sancağımdır. :elsalla::elsalla::elsalla:

    #29863
    Anonym
    Inaktiv

    Kadın olsun erkek olsun Rab’be saygılı insan övülmeye layıktır. Tanrı’nın gözünde insan eşittir. Bu eşitliği bozan aslında insanın kendi doğal benliğidir….. Ezgiler Ezgisi kitabı Tanrı’nın kendi halkıyla ve kilisesiyle olan sevgi ilişkisini yüceltmektedir. Ancak kullanılan dil bir kadın ve erkeğin evlilik ilişkisini sergilemektedir. Bu örnekten yola çıkarak Tanrı’nın kendisine inanan kişilere duyduğu sevgiyi anlatmaktadır.

    Kitapçıkta kadın ve erkeğin birbirlerine olan sevgisi karşılıklı diyalog şeklinde şairane bir dille anlatılmaktadır. İlginç olan, o dönemde bir kadının ağzından yazılmış bir şiire rastlanmamış olmasıdır. Ancak, Tanrı’nın Sözü’nde bir kadının ağzından yazılmış şiirler buluyoruz:

    Beni yüreğinin üzerine bir mühür gibi
    Kolunun üzerine bir mühür gibi yerleştir.
    Çünkü sevgi ölüm kadar güçlü
    Tutku ölüker diyarı kadar katıdır.
    Alev alev yanar
    Yakıp bitiren ateş gibi
    Sevgiyi emgin sular söndüremez
    Irmaklar süpürüp götüremez.
    İnsan varını yoğunu
    Sevgi uğruna varse bile hor görülür. ( Ezgiler Ezgisi 8:6-7 ) { ÇELİK }

    Rabbin sevgisi ve ışığı sizinle olsun.

    Lütuf, İsa Mesih’i sevenlere ölümsüz sevgiyle !

    Onların ne düşündüğünü bilen İsa şöyle dedi : “ Kendi içinde bölünen ülke yıkılır, kendi içinde bölünen ev çöker. “ ( Luka 11:17 ) _hac: rabbe hamdolsun

    #30096
    Anonym
    Inaktiv

    İncil dediğimizde, kutsal Kitap’ın Yeni Antlaşma bölümünü kastetmekteyiz. İncil’in içindeki ilk dört kitapçık İsa Mesih’in mucizevi doğumundan, ölümüne ve dirilişine kadar olan olayları peygambersel bir dille anlatmaktadır.

    İşte bizle öncelikle bu kitaplardan İsa Mesih’in kadınlara olan davranışlarına ve söylediği sözlere bakacağız.

    Öncelikle pek çok kişi tarafından çok iyi bilinen bir olayla başlamak istiyorum. Bu olayı direkt olarak İncil’den okuyalım:İsa zeytin dağına gitti. Ertesi sabah erkenden yine tapınağa döndü. Bütün halk O’nun yanına geliyordu. O da oturup onlara öğretmeye başladı. Din bilginleri ve Ferisiler, zina ederken yakalanmış bir kadın getirdiler. Kadını orta yere çıkararak İsa’ya “ Öğretmen, bu kadın tam zina ederken yakalandı “ dediler. “ Musa, Yasa’da, bize böyle kadınların taşlanmasını buyurdu, sen ne dersin ? “ Bunları İsa ‚yı denemek amacıyla söylüyorlardı. O’nu suçlayabilmek için bir neden arıyorlardı. İsa eğilmiş, parmağıyla toprağa yazı yazıyordu. Durmadan aynı soruyu sormaları üzerine doğruldu ve “ İçinizde kim günahsızsa ilk taşı o atsın ! “ dedi.
    Sonra yine eğildi, toprağa yazmaya başladı. Bunu işttikleri zaman başta yaşlılar olmak üzere birer birer dışarı çıkıp İsa’yı yalnız bıraktılar. Kadın ise orta yerde duruyordu. İsa doğrulup ona “ Kadın nerede onlar ? Hiçbiri seni yargılamadı mı ? “ diye sordu. Kadın, “ Hiçbiri efendim “ dedi. İsa, “ Ben de seni yargılamıyorum “ dedi. “ Git artık bir daha günah işleme. “ ( Yu. 8:1-11 )

    Bu İncil’in en çok bilinen pasajlarından biridir. “ Günahsız olan ilk taşı atsın ! “ sözü çok ünlüdür. Ancak bu olayın daha derinlerinde büyük gerçekler yatmaktadır.

