Türkiye’de hristiyan olmak

  • Bu konu 4 izleyen ve 4 yanıt içeriyor.
5 yazı görüntüleniyor - 1 ile 5 arası (toplam 5)
  • Yazar
    Yazılar
  • #27482
    Anonim
    Pasif

    Türkiye’de hristiyan olmak ateist olmaktan daha zordur. Tanrı’ya inanmadığınızı basitçe kabullenebilen bu toplum, İsa’yı takip eden kişileri neden anlamıyor diye soruyorum çoğu zaman? Türk olmak başkadır, hristian olmak başka; etnik kimlik başkadır, inanç başka!
    İnancımı rahatça yaşamak isterdim ama bunun şartı gizlilikse bu şartı baştan reddediyorum. Çevremdeki insanlarla İsa’nın beni nasıl bulduğu konusunda, hayatımda değişen şeyler hakkında konuşmaya başladığımda konu bir şekilde hiç değinmediğim noktalara hatta Muhammed’i övmelere kadar gidiyor. Çünkü İsa’nın sevilmesi şeytanı rahatsız ediyor ve onun sevgisini yayacak sözcükleri mühürlüyor!
    Ailenizin, arkadaşlarınızın tepkileri sabitleşiyor ve inancınız hakkındaki yargıları zamanla keskinleşiyor. Bu durumda sosyal hayatınızda büyük değişimler oluyor. İşte buna katlanmak mesele..
    Tanrı’yı yüceltmek için ne kadar üzüntüyü, stresi kaldırabileceğinizi kestirebilir misiniz? Dostalarınzla, akrabalarınızla aranızda kesin, keskin çizgilerin olmasına ne kadar katlanabilirsiniz? İsa Mesih diyor ki:Yeryüzüne barış getirmeye geldiğimi sanmayın! Ben barış değil kılıç getirmeye geldim. Çünkü ben oğulla babasının, kızla annesinin, gelinle kaynanasının arasına ayrılık koymaya geldim. İnsanın düşmanları, kendi ev halkı olacaktır.” (Matta 10; 34-36)

    “Ben dünyaya ateş atmaya geldim. Eğer şimdiden tutuşmuş ise daha ne isterim. Fakat benim vaftizleneceğim bir vaftizim var. Bu yerine gelinceye kadar nasıl da sıkılmaktayım! Dünyaya barış ve selamet getirmeye geldim mi sanıyorsunuz? Hayır, size ancak şunu söylerim; ben sizlere ayrılık getirmeye geldim
    bize yaşayacağımız zorlukları önceden bildiriyor. Vermemiz gereken duygusal savaş hakkında bizleri bilgilendiriyor. Ama bazen her şeye rağmen gücümüz tükeniyor… Bu durumda yapılabilecek en iyi şey nedir sizce?

    #36486
    Anonim
    Pasif
    MarthinLuther;21622 wrote:
    Aslında bunun nedeni basit.Cahillik.

    Bu cahillikde islamdan geliyor.İslam insanları cahilleştiriyor,okumayı engelliyor ve başka şeyleri öğrenmeye korkuyorlar.Bir müslümanla Kutsal Kitap hakkında değişmezliği hakkında konuşun.Hemen sizi susturmaya çalışır çünkü onlar Işık’tan korkar.Çünkü ışığa çıkarlarsa karanlıkta yaptıkları pis işler gün ışığına çıkar.İşte bundan korkuyorlar.

    Örneğin:Bir arkadaşa Kutsal Kitap değiştimi diye sordum.Evet dedi.İkinci olarak sordum “Tanrı kelamı değişirmi?” diye.Hayır dedi.Böyle devam etti ve muhabbetin en sonunda söylediği şey şu oldu.”Sus lan artık! Aklımı karıştırma”görüyorsunuzya.Nasılsa kimse islamiyeti araştırmadığı için yanlış yerlerini göremiyorlar ve birden bu yanlışları söyleyince donup kalıyorlar.Hristiyan’lığa laf atmak içinse bin bir türlü takla atıyorlar ancak hepsine teker teker cevap verdikçe artık benimle dinle ilgili konuşamıyorlar :).

    Kısacası tek sebep İslam.

