• Bu konu 1 izleyen ve 0 yanıt içeriyor.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #26029
    Anonim
    Pasif

    Musa Peygamber

    Size esenlik olsun.

    Tevrat’ta Tanrı’nın peygamberi Musa’nın yazdığı beş kitap bulunur.
    Mısır’dan Çıkış olarak adlandırılan ikinci kitabı birlikte inceleyeceğiz.

    Daha önce Tevrat’ın ilk kitabının bittiği yerde ikinci kitabının nasıl başladığını öğrendik.
    Böylece, İbrahim, İshak ve Yakup’un soyunun, yani, İsrailoğullarının Tanrı’nın onlara vermeyi vaat etmiş olduğu Kenan ülkesinden çok uzakta bulunan Mısır’a nasıl yerleştiklerini gördük.

    Mısır’dan Çıkış kitabının ilk bölümününü inceleyelim:
    Yakup’la birlikte aileleriyle Mısır’a giden İsrailoğulları’nın adları şunlardır:
    Ruben, Şimon, Levi, Yahuda, İssakar, Zevulun, Benyamin, Dan, Naftali, Gad, Aşer.
    Yakup’un soyundan gelenler toplam yetmiş kişiydi. Yusuf
    zaten Mısır’daydı.
    Zamanla Yusuf, kardeşleri ve o kuşağın hepsi öldü.
    Ama soyları arttı; üreyip çoğaldılar, gittikçe büyüdüler, ülke onlarla dolup taştı.
    (Mısır’dan Çıkış 1:1-7)

    Hatırlayacağınız gibi, Tanrı bu yeni ulusu yaratma planını ilk kez İbrahim ve Sara adlı yaşlı bir çifte açıkladı. İbrahim yüz yaşındayken İshak doğdu; İshak’tan Yakup ve Yakup’tan İsrail’in oymaklarını meydana getiren on iki oğul doğdu.

    Mısır ülkesine yerleştiklerinde yetmiş kişiydiler. Tanrı İsrailliler’in çoğalmasını sağladı.
    Ama Mısır’da kaldıkları 430 yıl boyunca Tanrı İsrail halkını bereketledi ve sayılan altı yüz bine ulaştı.
    Buna kadın ve çocuklar da ilave edildiğinde sayılan iki milyona yaklaşıyordu. Bu şaşırtıcı bir artıştı,
    Tanrı’nın yedinci ayette nüfus artışının önemli bîr biçimde vurgulanmasının nedeni, Tann’nın İbrahim’e verdiği vaadin yerine gelmesidir
    Tanrı uzun zaman önce vaat etiğini yerine getirdi mi? Tanrı, İbrahim’den yeni ve büyük bir ulus yaptı mı? Evet, yaptı!

    Tanrı sadıktır ve Sözü’nden caymaz. O, sonsuza kadar yüceliğe layıktır!
    Gerçekten de Tanrı sadıktır! O, antlaşmalarını yerine getirir!
    Tanrı, biri O’nun yavaş hareket ettiğini düşünse dahi O, yapmayı vaat ettiği şeyleri yapacaktır!
    Tanrı, peygamberlerin ve Kurtarıcı’nın geleceği yeni bir ulus yaratmak için plan yapan Kişi’ydi. Ve O’nun bu planının yerine gelmesine hiç bir şey engel olamayacaktı!

    Sonra Yusuf hakkında bilgisi olmayan yeni bir kral Mısır’da tahta çıktı.
    Halkına, «Bakın, İsrailliler sayıca bizden daha çok» dedi,
    «Gelin, onlara karşı aklımızı kullanalım, yoksa daha da çoğalırlar; bir savaş çıkarsa, düşmanlarımıza katılıp bize karşı savaşır, ülkeyi terk ederler.»
    Böylece Mısırlılar İsrailliler’in başına onları ağır işlere koşacak angaryacılar atadılar. İsrailliler firavun için Pitom ve Ramses adında ambarlı kentler yaptılar.
    Ama Mısırlılar baskı yaptıkça İsrailliler daha da çoğalarak bölgeye yayıldılar. Mısırlılar korkuya kapılarak
    İsrailliler’i amansızca çalıştırdılar.
    Her türlü tarla işi, harç ve kerpiç yapımı gibi ağır işlerle yaşamı onlara zehir ettiler. Bütün işlerinde onları amansızca kullandılar.
    (Mısır’dan Çıkış 1:8-14)

