• Bu konu 1 izleyen ve 1 yanıt içeriyor.
2 yazı görüntüleniyor - 1 ile 2 arası (toplam 2)
  • Yazar
    Yazılar
  • #25419
    Anonim
    Pasif

    BABİL KULESİ

    Mesih’ten çok çok önceki yüzyıllarda,yeryüzünde birçok dil ve lehçe, oymak ve ulus olmadan öncebile, yeryüzündeki insanlar ŞİNAR adı verilen bir bölgede yaşıyorlardı. Evrensen tek bir dili konuşuyorlardı.
    Bu insanlar birgün ortak bir kararla, dev bir yapı, cennetin taa kendisine erişebilecekleri bir kule inşaa etmek istediler.
    Kutsal Kitap olayı şöyle anlatmakta:

    (yaratılış 11:1-4)
    Başlangıçta dünyadaki bütün insanlar aynı dili konuşur, aynı sözleri kullanırlardı. Doğuya göçerlerken Şinar bölgesinde bir ova buldular ve oraya yerleştiler. Birbirlerine, “Gelin tuğla yapıp iyice pişirelim” dediler. Taş yerine tuğla, harç yerine zift kullandılar. Sonra, “Kendimize bir kent kuralım” dediler, “Göklere erişecek bir kule dikip ün salalım. Böylece yeryüzüne dağılmayız.”

    Kutsak Kitap bu inşaat projesini, ‘’kendileri için sonsuza dek kalıcı gururlu bir abide’’ olarak adlandırır.
    İnsanı yücelten, çekiciligi olan, cezbedici bir fikir di, insanlar için.
    Tüm insanlar bu projeye katkıda bulundular.
    Göklere erişecek bir insanlık abidesi, muhteşem bir fikir.
    İnsanlıgı temsil edecek bir proje.

    Şinar diyarında yapılan kazılarda,
    Buradaki çalışmanın tek bir kuleden ibaret olmadıgını görmekteyiz.
    Bölgede spiral şeklinde bir yolun oldugu ve etrafında koni şeklindeki yapıların içerisinde bir kule digerlerinden çok daha yüksektir.
    Bu kule yaradılış 11 de anlatılan kuledir.

    İlginç olan sa, kulenin en yüksek yerinde olan taşlarda astrolojik oniki burcun kazınmış olmasıdır.tepede yıldızları temsilen resimler ve burçlar vardır. Tepe antik bir dinsel tapınak görselligindedir.

    O dönem insanları, bu kule insaatıyla Tanrı’nın kendilerini gözlemledigini, çalışmalarından hoşnut kaldıgını düşünmekteydiler.

    Önemli olan , Tanrı’nın insanın yüceligi için inşa edilmiş ve insanın yüceligine adanmış bu özgün bina hakkında ne düşündügüydü.

    (yaratılış 11:5-6)
    RAB insanların yaptığı kenti ve kuleyi görmek için aşağıya indi, ve şöyle dedi: “Tek bir halk olup aynı dili konuşarak bunu yapmaya başladıklarına göre düşündüklerini gerçekleştirecek, hiçbir engel tanımayacaklar.

    İnsan çabası inanılmaz şeyler gerçekleştirebiliyordu. İnsanların yapabileceklerinden kuşkuya yer yoktu. Akıllarınca her ne düşünürlerse, onu gerçekleştirebileceklerdi.
    Tanrı bunun farkındaydı ve bu projeyi durdurdu.

    (yaratılış 11:7-9)
    Gelin, aşağı inip dillerini karıştıralım ki birbirlerini anlamasınlar. ” Böylece RAB onları yeryüzüne dağıtarak kentin yapımını durdurdu. Bu nedenle kente Babil adı verildi. Çünkü RAB bütün insanların dilini orada karıştırdı ve onları yeryüzünün dört bucağına dağıttı.

    Tanrı’nın babil kulesini yıkmadıgını görmekteyiz.
    İnsanlar bu projeyi kasten bırakmış ve tamamlayamamışlardır.
    Zaman bu kuleleri yavaş yavaş çürütüp çökertmiş ve yıkıma ugratmıştır.

    İnsanlık Babil’in ögretmesi tasarlanan dersi ögrenemedi.
    Bunun yerine Tanrı’nın silmeye çalıştıgı yapıyı, restore edip kutsal kabul etti.
    İnsanlık kendi istedigi şeyin ardından gitti.
    Dünyasal ünvan istedi, ün istedi, kalıcı bir isim istedi, yücelik istedi,
    Hala kendimiz için kuleler yapmaktayız

    Tanrı’nın bizim için yaptıklarının degil, Bizim Tanrı için yaptıklarımızın ardından sürüklenmekteyiz. Ne acı

    #30105
    Anonim
    Pasif

    Dünyadaki insanların çogu, kendilerine bir isim edinmek ve ün kazanmak için, büyük ümitlerle kendilerine binalar kuleler inşaa etmekle meşkuldürler.
    Ama Tanrı’nın Kitabı, Tanrı’nın diri sözünü temel alarak, tüm gereksinimlerimizi O’na itiraf edip, O’nun lutfuna erişmemizi ister.
    Cennete gitmek için kazandıgımız ve bundan ötürüde sadece kendimizi övdügümüz yüksek başarı ve sıkı çalışmayı baz alan, insanlar tarafından yapılan övgü yerine, kendi ruhsal iflasımızı açıkça bilip, Tanrı’nın karşılıksız bizlere sundugu lutuf armaganını kabul etmeliyiz.
    Tanrı’nın benim için yaptıkları yerine,bizlerin Tanrı için ne çok şey yaptıgımızı vurgulamamalıyız.
    Bu vurgu dinsel bir sapkınlıktır.
    Kendi çabalarımızı yüceltip, kendi başarılarımızın ardından koşarak, Tanrı’nın lutfuna hakaret etmiş olur ve sadece O’na ait olan övgü ve yüceligi çalmış oluruz.
    Benlikte degil Ruh’ta yaşamayı ögrenebilmek için, O’na teslim olalım ve kutsallık yolunda ilerleyelim.
    Rab’bin inayeti tüm kardeşlerimle olsun.
    Amin

2 yazı görüntüleniyor - 1 ile 2 arası (toplam 2)
  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.