    İsa Mesih’i neden sınamak istiyorlardı ? Çünkü kutsal yasa’nın söylediklerini başka bir bakış açısıyla insanlara açıklıyordu. Bu yüzden kutsal yasa’ya göre çok ciddi ve ölüm cezası gerektiren bir suçla karşısına gelerek ne yapacağını görmek istediler. Zina, Tanrı’nın gözünde çok çirkin bir şeydi. Çünkü böylece Tanrı’nın yaratmış olduğu bedeni ve ruhu kirletiyordunuz. Tanrı’nın büyük saygı duyduğu evlilik kurumuna karşı işlenmiş büyük bir suçtu aynı zamanda zina. ( ÇELİK )

    Devamı var.

    Rabbin sevgisi ve ışığı sizinle olsun.

    Lütuf, isa Mesih’i sevenlere ölümsüz sevgiyle ! hisusa tanri sevgidir

    #30473
    Anonym
    Inaktiv

    Kadın, parayla bedenini pazarlıyordu. Aslında herhalde zina ederken pek çok kere yakalanma fırsatları vardı. Ancak bu fırsatı şimdi kullanmak istediler. “ Kutsal Yasa’ya göre bu kadının taşlanması gerekir !“ diyen Ferisi, yani din bilgini bu konuda bütün gerçeği söylüyor muydu ? Kutsal Yasa’daki bu ayetlere bir bakalım:

    Biri başka birinin karısıyla, yani komşusunun karısıyla zina ederse hem kendisi hem de zina ettiği kadın kesinlikle öldürülecektir. ( Levililer 20:10 )

    Eğer bir adam başka birinin karısıyla yatarken yakalanırsa, hem kadınla yatan adam, hem kadın, ikisi de öldürülecek. ( Yasa’nın Tekrarı 22:22 )

    Ferisi’nin bahsettiği ayetler yukarıdadır. Ancak görüldüğügibi bu din bilgini gerçekten doğru söylüyordu, kadın öldürülecekti ama eksik bir şey vardı. Erkek de öldürülecekti. Peki bu olayda erkek nerede ? Her şeyde olduğu gibi insan kendi yetkisini güçlü olandan yana kullanarak hiçbir dayanağı olmayan bir kadını ortaya sermiş hemcinsini kurtarmıştı.

    Ama İsa Mesih, bunun böyle olduğunu biliyordu ve gerçeği onlara kendi merhametli üslubuyla açıkladı. Normal, erdemli, namuslu kadınları bile hor gören bir erkek egemen toplumda İsa mesih böyle bir günahkar kadının saygısını yeniden kazandırıyordu. Erkeklere seslendi: “ Günahsız olan kişi,ilk taşı atsın!“ Herkes kendi vicdanıyla baş başa kaldı.Dağıldılar. Kadın, İsa Mesih’in önünde duruyordu. İsa Mesih, o anda sevgi ve merhamet yasasını yürürlüğe koydu: “ Ben de seni yargılamıyorum ! „

    Bu olay, İsa Mesih’in kadınlara dair bakış açısını bir an olsun gösterebilir. İncil’in başlangıcından beri İsa Mesih’in izleyicilerinin arasında kadınlar da bulunuyordu. İsa Mesih’i doğuran da bir kadındı.

    İsa Mesih’in kadınlara dair düşüncelerini ve davranışlarını öğrenebilmek için onlarla yaşadığı örneklere bakmak gereklidir.