    Yusuf’un ölümünden bu yana üç yüz yıldan fazla zaman geçmişti.
    Mısır tahtına Yusuf’un Mısır halkı için tüm yaptıklarını unutmuş olan bir kral, başka bir firavun geçti.
    Yusuf hakkında bilgisi olmayan yeni bir kralın tahta geçmesi ve bundan dolayı İsrailliler’in sıkıntı çekmesi de Tanrı’mn kurtuluş planının bir parçasıydı.
    Bu firavun İsrail’i kölesi yaparak ona çok ağır işler ile zulmederek baskı yaptı. İsraillileri çok ağır işlere koştu!
    Belki de İsrailliler, Tanrı’nın ataları İbrahim’e onları güçlü bir ulus yapacağı konusunda verdiği vaadi unutmuş olduğunu düşündüler.
    Tanrı onları terkmi etmişti? Vaadini unutmuşmuydu?
    Bereket yalnızca refah içerisinde yaşamakmıdır?
    Bereket, işlerin yolunda gitmesimidir?

    Ama yine de, Tanrı hiç bir şeyi unutmamıştı! Aslında Tanrı, uzun zaman önce verdiği vaadi yerine getirme süreci içindeydi.
    Firavun’un İsrail oymaklarını köle yaparak onlara zulmediyordu.
    Firavun’un İsrail oymaklarına baskı yapmayı ve onları zayıflatmayı denediği her zaman, Tanrı’nın İsrail oymaklarının büyümelerini ve çoğalmalarını sağlamaktaydı.
    Tanrı ebeleri kullanarak, firavunun çocukları öldürmek için verdiği buyruğun yerine gelmesini engelledi. Kendisine itaat ettikleri için de ebelere lütfetti. Böylece İsrail halkı çoğaldıkça çoğaldı.
    Ebeler kralın buyruğuna değil, Tanrı’nın buyruğuna itaat etmişlerdi.
    Firavun’un bu duruma çok öfkelenmekteydi ve İsraillilerin çoğalmasını engellemek istiyordu.

    Kutsal Yazılar bu konuda şöyle demektedir:
    Bunun üzerine firavun bütün halkına buyruk verdi: «Doğan her İbrani erkek çocuk Nil’e atılacak, kızlar sağ bırakılacak.» (Mısır’dan Çıkış 1:22)

    Bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz?
    Bu kötü plan için Firavun’u yönlendiren kimdi?
    Şeytan’dı! Şeytan İsrail halkına neden zulmetmek ve onları yok etmek istedi?
    Çünkü Şeytan Tanrı’nın Adem’in çocuklarını günahın gücünden ve cehennemden kurtarmak için dünyaya bir Kurtarıcı göndereceğini biliyordu.
    Şeytan gelecek olan bu Kurtarıcı’nın İsrail ulusunun soyundan ortaya çıkacağından da haberdardı!
    Şeytan bu yüzden Firavun’u İsrail halkına zulmetmesi ve hatta onların tüm erkek bebeklerini Nil nehrine attırarak yok etmesi için tahrik eti.
    Hirodesin’un İsa’yı öldürmeye çalıştığı gibi (Matta 2:13-18), Firavun’da İsrailli bebekleri öldürterek korkunç cinayetler işledi.
    Firavun Tanrı’nın verdiği yetkiyi kötüye kullanarak İsrail halkına doğrudan meydan okumuştu.

