Re: Türkiye’de hristiyan olmak

#36496
Anonim
Pasif

Cansu kardeşim, insan gücünün tükendiğini hissettiği zaman üstelememeli. İnancından vazgeçmeden susabilir, kenara çekilebilir.

İnsanın kendisini zorlaması hiç bir halükarde iyi bir şey değildir. Zaten içsel zorlama insanın bir işi kendi nefsi gücüyle başarmaya çalıştığına işarettir, yaklaşık her zaman. Rab’be sığınan kendini zorlamaz… sadece zaafının farkındalığını kaybetmez, hep bilincinde bulundurur. Bu insanın zaafının bilincinde bulunmasının doğurduğu derin tevazu ise Tanrı’nın fiili yardımını hayatına davet eden başlıca koşuldur. Bu tevazu olmadan hiç bir esaslı şey başarılamaz hayatta. Bir anlığına başarılmış gibi görünebilir ama aslında dişle tırnakla yaşatılan bir şeydir… çeker gider neticede. İnsana zaman kaybettirip kendisini yıprattıktan sonra hem.

O eski Hristiyan şehitlerinin menkibelerinde anlatılanlar… o olağanüstü cesaret, hiç korkmadan dünyevi iktidara sahip zalimlere hesap sormalar, göz göre göre karşılık vermeden ölümü kabul etmeler, nice işkencelerden geçme gözüpekliğinden hiç taviz vermemeler vs… tüm bunlar öyle nefsi irade ve kendini zorlamayla başarılmış şeyler değildir kesinlikle. Hep Tanrı’nın Ruhu’nun bizzat hayatlarına dolup taşmışlığından olmuş mucizevi durumlardır. Bu gibilerinin naaşları bile Tanrı lütfu ile doludur. Ondandır ki zaten naaşlarından arta kalanların bugüne kadar şifa dağıttığına inanılır kadim Hristiyan geleneklerinde.

Bu nefsi iradenin ve azmin insana Ruh’ul Kudüs’ün estirdiği azimle karıştırılması sürüyle sorunlara yol açmıştır Hristiyanlık tarihinde ne yazık ki… hala da uğraştırmakta bir çok insanı. O engizisyon gaddarlıkları falan bu tür yanlış anlaşılmaların uçlara çekilmiş türlerindendir hep. Çok dikkat edilmesi gereken şeylerdir bunlar.

Tabi tüm bunların bunca dikkati, bu kadar hassas ve latif bir takdir gücünü gerektiren şeyler olmasının da bir İllahi hikmeti vardır ama: insanda hassasiyeti kemal derecesine ulaştırmak. Zira bu kadar derin bir hassasiyet olmadı mı insanda Tanrı’nın ebedi Kelam’ı da hayatında zuhur edemez. Tanrı’nın Ruh’u o kadar latiftir ki bayağılığın kırıntısı kalmış olsa bir kalpte… oraya yaklaşmaz.

Her tür zaafın itirafı ve tümden Tanrı’ya sığınış… Mesih müridliğinin tek yolu budur. Ve, dolayısıyla, tüm engelleri aşma gücü bulmanın da tek yolu budur. Tanrı’nın müdahale etmesi üzere ortadan çekilme yolu, yani.

Bu tür bir hayat yaklaşımı helal değişimin de tek yoludur… çünkü sadece kendi zaaflarının farkında olan biri başkalarına karşı yargılayıcılıktan da sıyrılır… ağırbaşlı, hoşgörülü, babacan, anacan, tatlı, güler yüzlü biri olur. Başkalarının zaaflarına karşı derin mi derin anlayışı olan birine dönüşür. Bütün yaradılışın kendisinde yargı ve disiplin talebi değil, tam tersine, teselli bulabileceği biri olur, sözün kısası. Tanrı’nın ‘Baba’lığını yansıtır günlük hayatında.

Esenlikler…