• Dieses Thema hat 5 Teilnehmer und 6 Antworten.
Ansicht von 7 Beiträgen - 1 bis 7 (von insgesamt 7)
  • Autor
    Beiträge
  • #27192
    Anonym
    Inaktiv

    Markos 13.BAB 32. AYET “O günü ve o saati, ne gökteki melekler, ne de Oğul bilir; Baba’dan başka kimse bilmez.“

    Burada İsa, kendisinin ikinci gelişinden bahsediyor.Ancak o günü kendisinin değil ancak Baba’nın bileceğini söylüyor.

    Bir başka ayette ise“Baba ve ben biriz“ diyor.Eğer Baba ve oğul bir ise neden oğul da baba gibi o günü ve saati bilemiyor?

    #35872
    Anonym
    Inaktiv

    Cevap verecek bir kardeş varmı?

    #35890
    Anonym
    Inaktiv

    Sevgili Muhammed06,

    Rab’bimiz İsa, tüm görkeminden ve yüceliğinden soyunarak, dünyamıza geldi:

    „Bu çocuklar, etten ve kandan oldukları için İsa, ölüm gücüne sahip olanı, yani İblis’i, ölüm aracılığıyla etkisiz kılmak üzere, onlarla ayni insan yapısını aldı“ (İbraniler 2:14).

    „Bunun için Mesih dünyaya gelirken şöyle diyor: ‚Kurban ve sunu istemedin, ama bana bir beden hazırladın. Yakmalık sunudan ve günah sunusundan hoşnut olmadın. O zaman şöyle dedim: ‚Kutsal Yazı tomarında, benim için yazıldığı gibi, Senin isteğini yapmak üzere, Ey Tanrı, işte geldim“ (İbraniler 10:5-7)

    Tanrı’nın yüceliğinin parıltısı ve O’nun varlığının öz görünümü olan İsa (İbr.1:3), sırf bizi kurtarmak için cenneti ve orda kendisine tapan melekleri (İbr.1:6) ve tüm yüceliğini geride bırakarak, her yönden ‚kul‘ şeklini ve bedenini aldı ve „Oğul olduğu halde, çektiği acılarla söz dinlemeyi öğrendi. Yetkin kılınınca, sözünü dinleyen herkes için, sonsuz Kurtuluş kaynağı oldu“ (İbr.5:8,9).

    Herşeyi tamamladıktan sonra, çarmıh zamanı geldiğinde, şöyle dua etmişti:„Baba! Dünya var olmadan önce, BEN SENİN YANINDAYKEN, sahip olduğum yücelikle, şimdi beni yanında yücelt“ (Yuhanna 17:5).

    Peki, Baba bu duayı cevapladı mı? „Var olan, var olmuş ve gelecek olan, Her Şeye Gücü Yeten Rab Tanrı; ‚Alfa ve Omega‘ Ben’im“ dedi İsa, dirilip Yuhanna’ya ‚Vahiy‘ Kitabı’nı bildirmeye geldiğinde (Vahiy 1:8)

    Yuhanna iseolayı şöyle devam ettirir: „Bana sesleneni görmek için arkama döndüm…… O’nu görünce, ölü gibi ayaklarının dibine yığıldım. O ise, sağ elini üzerime koyup şöyle dedi: ‚Korkma! İlk ve Son Ben’im. Diri olan Ben’im. Ölmüştüm, ama işte sonsuzluklar boyunca diriyim. Ölümün ve ölüler diyarının anahtarları Ben’dedir.“ (Vahiy 1:12,17-18).

    O Yuhanna ki 3 yıl İsa’yla birlikte yaşadı, beraber dolaştı, beraber yemek yedi ve ölüden diriltmeler de dahi, tüm mucizelere şahit oldu. İnsan bedeni almış, Tanrı Kuzusu, alçak gönüllü İsa gitmiş, yerine Yahuda Aslanı, tüm ihtişam ve görkemiyle gelmiş ve ona görünmüş; o da ruhsuz beden gibi, önünde yere düşmüş.