    Ama Şeytan’dan güçlü olan Tanrı, İsrail oymakları içinden bir adamı, seçmiş olduğu halkı Firavun’un elinden kurtarması için kullanmayı tasarladı.
    Bu kahramanın adını biliyor musunuz?
    Evet, bu adam Tanrı’nın ünlü peygamberi Musa’dır.
    Ama Musa’nın anne ve babası Amram ve Yokevet de kahramanlar olarak anılmalıdırlar.
    Firavun’dan korkmamışlar ve çocuklarının ölümünü engellemişlerdir.
    Musa doğduğunda annesiyle babası onu imanla üç ay gizlediler. Çünkü çocuğun güzel olduğunu gördüler ve kralın fermanından korkmadılar. (İbraniler 11: 23)

    Mısır’dan Çıkış kitabının ikinci bölümünde Musa’nın yaşamının ilk yılları hakkında bilgiler vermektedir.

    Kutsal Yazılar şöyle der:
    Levili bir adam kendi oymağından bir kızla evlendi. (Levi, Yakup’un üçüncü oğluydu)
    Kadın gebe kaldı ve bir erkek çocuk doğurdu. Güzel bir çocuk olduğunu görünce, onu üç ay gizledi.
    Daha fazla gizleyemeyeceğini anlayınca, hasır bir sepet alıp katran ve ziftle sıvadı. İçine çocuğu yerleştirip Nil kıyısındaki sazlığa bıraktı.
    Çocuğun ablası kardeşine ne olacağını görmek için uzaktan gözlüyordu.
    (Mısır’dan Çıkış 2:1-4)

    Çocuk için endişelenen aile, onu daha fazla koruyamayacağını anlamış ve bir sepete koyarak nil nehrinin sazlıkları arasına bırakmıştı.
    Uzaktan ablası gözlemlemekteydi, neler olacağını.
    kardeşini kimlerin sahipleneceğini.

    O sırada firavunun kızı yıkanmak için ırmağa indi. Hizmetçileri ırmak kıyısında yürüyorlardı. Sazların arasındaki sepeti görünce, firavunun kızı onu getirmesi için hizmetçisini gönderdi.
    Sepeti açınca ağlayan çocuğu gördü. Ona acıyarak, «Bu bir İbrani çocuğu» dedi.
    (Mısır’dan Çıkış 2:5-6) (Mısırlılar İsrail halkına İbraniler derlerdi.)

    Tanrı, bebeğin karşısına Firavun’un kızını çıkarmıştı, neden?

    Çocuğun ablası firavunun kızına, «Gidip bir İbrani sütnine çağırayım mı?» diye sordu, «Senin için bebeği emzirsin.»
    Firavunun kızı, «Olur» diye yanıtladı. Kız gidip bebeğin annesini çağırdı.
    Firavunun kızı kadına, «Bu bebeği al, benim için emzir, ücretin neyse veririm» dedi. Kadın bebeği alıp emzirdi.
    Çocuk büyüyünce, onu geri getirdi. Firavunun kızı çocuğu evlat edindi. «Onu sudan çıkardım» diyerek adını Musa koydu.
    (Mısır’dan Çıkış 2:7-10)
    «Musa»: İbranice «Moşe», «Çıkarmak» anlamına gelen «Maşa» sözcüğünü çağrıştırır.

    Neler olduğunu farkettiniz mi?
    Ablasının gözlemi sonucu, çocuk yine kendisini annesinin kollarında buluvermişti.
    Bu kez güvence altındaydı. Firavun’un kızı onu sahiplenmişti.
    Firavunun kızı onu bulup evlat edindi ve kendi oğlu olarak yetiştirdi. (Elçilerin İşleri 7: 21)

    Bu konuda düşünün! Diğer erkek bebekler öldürülürlerken, bebek Musa kendi annesi tarafından emzirildi ve kötü kral Firavun’un kendisi tarafından korundu.
    Musa’nın yaşamında olup biten her şeyin üzerinde Tanrı’nın eli vardı.
    Şeytan’ın planları, Tanrı’nın planları karşısında yenik düşmüştü.