    MarthinLuther, söylediklerinize içtenlikle katılıyorum, ancak bır değil birden fazla neden var bence. Bunlardan bir tanesi de Türkiyede doğmuş ve yaşayan bizler, çocukluğumuzdan bu yana hep başkaları için yaşamamız ögretildi ve bizler başkaları için yaşıyan insanlarız. Bu kıyafetı gıyersem bana ne derler,saçımı bu modelde kestırırsem insanlar bana güler,komşum bana darılır,patronum işten atar vesaire vesaire. bizler hep başkalarını hoşnut etmek için programlanmış robotlar gıbıyız bence. İşte bu inancımızıda etkılıyor, iman etmiş bir insan, ailesi, komşusu, patronu, arkadaşları ne der diye, dışlanırım, işten atılırım, tecrit edilirim kaygılarıyla diğer konularda olduğu gibi kendini ifade edememekte ve korkmaktadır. Çocukluğundan itibaren bu değer yargılarıyla yetişen toplumda kendisi gibi olmayanı, düşünmeyeni kabullenmeyerek dışlamaktadır. Öncelikle toplumsal deger yargılarının değiştirilmesi gerekmektedir bence. İnsan yüreğiyle bedeniyle özgür olmalıdırki başkalarını mahkum etmesin….selamlar esenlikler..

    #36493
    Anonim
    Pasif

    Ben ikinizi de haklı buluyorum. İşte sevgili poseidon, ben tecrit edilme korkusuyla susup oturmuyorum. Sadece bazen bu durum çok can sıkıcı boyutlara ulaşabiliyor. Durum böyle olduğu zaman ne yapmalı diyorum. Ama dediğin gibi anlayışa bağlıdır durum belki…

    #36496
    Anonim
    Pasif

    Cansu kardeşim, insan gücünün tükendiğini hissettiği zaman üstelememeli. İnancından vazgeçmeden susabilir, kenara çekilebilir.

    İnsanın kendisini zorlaması hiç bir halükarde iyi bir şey değildir. Zaten içsel zorlama insanın bir işi kendi nefsi gücüyle başarmaya çalıştığına işarettir, yaklaşık her zaman. Rab’be sığınan kendini zorlamaz… sadece zaafının farkındalığını kaybetmez, hep bilincinde bulundurur. Bu insanın zaafının bilincinde bulunmasının doğurduğu derin tevazu ise Tanrı’nın fiili yardımını hayatına davet eden başlıca koşuldur. Bu tevazu olmadan hiç bir esaslı şey başarılamaz hayatta. Bir anlığına başarılmış gibi görünebilir ama aslında dişle tırnakla yaşatılan bir şeydir… çeker gider neticede. İnsana zaman kaybettirip kendisini yıprattıktan sonra hem.

    O eski Hristiyan şehitlerinin menkibelerinde anlatılanlar… o olağanüstü cesaret, hiç korkmadan dünyevi iktidara sahip zalimlere hesap sormalar, göz göre göre karşılık vermeden ölümü kabul etmeler, nice işkencelerden geçme gözüpekliğinden hiç taviz vermemeler vs… tüm bunlar öyle nefsi irade ve kendini zorlamayla başarılmış şeyler değildir kesinlikle. Hep Tanrı’nın Ruhu’nun bizzat hayatlarına dolup taşmışlığından olmuş mucizevi durumlardır. Bu gibilerinin naaşları bile Tanrı lütfu ile doludur. Ondandır ki zaten naaşlarından arta kalanların bugüne kadar şifa dağıttığına inanılır kadim Hristiyan geleneklerinde.

    Bu nefsi iradenin ve azmin insana Ruh’ul Kudüs’ün estirdiği azimle karıştırılması sürüyle sorunlara yol açmıştır Hristiyanlık tarihinde ne yazık ki… hala da uğraştırmakta bir çok insanı. O engizisyon gaddarlıkları falan bu tür yanlış anlaşılmaların uçlara çekilmiş türlerindendir hep. Çok dikkat edilmesi gereken şeylerdir bunlar.

    Tabi tüm bunların bunca dikkati, bu kadar hassas ve latif bir takdir gücünü gerektiren şeyler olmasının da bir İllahi hikmeti vardır ama: insanda hassasiyeti kemal derecesine ulaştırmak. Zira bu kadar derin bir hassasiyet olmadı mı insanda Tanrı’nın ebedi Kelam’ı da hayatında zuhur edemez. Tanrı’nın Ruh’u o kadar latiftir ki bayağılığın kırıntısı kalmış olsa bir kalpte… oraya yaklaşmaz.

    Her tür zaafın itirafı ve tümden Tanrı’ya sığınış… Mesih müridliğinin tek yolu budur. Ve, dolayısıyla, tüm engelleri aşma gücü bulmanın da tek yolu budur. Tanrı’nın müdahale etmesi üzere ortadan çekilme yolu, yani.

    Bu tür bir hayat yaklaşımı helal değişimin de tek yoludur… çünkü sadece kendi zaaflarının farkında olan biri başkalarına karşı yargılayıcılıktan da sıyrılır… ağırbaşlı, hoşgörülü, babacan, anacan, tatlı, güler yüzlü biri olur. Başkalarının zaaflarına karşı derin mi derin anlayışı olan birine dönüşür. Bütün yaradılışın kendisinde yargı ve disiplin talebi değil, tam tersine, teselli bulabileceği biri olur, sözün kısası. Tanrı’nın ‘Baba’lığını yansıtır günlük hayatında.