    İşte, şimdiki İsa budur. Gelişi yakın olan İsa, budur. Kralların Kralı, Rab’lerin Rab’bi denilen budur. Herşeyi ve herkesi, O yargılayacak. Kısa bir müddet, canını bizler için verebilmesi, kanını bizler için dökebilmesi için, her konuda Baba’ya bağımlı, sınırlı bilgi ve güçe sahip, ‚Kul‘ rölünü aldı. Bunu bilerek, isteyerek ve bize örnek olmak için; nasıl yaşamamız gerektiğini (yani imanla) göstermek için yaptı.

    Umarım aydınlatıcı olmuştur.
    Sevgiler.

    #35902
    Anonym
    Inaktiv

    Yani İsa Mesih, Meryem’den doğarak Dünya’ya geldiğinde, Tanrısal doğasından soyutlanmıştı.

    Öylemi?

    #35311
    Anonym
    Inaktiv
    Muhammed06;20213 wrote:
    Yani İsa Mesih, Meryem’den doğarak Dünya’ya geldiğinde, Tanrısal doğasından soyutlanmıştı.

    Öylemi?

    Sevgili Muhammed

    Cok zor ama yararli sorular soruyorsun.Böylece bizleri de Tanri Söz’ü konusunda arastirmaya ve calismaya yönlendiriyorsun.Bunun icin sana ayrica tesekkür ediyorum.Bu konu Hristiyanligin en zor anlasilan ve tartisilan konularindan biridir.Kemal Basaran kardesimiz/Abimizin de yazdiklarina katilaraktan söyleyebiliriz ki Isa Mesih Tanri Öz’üne sahip olmasina ragmen bu özelligini cogu kez kullanmadi.Hizmete basladigi 3,5 yil boyunca Yüceligi Baba Tanri’ya vererek Baba’yi hosnut edecek sekilde ululugunu bir kenara birakti.Incil’in cok yerlerinde ancak Tanri’nin yapabilecegi seyleri yaptigini yani Tanri ile ayni Öz’e sahip oldugunu da görüyoruz.Demek ki Ogul olarak da O günü bilmemesi olanak disidir.Fakat yüceligini bir kenara birakarak tüm yüceligi Baba Tanri’ya verdigini bir kez daha göstermekle alcakgönüllü Ogul özelligini görüyoruz.

    Isa Mesih yüzde yüz Tanri ve yüzdeyüz insan özelligine sahiptir.Bu birbirinden ayrilmayan birbiriyle kaynasmis iki ayri özelliktir.Bazi olaylarda Ogul olma özelliginden kendi istegigle feragat etmistir.Baba’yi hosnut edip Seytani’i maglup etme amaciyla hareket etmistir.

    Bu konu Baba Ogul ve Kutsal Ruh üclübirlik konusu gibi zor anlasilan ama Tanri’nin gercegi olan kavramlardir.Zor anlasilir olmasi Tanrisal bir gerceklik olmasindan kaynaklanmaktadir.Bunu insansal kelimelerle tarif etmek zor olsa gerek.Imanla kabul etmek en dogrusudur.

    En icten Sevgilerimle

    TANRISEVGIDIR.png


    #35911
    Anonym
    Inaktiv

    Sevgili Muhammet O6,
    İSA MESİH ,Öğrencilere:

    „O günü ve saati ne gökteki melekler,ne de Oğul bilir;Baba’dan başka kimse bilmez.“Markos 13:32

    Demişti.
    İsa Mesih hem TANRI,hemde İnsan’dı .TANRI’sal yanını İnsan bedeni ile kapattığı doğrudur.Ama yaşadığı her saniye bu özelliğini her zaman taşıdı.

    Şimdi senin aklına takılan soruna gelelim.Evet İSA MESiH TANRI ise geliş tarih’ini nasıl bilmeyebilir.?
    Doğal olarak bu soru sorulabilir.

