• Dieses Thema hat 1 Teilnehmer und 0 Antworten.
Ansicht von 1 Beitrag (von insgesamt 1)
  • Autor
    Beiträge
  • #25974
    Anonym
    Inaktiv

    Adem’in Günahının Sonucu

    Size esenlik olsun.

    Tevrat’ta yaptığımız çalışmada, Rab Tanrı’nın ilk insanları Kendi benzeyişinde yarattığını gördük. Aynı zamanda Tanrı’nın onları neden yarattığını da öğrendik.
    Tanrı, yarattığı insanların Kendisini tüm akılları, tüm yürekleri ve tüm güçleri ile sevmelerini istedi ve tüm bunların bir sonucu olarak insanlar Tanrı ile sonsuza kadar harika ve derin bir ilişkinin tadını çıkaracaklardı.

    Böylece Tanrı’nın, Adem’in Tanrı’yı O’na itaat edecek kadar sevip sevmediğini görmek amacı ile Adem’in önüne basit bir deneme koyduğu görmüş olduk.
    Tanrı henüz kadını yaratılmadan önce Adem’e bir buyruk vermişti: “Bahçede istediğin ağacın meyvesinden yiyebilirsin. Ama iyi ile kötüyü bilme ağacından yememelisin. Çünkü ondan yediğin gün kesinlikle ölürsün.” (Yaratılış 2:16,17)
    Böylece Tanrı Adem’i denedi ve itaatsizliğinin cezasının ölüm ve O’ndan ayrılık olacağı konusunda Adem’i uyardı.
    Tanrı Adem’i sevdi ve O’nun Kendisi ile paydaşlıktan sonsuza kadar zevk almasını istedi. Ama her şeye rağmen, Adem ve Havva’nın şeytanı dinlediler ve Tanrı’nın yasaklamış olduğu ağacın meyvesinden yiyerek Tanrı’ya itaatsizlik ettiler.

    Tevrat’ta Yaratılış kitabının üçüncü bölümününe baktığımızda; Adem ve Havva’ya, Tanrı’ya karşı günah işledikten sonra ne olduğunu görmekteyiz.
    Kutsal Yazılar, yedinci ayette şöyle der: “sonra ikisinin de gözleri açıldı. Çıplak olduklarını anladılar. Bu yüzden incir yaprakları dikip kendilerine önlük yaptılar.” (Yaratılış 3:7)

    Adem ve Havva’nın Tanrı’ya itaatsizlik etikten sonra yaptıkları ilk şey nedir?
    Duydukları utancı ve suçluluğu örtmeye çalıştılar!
    Adem ve Havva’nın, iyilik ile kötülüğü bilme ağacından yemeden önce, “her ikisinin de çıplak olduklarını, ama henüz utanç nedir bilmediklerini” (Yaratılış 2:25) daha önce incelemiştik.
    Ama şimdi bedenleri ile ilgili bu düşünceleri değişmişti. Şimdi onları yargılaması gereken Kutsal Olan’ın önünde utandılar ve kendilerini suçlu hissettiler. Bundan dolayı utançlarından kurtulmak amacı ile bir incir ağacından koparttıkları yaprakları birbirlerine birleştirerek kendilerine önlükler yaptılar ve çıplak bedenlerini örttüler.
    Ancak bedenlerine giydikleri bu yaprak önlükler yüreklerindeki suçu ortadan kaldırmak konusunda hiç bir şeye yaramadı.

    Kutsal Yazılar daha sonra şöyle der: “Derken Adem ve Havva günün serinliğinde bahçede yürüyen RAB Tanrı’nın sesini duydular. O’ndan kaçıp ağaçların arasına gizlendiler.” (Yaratılış 3:8)
    Günah işlemelerinden sonra her şey Adem ve Havva için öylesine farklı olmuştu ki! Tanrı’ya itaatsizlik etmeden önce, onlar ile yürüyüş yapmak için Tanrı’nın bahçeye her gelişinde büyük sevinç duyarlardı.
    Ama şimdi O’nun yaklaştığını duydukları zaman korku ve utanç ile sarsıldılar ve Tanrı’dan kaçıp ağaçların arasına gizlenmeye çalıştılar.
    Adem neden korktu ve saklandı?
    Bunun nedenini anlamak zor değildir. Eğer biri hırsızlık yaparak bir başkasının tarlasından çalarsa, tarlanın sahibinin sesini duyduğu takdirde ne yapacaktır?
    Saklanma girişiminde bulunacaktır. Aynı şekilde, Tanrı’nın yasakladığından almış olan Adem de saklanmaya çalışıyordu. Adem, Tanrı’ya karşı suç işlemiş olduğunu çok iyi biliyordu.