    Tanrı, Musa’yı İsrailoğullarını köleliklerinden kurtarmak için kullanmayı planladı.
    Tanrı’nın bilgeliği, Şeytan’ın ve insanın bilgeliğinin çok ötesinde olup insan kavrayışını aşan derinliktedir.
    Musa’nın, sütten kesildikten sonra nerede büyüdüğünü biliyor musunuz?
    Firavun’un evinde büyüdü ve bildiğiniz gibi Firavun İsrail halkına zulmeden kişiydi!
    Ama Tanrı’nın amacı, Musa’yı, İsrail halkını firavunun elinden kurtarmak için kullanmaktı.
    Tanrı, yaptığı plan uyarınca, Musa’yı koruması için zalim kral firavunun kızını kullanmayı seçti.
    Tanrı, kralın evinin Musa için en iyi ve en güvenilir yer olacağını biliyordu.
    Tanrı aynı zamanda Musa’nın, İsrailoğullarına önderlik etmesi için uygun şekilde hazırlanabilmesi amacı ile öğrenmesi ve anlaması gereken çok şey olduğunun da farkındaydı.

    Kutsal Yazılar bu konuda şöyle der:
    Musa, Mısırlılar’ın bütün bilim dallarında eğitildi. Gerek sözde, gerek
    eylemde güçlü biri oldu.
    (Elçilerin İşleri 7: 22)
    Ama her şeye rağmen Musa’nın öğrenmesi gereken daha pek çok şey vardı.

    Kutsal Yazılar’ı okuyalım:
    Musa büyüdükten sonra bir gün soydaşlarının yanına gitti. Yaptıkları ağır işleri seyrederken bir Mısırlı’nın bir İbrani’yi dövdüğünü gördü.
    Çevresine göz gezdirdi; kimse olmadığını anlayınca, Mısırlı’yı öldürüp kuma gizledi.
    Ertesi gün gittiğinde, iki İbrani’nin kavga ettiğini gördü. Haksız olana, «Niçin kardeşini dövüyorsun?» diye sordu.
    Adam, «Kim seni başımıza yönetici ve yargıç atadı?» diye yanıtladı, «Mısırlı’yı öldürdüğün gibi beni de mi öldürmek istiyorsun?» O zaman Musa korkarak, «Bu iş ortaya çıkmış!» diye düşündü.
    Firavun olayı duyunca Musa’yı öldürtmek istedi. Ancak Musa ondan kaçıp Midyan yöresine gitti.
    (Mısır’dan Çıkış 2:11-15)

    Böylece, Musa’nın, İsrailoğullarını kurtarmak için önce nasıl kendi gücü ile uğraştığını görüyoruz. Ancak, Musa’nın kendi gücü ile kurtarmayı denemesi, Tanrı’nın istediği yol değildi.
    Musa İsrail halkının ağır işlerde çalışmasına dayanamayıp bir Mısırlı’yi öldürdü ve kaçmak zorunda kaldı.
    Eğer alacağımız kararları, Tanrı’ya sormadan kendi başımıza alırsak başansızlığa uğrayacağımız kesindir.
    Tanrı, İsrailoğullarını özgür kılmak için Musa’yı bir araç olarak kullanmak istiyordu.
    İsrail’in kurtuluşu Musa’dan değil, Tanrı’dan gelecekti.
    Musa, tek başına yalnızca bir insandı ve Tanrı bu gücü Musa’ya vermedikçe, Musa, İsrailoğullarını firavunun elinden kurtaracak güce sahip değildi.

    Böylece, Kutsal Yazılar’dan öğrendiğimiz bilgiye göre Musa’nın Midyan yöresinde kırk yıl boyunca çölde yaşadığını görüyoruz.
    Tanrı’nın, bu kızgın ve kurak çölde Musa’ya öğreteceği pek çok önemli ders vardı.