    Rabbin sevgisi ve ışığı sizinle olsun.
    Lütuf, İsa Mesih’i sevenlere ölümsüz sevgiyle !
    Dünyayı kazansan neye yarar ? isasiyahbeyaz rabbe hamdolsun

    #30601
    Anonym
    Inaktiv

    İsa Mesih’in bir kadınla konuşmasını sizlere örnek olarak göstermek istiyorum. Bu konuşma aslında, İsa Mesih’in döneminde imkansız bir olaydır. İsa Mesih, yolculuk ederken Samiriye yakınlarında Yakup’un Kuyusu denen kuyunun başında oturuyordu. Tam o sırada Samiriyeli bir kadın kuyuya su çekmeye geldi.Öğlen sıralarıydı.

    Aralarındaki konuşmayı, size Müjde’nin Yuhanna 4. bölüm 7. ayetten itibaren aktarmak istiyorum:
    İsa, ona “ Bana su ver içeyim “ dedi.
    Samiriyeli kadın, “ Sen yahudi’sin bense Samiriyeli bir kadınım “ dedi. “ Nasıl olur da benden su istersin ? Çünkü Yahudiler’in Samiriyeliler’le ilişkileri yoktur.“ İsa kadına şu yanıtı verdi: “ Eğer sen Tanrı’nın armağanını ve sana “ Bana su ver içeyim “ diyenin kim olduğunu bilseydin sen O’ndan dilerdin, O da sana yaşam suyunu verirdi. “ Kadın, “ Efendim “ dedi, “ su çekecek bir şeyin yok, kuyu da derin. O yaşam suyunu nereden bulacaksın. ? „
    İsa şöyle yanıt verdi: “ Bu sudan içen yine susayacak. Oysa benim vereceğim su, içende sonsuz yaşam için fışkıran bir pınar olacak. „
    Kadın “ Efendim “ dedi, “ bu suyu bana ver. Böylece ne susayayım ne de su çekmek için buraya kadar geleyim. „
    İsa, “ Gt kocanı çağır ve buraya gel ! “ dedi.
    Kadın “ kocam yok ! “ diye yanıt verdi.
    İsa, “ Kocam yok demekle doğruyu söyledin. “ dedi. “ Beş kocaya vardın. Şimdi birlikte yaşadığın adam kocan değil. Doğruyu söyledin.“
    Kadın, “ Efendim anlıyoru, sen bir peygambersin. Atalarımız bu dağda tapındılar, ama sizler tapınılması gereken yerin Yeruşalim’de olduğunu söylüyorsunuz. İsa, ona şöyle dedi: “ Kadın bana inan, öyle bir saat geliyor ki,Baba’ya ne bu dağda ne de Yeruşalim’de tapınacaksınız. Siz bilmediğinize tapıyorsunuz, biz bildiğimize tapıyoruz. Çünkü kurtuluş yahudilerdendir. Ama içtenlikle tapınanların Baba’ya ruhta ve gerçekte tapınacakları saat geliyor. İşte o saat şimdidir. Baba da kendisiyle böyle tapınanları arıyor. Tanrı ruhtur, O’na tapınananlar da ruhta ve gerçekte tapınmalıdırlar. “ Kadın İsa’ya “ Mesih denilen Meshedilmiş Olan’ın geleceğini biliyorum “ dedi.“ O gelince bize her şeyi bildirecek! “ İsa, “ Seninle konuşan ben, O’yum ! dedi. ( Yu. 4:7-26 )

    Söz, Mesih’ti; O, Hak’tı.
    Lütuf, İsa Mesih’i sevenlere ölümsüz sevgiyle .
    Dünyayı kazansan neye yarar ? isasiyahbeyaz

    #31142
    Anonym
    Inaktiv

    Tanrı, yaratılışıyla yakından ilgilenen bir yaratıcı gücün Tanrı’sıdır. İnsanlığı bu yeryüzüne kendisine kahyalık etmeleri için yerleştirmiştir. Mez. 8:6’da söylendiği gibi, “ Ellerinin yapıtları üzerine onu egemen kıldın, herşeyi ayakların altına serdin. „

    Tanrı benzeyişinde olmanın bir anahtar özelliği, insanlığın yeryüzü üzerinde egemen olmaları ve yeryüzünün bakımından sorumlu olmalarıdır.

