• Bu konu 1 izleyen ve 2 yanıt içeriyor.
3 yazı görüntüleniyor - 1 ile 3 arası (toplam 3)
  • Yazar
    Yazılar
  • #25538
    Anonim
    Pasif

    ” Varınızı Yoğunuzu Bırakın “

    Kutsal Kitap’ın merkezinde İsa vardır. Bunun sebebi,sadece bağışlanmamızın O’nun ölümüyle gerçekleşmiş olması değildir. O, kendi yaşamıyla bizlere izlenecek bir örnek de bıraktı. Nitekim ,izleyicilerinden biri daha sonraları, ” ‘ Tanrı’da yaşıyorum ‘diyen, Mesih’in yürüdüğü yolda yürümelidir. ” diye yazacaktı ( 1. Yu. 2:6 ). İsa’yı merkez olarak alma düşüncesi, O’nun sık sık ve açıkca üzerinde durduğu konulardan olan alçakgönüllülük, dua ve bağışlama hakkındaki öğretilerini düşündüğümüzde kendini iyice belli eder. Ancak, İsa’nın tüm öğretileri arasında en sık tekrarlanan olmasına karşın, konu servet olduğunda, İsa’nın ikinci sıraya düşürülmesi gariptir. Bu konudaki eğilim, O’nu izlememek biçimindedir. Kutsal Kitap’a harfi harfine uyulması gerektiğinin en ateşli savunucuları bile bu konuda İsa’ya tamamen uyulmasına karşı direnirler. Elbette ki, Kutsal Kitap’ın bazı bölümlerinde ekonomiyle ilgili daha az talepte bulunan başka davranış örnekleri de mevcuttur. İsa’nın katı buyrukları sadece bir merak konusu mudur ?

    Birçok okuyucu, bu bölümü çok rahatsız edici ve belki de, çoğu kilisenin gelenekselleşmiş öğretilerine aykırı bulacaktır. Burada bir yazar olarak benim hesabıma, çift taraflı bir ironi var. Bir yandan, Kutsal Kitap’ı kendimi haklı göstermek amacıyla yorumlamakla suçlanamam, çünkü kabul etmeliyim ki, ben de anlatacağım öğretiye uymaktan çok uzağım. Öte yandan, uzun bir zaman alan ciddi çalışmalarım sayesinde bir ölçüde yetkiyle yazabiliyorum. O yüzden başkaları bilgileri yeterli olmadığı halde kendilerini haklı çıkaracak önerilerde bulunurlarken ben hiç olmazsa, ancak ayak uydurmadığımı ileri sürebilirim.

    Servet hakkındaki Yeni Antlaşma öğretisi üzerine bir açıklamanın, bireyin Tanrı’yla ilişkisiyle ilgili bir kitapta yer alması tuhaf görünabilir. İsa’nın radikal öğretilerini daha çok ondalıklarımızı kiliseye verelim ya da dünyada sosyal adaleti sağlamamız için bizi teşvik etsin diye okuruz. Halbuki, O’nun öğretisinin özü daha kişiseldir. Servetimize yaklaşımımız yüreklerimizin nasıl olduğunu ortaya çıkarır. Öyleyse, Tanrı’ya bağlılık sadece bir yaklaşımdan ibaret değil, aynı zamanda bir eylemdir. Üstelik İsa’ya göre, başka hiçbir şey kişinin Tanrı’yla ilişkisini parayı nerelere harcadığından daha iyi gösteremez. ( T. E. SCHMIDT )

    Rabbin sevgisi ve ışığı sizinle olsun.
    Lütuf, İsa Mesih’i sevenlere ölümsüz sevgiyle !
    Dünyayı kazansan neye yarar ? hac5 :papatya: :papatya: :papatya:

    #30562
    Anonim
    Pasif

    İsa’nın katı buyruklarının yalnızca Elçiler dönemini kapsadığı ya da insanlar bağışlanmaya ne kadar muhtaç olduklarını anlasınlar diye söylendiği yaklaşımını olabildiğince kesin sözcüklerle reddeterek işe başlamak önem taşıyor. Müldeler’in yazılışı, İsa’nın toplum içindeki kutsal görevinden otuz, kırk yıl sonra, imanlılara İsa’nın yaptıklarını öğretmek ve onları nasıl yaşamaları gerektiği konusunda bilgilendirmek içindi. Bu inanlılar öğretinin kendileriiçin olduğunu çok iyi anlamışlardı. Eğer İsa’nın öğretileri kırk yıl sonra güncel kalabilmişse, neden 2.000 yıl sonra da güncelliğini koruyamasın ? İsa, çok açık bir şekilde yalnızca öğretisine itaat edenlerin bir gün Tanrı’nın Egemenliği’ne girebileceklerini söylemişti ( Mat. 7:21-27 )

    İsa’nın sözlerini kendi yaşam tarzımızı haklı çıkarmak amacıyla yorumlama eğilimine karşı uyanık olmalıyız. Öğretileri kabul etsek de, etmesek de üzerinde dürüstlükle düşünmeliyiz. ( SCHMIDT )

    Söz, Mesih’ti; O, Hak’tı.
    Lütuf, İsa Mesih’i sevenlere ölümsüz sevgiyle !
    Dünyayı kazansan neye yarar ? isasiyahbeyaz

    #30831
    Anonim
    Pasif

    Her Şeyinizi Satın Emri

    Müjdeler’in üçünde de geçen tanınmış bir öykü olması bakımından, genç yöneticinin hikayesi iyi bir başlangıç yapmak için uygun ( Mat. 19:16-30; Mar. 10:17-31; Luk. 18:18-30 ). İsa, genç adamın sonsuz yaşamla ilgili sorusunu, her şeyini satıp yoksullara dağıttıktan sonra kendisini izlemesini söyleyerek yanıtlamıştı. Adam bunu kabul etmedi. İsa, sözlerini zengin bir adamın cennete girmesinin ne kadar güç olduğunu açıklayarak devam etti. İsa, çok güç mü, yoksa imkansız mı demek istedi, diye düşünen biri varsa, bir deveyi alıp iğnenin deliğinden geçirmeye çalışabilir.* Elçiler, bu sert buyruğa hayret edince İsa, Tanrı olmaksızın bunun gerçekten de imkansız olduğu yanıtını vermişti. Bu, Tanrı bağışlayacağı için zengin adam nasıl olsa kurtulacak şeklinde bir beyan değildir.Böyle bir açıklama, İsa’nın bu noktaya kadar olan öğretisini anlamsızlaştırırdı. Elçilerin konuyu anladıkları açıktır, çünkü kendilerinin ” her şeyi ” terk etmiş olmalarının yeterli olup olmadıklarına ilişkin bir soru sormuşlardır: ” Biz her şeyi bırakıp senin ardından geldik, kazancımız ne olacak ? ” ( Mat. 19:27 ). İsa, bu tepkiyi desteklemiş ve aynı şekilde davranan herkesin aynı ödülü alacağını eklemişti. Konuyu insanın itaatsizliğine karşın Tanrı’nın lütufkar olduğu konusuna saptırmadan, insanın Tanrı gücüne uyması gereken eylemlerinden söz etmişti.

    * Kutsal Kitap’ın yazıldığı dilde, bu iki sözcük arasındaki benzerlik nedeniyle, ” İsa ‘ deve ‘ dememiş, ‘ iplik ‘ demiş iddialarıyla deveyi küçültme iddiaları da , antik Yeruşalim kentinin surlarında eski bir efsaneye göre ‘ iğne deliği ‘ denilen küçük bir gediğin bulunduğunu söyleyerek iğneyi büyütme gayretleri de oldukça yaratıcıdır; ancak boşunadır !

    “Ruh sayesinde yaşıyorsak, Ruh’un izinde yürüyelim. Boş yere övünen, birbirine meydan okuyan, birbirini kıskanan kişiler olmayalım. ” ( Gal. 5:25, 26 )
    Biz inanlılar, Tanrı’nın merhametiyiz.
    Ayak izimiz, Mesih’tir ve yolumuzdur.
    hac5 Dünyayı kazansan neye yarar ?
    İnsan, canına karşılık ne verebilir ?

3 yazı görüntüleniyor - 1 ile 3 arası (toplam 3)
  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.