    Adem’in, Tanrı’nın buyruğuna itaatsizlik ettikten sonra korkması gerekiyor muydu?
    Kesinlikle, evet! Neden mi?
    Çünkü Tanrı onunla çok açık konuşmuştu: “İyilik ve kötülüğü bilme ağacından yediğin gün, kesinlikle ölürsün!” Tanrı, Sözü’nü uygulayacak mıydı? Adem gerçekten ölecek miydi?
    Tanrı, yaratmış olduğu insanları gerçekten cezalandıracak mıydı?
    Rab, eski adı Lüsifer olan Şeytan’a üzerindeki Tanrı egemenliğini reddettikten sonra ne yaptı?
    Tanrı, günah işleyen Şeytan’ı ve meleklerini beraat ettirdi mi?
    Hayır, onları beraat ettirmedi! Tanrı, onları kutsal Huzurundan kovdu. Yalnızca bunu yapmakla kalmadı, aynı zamanda onlar için sonsuz ateşi de yarattı!
    Adem de, aynı Şeytan gibi Tanrı’nın kendi üzerindeki egemenliğini reddetmişti.
    Tanrı,”O kadar önemli bir mesele değil!” diyerek Adem’i yargılamadan onun özgürce çekip gitmesine izin verebilir miydi? Asla!
    Tanrı kutsaldır ve günahı yargılamak zorundadır!
    Günümüzde de kötülüğü cezasız bırakan bir insan, o kötülüğe onay vermiş olmazmı?
    Tanrı kötülüğü hiç bir zaman onaylayamaz. Kötülüğü cezalandırmak zorundadır.
    Peygamber Habakkuk şöyle yazdı: “Ya RAB, kutsal Tanrım..kötüye bakamayacak kadar saftır gözlerin, haksızlığı hoş göremezsin!” (Habakkuk 1:12,13)
    Rab, halkını yargılayacak. Diri Tanrı’nın eline düşmek, korkunç bir şeydir!” (İbraniler 10:30,31)
    Tanrı’nın kutsal doğası, O’nun her günahı yargılamasını ve cezalandırmasını talep eder. Bundan dolayı O’nun, günahları nedeni ile Adem ve Havva’yı yargılaması gerekliydi.

    Bir sonraki ayette: “Rab Tanrı, Adem’e ‘Neredesin?’ diye seslendi.” (Yaratılış 3:9)
    Adem günah işledikten sonra Tanrı ne yaptı? Tanrı Adem’e seslenerek onun peşinden gitti: “Neredesin?”
    Adem mi Tanrı’yı aradı? Hayır! Adem Tanrı’dan saklanmaya çalışıyordu!
    Tanrı Adem’e neden seslendi? Adem’in nerede olduğunu bilmiyor muydu?
    Her şeyi gören ve bilen Tanrı Adem’in nerede saklandığını çok iyi biliyordu. Tanrı, Adem’e seslendi, çünkü Adem’in işlediği günahı O’nun önünde fark etmesini ve itiraf etmesini istedi. İtaatsizlik etmiş olmasına rağmen Tanrı Adem’i hala çok seviyordu.

    Tanrı, “Neredesin?”dediği zaman Adem nasıl karşılık verdi?
    Kutsal Yazılar bu konuya şöyle değinirler: “Adem, ‘Bahçede sesini duyunca korktum. Çünkü çıplaktım, bu yüzden gizlendim’ dedi. RAB Tanrı, ‘Çıplak olduğunu sana kim söyledi?’ diye sordu, ‘Sana meyvesini yeme dediğim ağaçtan mı yedin?’ Adem, ‘Yanıma koyduğun kadın ağacın meyvesini bana verdi, ben de yedim’ diye yanıtladı. RAB Tanrı kadına, ‘Nedir bu yaptığın?’ diye sordu. Kadın, ‘Yılan beni aldattı, o yüzden yedim’ diye karşılık verdi.” (Yaratılış 3:10-13)

    Adem ve Havva’nın Tanrı’ya nasıl yanıt verdiklerini duydunuz mu?
    Her biri, bir diğerini suçlamaya çalıştı.
    Adem söylediği sözler ile hem Tanrı’yı hem de Havva’yı suçladı: Benim suçum değildi! Senin bana verdiğin kadın – o kadının suçu!
    Havva ise söyledikleri ile yılanı suçladı: Beni suçlama – beni yılan aldattı.
    Her şeye rağmen insanın yüreğini bilen Tanrı, her ikisinin de suçlu olduklarını biliyordu.
    Onlara ağacın meyvesini yediren Tanrı değildi. Aynı şekilde Şeytan da bunu yapmamıştı. Şeytan insanları ayartabilir ve kandırabilir, ama o hiç kimseyi günah işlemesi için zorlayamaz. Şeytan Hava’yı aldattı, ama Havva’nın yaptığı Tanrı’nın gözünde yine de hala günahtı.
    Adem’e gelince, Kutsal Yazılar bize aldatılanın, o olmadığını söylerler. ‘‘aldatılan da Adem değildi, kadın aldatılıp suç işledi.’’ (1.Timoteos 2:14)
    Şeytan tarafından kandırılan kadındı. Adem ise tercih yapmıştı, kandırılmamıştı. Adem kendi yolundan yürümeyi bilinçli olarak seçti. Adem Tanrı’nın ne buyurmuş olduğunu çok iyi biliyordu, ama doğruluk yolundan sapmayı ve kötülük yolundan yürümeyi seçti.
    Yalnızca Tanrı’ya itaatsizlik etmek ile yetinmedi, aynı zamanda suçu diğerlerinin üzerine atarak işlediği günaha bir günah daha ekledi.

    Aynı şey günümüze kadar gelmiştir ve devam edip gitmektedir; insanlar kendi işledikleri suçlar için hala başkalarını suçlamayı sürdürürler, ama Tanrı gerçeği bilir.
    Kutsal Yazılar aracılığı ile Tanrı, insanlara seslenerek, ‘Neredesiniz?’ demektedir.
    Bana yanıt verin. Ne yaptınız? Sözüme inanmayı ve itaat etmeyi neden reddediyorsunuz?
    İyiliğimi neden hor görüyorsunuz? Kendi işlediğiniz günahlar için neden başkalarını suçlamaya çalışıyorsunuz?

    Rab şöyle diyor:’Varlığım hakkı için her diz önümde çökecek, her dil Tanrı olduğumu açıkça söyleyecek.’ Böylece her birimiz kendi adına Tanrı’ya hesap verecektir.” (Romalılar 14:11, 12)

    Sevgiyleeeeee

Ansicht von 1 Beitrag (von insgesamt 1)
  • Du musst angemeldet sein, um auf dieses Thema antworten zu können.