    Yaratılış kitabının 1. bölümünde, dikkatimizi çekmiş olabilecek önemli bir unsur vardır. Varlık olarak “ insan “ ( genel anlamda ), iki parçadan oluşur: Erkek ve kadın; “ Tanrı, insanı kendi suretinde yarattı, böylece insan Tanrı suretinde yaratılmış oldu; onları erkek ve dişi olarak yarattı “ ( Yar. 1:27 ).

    Nasıl tanrı, kusursuz bir birlik olmasına rağmen yine de farklı kişilerden oluşuyorsa; aynı benzer şekilde insan ırkı da iki kişiden oluşmasına rağmen, bir olmakla O’nun benzeyişini yansıtır.

    Tanrı, bizi birbirimize eşlik ve yardım edelim, birbirimizle ilişkide bütün olalım diye, bu şekilde yarattı. Bu, kimliğimizin temellerinden biridir ve kadın olmanın anlamını baştan sona düşünmenin de temelidir.

    Rabbin sevgisi ve ışığı sizinle olsun. hisusa

    #31151
    Anonym
    Inaktiv

    Buradaki son yazım, „Benim Adım Kadın “ adlı kitaptan bir alıntı değildir. Değerli bir kardeşin yazdığı güzel ileti için teşekkür ederim. Övgüler, Rab’bedir. Bu konuda çalışmalarım var. Zaman zaman o çalışmalardan kısımları da sizinle paylaşacağım. Ama şu zaman diliminde, yazılımların akışını bozmak istemedim. Hatta „Cesaret Abideleri “ adlı bir konuyu açmama neden olan bir şey de, diğer kardeşlerin de „kadın “ üzerine açılımlarını yapmasıydı. Yalnış anımsamıyorsam; sadece sayın kayram’ın bir iletisi var.

    Rabbin sevgisi ve ışığı sizinle olsun.

    Lütuf, İsa Mesih’i sevenlere ölümsüz sevgiyle !hisusa :elsalla: :elsalla: :elsalla:

    #31302
    Anonym
    Inaktiv

    İlk erkek ve kadının başkaldırı eylemi, insan ırkına günah hastalığını bulaştırdı. O zamandan bu yana; tüm erkek ve kadınlar, Tanrı’nın yerine şeytan denilen yılanı dinlemeyi seçtiler. Kendi yollarında yürümeyi, yaşamlarını nasıl sürdürecekleri konusunda Tanrı’dan daha iyi bildiklerini düşünmeyi seçtiler. Tanrı’nın yaşamlarını yönetme hakkına sahip olduğunu reddedip O’nu ve yollarını inkar ettiler.

    Bu, hepimiz için geçerlidir. Aramızda en iyi olanımız bile, yüreğinde Tanrı’ya karşı olduğunu göstermektedir. Tanrı’ya itaatte kusurludur. Hepimiz – Adem ve Havva gibi – ölüm cezası ile karşı karşıyayız.

    Tanrı’nın insanlar için olan planı, Kutsal Kitap’da keşfettiğimiz gibi ; Aden’den daha büyüktür. Günah, dünyaya girdiğinde; sonsuz yaşam kaydedildi. İnsanlığın Tanrı ile dostluğu , yeryüzü üzerindeki egemenliği ve diğer insanlarla gerçek paydaşlık bozuldu ya da kayboldu. Mesih İsa’nın kurban olmasıyla; yaşamın tekrar kazanılması için gerekli yolun açılmış olduğunu görüyoruz. Bize olan sevgisi nedeniyle Tanrı, Oğlu’nu günahlarımıza karşılık kurban etti. Cezamızı ödedi. Bize bir kez daha Tanrı’nın dost olma olasılığını sundu. Bu, Tanrı’nın bir armağanıdır. Bu, imanla kabul edilmelidir ( Rom. 5:1, 2 )

    hisusa Dünyayı kazansan neye yarar ?

    İnsan, canına karşılık ne verebilir ?

    Lütuf, İsa Mesih’i sevenlere ölümsüz sevgiyle !hac5

Ansicht von 12 Beiträgen - 16 bis 27 (von insgesamt 27)
  • Du musst angemeldet sein, um auf dieses Thema antworten zu können.