    İSA MESİH, dikkat edersen her konu ile ilğili ayrıntılı, bilğiyi öğrencilerine açıklıyor.
    İSA MESİH Baba yetkisi ve TANRI’sal yanı ile bu tarihi biliyordu,Tarihi belirlemişti. ama bunu açıklamamayı tercih etti.
    Neden olarak bana göre:
    Eyer Tarihi açıklamış olsaydı Onu izleyen öğrencilerine ,onunla birlikte olan havarileri ne düşünürlerdi.?bunu duyan öğrenciler ve Havarileri rehavete girerlerdi,nasılsa tesbit edilmiş süre yada tarih verilmiş oturup RAB’bi bekliyelim diyebilir yada bu şekilde düşünebilirlerdi..

    Bu ne gibi bir sonuç’a neden olabilirdi.?
    Hizmetlerinin önüne geçerdi,Müjdeleme olayı kısır döngü içine girerdi.Tanıklıklar biterdi.
    Yaruşalimde,Yahudiyede,Samiriyede,yada Kutsal Kıtaptan okuyoruz,Müjde için dünya’nın Dört bir yanına dağılan İyi haber hareketinin önüne geçilmiş olunurdu.
    Yani doğal olarak İnsanız bizleri yaşatan İnanç’ımız ve Umutlarımızdır.
    Umut ederek beklediler RAB’bi.Tanıklıkları için İnançlarında keskinleşmek ve daha da güçlenmek için Kutsal Ruh’un güçünü beklediler.Umut içinde heyecanla, İnanç onları körükledi,içlerinde belkide cılız olan kıvılcım Kor ateşe dönüştü.
    Bu İMAN ve İnanç bu günde hala tüm MESİH inanlılarında devam ediyor.bekliyoruz.TARİH belli değil İkinci gelişini,Düşünün, eğer belli olsaydı ne olurdu..?
    Ortalığın durumunu hiç düşünemiyorum. Sahtesi gerçek inanlı ile iç içe geçerdi. ( Gerçi bu yok değil ama).
    Bilmiyoruz ve O’na İman eden insanlar daki imanç gün geçtikçe daha da büyüyor.ve güçleniyoruz.
    Suya bir TAŞ atın, halkalar birle başlar gittikçe çoğalır.bunun gibi..
    Umut etmek güzeldir .Bizlerinde Tarih bilmesekte umut içinde yaşıyoruz.
    Esenlikle.

    #35914
    Anonym
    Inaktiv

    Sevgili Muhammed06 sorun çok güzel… gerçekten… ama cevabı da gayetle açık seçik… Hatta kolay farkına varılamayışının sebebi de aklın farkedemeyeceği kadar açık, seçik ve gözler önünde serili oluşu… Hani atmosfer, hava, oksijen vardır ya gözlerinin önünde insanın, onu solur, yaşar ama… göremez, işte öyle bir şey… : – )))

    Kardeşim ‚o gün’… ve o ’saat‘ bölünmüşlükten, tam olana geçiş anıdır, yani sayısallıktan sıyrılışın ve Ebediyet’e girişin anıdır… ondandır ki kimse bilemez. Çünkü ‚bilmek‘ sınıflandırış ve sayısallıkla ilgili bir durumdur, halbuki o ‚an‘ sınıflandırış ve sayısallığın ötesindedir. Ve sayısallığın ötesinde olanı sadece Ebediyet’in kendisi bilir, kendi özeller özeli, mantık ötesi biliş tarzıyla. Yani sadece ‚Baba‘ bilir. ‚Oğul‘ bile bilemez… bilir ama mantıki olarak değil, mantıken sadece sayısal tespit olarak bilemeyeceğini bilir ve söyler… Çünkü ‚Oğul‘ insanlara kendi sayısallık dilleriyle konuşmaya gelmiştir. Bu sayısallık, yani akıl dilini kullanarak, mesel ve söz öğretisi ile Ebediyet’e geçişin nasıl olacağını ima etmiştir.

    Mesih’in o ‚gün‘ ve ’saat‘ için ‚kimse bilemez‘ deyişi o ‚gün‘ ve ’saat’in herhangi bir kimseden saklı bir şey olduğundan değildir. Söz konusu mevhumun ‚bilinebilir‘ olanların doğasına ait olmayan bir mevhum olduğundandır.

    Esenlikler…

Ansicht von 7 Beiträgen - 1 bis 7 (von insgesamt 7)
  • Du musst angemeldet sein, um auf dieses Thema antworten zu können.