    Tanrı Sözü’nde şöyle der:
    “En küçük işte güvenilir olan kişi, büyük işte de güvenilir olur. En küçük işte dürüst olmayan kişi, büyük işte de dürüst olmaz. (Luka 16:10)
    Tanrı’nın Musa’ya, tüm İsrail halkına çobanlık etmek gibi zorlu bir görev vermeden önce, Musa’nın küçük işlerde güvenilir olduğunu göstermesi gerekiyordu.
    Böylece, Kutsal Yazılar bize, Musa’nın, Mısır’dan çok uzak bir ülkede çobanlık yaptığını, evlendiğini ve iki çocuğu olduğunu bildirirler.
    Musa, kırk yıl boyunca sadık bir çoban oldu. Musa, çölde kayınpederinin sürüsünü güderken Tanrı Musa’yı İsrail ulusuna çobanlık edeceği gün için hazırlıyordu.

    Tanrı’nın Musa ve Halkı İsrail için büyük planları vardı!
    Daha sonra Kutsal Yazılar şöyle yazar:
    Aradan yıllar geçti, bu arada Mısır Kralı öldü. İsrailliler hâlâ kölelik altında inliyor, feryat ediyorlardı. Sonunda yakarışları Tanrı’ya erişti.
    Tanrı iniltilerini duydu. İbrahim, İshak ve Yakup’la yaptığı antlaşmayı anımsadı.
    İsrailliler’e baktı ve onlara ilgi gösterdi.
    (Mısır’dan Çıkış 2:23-25)

    İsrailoğulları çok uzun bir süre köle olarak yaşadılar. Gördükleri baskı çok büyüktü!
    Tanrı nasıl İsrailliler’in yakarışlarını işitip onlarla yaptığı antlaşmayı anımsadıysa, bizim de yakarışlarımızı işitmektedir.
    “Anımsamak”, Tanrı’ya göre zamanı geldiğinde yapılacak işi hatırlamak” anlamına gelir.
    Tanrı asla unutmaz ve kendi doğru zamanı geldiğince sözlerini anımsar ve harekete geçer.

    Tanrı İsrail halkını unutmamıştı. Tanrı onları kölelikten kurtarmayı planladı.
    Aklımıza şöyle bir soru gelebilir: Tanrı, İsrailoğullarını firavunun elinden özgür kılmayı neden planladı?
    Onlar diğer insanlardan daha iyi oldukları için mi? Hayır!
    İsrailliler de diğer tüm insanlar ve Mısır halkı gibi günahkardılar.
    O zaman Tanrı’nın İsrailoğulları için neden böyle özel planları vardı?
    Yanıt çok basit: çünkü Tanrı sadıktır ve merhametlidir!

    Son ayeti tekrar okuyalım.
    Tanrı iniltilerini duydu. İbrahim, İshak ve Yakup’la yaptığı antlaşmayı anımsadı.
    İsrailliler’e baktı ve onlara ilgi gösterdi.
    (Mısır’dan Çıkış 2:24-25)
    Evet, sadık ve merhametli Tanrı, İbrahim ile yapmış oldu antlaşmayı anımsadı; İbrahim’e şöyle demişti:
    “Seni büyük bir ulus yapacağım..Bereket kaynağı olacaksın, yeryüzündeki bütün halklar senin aracılığın ile kutsanacak.” (Yaratılış 12:2, 3)
    “Şunu iyi bil ki, senin soyun yabancı bir ülkede, gurbette yaşayacak. Dört yüz yıl kölelik edip baskı görecek. Ama soyuna kölelik yaptıran ulusu cezalandıracağım. Sonra soyun oradan büyük mal varlığı ile çıkacak.” (Yaratılış 15:13, 14)

    Mezmurlardaki şu sözlerile sizleri yüreğinizle başbaşa bırakıyorum. Tanrı sizi bereketlesin.
    “Rab’be şükredin, O’na yakarın, halklara duyurun yaptıklarını! O, antlaşmasını, bin kuşak için verdiği sözü, İbrahim ile yaptığı antlaşmayı, İshak için içtiği andı sonsuza dek anımsar.” (Mezmur 105: 1,8, 9)

    Sevgiyleeeeee

1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.