    Esenlikler…

    #36498
    Anonim
    Pasif

    Cansu Kardeşim.
    Diyorsun ki:

    “Muhammed’i övmelere kadar gidiyor. Çünkü İsa’nın sevilmesi şeytanı rahatsız ediyor ve onun sevgisini yayacak sözcükleri mühürlüyor!”

    Sevgili Cansu seninkiler bari sadece övüyorlar,benimkiler ise (bazı çarşı esnafı) beni gördükleri an,Ramazan ayının onlara verdiği ilham ile
    yüksek sesle bana karşı Arapça dualar ediyorlar,daha dün neden beni görünce Arapça dua etmek zorunda hissediyorsunuz kendinizi diye sorduğumda..! gerçek cevabı istemeyerek de olsa kutsal Ruh onların ağızlarından döktürdü.
    “Sana karşı güçlenmek için” mutaf dediler.
    Bende sordum..?.. Kendinizi çok mu güçsüz hissediyorsunuz… bana karşı diye :)
    gülüp yoluma devam ettim.

    Sevgili Cansu
    Türkiye’de elit sınıftan bir Hristiyan isen problem yok..zaten sokakla işin olmaz
    Türkiye’de, Kilise eşrafından bir Hristiyan isen bu insanları sadece çarşı pazar alışveriş yaparken görürsün, herhangi bir sıkıntı yaşamazsın.

    Ama bu insanların arasında gündelik ekmeğini kazanmaya çalışan bir emekçi isen vay haline yandı gülüm keten helva.
    sana karşı hoşgörü ile yaklaşanların olduğu gibi bütün gün seni yenmenin hesabını yapan insanlarla da uğraşmak zorunda kalıyorsun.

    Yaşadığım muhitte yıllardır tanıdığım bir arkadaş var ve ablası kırk yaşlarında, elli yaşlarında bir Alman ile evlendi bizim milliyetçi muhafazakar arkadaşımız “Doç” eniştesini alıp gerine,
    gerine bütün semtte geziyor, hatta semtimizin kahvesine bile getiriyor.
    Rab korusun eğer ablasını bir Türk Hristiyan isteseydi eminim ki mahallede adamı satırla kovalarlardı vatan hainine kız yok diyede nara atarak :).

    Yıl 1999 beraber büyüdüğüm dayımın oğlu Polis memuru Hakkari’de uzanmış karların içine yemiş kurşunu sırtından. Aldık İzmir hava limanından geldik semtin camisine,biz güney doğu kökenliyiz,koptu bir velvele tut ki tuta sın dokuz tane teyzem,bir o kadar dayım tüm sülale ağıtlar,hoyratlar,yer gök inliyor anam desen aslan gibi yeğenini kaybetmiş başı benim omzumda teselli etmeye çalışıyorum ve namaz vakti anam yalvaran gözlerle beni camiye davet ediyor.
    Anne ben Mesih’iyim, ben kendi inancıma göre dua edeceğim diyorum ve Annemın omuzları çöküyor,oradaki insanlardan utanıyor,
    Annemin yüzlerce insan arasındaki ezikliği içimi acıtıyor.
    Ben cami bahçesinden çıkıp karşı kaldırımda bekliyorum.
    İşte böyle bir şeyler Türk Hristiyan’ı olmak Cansu kardeşim.

    Boşuna mı dedi Rab “Ben oğul ile babanın arasına ayrılık getirdim” diye,
    Ama Müslümanların bazıları hep savaş psikolojisi ile yaşadıkları için ayetteki o inceliği algılayamıyorlar.

    Cansu’dan alıntı;
    “Ama bazen her şeye rağmen gücümüz tükeniyor… Bu durumda yapılabilecek en iyi şey nedir sizce?

    Bu gibi durumlarda benim yaptığımı yap kardeşim.

    ” Böylece,belinizi gerçekle kuşatmış,göğsünüze doğruluk zırhını takmış ve ayaklarınıza esenlik müjdesi’ni yayma hazırlığını giymiş olarak yerinizde durun.Bunların hepsine ek olarak,Şeytan’ın bütün ateşli oklarını söndürebileceginiz iman kalkanını alın.kurtuluş miğferini ve Ruh’un kılıcını,yaniTanrı sözünü alın.”
    Efesliler.6:14-17
    Esenlikle kal.

5 yazı görüntüleniyor - 1 ile 5 arası (toplam 5)
  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.